Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Sevmek Zamanı – Film İnceleme – Psikolektif + – Sayı 28

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Film Künyesi

Vizyon tarihi: 1966

Tür: Dram/Romantik/Melodram

Yapım: Türkiye

Süre: 84 dakika

Imdb Puanı: 7.9

Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Fadıl Garan

Yönetmen: Metin Erksan

‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’

Halil, ev ve duvar boyayan bir boya ustasıdır. İşi gereği adada birçok konağı boyamaktadır. Bir gün bir konağı boyarken Halil, Meral’in resmini görür ve o an resmine aşık olur. Aylarca Meral’in resmini izlemeye devam eder; ta ki bir gün, resmin sahibini karşısında gördüğünde her şey değişecektir.

Filme Halil’in gizlice bir konağa girip Meral’in fotoğrafını izlediği sahneyle başlamaktayız. Halil’in, Meral’in fotoğrafına bakarken sanki dünyadan kopmuş olduğu görülmektedir. Bu durumun ilk örneğini Meral’in hafta sonu için konağa arkadaşlarıyla geldiğinde görmekteyiz. Halil, fotoğrafı izlemek için gittiği konakta Meral’in geldiğini fark etmemektedir. Halil, Meral’i fark etmesi fotoğrafla kurduğu hayal dünyasından kopmasına ve gerçeklik kaygısıyla yüzleşmesine neden olmaktadır. Halil’in Meral’in fotoğrafına dalıp gittiği birçok sahne karşımıza çıkmaktadır. Meral’in Mustafa ustayla konuşmalarında ise neredeyse bir yıldır fotoğrafı izlemeye gittiğini öğrenmekteyiz. Halil’in aşkın kırılganlığından, karşılıklılığından, yükünden ve değişim korkusundan kaçmak için aşkını bir fotoğrafın hareketsizliğine yönelttiği görülmektedir. Orada “ideal Meral’i” değil, kendi arzusunun güvenli, bozulmaz, reddetmez yankısını bulmaktadır. Halil, “gerçek kadın” Meral’e değil, onun imgesine bağlanmaktadır. Bu durumun Freud’un “arzu nesnesini güvenli bir uzaklıkta tutma” mekanizmasıyla uyumlu olduğu görülmektedir. Halil için Meral, kaybetme, reddedilme, karşılaşma kaygısı doğmasına sebep olmaktadır. Ancak fotoğrafı yani imgeyi sakin, sabit, tehdit etmeyen bir liman olarak görmektedir. Halil’in bir yıl boyunca fotoğrafa gitmesi, bir ritüeldir; her ziyaretinde hem sevgisi artmakta hem de kaygısı azalmaktadır. Bu, klasik obsesif tekrarlar gibi değil; arzu nesnesiyle kontrollü temas şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Halil’in yaşadığı bu durum savunma mekanizmalarından idealizasyona yönlendirmektedir. Freud’a göre idealizasyon, sevgi nesnesinin özelliklerinin abartılarak yüceltilmesi, olduğundan daha değerli, daha kusursuz ve daha güçlü görülmesi sürecidir. Bu, kişinin dışarıdaki bir nesneye (bir insana, bir fikre, bir lidere, bir aşka) kendi içindeki mükemmellik arzusunu yansıtmasıdır. Meral’in merakına yenik düşüp Halil’i araması ve Mustafa ustayla konuşması sırasında Halil’in fotoğrafa aşık olduğunu duyması Meral için yalnızca şaşırtıcı değil, benliğinin merkezine dokunan bir sarsıntı olarak görülmektedir. Tam da bu nedenle Halil’in her reddedişi Meral’de yalnızca kırgınlık yaratmaz; aynı zamanda kendi varoluş değerinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durum Meral’i Halil’den uzaklaştırmak yerine ona daha çok yaklaştırmaktadır. Çünkü Meral, Halil’in kalbinde açılan boşluğu doldurmak ve fotoğrafın temsil ettiği idealden daha “gerçek” bir yer talep etmek istemektedir. Halil’in Meral’i sevmesine rağmen “Ben senin resmine aşığım” cümlesi bizleri inkar savunma mekanizmasına yönlendirmektedir. Freud’a göre inkâr, kişinin dış gerçekliğin acı verici, tehdit edici ya da kabul edilmesi zor bir yönünü bilinçdışı düzeyde reddetmesi, “yokmuş gibi” davranmasıdır. İnkârda kişi, gerçeğin bir kısmını biliyor olsa bile onu duygusal olarak kabul etmez ve böylece kaygıyı uzak tutar. Halil’in sevememe nedeni sevgiden kaçması değil, terk edilme ihtimalinin onda yarattığı kaygıdan kaynaklanmaktadır. Birbirlerinden ayrı geçirdikleri süre zarfında Halil, ustasının rehberliği sayesinde, yıllardır içine gömdüğü korkuya bakmak zorunda kalmaktadır. Bu, onun imgeye sığınma refleksini kıran kritik bir an olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak Meral’i bulması yine aynı korkuları yaşayıp bırakmasına neden olacaktır. Halil’in film boyunca buna benzer yaşadığı durumlar ise bizleri karşıt tepki savunma mekanizmasına yönlendirmektedir. Karşıt tepki savunma mekanizması, bir kişinin bilinçdışı olarak kabul edemediği, hoşlanmadığı ya da kabul etmekte zorlandığı dürtüleri veya duyguları, bunların tam tersi şekilde davranarak bastırmasıdır. Yani kişi, içten içe hissettiği şeyin tersini dışa vurur. Bu mekanizma, kişinin kaygısını azaltmak ve sosyal normlara uymak için bir tür psikolojik denge sağlar. Meral’in evleneceğini öğrenen Halil’in gelinlik giymiş bir cansız manken alarak Meral’in resmiyle birlikte sandala binip göle açıldığını görmekteyiz. Halil’in fotoğraf ve manken üzerinden Meral’e olan sevgisini ve korkularını dışa vurması, arzularını dolaylı yoldan yaşaması yansıtma mekanizması olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi duygularını doğrudan Meral’e ifade etmek yerine, nesneler üzerinden deneyimlemeye çalışmaktadır. Meral her şeye rağmen düğünü terk edip Halil’in yanına gelmektedir. Halil’in Meral’in sandala binmesine izin vermesiyle Meral’in mankeni ve fotoğrafı göle bırakması ise güçlü bir metafor olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu eylemler, Halil’in artık gerçeği, Meral’in canlı varlığını kabullenmeye hazır olduğunu göstermektedir. Böylece Halil’in yıllardır içine sakladığı korkular çözülür ve yerlerini sonunda hayatın akışına teslim eder; çünkü artık sevmenin yük değil, yaşamanın ta kendisi olduğunu görmektedir.

“Filme ilişkin izlenimlerim”

Sevmek Zamanı imgesel anlatısıyla ve bakış açısıyla bizleri yeniden düşünmeye davet ediyor. Fotoğraf karesini andıran çekimler, siyah beyazın zamansız dokusuyla birleşince filme yalnızca nostalji değil, adeta zamanın dışına taşan bir ruh kazandırıyor. Oyuncuların mükemmel uyumu da bu atmosfere eklenince, muazzam bir yapım karşımıza çıkıyor. Şimdiden keyifli seyirler…

Ozan ATAMIŞ

Psikolojik Danışman