Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Saç Örgüsü – Kitap İnceleme – Psikolektif + – Sayı 28

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Kitap Künyesi

Yazar Adı: Laetitia COLOMBANI

Yayınevi: Yan Pasaj

Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2021

Sayfa Sayısı: 183

‘’Yazı spoiler içermektedir.’’

‘’Küvetin dibinde bir örümcek vardı. Kanalizasyon borularından yukarı tırmanmış ve burada, bu emaye küvetin içinde, hiçbir çıkışı bulunmayan bu bembeyaz sonsuzlukta hapsolmuştu. İlk başta kurtulmaya çabalamış, küvetin soğuk duvarına tırmanmaya çalışmış, ancak cılız bacaklarıyla yüzeye tutunmayı başaramayıp kayarak aşağı yuvarlanmış olmalıydı. Şimdi nihayet savaşmanın gereksiz olduğunu anlamıştı ve küvetin dibinde kıpırdamadan durarak başına gelecekleri veya başka bir çıkış yolunu bekliyordu. Ama hangisini?’’

Saç Örgüsü üç farklı kadının yaşam savaşını gözler önüne sererek bu farklı yaşamları adeta bir hayat örgüsü olarak bizlere sunmaktadır. Hayat örgüsünün ilk kahramanı kast sisteminin en alt tabakasında doğan ve bir Dalit olan Smita’dır. Smita’nın iç dünyasında bastırılmış öfke ve çaresizlik vardır. Smita her sabah hasır örgüsü ile evden erken çıkıp kast sistemin üstünde yer alan bireylerin temizlik işlerini yapmaktadır. Ataları da aynı işi yıllarca yapmıştır. Smita da bu durumu kabullenmiş ve bu durumdan kurtuluşun olmayacağına inanmıştır. Bu durum Martin Seligman tarafından geliştirilen öğrenilmiş çaresizlik kavramına örnek teşkil etmektedir. Smita toplumun ‘’sen değersizsin’’ mesajını içselleştirmektedir. Kızı Lalita’nın kendisi gibi bir yaşam sürmesini istemeyen Smita’nın içsel direnişi başlamış ve kızının geleceği için yaşadıkları toplumdan kaçarak bir arayışa girmiştir. Carol Gilligan’ın Bakım Etiği Kuramı açısından bakıldığında Smita’nın kızı Lalita’ya duyduğu sevgi onu eyleme geçirmektedir. Bu eylem Smita’nın ilişkisel benliğinin (bakım verme, empati kurma, başkalarının ihtiyaçlarını gözetme ve ilişkileri sürdürme gibi süreçler) dayanıklılığını ortaya koymaktadır. Öte yandan Smita’nın kızı Lalita için aldığı bu risk Albert Bandura’nın öz yeterlik (bireyin bir işi başarma kapasitesine dair kendi inancı) kavramı ile ele alınabilmektedir. Smita kızı için eyleme geçmekte ve başarılı olmaktadır. Yaşadığı sistemsel baskı onu kimliğini sorgulamaya itmektedir. Bastırdığı düşünceleri gün yüzüne çıkmakta ve varoluşsal sorgulama yapmaktadır. Kendi yaşadıklarına başkaldırmakta ve kızının yaşamında kendisi için de yeni bir yaşam idealize etmektedir. Yeni bir yaşam inşa etmek amacıyla yüce bir mücadele veren Smita ve kızı Lalita kendi hayat örgülerini tamamlamakta ve toplumsal örgünün tamamlanabilmesi amacıyla saçlarını anlatının diğer kahramanı Giulia’ya farkında olmadan ulaştırmaktadırlar.

Giulia, babasına bağlı (itaatkâr persona-bireyin başkalarını memnun etmek, onay almak veya çatışmadan kaçmak için geliştirdiği uyumlu, boyun eğen, kendi ihtiyaçlarını geri plana atan kişilik maskesi) ve onun iş yerinde çalışmaktadır. Ailesi yıllardır peruk ve postiş yapmaktadır. Giulia’nın babasına duyduğu yakınlık ve babasının ölümünden sonra annesini karşısına alarak işin başına geçmesi Carl Gustav Jung’un Elektra Kompleksi’ne örnek olmaktadır. Giulia işlerin başına geçtikten sonra toplumda yer alan kalıplaşmış çarpıtmalara maruz kalmaktadır. Aaron T. Beck’in Bilişsel Terapi Kuramı açısından bakıldığında Giulia’nın ‘’kadınlar yönetici olamaz’’ şeklinde bir bilişsel çarpıtması vardır. Ancak işlerin tamamına hâkim olup şirketi iflastan kurtarmayı başardığında bu çarpıtmayı sorgulamakta ve zamanla bilişsel yeniden yapılandırma yaşamaktadır. Giulia, tüm bu süreçlerde Kamal adında biriyle tanışmakta ve onunla yakın bir ilişki içerisine girmektedir. Bu ilişki Carl Rogers’ın Hümanist Terapi Kuramında yer alan iyileştirici ilişkinin kendisidir. Kamal bir terapist edasıyla Giulia ile insani bir bağ kurmakta ve onun kendini keşfetme sürecine destek olmaktadır. Nancy Chodorow’un Annelik ve Kimlik Gelişimi Kuramı açısından bakıldığında Giulia ilişkisel kadın kimliğini (Kamal ile ilişkisi) reddetmeden özerkliğe (işleri yeniden düzeltmesi ve başarılı olması) kavuşmaktadır. Giulia’nın başarısı ve özerkliğe ulaşması, ‘’kadınlar belirli bir düzeye kadar çıkabilir ama daha yukarı çıkamazlar’’ düşüncesini açıklamak için kullanılan ve Feminist Psikoloji kavramlarından biri olan Cam Tavan Sendromuna atılan etkili bir taş olmaktadır. Cam kırılmakta ve tavan aşılmaktadır. Giulia hayat örgüsünü tamamlamakta ve toplumsal örgünün tamamlanabilmesi amacıyla son örgüye ulaşmak için farkında olmadan anlatının son kahramanı Sarah’a ulaşmaktadır.

Sarah başarılı bir avukat ve kendi ayakları üstünde özgürce duran ideal kadın mitini örneklendirmektedir. Sandra Bem’in Toplumsal Cinsiyet Şeması Kuramı açısından bakıldığında Sarah, maskülen özellikleri (rekabet, kontrol) benimsemiş bir “androjen” kadındır. Sarah, başarıya karşı saplantılı bir tutum sergilemektedir. Bu durum Alfred Adler’in aşağılık kompleksi açısından ele alınabilmektedir. Sarah gücü, değersizlik duygusunu (kadın olmak-toplumun bilişsel çarpıtması) bastırmanın aracı olarak kullanmaktadır. Sarah ‘’kusursuz olmazsam değersizim’’ şeklinde bir bilişsel çarpıtmaya sahiptir. Kanser olduğunu öğrendiğinde düşünsel dünyası yıkılmakta ve varoluşsal kriz yaşamaktadır. Sarah yaşadığı bu zorlu süreçte bilişsel yapısını yeniden yapılandırmakta ve ‘’olduğum halimle değerliyim’’ düşüncesinin temellerini atmaktadır. Sarah yaşadığı bu zorlu süreçlerin sonunda kendi değerleri, seçimleri ve içsel gerçeğiyle uyumlu bir sürece girmektedir. Irvin Yalom tarafından geliştirilen Otantik Yaşam (kişinin kendi gerçek değerleri, duyguları, inançları ve ihtiyaçları doğrultusunda yaşaması) kavramı Sarah’ın yaşadığı sürece karşılık gelmektedir. Sarah hayat örgüsünü tamamlamakta ve toplumsal örgünün tamamlanabilmesi amacıyla farkında olmadan örgüyü Giulia’ya iletmektedir. Giulia farklı yaşantıların izini taşıyan hayat örgülerini ustalıkla örmekte ve toplumsal örgünün bu değer ışığında yaşam bulabilmesi amacıyla kendi kişiliğinde tüm kadınların mücadelesini sürdürmektedir.

‘’Kitaba İlişkin İzlenimlerim’’

Yaşamın çok yüzlülüğünün barındırdığı olasılıklar sonsuzdur. Bu sonsuzluğun yalnız üç yönüne şahit olduğumuz anlatı bizlere diğer olasılıklar için ışık olmaktadır. Saç Örgüsü, hayat örgüsüne dair derinlikli gözlemler içermektedir. Hayatını rengârenk örebilenlere…

Muhammed ÖZKAN

Psikolojik Danışman