Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Açtığı Yaraları İyileştirmek – Kitap İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 29

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Yazar Adı: Lindsay Gibson

Yayınevi: Sola Unitas

Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2021

Sayfa Sayısı: 272

Dr. Lindsay Gibson; ilişkilerde özerkliği ve sınırları önemseyen bir terapist: Özellikle de kök aile ile ilişkilerde. Bu bağlamda kitap hem beliren yetişkinlik hem de yetişkinlik dönemindeki bireyler için faydalı bir okuma olacaktır. Araştırmalar; evli bireylerde kök aileden özerkleşmenin evlilik doyumunu yordadığını ifade etmektedir (Öselemiş ve Türkdoğan, 2024). Ayrıca araştırmada kök aile işlevselliğinin aileden bağımsızlaşmayı olumlu etkilediğini ve bu aracılıkla evlilik doyumun katkı sağladığı belirtilmektedir. İlgili araştırma bağlamında düşünüldüğünde aileden aldığımız yaraları iyileştirmenin ve sınırları iyi belirlemenin önemi aşikardır.

Olgunlaşmamış ebeveynler, yakınlarındaki hemen hiç kimseyle doyum verici bir ilişki sürememektedirler. Öte yandan bu ebeveynlerin iş yeri gibi farklı ortamlarda gerçek bir yetişkin gibi davrandıkları fark edilmektedir. Kendi performans alanlarında oldukça başarılı olabilen bu yetişkinler; konu yakın ilişkilere gelince yetersiz kalmaktadırlar. Bu tür ebeveynler yaşamlarındaki farklı alanları dengelemekte problem yaşayan ebeveynlerdir.

Olgunlaşmamış ebeveynleri sevmek zordur. Çünkü; sevgi, davranışlarla sergilendiğinde ve alınıp verilebilir bir çehreye büründüğünde ürün veren bir süreçtir. Oysa bu ebeveynleri sevmek, sizlerin yakınlaşma çabalarına mükemmel bir eş zamanlılıkla sizden uzaklaşarak karşılık veren biriyle dans etmek gibidir. Bu uzaklaşma-yakınlaşma döngüsü; duygu odaklı terapide sıkça partnerler arasında var olduğu belirtilen “Kaçan kovalanır” döngüsünün öncülüdür. Kök ailesinde tipik olarak kovalamayı öğrenmiş bir yetişkin evlat, kendi ilişkisinde de fark etmeden bu rolü benimsemektedir. Bilinmelidir ki sevgi sadece bakmak ve dinlemekten daha fazlasını gerektirmektedir; tipik olarak kovalayanlar bu salt gerçeği deneyimlemediklerinden fazlaca beklenti geliştirmeye yatkındırlar.

Olgunlaşmamış ebeveynlerin bir diğer ayırıcı özelliği duygusal açıdan karşısındakileri kontrol etmeye yatkın olmalarıdır. Kendi duygularını ve hayal kırıklıklarını kontrol etmekte zorlandıkları için diğerlerinden kendilerini daha iyi hissettirmelerini beklemektedirler. Bazıları bu beklentiyi içselleştirerek bazıları ise dışsallaştırarak yapmakta ve ikisi de oldukça can sıkıcı olabilmektedir. Yazar bu ebeveynleri; duygusal, hırslı, pasif ve reddedici olarak dört sınıfta incelemektedir. Çocuklarında uyandırdıkları ortak duygu suçluluk ve utançtır. Çünkü ebeveynleri yüksek ihtimalle ilişkilenme çabalarına evlatlarının kendilerini suçlayacaklarına ilişkin önyargılarla karşılık vermektedirler. Unutmayın, iyi bir ilişki için etkili iletişim gerekmektedir ve bu iletişim sadece iki taraf da iletişimi sürdürmeye istekli olduğunda gerçekleşmektedir. Bu anlaşılmadığında ebeveynlerle ilişkiler bazen dilenci ve hırsızın ilişkisine benzeyebilmektedir.

Çözümler neler olabilir? Öncelikle acının içerisinde kalabilme kapasitesini geliştirmek gerekmektedir. Yaşamımızda bir sorun olduğunda alacağı olumsuz tepkileri kestirmesine rağmen ebeveynlerine danışmaktan geri durmayan birçok yetişkin vardır. Bekleyin. Sormak istiyorsanız da beklentilerinizi minimumda tutun ve yaşamınızdaki diğerlerinden de destek alın. En iyi çözüm uygun bir mesafede kalmaktadır. Ebeveynlerle bir sorun yaşandığında mesafeyi koruyarak durumu analiz etmek, bir plan kurmak ve reddetmeyi öğrenmek önemlidir. Reddedememek; genellikle reddedilme şemasının bizde bol miktarda bulunmasından ileri gelmektedir. Yani reddedilmemek için herkesi memnun etme yönünde eğitimliyizdir.

Ebeveynlerin yanında yaşanan dissosiyasyondan veya acele eder gibi bir duygudan kurtulmak gerekmektedir. Siz de oradasınız ve kendi kararlarınızı ifade edebilirsiniz ve kimseyi ikna etmek zorunda da değilsiniz. Örneğin iş değiştirmekle ilgili yeni bir karar aldınız ve ailenize açıklayacaksınız: “Benim için iyi bir karar mı değil mi bilemiyorum, elimden gelenin en iyisini yapacağım” demeniz yeterlidir. Deneyin ve yeni becerilerinizi kişiliğinize entegre edin ki konfor alanınız haline gelsin. Ancak konfor alanından çıkmadan bu becerileri edinemezsiniz. Onlar istedikleri cevabı vermekte yine özgürler, bunu da değerlendirin. Herkes istediği gibi hissetme hakkına sahiptir, kabul etmek iyi olur. Bir başka çözüm yöntemi olarak kitapta sohbeti yönetenin siz olmanızın dinleyen olmaktan daha çok yarar sağlayacağı belirtilmektedir. Söz hakkına sahip olmak sizi suçlayıcı, kurban, kurtarıcı üçgeninden kurtaracaktır. Ebeveynlerinizi suçlamak sizi masum yapmaz, bir kurtarıcıya da ihtiyacınız yoktur.

Kitaba İlişkin Kişisel İzlenimlerim

Kitabı sevdim. Terapötik anlamda danışanlarıma önerebileceğim bir kitap olarak değerlendiriyorum. Öz-terapi anlamında da deneyimlerimle birleştirdiğim noktalar oldu. İyileşmek bir yolculuk ve bu yolculukta kahraman her birimiziz. Rollerimiz farklılaşıyor gibi görünse de çağdaş bireyler olarak benzer süreçler yaşadığımızı düşünüyorum. Ayrıca kök ailemizden bağımsızlaşmadan kendi ailemizi kurmakta zorlanabiliriz. Kitabı seçerken temel noktam bu kısım oldu. Evlilik hayatı üzerinden de incelenebileceğini düşünüyorum o nedenle. Önerimdir, iyi okumalar dilerim!

Elif GÖK

Uzman Psikolojik Danışman