Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Enemy – Film İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 29

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakikadır.

Film Künyesi

Vizyon Tarihi: 2014

Türü: Gerilim, Gizem

Yapım: Kanada, Fransa, İspanya

Süre: 91 Dk.

Imdb Puanı: 6.9

Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Melanie Laurent, Sarah Gadon

Yönetmen: Denis Villeneuve

Film, tarih profesörü olan Adam Bell’in bir gün izlediği filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir oyuncu fark etmesiyle başlar. Bu gizemli benzerliğin peşine düşen Adam, Anthony adlı bu adamla tanışır. İkili arasındaki tuhaf bağ giderek daha karmaşık ve rahatsız edici bir hâl alır. Gerçeklik, kimlik ve bilinçaltı temaları etrafında ilerleyen hikâye, izleyiciyi sembollerle dolu karanlık bir yolculuğa çıkaracaktır.

“Kaos, henüz deşifre edilmemiş bir düzendir.””

 “Yazı spoiler içermektedir.”

Denis Villeneuve’ün sinematografik dehasıyla şekillenen Enemy, izleyiciyi tekinsiz bir Toronto atmosferine davet ederken aslında çok daha karanlık bir yere; insan zihninin derinliklerine götürmektedir. Film, sıradan bir profesörün kendi kopyasıyla karşılaşmasını konu alan bir gerilim gibi başlasa da aslında sadakat, ihanet ve bastırılmış arzular üzerine inşa edilmiş bir psikolojik metafordur. Hikaye, monoton bir hayat süren tarih profesörü Adam Bell’in, izlediği bir filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir yardımcı oyuncuyu fark etmesiyle tetiklenir. Adam, gizemli benzeri Anthony Claire’in peşine düştüğünde, sadece fiziksel bir ikizle değil, karakterinin tam zıttı olan “öteki benliğiyle” karşılaşır. Adam ne kadar çekingen ve pasifse, Anthony o kadar saldırgan, özgüvenli ve dürtüseldir.

Psikolojik açıdan baktığımızda, karşımızda iki farklı insan değil, tek bir zihnin ikiye bölünmüş hali vardır. Carl Jung’un terminolojisiyle; Adam toplumun beklediği uyumlu Persona’yı, Anthony ise bireyin karanlıkta bıraktığı, cinsellik ve güç tutkusuyla örülü Gölge’yi temsil eder. Film boyunca Adam’ın derslerinde vurguladığı “diktatörlük” ve “kontrol” temaları, aslında karakterin kendi iç dünyasındaki tiranlığın yansımasıdır. Adam/Anthony, kendi arzuları üzerinde kontrol kurmaya çalıştıkça, bastırdığı her duygu bir “öteki” olarak karşısına çıkmaktadır.

Filmin en sarsıcı ve sembolik ögesi olan dev örümcekler, ana karakterin kadınlarla olan sancılı ilişkisini simgelemektedir. Örümcek, hem avını ağına hapseden bir avcı hem de anne veya eş figürünün boğucu kontrolüdür. Anthony’nin kaçamakları ve Adam’ın suçluluk duygusu, onları çevreleyen bu ağın birer parçasıdır. Gökyüzünde beliren devasa örümcek, karakterin şehre ve hayatına yayılmış olan o kaçınılamaz vicdan azabını ve bağlılık korkusunu temsil etmektedir.

Villeneuve, bu psikolojik savaşı sadece senaryoyla değil, izleyicinin ilgisini çeken görsel bir dille de anlatmaktadır. Film boyunca hakim olan boğucu sarı ve sepya tonlar, Toronto’yu modern bir şehirden ziyade, karakterin zihnindeki hastalıklı ve kirli bir labirente dönüştürür. Bu renk seçimi, izleyicide sürekli bir zehirlenmişlik ve çürüme hissi uyandırarak, Adam’ın iç dünyasındaki huzursuzluğu somutlaştırmaktadır. Kameranın yüksek binalar arasındaki ağır ve tekinsiz süzülüşü, seyirciye sanki dev bir örümceğin ağında dolaşıyormuş hissi verir. Dar açılar, aynalardaki kırılmalar ve Anthony ile Adam’ın aynı karede olduğu anlardaki gerilimli sessizlik, kimliğin parçalanmışlığını gözler önüne sermektedir.

“Önemli olan şudur: Bu bir modeldir ve tarih boyunca kendini tekrarlar. Bütün büyük diktatörlüklerin tek bir stratejisi vardır: Popülasyonu susturmak, basını kontrol altına almak ve bireysel ifadeyi yok etmek. Bunu eğitimle, eğlenceyle ya da korkuyla yaparlar.”

Filme İlişkin İzlenimlerim

Filmin çarpıcı finali, insanın doğasından kaçamayacağının en sert kanıtıdır. Anthony (Gölge) öldüğünde, Adam’ın bu karanlık taraftan kurtulduğunu düşünürüz. Ancak eline geçen o gizemli anahtar ve gelen yeni bir davet, döngünün yeniden başladığını gösterir. Adam dersinde ne demişti? “Tarih kendini iki kez tekrar eder; ilkinde trajedi, ikincisinde ise komedi olarak.” Sonuç olarak Enemy, bizi şu soruyla baş başa bırakır: Kaçtığımız şey dışarıdaki bir düşman mı, yoksa aynadaki yansımamızın ta kendisi mi? İyi Seyirler.

          Ahmet YAŞAR

Psikolojik Danışman