Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Hamnet – Kitap İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 29

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Kitap Künyesi

Yazar Adı: Maggie O’Farrell

Yayınevi: Domingo Yayınevi

Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2026

Sayfa Sayısı: 293

‘’Yazı spoiler içermektedir.’’

Maggie O’Farrell’ın Hamnet adlı romanı, Shakespeare ve karısı Agnes’ın, 11 yaşındaki oğulları Hamnet’ın ani ölümü sonrasında yaşadıkları kaybı ve yas sürecini konu edinmektedir. Roman, bir çocuğun hastalanmasıyla başlayan süreci ailenin geçmişiyle iç içe geçerek anlatmaktadır. Bireysel yasın, aile ilişkileri ve duygusal yakınlık üzerindeki etkileri, tarihsel bir arka plan içinde ele alınmaktadır.

Romanın merkezinde yer alan Agnes’ın karakteri erken çocukluk deneyimlerinin yetişkinlikteki davranış kalıplarını nasıl şekillendirdiğini güçlü biçimde göstermektedir. Küçük yaşta annesini kaybetmiş olması ve öfkeli, eleştirel bir üvey anneyle büyümesi, onda sürekli tetikte olma ve hızlı hareket etme eğilimi geliştirmiştir. Büyüdüğü evde kendini istenmeyen ve değersiz biri olarak hissetmiş olması, aidiyet duygusunu köreltmiş, o evin kurtulması gereken bir yer olduğunu düşündürtmüştür. Çocukluk döneminde kardeşine karşı üstlendiği “koruyucu çocuk” rolü, ilerleyen yıllarda hem annelikte aşırı korumacılık hem de kendini suçlama eğilimi olarak ortaya çıkabilmektedir.

Hamnet’ın ölümü sonrasında Agnes’ın yaşadığı yas süreci, travmatik yasın özelliklerini taşımaktadır. Olayın farklı bir şekilde gelişebileceğine dair karşıt düşünceler, yani “Eve erken gitmiş olsaydım belki de olayların gidişatını değiştirebilirdim” türünden zihinsel tekrarlar, suçluluk ve kendini sorumlu tutma duygularını beslemektedir. Yas literatürü, ebeveynlerin çocuk kaybı sonrasında yoğun suçluluk ve kontrol yanılsaması yaşamakta olduklarını göstermektedir. Bu, kaybın rastlantısallığını kabul etmenin yarattığı çaresizlikle baş etme çabası olarak değerlendirilmektedir.

Agnes’in yasının bir diğer boyutu, sessizlik ve içe çekilmedir. Acısını dramatize etmek yerine ağır, içe dönük bir şekilde yaşamaktadır. Aynı zamanda diğer çocuklarına yönelik koruma içgüdüsü belirgin biçimde artmaktadır. Travma sonrasında bakım davranışlarının yoğunlaşması, kaybedilenin yerine kalanları koruma yönünde gelişen doğal bir adaptasyon olarak görülmektedir.

Shakespeare’in, ki romanda hiç adı geçmeyerek Agnes’ın kocası ya da Hamnet’ın babası şeklinde ifade edilir, yasla baş etme biçimi ise farklı bir savunma hattı oluşturmaktadır. Çocukluk yıllarında öfke kontrolü zayıf, dengesiz bir baba ile büyümüş olması, onda insanların ruh hallerini okuma ve tepkilerini önceden tahmin etme becerisi geliştirmiştir. Sürekli tetikte olmayı gerektiren bu ortam, empatik gözlem gücünü artırırken aynı zamanda duygusal kaçınma eğilimini de pekiştirmiştir. Erken dönemde gelişen bu beceriler, onun hem bir yazar olarak karakter çözümlemelerinde ustalaşmasına hem de duygularını doğrudan yaşamaktansa zihinsel üretime yönelmesine zemin hazırlamaktadır.

Hamnet’ın ölümünden sonra Shakespeare’in Londra’ya dönmesi ve kendini yoğun biçimde işe vermesi, kaçınma ve bastırma savunma mekanizmalarıyla açıklanabilmektedir. Travma sonrası bazı bireyler duygusal temastan uzaklaşmakta, işlevselliği korumak adına aşırı çalışma davranışı geliştirmektedir. Bu durum kısa vadede baş etmeyi kolaylaştırmakta, ancak duygusal işlenmenin gecikmesine neden olabilmektedir.

Bu gecikmiş yasın yaratıcı bir dönüşümle ortaya çıkışı ise Hamlet oyununda görülmektedir. Sanatsal üretim, psikodinamik açıdan sembolleştirme ve anlamlandırma sürecinin önemli bir aracıdır. Shakespeare, doğrudan ifade edemediği kaybı ve özlemi, kurmaca bir metin aracılığıyla dışa vurmakta; böylece içsel acısını estetik bir forma dönüştürmektedir. Bu süreç, travmanın anlatıya dönüşmesi ve bireyin deneyimi üzerinde yeniden bir kontrol duygusu kazanması açısından iyileştirici bir işlev görmektedir.

Eşler arasındaki ilişki ise yasın çift dinamikleri üzerindeki etkisini göstermektedir. Evlat kaybı evliliklerde hem yakınlaşma hem de uzaklaşma durumu ortaya çıkarabilmektedir. Farklı yas tutma biçimleri, tarafların anlaşılmamış hissetmesine neden olabilmektedir. Agnes, eşinin uzaklığını ilgisizlik ve kaçış olarak yorumlamakta; Shakespeare ise duygusal temastan kaçınarak kendi baş etme yolunu sürdürmektedir. Bu durum, aralarında sessiz bir kopukluk yaratmaktadır.

Ancak Agnes’in Londra’ya giderek Hamlet oyununu izlemesi, yasın empati yoluyla yeniden bağ kurma potansiyelini ortaya koymaktadır. Başlangıçta hayal kırıklığı yaşamakta; fakat oyunun ilerleyen sahnelerinde oğluna dair izleri fark etmektedir. Shakespeare’in acısını doğrudan ifade edemediğini, yapabildiği tek yolla oğullarını yaşatmaya çalıştığını görmekte ve eşinin kalbine bu sembolik anlatı üzerinden ulaşabilmektedir. Böylece sanat, yalnızca bireysel değil, ilişkisel bir onarım alanı da oluşturmaktadır.

Hamnet eseri, yasın tek tip yaşanan bir süreç olmadığını; her bireyin kaybı, kendi geçmişinden getirdiği duygusal öğrenmeler ve kişisel baş etme yolları üzerinden deneyimlemekte olduğunu güçlü ve incelikli bir biçimde ortaya koymaktadır. Bu yönüyle roman, kaybın kendisinden çok, insanların acıyla nasıl yaşadıklarına ve onu nasıl anlamlandırdıklarına odaklanan derin bir psikolojik anlatı sunmaktadır.

‘’Kitaba İlişkin İzlenimlerim’’

Hamnet eseri, yas temasını derin, katmanlı ve insani bir duyarlılıkla ele almakta; acıyı ağırlaştırmadan, fakat yüzeyselleştirmeden işlemektedir. Metin, yer yer okuyucuyu duygusal olarak sarsmakta ve gözleri doldurmakta; ancak bunu dramatik bir yoğunlukla değil, içe işleyen bir sadelikle gerçekleştirmektedir. Yas, boğucu bir karanlık olarak değil, zaman içinde insanın içinde demlenen ve şekil değiştiren bir deneyim olarak sunulmaktadır. Romanın en güçlü yönlerinden biri, didaktik bir anlatıdan uzak durarak duygusal süreci okuyucunun iç dünyasında olgunlaşmaya bırakmasıdır. Bu yönüyle Hamnet, yalnızca bir kayıp hikayesi değil; sevginin, hatırlamanın ve insanın acıyla kurduğu yaratıcı ilişkinin edebi ve psikolojik açıdan güçlü bir anlatısı olarak öne çıkmaktadır.

                                                                                                                        Hacer TALAK

                                                                                                                   Psikolojik Danışman