Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

KONUŞMALIYIZ! – Psikolektif Dergisi – Sayı – 13

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Üzerine konuşulmayan konular hakkında yanlış bilgilerin üretilmesi sıklıkla rastlanan bir durumdur. Doğru bilgiye erişememek, bilgi paylaşımından kaçınmak ve meseleleri bir sır haline getirmek çoğunlukla kişilerin o konu hakkında kulaktan dolma bilgilere uzun süre inanmasına sebep olmaktadır. Cinsellik de konuş(a)madığımız meselelerden biri olmaya hala devam etmektedir.

Cinsellik; doğum öncesinden başlayarak bireyin hayatında önemli bir yer tutan, sadece cinsel organlarla değil tüm vücut ve zihin ile ilişkili olan bir kavramdır. Cinsel yaşam bireyler için yeme, içme, barınma gibi yüksek öneme sahiptir ve diğer yaşamsal ihtiyaçlardan ayrılamaz bir konumdadır. Cinsellik bireyin ruh sağlığını, mutluluğunu, kişiler arası ilişkilerini etkilemektedir (Aygin ve ark., 2017). Cinsel sağlık; cinsellik ile ilgili bilişsel, sosyal ve fiziksel olarak iyi olma hali olarak tanımlanmaktadır. Toplumumuz sosyal ve kültürel yapısı itibarıyla cinselliğin bir tabu olarak görüldüğü ve cinselliğin konuşulmadığı toplumlardan biridir (Torun ve ark., 2011). Tabu kelimesi; toplumun taşıdığı değerlerden ötürü kaçınılması, konuşulmaması, söylenmemesi ya da yapılmaması gereken eylemleri ifade etmektedir (Aksoy ve ark., 2017). Halbuki bireylerin cinsel sağlık düzeylerinin optimum olabilmesi için dahi cinsellikle ilgili doğru bilgi edinmeye ihtiyaçları vardır (Torun ve ark., 2011). Doğru bilgilerin edinilmesi ve yaygınlaştırılması da bilgi paylaşımında bulunmaktan yani konuşmaktan geçmektedir.

Birçok toplumda cinselliğe dair çeşitli tabular bulunmaktadır. Yaygın olarak kadın ve erkekte bekaret kavramı, anal cinsel ilişki, oral cinsel ilişki, mastürbasyon, hamilelik, menstrüasyon, emzirme, homoseksüellik ya da norm kabul edilen cinsel ilişki biçimleri dışındaki cinsel ilişkiler gibi konular cinsel tabuları oluşturmaktadır. Türkiye’de farklı eğitim düzeylerine ve kültür düzeylerine sahip olsalar da her kesimden bireyler yaygın olarak cinsel meseleleri tabu olarak görmekte ve konuşmaktan kaçınmaktadırlar (Aksoy ve ark., 2017). Cinselliğin bir tabu olarak görülmesi ve konuşmaktan kaçınılması cinsellikle ilgili mitlerin oluşmasını da beraberinde getirmektedir.

Cinsel mitler; cinsellikle ilgili doğru olmayan ve gerçek bilgileri yansıtmayan ancak kulaktan dolma bilgiler ile kişiler arasında yayılan ve toplumun büyük bir kesimi tarafından inanılarak, doğru kabul edilen yanlış, hatalı ya da eksik bilgileri ifade etmektedir. Cinselliğin insan hayatında çok önemli bir yeri olmasına rağmen özgürce konuşulamaması, bir yandan utanç kaynağı olurken diğer bir yandan övgü kaynağı olması, temel bir ihtiyacın tabu yapılması bireyler için karmaşaya neden olmaktadır. Tüm bu karmaşa ise cinsel mitlerin oluşturulmasına ve yaygınlaştırılmasına sebebiyet vermektedir. Örneğin “öpüşerek hamile kalınabileceği” gibi yanlış bir inanış cinsel önyargı ve mitlerin oluşmasına zemin hazırlamaktadır (Karabulutlu, 2018).

Cinselliğe dair tabuların oluşması konuşmamayı, konuşamamak da cinselliğe dair mitleri beraberinde getirmektedir. Bireyin yaşamında temel bir ihtiyaç olan ve bireyin sağlığını, kişiliğini ve sosyal ilişkilerini etkilemede rol oynayan cinsellik hakkında bireylerin zamanında ve doğru bilgi alabilmesi esasında bir ihtiyaçtır. Ülkemizde yaygın olarak cinsel sağlık eğitimleri gerçekleştirilmemektedir. Bunun nedeni olarak cinsel eğitimlerin çocukları ya da gençleri cinselliğe sevk edeceği inanışının olduğu düşünülmektedir. Ancak yapılan çalışmalar yanlış cinsel bilgilerin ve cinsel mitlerin bireyler üzerinde olumsuz etkiler bıraktığını ve bireylerin riskli davranışlarda bulunmalarına sebep olabileceğini göstermektedir. Yetişkinlikte mitlere inanmaya devam etmenin yaygın olduğu göz önünde bulundurulduğunda cinsel sağlık eğitimlerinin çocuklar, gençler ve yetişkinler için oluşturulmasının ve yaygınlaştırılmasının önemli olduğu görülmektedir (Eriş ve Yazıcı, 2019).

Cinsel mitler ve tabulara değinmişken bu konudaki yanlış bilgileri tekrar gözden geçirmenin faydalı olacağı düşünülmektedir. Bunun için aşağıda birkaç cinsel mit listelenmiştir:

  • Sevişme cinsel birleşme demektir.
  • Seks doğaldır, öğrenilemez.
  • Mastürbasyon kirli ve yanlıştır.
  • Sevişmede neyin normal olduğuna dair kesin ve belirli kurallar vardır.
  • Erkek cinsel organının boyutu, cinsel gücün göstergesidir.
  • Sevişme ancak iki tarafın birlikte orgazm olması ile güzeldir.
  • Sekste erkek aktif, kadın pasif olmalıdır.
  • Kadın cinsel ilişkiyi reddederse kocasının onu cezalandırmaya hakkı vardır.

Yukarıdakilere benzer birçok mit bulunmaktadır. Cinsellik tabu olmaya devam ettikçe cinselliğe dair mitlerin üretilmeye ve yaygınlaşmaya devam edeceği aşikardır. İnsanlar için temel yaşam alanlarından olan cinselliği konuşamamak, cinsel bilgilere erişememek ve bununla birlikte mitlere inanmak zorunda kalmak bireylerin cinselliği sağlıklı bir şekilde anlamasının ve öğrenmesinin önüne geçmektedir. Oluşturulmuş bu tabular ve mitler aynı zamanda bireylerin fizyolojik, psikolojik ve sosyal yönden iyi oluşlarını da olumsuz şekilde etkilemektedir. Bireylerin ve toplumların iyi oluşları göz önünde bulundurulduğunda cinselliği tabu olmaktan çıkarmamız, doğru bilgilere erişebilmemiz ve artık konuşabilmemiz gerekmektedir.

Merve YÜKSEK

Psikolojik Danışman