
Film Künyesi
Vizyon tarihi: 2024
Tür: Komedi
Yapım: Türkiye
Süre: 97 dakika
Imdb Puanı: 5.3
Oyuncular: Özge Özberk, Seda Bakan, Zafer Algöz, Ecem Erkek, Bora Akkaş
Yönetmen: Nihat Özcan
“Yazı spoiler içermektedir.”
Fransız yazar Laurent Baffie’nin “Toc Toc” adlı oyunundan sinemaya aktarılan Takıntılar filmi, ünlü psikolog Orhan Kemal Baykal’dan randevu alan altı hastanın hayatını ve iletişimin insanlar üzerindeki iyileştirici gücünü izleyiciye aktarmaktadır.
Psikolog sekreterinin muayene zamanlarını karıştırıp altı hastaya aynı anda randevu vermesiyle başlayan filmde, Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) rahatsızlığı yaşayan altı kişi, uçağı kaçıran klinik psikoloğu kliniğin bekleme odasında beklerken kendi aralarında sohbet etmektedir. Bir süre sonra doktorun kliniğe gelme zamanının uzayacağını fark eden hastalar, oradaki vakti boşa harcamamak için bu durumu grup terapisine dönüştürerek birbirlerinin semptomlarını keşfetmekte, anlayışın, desteğin ve diğerleri ile ilgilenmenin iyileştirici gücünü gözler önüne sermektedir. Kendi kendine yardım grupları, belirli bir konuda ortak endişeleri, sorunları veya mücadeleleri paylaşan bireylerin bir araya gelerek deneyimlerini paylaştığı ve birbirlerine destek sağladığı yapılanmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Kendi kendine yardım gruplarında benzer problemleri tecrübe edinmiş kişilerin verdiği bilgi desteği, bireylerin tek taraflı alıcı rolünden çıkarak hem yardım eden hem de yardım alan bireyler olmaları, kişinin başkasına yardım ederken kendisine de yardım etmesi bu grupların etkililiğini artıran faktörler arasında yer almaktadır. Takıntılar filminde altı hastanın birlikte geçirdiği vakti grupla psikolojik danışma oturumu gibi kullanmaları ve bu süreçten fayda sağlamış olmaları verilen bilgiler ışığında değerlendirilebilir.
OKB, obsesyonlarla ve kompulsiyonlarla karakterize bir rahatsızlıktır.
Obsesyonlar, ısrarcı ve kontrol edilemez düşüncelerdir. En sık obsesyon temaları arasında kirlenme korkusu, cinsellik ve saldırganlık dürtüleri, simetri veya düzen vardır. Kompulsiyonlar ise kişinin obsesyon düşüncelerinin yol açtığı kaygıyı azaltmak için istemsiz olarak başvurduğu tekrarlayıcı davranışlardır. Filmde de göreceğimiz gibi sürekli el yıkama davranışı, kelime tekrarı, kontrol isteği tipik kompulsiyonlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyen bir ruhsal bozukluktur. Obsesif düşünceler ve bu düşünceleri yatıştırmak için yapılan kompulsif davranışlar, kişinin iş, aile ve sosyal hayatını zorlaştırabilmektedir. OKB’nin etkisi bireyden bireye değişmekle birlikte, birçok insanın yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilmektedir. OKB belirtilerinin yönetilememesi durumunda, kişinin rutin aktiviteleri zorlaşır ve sosyal çevresiyle ilişkileri bozulabilir. Filme konu olan altı karakter de OKB yaşayan ve sosyal hayatları ciddi şekilde etkilenen kişilerdir. İş, aile ve sosyal ortamlarının OKB sebebiyle olumsuz etkilenmesi, psikolog yardımı almalarına neden olmuştur.
Karakterlerin özelinde baktığımızda Efe, simetri olmadan hayatını sürdürememekte ve bu nedenle arkadaşları tarafından dışlanmaktadır. Birol ise sayı hesaplamadan yaşayamamaktadır ve bu takıntısı yüzünden çok sevdiği eşi tarafından terk edilmiştir. Bu iki karakter, OKB’nin birey yaşamındaki yıkıcı etkilerinin gözler önüne sermektedir. Simetri ve düzen ihtiyacı ya da sayı sayma gibi ritüeller, OKB’nin yaygın belirtileri arasında yer almaktadır. Bu takıntılar, kişinin günlük işlevselliğini önemli ölçüde bozabilir ve sosyal ilişkilerinde kopukluklara neden olabilir. Düzen ve simetriye aşırı odaklanma sosyal etkileşimlerden kaçınmaya iterken; sayı sayma gibi kompulsif davranışlar, zaman kaybına neden olarak aile ve arkadaş ilişkilerini zedeleyebilmektedir. Işıl, mikrop fobisiyle sürekli ellerini yıkayan ve başkalarıyla fiziksel temastan kaçınan bir karakterdir. Bu davranışları onu toplumdan izole etmiştir. Ece, özellikle babasının ölümünden sonra ağzından çıkan her kelimeyi ikişer kez tekrar etme ihtiyacı duyan, dil üzerindeki kontrolünü kaybetmekten korkan biridir. Sosyal ortamlarda konuşma korkusu yaşamaktadır ve kullandığı kelimeleri ona göre seçmektedir. Kumru ise oldukça kuruntulu, batıl inançlarla dolu, evde sürekli bir felaket olacağı hissi ile devamlı evine gidip orayı kontrol etme zorunluluğu hisseden biridir. Bu üç karakterde kontrol etme dürtüsünün fazla olduğu söylenebilmektedir. Tüm karakterlerin ortak özelliği ise sosyal izolasyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Son karakterimiz Hikmet ise kimliğini gizleyerek hastaların arasına karışan psikolog Orhan’dır. Hikmet (Orhan), tourette sendromu yaşamaktadır. Tourette sendromu, istemsizce ve tekrarlayan biçimde sesler çıkarma ya da hareketlerde bulunma gibi tik olarak bilinen davranışlara neden olan nörolojik bir bozukluktur. Daha çok çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan ancak yetişkin yaşlarda da ortaya çıkabilen bir hastalıktır. Hikmet sendromuna rağmen bu durumu gizlemek yerine kabullenmiştir ve bu tutumuyla, diğer karakterlere yargısızca destek olma yolunda bir rehber olmuştur.
“Filme ilişkin izlenimlerim”
OKB ile mücadele eden kişilerin her biri yaşadıkları belirtiler nedeniyle günlük işlevselliklerinde çok fazla sıkıntı çekmektedir ve bu sıkıntıların önüne geçmek adına onları destekleyecek sosyal ağlar önemli bir rol oynamaktadır. Komedi olarak sunulan film, bir gülümsetirken, OKB ile mücadele eden kişilerin yaşadıkları stresi ve hayattan nasıl geri kaldıklarını anlamaya yardımcı olmaktadır. Yalnızca OKB ile mücadele eden kişilerin değil herkesin kabullenilmeye, desteğe ve anlayışa ihtiyacı var. İyileşme belki de buradan başlamakta. İyi seyirler…
Tuğçe UYSAL
Uzman Psikolojik Danışman