Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Systemsprenger/Oyunbozan – Film İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 9

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakikadır.

Vizyon Tarihi: 2019

Tür: Dram

Yapım: Almanya

Süre: 118 Dakika

IMDb Puanı: 7.8

Oyuncular: Helen Zengel, Albrecht Schuch, Gabriela Maria Schmeide

Yönetmen: Nora Fingscheidt

Nora Fingscheidt’ın yönetmenliğini üstlendiği ve ilk uzun metrajlı filmi olma özelliği taşıyan Systemsprenger, 9 yaşındaki Benni isimli küçük kızın var olan sisteme ayak uyduramayışını bizlere aktarmakta. Toplumun alışık olduğunun dışında bir kız çocuğu profili incelerken bunu oluşturan yapıyı da görmekteyiz.

-Yazı spoiler içermektedir.-

Benni, hayatının önemli bir kısmını çeşitli bakım evlerinde geçirmiş küçük bir kız çocuğu. Öfke kontrolü sağlayamadığından dolayı ev içinde sık sık saldırganlaşan Benni’nin annesi (Lisa) çözümü kızını bakım evine göndermekte bulur. Sorunlar da bu noktada başlar. Anne ile bebek arasındaki bağ sayesinde bebekler öfke ve kızgınlık gibi negatif duyguları yönetmeyi öğrenirler. Annenin ses tonu ve mimikleri sakinleşmelerini sağlar. Bu dönemde annenin çocuğun ağlamalarına yanıt vermemesi çocukta kaygıya yol açar ve bebek negatif duygularını sağlıklı bir şekilde yansıtmayı öğrenemez. Benni’nin kaygılı-kararsız bağlanma özellikleri, Lisa’nın tutarsız ve sınır koymayan davranışlarıyla anlam kazanmakta. Benni’nin kurumdan kaçıp eve gelmesi üzerine herhangi bir uyarıda bulunmayan ve buna sevinen Lisa, öfke krizi sırasında direkt bakım evini arayarak sözleri ve davranışları arasında tutarsızlık göstermekte. Annesinin sevgisine ihtiyaç duyan bu küçük kızın beklediği sevgiyi davranışta görememesi annesine karşı hem bağımlılık hem de direnç göstermesine sebep olmaktadır. Bunun sonucunda çevresine karşı güvensizlik duyan Benni, bu huzursuzluğunu eğitmenlerine duygusal mesafe koyarak göstermektedir. Sınır koyma davranışı da çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Sınırlar sayesinde çocuk kendini oluşturulan dünyada güvende hisseder ve değer gördüğünü bilir. Toplum içinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu, belirlenen çerçevede deneyimleyen çocuğun sosyal becerileri de gelişir. Benni’nin kurumdan kaçıp eve gelmesi bir sınır ihlalidir ancak bunun sadece yetkililer tarafından değil anne tarafından da net olarak belirtilmesi gerekmektedir. Annesinden bu konuda bir uyarı almadığı halde bu sebepten tekrar kuruma gönderilmesi güvensizlik duygusunu tetiklemektedir. Bu sınırsızlık kendini başkalarının eşyasını izinsiz alma ve çalma davranışında da göstermektedir. Film boyunca genellikle en doğru tavrı sergileyen kişi olan refakatçı, Benni’yi kırsaldaki evine götürüp gerçek hayat deneyimini sıfırdan başlatma isteği iyi niyetli olsa da bu konuda eğitimi ve yetkisi olmaması sebebiyle etik dışı davranmaktadır Ancak kendisini sinirlendiren noktada Benni’ye karşı açık bir şekilde öfkelendiğini söylemesi ve başa çıkma yöntemini göstermesi aralarındaki bağı güçlendirmiştir. Çünkü Benni yaptığı davranışların olumsuz olduğunu bilmekte ancak duygularını sağlıklı bir şekilde yansıtacağı alternatiflere yani sınırlara ihtiyaç duymaktadır. Okul refakatçisinin net sınırları karşısında kuralları zorlamaması da rahatladığını göstermektedir. Refakatçinin diğer eğitmenler ile farkı bu noktadır. Sağlıklı ilişki kurmanın yolu dürüst olabilmektir. Aralarında kurulan ilişkinin niteliği bu temele dayalı olsa da Benni’nin kendini açması sonucu verdiği yanıtlar süreci iyi yönetemediğini göstermektedir. Kır evindeki bu soyutlanmış süreç sadece refakatçiyle aralarındaki bağı kuvvetlendirmiş hatta bağımlılık oluşturmuştur. Benni’nin duygusal dünyasında durum değişmemiştir. Annesinin onu eve alabileceğini söylemesi onda büyük heyecan yarattıysa da bu sözünü tutmaması daha da büyük bir yıkıma yol açmıştır.

-Filme ilişkin izlenimlerim-

Bize aktarılanlar dışında alt metin olarak da bir hayli düşündürücü bir film. Eğitmenler ve psikiyatristlerin uğraşları sonucunda kendini bir nebze daha açık ifade etmeye başlayan Benni’nin, annesinin tek cümlesiyle geriye dönmesi bize ebeveynliğin ne kadar önemli olduğunu gösterirken annenin “Siz başa çıkamıyorken ben nasıl başa çıkabilirim?” demesi aile kolunun güçlendirilmesi gerektiğini göstermekte. Ebeveyn olmanın sorumluluğu ve bir birey yetiştirmenin önemini vurgulama konusunda sorumluluğumuz olduğunun altını çizen bir film. Aldığı isim oyunbozan ancak onu bu duygu duruma getiren şartları düşünmemiz ve topluma da bunu göstermemiz gerekmekte. Ebeveynlerin çocuklarına, eğitim alanında çalışanların da öğrencilerine karşı tutumlarını gözden geçirmelerini sağlayacak bir film. Farkındalık kazandıran tüm filmler gibi Systemsprenger filmini de herkesin listesine eklemesini öneriyorum. Keyifli seyirler dilerim.

                                                                       Ayşe Çokyavaş

                                                                       Psikolojik Danışman