
Vizyon Tarihi: 2010
Tür: Dram, Romantik
Yapım: ABD
Süre: 1 saat 52 dakika
IMDb: 7,3
Oyuncular: Ryan Gosling, Michelle Williams, John Doman
Yönetmen: Derek Cianfrance
Film, beş yıllık evli bir çiftin ilişkisinin zaman içindeki evriminin portresini çizmektedir. Tesadüf eseri tanışan çift tutkulu ve eğlenceli bir ilişkiye başlamanın ardından evlenmeye karar verir. Bu karardan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
“Yazı Spoiler İçermektedir”
Filmde; Dean ve Cindy isimli karakterlerin beş yıllık evliliklerinde geldikleri nokta, yeni tanıştıkları ve evlenme kararı aldıkları dönemlere değinilerek izleyicilere sunulmaktadır. Böylece karakterlerin ilişkinin başındaki ve evliliklerinin neredeyse sonundaki halleri arasındaki fark oldukça belirgin olarak yansıtılmıştır. Bu durum akıllara; ailenin, zaman içinde belirli evrelerden geçerek değişikliğe uğrayan bir sistem olarak betimlendiği “aile yaşam döngüsü” kavramını getirmektedir. Aile yaşam döngüsü üzerine çalışmış Carter ve Mc Goldrick bu döngüyü; bağımsızlık, eş seçimi ve evlilik, ebeveyn olma, yetişkin çocuklara sahip ebeveyn olma, emeklilik ve yaşlılık olmak üzere beş evreye ayırmıştır. Filmde, Dean ve Cindy çiftinin aile yaşam döngüsünün ilk üç evresinden kesitlere şahitlik edilmektedir. Bağımsızlık evresi açısından bakıldığında Dean karakterinin aile içinde büyümediği de göz önüne alınarak erken yaşta bağımsızlaştığı düşünülmekte; Cindy’ninse henüz ailesiyle yaşıyor olması ve eğitim hayatının devam ediyor olmasından hareketle henüz bağımsızlaşmadığı yorumu yapılabilmektedir. Nitekim karakterin kurduğu riskli olarak nitelendirilebilecek romantik ve cinsel ilişkileri de bu durumu kanıtlar niteliktedir. İkinci evre olan eş seçimi ve ailenin kurulması evresi açısından değerlendirildiğinde, karakterlerin her ikisinin de duygusal yoğunluktayken fevri bir kararla evlendikleri görülmektedir. Her ne kadar karakterler olgunlukla ve değerlendirmeler yaparak evlilik kararı vermemiş olsa da birbirlerini eş olarak seçmeleri “Eş Seçiminde Zıt Özellikler Kuramı” çerçevesinde değerlendirilebilmektedir. Winch tarafından tanımlanan bu kurama göre eş seçiminde bireylerin kendilerinde olmayan özelliklere göre eş seçmesinin evlilik başarısını artırdığı belirtilmektedir. Bu açıdan Cindy’nin sorumluluk sahibi ve çalışkan olması ile Dean’in daha rahat tavırlarda ve özgür ruhlu olması açısından birbirine zıt özelliklerinin birbirlerini çektiği yorumu yapılabilmektedir; ancak ne yazık ki karakterlerin evliliklerinin beşinci yılında mutsuz bir çifte dönüştüğü görülmektedir. Bu açıdan karakterlerin; kuramda belirtildiği gibi, birbirlerine paylaşılacak konular ve yaşantılar açısından daha zengin bir perspektif sunmasıyla zıtlığı avantaja çevirmesi konusunda eksik kaldıklarını düşündürmektedir. Zira filmde Dean ve Cindy’nin birbirleriyle duygusal bir paylaşımlarının olmadığı ve iletişimlerinin de çok sınırlı olduğu görülmektedir. Bunların yanında karakterler; fevri şekilde evlenmeye karar verdiklerinden kendilerinden ve hayallerinden ödün vermek zorunda kalmışlardır. Cindy’nin başarılı bir öğrenciyken çok istediği tıp okuma hayalinden vazgeçmesi, ayrılmak istediği şehirden hiç ayrılamaması ve Dean’in kendisine çok uzak görüyorken bir aile sorumluluğu alması, müzik ve sanatla ilgileniyorken hepsini bir kenara bırakması buna kanıt olarak gösterilebilmektedir. Evliliklerinin beşinci yılında her ikisinin de mutsuzluğu açıkça fark edilmektedir. Çiftin mutsuzluğunun bir diğer nedeninin de karakterlerin hayat tarzlarıyla bağlantılı olduğu görülmektedir. Cindy’nin ev, iş ve aile sorumluluklarıyla boğuşmaya çalışırken Dean’in düzenli bir işte çalışmaması, ev içi sorumluluklardaysa daha rahat tavırlarda olması her ikisi açısından da soruna yol açmaktadır. Dean açısından Cindy her şeyi çok ciddiye almaktadır; Cindy açısındansa Dean hiçbir şeyi ciddiye almamaktadır. Bu durumdan rahatsız olan Cindy’nin kavga sırasında Dean’i erkek gibi olmamakla suçladığı görülmektedir. Toplumsal cinsiyet rolleri açısından da Cindy’nin “erkek, çalışkan olmalı” bakış açısına sahip olduğu görülmektedir. Bu durum yine eş seçme davranışları çerçevesinde bu sefer evrimsel psikoloji bakış açısıyla değerlendirildiğinde; kadınların soyunu devam ettirebilmek içgüdüsüyle kendisine ve çocuğuna daha iyi imkanları sunup koruyabilmesi açısından eşlerini hırslı, dışadönük ve başarılı karakterlerden tercih etme eğiliminde olması olarak yorumlanabilmektedir.
Karakterlere; aile yaşam döngüsünün üçüncü evresi olan ebeveyn olma evresi açısından bakıldığında, henüz ilişkilerini olgunlaştırmadan ebeveyn oldukları görülmektedir. Bu durum da çiftin, evliliklerinde sarsıcı bir durum geliştirmiştir. Parçalanmış bir ailede büyüyen Dean açısından çocuğun aile ortamında büyümesinin birinci öncelik olduğu görülmektedir. Dean’in toksik olarak nitelendirilebilecek kadar kendinden ve eşinden vazgeçerek merkeze babalık rolünü yerleştirmesi akıllara Dean’in bilinçdışı bir şekilde kendisinin sahip olamadığı aile ortamını kızıyla telafi etmesini getirmektedir. Dean, adeta baba olmak için yaratılmıştır ve filmin daha ilk sahnesinde kızıyla aralarındaki ilişki ve iletişimin eşiyle arasındaki ilişki ve iletişimden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Kızına sevgi sözcükleri söyleyip onunla eğlenirken eşine yalnızca akıl verircesine telkinde bulunmaktadır. Benzer şekilde Cindy de sessiz bir anne ve yersiz öfkeli bir baba ile büyürken sağlıklı bir aile imgesi oluşturamadığından kendi evliliğini de bu şekilde birbirinden uzak, birbiriyle sohbet etmeyen ve paylaşımları kalmamış bir şekilde sürdürmek istemediğine karar vermiştir. Böylece karakterlerin aile yaşam döngüsünün üçüncü evreden sonrası izleyicilerin hayal gücüne bırakılmıştır.
“Filme ilişkin izlenimlerim”
Filmde, hem evliliğin hem de ebeveyn olmanın fevri verilebilecek kararlar olmadığı; kişilerin kendi ihtiyaçlarını, partnerin ve ilişkinin ihtiyaçlarını karşılamak için emek vermek gerektiği bence çok güzel yansıtılmış. Bunun yanında birbirine aşık olduğunu düşünen -ve belki öyle de olan- bir çiftin hem kendilerini hem birbirlerini hem de varsa çocuklarını tüketmeleri oldukça kasvetli şekilde gözler önüne serilmiş. Filmi izledikten sonra hem kadın karaktere hem erkek karaktere acımak ya da hesap çıkartmak mümkün, bu anlamda tek bir bakış açısıyla yansıtılmaması beni çok mutlu etti. Buna rağmen filmi izlerken gözüme çarpan birçok yorumda maalesef ki hesabın kadın karaktere kesildiğini gördüm, ne yazık ki kadının kendini adaması, kendinden vazgeçmesi ve ilişkiye gerekirse tek başına yatırım yapması bekleniyor. İlişkinin sağlıklı şekilde sürdürülmesinden “her iki partnerin de sorumlu olduğu” bakış açısını kaybetmeden filmi izlemenizi tavsiye ederim. İyi seyirler…
Feyza KILINÇ TAYFUN
Uzman Psikolojik Danışman