Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Beni Ödülle Cezalandırma Kitap İncelemesi – Psikolektif + – Sayı – 1

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Kitabın Adı                  : Beni Ödülle Cezalandırma

Yazarın Adı                 : Dr. Özgür BOLAT

Yayınevi                       : Doğan Kitap

Basım Yeri ve Tarihi  : İstanbul, Eylül – 2016

Sayfa Sayısı                  : 247

BENİ ÖDÜLLE CEZALANDIRMA

Kitap iki kısımdan oluşuyor. Bu iki kısımda kendi aralarında birçok başlığa ayrılıyor. Birinci kısımda(Ödül Çocukları Nasıl Etkiler?) daha çok ödülün insan üzerindeki etkileri üstünde duruluyor; ikinci kısımda(Ödül Yerine Ne Yapılmalı?) ise çocuk üzerinde ödül haricinde hangi etkenleri kullanmanın faydasını görebiliriz?, bunun üstünde duruluyor.

İlk kısımda ödülün insan üzerindeki etkileri üstünde duruluyor dedik. Şöyle ki Dr. Bolat, daha çok ödülün olumsuz etkilerine açıklık getiriyor. Şu zamana kadar ödül kullanmayan öğretmen, aile veya bir müdüre rastlamamışızdır. Ödülün günlük hayatımızdaki yerine o kadar sık rast geliyoruz ki istemsizce doğru kabul edip, kullanıyoruz. Bu kitapta ise yaptığımızın aslında ne denli yanlış bir şey olduğunu fark ediyoruz. Üstelik fark etmemize yardımcı olan tek şey yazarın sözleri değil, araştırmalar ve deneyler sonucu ortaya çıkan bilimsel bulgular.

Psikolojinin bir alt dalı olan ve şu an PDR lisans programında ders olarak okutulan Sosyal Psikoloji dalının o kadar fazla örneklemi var ki okurken heyecanlanabilirsiniz. Zaten deneyler şu zamana kadar hepimizin ilgisini çekmiştir öyle değil mi? Hatta youtube kanallarında gündemden düşmeyen veya sosyal medya hesaplarınızda illa ki gündemde olan sosyal deneylere denk gelmişsinizdir. Dr. Özgür Bolat şu zamana kadar ödül alanı üzerinden yapılan tüm sosyal deneylere kitabında yer veriyor. Leon Festinger’ in Bilişsel Çelişki Kuramı bunun en güzel örneği olabilir. Böylelikle kitabın sayfalarını çevirdikçe farklı zamanlarda farklı yerlerde yapılan bir sürü deney örneğine rast gelebiliyorsunuz. Okurken bu durum bir hayli hoşuma gidiyordu benim. Sonuçta incelenen şey insanlar ve konu eğitim açısından oldukça önemi olan ödül. Kitapta dikkat çekilecek şüphesiz en önemli nokta İç Motivasyon ve Dış Motivasyon kısmı. Bunu kitaptan şu paragrafla örneklendirebiliriz:

      “ Çocuğa dışarıdan sürekli ödül (dış motivasyon) verilirse, isteği (iç motivasyon) azalır. Bir süre sonra kendi başına karar verme ve harekete geçme (motive etme) becerisini de kaybeder. Dahası aynı seviyede motivasyon üretmek için sizinde ödülü mütemadiyen artırmanız gerekir.

 

Yazar ödülün aslında özellikle çocuklar için sıklıkla kullanıldığının ve aslında bu durumun ne kadar yararlı olmayan bir şey olduğu üzerinde duruyor. İç motivasyon, bireyin içinden hissederek bir şeyleri yapma isteğidir. Dış motivasyon ise, dışarıdan bireye sunulan alternatif çözümdür veya bireyin iç motivasyonunu düşürücü bir unsurdur. Şöyle örneklendirebiliriz diyor Bolat: Çocuğa sınıfı geçersen sana bisiklet alacağım diyor veli. Çocuk bu noktada amacı sınıfı geçmek olan durumda bisiklet ödül koşulu olarak sunulduğu için, ödülü amaç olarak ve sınıfını geçmeyi de amacına giden yolda bir araç olarak görüyor. Oysaki çocuğun sorumluluğunda olan durum yani amacı olması gereken durum sınıfı geçmek ama ödül koşulu dış motivasyon olarak sunulduğunda çocukta iç motivasyonda bir azalma gözlemleniyor ve çocuk böylelikle dış etkene bağlanarak okulla verimli bir iletişim sağlayamıyor.

Kitabın sahip olduğu iki kısımda kendi aralarında bazı başlıklara ayrılıyor demiştik. Kitapta özellikle hoşuma giden şey, eğitimci için açık ve anlaşılır olmasının yanı sıra çok kullanışlı olması. Şöyle ki, zaten kitap okurken belki bazı notları alıyorsunuzdur ama bazı durumlarda unutkanlık halimizle karşılaşabiliyoruz. Ve ihtiyacımızın olduğunu hissettiğimiz zamanlarda kitapta her başlığın yazısının sonunda birer sayfalık bir özetle karşılaşabiliriz, bu da bize kolaylık sağlıyor.

Gelelim ikinci kısıma: Ödül yerine ne yapmalı? Bu kısımda Dr. Bolat, ödül yerine ebeveynlerin kullanması gereken anlayışlar üzerinde duruyor. Dikkat edin bunları yöntem olarak adlandırmıyor. Anlayış, bireyin kazanması gereken bir durum ama yöntem, bu yolda bir araçtır. Kazanmamız gereken anlayışları tek tek sıralıyor ve hepsinde somut örnekler sunarak, betimlemeler yaparak bizim daha kolay anlamamızı sağlıyor. Birkaç başlığa değineceğim:

Öncelikle istenilen durum ailenin ihtiyacı mı yoksa çocuğun ihtiyacı mı? Bu başlı başına bir problem bence. Ailenin hedefinde olan şey eline geçen somut deliller: yüksek notlar alması, sınıfı geçmesi veya odasını temiz tutması. Oysaki çocuk bunları anlayarak, isteyerek mi yapıyor yoksa ailesi istediği için mi? Bu noktada çocuğu dinlemeliyiz ve sorumluluğunda olması gereken durumlar hakkında onu bilinçlendirmeliyiz.

Ödül yerine model olma. Çocuk tarafından her gün her dakika izlenilen ebeveyn, çocuğunun yapmasını istemediği şeyleri kendisi de yapmamalı. Anne kola içiyor ama çocuğuna zararlı diyor. Kolanın anne için de zararlı olduğunu bilen çocuk anneyi bu noktada dinlemiyor. Sen içiyorsan ben de içebilirim!

Başından beri bazı şeylerin çocuğun bazı işlerin onun sorumluluğunda olduğunu bilmesi gerektiği üzerinde durmuştuk. Peki çocuğa sorumluluğu nasıl kazandırabiliriz?

  1. Düzen Kurmak, bunu fiziksel düzen olarak değil sosyal düzen olarak algılamalıyız. Sosyal yaşamdaki düzen, ilişkilerin ve ebeveyn davranışlarının düzenli, yani tutarlı ve tahmin edilebilir olmasıdır.
  2. Problem Çözmek, çocuk kurallara uymazsa onu kontrol mekanizmalarıyla kurala uydurmaya çalışırsanız, o zaman kuralları kontrol mekanizmasına dönüştürmüş olursunuz. Burada amaç çocuğu kurallara uydurmak değil, çocuğun neden kurala uymadığını anlamaktır.
  3. Bedel Ödetmek, cezadan çok farklıdır. İlk iki madde işe yaramadığında ebeveynler genellikle cezaya başvururlar ama bedel ödeme zamanı olmalı. Ceza dışarıdan verilen bir yaptırımdır. Ama bedel davranışın doğal bir sonucudur.

Ve en sonda Sonsöz.. Dr. Bolat: Unutmayın! Ödül, sadece bir araçtır. Tehlikeli bir düşünce yapısının ürünüdür. O düşünce yapısı nedir? Kontrol ve manipülasyon. Zaten bundan dolayı kültürümüzde korku ve sevgisizlik yok mu? Bundan dolayı insanlar “El ne der?” diye yaşamıyor mu? Peki, çocukları neden kontrol etmeye çalışıyoruz? Çünkü onlara güvenmiyoruz. Hayatı onlara bırakırsak, hayata hazırlanamayacaklarını düşünüyoruz. Bu düşünceyi çocuk nasıl algılıyor? Güçsüzlük olarak. Çocuğa sen güçsüzsün mesajı gidiyor. Onlar kendi hayatlarını değil, bizim hayatımızı yaşasın istiyoruz. Onların yaşamlarına koşul koyuyoruz. Özgüvensiz çocuklar yetiştiriyoruz. Amacımız özgüveni yüksek çocuklar yetiştirmek değil mi? Özgüvenli çocuk nasıl yetiştirilir? Başlıkları tek cümleyle açıklayacağım.

  1. Model Olma; kendisine güvenmeyen bir ebeveyn özgüveni yüksek çocuk yetiştiremez.
  2. İlişki Kurma; çocuğuyla gerçek ilişki kuran aile, çocuğun gerçek duygularını ve ihtiyaçlarını anlar.
  3. Gelişim; çocuğunun yaptığı işleri övüp bağımlılık ve onaylanma ihtiyacı yaratmaktansa, geribildirim ve öz değerlendirme yöntemleriyle çocuğunu geliştiren aile, özgüveni yüksek çocuk yetiştirir.
  4. Özerklik; kendisine seçme hakkı verilmeyen çocuk özgüveni düşük olur.

Sonuç olarak, ödülle kontrol edilen çocuk değil; birey olarak kabul gören, seçme hakkı verilen, gelişim gösteren çocuğun özgüveni yüksek olur. Özgüveni yüksek olan çocuk, mutlu ve başarılı bir çocuktur.

 

“Mutlu ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için bir rehber.”

Dr Bolat, uyguladığı anne baba okulunda da oldukça etkisini gördüğünü ifade etmiş ve ailelerin geribildirimleri sonucunda kitabın ne denli etkili olduğunu da gözle görebiliriz. Kitabın dili oldukça sade ve akıcı bunun üzerinde tekrar durmam gerekmiyor sanırım. Ben okurken çok keyif aldım ve aynı zamanda bilinçlendiğimi düşündüğüm için ayrıca mutlu oldum. Umarım siz de okurken benim gibi keyif alırsınız. Keyifli okumalar dilerim.

Betül SERTKAYA

Aday Psikolojik Danışman

İnönü Üniversitesi