Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

Balon Satan Çocuk Üzerinden Sosyal Hizmet Eleştirisi – Psikolektif’ten – Sayı – 17

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 2 Dakikadır.

Giriş

Aydın/Didim’de ailesine destek olmak amacıyla balon satan küçük bir çocuğun zabıta tarafından pusuya düşürülerek yakalanması, sosyal hizmetin günümüzdeki konumunu ve işlevini tartışmak için çarpıcı bir örnek sunmaktadır. Oysa böyle bir durumda ilk müdahaleyi zabıta değil, sosyal hizmet ekipleri yapmalıydı. Sosyal hizmetin asli görevi, çocukları kriminalize eden bir yaklaşım yerine, onların ihtiyaçlarını görünür kılmak ve destek mekanizmalarını devreye sokmaktır.

Toplumsal Katılımın Kriminalize Edilişi

Didim’de balon satan çocuk, aslında topluma katılma ve ailesine fayda sağlama çabası göstermektedir. Ancak bu çaba, sosyal hizmet desteğiyle güçlendirilmek yerine zabıta müdahalesiyle bastırılmıştır. Böylece Adler’in “sosyal ilgi” olarak adlandırdığı temel insani eğilim, Türkiye’nin ekonomik koşullarında bir “sosyal mecburiyet”e dönüşmüş olsa da, toplumsal düzen adına kriminalize edilmiştir.

Çocuğun balon satışı bir yoksulluk pratiği olarak değil, düzeni tehdit eden bir “anomali” olarak değerlendirilmiştir. Böylece disiplin toplumunun gündelik işleyişi görünür hâle gelmiştir.

Chomsky ve Foucault’nun İnsan Doğası: İktidara Karşı Adalet adlı eserinde belirttiği üzere:

“Önündeki küplerle bir şeyler inşa etmek, yeni bir şeyler öğrenmek ya da karşısına çıkan işi yapmak istemeyen bir çocuk görmedim hiç. Yetişkinlerin böyle olmamasının tek nedeni de, onlardaki bu isteği yok etmiş olan okullara ve diğer baskıcı kurumlara gönderilmiş olmaları galiba” (Chomsky & Foucault, 1971/2006: 63).

Didim’deki çocuğun çabası da bu bağlamda okunabilir: Ailesine destek olmak için gösterdiği girişimcilik, öğrenme ve sorumluluk alma arzusu, üretkenliğin doğal tezahürüdür. Ancak zabıta müdahalesi, bu arzuyu bastırarak bireyin üretme kapasitesini değil, düzenin korunmasını öncelemiştir.

Gösteri Toplumunda Görünmez Çocuk

Guy Debord’un “gösteri toplumu” kavramı, sosyal hizmetin günümüzdeki işlevini açıklamada güçlü bir araçtır. Devlet kurumlarının sosyal medya paylaşımlarında yardım kolileri, etkinlikler ya da “mutlu aile” videoları yer bulurken, balon satan çocuklar görünmez kılınır. Burada kritik soru şudur: Neden Aile ve Sosyal Hizmet İl Müdürlükleri’nin paylaşımlarında balon satan çocuklara rastlamıyoruz?

Debord’un şu tespiti bu soruya ışık tutar:

“Devlet yalanının, hakikatle ve gerçeğe benzerlikle olan çelişkili ilişkisini pekâlâ unutarak, kendisini bile unutarak ve kendi yerini anbean doldurarak, kendinde ve kendi için geliştiğini gördük” (Debord, 1967/2006: 21).

Sosyal hizmetin gösteri mantığı, bu çelişkili ilişkiyi sürekli yeniden üretir. Devlet, yoksulluğu çözmez; fakat yoksulluğu çözdüğüne dair bir imajı dolaşıma sokar. Böylece balon satan çocuk görünmez hâle gelir; çünkü kendi özneliğini kurmaya çalışan bu çocuk, devletin “kurtarıcı” sahnesine sığmaz.

Tartışma ve Sonuç

Sosyal hizmetin amacı, bireylerin yalnızca eksikliklerini değil, güçlü yanlarını ve dirençlerini de merkeze almaktır. Balon satan çocuk, ailesine katkı sağlama iradesi ve sorumluluk bilinciyle bu direncin somut bir örneğini oluşturur. Devletin görevi, bu çabayı cezalandırmak değil; desteklemek, çocuğun ekonomik ve sosyal haklarını güvence altına almaktır.

Bu tekil vaka üzerinden genelleme yapmak sınırlı olsa da, olay sosyal hizmetin yapısal açığını görünür kılmaktadır. Gelecekte yapılacak ampirik çalışmalar, farklı bölgelerdeki benzer durumları inceleyerek bu yapısal sorunu daha da netleştirebilir.

Sonuç olarak, sosyal hizmet yalnızca düzenin yeniden üretim aracı değil; bireylerin özneliğini ve toplumsal katılımını görünür kılan, onları pasif alıcı değil toplumsal yaşamın öznesi hâline getiren bir pratik olmalıdır.

Selim YILDIRIM

Sosyal Hizmet Uzmanı