
Kitap Künyesi
Yazar Adı: Harper Lee
Yayınevi: Epsilon Yayınları
Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul 2020
Sayfa Sayısı: 232
“Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.”
28 Nisan 1926 yılında ABD’nin güneydoğusundaki Alabama eyaletinde doğan Harper Lee, 1960 yılında yayımlanan “Bülbülü Öldürmek” adlı ilk kitabı ile satış rekorları kırmıştır. Kitap 1961 yılında Pulitzer Edebiyat Ödülü’nü kazanmış ve 1963 yılında aynı isimle beyazperdeye aktarıldığında başrolünde oynayan Gregory Peck’e Oscar Ödülü’nü kazandırmıştır. Irkçılık ve eşitsizlik kavramlarını bir çocuk kahramanın gözünden anlatan kitap, yayımlandığı tarihten itibaren büyük ses getirmesine rağmen bir dönem ırkçılık içermesi gerekçesiyle yasaklanmıştır.
“Bülbülü Öldürmek” ABD’nin güneyinde yer alan Maycomb adlı kurgusal bir kasabada geçmektedir. Yaşanan olaylar Jean Louse “Scout” Finch adlı küçük bir kızın bakış açısından; abisi Jem, babası Atticus ve sadece yaz aylarında yanında olan arkadaşı Dill ekseninde anlatılmaktadır. Kasabanın en soylu ailelerinden birinden gelen Atticus Finch saygın bir avukattır. Ancak kitapta; kimlik bilinci ve aidiyet duygusu söz konusu olduğunda, kişilerin saygınlığı ikinci plana atabildiği açıkça görülmektedir.
Maycomb kasabasının sorunlu ailelerinden biri olan Ewell’ların kızı Mayella Ewell’a tecavüz suçundan yargılanan zenci Tom Robinson’u savunmakla görevlendirilen Atticus, kasabalının kalıplaşmış tutumlarına rağmen görevi kabul etmiştir. Ancak zencilerin ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bu topraklarda zencileri savunan bir beyaz olmak Atticus ve çocukları için de oldukça zorlayıcı olacaktır. Çünkü kasabada yaşayan insanlara göre bir zenciyi savunmak, en az zenci olmak kadar kötü sayılmaktadır ve zencilere hizmet eden kişi babanız dahi olsa reddedilmelidir.
İlk insanlardan itibaren kendi grubunu diğerlerinden daha özel ve üstün görmenin, grup bağlılığı/birliğini arttırarak hayatta kalmaya yardımcı olacağı varsayımından hareketle ırkçılık her zaman göze çarpan bir unsur olmuştur. Yani ırkçılık kılık değiştirerek farklı zaman ve mekânlarda çeşitli sosyolojik süreçlerle sürekli var olmuştur. Irkçılığı oluşturan en önemli etmenlerden biri olan önyargı, bir grup kişiye dair sadece ait oldukları gruptan ötürü olumsuz tutumlara sahip olmaktır. Ayrımcılık ise önyargının davranışlardaki dışavurumudur, yani bir gruba karşı sadece önyargılar sebebiyle olumsuz davranışlarda bulunmaktır. Siyahilere karşı olan önyargı ve bu önyargının sonucu olarak gelişen ayrımcılık kitaba incelikle işlenmiştir.
Tom Robinson’un yargılandığı suçun asılsız olduğu noktasında ortak görüşe sahip olanların bile beyaz olanın tarafında olması, kişilerin kendi düşünceleri yerine toplum tarafından onaylanacak, kabul görecek düşünceleri benimseyip ona göre hareket etmelerine yani sosyal kabul hatasına örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca ırkçılığın kötü olduğunu anlatan öğretmenin, zenciler söz konusu olduğunda açıkça olumsuz tutumlar sergilemesi eşitlikçi olduğunu söyleyen kişilerde bile bilinç dışında belli bir düzeyde ırkçı düşünceler ve gizil önyargılar bulunabileceğini ortaya koymaktadır. Eşitliğin savunulduğu mahkeme salonuna zencilerin beyazlardan sonra alınması; ayrımcılığın günah olduğunu anlatan kiliselerin, zencileri kabul etmemesi ve bu durumun herkes tarafından normal olarak algılanması ise zenciler ve beyazlar arasındaki sınıf ayrımının, toplum tarafından içselleştirildiğini açıkça göstermektedir.
Kitaba İlişkin İzlenimlerim
Irkçılık ve eşitsizlik gibi evrensel konuların, dokuz yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatılması hem kitabın daha sade ve anlaşılır bir dille yazılmasına hem de büyüklerin algısındaki kusurları daha net fark etmemize olanak sağlıyor.
Atticus karakterinin önyargılar ve haksızlık karşısındaki tutumları; insan hakları, özgürlük, adalet, demokrasi gibi ilkeleri ön planda tutuşu; benimsediği değerleri çocuklarına yansıtma biçimi beni çok etkiledi. Ayrıca çocuklarına karşı olan sevgisinin dahi değerlerinin önüne geçmeyişi, ahlaki gelişim açısından ulaşılabilecek son nokta olan Evrensel Ahlak İlkeleri evresinde bir gelişim gösterdiğini gözler önüne seriyor.
Gizem ATAŞ
Psikolog