Kapatmak için ESC'ye basın

PsikolektifPsikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı

KURBAN TUZAĞINDAN KURTULMAK – Kitap İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 21

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Kitap Künyesi

Yazar Adı: Diane Zimberoff

Yayınevi: Lena Psikoloji

Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul – 2023 (13. Basım)

Sayfa Sayısı: 180

Kalp Merkezli Hipnoterapi yöntemini geliştiren Diane Zimberoff,  meslek hayatı boyunca fiziksel, duygusal ya da cinsel olarak istismar edilmiş pek çok danışanla çalışmıştır. Transaksiyonel Analiz ve Hümanistik Psikoloji eğitimlerini alan yazar, Hipnoterapiyi öğrendikten sonra kurban olmanın etkilerinin danışanlarının yaşamlarını, ilişkilerini, özgüvenlerini ne kadar etkilediğini fark etmiş ve kurban olma örüntüsünü iyileştirmede yeni yollar bulma motivasyonu ile Kurban Tuzağından Kurtulmak kitabını kaleme almıştır.

‘’ Yazı spoiler içermektedir. ‘’

Kendimizle ya da diğer insanlarla kurduğumuz ilişkilerde çoğu zaman farkına dahi varmadığımız davranış örüntülerini kullanıyoruz. Bu davranış örüntülerini nasıl ve ne zaman edindiğimiz üzerine çok da düşünmeden, tanıdık ve bildik olanın sağladığı konforla örüntüleri sürdürmeye devam ediyoruz. Kurban Tuzağından Kurtulmak kitabı pek çok insanın sahip olabileceği bir örüntüyü ele alıyor. Kurban, kurtarıcı ve zorba üçgeni…

İçine doğduğumuz aile; kendimize, diğer insanlara ve dünyaya ilişkin algılarımızı oluşturan en önemli kaynaktır. Dolayısıyla sahip olduğumuz davranış örüntülerinin nedenlerini ve nasıl oluştuklarını çözebilmenin yolu öncelikle aile dinamiklerimizi anlamaktan geçer. Yapısal Aile Terapisi Kuramı’nda aileler, işlevsel (fonksiyonel) ve işlevsel olmayan (fonksiyonel olmayan) şeklinde iki başlıkta ele alınır. İşlevsel aileler, üyeleri arasında güçlü iletişim olan birbirlerine karşı destekleyici, saygı ve sevgi dolu aileler olarak tanımlanırken, işlevsel olmayan ailelerde karmaşık ve bozuk bir görev dağılımı vardır. Bu bozuk görev dağılımı o aile içerisinde büyüyen bireyin kişilik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Kurban üçgeninin içine hapsolmuş bir ailenin dinamiklerini incelediğimizde “işlevsel olmayan” aile yapısını görebiliriz.  Bu ailelerde kurban oyunu sınırsız kombinasyonla oynanabilir. Bu oyunun en temel kuralı tüm aile üyelerinin kendilerini bir şekilde kurban rolü ile özdeşleştirmeleridir.  Kurban, kendini çaresiz hisseden ve kendine acıyan kimsedir.  “Bunlar zaten hep benim başıma gelir.” , “Kimse beni sevmiyor.” ya da “Senin yüzünden mutlu olamıyorum.” gibi çaresizlik ve suçlama duyguları ile bezenmiş cümleler, kurban rolündeki bireylerden sıkça işitilir.  Kurban olan bir kişinin etrafında mutlaka bir kurtarıcı görülmektedir. Zimberoff bu durumu “Bilincinizde ne olup bittiğini hayatınıza çektiğiniz insanlara bakarak anlayabilirsiniz. Hayatınızda çok fazla kurban varsa bir kurtarıcı olduğunuza emin olabilirsiniz.” şeklinde açıklamaktadır.

Kurtarıcılar, toplum tarafından çokça onaylanan ve görünürde olumlu olarak değerlendirilen yardım etme davranışını gerçekleştiren kişilerdir. Bu yardım etme davranışı gerçekte bağımlılık durumlarını oluşturur ve kurtarıcı rolünü üstlenmiş bireyin, kişileri ve olayları kontrol etmesini sağlar. Aslında kurtarıcılar, ihtiyaç duyulmaya yoğun bir şekilde ihtiyaç duyan, bağımlı kişiliklerdir.  Kurtarıcı kaldırabileceğinden fazla sorumluluğu üstlenirken başkalarının ona ihtiyaç duymasını sağlar ve böylece büyüyüp gelişir.

Bu noktada yardım etme ya da sorumluluk alma ile kurtarıcı olmak arasındaki ayrımı nasıl yapabileceğimiz konusu gündeme gelmektedir. Kitapta gerçek sorumluluk “Bireyin kendi sorunlarını çözmede kendini güçlü hissedebilme yetisi” olarak tanımlanmaktadır. Kurtarıcı olduğumuzda dikkatimizi kendi hayatımızdaki sorunlardan uzaklaştırarak başkalarının sorunlarını çözmeye odaklanırız. Buna bir çeşit kendimizi manipüle etme yöntemi de diyebiliriz.

Kurban ve kurtarıcı arasındaki ilişkiye baktığımızda “eş bağımlılık” kavramı ile karşılaşırız.  Kökeni 1950 yılına dayanan eş bağımlılık, bakım veren kişi ile bakım alma ihtiyacını devam ettiren kişi arasındaki karşılıklı bağımlılık olarak tanımlanabilir. Kurban kendini sürekli kurtarılması gereken durumların içinde tutarken kurtarıcı da kurban için kendini feda etme, ihtiyaç duyulan kişi olma pozisyonunu korur. Kurtarıcı kurbanın problemlerini çözdükçe kurban kendini daha çaresiz hisseder. Böylece bitmeyen bir eş bağımlılık döngüsü oluşur.

Kurban üçgenin üçüncü bileşeni zorba, kişinin kurban rolündeyken kendini diğerlerinden daha aşağıda, çaresiz ve kontrolden çıkmış hissettiği için saldırgan davrandığı yönüdür. Kişi bu roldeyken kendi sorunları için başkalarını suçlar ve diğer insanlara ya da kendine yansıttığı duygu öfkedir.

Bahsedilen üç rol arasındaki sınırlar o kadar şeffaftır ki bu döngüye kapılmış bireyler hangi rolde olurlarsa olsunlar en sonunda bütün rolleri deneyimlerler. Üçgende yer alan herkes aslında birbirinin zayıflıklarından beslenir.

Pek çok aile bu kurban oyununu oynamaya devam eder.  Bu kadar tüketici ve yıpratıcı bir oyunun sürdürülüyor olmasının altında yatan sebep sevgi arayışıdır. Sevginin açıkça gösterilmediği ve ifade edilmediği ailelerde kavgalar en meşru yakınlık gösterme yolu olarak değerlendirilebilir.  Sahici sevginin hissedilmediği ailelerde büyüyen çocuklar, kendini sevmek ile bencilliği aynı şey olarak görebilirler. Oysaki kendini sevmek bencil olmanın tam tersidir.

“Kendi içimizde iyi hissetmek sevgiyle dolu bir kuyumuzun olması gibidir: Başkalarına verecek bir sürü sevgimiz vardır. Boş bir kuyudan su çekemezsiniz; içimizde kendimize karşı nefret ve güvensizlik olduğunda başkalarına sadece onları verebiliriz.”

Kitaba İlişkin İzlenimlerim

Hem bireysel olarak ilişkilerimde yaşadığım örüntüleri incelemek adına hem de bir ruh sağlığı çalışanı olarak yardım etmek ile kurtarmak arasındaki farkı görebilmek adına, Kurban Tuzağından Kurtulmak kitabı benim için ufuk açıcı oldu. Kitapta da söylendiği gibi her birimiz, üzerinde insanların bize nasıl davranabileceklerinin yazılı olduğu kıyafetler giyiyoruz. Bazen bilinçli bazen de bilinçsiz şekilde çevremize ve kendimize verdiğimiz mesajlar iç huzurumuzu, yaşam kalitemizi derinden etkiliyor. Bu kitap okuruna, etrafına kendisi ile ilgili nasıl bir mesaj verdiğini fark etme olanağı sunuyor.

Zeynep ÜNAL

Uzman Psikolojik Danışman