Savaş ve çocuk yan yana gelemeyecek kadar birbirine zıt kelimeler gibi görünse de 80-100 yıllık tarih incelendiğinde bu iki kelimenin nasıl yan yana geldiği ve nasıl yıkıcı sonuçlar doğurduğu görülebilmektedir.
“Savaş” kelimesinin anlamını açıklayacak olursak; Savaş iki grup arasında meydana gelen ve en az 1000 kişinin ölümüyle sonuçlanan, organize olmuş şiddet türüdür. Çocuk kelimesinin anlamına baktığımızda; 18 yaşın altındaki her birey çocuktur ama maalesef bu tanım günümüzde sadece kâğıt üzerindedir. Çok değil yakın tarihimiz olan 2. Dünya Savaşı incelendiğinde Nazi Almanya’sının Yahudilere yaptığı işkence gözler önüne serilmektedir ve bu işkenceye maruz kalanların birçoğu ne yazık ki çocuklardı. Bir çoğumuz “Çizgili Pijamalı Çocuk” filmini izlemişizdir. Film de savaşın çocuklar arasındaki arkadaşlığı, dostluğu etkileyemediği, çocukların her durumda oyun oynamak istedikleri ve çocuk gibi davranması gerektiği gözler önüne serilmektedir. Film her ne kadar kötü bir sahne ile bitse de ne kadar ayrıştırılmaya çalışılsa da çocuklar asla bu oyuna gelmeyeceklerdir.
Güney Kore ile Kuzey Kore arasında gerçekleşen ve daha sonra diğer ülkelerin de katıldığı Kore Harbi incelendiğinde ortaya çıkan tablo ise şöyle;
Birbirine komşu iki ülke dostça geçinmek varken savaşmayı seçmişlerdi ve olan binlerce masum çocuğa olmuştu. Kore Harbi deyince hiç şüphesiz akıllara günlerdir konuşulan Ayla filmi gelmiştir. Gerçek ismi yıllar sonra öğrenilebilen Ayla Türk karargahında bulunan 20 yetim çocuktan sadece bir tanesidir. Ama onu diğer çocuklardan farklı yapan şey ise Süleyman astsubay karşılaşmış olmasıdır. Ayla diye bildiğimiz küçük kızın köyü bir gün düşman askerleri tarafından basılmış ve erkek, kadın, çocuk demeden öldürmüşlerdir. Bir tek 5 yaşındaki küçük Ayla hayatta kalmıştır saklandığı yerde. Savaşın etkisiyle konuşamaz, kimseye güvenemez olmuştur ta ki Süleyman Astsubayı görene kadar. Süleyman Astsubay ona o kadar iyi o kadar sıcak davranmıştır ki Ayla onun yanından ayrılmaz olmuştur. Savaş devam ederken Ayla kendisine uzanan eli geri çevirmemiştir. Herkesi şaşırtacak bir şekilde Türkçe öğrenmiş ve konuşmaya başlamıştır. Ayla ve Astsubayın ayrılık vakti geldiğinde her ne kadar ayrılmak istemeseler de bir gün buluşmak sözüyle ayrılmışlardır. Hayat onları 60 yıl sonra tekrar buluşturduğunda aralarındaki baba-kız bağı hiç azalmamıştır. Ayla Kore Savaşının sembol isimlerinden sadece bir tanesidir.
Kore Savaşının üzerinden tam 39 yıl geçer ve tüm dünyanın gözü önünde; Bosna Savaşı başlar. Herkes bu savaşla ilgili en az bir kitap ya da film/ dizi izlemiştir. Her savaşta olduğu gibi bu savaşta da en çok zararı maalesef ki çocuklar aldı. Bosna Savaşında hayatını kaybeden 110.000 kişiden 10.000’i çocuktu. Savaşta Sırp çeteler tarafından tecavüze uğrayanların yüzlercesi 18 yaşın altındaki kızlardı. Hayatta kalmayı başarabilen çocuklar vatanlarını koruyabilmek için ellerine silah alarak çatışma bölgelerine gittiler.
Savaş bölgesinde çocuk olmak ne zaman, nereye düşeceğini bilmediği bombayı, hangi yönden geleceğini bilmediği keskin nişancının namlusundan çıkacak olan kurşunu umursamadan sokakta oynama cesaretini gösterebilmektir. Tıpkı savaşın mağdurlarından Emine Seçeroviç Kaşlı’nın dediği gibi “Tüm oyunlarımız savaş, silah ve dövüşle ilgiliydi”.


Bir savaşta çocuk olmak okullarımızda, sıralarımızda otururken; sığınakta, keskin nişancılardan uzakta bir an olsun bu anı unutmak ya da ileride ülkeyi kuracak eğitimli insanların olması için yıkık, dökük sıralarda ders çalışmaktır. Savaşın üzerinden 20 yıl geçse de o izlerin kapanmayacağını bilmektir savaşa şahitlik etmek. Tarih günümüze doğru yaklaştırıldığında Irak, Yemen, Gazze, Filistin ve Suriye’deki durum görülmektedir.
Suriye’deki Savaş devam ederken “Savaş ve Çocuk” kelimesi Aylan Bebeği akıllara getirmektedir. Aylan bebek ne yazık ki savaşın en küçük kurbanlarından biriydi belki de.

Ailesiyle birlikte bir botun üzerinde çıktığı umut yolculuğu tamamlanamadan bitmişti onun için. Kıyıya vuran cansız bedeninin görüntüleri medyada en fazla 4-5 gün yer edinebilmişti ne yazık ki. Daha sonra ne mi oldu dünyanın bir köşesinde duymadığımız, görmediğimiz olaylar yaşanmaya devam etti.
Çatışmaların devam ettiği Suriye’de yaklaşık 20.000 çocuk hayatını kaybetti. Binlerce çocuk sakat kaldı. Kimisi ailelerini kaybetti ve yurtlarını, sevdikleri insanları geride bırakarak canlarını kurtarmak için diğer ülkelere göç etmek zorunda kaldılar. UNICEF’ın Ocak 2017’de yayınladığı rapora göre Türkiye’de kayıt altına alınan Suriyeli çocuk sayısı: 1,28 milyondur. Bu çocuklardan 870.000’i okul çağındadır ancak bu çocukların sadece 490.000’i okula gidebilmektedir. Okula giden öğrencilerin büyük bir çoğunluğu 21 ilde açılan Geçici Eğitim Merkezlerinde eğitim almaktadırlar. Bu okullardan özellikle sınır bölgelerinde bulunanlar ziyaret edildiğinde çocukların yaşadıkları psikolojik travmanın yanı sıra toplumdan dışlanma, negatif ayrımcılık, cinsel sömürü ve çocuk evlilikleri gibi savaşın yıkıcı etkileri daha fazla görülmektedir.
Sizden gözlerinizi kapatmanızı ve çocukluğunuza dair bir anınızı hatırlamanızı istesem, hangi anılar ya da olaylar canlanır gözünüzde? Küçükken sokakta oynarken annenizin sizi çağırdığı ve sizin de 5 dakika daha kalmak istediğiniz sokak oyunları mı yoksa ailenizle birlikte geçirdiğiniz mutlu günler mi? Belki birçoğunuz muhteşem bir çocukluk geçirmemiş olabilirsiniz ama bir düşünsenize onların fazladan 5 dakika izin isteyebilecekleri ne bir anneleri var ne de oyun oynayabilecekleri sokaklar. Kimden mi bahsediyorum, evet savaşın ortasında kalmış minicik yüreklerden bahsediyorum. Hani tüm dünyanın olan olayları görmemek için gözlerini ve yardım çığlıklarını duymamak içinde kulaklarını kapattığı savaş çocuklarından bahsediyorum. Yazı da bahsettiğim ya da bahsedemediğim savaş mağduru çocukları yeniden yazacak olursam;
- Bosna’da hayatını kaybeden 10.000 çocuk ve tecavüze uğrayan yüzlercesi
- Nijerya’da göçe zorlanan sayıları 1 Milyonu geçenler
- Yemen’de hayatını kaybeden 500.000 çocuk
- Suriye’de hayatını kaybeden yaklaşık 20.000 ve sakat kalan binlerce çocuk
UNICEF’in raporlarına göre şu anda Dünya’nın 50 farklı bölgesinde devam eden savaşlar var ve bu savaşlarda son 10 yılda hayatını kaybeden çocuk sayısı 2 Milyon.
Unutmayın! Savaşta ne kazananlar ne de kaybedenler sadece kurbanlar vardır. Savaşın en zarar gören kurbanları da çocuklardır.
Ya tüm bu olup bitenlere geçmişte olduğu gibi göz yumacağız ya da bu çocukların hayatlarını kurtarmak ve bir başka çocuğun bu duruma düşmemesi için harekete geçeceğiz. karar senin!

