YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 8 Çocuk
Yazı 4 / 18
PDF'te aç
04 · ÇOCUK

Çocuğa Sınır Koyma

Büyük çoğunluğumuz sınırlandırılmaktan hoşlanmayız. İster çocuk olalım ister genç veya yaşlı, sınırlandırılmaya karşı başkaldırı düşüncesi zihnimizin bir köşesinde mutlaka durur. Yapma denen şeyi yapma, yasaklanan bir şeye ulaşma, ucunda ceza barındıran eylemlerde bulunma isteği hep konulan sınırlandırmalara uymak istememeyi içerir. Sınırlandırmaların düşünce ve davranışlarımıza yönelik özgürlüğümüzü kısıtladığına inanırız birçoğumuz. Aşırıya kaçtığında evet haklıyız ama sınırlandırmalar mutlak kötüdür diyemeyiz.

Çocuğa Sınır Koyma

Belli kuralları barındıran bir toplum içinde yaşıyoruz. Haliyle düzen dediğimiz şeyin sağlıklı bir şekilde sürüp gitmesi için de bu kurallara uymamız gerekli. Biz bunun bilincinde olabiliyoruz fakat bir çocuk bunum ne kadar bilincinde olabilir? Çocuklar düzenin varlığından haberdar olarak dünyaya gelmezler, çevreleriyle etkileşim halinde bunu geliştirirler. Bir çocuk kendi de oynamak istedi diye arkadaşının elinden oyuncağını alınca bunun kötü bir şey olduğunu bilmez ki sadece o anki isteğini yerine getirdiği için mutlu olur. Karşısındaki çocuğun üzüldüğünü düşünmez veya umursamaz.

İşte tam da bu sahnede çevre faktörü devreye girer. Yani büyük rolün sahibi olan ebeveynler. Şimdi bu örnekten yola çıkarsak ebeveynimiz oyuncağı alan çocuğuna yaptığının kötü bir şey olduğunu kızarak, bağırarak, hatta daha da ileri gidip ona vurarak söyleyebilir. Yine ebeveynimiz çocuğuna uygun bir dille yaptığının yanlış olduğunu, arkadaşını bu davranışıyla üzdüğünü ve böyle bir davranışı bir daha yapmaması gerektiğini yapıcı bir üslupla söyleyebilir. Başka bir ihtimal olarak da ebeveynimiz hiçbir tepkide bulunmayabilir.

Buradan yola çıkacak olursak ilk örnekteki gibi aşırı tepki alan bir çocuk ters bir etki olarak bu davranışını sürdürmeye devam edebilir veya son örnekteki gibi büyüklerinden tepki görmediği için yaptığının doğru bir şey olduğunu düşünüp buna devam edebilir. Baktığımızda aslında bizim davranışlarımız ve sınırlar koyarken kullandığımız üslup, tavırlar vs. çocuğun davranış örüntülerini ne kadar etkiliyor değil mi?

Ebeveynlikte sınır koymakla aslında kast edilen şey çocuklara kural ve beklentileri öğretebilmekte kullanılan süreçtir. Ancak bu sınır koyma işi öyle bir şekilde yapılmalıdır ki çocukla ebeveyni arasındaki güvenli ilişkiye zarar vermemelidir. Zarar verdiği takdirde sınır koymanın davranış üzerinde etkililiğinden bahsedemeyiz. Sınırlar daha önce de belirtildiği gibi çocuklara toplum kurallarını benimsetmesinin yanı sıra onlara güvende oldukları, değer gördükleri gibi kişilerarası ilişkilerini de tanımlamalarına yardımcı olur. Peki çocuklar bu sınırları nasıl öğrenirler?

Çocuklar kuralları ebeveynleri ve çevrelerinde onlarla ilgilenen insanlar yoluyla öğrenir. Burada önemli olan kuralları olabildiğince açık ve net bir şekilde anlatmaktır. Ama sadece sözlü bir şekilde anlatmak yetmeyecektir. Yetişkinlerin aksine çocuklar somut yaşantılarla öğrenirler.

Bu yüzden de sözle belirttiğimiz kuralları davranışlarımızla da desteklememiz oldukça önemlidir. Kuralların çocuk tarafından öğrenilmesi konusunda bu ikisinden hangisi daha etkilidir derseniz de davranışlar diyebiliriz. Çünkü sözlerimize göre daha somut yaşantılardır. Örneğin anne çocuğuna çizgi film izlemeden önce oyuncaklarını topla dedi diyelim. Bu durumda çocuk oyuncaklarını toplamadan çizgi film izlemeye başlamışsa ve anne de gidip onun oyuncaklarını kendi toplamışsa burada oluşturulmak istenen sınır tam olarak yerleşmemiş olur. Çünkü çocuk yine böyle bir şey olduğunda annesinin nasıl olsa onun yerine oyuncaklarını toplayacağını düşüncesine varacaktır. Bu sebeple davranışlarımız her zaman daha net mesajlar içerir.

Çocuklara sınır koymak oldukça güçtür. Genel olarak hepsinin sınırları zorlayan ve sorgulayan bir yapıları vardır. Ama özellikle bazıları için bu durum gittikçe güçleşebilir. Mizaç faktöründen kaynaklanan bazı özelliklere sahip çocuklar (örneğin inatçılık, mızmızlık vs.) diğer akranlarına göre sınırların belirlenmesinde daha zorlu süreçler geçirebilirler. Tabi bu kısımda anne-babanın da çocuğa karşı tavrı ve yaklaşımı da önemlidir.

Çocuklara sınırların benimsetilmesi aslında oldukça önemsenmesi gereken ve çocuğun tüm yaşantısını etkileyebilecek alışkanlıklar, beceriler ve toplumsal bazı kuralların kazanılmasında etkili olan bir süreçtir. En büyük rol ve sorumluluk da asla çocukta değil onun ebeveynindedir.

Betül Bostancı Yazarın tüm yazıları →