YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 8 Çocuk
Yazı 18 / 18
PDF'te aç
FİLM İNCELEME · PERSONA SAYI 8

Kıyamet Günü

Yönetmen
Juan Antonio Bayona
Yıl
2012 - İspanya, ABD
IMDb
7.6

Oyuncular: Naomi Watts, Ewan McGregor, Geraldine Chaplin, Marta Etura, Tom Holland

Kıyamet Günü

Gerçek bir hikayeden esinlenerek çekilen bu film, 2004 yılında Tayland’da gerçekleşen depremin ardından oluşan tsunamiyi, merkezine bir aileyi alarak başarılı bir şekilde anlatıyor. 2012 yılında Juan Antonio Bayona yönetmenliğinde sinemaya kazandırılmış bir doğal afet filmi olan Kıyamet Günü, ilk dakikalarda gösterdiği sakinlik ve huzuru tepetaklak edip yerine acı, hüzün ve umuda tutunuşu getirmesiyle etkileyici bir film havasını yakalıyor. Devamında da acaba bundan sonra ne olacak sorusunu tekrar sordurarak heyecanı ve merak duygusunu hep yüksek seviyede tutmayı başarıyor.

Filmin hikayesine bakacak olursak başta beş kişilik bir ailenin yeni yılı karşılamak amacıyla Tayland’a yaptığı yolculuk ve sonrasındaki keyif dolu anlara tanık oluruz. Bu anları izlerken aileyi tanımaya başlarız. Korkuları olan bir anne, endişelerini ailesinin geleceğiyle ilişkilendiren bir baba ve her şeyden habersiz güzel bir tatil geçirme hayaliyle etrafta koşan çocuklar… Ancak bu iyi aile tablosunu bozacak felaketin gelmesi uzun sürmez ve bir anda sular altında kalan bir semt ile darmadağın olmuş bir ailenin hikayesine doğru hüzün dolu bir yolculuğa çıkarsınız.

Felaket sonrası aile ikiye bölünmüştür. Anne (Marie) ve Lucas (en büyük çocuk) bir bölgede, baba (Henry) ve iki küçük çocuk başka bir bölgede birbirlerine tutunarak yardım aramaya başlarlar. Ancak yardım bulmak her iki taraf için de kolay olmayacaktır. Henry ve iki çocuğu nispeten daha şanslı olduğu için yardıma kavuşur; ancak Henry karısını ve büyük oğlunu bulabilmek için diğer çocuklarını bırakmak zorunda kalır. Henry bu görevi üstlendiği dakikadan itibaren filmde psikolojik sağlamlığı en yüksek kişi olarak karşımıza çıkar. Yaşadığı acı dolu anları bir kenara bırakarak karşılaştığı durum hakkında çözüm yolları aramaya çalışması ve yaşadıklarını çocuklarına hissettirmeden yoluna devam edebilmesi onun bu kişiliğinin bir göstergesi olmaktadır. Bu sırada Marie ve Lucas çok daha zorlu bir yolculuğa çıkarlar ve Marie bu yolculuk esnasında bacağından feci şekilde yaralanır. Ancak o durumda bile annelik duygusundan vazgeçmez ve oğlu için cesaretini toplar. Yardım beklerken yardım etmeyi de öğretir oğluna. Böylece hepimize acı ve mutluluğu bir arada izleme keyfini yaşatır. Aynı şekilde Henry de bir baba ve eş olarak her zaman ayakta kalmaya çalışır. Bu sayede fedakarlık duygusunu da Henry’den öğrenmiş oluruz.

Ebeveynlerin travmatik anlarda gösterdikleri kararlı davranışlar çocuklarına da dayanma gücü vermektedir. Henry ve Marie’nin çocuklarına güçlü bir bağla tutunması ve davranışları neticesinde onları ayakta kalmaları yönünde etkilemesi sosyal öğrenme kuramıyla da bağlantılıdır. Öyle ki en yakınlarından gördükleri davranışlardan etkilenen çocuklar, yaşadıkları duruma nazaran daha sakin kalmayı başarmışlar ve gerektiğinde yetişkin bir birey pozisyonunda yer almışlardır.

Çocuklara baktığımızda ise hepsinin yaşlarından çokça büyük davranışlar sergileyerek çocukların da derin hisler yaşayabileceğini ve yaşatabileceğini bizlere hatırlattıklarını görürüz. Çocuklar içinde en büyüğü olan Lucas’ın annesini, ortanca çocuk Thomas’ın ise en küçük kardeş olan Simon’ı koruyup kolladığı dakikalar hepimize sevginin en içten halini gösterir.

Çocuklar varlığın en saf halini temsil ettiklerinden en samimi duyguları onlarda görmek mümkündür. Yaşadıkları zorlu durumda aile bağlarına tutunarak güçlü kalmaya çalışmışlar ve bu koşullarda dahi dayanışmanın ve mücadelenin ne denli önemli olduğunu göstermişlerdir. Umuda yapılan bu yolculukta belki de en büyük mücadeleyi onlar vermişlerdir. Böylece ileride de bu tür bir durumla karşılaşmaları halinde sağlam bir duruş sergileyeceklerini göstermişlerdir.

Tablonun bütününe baktığımızda bir aile nezdinde en temel hislerimizi hatırlamış ve onları tekrar yaşamış olduğumuzu anlarız. Bu duyguları günlük hayatta sıkça hissediyor olsak da bu kadar kıymetli olduklarını ve aslında hayatımıza ne derece yön verdiklerini anlamak açısından oldukça doyurucu bir film izlemiş oluyoruz.

Keyifli seyirler.