YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 8 Çocuk
Yazı 3 / 18
PDF'te aç
03 · ÇOCUK

Gizli Kahramanların Görünmez Etkileri: Çocukların Yetişmesinde Babaların Rolü

Babalar, çocuklarının ilk kahramanları, sırtımızı yasladığımız görünmez kaleler… Kafka, “Babaya Mektuplar” adlı eserinde babasına hitap ederken şu cümleleri kullanır: “Buna karşılık sen, dayanıklılığınla, sağlığınla, iştahınla, güçlü sesinle, konuşma yeteneğinle, kendinden hoşnutluğunla, dünyaya tepeden bakışınla, azminle, kararlılığınla, insan sarraflığınla, tabii aynı zamanda bu üstünlüklerin bir parçası olan ve coşkunun, bazen anlık öfkenin seni sürüklediği hata ve zaaflarla gerçek bir Kafka’sın.” (Kafka, 2014). Bir çocuğun babasına dair söyleyip söyleyebileceklerini özetler bir cümle adeta, pek çok kişinin hislerine tercüman olabilecek nitelikte aynı zamanda da. Öyleyse bu gizli kahramanların çocukları ile ilişkisi nasıldır ?

Gizli Kahramanların Görünmez Etkileri: Çocukların Yetişmesinde Babaların Rolü

Çocuğun bilişsel, sosyal, kişisel gelişiminin ve öğrenmesinin hayatının ilk yıllarında oldukça hızlı olduğu ve bu yıllarda edinilen deneyimlerin ileriki yıllara temel oluşturduğu çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur. Bebeğin doğumundan bağımsız bir birey olarak yaşayabileceği zamana kadarki ihtiyaçlarının karşılanması ebeveynine aittir.

Bu aidiyet beraberinde pek çok sorumluluğu getirdiği gibi sorumluluğun paylaşımı noktasında da en büyük pay anneye düşmektedir. Hatta yakın bir zamana kadar ebeveyn-çocuk ilişkisini inceleyen çalışmalarda “ebeveyn” sözcüğü ile vurgulanan özellikle anneler olmuştur. Çocuğun yetişmesi ve gelişmesine dair yazılı ve görsel materyallerde de bu durum pekiştirilmiş ve “anne” figürü “baba”nın arka plana atılmasına sebep olmuştur(Güngörmüş, 2003). Hatta 20. yy’daki gelişimi boyunca psikoloji bilimi, aile üzerindeki çalışmalarını anne-çocuk üzerine yoğunlaştırmış ve baba-çocuk ilişkisi uzunca bir süre ihmal edilmiştir(Akt. Kuzucu; Evans, 1996).

Doğumundan itibaren bireylere biçilen bazı roller vardır. Bu roller çevre tarafından da desteklenerek adeta birer kalıp yargı haline gelir ve çocuklar bu yargılar doğrultusunda yetiştirilir. Yaşamın ilk yıllarında ayrışmayan çocuklar, ergenlik çağına geldiklerinde farklı özellik ve becerilerle donanmış olurlar. Böylelikle doğuştan gelen biyolojik farklılıkların üstüne sosyalleşme sürecinin farklılıkları eklenerek kadın ve erkeğin cinsiyet rolleri ortaya çıkar (Akt. Kuzucu; Liebert, Wicks-Nelson ve Kail, 1986).

Bu cinsiyet rollerinden anne ve baba rolleri de nasibini almış ve onlar için de çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Örneğin; anne, ailede evi çekip çeviren, çocukların bakımını üstlenen, ailenin her ihtiyacına koşan biri iken baba daha çok ailede ekonomik geliri ve disiplini sağlayan ve zaman zaman çocuğu ile oyun oynayan biri konumundadır. Fakat artan küreselleşmenin beraberinde getirdiği modernleşme pek çok alanı etkilediği gibi aile kurumunu da etkilemiş ve babanın aile içindeki ve çocuğun yetişmesindeki rolünün yeniden tanımlanmasını sağlamıştır. Çalışma hayatına katılan kadın sayısının giderek artması, bebeğin doğumundan kısa bir süre sonra çoğu annenin çalışma hayatına geri dönmesi ve kadın-erkek eşitliğinin yaygınlaşması babayı önceye nazaran çocuğun hayatında önemli bir konuma getirmiştir (Ekşi, 1990). Ayrıca artan ekonomik gücü ile ailede daha fazla söz sahibi olmaya başlayan kadın, ev işleri ve çocuk bakımı konusunda da eşinden daha fazla yardım talep eder hale gelmiştir(Akt. Kuzucu; Coltraine, 1995). Bu değişim sonucu baba rolü yeni bir kılıfa bürünmüş ve geleneksel baba rolü ve anne rolünün karışımı olan yeni bir baba modeli ortaya çıkmıştır. Yeni yetiştirici baba anlayışıyla birlikte babaların çocuk ve aile üzerindeki etkisi, babanın disiplin sağlayıcı ve ekonomik gelir kaynağı olma rolünden öteye geçmiştir. Babalık, anne ve çocuklarına duygusal yönden destek olan, çocukları ile ilgili konularda eşine yardım eden, sorumluluklarını paylaşan ve çocuklarıyla doğrudan etkileşime giren kişi gibi anlamlarla zenginleşmiştir(Akt. Taşkın; Lamb, 1997; McBride, 1990).

Gizli Kahramanların Görünmez Etkileri: Çocukların Yetişmesinde Babaların Rolü

Babalık rolünün annelik gibi içgüdüsel olmadığı ya da annedeki gibi “prolaktin hormonu” ile biyolojik olarak desteklenmediği bilinmektedir. Babalık, annenin hamilelik yaşantısı ile başlar ve bebeğin doğumu ile artarak devam eder. Doğumdan sonra bebekle duygusal bağ kurabilmek için anne gibi babanın da fiziksel temasa ihtiyacı vardır. Bu temas da anneye yardımcı olmakla ortaya çıkar ve böylece devam eder (Yavuzer, 1996). Baba ile çocuk arasındaki bu ilişki, özellikle çocuk açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü baba, aile içerisinde çoğunlukla bir gücü temsil eder ve çocuk, her zaman bu gücün yanında olmasını ve ona destek olmasını ister(Yıldız, 2014). Babanın çocuğun gelişimindeki rolü, yapılan araştırmalarda farklı açılardan ele alınmaktadır. Çocuğun zihinsel gelişimi açısından baba katılımının, çocuğun bilişsel gelişimini ve problem çözme becerilerini arttırdığı bulunmuştur (Akt. Kuzucu; Easterbrooks ve Goldberg, 1984; Nugent, 1991). Yapılan pek çok araştırmada ise babanın katılımının akademik başarıda artışa (Akt. Tezel ve ark.; Cooksey ve Fondell, 1996; Amato ve Gilbrethi 1999; Bekman, 2001), dil gelişiminin daha hızlı gerçekleşmesine ve bebeğin IQ puanının daha yüksek olmasına katkı sağladığı görülmüştür(Taşkın, 2011).

Babanın ilgisi çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için de önemlidir. Bebek sıkıntılı olduğu zaman annesini tercih etse de babasına da bağlılık geliştirmekte ve bu bağlılıktan yararlanmaktadır. Babaya olan bu bağlılık onu anneye güvensiz bağlanmanın zararlı sonuçlarından korumaktadır (Akt. Kuzucu; Akende, 1994).. Bunun yanı sıra baba çocuğun yaşamına aktif katıldığında, çocukların empati ve bilişsel yeteneklerinin daha fazla geliştiği de bilinmektedir(Akt. Taşkın; Lamb, 1977).

Çocukların babalarıyla yakın ve sıcak ilişkileri olduğunda psikolojik olarak daha uyumlu, okulda daha başarılı oldukları, daha az antisosyal davranışlarda bulundukları ve yaşam boyunca akranlarıyla daha iyi ilişkiler kurdukları da gözlenmiştir (Koçak, 2004). Erkek ve kız çocuklarının cinsel kimliklerini kazanmalarında da babanın rolü yadsınamaz. Anne çocuk arasındaki etkileşim örüntüsü çocuğun cinsiyetine bakılmaksızın benzer iken, baba, cinsiyetine göre çocuğun davranışlarını farklı şekilde desteklemektedir (Akt. Kuzucu; Trauber, 1979). Baba hem kız, hem erkek çocuğunu tutarlı bir şekilde cinsiyetine uygun oyuncaklarla oynamaya zorlamakta, karşı cinsin oyuncağı ile oynadığında cezalandırmaktadır. Anne kızını cinsiyetine uygun oyuncakla oynamaya zorlarken, erkek çocuğuna bu tür baskı yapmamaktadır (Akt. Kuzucu; Jaclin, Dipietro ve Maccoby, 1984).

Araştırmalar babanın çocuğun yetişmesinde önemli rol oynadığını ortaya koyarken babalar, çocuklarının gereksinimlerini daha iyi karşılamaları için nelere dikkat etmelidirler ? Babanın çocuğuyla oyun oynamak, ona bir şeyler okumak, yemeğini yedirmek gibi doğrudan etkileşime geçmesi, çocuğun gereksinimi olduğunda bunları karşılaması ve sorumluluk alması gerekmekteyken(Akt. Kuzucu; Lamb, 1997), Taşkın (2011) babaların çocuk gelişimi ve eğitimi konularında bilgilenmesi, kendisinin önemini fark ederek çeşitli eğitim programlarına katılmaları gerektiğini söylemektedir.

Özetlemek gerekirse yıllar boyu çocuk yetiştirme üzerine yapılan araştırmaların anneyi konu almaları söz konusu iken günümüzde babaların da bu araştırmalara dahil edilmesiyle bu konuda yeni veriler ortaya çıkmıştır. Bu verilerin ortaya çıkmasında toplumsal değişimler sonucu baba rolünün yeniden tanımlanması önemli bir yer tutmaktadır. Her ne kadar çocuğun zihinsel, sosyal, duygusal gelişim alanlarına babanın katkısı açıklanmaya çalışılsa da daha demokratik aile içi ilişkilerin gelişmesiyle birlikte bu katkılara yenilerinin ekleneceği açıkça görülmektedir.

Merve Döne Yıldırım Yazarın tüm yazıları →