YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 6 Varoluş
Yazı 7 / 14
PDF'te aç
07 · VAROLUŞ

Tercihlerimiz Bizleriz

Tercihlerimiz Bizleriz

Bazen kendini çok çaresiz hissedersin. Ne yapacağını bilemez halde gönlün, aklın bomboş bir halde oturur kalırsın. Dert mi, sıkıntı mı nedir çoğu zaman isimlendiremezsin bile. Belki hayatında her istediğini elde etmiş birisin belki de hayatına ilişkin tüm planları altüst olmuş biri. Her ne ise yaşadıkların kara delik gibi hiçliğe çekmeye başlar. Dünyaya bakarsın sonra. Birkaç kişinin hırs ve hevesleri yüzünden savaşlarda, sömürgelerde ölen milyonlarca insan..bir yana bakarsın açlıkla mücadele eden binlerce insan görürsün bir yana da bakar envai çeşitle yemek sofrası donatıp israf edenleri görürsün.

Her türlü kolaylığa sahipsindir belki de. Baksana, sevdiklerin bir telefona dokunmaya bakar ya da bir uçak biletine. Her şey senin için kolaylaşmıştır artık zorluk yok sıkıntı yok çoğu şeyde. Su içmek için kuyudan su çekmek veya kilometrelerce yol yürümek zorunda değilsin mesela. Dünyanın diğer ucundan haberleri almak işten bile değil artık. Daha sayamadığımız farkında bile olmadığımız büyük kolaylıklar sağlanmış ama eksik bir şeyler var sanki. Sorgulamaya başlarsın sonra her şeyi.. Neden yaşıyorum? Neden bu halde dünya düzeni (!) ? diye. Sahi neden yaşıyorsun nedir amacın? ‘Kendim istemedim dünyaya gelmeyi’ deyip rüzgârın önündeki yaprak misali savrulup gidiyor musun yoksa tutunacak bir şeyler mi arıyorsun? Eğer savrulan yaprak gibi isen bir şeyleri görmüyorsun aslında ya da görmek istemiyorsun demektir. Mesela özgürlüğünü, seçme hakkının olduğunu, sorumluluk alıp mücadele etmeyi tercih edebilmeyi, kendin gibi olduğun bir yaşamı seçmeyi, tercihte bulunabilmeyi.. Bunlara sahipsin aslında. Özgürsün yani aynı zamanda bir o kadar da sorumlusun hayatındaki her şeyden.

Evet, hayatımızın en temel iki kavramı aslında ‘özgürlük’ ve ‘sorumluluk’. Kısaca bu kavramları tanımlayacak olursak;

Özgürlük, “Bireyin salt kendi iradesi ile “iyi” ve “kötü” olan davranışlardan birisini seçebilme gücüdür.” Sorumluluk ise “Bireyin iyi ya da kötü olanı özgürce seçmesinin getirdiği sonuçlardır. İnsanın kendi eylemlerinin ya da yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesidir.”

Frankl’ın temel dayanak noktası ise özgürlüğün belirli sınırlamalara bağlı olduğudur. Oluşan koşullardan kaçamayız ancak bu sınırlamalara karşı koyacak özgürlüğe sahibiz, der. Gerçekten de hayatımızdaki bazı şeyleri seçemeyiz. Hangi ırktan olduğumuz ya da ailemiz gibi. Fakat sonra hayatı anlamaya başlayınca elimizde olmayan bu durumların dışında çoğu durumu tercih ettiğimizi görürüz. Tıpkı bu yazıyı okumayı tercih etmemiz ve belki de sonrasında bazı şeyler üzerinde düşünüp kararlar alacak olmamız gibi.

Dünyada yaşarken güven içinde olmak konusunda hiçbir seçeneğimiz bulunmasa da yaşam tarzımız ve geldiğimiz konum seçimlerimizin bir sonucudur. Gerçekten seçme özgürlüğümüz bulunduğu için yaşamlarımızı yönlendirme sorumluluğunu kabullenmemiz gerekmektedir. Yaşamımızdan, eylemlerimizden ve eyleme geçmekteki başarısızlıklarımızdan kendimiz sorumluyuz. Güven içinde yaşamak, bizim için varoluşun ne anlama geldiği konusundaki değerlendirmemizde kendimize dürüst olmamızı gerektirir. Özgürlük ve sorumluluk el ele gitmektedir. Kaderimizi yaşam konumumuzu ve sorunlarımızı yaratarak yaşamlarımızın mimarları olmaktayız. Sorumluluğun değişim için temel koşul olduğu varsayılmaktadır (Ergene 2008). Doğan Cüceloğlu ise bu konuda ‘sorumluluk duygusu gelişmemiş insanın özgürlük anlayışı anarşi kokar; özgürlük duygusu gelişmemiş insanın sorumluluk duygusu ise esaret!’ demiştir. Yani ikisi de belli bir dengede olmalı.

Tercihlerimiz Bizleriz

Sartre’ın bakış açısına göre ‘insanlar özgürlüğü suçlamaktadır. Varolma suçu, farkına vararak bir sorumluluğun yükünden kaçmak veya tercih yapmamayı seçmektir. Güven içinde yaşamadığımız zaman işlediğimiz bir suçtur. Bu durum, diğerlerinin kimliğimizi belirlemesine ve bizim yerimize tercih yapmasına yol açmaktadır’. Yani aslında hayatın, hayallerin için mücadele etmemen, rüzgar önündeki yaprak olmayı tercih etmen bir varoluş suçu. Var olmanın kabul etmediği bir şey. Ne garip değil mi? sanki bu suç tam da bize göreymiş gibi geldi. Tercih yapmamayı seçmek, önümüze ne gelirse ‘olsun napalım’ demek, kaderci anlayışa sahip olmak hayatımıza karşı işlediğimiz bir suç. Sonrasında ise ‘hayat işte bizi bu hale getirdi’ lakırdılarını kendimize ve çevremize söyleyip duruyoruz. Aslında tam olarak şunu unutuyoruz ki Sartre’ın dediği gibi ‘Tercihlerimiz Bizleriz’.