YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 6 Varoluş
Yazı 1 / 14
PDF'te aç
01 · VAROLUŞ

Editörden

Değerli Persona okurları;

Altıncı sayımızı bir yenilenme süreci ile birlikte çıkarmanın gururu içindeyiz. “Varoluş” temasını ele aldığımız Ağustos-Eylül sayısını Prof. Dr. İbrahim Ethem ÖZGÜVEN’e atfederek atıf geleneğini sürdürüyoruz. Değerli hocamızdan bahsettikten sonra Persona’nın bu sayısı ile ilgili kısa bir bilgilendirme yapıp ardından varoluş sancılarımı sizlere aktaracağım.

Türk PDR Derneği’nin kurucusu olan Prof. Dr. İbrahim Ethem ÖZGÜVEN, 1930 yılında Karaman’da doğmuştur. 1948 yılında Erzurum Erkek Öğretmen Okulu, 1965 yılında ise Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümünden mezun olmuştur. ABD’de eğitimine devam eden hocamız 1975 yılında alanında doçent, 1977 yılında profesör olmuştur. 1969 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesinde görev yapmaya başlamış, Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölüm Başkanlığı, dekanlık ve Senato üyeliği gibi çeşitli görevleri yürütmüştür. PDR Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora programlarında eğitimcilik yapmış olan Prof. Dr. ÖZGÜVEN, kitap, makale, psikolojik testler başta olmak üzere uzmanlık alanında 150’nin üzerinde yayın yapmıştır. Yayınlanmış olan önemli eserleri arasında, Hacettepe Kişilik Envanteri, Çağdaş Eğitimde Psikolojik Danışma ve Rehberlik, Evlilik ve Aile Terapisi, Endüstri Psikolojisi, Görüşme İlke ve Teknikleri, Cinsellik ve Cinsel Eğitim, Bireyi Tanıma Teknikleri sayılabilir.

Daha önce belirttiğim gibi Persona’nın yapısında birtakım değişikliklere gittik. Öncelikle yazar ekibini genişlettik, bir tanıtım ekibi kurduk ve tasarım desteği aldık. İç tasarımda Fatih Algün, kapak tasarımında Kadriye Ulus görev aldı. Instagram ve Twitter (personadergisi) hesaplarımızı açtık. Siz değerli okurlarımızın önerilerini dikkate alarak film ve kitap analizi sayısını artırdık. Bu sayıda filmlerin tanıtımını yaptık ve filmleri izlemenizi bekliyoruz. Sonraki sayıda bu filmlerin ayrıntılı analizleri yer alacak ve bu sıra ile film tanıtımı ve film analizlerimiz devam edecektir. Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da kalemi güçlü yazarlarımızın özgün ve akademik yazılarını, bilimsellik ve estetiği kaynaştırarak beğeninize sunuyoruz. Emeği geçen bütün ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Ve son olarak büyük sürpriz… Her sayıda bir akademisyen ile röportaj geleneğimizi bu sayıda alanımızın çok kıymetli hocası Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK ile gerçekleştirdik. Değerli hocamıza dergimize yapmış olduğu katkıdan dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.

Varoluş temasını seçme nedenimiz ise varlığımızdan acı duyarken aynı zamanda yokluğumuzdan korkmamızdır. “Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız.” der Chuck Palahniuk Fight Clup’ta. Bir varoluş amacımız yok. Sisli ve ıslak bir yolda, hızlıca yürüyoruz ama önümüzü göremiyoruz. Bir yerde ölüm var, işte tek bildiğimiz bu. Belki bir saniye sonra, belki de yoldan epeyce sıkılacak kadar uzun zaman sonra. Yolculuğun başında sorgulamadan yürüyoruz, düştükçe biraz ağladıktan sonra kalkıp devam ediyoruz. Sonra yolun farkına varıyoruz ve nereye gittiğimizi sorguluyoruz. Kimileri yolun sonunda tüm isteklerine kavuşacağına, kimi ise sadece yolu tamamlamış olacağına inanıyor. Ancak tek bir gerçek var, o da yolun giderek zorlaştığı. Artık düştüğümüzde ayağa kalkmamız eskisi kadar kolay olmuyor. Bazen dar ve boğucu, bazen çukurlu, bazen dik bir yokuş haline geliyor yol. Aramızdaki bazı şanslı insanlar yolun kenarındaki ağaçların güzel çiçeklerini fark edebiliyor, bazıları sevimli hayvanları görebiliyor ve bazıları göğün muhteşem rengine uzun uzun bakabiliyor. Ama ne yazık ki genel olarak yolun zorluklarına odaklanıyoruz. Öyle ki bazen takıldığımız çukurun içinde cansız bir taş olmayı, hatta yola hiç çıkmamış olmayı (yok olmayı) bu yolculuğa tercih edebiliyoruz. Var olmak zor geliyor, yok olmak da korkutuyor.

Süreçler farklı işlese de bu yol iki nokta arasında yer alıyor: Doğum ve ölüm. Var olmak ise bu iki nokta arasındaki süreçte özgürlüğünü kullanabilmek, yolu sorgulamak ve kabullenmek. Söylenenlere aldırmadan, kendini unutmadan, korkmadan ve yılmadan…

İşte bu sayı; yürüdüğümüz sisli yol, en eski hikâyemiz ve kendimizle olan ezeli savaşımız: Varoluş’tur.

Eyüp Can Yazıcı Yazarın tüm yazıları →