YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 6 Varoluş
Yazı 10 / 14
PDF'te aç
10 · VAROLUŞ

Binnur Yeşilyaprak ile Röportaj

Binnur Yeşilyaprak ile Röportaj

Merhaba hocam, öncelikle bizimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için Persona ekibi adına teşekkürlerimi sunuyorum.

1) İlk olarak bizlere kısaca kendinizi tanıtır mısınız? (Akademik geçmişiniz, sevdiğiniz şeyler, ilgi alanlarınız vb.)

Persona ekibine teşekkürler. Benim kim olduğumdan çok, sizlerin beni nasıl “tanıdığı” ve nasıl “bildiği” önemli. Çünkü bireyin kim olduğu ile ilgili şu değerlendirme yapılır:

“Sen aslında üç kişisin:

1. Kendin olduğunu sandığın kişi,

2. Başkalarının senin olduğunu sandığı kişi,

3. Gerçekte olduğun kişi”

İşte bazen bu üç kişi birbirini tanımayabilir! Algılar örtüşmeyebilir. Başkalarına kim olduğumuzu anlatmak bu açıdan zordur, eğer ben olduğumu sandığım kişi gibi davranabiliyorsam, büyük ölçüde başkaları da beni öyle tanıyabilir.

Akademik özgeçmişimi kaynaklardan da araştırabilirsiniz. Mesleki deneyimlerimin içinde ilkokul öğretmenliği, lise branş öğretmenliği ve sonra üniversitede akademik kariyerim yer alıyor. Gazi Üniversitesinde lisans, Hacettepe Üniversitesinde lisansüstü ve Amerika’da doktora sonrası (post doktora) eğitimlerimi tamamladım. 1979 yılından beri PDR alanında öğreniyor ve öğretiyorum. Bu alanı çok seviyorum, bu alanda öğrendiklerim ile büyüyor ve olgunlaşıyorum.

Ben yaşama dair birçok şeye ilgi duyarak gelişiyorum. Çalışmayı ve öğrenmeyi seviyorum. Monotonluktan sıkılıyorum, bu yüzden okumayı, yazmayı, seyahat etmeyi ve araştırmayı seviyorum. İnsanlar ile birlikte olmayı ve tek başına olmayı seviyorum. Üretmek ve yaratıcılık için tek başına olmanın yararına inanıyorum. Yaşamı seviyorum, insanları seviyorum. Farklı evrenleri keşfetmeyi seviyorum.

2) Varoluş kavramını kendinize göre tanımlayabilir misiniz? Sizce “varoluş” ne anlam ifade ediyor? Sizin varoluş amacınız nedir?

Bana göre varoluş, yaşamda özünü hissederek, yaşamın ve kendinin bilincinde olarak ve belli hedefler için yaşamını sürdürmek demek. Bireyin kendini, kendi varlığını biçimlendirmesi, yaşamına bir anlam kazandırması, bir diğer ifade ile kendini gerçekleştirme yolunda ilerlemesidir.

Varoluş amacım, kendimi keşfetmek öncelikle… Kendimi tanımak, anlamak ve geliştirmek. Bu bitmez tükenmez bir keşif yolculuğu ve bu yolda iyi şeyler yapmak, yararlı olmak, hizmet etmek, daha güzel bir dünya için çalışmak karıca kararınca… Evreni keşfederek evrene uyum sağlamak…

3) Siz, alan uygulamalarınızda hem de yaşantılarınızda hümanist anlayışa sahip biri olarak görülüyorsunuz (eğer sizce de böyleyse) bu iki anlayış hümanist ve varoluşçu yaklaşım oldukça benzer görünüyor en temel farklılıkları nedir? Varoluşçuyum da diyebilir misiniz?

Evet, hümanist anlayışa sahip biri olarak görülüyorsam ne mutlu bana çünkü ben de kendimi böyle görüyorum. Varoluşçuluk, bir felsefe akımı, bu açıdan tüm dünyayı ve insanın varlık nedenini açıklayan bir bakış açısı. Hümanist psikolojik danışma yaklaşımı ise, varoluşçuluk akımından yararlanarak insan davranışlarını anlamaya ve değiştirmeye çalışan bir kuramsal yaklaşım. Temel farklılıklarını tartışmaya burada girmek istemiyorum doğrusu.

4) Varoluşçu terapinin sınırlı ve yararlı yanları nelerdir?

Bu soru da bilimsel bir değerlendirmeyi gerektiriyor. En genel anlamıyla benim gördüğüm şu nokta var; özellikle bizim gibi dıştan kontrollü bir toplumda bu danışma yaklaşımı, kendi özü ile ilişki kurarak sorumluluk almak istemeyen kişiler açısından zor ve sancılı bir süreç. Ancak kendini kabul etmede zorlanan, kendini önemli ve değerli görmeyen bireylere bu yaklaşımla kendi varlığını ve değerini keşfetme ortamı sağlanabilirse danışmada, çok geliştirici bir değişim gerçekleşebilir. Bireyin sadece kendini değiştirebileceğini anlaması ve sorumluluk alması bizim toplumumuzda-böyle yetiştirilmediğimiz için- zor bir süreç. Bir de danışanlar genellikle kısa sürede mucizevi değişimler bekliyor, daha somut formüller bekliyor, bu açıdan davranışçı ve bilişsel yaklaşımlar daha somut geliyor olabilir.

Binnur Yeşilyaprak ile Röportaj

5) En sevdiğiniz varoluşçu terapist kimdir?

Kuşkusuz Carl Rogers diyeceğim. Onun, Psikolojik Danışma alanını var eden bir kuramcı ve uygulamacı olduğuna inanıyorum. Ben Hacettepe Üniversitesinde PDR alanında lisansüstü eğitim yaparken (1979-1988 yılları) bizim hocalarımız Amerika’da Rogers’dan ders almış ve onun ekolüne göre yetişmişlerdi. Bize de bunu öğrettiler ve bu yaklaşımı benimsedik. Hatırlıyorum Rogers’ın öldüğünü duyduğumuzda (1987) bölümde adeta yas ilan edilmişti.

6) Varoluşçu terapistlerin çoğunun yaşının belli bir yaşın üstünde olmasını nasıl açıklayabilirsiniz? Terapistlerin yaşı ile benimsedikleri kuramlar arasında bir ilişki var mıdır sizce?

Her kuram, geliştiği yer ve zaman dilimlerindeki koşullar ile biçimlenir kuşkusuz. Dünyanın nasıl bir çağ yaşadığı ve o çağın koşulları içinde insanın gereksinimlerine cevap vermek için ortaya konan varsayımlar ve hipotezler, kuşkusuz o sorunları yaşayan ve gözlemleyen kişilerce çözümlenmeye çalışılır. Kuramlar böyle ortaya çıktığına göre terapistlerin yaşı ile benimsedikleri kuramlar arasında bir ilişki olması doğaldır. Daha yeni yaklaşımlar daha genç terapistlerce benimsenebilir, çünkü içinde yaşadıkları bugünkü dünya ile geçen yüzyılda geliştirilen kuramlar arasında ilişki kurmak ve benimsemek güç olabilir.

Binnur Yeşilyaprak ile Röportaj

7) Size göre “otantik olma” ne ifade ediyor?

Otantik olmak, hümanist yaklaşımın bir kavramı elbette; içten olma, dürüst olma, spontan olma, özü ile bağdaşım içinde olma. Bir bakıma sahici olmak, yapay değil. Rol yapmamak, olduğundan farklı görünmemek, kendini akışa bırakmak, yaratıcılığını özgür kılmak… Belli kalıplar içine, belli koşullanmalar içine hapsolmamak…

Elbette bizim gibi toplumlarda buna pek fırsat verilmiyor yazık ki! Daha önce belirttiğim gibi “dıştan kontrollü” bir yetişme tarzımız var, nasıl olmamız gerektiği hep bize dikte ediliyor ve giderek kendimize yabancılaşıyoruz. Kapitalist sistem ve demokrasinin gerçek anlamda gerçekleşmediği bir düzen otantik olmayı engelliyor maalesef. Ancak bu ilgi hep var, son yıllarda “mindfulness” konusundaki çalışmalar da temelde varoluşçu yaklaşıma referans veriyor. Dolayısıyla onun bir kavramı olarak otantik olmaya dikkat çekiyor kanımca.

8) Sizin kariyer alanında da önemli çalışmalarınız var. Varoluşçu yaklaşım kariyer uygulamalarında zayıf görünüyor ya da biz bilmiyoruz. Bu konuda uygulamaları var mı ya da yoksa nasıl çalışılabilir, yeni psikolojik danışmanlara neler önerirsiniz?

Varoluşçuluk ve hümanist yaklaşım özellikle kariyer danışmanlığı üzerinde modeller geliştirmemiş olsa da, temelde meslek ve kariyer, yaşamı anlamlandırmada en önemli boyutlardan biri olduğuna göre bu kapsamda aynı ilkeler ile çalışılabilir. Zaten post modern kariyer danışmanlığı yaklaşımları da bu görüşü benimsiyor büyük ölçüde. Çünkü kariyerimizi yapılandırırken yaşamımızı yapılandırıyoruz. O halde nasıl bir yaşam istiyoruz, hedeflerimiz neler ve yaşamdaki önceliklerimiz neler Bütün bunlar üzerinde çalışırken bence varoluşumuzu sorgulamamız gerekiyor? Bireyin kendi gücünü harekete geçirme, iyimserlik ve umut gibi faktörler bence hep hümanist yaklaşımın temel kavramları ve bugün post modern kariyer danışmanlığı modellerinde yer alıyor. Örneğin Savickas’ın geliştirdiği “Life Design” kariyer danışmanlığı yaklaşımını incelediğimizde varoluşçu ve hümanist ekolün etkisini görebiliriz. Elbette bu bir boyutu, yeni yaklaşım ve modeller farklı teknikler geliştirmiş durumda aynı zamanda.

9) Gözlemlerinize ve tecrübelerinize göre insanlar varoluşçu terapinin de dediği gibi yalnızlık ve anlamsızlık duyguları içinde mi? Eğer öyleyse bu duygularla baş etmek için neler yapılabilir?

Giderek yüz yüze ve yakın ilişkilerden koptuğumuz ve sanal bir âlemde var olduğumuz yanılsaması içinde yüzdüğümüz bir gerçek! Yalnızlık duygusundan kaçmak için çırpınıyoruz ve giderek daha çok batıyoruz! Anlamsızlık bir başka acı gerçek bu yüzyılın dijital dünyasında/ sanal âleminde. Her şeyden çabuk sıkılıyoruz çünkü uğruna yaşamak istediğimiz idealler yok.

Kendi özümüze yabancılaşıyoruz. Facebook bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor, bazı şeyleri hatırlamamıza ve düşünmemize gerek yok! Giderek “Google” toplumunun robotları olarak kimliksizleşiyoruz. Ne hissedeceğimiz, ne düşünüp nasıl davranacağımız konusunda yönetiliyoruz. Dıştan kontrollü bir toplumdan Google tarafından yönetilen insansıların oluşturduğu bir kitleye dönüşüyoruz!

10) Varoluşçu anlayış ölüme ayrı bir önem veriyor. Türkiye de bu vurgu hangi çalışmalarda kullanılabilir?

Evet, ölüm var ve yaşam sona erecek. Şuan yaşıyoruz, bu gerçek. “An’ı yaşamak, bir bakıma bu anda geçmişi ve geleceği var etmek demek. Ölüm, yaşamı anlamlandırmada bize sunulan bir uyarı adeta. Şu an yaşıyorsun ve yaşamının değerini bil, ölüm gelmeden şu dünyada neler yapmak istersin? Bu senin yaşamın ve sen ne istiyorsun? Bunlar sana dayatılmış istekler mi, yoksa özünü gerçekleştirmek için senin seçtiklerin mi?

Bütün bu açılardan bakabildiğimizde psikolojik danışmanlar olarak, kendi yaşamımızı anlamlandırmada ve danışanlarımıza kendi yaşam amaçlarını bulmada bir çıkış noktamız olabilir.

Katkılarınız için teşekkür ederim. Var olun.

Bu alanda birlikte var olmak çok güzel çünkü benim yaşamıma sizler anlam katıyorsunuz. Ben de çok teşekkür ediyorum bu röportaj için.