YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 6 Varoluş
Yazı 2 / 14
PDF'te aç
02 · VAROLUŞ

Var Olmak mı, Yok Olmak mı, Bütün Sorun Bu!

Var Olmak mı, Yok Olmak mı, Bütün Sorun Bu!

Var olmak ve yok olmak arasındaki o uzunluğunu bilmediğimiz ince çizgide ilerlediğimiz sürece, hayatımızla ilgili detayları sorguluyoruz. Ve bunu çok basit sorular yönelterek yapıyoruz. Neden dünyaya geldim? Hayattaki amacım ne? Neden yaşıyorum ki? Dediğim gibi sorular basit fakat cevapları için aynı şeyi söyleyemem. Neden derseniz; soruların cevapları için bir kesinlikten söz edemiyoruz ayrıca da her birey için cevaplar farklılık gösterecektir diyebilirim. Her bireyin dünyaya geliş amacı, yaşayış amacı farklıdır.

Bahsettiğim bu varoluş sorunsalı birçok yerde karşımıza çıkar. Sanattan tutun da edebiyata, felsefeye oradan da psikolojiye kadar konu olduğunu görebiliyoruz. Çünkü insan düşünen bir varlıktır. Düşünen insan; merak eder, sorgular ki zaten diğer canlılardan da en büyük farkımız bu değil midir? Sonuçta sorgulayan bir varlık olduğumuzdan varoluş meselesine merakımız da hep tazeliğini koruyacaktır. Her gelen nesil varoluşsal amacının ne olduğuna bir cevap arayacaktır.

Geçmişte de tanık olduğumuz gibi; kimi varoluş sancısını roman yazarak ortaya koyacak kimi şiir kimisi tabloyla sergileyecek bir başkası da belki bu sıkıntının içinde bocalayıp yok olmayı seçecektir. Bazı insanlar artık hayatlarında çözemedikleri sorunların, cevaplayamadıkları soruların bazen de zihinlerinde daldıkları çıkmaz sokakların kasvetine dayanamayıp bu gibi durumların getirdiği varoluşsal bunalıma yenik düşer ve yok olmayı yani ölümü seçerler. Örneklerine de maalesef ki tanık olmuşuzdur. Sylvia Plath, Stefan Zweig, Virginia Woolf, Nilgün Marmara… İntihar yoluyla ölümü seçen isimlerden sadece birkaçıdır.

Varoluşlarına sebep ararken onun anlamsız olduğuna kanaat getirenler, bir süre sonra ruhsal bunalımlardan bıkıp bir an önce ölümle kucaklaşmayı diler duruma gelirler. Tıpkı yukarıda saydığım isimler gibi. Çünkü onlara göre artık hayatın yaşamaya değecek bir anlamı kalmamıştır. Yaşamak için bir neden üretemez durumdadırlar. Nietzsche’ye göre;

“Yaşamak için nedeni olan kişi, hemen bir nasıla dayanabilir.”

İntihar düşüncesi söz konusu olduğunda bir neden yaratamayan bireyler nasıla koşmak gibi bir çaba gösteremezler. İpleri bu kez kendi ellerine alıp varoluşları hakkında son sözü söylemek isterler ve maalesef bazıları bu isteğini gerçekleştirir.

Varoluş meselesi oldukça derin bir konu olduğundan varoluşsal bunalımlar da aynı derinliği korurlar. Örneğin psikolojik destek alınsa bile bazı durumlarda sonuç yine intihar olabilir. Tabi bu durum desteğe ihtiyaç duyan kişinin katılımına bağlı olduğu kadar uygulanan yöntemlerin doğruluğuna ve faydalılığına da bağlıdır. Bazı durumlarda da kullanılan ilaçlar bu bunalımlara cevap aramak yerine onu zihnin bir köşesine ittiğinden, ilaç bırakıldığında yine aynı sorunlar kişiyi rahatsız edecektir.

Varoluşsal bunalımları yaşayanlar için bu boşluk hissinden kurtulmak aslında basit şeylerde saklıdır. Bile isteye kendimizi topluma kapatırsak eğer, onun bir parçası olduğumuzu hissetmediğimiz sürece farkına varamayacağımız şeyler. Mesela; her sabah kapınızın önüne bir su kabı bırakıyorsanız, gün içinde sokaktan geçen hayvanlar sizin bıraktığınız su kabı sayesinde ihtiyaçlarını karşılamış oluyorlar. Şimdi siz, bir nevi o sokak hayvanlarının hayatına dokunmuş olmuyor musunuz? Bu davranışınız bile sizi hayata yönelik umutlandırabiliyorsa, işte size hayattaki varlığınızı anlamlı kılacak basit bir detayın örneğidir diyebilirim.

Var Olmak mı, Yok Olmak mı, Bütün Sorun Bu!

Hayatınızı anlamlaştıran bir şey bulmaya çalışın, bulmak için yolculuğa çıkın, arayış içinde olun. Belki burnunuzun dibindedir belki ona ulaşmak için kilometreler kat etmeniz gerekecektir. Çabalamaktan vazgeçmeyin. Çok çabaladım, uğraştım fakat bulamadım diyorsanız da o zaman onu siz yaratın. Bir neden yaratın ki nasıla koşabilesiniz.

Son olarak sizi Richard Bach ile baş başa bırakayım.

“Yaşamdaki görevinin bitip bitmediğini anlamanın çok basit bir yolu var. Yaşıyorsan, bitmemiş demektir…”

Hayatınızdaki her anın farkında olun. Var olun…

Betül Bostancı Yazarın tüm yazıları →