Bu hikâyeye bir kahraman lazım dediler ben de geldim. Merhaba! Ben kereviz şimdi içinizden demeyin kerevizin benlik yazısında işi ne diye bilmezler ki en çok benlik karmaşasını ben yaşarım. Uzun uzun zaman önce beni keşfettiler çok da faydalı dediler ama daha kendimi yeni yeni fark ederken evden bir ses yükseldi “bunun tadı çok kötü anne, hem çok kötü kokuyor yemeyeceğim” anneler sağlıklı diye beni patates görünümünde sofraya koydular işte o gün benliğime ilk darbeyi aldım. Özsaygı eksikliği göstermeye başladım, oysa ben kerevizim (kerevizdim) beni bu halimle kabul etmedikleri için patates benim gözümde de büyüdü ve “ideal benliğim patates” oldu, benlik algım düştü. Kaynaklara göre algılanan benlik ve ideal benliği arsında çok farklılığı olan kişilerde ciddi ruh sağlığına kadar sorunlar olabilirmiş başta önemsemedim beni yedikleri sürece önemli değil dedim benliğime sahip çıkmadım.”
Evet, bu hafta kendini bize açtığı için kereviz hanıma teşekkür ederiz.”
Dertli kerevizin de dediği gibi bazen kayboluyoruz benlikle ideal benlik arasına uçurum kaçırıp, sonrada o uçurumdan sırayla, kişiliğimizden taviz verdiklerimizi atıyoruz, peki kişiliğimiz kim biz kimiz bu çoğul ekleri kimleri kapsıyor? Birçok soru beyne hücum ederken toplumsal yaşantılar sonucu oluşan benliğimize de bu sorulardan yöneltmekte fayda vardır. Hep derler ya mesele cevap değildir bazen o doğru soruyu sorabilmektir diye. Ben neyim? Cevap aramamız gereken ilk soruların başında gelir ben çalışkanım ben hızlıyım vs. kendimize önce bu soruyu soralım bugün;
Ben neyim? Sevgili güneş ben neyim güzel karanfil
Ben neyim? Sevgili ben evet bu soruyu başkalarına değil kendimize sormalıyız yardımcı olması açısından da bunu bir kâğıda not alabiliriz.
peki ben ne olmak istiyorum?
Gizliden gizliye pek çok kişide mevcuttur kerevizken patates olma isteği mesele patates olmak değil mesele kereviz halinle sofraların baş tacı olmaktır, peki kereviz halimizle kendimizi beğenmezsek ne olur?
Kişinin kendini nasıl gördüğü algılanan benliğini oluştururken her bireyin sahip olmak istediği özellikler, değerler de ideal benliğimi oluşturur, olmak isterdim, şartlar elverseydi… Düşünceleri de ideal benliğimizi oluşturur, çoğumuzun hayatı benlik karmaşası yaşarken geçip bitiyor. Ne yazık ki bu yolda her şey mubah değil Her zaman ideal benliğin dipsiz mağarasına kaçamayız kaçmamalıyız, benliğimizi bir yapboz parçası olarak düşürsek her parçamız kendimize olan her algımız önemlidir her bu dipsiz mağaraya kaçışımızda benlik algımız bir parça daha kaybedecektir kaybedilen her parçanın yedeği olmayabilir.
Tekrar söz kereviz hanımda:
“Sonra bir gün bir aile benim için çok güzel bir tarif keşfetti o gün bugündür masalarda kereviz diye tanıtılırım. o zaman anladım ki mesele doğru tarifte, ben o gün benliğime sahip çıktım.”
Günlük dilin bir parçası haline gelen benlik türlü şekillerde karşımıza çıkar. Bazen benliğin farkına varılır sağlıklı bir yaşam sürülürken bazen de bocalarız. Kerevizle patates olma arasında bocalamak ayıp değildir, kereviz halimizi görmezden gelip ısrarla patates olmak için çabalamak güçsüzleştirir, o zaman patates olmak değil de doğru tarifi bulmak önemlidir, Kişilik özelliklerimizi, yetkinliklerimizi ve değerlerimizi hırpalamadan doğru tarifi bulmalı ve algıladığımız benliğimiz ne olursa olsun yürekte hissetmeliyiz.
Sevgili şairimiz ne güzel söylemiş:
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
Bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
Yani yürekte.

