Attila İlhanlar, Birhan Keskinler, Abdurrahim Karakoçlar, Orhan Gencebaylar, Erdem Beyazıtlar, Turgut Uyarlar, benler, senler, bizler, sizler, onlar, diğerleri… Hepimiz kendi “ben”imizle var olmaya çalışıyoruz hayatta. Onunla kâh çatışıyoruz kâh barışıyoruz, kızıyoruz bazen ona, sahip olduğumuzdan daha farklı bir “ben” istiyoruz bazen. Gün içinde ne kadar çok “ben” dediğinize dikkat edin bir gün. “Ben böyleyim, ben düşündüm, ben hissettim, ben yaptım, ben yapabilirim, ben yapamam, ben seviyorum, ben hoşlanmıyorum, ben demiştim, keşke ben, ah bu ben ve daha niceleri…Çoğunun tanıdık gelmiş olması lazım.. Bazen narsistçe ben diyoruz bazen mütevazilikle.. Binbir tonu var “ben” demenin.

Fark ettim de bir “ben”e ne çok şey sığdırıyoruz. Pişmanlığımızı, umudumuzu, sevgimizi, öfkemizi, neşemizi, hasretimizi, vuslatımızı… Hepsi de bizi biz yapan duygular baktığınızda. Bunları da bir şekilde ifade ediyoruz, etmeliyiz de Yunus Emre’nin “Sevdiğimi demez isem sevme derdi beni boğar.” demesi gibi. Gün içinde diyaloglarımızda, monologlarımızda dile getirdiğimiz gibi; şarkılarda, şiirlerde, türkülerde de her gün “ben” bombardımanına tutuluyoruz adeta. Bu sayıda sizi biraz tebessüm ettirmek istedim. Yazarken ben epey eğlendim. Fakat hüzne boğacak da olabilirim elbette. Çünkü bazı şarkılar deyim yerindeyse “benliğimize” işliyor. Şimdiden dalıp gitmeleriniz için özür dilerim. Sınıf arkadaşlarımın yardımlarıyla, çalma listenizi uzun süre işgal edebileceğini düşündüğüm şarkılardan ve dilinize pelesenk olabilecek şiirlerden seçme dizeler belirledim. Bu şarkılarda, şiirlerde nasıl da “ben” diye bağırdığımızı fark ettirmek, onu ifade etmeye ne çok ihtiyacımız varmış buna dikkatinizi çekmek istedim. İçinde bu kadar “ben” taşıyan şarkıların, şiirlerin varlığı da bize bir şeyleri kanıtlamaya çalışıyor gibi onlara kulak verdiğimizde. Şarkılar, şiirler; bizlerin duygu dünyasını en iyi yansıtan öğeler. Hayatımızın bir röntgeni gibi adeta. Bizler de duygusal bir millet olduğumuzdan bu kadar çok “ben” söyleminin varlığı da tesadüf değil nihayetinde. Tarık Tufan da bunu teyit edercesine: “Sonra bir Neşet Ertaş türküsü dinlesek / Yalnızca bir tane Neşet Ertaş türküsü dinlesek / Unuttuğumuz her şeyi yeniden hatırlayabiliriz” diyor bir kitabında. Şimdi sizleri “ben”lerle baş başa bırakıyorum. Ben bulduğum “ben”leri kategorilere ayırdım. Sizler de bu kategorilere eklemeler yapabilir yeni dizeler bulabilirsiniz.
Seven, çağıran, cesur, özleyen, ümitli, romantik “ben”ler;
- Hiç üzülme ben varım. (Ayten Alpman)
- Ben sende tutuklu kaldım. (Sezen Aksu)
- Ben senden yoksunum iyi bilmelisin. (Erdem Beyazıt)
- Ben de özledim ben de. (Ferdi Tayfur)
- Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim.
- Beni böyle sev seveceksen. (Orhan Gencebay)
- Deli gönül sevdasını bir ben bilirim. (Barış Manço)
- En iyi ben tanırım seni. (Multitap)
- Benim hala umudum var.(MFÖ)
- İster güneş ol yak beni, yağmurum ol ağlat beni. (Sezen Aksu)
- Seninle her şeye varım ben.(Kayahan)
- Ben kalender meşrebim.(Nurhan Damcıoğlu)
- Ben buraya çıplak geldim.(Nil Karaibrahimgil)
- Korkma ben varım. (Murat Menteş)
- Beni kaç kişide kaybettin / Birini olsun bende bul. (Haydar Ergülen)
Yalnız, üzgün, bıkkın, yorgun, muhtaç, pişman “ben”ler;
- Ben sana mecburum, bilemezsin. (Attila İlhan)
- Ben yoruldum hayat.(Mümin Sarıkaya)
- Yalnızım ben, tutun elimden.. (Can Gox)
- Ben ölürsem akşamüstü ölürüm. (Ataol Behramoğlu)
- Beni bu kentten kurtar beni yalnız ko git beni. (Erdem Beyazıt)
- Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın.(Timur Selçuk)
- Sen benden gittin gideli. (Edip Akbayram)
- Ben bu denizi biliyorum / Yoksun balıklarından (Vüsat O Bener)
- Beni bana ver artık peşinden sürükleme. (Emre Aydın)
- Benim bu deeerrrdiim! (Halil Sezai)
- Beni benimle bırak! (Manga)
- Ben iç dünyama dönüyorum orada hayal kırıklığına yer yok. (Turgut Uyar)
- Bul diyemem ki kimseye ben beni kaybettim. (Yağmur Yaman)
- Ben hayatın mağlubuyum.(Toygar Işıklı)
- Ben böyle değildim.(Zakkum)
- Ben bu gece ölmezsem, ölmem ölmem hiçbir vakit. (Haluk Levent)
- Beni umutsuz koma / Tarihle avutma beni. (Arkadaş Zekai Özger)
- Benim senden başka / Kimsem yok bende. (Haydar Ergülen)
- Beni hoyrat bir makasla eski bir fotoğraftan oydular. (Metin Altıok)
Kafası karışık, şaşkın, isyankâr, anlam arayan, kabullenmiş, kendini bilen “ben”ler;
- Bu ben ne böyle? (Birhan Keskin)
- Ben böyleyim. (Athena)
- Ben şimdi ne yapsam? (İsmet Özel)
- Ben karanlığım korkma ben karanlığım. (Erdem Beyazıt)
- Mazeretim var asabiyim ben..(Fuat Özkan)
- Bu çok çağı anladım / o da beni anlasın. (Seyyidhan Kömürcü)
- Ah bu ben kendimi nerelere koşsam..(MFÖ)
- Bırakın, ben benden uzaklaşayım. (Abdurrahim Karakoç)
- Ben kötü biri değilim.(Toygar Işıklı)
- Ben nasıl büyük adam olucam? (Pinhani)
- Ben hem huzursuz hem uysal..(Ogün Sanlısoy)
- Aynı ben dizlerimin üstünde. (Maskott)
- Aranıza yeni geldim ben. (Pinhani)
- Ben hangisiyim sen demekten başka. (Haydar Ergülen)
- Beni kendimden başka bir şey yapmaya çalışan bu dünyada / Gene de benim. (İlhan Berk)
- Ben kırılırım sevince hemen kırılırım. (Süreyya Berfe)
- Ben buraya aslında kal diyen her yerden çıkıp geldim. (Seyyidhan Kömürcü)
Son söz Üstad Yunus Emre’nin olsun ve her şeyi özetlesin:
“Bir ben vardır bende benden içeri.”
Tüm benliğimle sevgiler.. ☺

