1) Merhaba hocam, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için Persona ekibi adına teşekkür ederim. Bizlere kısaca kendinizi tanıtır, çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Ben Elmaziye Töre Temiz. Hacettepe Üniversitesi mezunuyum. Yüksek Lisansımı aynı üniversitede, Doktora eğitimimi ise İstanbul Üniversitesi’nde tamamladım. 1994 Ekim ayından beri Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nde Yardımcı Doçent olarak görev yapmaktayım.

Toplum-Kültür Eğitim İlişkileri, Toplumsal Cinsiyet, Tarih Sosyolojisi, Kıbrıs Meselesi gibi konular akademik ilgi alanlarım arasında. İnsanla, tabiatla ve çiçeklerle sürekli olarak ilgilerim.
2) Benlik kavramından ne anlamalıyız sizce, benlik nedir?
Okuduğum anladığım kadarıyla benlik, kendimizle ilgili her şeydir. Ben diye başlayan, bana göre, benim için diye başlayan cümleler hep bunu anlatır… Benlik kendimizi algılamamızdır. Kendi kişiliğimizi değerlendirmemizdir. Benlik ben buyum dediğimiz her şeydir. Psikologlar “ben”in farkına varılmasının yakın çevredekilerin, “sen şöylesin, böylesin..” şeklindeki tanımlarıyla başladığını söylemektedirler. Hatırlayacağınız gibi Erikson kişilik gelişimi kuramında özellikle ilkokul yıllarının kompleksli bireyler yetişmemesi için öneminden bahsetmiştir. Bu sebeple bireyi sıfatların içine hapsederken dikkatli konuşmak lazımdır.
3) Olumlu benlik algısı ve olumsuz benlik algısının bireyleri nasıl etkilediğinden bahsedebilir misiniz?
Her insanın “Ben’inde’ beğendiği yönleri de vardır beğenmedikleri de. Kişiliğinde beğendiği yönleri çoğunlukta ise bu onun kendinden memnun olduğunu gösterir. Ben buyum ve kendimi ‘böyle de güzel, becerikli, başarılı, işe yarar buluyorum’ demesi olumlu benlik algısına sahip olduğunu gösterir. Bu bir başka deyişle kişinin kendisiyle barışık olması demektir. Bu mutlu bir insan demektir. Ben mutluluğun kaynağının içimizde olduğuna inanıyorum. Kendisinin farkında olan bir insan sosyal ilişkilerinde de, uğraşılarında da tatminkâr derecede başarılı ve mutludur. Kişiliğiyle ilgili değerlendirmesi olumsuz olanların ise mutsuzluk, huzursuzluk sebebi kendileridir. Mesela, bu olumsuz benlik algısı dış görünüş ağırlıklı ise kişi aynalarla bile kavgalı demektir. Yani rakibe ihtiyacı yoktur, keskin sirke küpüne zarar misali. Ben beceriksizim. Ben yapamam, ben dikkatsiz biriyim diyen bir “ben” enerjiden, mücadeleden yoksundur, pasifleşir… Kendini gerçekleştiren kehanet misali kendini küçümser, hatta hor görür. Bu konuda C. Rogers kişinin değişiminin “benlik algısın değişmesi” üzerinden olacağını söylemiştir. Yani bireyin değişebilmesi için, kendisiyle ilgili olumsuz benlik algısın değişmesine yardımcı olmak gerektiğini belirtmiştir.
4) Günümüz gençlerinin benlik algıları ile ilgili bizle için neler söyleyebilirsiniz? Benlik yaşa bağlı olarak değişen bir şey mi?
Elbette kişinin kendisiyle ilgili öznel değerlendirmesi, yaşa demeyelim ama yaşantılara bağlı olarak değişebilir. Her konuda olduğu gibi değişim ölene kadar devam eder. Mesela başarılı olmak adına olumsuz algıya sahip olan birine başarılı olacağı farklı bir alanda deneyim yaşatılır ise bu algının değişmesine katkı konabilir. Gözlediğim kadarıyla genç arkadaşlarda olumlu benlik algısı yüksek. Ancak bu yaşantılar üzerinden gerçekçi bir benlik algısı mıdır yoksa uzamış, bir türlü geçmeyen tipik bir ergen algısı mıdır? Emin değilim.
5) Kadınlarla ilgili birçok çalışmada yer aldığınızı biliyorum, bu çalışmalardan yola çıkarak kadınların benlik algıları ve benlik saygıları hakkında bize neler söyleyebilirsiniz? Cinsiyete göre benlik algısında / saygısında farklılıklar var mıdır?
Maalesef kadınların benlik algıları erkeklere göre daha olumsuz olabiliyor. Özellikle çocukluktan itibaren girişimci yönleri engellenmiş “sen kızsın, sen anlamazsın, elinin hamuruyla erkek işine karışma..” gibi sözleri duyarak büyüyen kız çocuklarının yetişkin olduklarında kendilerinden genel olarak hoşnut olmalarını beklemek gerçekçi olmaz. Orta yaş ve üzerindeki kadınların pek çoğunda “Şanslı olsaydım dünyaya erkek gelirdim” sözü bu hoşnutsuzluğu çok net göstermektedir. Ancak işlevsel bir eğitim almış olan kadınların bu kısır döngüyü kırabildikleri ortadadır. Ülkemizde kadınların toplumsal hayata farklı alanlardan katılım oranları giderek artmaktadır. Şüphesiz bu görünürlüğün artmasında bu kadınlarımızın olumlu benlik algısına ve yükselen bir benlik saygısına sahip oldukları ortadadır. Fırsat verildiği, adil davranıldığı taktirde kadın veya erkek; yetenekleri doğrultusunda ve ilgi duyuyorlarsa başarılı olabilirler. İş toplumsal cinsiyet kalıplarını yıkmakta…
6) Son olarak benlik algısını / saygısını arttırmak için ailelere ve öğretmenlere ne gibi görevler düşüyor?
Her bireyi birileriyle mukayese etmeden özel bir varlık olarak kabul etmeliler. Sonra kendini keşfetmesi, başarılı olacağı en az bir alanı bulması için sabırlı ve teşvik edici olmaları gerekir. Toplumumuzda yeren bir ifade olan “senden ne köy olur, ne kasaba” hatırlanmamak üzere unutulmalı; kırk gün deli dersen deli olur sözü ise hiç unutulmamalı. Yetişkinler olarak aynaya neyi yansıtırsak onu görürüz. Yani çocuklarımız, öğrencilerimiz bizim yansımamızdır. Şikâyet ettiklerimiz aslında kendimizdir…
Katılımız ve katkılarınız için çok teşekkür ederim. ☺

