İletişim Yayınları | Roman | 238 Sayfa
Bu sayıdaki temamız olan benliğin sözlük anlamına bakmak gerekirse TDK’nin güncel Türkçe sözlüğünde şu tanımı buluruz: Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet.
Bu tanımdan yola çıkarak bu sayıdaki kitap önerimizi İhsan Oktay Anar’ın eşsiz eseri Puslu Kıtalar Atlası olarak belirledik.
Birçoğumuz bu kitabın ismini daha önce duymuşuzdur. Hatta bazı sitelerde Türkçe yazılmış en iyi roman yakıştırmasını da görmüşüzdür. Beklentileri yükseltip eserin üzerinizde yapacağı etki azaltmak istemem. Ancak şahsi fikrimi söylemem gerekirse eserin bu sıfatı hak ettiğini belirtmeliyim.

Eser, sadece bir kurgudan ziyade üzerine iyi çalışılmış bir proje olarak düşünülebilir. Çünkü kullanılan dil, yapılan tasvirler, çizilen karakterler, eski İstanbul’un mükemmel resmedilmesi ve muazzam bir felsefi altyapı sadece ilham gelerek ortaya konacak unsurlar değillerdir. Böyle özverili bir çalışmanın bir akademisyenin elinden çıktığını söylesek şaşırmazsınız herhalde. Ege Üniversitesi Felsefe Bölümünde öğretim üyeliği yapan İhsan Oktay Anar 2011 yılında emekli oldu. Eserde gördüğümüz özelliklerin akademik geçmişle bir bağlantısını olduğunu düşünmek abes olmaz. Kısacası, İstanbul’un sokaklarında birbirinden renkli karakterlerle gezmek ve Osmanlının çok kültürlü günlük yaşamına akıcı bir dilin yoldaşlığında konuk olmak isterseniz bu eser tam sizlik.
Biraz da benlik konusuna değinelim. Kitabı daha önce okuyanlar ilk bakışta benlik konusu ile eseri eşleştirememiş olabilirler. Ancak üzerine biraz düşünürsek kitabın her karakterinin benliğine aşina olduğumuzu fark ederiz. Öyle bir eser düşünün ki hiçbir karakter önemsiz değil. Hiçbir karakter üstün körü oluşturulmamış. Eserde bulunan her bir karakterin geçmişine, kişilik özelliklerine ve amaçlarına kapsamlı bir şekilde hâkimiz. Kitabın her bir bölümünde farklı bir benlikle karşılaşıyoruz. Romanda geçen karakterler için “benlik” kavramını kullanmanın ne kadar doğru olduğunu kitabı okursanız göreceksiniz.

Girişte yaptığımız tanımda belirtilen bütün özellikleri karşılayan karakterlerin her biri için ayrı bir benlik demek yanlış olmaz. Romanın büyüsünü bozmamak için söyleyemediğim şeyleri de hesaba katınca romanın sadece benlikle ilgili olduğunu bile düşünebiliriz.
Toparlamak gerekirse her kesime hitap edecek güzide bir eser olduğunu söylemeliyim. Ayrıca durmak bilmeyen bir maceranın içine çekildiğimizi de belirtmeliyim. Muzip bir dili olup da tarihi bilgileri hiç sıkmadan akıcı bir şekilde veren, yaptığı tasvirlerle okurunu adeta eski Osmanlı mahallerinde gezdiren, heyecanını hiç kaybetmeden olayları filizlendiren, sağlam bir felsefi altyapısı olan, mükemmel karakter çizimlerine sahip olan, tadında bir absürtlükle tarihi gerçekleri anlatan başka bir eser daha olduğunu sanmıyorum. Değerlendirmemizin oldukça yanlı olduğunun farkındayız. Ancak biz bu roman için yazacak olumsuz bir eleştiri bulamadık. Umarım bu tavsiye üzerine romanı okuyanlar hoşnut kalırlar.

