YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 3 Travma
Yazı 11 / 11
PDF'te aç
FİLM İNCELEME · PERSONA SAYI 3

Yazı Tura

2004 | Türkiye | 102’ | Dram | IMDb: 7,7

Özet

Göremeli Şeytan Rıdvan ve İstanbullu Hayalet Cevher Doğu Anadolu’da askerde birlikte savaşmış ve gazi olmuş iki arkadaş, yıl 1999, sivil hayatlarının hikâyesi…

Yazı Tura

Değerlendirme

“Göremeli Şeytan Rıdvan. Futbolcuyuk esasında Fenerbahçeli Şeytan Rıdvan var ya, oga benzetiler beni. Askerden sora Denizlispor’a transfer olacam. Ondan sora Fenerbahçe olur mu? Olur. Kısmet. Hayır, yani bizim de kendimize göre hayallerimiz var.”

Şeytan Rıdvan, teröristlerle çıkan çatışmada ilk aşkı Elif’i öldürdüğünü anladığında yaşadığı şokla koşarken mayına basıyor ve sağ bacağını kaybediyor. Hayatında evde bir tek annesi, evleneceği sözlüsü, mahallenin kahvesi ve arkadaşı Sencer ile Firuz Abi var.

Askerden döndüğünde yeni hayatına adapte olmakta zorlanıyor. Başta fiziksel olarak organ eksikliği yaşıyor: Öz bakımını tek başına yapamıyor, annesi yıkıyor; top peşinde koştuğu bacağında protez takılı ve kol değneğiyle yürüyor.

Korktuğu, güvende hissetmediği için yanında silah taşıyor. Uğruna savaştığı değerleri ay-yıldızlı forma ve kolyesinde sembolleştiriyor. Bir yandan da yatağının başında futbol arkadaşlarıyla olan resmi duruyor.

Elif’i öldürdüğü için duyduğu suçluluk, onunla ilgili işitme ve görme halüsinasyonlarına neden oluyor. Uyku düzensizlikleri, alkol ve madde kullanımı görüyoruz. Sürekli gerginlik, bunaltı, özellikle flashback yaşadığında donuk bakışlar ve terleme belirtileri yaşıyor.

Yazı Tura

Sosyal çevreden beklediği desteği göremiyor. Bunu özellikle kahvedeki olayda “Ben sizin için savaştım, ben sizin için kaybettim bu bacağı” derken yaşadığı öfkede gözlemliyoruz. Olayı ilk kez anlattığı zaman arkadaşı Sencer ve Firuz Abi bile yanından gittiklerinde, kafayı yemiş ve yalan söylüyor olarak yorumluyorlar. Sözlüsünün de yakın arkadaşı Sencer’le kaçması Rıdvan için son damla oluyor. Sözlüsü için taktığı protez bacağı düşüyor ve tüm ümitleri kırılınca son dal olarak yanındaki silahına tutunuyor. Hayatındaki tek iyi annesi oğlu hayatta olduğu için mutlu olsa ve ne kadar destek olsa da yetemiyor tek başına, yetişemiyor.

“Ben İstanbullu Cevher. Hayalet Cevher. Hayatım makinalarla geçti, trikotajda çalıştım, tornada çalıştım, şimdi de elimizde makina burda çatışıyoruz. Askerden dönünce çiçekçi dükkanı açıcam, mis gibi kokucak hayat.”

Cevher, askerde Rıdvan’ı durdurmaya çalışırken patlayan mayından sağ kulağı işitmez oluyor. Geri geldiğinde Halkalı tren istasyonunda Gazi Büfe’yi açmak en büyük amacı oluyor (yüceltme savunma mekanizması). Büfeyi açamadan 1999 Gölcük depreminde büfesi yıkılıyor, amcasını kaybediyor, babası enkaz altından kurtarılıyor. Deprem sonrası asıl depremi ise o doğmadan babasının birlikte yaşadığı Rum kadın Tasula ve homoseksüel abisinin Yunanistan’dan gelmesinin şokuyla yaşıyor.

Cevher trende kalabalıkta tedirgin oluyor, askerlikle ilgili uyaranlar rahatsız ediyor, yoğun stres yaşadığı zamanlar kulağı ağrıyor, terliyor, kendini korumak için yanında sürekli bıçak taşıyor, boynundan künyesini çıkarmıyor. Yoğun bir öfke ve davranışlarında kontrolsüzlük yaşıyor; alacağı olan parayı vermeyen birinin kafa derisini kesmeye kadar gidiyor. Uyuşturucu kullanıyor.

Tasula ve Cevher’in babasının hikâyesi, siyasal sosyal bir içeriğin Türk-Rum ayrımının bireylerdeki psikolojik yansımasını görüyoruz. Toplum baskısına dayanamayan Tasula oğlunu da alarak Yunanistan’a gidiyor. Deprem sonrası ziyarete geldiklerinde baba ölümle burun buruna gelmenin de etkisiyle iki oğlunu bir araya getirme ve helalleşme çabası içine giriyor.

Mahallenin delikanlısı, sert Cevher homoseksüel abinin varlığını kabullenemiyor. Babası ve abisinin iletişim girişimlerini reddetse de, baskın bir karakter olan abisi Teoman da konuşmak için onu zorluyor. Teoman ortaklıklarını vurguluyor: babaları, amcaları, yaşadıkları ev, sokak, oyuncaklar… Cevher ise cinsel tercihlerinin ve etnik kökenlerinin farklılığını kastederek farklılıklara odaklanıyor.

Teoman’a baktığımızda, ilk kez karşılaştığı ölümden dönen bir baba ve onu kabullenmeyen bir kardeşle karşılaşıyor. Homoseksüel olmasının nedeni olarak yaşadığı cinsel istismarı anlatıyor. Adeta o baskın heteroseksüelliğe meydan okurcasına ruj sürüp Cevher’i dudağından öpüyor. Film bu açıdan LGBTİ bireylere de bir pencere açıyor.

Teoman bir transseksüelin şiddete uğradığını görüp kavgaya karıştığında olayı gören Cevher de koşup abisini kurtarmaya geliyor. Belki askerde de durduramadığı arkadaşının telafisini abisini kurtararak yapmaya çalışıyor. Ancak birinin boğazını kesiyor ve kaçmaya çalışırken de polislere yakalanıyor. Polislerle karşı karşıya gelen gazi Cevher “Tamam, gaziyim ben kelepçelemeyin, kulağımı verdim, madalyam var benim” diye isyan ediyor.

Yönetmen Uğur Yücel’in dediği gibi Anadolu’da kurduğu gerçek hayatlara tanıklık ediyoruz ve rahatımızı kaçırarak sessiz bir etki bırakıyor film. Rıdvan’ın ve Cevher’in askerlik sonrası hayallerine karşılık, hayatın getireceği olasılıklar vurgulanırcasına yaşadıkları beklenmedik travmatik olaylar… Yazı mı, tura mı?