Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Halk arasında sosyopat olarak da adlandırılan antisosyal kişilik bozukluğu psikopati ile ilişkili psikolojik bir bozukluktur. Antisosyal kişilik bozukluğu, Amerikan Psikiyatri Derneği’nin Teşhis ve İstatistik Rehberinde şöyle tarif edilmektedir: “Teşhis için temel özellik, çocukluk veya ilk ergenlik çağında başlayıp yetişkinlik çağında da devam eden, diğer insanların hakları ile ilgili daimî bir umursamazlık ve ihlâl seyridir.” Antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bireyler çocuklukta davranış bozukluğu, 18 yaşından sonra ise ASKB tanısı almış kişilerdir.
Aşağıda yer alan tanı kriterlerinin en az üçünü taşıyan kişiye antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi yapılabilir.
- Tutuklanmaya neden olacak fiilleri işlemiş, hukuka uygun sosyal kurallara riayet etmemek.
- Takma isimler kullanma, yalan söyleme ya da şahsi menfaat için diğer insanları kandırarak hilekarlık yapmak.
- Ani tepkiler göstererek, geleceği planlayamamak.
- Başkasının ya da kendinin emniyetini umursamamak.
- Fiziki olarak dövüşme, saldırıda bulunma, saldırganlık ve sinirlilik halinde olmak.
- Aynı işyerinde uzun süre çalışmak ya da mali mükellefiyetlerini sürekli olarak ihmal etmek.
- Başkasına zarar verme, kötü davranışlar sergileme, umursamaz olmak.
Kavgacılık, sahtecilik, hırsızlık, alkol ve başka psikoaktif maddelere düşkünlük, toplum içinde ve aile yaşamında çeşitli sorumsuz davranış örnekleri gösterirler. Sürekli ve tutarlı ilişki kuramazlar. Kurdukları ilişkide kısa sürede aldatıcı olurlar. Dürtülerini engelleyemezler. Denetimsiz, atak saldırgan davranış gösterirler. Üstbenlik (süper ego) gelişmemiş gibidir, genellikle suçluluk duygusu duymazlar. Pişmanlıkları olsa bile yüzeysel ve geçicidir. Bir başka deyimle kendini içten yargılama ve denetim zayıftır ya da yoktur. Dıştan gelen engel ve yargılara aldırmazlar, sanki dürtüsel doyum, haz ilkesi her şeyin üstündedir. (Öztürk, 1995)
Erkeklerde daha sık görülen bu rahatsızlık 18 yaşından önce teşhis edilemese de çocuklukta hastalıkla ilgili bazı işaretler bulunabilmektedir. Yatak ıslatma, hayvanlara eziyet etme gibi. Bu belirtiler antisosyal kişilik bozukluğunu kesin bir şekilde işaret ediyor diyemesek de bu tanıyı almış bireylerin geçmişinde bu izler bulunmaktadır.
Antisosyal kişilik bozukluğunun tedavisi oldukça zordur. Bu bozukluğa sahip bireyin tedaviye yönlenmesi aile bireyleri, arkadaşları, hukuk sistemi gibi zorlayıcı kaynaklar vasıtasıyla olur. Tedavide özetle; birey süreç ve kurallar hakkında bilgilendirilmeli, motivasyonu sağlanarak bireyin sosyal ve ahlaki davranışları geliştirilmeye çalışılmalıdır.

Histriyonik Kişilik Bozukluğu
Histriyonik kişilik bozukluğu sürekli dikkatleri üzerine toplama ve hemen her alanda aşırı duygusallıkla örüntülü bir bozukluktur. Kişiler sürekli ilgi odağı olma çabası içerisindedirler, ilgisizliğe tahammül edemezler. Bu özelliklerine bağlı olarak olayları anlatırken büyütmeye, dramatize etmeye ve yalan söylemeye oldukça yatkındırlar. İlgiyi üzerlerine çekmek için fiziksel görünümlerini kullanacak şekilde renkli, dikkat çeken kıyafetler tercih ederler ve her zaman bakımlı olmaya özen gösterirler. Günün büyük bir bölümünü fiziksel görünümleri ve bakımları ile ilgilenerek geçirirler. Gösteriş yapma, yapmacık davranma ve duygularını aşırı abartma eğilimleri, aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun konuşma biçimleri vardır. Benmerkezcidirler ve çabuk arkadaş olup çabuk reddedilme hissi yaşayabilirler.
Aşağıdaki kriterlerin beşi ya da daha fazlasının bir arada olması halinde kişilere histriyonik bozukluk tanısı konulabilir.
- İlgi odağı olmadığı durumda rahatsız olan kişiler
- Başkaları ile olan etkileşimi uygunsuz olan, daha çok cinsel açıdan baştan çıkarıcı davranışlar sergileyen kişiler
- Duyguları yüzeysel ve hızlı değişim içinde olan kişiler
- Fiziki görünümünü dikkat çekmek için kullanan kişiler
- Başkalarını etkilemeye çalışan konuşma tarzı olan kişiler
- Yapmacık davranan, gösteriş yapan ve duygularını abartan kişiler
- İlişkilerin daha yakın olmasını düşünen kişiler
Bu kişilik bozukluğunun ortaya çıkmasında kalıtımın payı oldukça azdır. Genellikle çocukluk yaşantıları etkili olmaktadır. Ebeveynlerin aşırı mesafeli, hoşgörülü olmayan, ilgi ve sevgide ihmalkar tavırları bu bozukluğun oluşmasına neden olan faktörlerden sayılabilir. Genellikle kadınlarda daha fazla görülen histriyonik kişilik bozukluğu yaşa bağlı olarak bir azalma gösterebilir. Narsistik kişilik bozukluğuna benzer özellik gösterse de histriyonik kişilik bozukluğuna sahip bireyler çevrelerinin ilgisinin her an odak noktası olmak isterler. Başkalarının ilgisini çekebildikleri sürece neşelidirler ve iletişimleri güçlüdür.
Histriyonik kişilik bozukluğuna sahip bireyler kendilerini gerçekçi olarak değerlendiremezler. Bozukluğun tedavisinde bireyle ya da grupla psikoterapiler başarılı olabilmektedir. Tedavideki amaç ise kişinin duygularını fark etmesi ve gerçekçi bir şekilde ifade etmesinin sağlanmasıdır.

