YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 1 Kişilik
Yazı 10 / 16
PDF'te aç
10 · KİŞİLİK

Kişilik Senaryoları

Uçuşa Hazırlanın

Geçen hafta, eve giderken mahallenin çocuklarından birinin dövüştüğünü gördüm. Dövüştüğü kişiyi tanımıyordum. Ne oluyor lan burada diye atıldım. Sonrasında çocuğa yumrukları sıraladım. Mahalleden olan çocuk “Abi, ne yapıyorsun öldüreceksin herifi, dur allahını seversen” deyip zor elimden aldı dövüştüğü kişiyi. Ulan kimin mahallesinde, kimi dövmeye kalkışıyorsun sen, akıllı olacaksın! deyip ağır adımlarla uzaklaştım oradan. Eve döndüğümde yine bir tartışma sesleri. Ne oluyor burada diye atıldım. Baktım, birden sus pus oldular. Böyle de ötlekler işte. Gece, gece asabımı bozmayın benim deyip odama geçtim. Saat 12’yi geçiyordu eve geldiğimde sonra benim kızı aradım. Alo. –“Alo, eve vardın mı sevgilim”, Evdeyim, şimdi geldim. Ne yapıyorsun kız? – “Ne yapayım canım, uyumaya hazırlanıyordum, bulaşıkları falan yıkadım.” Aramasam, beni sormadan uyuyacaktın ha! – “Olur mu öyle şey, sevgilim. Senin sesini duymadan uyuyabilir miyim ben?”. Ha şöyle. Neyse kes laga lugayı da yarın sabah seninle gezmeye çıkalım. – “Nereye gidelim, sevgilim.” Buluruz gidecek bir yeri. “Tamam ama, Ayşeler de gelsin. Biz yalnız başımıza gitmeyelim, gören falan olur. Sonra babamın kulağına bir şeyler gitmesin.” Gitse ne olur lan, neyse kapat haydi. Yarın 9’da aşağıda ol. “Tamam, sevgilim.” (Telefonu endişeli bir şekilde kapatır). O gece canım uyumak istemedi. Sıcakta da uyunulmaz ki. Sabah kalktım baktım saat 8. Hazırlandım çıktım kızın kapısının önünde bekledim. Korna çaldım, telefonla aradım. Bekleyecek halim yok. Ha 9, ha 8 buçuk. Kız dediğin beyini bekletmez. Neyse, bu geldi gözleri mahmur. Atladı arabaya. “Bir gün de vaktinde gelsen. Ya erken geliyorsun, ya geç. Ortan yok mu be senin.” Çok konuşma, günaydın yavrum deyip öptüm. “Biraz turlayalım sonra Ayşe’leri alalım. Saat 9:15 gibi seni alırız dedim Ayşe’ye.” Bu böyle deyince hızla çıktım sokaklarından, Polenezköy yoluna doğru bastım. “Aşkım çok hızlı gidiyorsun, biraz yavaş.” Ne olacak kızım, turluyoruz işte dedim. İleride dönüş alırken fark ettim 10 km gitmişim, hemen orada bir u dönüşü aldım. Karşıdan gelen bir kamyonet yavaşlamasa, kaza da olacaktı ama boşver. Konuşturdum usta şoförlüğümü. Gidip Ayşe ile manitasını aldık. Manitasını da hiç sevmem. Lavuğun teki, entel, dantel kesimden. Bir de küpe takmıyor mu? Ulen küpeyi takınca, yanındaki kızdan ne farkın var dedim geçenlerde. Bir daha seni küpeli görmeyeyim dedim ama takmış. Gösteririm ben sana lavuk Emre. “Hoş geldin Ayşe, hoş geldin Emre.” İkisi de bir ağızdan “hoşbulduk” dediler, benim kıza. Ben de hoş geldin yenge, hoş geldin Küpeli deyip kapılarını kapatmalarını bekledim. “Eee, nereye gidiyoruz dedi Ayşe.” – Polenezköy’e götüreceğim sizi. “Çok güzel düşünmüşsün, canım. Hem güzel bir kahvaltı da yaparız.” dedi benimki. He yaparız. Uçuşa hazırlanın deyip bastım. Vitesleri nasıl hızlı değiştiriyorum anlatamam. Bizimkiler bir sağa, bir sola savruluyorlar. Umrumda değil. “Yavaş, lütfen biraz yavaş Murat.” diyorlar. Kim takar sizi. Basmaya devam, karnımda gurulduyor. Yavaş gidip açlıktan öleyim mi yani! Hız göstergesi en son 200’ü gösteriyordu. Sonrasını hatırlamıyorum. Bir çarpma sesi, yanımdaki Emre’nin başından kanlar akıyor. Benim de kolumda bir acı. Arkadaki kızlardan bir ses yok. Ne oldu böyle?

“Pazarlama Nasıl Yapılır?”

Bugün benim için çok önemli bir gün. Şirkette bir sunum yapacağım. “Pazarlama Nasıl Yapılır?” sunumumun adı. Bugün en şık ben olmalıyım. Kalkıp yüzümü yıkıyorum, aslında bu yüze makyaj yapmaya gerek yok ama neyse herkesin sunumumu beğenmesi için görselliğime de dikkat etmeliyim. Güzel bir duş aldıktan sonra, yeni aldığım marka elbisemi giyiyorum. Makyajım da tamam olduğuna göre sunum çantamı alıp şirkete gidebilirim. Şirkete geldim. Pazarlama yöneticisi Mehmet Bey, çaycı Hüseyin Bey, güvenlik görevlisi Ahmet Bey, şirkete ayak basmamla çapkın bakışlarını üzerimde hissetmem bir oldu. Hak veriyorum onlara da, böyle bir güzellik karşısında bakışlarını başka yöne çevirmeleri zor olsa gerek. Bakışlardan kurtulup sunum yapacağım odaya geliyorum. Henüz kimse gelmemiş, prova yapabilirim. Harika sunumumun provasını yapıyorum. Meraklı ve ilgili bakışlarlarıyla dinleyiciler, odaya girmeye başlıyorlar. Çok şıksınız Hülya Hanım. Bugün her zaman ki gibi ışıl ışılsınız Hülya Hanım. Elbisen ne kadar güzel, nereden aldın Hülya diye soran Ayşe. Ayşe’yi de hiç sevmem, hareketleri falan ne bileyim biraz ‘yılışık’ gibi. Ay Ayşecim, Fransada oturan kardeşim, oradaki bir mağazadan almış. Doğum günü hediyesi olarak. Şimdi bu elbiseyi burada bulamazsın. O mağaza her yerde yok. Bunu dememle, yüzünün düşmesi bir oldu. Düşsün, bu ne münasebet canım! Dur, sakin ol Hülya. Yapacağın harika sunum öncesi canını sıkma.

Merhaba, sayın şirket müdürüm, pazarlama yöneticim, değerli katılımcılar. Hepiniz ‘Pazarlama Nasıl Yapılır?’ adlı sunumuma hoş geldiniz. Mehmet bey, böyle bir konuda sunum yapmamı istediğinde, elim ayağıma dolaştı adeta. Bazen uykusuz geceler geçirdim ama sonunda sunumum hazır. Pazarlama, bir ürünün alıcıya ulaşması için en gerekli şarttır. Ürünü üretmek yetmez, onu tüketiciye iyi bir şekilde sunmak da lazım. Gerçi bu devirde tüketiciler, ne alacaklarını bilmiyorlar da neyse! Günümüzde reklam ve tanıtım çalışmaları, ürün satışında çok önemli. Aslında pazarlamacıların yerini reklamlar aldı desek yeridir. Ah nerde eski pazarlamacılar! “Yorum yapmayı bıraksa…” Efendim, Berna hanım bir şey mi söylediniz? Ha, tamam ben yanlış anlamışım. Lütfen sessizlik. Kusura bakmayın sayın müdürüm, sayın yöneticim. Pazarlama’nın birinci şartı hedef kitleyi tanımaktır. Ürününüz ne kadar iyi olursa olsun, hedef kitleye ürününüzü iyi anlatamazsanız ürün elinizde patlar. Ayy sonra zarar falan yaparız maaz Allah! Burası sıcak mı oldu ne? Elbisemin bir düğmesini açıyorum. Oh, biraz rahatladım. Şimdi bu çapkın erkekler, bana bakmaktan sunumu dinleyemezler! Şştt, sus, sus. Sunumuna devam et. Evet nerede kalmıştım. Ürettiğimiz ürünler çok satılıyor. Çünkü yaptığımız reklamlar, ürünleri üretmeden önce yaptığım sunumlar satışlarımızı artırıyor. Efendim Murat Bey? “Hala pazarlama nasıl yapılır?” sorusuna gelmedim mi? Başladığımdan beri ne söylüyorum ben? Dinlemiyorsunuz ki efendim! Ürün, tüketici. Reklam, anlatıyorum ya! Hem dinlemiyorsunuz, hem işimi öğretmeye kalkıyorsunuz! Pessss doğrusuuuu.

Pazarlama bu devirde, pazarlama elemanlarıyla yapılmaz. Reklamın gücünü sonuna kadar kullanmak lazım. Hem reklamın gücü olmadan bir tek ürün satamazsınız. “Başladığınızdan beri sunumu ilerletmediniz, neden ilerlemiyor bu sunum sayfaları?” Evet, sunumun sonuna doğru yaklaşıyoruz. Burası da iyice sıcak oldu. Alttan elbisemi yukarı kaldırıp, indiriyorum. Biraz hava alsın vücudum. Bak çapkına bak, nasıl da bacaklarıma bakıyor! Edepsiz herif. Ayy, bir şey de diyemiyorum, adam ne yapsın? Böyle bir güzelliğe bakmadan duramaz ki insan. Pazarlama böyle ciddi bir iştir. Ürün üretmek işi ciddi bir iştir ancak pazarlama kadar ciddi değildir. Pazarlama yapamazsanız. Batarsınız efendim, hepimiz işsiz kalırız sonra!

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Tebrikleri sonradan kabul edeceğim!

“Böyle sunum mu olur?”, “Bu da sunum mu yaptığını sanıyor” “Biz de ciddi bir şey anlatacak sandık”

Bu insanlar neden öfkeli bir şekilde çıkıyor odadan…

Mücahit Akkaya Psikolojik Danışman ve bilim doktoru. Psikolektif’in kurucusu, PDR alanında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. MEB’de okul psikolojik danışmanı olarak çalışıyor. Kabul ve Kararlılık Terapisi, BDT ve Motivasyonel Görüşme, Sporda Psikolojik Performans Danışmanlığı eğitimlerini aldı. 2025’ten itibaren Diyarbakır’daki Aris… Yazarın tüm yazıları →