Jean-Michel Basquiat, ABD’li graffiti sanatçısı ve yeni dışavurumcu ressamdır. Basquiat Afrikadan getirilen orta sınıf siyahi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası muhasebeciydi, annesi Mathilda Basquiat ise oğlunun sanatçı olmasını isteyen, ruh dünyası karmaşık, kederli bir kadındı. Çocukluğuna ilişkin canlı anılarından bir tanesi, siyah atalarının mirasını devreden annesinin yağmurlu bir günde elinden tutup Guernica’yı görmeye götürüşünü ve annesinin o görkemli tablo önünde, şirin bask kasabasında ölenler için hüngür hüngür ağlayışıdır. Anne ve babası boşanan Basquiat, annesine kötü davranan babasını asla affetmedi onunla hiç özdeşmedi. Basquiat 15 yaşındayken evden kaçmak gibi bir tercihte bulundu. Washington Square Park’taki banklarda yattı, sonra yakalandı ve babasına geri götürüldü. Bir süre sonra Babası tarafından evden kovuldu, Brooklyn’de arkadaşlarıyla yaşamaya başladı. T-shirtler ve el yapımı kartpostallar yaptı. İlk gençlik yılları sorunlarla geçen Basquiat üniversite eğitimini tamamlamasına aylar varken yarıda bıraktı. Arkadaşları ile ara sokakları mesken edindi, duvarları süsledi. 1976’da Aşağı Manhattan’ın duvarlarını SAMO tagleriyle doldurduktan sonra 1979 yılında “SAMO is Dead” yazılarıyla graffitiden elini çektiğini sokaklardan duyurdu. 1979 yılında Basquiat televizyonda da görüldü. Ardından Test Pattern adlı bir noise-rock müzik grubu kurdu. 1980’de Andy Warhol ile tanıştı. Bu önemli bir gelişmeydi. Basquiat’ın verdiği örnek eserlerden Warhol bir hayli etkilendi. Basquiat ve Warhol ortak çalışmalarda bulundu. 1981’de Artforum dergisinde Rene Ricard tarafından hakkında “The Radiant Child” adlı bir makale yayınlandı. Bu ona sanat dünyasında dikkatleri üzerine çekme fırsatı da sağladı. 1982’de Basquiat, Julian Schnabel, David Salle, Francesco Clemente ve Enzo Cucchi gibi sanatçılarla birlikte yeni dışavurumcu akımın içinde yer aldı. 1984 sonrasında ressam, gittikçe artan sıklıkta kokain ve eroin kullanmaya başladı. Andy Warhol’un 1987’deki ölümü Basquiat’i derinden etkiledi. 1988’de, birkaç uyuşturucuyu birlikte kullanmasına bağlı zehirlenme sonucunda New York’ta öldü.

Sigmund Freud, erken yaşta yaşanan psikoseksüel çatışmalarla başa çıkma şeklinin kişisel büyüme ve ilerideki sorunların temelini oluşturduğunu söylüyordu. Yani Basquiat’ın yetişkinlikteki kişilik problemleri büyük oranda çocukluk deneyimlerinden gelişmiştir. Freud, Basquiat’ın kişiliğini bulmak ile yaşadığı şöhretle başa çıkma konusundaki problemlerinin anne babasının boşanma davası esnasında ikisinin arasında kaldığı çocukluğunda başladığını söylerdi.
Saplanma: Bir yetişkin olarak Basquiat’ın mutlu ve güler yüzlü olduğu dönemler oldu. Ama başka zamanlarda asık suratlı ve asiydi. Herhangi bir kişilik teorisinin çözmesi gereken asıl problem. Kişilikteki problem ve çatışmaların nasıl meydana geldiğinin açıklanmasıdır. Örneğin; Basquiat neden sanat üretimlerine devam ederken, bir yandan da bütün bunlardan keyif almayan, bitmek tükenmek bilmeyen bir ölüm arzusuna sahip biriydi ve insanların uyuşturucu kullanmasına tepki göstermesinden şikayet ediyordu?
Freud, Basquiat’ın kişiliğinin gelişiminin büyük oranda erken dönem psikoseksüel çatışmalarla nasıl başa çıktığına bağlı olduğunu söylerdi. Bir çocuğun bu çatışmalarla-bütün isteklerinin tatmin edilmesini istemek ama anne ve babanın izin vermemesi-başa çıkıp çözmesinin bir yolu belli bir aşamada saplanmaktır. Psikoseksüel kişilik gelişimi aşamalarının ilk üç aşamasının herhangi birinde-oral, anal, fallik-meydana gelebilen saplanma, kişinin isteklerinin fazla tatmin edilmesi veya tatmin edilmemesi yüzünden belli bir psikoseksüel aşamaya kilitlenip kalabildiği bir freudyen süreci tanımlar.

