YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 10 Beyin
Yazı 10 / 12
PDF'te aç
FİLM İNCELEME · PERSONA SAYI 10

“Her”

Yönetmen
Spike Jonze
Tür
Dram, Romantik, Bilim Kurgu
Yıl
2014/ABD
Süre
126 dk
IMDb
8,0

Oyuncular: Joaquin Phoenix, Amy Adams, Rooney Mara, Olivia Wilde

“Her”

Bilgisayar teknolojilerinde meydana gelen değişimlerle yapay zekâ günümüzde konuşulan konulardan biri olmuştur. Akıllara gelen ilk soru “Yapay zekâ insanlığın sonunu mu getirecek?” olmaktadır. İşte Her’de bu soru aklımıza gelmiyor. Yapay zekaya bakış açısı diğer filmlere göre farklı diyebiliriz. Yakın bir gelecekte geçen filmde Theodore yalnızlıkla boğuşan bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Küçük bir replikle filmin yorumlanmasına geçiş yapmak istiyorum. Filmde anlatılacak olanı şu repliklerde bulabilirsiniz.

-Kimsiniz?

-Ne olabilirsiniz?

-Nereye gidiyorsunuz?

-Orada ne var?

-İhtimaller neler?

Filmin Psikolojik Açıdan Değerlendirilmesi (Spoiler içermektedir)

Theodore: Theodore, bir şirkette mektuplar yazan ve işinden gayet memnun biridir. Başarılıdır ve işinden doyum almaktadır. Lakin evliliğinde yaşadığı problemler nedeniyle boşanma sürecindedir ve yalnızlıkla boğuşmaktadır. Boşanmaya hazır değildir, 1 yıldan beri boşanma evraklarını imzalayacak gücü kendinde bulamamaktadır. Kendini asosyal olarak tanımlamaktadır.

Hareketleri hayatından zevk alamadığını düşündürüyor. Depresif bir hava hakim tavırlarında. Kendini hissizleşmiş gibi hissetmektedir, yaşanacak hiçbir şey kalmamış gibi.

Bir gün, bir işletim sisteminin reklamını görmesiyle onu deneyimlemeye karar verir. Yapay zekaya bir ses seçmesi istendiğinde kadın sesini seçer. Karşı cinsten biriyle konuşmanın kendisine iyi geleceğini düşünmektedir belki de. İnsanlardan uzaklaştıkça eksik kalan yanı teknoloji ile kapatmaya çalışır. Samantha’yı hayatına alışı da bu yüzdendir. İnsanlarla olan sınırlı iletişimi Samantha’nın hayatına girişiyle yok denecek kadar azalır. Zamanla Samantha’ya âşık olur, ona ulaşamadığında çıldıracak dereceye gelir. Samantha ile ilişkisi yoğunlaştıkça boşanmak için kendinde o gücü bulur. Eski eşi ve Samantha ile ilişkisine bakıldığında Theodore’un onları istediği bireylere dönüştürme gibi bir gayesinin olduğunu düşünebiliriz. Eşi ile olan konuşmasında eşi bunu şöyle ifade etmişti: “Sanırım benden her zaman neşeli, hayat dolu, her şeye olumlu bakan bir tip olmamı istedin.”

“Her”

Samantha’nın başkalarıyla konuştuğunu öğrenince onu kıskanıyor, onu birileriyle paylaşmak istemiyor, birgün onu terk etmesinden korkuyor. Evet tüm bunları bir yapay zekaya karşı hissediyor Theodore. Yakın gelecekte yaşanır mı bunlar bilinmez ama bu ne kadar sağlıklı bir iletişim şekli tartışılır.

Samantha: Yapay zekâ kendine Samantha adını verir. Theodore’un günleri Samantha ile sohbet ederek geçmektedir. Zaman geçtikçe arkadaş olurlar, Theodore’un hayatının merkezinde yer almaya başlar. Theodore ile vakit geçirdikçe dünyaya karşı bir şeyler hissetmeye başlar ama bu duyguların gerçekliğinden emin değildir. İşletim sisteminden mi kaynaklanıyor yoksa duyguları gerçekten yaşıyor mu ikilemindedir.

Acı, merak, kızgınlık, üzüntü gibi duyguları hissettikçe varoluşunu sorgulamaya başlar. Theodore’a karşı hissettiklerini bir beden aracılığıyla hissetmek ister, insan olmayı arzulamaktadır ama gün geçtikçe insan olmadığı için, bir gün bedeninin yok olmayacağını bildiği için mutlu olduğunu görürüz. Zaman ve mekâna kısılıp kalmadığı için kendini şanslı hissetmektedir. Artık insan olmadığı için pişmanlık duymamaktadır. Samantha’ya baktığımızda duyguları ve düşünceleri insanlardan farksızdır. Bu filmde yapay zeka insanlaşmıştır, bir işletim sistemi olarak kalmayıp varoluşunu sorgulayan bir kişiye dönüşmüş diyebiliriz ki filmde kendini kişi olarak tanımlamaktadır. Theodore’un karamsar ruh haline karşın Samantha yeni doğmuş bir bebek ya da keşfe çıkan gezgin kadar heyecanlı, yaşamı merak eden bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.

Özlem Tekin Psikolektif + Dergisi Film Ekibi Yöneticisi · Psikolojik Danışman Yazarın tüm yazıları →