YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 10 Beyin
Yazı 7 / 12
PDF'te aç
07 · BEYİN

DEHB’li Beynin Yapısı

DEHB’li Beynin Yapısı

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (sonraki kısımlarda DEHB kısaltması kullanılacak), dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtilerini taşıyan, yedi yaşından önce başlayan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. DEHB’yi aşırı hareketlilik, davranış engelleme düzeyinin düşük olması, dikkati; gereken yere, gereken biçimde ve gereken sürede yönlendirememe, arkadaş ilişkilerine ve topluma uyumda güçlük çekme ile okul başarısızlığı gibi davranışlar etkiler.

Nöropsikolojik modele göre, DEHB frontal subkortikal devrelerdeki düzensizliğin neden olduğu bir bozukluk olarak ileri sürülmüştür. Bu doğrultuda değişik beyin bölgelerinin ölçümlerini içeren çok sayıda, morfometrik manyetik rezonans beyin görüntüleme (MRI) çalışmaları yapılmıştır. Yapısal Magnetik Rezonans Görüntüleme (yMRG) çalışmaları ile DEHB’li çocuk ve yetişkinlerde toplam beyin hacminde azalma, kortikal kalınlıkta incelme ve beyaz cevher mikro yapısında yaygın bozulmalar olduğu gösterilmiştir.

1. DEHB’de Beyin Yapısı ve İşlevleri Arasındaki İlişki

DEHB’lilerde normalden farklı beyin yapılarının incelenmesi için nöropsikolojik testlerden faydalanılmıştır. Genel olarak beynin daha küçük hacim bulgularında DEHB semptomlarının şiddetinin arttığı görülmüştür.

2. DEHB’nin Nörobiyolojisi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun nörobiyolojisi, tam olarak anlaşılamamasına rağmen, bu bozukluğun ana semptomlarının nedeninde genel olarak, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerdeki dengesizlik gösterilmektedir. Bunun yanı sıra, frontal lobun daha alt merkezleri baskılayıcı etkisinin bozulduğu ya da olmadığı ve retiküler aktive edici sistemin (RAS) dikkat merkezi üzerindeki etkisinin azalmasından söz edilmektedir. Dopamin (DA) ve dopaminden sentezlenen noradrenalinin (NA), dikkat, konsantrasyon ve bunlarla ilgili motivasyon, uyanıklık gibi diğer bilişsel işlevlerdeki önemi bilinmektedir. Yetmişli yıllardan beri yapılan birçok hayvan deneyi ve klinik çalışmalarla, DEHB’ye dopamin ve noradrenalin kullanımındaki bozukluğun neden olduğu bulunmuştur. Örneğin; bazı hayvan deneylerinde hiperaktif ve dürtüsel davranışların katekolamin (sinir alıcılarını uyarma özelliğine sahip) sistemindeki bozukluklardan kaynaklandığı gösterilmiştir.

3. DEHB’de Çifte Yolak Modeli

DHB’de son yıllarda yapılan araştırmalarda basit motivasyonel model, daha sonra “gecikme iticiliği” (delay aversion: ödülün gecikmesi ve beklenmesi durumunda olumsuz bir duygusal tepki oluşumu) şeklinde isimlendirilmiştir. Gecikme iticiliği modeli, dürtüsel bir çocuğun ödül alma gecikmelerinin zengin bir şekilde bulunduğu bir ortama uyum gösterememesi şeklinde tanımlanır. Çifte yolak hipotezinde; DEHB olan çocuklarda hem mezokortikal dopamin ile düzenlenen yürütücü devrelerde hem de mezolimbik dopamin ile düzenlenen ödül devrelerinde farklılık olduğu öngörülür.

Çifte Yolak Modeline göre; DEHB’de görülen bilişsel ve davranışsal özellikler, hem inhibe (yürütücü) edici işlevlerdeki bozukluk hem de “gecikme iticiliği” durumu ile açıklanmaktadır.

4. DEHB Ve Genetik İlişkisi

Kalıtım genetik yatkınlık ve çevresel biyolojik faktörlerin birbiriyle etkileşimi DEHB oluşturacak düzeyde olduğunda bebeğin beyninde bazı bozukluklar oluşmaya başlar. Bu bozukluklar beynin ön bölgesi (frontal lob) ve onunla yakın ilişkide olan beyin bölgelerinde (striatum ve beyincik) normalden eksik bir gelişime yol açar. Doğum sırasında ve doğum sonrası bebeğin ilk birkaç yaşında beyindeki bu bozukluklar artma veya azalma eğilimi gösterebilir. Örneğin sağlıklı bir doğum ve doğumdan sonra toksinlerle karşılaşmama, beyindeki bu bozukluğun daha fazla artmasını engeller ve ileriki yıllarda DEHB’nin çok daha az şiddetli olmasını sağlayabilir. Diğer yandan doğum sırasında beyin zedelenmesi olması veya doğumdan sonra çocuğun kurşun, sigara gibi zehirli maddelere maruz kalması beyindeki bu bozuklukların daha çok artmasına ve ileride DEHB belirtilerinin çok daha şiddetli olmasına yol açabilir.