“Acını yaşa, öfkeni yaşa. Ve seyret. Kendini sakın bastırma. Öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak, seyret. Uzanıp onu almaya kalkışma. Kendini suçlama. Olacak olandan kaçınamazsın. O yüzden hiç bastırma kendini, baskılama. Çünkü insan bastırdığı duygunun esiri olur.”
— Cahit Zarifoğlu
Bastırdığımız duygunun esiri mi oluyoruz yoksa onu alt etmiş mi oluyoruz bastırarak? Duygularımızı bastırabildiğimiz için güçlü olarak mı nitelendiriyoruz kendimizi, bastıramadığımız için zayıf karakterli mi sayıyoruz? Yaşadığımız an içinde hissettiğimiz duyguların farkında olmak ve o duyguyu tam olarak yaşamak bu ister olumlu bir duygu olsun ister olumsuz olsun, gerçekten zor. Bazen yaşadığımız anda ne kadar mutlu olduğumuzu fark edemiyoruz ve yıllar sonra o anı anımsadığımızda ancak öyle olduğunu görüyoruz. Ya da tam tersi bir duygunun hakim olduğu bir durumda ne kadar mutsuz ve üzgün olduğumuzun farkına varamıyoruz ya da görmezden geliyoruz. Ancak dönüp geriye baktığımızda o anda o duyguları hissetmiş olduğumuzu görüyoruz. Mesela bir çoğumuzun hayatındaki ilkleri yaşadığı ve hayatın gerçek sorunlarıyla henüz yüz yüze gelmediği ilkokul yıllarında ne kadar da mutluymuşuz. Peki bunun ne kadar farkındaydık ve o duyguyu tabiri caizse dibine kadar yaşayabildik mi? Siz yaşayabildim diyorsanız o zaman ne mutlu size.
Aslında bir çoğumuz kaçıyoruz bazı duyguları yaşamaktan. Aşık olduğumuzda kaçıyoruz, üzgün olduğumuzda, öfkeliyken, kıskandığımızda, nefret duyduğumuzda yine kaçıyoruz. Fakat şunu atlıyoruz. Biz kaçıyoruz ama o duygular yok olmuyorlar ki. Eninde sonunda yaşanacaklarını bilerek bizim yorulup da kaçmaktan vazgeçtiğimiz zamanı bekliyorlar.
“İfade edilmemiş duygular asla ölmez; sadece diri diri gömülür ve sonradan korkunç bir şekilde tezahür ederler.” demiş Freud. Bu bize bastırmış olduğumuz duyguların yok olmadıklarını ve içimizde büyümeye devam ettiklerini gösteriyor. O an için bastırarak kendimizi iyi ve güçlü hissediyoruz belki ama bir patlama noktasında o bastırmış olduğumuz duyguları daha yoğun bir şekilde yaşamak durumunda kalıyoruz.

Stanford Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan James Gross duyguları bastırmayı konu alan bir deney yapmış. Gross, deneye gönüllü katılan deneklere önce korku filmi sonra komedi filmi izletmiş ve bir gruptan duygularını bastırmasını diğerinden ise doğal davranmasını istemiş. Deneyin çıkarımlarına göre duyguları bastırmanın, insanların kendilerini iyi hissetmelerini sağladığı görülmüş. Ancak bunun için fiziksel çaba göstermelerinin tansiyonlarının yükselmesine neden olduğu da gözlemlenmiş. Daha sonraki araştırmalarda da duyguları bastırmanın hafızayı zayıflattığı ve iletişim kurulan insanlar açısından bir yük haline geldiği belirlenmiş.

Peki duyguları bastırmanın hiçbir yararı yok mudur? Hemen hemen herkesin birçok kere başvurduğu bu eylemin nadir de olsa bazı yararlarından bahsedecek olursak da buna duyguların bulaşıcılığından örnek verebiliriz. Mesela şu an yaşadığınız yerde şiddetli bir deprem olduğunu ve evlerinizin hasar gördüğünü düşünün. Depremin yaşattığı korku, evinizde oluşan hasarlar, yakınlarınıza bir şey olduysa onun üzüntüsü.. Korkunç bir durum. Böyle bir durumda etrafınızdakilerin dirayetli olup yaşadıkları sıkıntılarla baş etmeye çalıştıklarını, kendilerini o anki duygu durumlarından sıyırıp toparlanmaya zorladıklarını görmek size de güç verecektir değil mi? Yani buradan duyguları bastırmanın her koşulda olumsuz bir eylem olmadığını görüyoruz.
Bir şeyleri tam olarak yaşamadan, tamamlamayıp yarım bırakarak ve yarım kalan kısımları görmezden gelerek nereye kadar ilerleyebilirsiniz? O yarım bıraktığınız yaşantılar, deneyimlemekten kaçtığınız duygular sırtınızda bir yük olarak birikirken ne kadar yol alabileceksiniz? Bir süre sonra o yükler sizi yavaşlatacak ve yaşam kalitenizi düşürecek. Tam da bu sebepten belki de, olabildiğince duygularımızı yaşamaya çaba göstermeliyiz. Yaşayıp bitirmeli ve bağlarımızdan kurtulup yüklerimizi atmalıyız. Bu şekilde hayat daha kolay olacak emin olun.
Son olarak da Cahit Zarifoğlu’nun en başta belirttiğim cümlelerini yabana atmayın derim ben.

