YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 7 Duygular
Yazı 9 / 16
PDF'te aç
09 · DUYGULAR

Duygulara Yönelen Terapi: Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi

Bilişsel-davranışçı bir yaklaşım olan Akılcı-Duygusal Davranış Terapisi, bir kişilik kuramı ve psikoterapi yöntemi olarak Albert Ellis tarafından 1955’te “Akılcı Terapi” adıyla geliştirilmiş; 1961’de “Akılcı-Duygusal Terapi” ve 1993’te günümüzde kullanılan “Akılcı-Duygusal Davranış Terapisi” adını almıştır.

İnsanlarda hem akılcı hem de akılcı olmayan düşünce vardır. Kendini koruma, kendi düşüncelerine odaklanma, yaratıcı olma, hissetme, kendi arkadaşlarıyla ilgilenme, hatalarından ders çıkarma yetilerine sahiptirler. Aynı zamanda kendine zarar verme, kısa süreli hazlara sahip olma, olaylarla ilgili düşünmekten kaçınma, erteleme, aynı şeyleri tekrar tekrar yapma, batıl inançlara sahip olma, mükemmeliyetçi olma özelliklerine de sahiptirler. Kendi kendimize yarattığımız bu akıldışı düşüncelerin bizim yararımıza olduğu ve değerli şeyler olduğunu sürekli kendimize söyleyerek bunların yerleşik bir hal almasına yol açarız.

Ellis duygusal açıdan rahatsızlığı olan insanların mantıksız ve akılcı olmayan biçimde davrandıklarını öne sürmektedir. Albert Ellis, insanların kaygılı, sıkıntılı ve depresif olmasına insanların akılcı olmayan inançlarının ve yanlış akıl yürütmelerinin sebep olduğunu düşünmektedir. Akılcı duygusal terapi, bireylere kendi duygularıyla yüzleşmeyi, rahatsız edici davranışlardan kurtulmayı ve yaşamı daha kaliteli olarak sürdürmeyi öğretir.

Duygulara Yönelen Terapi: Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi

Akılcı duygusal terapinin amacı; danışanın kendini yenilgiye uğratan görüşlerini en aza indirgemek ve daha gerçekçi, hoşgörülü bir yaşam felsefesi kazanmasına yardım etmektir. Bireylere kendi duygularından sorumlu olmalarını ve akılcı olmayan davranışlarından kurtularak hayattan zevk almayı öğretir.

ADDT’nin temel varsayımlarını Epictetus’un şu cümlesi özetlemektedir; “Bizi sorunlu yapan şey yaşadığımız olaylar değildir, bizim o olaylar hakkındaki görüşümüzdür”. Bu sözden de anlaşılacağı gibi ADDT, insanların düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının kendisinin kontrolünde olduğunu vurgulamaktadır. ADDT yapısalcı kuramlardan biridir. Yani her insan kendi gerçekliğini kendisi oluşturmaktadır. Bu anlamda kişinin davranışının ne olacağını belirleyen bireyin gerçeklik algısıdır.

ADDT insan doğasına nötr bakmaktadır. İnsan ne psikanaliz kadar kötüdür ne de hümanizm kadar iyidir. ADDT her insanın içinde bir parça iyilik ve bir parça kötülük barındığını savunmaktadır. İnsanların temel amacı da kendini gerçekleştirme değildir. Amaçlar yaşantılar yoluyla oluşturulacaktır. Her duygu bir düşünceyle birliktedir, duygusal ve algısal bozukluklar akıldışı düşüncelerin sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Ellis’in insana bakış açısını daha iyi anlamlandırabilmemiz için 3 temel varsayım ortaya koymuştur bunlar;

  • Düşüncelerimiz ve duygularımız çok yakın bir ilişki içindedir
  • Düşüncelerimiz ve duygularımız birbirine eşlik etmektedir
  • Hem düşüncelerimiz hem de duygularımız içselleştirilmiş konuşmalara eşlik etmektedir

Ellis’in 3 temel varsayımından da anlayabileceğimiz gibi ADDT’nin odak noktası bireylerin duygu ve düşünceleridir.

ADDT, sağlıklı-uygun duygular ile sağlıksız-uygun olmayan duygular arasında bir ayırıma varmaktadır. Bu ayrım neticesinde sağlıklı duygular, hem talepleri, arzuları ve tercihleri vurgulayan duyguları hem de bireyin talepleri reddedildiği zaman kendiliğinden oluşan duyguları ifade etmektedir. Sağlıklı olumlu duygular, sevgi, saygı, mutluluk, keyif, merak gibi duyguları; sağlıksız olumsuz duygular ise üzüntü, hayal kırıklığı, pişmanlık, can sıkıntısı, hoşnutsuzluk gibi duyguları içermektedir. Bireylerde var olan bu duygular hayatta neyi daha az ve neyi daha çok isteyip elde edeceği konusunda bireyleri motive etmektedir.

Depresyon, kaygı, üzüntü, umutsuzluk, yetersizlik gibi duygular sağlıksız olumsuz duygulara örnek verilebilir. Sahip olunan bu duygular hem olumsuz şartları değiştirme konusunda bireylere yardım etmezler hem de içinde bulunulan şartların daha da kötüleşmesine neden olurlar.

Sağlıklı olmayan olumsuz duygulara, fizyolojik yönden kalp çarpıntısı, nabız yükselmesi gibi otonom sinir sistemi belirtileri eşlik eder. Davranışsal açıdan da bireylerin kendilerine zarar veren birtakım davranışlara neden olabilirler ya da bireylerin var olan sorun çözme becerilerini ketleyebilirler.

Ellis birçok kuramcının aksine insanın sevilme ve kabul edilme ihtiyacının olmadığını söyler. Ancak insanlar sevilmeme veya kabul edilmemeyle karşılaşsalar bile ADDT onların depresyona girmelerini engellemeye çalışır. Diğer bir önemli husus da suçlama eğilimimizdir. Ellis’e göre insanların sorunlarının temelinde suçlama eğilimleri vardır. Ellis eğer hem kendimizi hem de başkalarını suçlamaktan vazgeçersek günlük hayatta yaşadığımız sıkıntıların kendiliğinden çözüleceğini söyler. Ellis’in bu söyleminden anlaşılabileceği gibi insanların yanlış inançları olmasa herhangi bir duygusal rahatsızlıkları da olmayacaktır. Ellis insanların uzun zamanlı hazcı olmasının gerektiğini düşünmektedir. Hazcı olmadan kasıt acılardan kaçmak ve zevk duygusunu aramak şeklinde temel bir motivasyonunu kastetmektedir. ADDT’yi daha iyi anlamak için şimdi ABC Modelini iceleyelim;

ABC Modeli

ABC Modeli ADDT’nin merkezi durumundadır. ABC modelinin amacı; içsel konuşmanın ve varsayımların, akıldışı düşüncelerin, duygu ve davranışların temel nedeni olduğunu göstermektir. Böylelikle, ABC modeli ile insanların yarattıkları duygusal tepki ve bozulmalardan kendilerinin sorumlu olduğu gösterilmiş olacaktır.

  • A: Harekete Geçiren Olay (Yeni bir ortama girme)
  • B: İnançlar (Konuşurken yanlış bir şey söylersem mahvolurum)
  • C: Sonuçlar veya Duygusal Tepkiler (Titreme, terleme, kekemelik)

Bu sıralama bireylerin olaylar karşısında verdikleri tepkileri açıklamaktadır.

Bir birey ne zaman yeni bir ortama girse heyecanlanmaktadır.

Duygulara Yönelen Terapi: Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi

Hakan 27 yaşındadır ve insanların önünde dans etmekten hoşlanmamaktadır ama kız arkadaşı Sedef dışarı çıkıp eğlenmek istemektedir. Bu konuda yaşadıkları tartışmalar yüzünden ilişkileri kötüye gitmektedir. Hakan bu konuda yardım alabilmek amacıyla bir ADDT danışmanı Burcu Hanıma gitmiştir. ADDT’de tipik bir değerlendirmenin ne olduğu aşağıdaki diyalogda görülebilir:

Hakan: Ben dışarıda bir yerde dans edemem

Burcu: Neden?

Hakan: Çünkü dehşete kapılırım

Burcu: Senin dehşete kapılmana neden olan şey nedir?

Hakan: Çevremdeki insanlar beni izliyor olacaklar

Burcu: Seni izlerlerse ne olacak?

Hakan: Benim ne kadarda berbat dans eden biri olduğumu görecekler

Burcu: Peki insanlar senin ne kadar berbat dans eden biri olduğunu görürlerse ne olacak?

Hakan: Bana gülecekler

Burcu: Gülerlerse?

Hakan: Bu kesinlikle kötü bir şey

Burcu: Onların sana gülmesinde kötü olan şey nedir?

Hakan: Kendimi bir aptal olarak hissedeceğim ve düşüneceğim.

Bu diyalogda da görüldüğü gibi danışman Burcu Hanım problemin ne olduğunu anlamıştır. Hakan insanların önünde aptal gibi görünmeyi felaketleştirmektedir. Yani danışanlar kendilerini duygusal olarak iyi hissetmemelerine yol açan çıkarsamaları (Hakan dans ederken başkalarının ona bakıp gülmesi ve bunun felaket bir şey olduğu düşüncesi ile ilişkilendirmiştir) hakkında da akıldışı inançlar oluşturabilmektedirler. Bu örnekten de anlaşılabileceği gibi danışanların yaptığı çıkarsamaların yanlış olabileceğidir. Hakan’ı görenlerin ona güleceğini kim bilebilir ki? Belki de onu alkışlayacaklardır.

Akılcı Duygusal Davranışçı Terapi’de Kullanılan Teknikler

Bilişsel Teknikler

Mantık Dışı İnançlarla Tartışma, Bilişsel Ev Ödevleri Verme, Akılcı Baş Etme İfadeleri, Mizah

Duygusal Teknikler

Akılcı Duygusal Hayal Kurma: Danışanlardan kendilerini görmek istedikleri bir durumda hayal etmeleri istenir. Bu tekniğin amacı danışanların başlarına gelecek olumsuz bir durum karşısında hislerini nasıl kontrol edecekleri ve sıkıntıya dair etkilerle nasıl çözeceklerini anlatmaktır.

Rol Oynama: Danışanların herhangi bir duruma ilişkin yanlış inançlarını rol oynayarak fark etmesi ve bunları değiştirmesi üzerinde çalışılır.

Utançla Müdahale: Başkalarının bize karşı inançlarından kaynaklanan utanma duygusunu ortadan kaldırmaya çalışır. Teknikteki amaç başkalarının bizim hakkımızdaki olumsuz düşüncelerinin aslında yersiz olduğu gerçeğinin kabul ettirmektir. Örneğin danışan toplum karşısında konuşurken hata yapmaktan korkuyorsa; danışandan bilerek hata yapması istenir.

Güç ve Çaba Kullanımı: Danışanların sahip oldukları akıldışı inançlarıyla tartışmaları, entelektüel düzlemden duygusal düzleme geçmeleri sağlanır.

Davranışçı Teknikler

Etkinlik Ödevleri, Pekiştirmeler ve Cezalar