YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 7 Duygular
Yazı 4 / 16
PDF'te aç
04 · DUYGULAR

Duygular Hayatımızın Neresinde?

Bir karar alacağınızı varsayalım. Bu kararı alırken sizi etkileyen faktörler nelerdir? Aklınız ve mantığınızla mı hareket edersiniz yoksa kalbinizin sesiniz dinleyip duygularınız ve ihtiraslarınızla mı? Belki de her ikisi de alacağınız kararda belirleyici olacaktır, öyle değil mi? Aristo’ya göre bireyin iyi bir hayat yaşaması, onun için neyin gerçekten iyi olduğu ile iyi gibi göründüğünün ayrımını yapmasına bağlıdır. Bu ayrım yapılırken bilişsel değerlendirmeler, geniş anlamda düşünceler birey için önemli bir işleve sahiptir; bunun yanı sıra duygular da bireyin vereceği bu kararın akılcı veya akıldışı olacağı konusunda bireye yol gösterir. Özetle duygular ve mantık birbirinin tamamlayıcısıdır. Peki bilim adamları ve araştırmacılar tarafından beynin nasıl ürettiği ya da kaynağının ne olduğu tam olarak açıklanamayan duygu nedir?

Duygular Hayatımızın Neresinde?

Duygu, bir his ve bu hisse özgü belirli düşünceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket eğilimidir. Darwin’in ifadesiyle varlık nedenimiz olan duygular, bireylerin biliş, davranış ve eylem ilişkisinin yanı sıra karar verme ve öğrenme süreçleri, davranış ve tepkilerini doğru olana ayarlamaları konularında katalizör rolü üstlenmektedir. Duygular iki temel amaca hizmet ederler. Bunlardan birincisi kişinin harekete geçmesi için enerji temin etmek. İkincisi de kişinin kendi gereksinimlerini karşılayabilmesi için yönlendirici ya da değerlendirici bir fonksiyon üstlenmek.

Bu amaçlara ulaşabilmek için ortaya çıkan enerji, bireyi harekete geçirmek veya çevreyi manipüle etmek için fırsat veriyorsa bireyde olumlu duygular ortaya çıkarken enerji, gereksinimlerin karşılanmasında etkisi olmayan ya da zararlı etkisi olan unsurlara yöneltildiğinde olumsuz duygular ortaya çıkmaktadır.

Belirlenmesinde kültürel ve bireysel farklılıkların önemli yer tuttuğuna inanılan olumlu ve olumsuz duygulara ilişkin literatür bulguları mutluluk, haz, heyecan, heves ve hoşnut olmak gibi duyguları “hayattan alınan aktif haz ve keyif” olarak tanımlanan pozitif duygularla ilişkilendirirken; öfke, kaygı, stres, mutsuzluk gibi duyguları da “kişinin stres, korku, kızgınlık gibi hoş olmayan duygularının aktive olması” olarak tanımlanan negatif duygularla ilişkilendirilmektedir. Literatürde sıklıkla Ekman’ın altı temel duygu olan korku, şaşkınlık, öfke, neşe, tiksinme, üzüntü ile bunların dokuz temel özelliği referans alınmaktadır. Ayrıca Ekman duygu temelli çalışmalarında ağırlıklı olarak yüz ifadeleri ile duyguların ilişkisini araştırmış ve ortaya koyduğu yüze dayalı hareket kodlama sistemi çerçevesinde yüzümüzün beynin doğrudan duygularla ilgili bölümüne bağlı olduğunu, duyguların hareketlenmesi ile yüzdeki kasların da istemsizce harekete geçtiği görüşünü savunmuştur. Yüz hareketlerinin yanı sıra duyguların ifade edilmesinde ses tonu, gülme, kahkaha gibi dilsel olmayan mekanizmaların rolü de unutulmamalıdır.

Duygular Hayatımızın Neresinde?

Sosyal ilişkilerin yürütülmesinde aracı rol oynayan duyguların açığa vurulması bastırılmasından daha iyidir ve duyguların ifade edilmesi bireyde oluşabilecek iç ve dış karmaşaların önlenmesine yardımcı olmaktadır. Peki bu dışavurumun bireylerde karmaşaya sebep olmaması için nasıl bir yol izlenmelidir? Duygularını dışa vuran birey, duygularının anlaşılmasını ve onlara değer verilmesini beklemektedir. Duyguların dışavurumu onların diğer bireyler tarafından anlaşılması ile duygusal mesajların eyleme dönüştürülmesine bağlıdır. Bastırılan duyguların ise intrapsişik alanda çözümlenmesi ve daha kabul edilebilir şekle dönüştürülmesi beklenmektedir. Bastırma ya da dışa vurmanın yanı sıra duygularını doğru şekilde yönlendirebilen bireyler hem toplum içerisinde hem de kendi içinde daha olumlu, daha yapıcı, anlaşılabilir, verimli ve üretken olarak hayatlarını devam ettirmektedirler.

Bireylerin karar mekanizmalarından biri olan duyguların pek çok işlevi vardır. Örneğin hedef yönelimli davranışların gerçekleştirilmesinde bireyler üzerinde itici güç olma rolünü üstlenerek bireylerin güdülenmesine ve yaşamsal motivasyonlarını sağlamalarına yardımcı olur. Sistemler arası öncelikleri örgütleyen duygular, bireyin yaşadığı bir duygu ile ilişkili davranışlarında tepkisel davranışta bulunma eğilimini “kontrolde öncelik” kavramı ile açıklamamıza yardımcı olarak yaşanan öfke duygusu ile rasyonel kararlar almamızın engellenmesini açıklayabilir. Çok kısa bir zaman içerisinde organizmaya anlık bilgi sağlayan duygular ekonomiktir ve duygusal deneyimi öz ve anlaşılır şekilde ifade etmeye yardımcı olurlar.

Duygular Hayatımızın Neresinde?

Şematik duygusal hafıza yoluyla üretilen duygusal tepkiler, bireylerin doğumundan itibaren hafızaya kodlanmaktadır. Bu kodlamalar, temel ifade edici-motor davranışlar, bilişsel kombinasyon ve olayın ya da durumun karmaşıklığına değer biçilmesine yardımcı olmaktadır.

Duygusal deneyimin ifade edici-motor öğeleri, refleks tepkilere benzetilebilir. Fakat araştırmacılar, duygunun refleksten farklı bir şey olduğuna işaret ederek, duygunun ifade edici-motor öğelerinin, yapılan davranış için karar verilmeden önce daha ileriki bir işlem için bilgi sağlama özelliği taşıdığını ve böylece reflekslerin yaşamsal değerinin, hızlı davranma ile özdeş olduğunu fakat sonucunda organizmanın kötü bir pozisyona düşmesine de neden olabileceğini ifade etmektedirler. Tersine duygusal süreçler ise bilişlerle ilişkili olduğu için bu anlamda organizmanın daha esnek tepki vermesini sağlamaktadır.

Edebiyat, resim, müzik gibi sanat alanlarının yanı sıra yıllardır biyologların, antropologların, sosyologların, psikolojinin çeşitli alt dalları vb. bilim dallarının konusu olarak hayatımızın pek çok alanında karşılaşırız duygularla. Düşüncelerimizle koordineli bir şekilde hareket eden duygularımız, birbirine benzer pek çok işlevlerle yaşantılarımızı sürdürmemize katkıda bulunurlar. İfade edilmesi ya da bastırılması konusunda zaman zaman kararsız kalsak da doğru biçimde anlamlandırdığımız takdirde yaşam kalitemizi arttırarak fonksiyonel hale gelebilmektedirler.

Merve Döne Yıldırım Yazarın tüm yazıları →