YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 7 Duygular
Yazı 3 / 16
PDF'te aç
03 · DUYGULAR

Duygusal Gelişim

Bizi biz yapan, başkalarından ayıran en önemli faktörlerden biri duygularımızdır. Duygularımız aile hayatımızdan iş hayatımıza, okul başarımızdan arkadaşlık ilişkilerimize, dini tutum ve davranışlarımızdan ruh sağlığımıza kadar hayatımızın her alanında etkilidir. Sevgi, öfke, kızgınlık, umutsuzluk, sevinç gibi yaşadığımız birçok duygu vardır. Olumlu duyguların yanında aslında olumsuz diye nitelediğimiz duygularımız da gerekli ve normaldir. Sevmediğimiz istemediğimiz bir şeyin olmasına kızmamız çok normal bir durumdur mesela. Burada asıl önemli olan duyguları belli bir dengede yaşamaktır.

Gelişim bir bütündür ve bu nedenle herhangi bir alandaki gelişim diğer alanları da etkiler. Zihinsel yönden yaşına göre gelişim özelliği gösteren çocuk, duygusal tepkilerini çevresindekilere yansıtır. Duygusal gelişimle sosyal gelişim de birbirinden ayrı düşünülemez.

Duygusal Gelişim

Çocuk iyi bir duygusal gelişim gösteremezse ebeveynleriyle, kardeşleriyle, arkadaşlarıyla iyi iletişim kuramaz; çevreye uymakta zorluk çeker. Çocuğun dili doğru kullanmasında duygusal gelişim etkilidir. Doğru ifade, çocuğun duygularını çevreye anlatmasını ve çevreyle olumlu sosyal iletişim kurmasını sağlar.

Duygusal gelişim yönünden en önemli basamak, okul öncesidir. Bu dönem bedensel, ruhsal ve zihinsel gelişim çağıdır. Çocuk doğduğu zaman islenmeye açık bir varlıktır ve bu dönemde aldığı eğitim onun karakterini belirleyecektir.

“Bedeni ve ruhi beslenmedeki eksiklikler çocuğun en azından beklenen normal ferdi gelişimine engel olacaktır. Sağlıklı ve dengeli bir gelişmenin sağlanması hem fiziksel hem de ruhsal beslenmenin dengeli ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesiyle mümkündür. Sadece açlık, susuzluk, soğukluk, sıcaklık v.s.nin halledilmesi yeterli değildir. Aynı zamanda onun kadar önemli olan ruhi ve manevi ihtiyaçların da zamanında karşılanması gerekir. Burada asıl olan her iki tarafın da ölçülü bir şekilde beslenmesidir.” Çocuğun manevi ihtiyaçları arasında elbette en önemlisi koşulsuz sevgidir. Sadece yaramazlık yapmadığı ya da odasını topladığı zamanlarda verilen bir sevgiden bahsetmiyoruz. Veyahut ebeveynin istediği gibi biri olduğu zamanlarda verilen sevgi değil demek istediğimiz. Gerçekten çocuğun tüm karakteri ile bir bütün olarak onu kabullenip ebeveyn sevgisinden mahrum etmemek.. Bütün mesele budur aslında. Gerçekten sevildiğini hisseden çocuk kendini güvende hisseder ve mutlu olur.

Özellikle erken çocukluk döneminde duygusal gelişimle ilgili duygusal tepkiler, yoğun olarak yaşanmaktadır. Bu yaş çocukları duygularını sözel olarak tam ifade edemediklerinden duyguları resimlerine, oyunlarına yansır. Ancak iyi bir rehberlik yapılamadığında bu duygusal iniş ve çıkışlar, yerini kalıcı duygusal problemlere bırakabilirler. Bu nedenle özellikle Erken Çocukluk Dönemi Öğretim Kurumları’nda çocuğun kendini ifade edebilmesini, duygularını açığa çıkarabilmesini, duygularını ayırt edebilmesini sağlayıcı etkinliklerin uygulanması esas olmalıdır. Bu etkinliklerde yer alan oyunların, sanatsal etkinliklerin, çeşitli dramatize etkinliklerinin basit, sade ve anlaşılır olmasına dikkat edilmelidir.

Mesela oyun oynarken şiddet içeren söz ve davranışların olması ya da çocuk mutlu iken bir anda öfkelenmesi bir şeylerin eksik olduğunu gösterir. Çocuk eğer babası ile arasında bir mesafe olduğunu düşünüyorsa öyle hissediyorsa resimlerinde de bunu gösterir. Kendisinden uzak çizerek ya da belki de çizmeyerek anlatmaya çalışır. Kızgınlıklarını koyu, büyük ve kalemi bastırarak çizebilir.

Duygusal Gelişim

Çok sevdiği kişiyi kendisine en yakın olarak resmedip aralarına kimseyi çizmeyebilir. Ya da savaş gibi bir travmatik olaydan çıkıp gelmiş bir çocuk resimlerinde savaşta kaybettikleri evlerini resmedip askerleri en ince detaylara kadar çizebilir. Tüm bunlar çocuğun dünyasında yer eden şeyleri anlatır. Bu sorunlar görülmediği, fark edilmediği vakit çocuğun aklında, kalbinde birikir ve farklı boyutlara ulaşır. Hayatının her alanında problem yaşamasına sebep olacak boyutlara.

Duygusal gelişim de elbette her alanda olduğu gibi aile içindeki etkileşim ve ilişkiden de etkilenir. Anne babanın çocuklara yaklaşımı, onlarla konuşurken duygularını ifade etmeleri ve çocukların duygularını dinlemeleri çok önemlidir.

Çocuk bir olay yaşadığı zaman durumlardan ziyade hissettiği duygulara odaklanılmalı. Örneğin oyuncağım kırıldı deyip ağlayan çocuğa kim kırdı nasıl kırıldı diye sormaktansa ‘oyuncağın kırıldığı için üzgünsün’ diye bir tepki vermek çocuğun o anda yaşadığı duyguyu fark etmesini sağlayacaktır. Aldığı hediyeye sevinen çocuğuna ‘çok mutlu oldun, hediyeni beğendin. Ben de senin mutlu olmana çok sevindim’ demek hem kendi duygusunu fark etmesine hem de ebeveynin hislerini anlamasına yardımcı olacaktır. Burada esas fark ettirmeye çalıştığımız durum aslında yaşadığı her duygunun geçici olacağıdır. Burada basit gereksiz anlamında değil, dozunda yaşaması gerektiği mesajı verilmekte aslında.

Nitekim herkes akıl sahibi ve yaşadığı sorunlara elbette bir çözüm yolu bulabilir. Başka bir insanın ona akıl vermeye ihtiyacı yoktur. O kişinin sorun yaşadığı o anda istediği tek şey, neler hissettiği ve düşündüğünün bilinmesi anlaşılmasıdır. Bunun için de etkili iletişim, ben dili kullanımı çok önemlidir. Sağlıklı bir duygusal gelişim için öncelikle kişinin o duygusunu fark etmesi gerekir. Daha sonra ise fark ettiğini ifade etmesi gerekir. Örneğin psikolojik danışma seanslarında kişiler genelde daha ilk oturumda rahatladıklarını garip bir şekilde kendilerini iyi hissettiklerini söylerler. Psikolojik danışman ya da psikolog hemen hemen hiçbir şey yapmamıştır aslında. Sadece dinlemiştir, hislerine ayna olmuştur. Bu bile kişiye anlaşılmışlık hissi verir, kişi kendini daha iyi değerli hisseder. Sadece çocuklar ile iletişimde değil ailemizle ve arkadaşlarımızla da biraz daha duygulara odaklanırsak hem daha sağlıklı bir iletişim kurmuş oluruz hem de duygusal gelişimimiz olumlu yönde ilerlemiş olur.