YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 4 İletişim
Yazı 7 / 9
PDF'te aç
FİLM İNCELEME · PERSONA SAYI 4

Hiç Konuşmadan Anlaşılabilir mi? - Başka Dilde Aşk Filmi

2009 / Türkiye / 98 dk / Dram / ImDb:7,4

Özet: Çağrı merkezinde çalışan Zeynep ile işitme engelli Onur’un ilişki kurma çabaları anlatılırken işitme engelli bir bireyle empati kuruyor ve çevrenin tutumlarını izliyoruz.

Hiç Konuşmadan Anlaşılabilir mi? - Başka Dilde Aşk Filmi

Onur, kendini engelliyle kabullenmiş, cesur ve toplumda birey olarak yer alma çabasında bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Evinde eşyalarıyla bir düzen kurulu: ışıklı su ısıtıcısı ve kapı zili; yatağı titreyerek uyandığı alarmı; yazı tahtası ve not defterleri var. Onur’u izlerken engelli bireylerin karşılaştığı zorlukları, özellikle toplumsal engellemeleri hissediyoruz. Engelli bir birey olarak toplumun olumsuz bakışlarından etkileniyor. Aynı zamanda annesinin açtığı dükkanda çalışmayı reddedip ekonomik özgürlüğü için kütüphanede çalıştığını, tek başına yaşayarak ayaklarının üzerinde durduğunu, bedensel eksikliğini ödünleyerek bir takımda kürek çektiğini, engelli ve engelli olmayan bireylerden oluşan bir sosyal çevresi olduğunu, toplumun tabiriyle engelli olmayan normal bir kız arkadaşıyla çevredeki tüm olumsuz yargılara rağmen birliktelikleri için çabaladıklarını görüyoruz.

Zeynep, babası annesini aldattıktan sonra annesinin bu duruma susmasına ve babasının baskıcı tavırlarına katlanamayıp evi terk etmiş. Arkadaşının yanında yaşarken girdiği iş yerlerinin sonuncusu olan çağrı merkezinde ağır çalışma şartlarına karşı verdiği mücadeleyi görüyoruz. Her gün bir aynaya gülümseyerek saatlerce tanımadığı, görmediği onlarca insanla konuşmasının ve patronunun ısrarlarına karşı birlikte olmak istemediğini anlatmasının bıkkınlığı hissediliyor. İnsanlar konuşuyor ama dinlemiyor, annesi susuyor, patronu istemediğini anlamıyor. Bunlardan bıkmışken bir gün hayatının erkeği karşısına çıkıyor: Onur. Hiç konuşmuyor, duymuyor! Başta nasıl davranacağını bilemese de, Onur’un dediği gibi kendisi olduğunda birbirleriyle anlaşma, alışma çabaları başlıyor.

Hiç Konuşmadan Anlaşılabilir mi? - Başka Dilde Aşk Filmi

Yan karakterlerden Kamuran, travmatik bir yaşantı sonucu evden dışarıya çıkmaktan korkar (agorafobi). Evden başka bir yere gitmek kaygı verir, çünkü dışarısı zarar verebilecek olası yaşantılarla doludur. Kamuran’ın, Zeynep ve Onur’un birlikteliği ve onlardan aldığı destek, korkularıyla yüzleşmesi için yardımcı olmuştur.

Onur’un iletişim kurma yollarının yazma-çizme, işaret dili ve dudak okuma olduğu görülüyor. Dudak okumak için diyalog kurarken yüzüne bakılarak konuşulmasını istiyor çünkü bakmamak onun için iletişimi kesmek anlamına geliyor. Zeynep daha iyi iletişim kurmak için işaret dili öğrenene kadar geçen zamanda yazarak, mesajlaşarak ve dudak okuma aracılığıyla iletişim kuruyorlar.

Ailesiyle olan ilişkisini incelediğimizde; kendisine yetemeyeceğini düşünerek annesi aşırı korumacı, babası ise dışlayıcı bir tutum sergilediği fark ediliyor. Babası konuşmaya çalışırken çıkardığı seslerden utandığı ve engelli bir çocuğunun olması sorumluluğunu almak istemediği için evi terk ediyor, annesi de bu gerçeği bir kadın için terk etti diyerek oğlunu korumaya çalışıyor. Onur’un, babam bile beni dinlemiyorsa kimse dinlemez diyerek genelleme yaptığı ve konuşmaya çabalamaktan vazgeçtiğini anlıyoruz.

Onur’un oldukça agresif tepkileri ve sinirli bir yapısı olduğu göze çarpmaktadır. Grup konuşmalarını takip etmekte zorlanmakta ve bazı durumları anlamadığı için sinirlenmektedir: Zeynep’in evinin önünde çıkan kavga ve protesto sırasında polisi yanlış anlayıp tepki vermesi olaylarında görüldüğü gibi. Babasının gitmesinden kendini suçlaması ve yaşadığı utanma duygusu da Onur’un agresif davranmasını tetikliyor. Anlamadan sinirle tepki verdiği zamanlar, Zeynep’in de iletişimlerinde engellenmişlik hissederek Onur’a agresif davrandığı görülüyor.

Toplumun ‘engelli kişinin ancak engelli bir kişiyle birlikte olması’ gerektiği yargısını Onur ve Zeynep üzerinde de hissediyoruz. Zeynep’in arkadaşlarının bakışını ‘sağır olmasa yakışıklı çocukmuş’, ‘herkes biter diyordu, büyük sürpriz yaptınız’, ‘benim bir tane bile anormal ilişkim olmadı’ ifadeleri yansıtıyor. Onur’un annesi ise Zeynep’i ilk gördüğünde işaret diliyle konuşuyor ve işaret dili öğrenmeye başladığında Zeynep’e ‘insan ilk başta hevesli oluyor ama sonra geçiyor’ diye yaklaşıyor. Zeynep’in ailesi engelli biriyle olduğunu öğrendiğinde ise babası ‘biz senin neyini eksik ettik de, eksik bir adamla birlikte oluyorsun’ diyerek birlikteliklerine karşı çıkıyor.

“Sana büyük bir sır söyleyeceğim, korkuyorum senden”

Herkes korkuyor: Onur ağzından çıkabilecek garip seslerden utanıp konuşmaktan, Zeynep’in terk etmesinden, engeli yüzünden mesleğiyle ilgili bir iş bulmaya çalışırken atılmaktan korkuyor. Zeynep tekrar iş değiştirmekten, iş arkadaşları da işsiz kalmaktan korkuyor. Onur’un annesi çocuğunun üzülmesinden, Kamuran evden çıkmaktan korkuyor.

Herkes, herkesten korkuyor…

Bir gün, Kamuran dışarıya adım atıyor, Onur’un annesi, oğlunun gerçekleri bilmesiyle yüzleşiyor, Çağrı merkezindeki çalışanlar haklarını savunuyor, Onur Zeynep’e güvenerek onun yanında konuşmaya çalışıyor, Zeynep Onur’un kapısını tekrar çalıyor.

İletişim kurmak herkes için bazen korku gibi olumsuz duygular barındırıyor olsa da; zamanla yine başkalarından destek alarak güveniyoruz. Bir gün kapı çalıyor ve “Ceketimi burada unutmuş olabilir miyim?” diye soruluyor. Kim bilir kaç kez çalınıyor? Yavaş yavaş yaşadıkça öğreniliyor; korkmadan adım atmak, çalışmak, konuşmak, sevmek…