YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Persona · Sayı 4 İletişim
Yazı 5 / 9
PDF'te aç
05 · İLETİŞİM

Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Televizyon ortaya çıktığı günden beri insan hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Geleceğimiz olan çocuklar ise bu yaygın ve etkin kitle iletişim aracından etkilenmektedirler. Etkilenme düzeyleri çocukların yaşlarına, gelişimlerine, ailesel ve çevresel faktörlerine, izledikleri programların içeriklerine bağlı olarak farklılıklar gösterir. Dikkat edilmesi gereken televizyonun bilinçli bir şekilde kullanılmasıdır. Ancak günümüz çocukları eğitici-öğretici içerikli programlardan ziyade ebeveynlerinin tercih ettikleri programları izlemektedirler. Televizyondan gönderilen mesajlar karşısında korunmasız kalan çocuğun, yaşamının belli dönemlerinde bu kaydedilen mesajlar açığa çıkmaktadır. Televizyon yanlış kullanıldığında ise aile içi ve dışı toplumsal ilişkileri en alt düzeye indirmesi bakımından çocuğun toplumsallaşmasının baş düşmanı olabilmektedir. Postman’a (1994:90) göre; en küçük çocuklar dahi televizyon izlemekten men edilmezler. En kötü yoksulluk bile televizyondan vazgeçmeyi gerektirmez. En iyi eğitim sistemi bile televizyonun belirleyiciliğinden kurtulamaz.

İlgi çeken uyarıcılara dikkatini yoğunlaştıran bir yapıya sahip olan çocukların hareket, renk ve ses birleşiminden oluşan televizyonlara ilgi duymaları olağan bir durumdur. Bazı araştırmalara göre, gelişmiş ülkelerde çocukların % 30’u her gün en az 3 saat 28 dakika televizyon izliyor, iki yaşında televizyonu açıp kapatabiliyor, orta öğrenimleri süresince 12 bin saat okulda, 15 bin saati de televizyon önünde geçirmekteler (Ertürk, 2004:271). Kimi uzmanlara göre televizyonun çocukları bu derece etkisi altına almasında tek etken çocukların televizyon programlarına olan düşkünlüğü değildir. Sürekli çalışmak zorunda olan ebeveynlerin ilgisizliği ve zamansızlığı çocukları televizyona yöneltmektedir. Televizyonun çocuklar üzerindeki başlıca etkileri: Tüketim toplumu bireyi olmaları üzerine etkileri, cinsel kimliğin oluşması ve karşı cinsle olan ilişkiler üzerine etkisi, şiddet eğilimlerine etkisi, okumaya, düşünmeye ve başarıya etkisi, kültürel yabancılaşmaya ve dildeki yozlaşmaya etkisi şeklinde sıralanabilir. Bunların yanı sıra televizyonun çocuklarda meydana getirdiği olumsuz davranışlara da dikkat edilmesi gerekmektedir. Ebeveynlerinden yeterli ilgiyi göremeyen ve onlarla zaman geçirmeyen çocuklar ilgilerini televizyona yönlendirmektedir. Ebeveynleri tarafından ihmal edilen çocuk ise olumlu olumsuz içerik ayrımı yapmadan ilgisini çeken programları izlemektedir. Olumsuz içerikli programları izleyerek; bu programlardaki kahramanları rol-model alan çocuk, bu kahramanların davranışlarını evde ya da okulda sergileyebilmektedir.

Ülkemizde ise izlenen bazı dizi ve filmlerin (örn: Kurtlar Vadisi, Arka Sokaklar) okullarda iletişim sorunları, akran zorbalığı, şiddet, istismar ve yaralama olaylarına neden olduğu görülmüştür. Günümüzde pek çok etkisi olduğu bilinen televizyonun gelişmekte olan çocuk beyni için taşıdığı olumsuz etki, çocukların televizyon izleme alışkanlıklarının kontrol edilmesi gereğini ortaya koymuştur. Çocukların dikkatlerini toparlayabilme sürelerinin kısalığı da göz önüne alınacak olursa, televizyonda hızla akan görüntüler çocuklarda konsantrasyon ve dikkat dağınıklığı oluşmasına neden olabilmektedir. Ertürk’ün (2004:274) de belirttiği gibi; Televizyonda görülen bombardıman şeklinde hızlı geçen şeyler (örn: fragmanlar, reklamlar) çocuğun hızlı geçişler yapmasına ve yapılanmamış yanlış malzemeler almasına neden olur. Böylece dikkat süreklilik kazanmak yerine parçalanır ve kaybolur.

Televizyonun Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Çocuk içsel olarak anlamlar kuramadığı için bir şeyler inşa edememeye başlar. Böylece televizyona teslim olan çocuk, televizyon karşısında pasif izleyici haline geçer. Çocuk eğer günde 2-4 saatten fazla televizyon izlerse beyin fonksiyonları uyuşarak bağlantılar tembelleşir ve televizyonun uyuşturucu etkisi ile beyin tek bir konuda odaklaşamayarak dikkat sürekliliğini kaybeder. Televizyon karşısında pasifize hale gelen çocuk ilerleyen süreçlerde akranlarıyla iletişim başlatma, iletişimi sürdürme, kendini açma, kendini ifade etme, diyalogu devam ettirme ve hayır diyebilme gibi becerilerde problem yaşayacaktır. Önder ve Dağal’a (2006:174) göre ise; Olumsuz programların yanı sıra; bazı programlar çocukta sosyal davranışı geliştirme, paylaşma, yardımlaşma duygusunu aşılama, zihinsel gelişim ve dil gelişimine büyük katkılar sunmaktadır. Olumlu etkileri bulunsa da televizyonun olumsuz etkileri de göz ardı edilmemeli, bu yönde çalışmalar yürütülmelidir.

Çocuğun televizyondan olumsuz etkilenmemesi için en büyük sorumluluk ebeveynler, öğretmenler ve okul psikolojik danışmanlarına düşmektedir. Bu üçlü arasındaki iş birliği büyük önem teşkil etmektedir. Psikolojik danışman velilere yönelik kitle iletişim araçlarının sağlıklı kullanımı hakkında bilgilendirici seminerler vererek ebeveynlerle iletişim halinde olmalı, çocukların izlediği program içerikleri hakkında ebeveynlerden haftalık raporlar almalı ve bu konuda bilgi sahibi olmalıdır. Veliler ise çocukların televizyon izleme saatleri ve izlenecek program içerikleri hakkında uygun kurallar belirlemeli ve bu kurallardan asla taviz vermemelidir.