‘Birçoğumuz hayatlarımızı sözcükler ve kavramlar yerine gülen ve ağlayan suratlı emojilerle ifade etmeye başladık. Hayır, birilerini iğneleyip, küçümsemek niyetinde değilim. Bizzat ben de emoji ve kısaltmalar kullanan biriyim. Diyorum ki; yakın gelecekte romanlarda bile paragrafların kalkacağı, en uzun metinlerin tek satırlık cümlelerden oluşacağını söylemek artık bir kehanet değil.’
-Buket Uzuner’in Kafkaokur dergisine yazdığı denemeden kısa bir alıntı.
Aslında içinde bulunduğumuz ve ileride karşılaşabileceğimiz olası durumu açıkça ifade ediyor Buket Uzuner. Belki farkındayız belki değiliz bu durumun, ancak iletişim konusunda bir değişimin olduğunu inkâr edemeyiz.
İlk neyle başladı?
Teknoloji ve artan internet kullanımı, e-postalar, akıllı telefonlar derken insanlar arası ilişkilerde değişimler oldu. Mesajlaşırken uzun uzun yazmaktan sıkılan ya da daha hızlı şekilde kendini ifade etmek isteyen insanlar ilk önce kelimeleri sonra cümleleri kısaltmaya başladılar. Bu bir süre için bizleri idare edebildi. Hep daha fazlasını isteyen insanoğlu bu konuda da bizleri şaşırtmadı. Bir süre sonra şu fark edildi; e-posta iletişiminin yüz yüze iletişime benzemediği için yazılarda yer alan ironilerin anlaşılamaması sorunu yaşanıyordu. Böylelikle ‘Emoticon’ denilen, emojilerin atası olan ifadeler kullanılmaya başlandı. (Örneğin 🙂 gibi). Emoticon sözcüğünün kökeni emotion(duygu) ve icon(ikon) sözcüklerinin birleşiminden gelmektedir ve kendisi sözsüz iletişimin bir alternatifi olarak görülmüştür.
Her şeyin gelişip değiştiği dünyamızdan tabii ki emoticonlar da nasibini aldı. Onlar da yerini kendilerinin daha gelişmiş formu olan ’emoji’lere devretti.

Emoticonların yerini alan emojilerde şöyle bir farklılık vardı. Duyguları anlatmaya yönelik yüz ifadelerinin yanı sıra birtakım anlam ve düşünceleri de ifade eden grafik temelli simgeler bulunmaktaydı. Hayvanlar, yiyecek-içecek vs gibi. Evet, artık mesajlaşırken emojiler kullanılıyordu fakat nasıl oldu da kullanımı bu kadar yaygınlaştı?
Emojilerin birçok sosyal medya platformunda kullanılmaya başlanması ve bununla birlikte 2010 yılında Apple’in İphone cihazları üzerinde emojileri desteklemeye başlaması, emojilerin küresel popülerliğinin önünü açmış oldu. Cihazlara yüklenen emoji klavyeleri sayesinde bu ifadeler artık evrensel boyutlara ulaştı.

Burada dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var: Emoji klavyesi. Artık harflerden değil de ifadelerden oluşan bir klavyemiz daha var. Artık harflere, sözcüklere eskisi kadar ihtiyacımız yok, cümle kurmakla vakit kaybetmiyoruz, ne ifade etmek istiyorsak ona karşılık gelen emojileri kullanıyoruz. Ne kadar pratik ve kullanımı basit değil mi? O kadar ki artık telefonları birini aramak yerine mesajlaşmak için kullanır olduk.
Evde, okulda ya da bir kafede arkadaşlarımızla otururken bile sosyal medyayı ve interneti kullanmamızı sağlayan akıllı telefonlarımız sayesinde her an istediğimiz biriyle iletişim kurabilecek durumdayız artık. Şöyle ki karşımızda biri otururken onunla konuşmak yerine telefonlarımız sayesinde o an başka biriyle rahatlıkla iletişim kurabiliyoruz. Hem çok mükemmel bir teknoloji hem de çok korkutucu.
Her şeyde olduğu gibi biz insanlar bunun da ölçüsünü kaçırmak üzereyiz ya da belki de çoktan kaçırdık, bilemiyorum. Aslında ihtiyacımız olan şeyler çok basit, tıpkı kullandığımız emojiler gibi. Mesela telefonlarımızla aramıza biraz olsun mesafe koysak, sosyal medya hesaplarımıza bağımlı yaşamaktan vazgeçsek, mesajlaşmak yerine dostlarımızı arayıp seslerini duysak ya da buluşup içimizi ısıtan birer kahve eşliğinde sohbet etsek onlarla, emojilerle değil de gerçek suretlerimizle ifade etsek duygularımızı. Daha güzel olmaz mı?
Dünyanın bize sunduğu bu teknolojik kolaylıkları tamamen hayatımızdan çıkartmalıyız demiyorum, bize sağladığı faydaları yok sayamayız devasa bir bilgi ve iletişim ağı yaratılmış durumda. Vurgulanması gereken asıl mesele, bunların yanında kişilerarası iletişimdeki temel değerlerimizi korumak. Yüz yüze iletişimin samimiyetini ve sıcaklığını unutmamak ve bunu sürdürebilmek.

