YENİ SAYI Psikolektif + 29 · Haziran 2026 · 5 film, 3 kitap, 1 oyun Sayıyı aç
Psikolektif Dergisi · Sayı 7 Kriz
Yazı 2 / 10
PDF'te aç
02 · KRİZ

Krizin Doğasını Anlamak

Kriz kavramı pek çok disiplin tarafından incelenen kavramlardan biridir. Bu disiplinlerden bazıları; ekonomi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler, mühendislik, psikoloji ve iletişim olarak sıralanabilir. Kriz kavramını inceleyen disiplinlere göre tanımlamalar arasında birtakım farklılıklar olmakla birlikte genel hatlarıyla kriz; netice itibariyle olumsuz özellik taşıyan ve görece küçük yapıdaki birimleri etkileyen durumları ifade etmektedir. Krizleri bireyin yaşamındaki herhangi bir zorlayıcı durumdan ayıran birkaç nokta bulunmaktadır. Bu noktalar; kişinin öznel bir stres durumu yaşaması, yaşamında genellikle başvurduğu sorun çözme yöntemlerinin işe yaramaması ile birlikte yaşadığı olayın kişinin duygusal ve davranışsal sorunlar yaşamasına sebep olması olarak sıralamak mümkündür (Erdur-Baker, Doğan, 2014).

Kriz kavramının diğer bilimlerden ziyade psikolojide neleri ifade ettiğinin açıklanması konu kapsamının netleşmesine katkı sağlayacaktır. Alan yazında birçok araştırmacı tarafından farklı kriz tanımlamaları yapılmıştır.

Caplan’a göre “Kriz”:

kişinin yaşamındaki önemli hedeflerin önünde, alışıldık sorun çözme yöntemleriyle baş edemediği bir engelle karşılaşması durumudur. Kişinin dengesi ve alışıldık baş etme becerileri, çoğu kez kaçınılmaz ve ciddi olan bir kısım yaşantılar sebebi ile bozulur (Özden, 1993).

Başka bir tanıma göre ise kriz, çeşitli zorlanmalar sonucunda meydana gelen akut ve süresi sınırlı bir denge bozukluğudur.

Krize yol açan zorlanmalar stresli yaşam olayları sebebiyle oluşmaktadır. Bu krizler bireyin süregelen denge (homeostasis) halinin bozulmasına neden olur. Bireylerin yaşamlarındaki denge halinin bozulmasına örnek olarak; sevilen birinin ölümü, iş değişikliği, rol değişikliği (evlilik, boşanma, okul değişikliği…) veya hastalık sıralanabilir. Bireylerin bu tarz durumlar ile karşılaşmaları sonucu ortaya çıkan gerilim, olağan sorun çözme davranışlarıyla azaltılamayınca, davranışlarda dağınıklık başlar (Canat, Uçan ve Yazar, 2009).

Kriz, kontrol dışı ve çoğu zaman ani gelişen, dengenin sarsılması hatta kaybına neden olan olay ve durumlar olarak tanımlanır (Metin, 2018).

Kriz, zor olaylardan sonra oluşabilir ve müdahale edilmezse bireysel, sosyal, toplumsal ve psikolojik problemlere neden olabilir.

Kriz ile genel olarak deprem, sel, yangın gibi doğal felaketlerde karşılaşılsa da, bireyi psikolojik olarak etkileyen her şey kriz nedeni olabilir. Stresli yaşam olayları veya bir dönemden diğerine geçişler de bireyi zorlayan dönüm noktaları olarak kriz yaşantısına dönüşebilir. Herhangi bir kaza olması, sevilen birinin kaybı, doğal afetler, ayrılma, boşanma, beklenmeyen veya istenmeyen hamilelik, ekonomik güçlükler kriz nedeni olabilmekle birlikte, her birey için müdahale gerektirmez. Fakat bu olaylar her insanda denge durumunun bozulmasına yol açabilmektedir (Güney, 2012). Bu durum, bir süre sonra bireyin tükenmesine ve baş etme becerilerinde azalmaya neden olarak, bireyin davranışlarında ve duygularında karmaşaya yol açar. Kriz bazen bireye kendini geliştirebilme şansı verir bazen de ruh sağlığının bozulmasına sebebiyet verebilir. Bu sürecin sonucu, bireyin sorunu nasıl algıladığına, bireyin kendini krizle baş edebilmek için yeterli hissetmesine bağlıdır (Apaydın Demirci, Mersin, 2020).

Dolayısıyla krizin, olayın ya da durumun kendisi değil, bireyin olaya ya da duruma gösterdiği tepki olarak yorumlandığı da görülmektedir (Sayıl ve ark.,2000).

Kriz tanımları incelendiği takdirde ortak noktalarının şunlar olduğu göze çarpmaktadır. İlk olarak krizler ani gelişen ve bireylerin yaşamlarında sarsıcı etkileri olan durumları ifade etmek için kullanılmaktadır. Krizlerin öznel bir yanının da bulunduğu görülmektedir. Bireylerin krize sebep olan yaşam olayları karşısında etkili baş etme becerilerini kullanamadıkları bilinmektedir. Farklı disiplinlerde farklı yönlerine değinilen kriz türleri ile karşılaşmak mümkündür. Yapılan çalışmalar sırasında elde edilen bilgileri derlemek amacıyla krizi iki ana başlık altında incelemek mümkündür. Durumsal ve gelişimsel olarak adlandırılan kriz türlerinin içeriğine dair bilgi verilecek olursa.

Durumsal kriz, tesadüfi veya beklenmedik şekilde gerçekleşen krizlerdir. Çevrenin etkisi sonucu meydana gelmektedir. Durumsal krizleri birey açısından sorunlu bir durum ve olaydan kaynaklanan bir rahatsızlık olarak ifade etmek mümkündür.

Aile içi sorunlar, iş değişiklikleri, doğal felaketler, taşınma ve boşanma örnek olarak verilebilir. Durumsal krizlerde süreç dört aşamadan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla şu şekilde sıralanabilir:

  • Şok evresinde bireyler gerçek durumdan mümkün mertebe uzak kalmaya çalışırlar. Dışarıdan her şey yolunda ve düzgün gibi görünse de bireylerin iç dünyalarında her şey karmakarışık bir hal almıştır. Bu aşamada bulunan bireyin amaçsız aktiviteler sergilediği görülür.
  • Tepki evresi; artık bireyler için gerçek durumla yüzleşme kaçınılmaz olmaktadır. Bireyler bu aşamada da savunma mekanizmaları kullanırlar. Ancak bu aşamada kullanılan savunma mekanizmaları gerçeğe uyumlu bir şekilde adapte olmaya imkân tanımaktadır.
  • İşlem evresi; bu aşama ile birlikte bireyler kendileri üzerinde travma etkisi yaratan krizden yavaş yavaş uzaklaşmaya, ilgi alanlarına yönelmeye ve gelecek konusunda da plânlamalar yapmaya başlamaktadırlar.
  • Yeniden uyum evresi; bireyin benlik saygısının yeniden yükseldiği, yeni ilişkilerin kurulduğu ve sürdürülmeye çalışıldığı son aşamadır (Apaydın Demirci, Mersin, 2020).

Gelişimsel kriz, doğumdan ölünceye kadar devam eden ve belirli dönemleri kapsayan gelişim süreci boyunca çeşitli dönüm noktalarında yaşanan birtakım krizleri ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Erikson’un psikososyal gelişim dönemleri olarak nitelendirdiği dönemlerde kişiler belirgin zorluklar yaşamakta ve yaşanan her bir zorluk bir krize neden olmaktadır. Erikson’a göre, gelişimin her bir aşaması, olumlu ve olumsuz duygusal çatışmayı barındırır. Erikson’a göre kişinin belirli bir evrede temel psikolojik görevi bu duygusal çatışmayı olumlu yönde çözmektir. Sağlıklı bir kişilik oluşturabilmek için bir aşamanın başarılı olarak atlatılması, kendinden sonra gelen aşama için olumlu temel oluşturur. Eğer bir aşamadaki kriz tam anlamıyla çözümlenemezse kişi, o dönemi sağlıklı atlatamaz. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde de bu kriz aşılıncaya kadar bireyde sorun yaratır (Özyürek, 2018; Yalçın, 2010; Apaydın Demirci, Mersin, 2020).

Gelişimsel krizler, durumsal krizlere göre daha tahmin edilebilen, planlanabilen, beklenen veya normal yaşam süreçlerinin bir parçası olarak öngörülebilen krizlerdir. Gelişimsel kriz, yaşam döngüsü içerisinde, bir evreden bir başka evreye geçişle ilişkilidir.

Kriz durumunda olan bireylerde birtakım duygusal, davranışsal ve bilişsel belirti ve tepkiler meydana gelmektedir.

Bireylerin kriz durumuna yönelik ilk tepkileri genellikle şiddetli çaresizlik, yoğun kaygı, engellenmişlik ve umutsuzluk olmaktadır. Kriz durumunda olan bireylerde kalp çarpıntısı, ağlama, irkilme refleksi, inilti, bağırma, çığlık atma, hızlı nefes alıp verme veya nefes darlığı, terleme, motor huzursuzluk, iştah azalması, uyku bozukluğu, kilo kaybı, motor yavaşlama ve bitkinlik gibi davranışsal tepkiler ile karşılaşılabilir.

Bilişsel olarak uyumda ve konsantrasyonda zorlanma, hafıza kaybı, açık düşünme, etkin bir şekilde plan yapma ve karar alma becerilerinde sekteye uğrama durumları gözlenebilir. Duygusal olarak kriz durumdaki bireyler kendilerini çaresiz, sinirli, yetersiz ve kontrolden çıkmış hissedebilirler.

Kaygı, öfke, üzüntü, depresyon, umutsuzluk, keder, suçluluk, kızgınlık ve hayal kırıklığı gibi yoğun duygular deneyimleyebilirler.

Bu duygu durumunu yaşayan bireyler kolayca incinebilir ve hatta psikiyatrik hastalıklara yatkın hale gelebilirler (Duyan, 2018; Apaydın Demirci, Mersin, 2020).

Kriz, uygun şekilde müdahale edilemediğinde unutulmaz izler bırakan, geri dönülmez değişimler yaratan yaşam olaylarıdır. Kimi durumlarda insanlar yaşadıkları kriz durumlarını kendi kaynaklarıyla aşabilmektedirler. Kimi durumlarda da ise profesyonel yardıma ihtiyaç duyabilmektedirler. Krizle baş etmede, bireyin içinde bulunduğu dönemi, fiziksel, psikolojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları önemlidir. Yaşanan her krizin bireysel bir yönü olduğu göz önünde bulundurularak yapılacak müdahaleler ve başvurulacak yöntemler noktasında farklılıklar olabileceği unutulmamalıdır.

Krizin Doğasını Anlamak

Ayşe DOĞAN

Psikolojik Danışman