Generated by All in One SEO v4.9.10, this is an llms.txt file, used by LLMs to index the site. # Psikolektif Ortak Noktamız: Ruh Sağlığı ## Sitemaps - [XML Sitemap](https://psikolektif.com/sitemap.xml): Contains all public & indexable URLs for this website. ## Yazılar - [Blog](https://psikolektif.com/blog/) - Psikoloji ve ruh sağlığına dair güncel, bilimsel ve derinlemesine içerikler Psikolektif blogda! - [Takıntılar - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/takintilar-film-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2024 Tür: Komedi Yapım: Türkiye Süre: 97 dakika Imdb Puanı: 5.3 Oyuncular: Özge Özberk, Seda Bakan, Zafer Algöz, Ecem Erkek, Bora Akkaş Yönetmen: Nihat Özcan “Yazı spoiler içermektedir.” Fransız yazar Laurent Baffie’nin “Toc Toc” adlı oyunundan sinemaya aktarılan Takıntılar filmi, ünlü psikolog Orhan Kemal Baykal’dan randevu alan altı hastanın hayatını ve iletişimin "Nihat Özcan'ın Takıntılar'ı, Fransız oyunundan uyarlanan, simetri takıntısından mikrop fobisine, sayı saymaktan kelime tekrarına uzanan altı farklı OKB hastasının, psikologlarının randevu saatini karıştırmasıyla bir bekleme odasında denk gelerek kendi aralarında oluşturdukları doğaçlama grup terapisi üzerinden, anlayışın, kabullenmenin ve karşılıklı desteğin iyileştirici gücünü; tourette sendromlu psikolog figürü eşliğinde, kahkaha ile hüznü, yalnızlık ile aidiyeti iç içe geçirerek anlatan sıcak ve çarpıcı bir komedi-dramdır." - [Bavulumdaki Umut - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/bavulumdaki-umut-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Yazar Adı: Nimetullah ÖKÇETEKİN Yayınevi: Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ekim 2025 Sayfa Sayısı: 166 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ ‘’Şahin on iki yaşındaydı; civan, uslu, sevimli bir çocuktu. Göz rengi, babasınınkine benzer şekilde maviyle yeşilin iç içe geçtiği bir renk cümbüşüydü. Ne çok güleç ne de büsbütün somurtkandı; yüzünde masumiyetin ve garipliğin ön "Nimetullah Ökçetekin'in Bavulumdaki Umut'u, babasını erken yaşta kaybeden Şahin'in, Freudyen yas ve melankoliden Young'ın terk edilme şemasına, Bowlby'nin kaçıngan-kaygılı bağlanmasından Jung'un Bilge İhtiyar arketipiyle karşılaşmasına uzanan katmanlı psikolojik portresinde; gitme ile kalamama, sevme ile bağlanamama arasında sıkışmış modern bireyin, yazmayı bir tutunma biçimine dönüştürerek geç başlayan ama derinleşme potansiyeli taşıyan ruhsal dönüşümünü anlatan çarpıcı bir varoluşsal hesaplaşmadır." - [The Roses - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/the-roses-film-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2025 Tür: Komedi, Dram Yapım: Amerika Süre: 105 dk Imdb Puanı: 6.6 Oyuncular: Olivia Colman, Benedict Cumberbatch, Andy Samberg Yönetmen: Jay Roach Film, Ivy ve Theo’nun bir çift terapi seansı sırasında birbirlerinde en sevdikleri on özelliği sıralamaları ile başlar. Ivy ve Theo, tanışmalarından kısa bir süre sonra evlenmiştir, bir kız ve "Jay Roach'in The Roses'u, Ivy ve Theo'nun çılgın hayallerle başlayan evliliğinin, iş kaybı ve rol değişimleriyle birlikte Gottman'ın mahşerin dört atlısından küçümseme ve eleştiriye, oradan da birbirlerinin restoranını, kitaplarını ve hatta alerjilerini silah haline getiren yıkıcı bir zorlayıcı çatışma stiline evrilen kara mizah dolu yıkım hikâyesidir; ancak son anda gelen katarsis ve affediş, seyirciyi bu çiftin ucuz mu kurtulduğu yoksa bekleyen trajik bir sonun habercisi mi olduğu ikilemiyle baş başa bırakır." - [Hamnet - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/hamnet-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Maggie O’Farrell Yayınevi: Domingo Yayınevi Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2026 Sayfa Sayısı: 293 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ Maggie O’Farrell’ın Hamnet adlı romanı, Shakespeare ve karısı Agnes’ın, 11 yaşındaki oğulları Hamnet’ın ani ölümü sonrasında yaşadıkları kaybı ve yas sürecini konu edinmektedir. Roman, bir çocuğun hastalanmasıyla başlayan süreci ailenin geçmişiyle iç içe "Maggie O'Farrell'in Hamnet'ı, Shakespeare ve eşi Agnes'ın 11 yaşındaki oğullarının ölümü etrafında, her bir eşin kendi çocukluk yaralarıyla şekillenen farklı yas tutma biçimlerini; Agnes'in travmatik suçluluk ve içe çekilmesiyle, Shakespeare'in işe ve sanata kaçışı arasındaki sessiz kopukluğu, sonunda Hamlet oyununun sembolik anlatısı üzerinden kurulan empatik bir yeniden bağlanmaya dönüştüren derin bir psikolojik anlatıdır." - [Enemy - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/enemy-film-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2014 Türü: Gerilim, Gizem Yapım: Kanada, Fransa, İspanya Süre: 91 Dk. Imdb Puanı: 6.9 Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Melanie Laurent, Sarah Gadon Yönetmen: Denis Villeneuve Film, tarih profesörü olan Adam Bell’in bir gün izlediği filmde kendisine tıpatıp benzeyen bir oyuncu fark etmesiyle başlar. Bu gizemli benzerliğin peşine düşen Adam, Anthony adlı bu "Denis Villeneuve’ün Enemy'si, pasif tarih profesörü Adam ve onun saldırgan ikizi Anthony üzerinden, Jung’un Persona ile Gölge’si arasındaki amansız savaşı; dev örümceklerin ve boğucu sarı tonların sembolik diliyle, bastırılmış arzuların, sadakatsizliğin ve vicdan azabının kaçınılmaz döngüsünü anlatan psikolojik bir metafordur." - [Herkes Kocama Benziyor - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/herkes-kocama-benziyor-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Oyunun Yazarı: Alis ÇALIŞKAN Yöneten: Hakan Emre Ünal Oyuncular: Pınar Güntürkün Oyunun Türü: Komedi, Trajedi, Dram Oyun Süresi: 80 dakika Sahne Yeri: Temsili Sahne Sezon: 2025-2026 Bu hayattan gerçekten ne istiyorum, ne bekliyorum diye kaç defa sorduk kendimize? Başkalarını düşündüğümüz kadar kendimizi ne kadar düşündük? Mesela en son ne zaman “kim, ne der” diye düşünmeden "Kendi hayatından vazgeçip başkalarının isteğine göre yaşamış kadınların temsilidir Ayten; kırk yaşından sonra 'Ben ne istiyorum?' sorusuyla özne olma yolunda attığı ilk adım, bir gece pavyonun buzlu camının kırılmasıyla başlayan öfke ve yaşama arzusunun çıplak yüzleşmesidir.'' - [About Time - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/about-time-film-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 4 Ekim 2013 Tür: Romantik Komedi Yapım: İngiltere Süre: 123 dakika Imdb Puanı: 7,8 Oyuncular: Domhnall Gleeson, Rachel McAdams, Bill Nighy Yönetmen: Richard Curtis Eğer yaşadığımız herhangi bir ana geri dönebilme imkânımız olsaydı, içinde bulunduğumuz ânı gerçekten deneyimlemek ne kadar mümkün olurdu? Film, Tim’in hayatındaki herhangi bir anıya geri dönebilme yeteneğine "Zamanda Yolculuk" filmini mindfulness (bilinçli farkındalık) kavramı üzerinden okuyarak, Tim'in geçmişi mükemmelleştirme çabasının aslında "şimdi"yi deneyimlemesini engellediğini ve gerçek doyumun ancak anın kusurlu halini kabul etmekten geçtiğini vurguluyor. Metne göre film, hem Tim'in babasının "her günü iki kez yaşa" öğüdüyle hem de Kit Kat'ın kaçınma yerine acıyla işlevsel ilişki kurmayı öğrenmesiyle, kontrolü bırakıp anın içinde var olmanın iyileştirici gücüne işaret ediyor. - [Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Açtığı Yaraları İyileştirmek - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/olgunlasmamis-ebeveynlerin-actigi-yaralari-iyilestirmek-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Yazar Adı: Lindsay Gibson Yayınevi: Sola Unitas Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2021 Sayfa Sayısı: 272 Dr. Lindsay Gibson; ilişkilerde özerkliği ve sınırları önemseyen bir terapist: Özellikle de kök aile ile ilişkilerde. Bu bağlamda kitap hem beliren yetişkinlik hem de yetişkinlik dönemindeki bireyler için faydalı bir okuma olacaktır. Araştırmalar; evli bireylerde kök aileden özerkleşmenin evlilik Dr. Lindsay Gibson'ın eserini kök aileden özerkleşme ve sınırlar bağlamında ele alarak, olgunlaşmamış ebeveyn dinamiklerinin yetişkin çocuklarda suçluluk ve utanç yarattığını, bu döngünün ise evlilik doyumunu olumsuz etkilediğini vurguluyor. Metne göre çözüm, acıyla kalabilmeyi, reddetmeyi ve duygusal mesafeyi öğrenmekten geçerken, asıl iyileşme konfor alanından çıkarak yeni iletişim becerilerini kişiliğe entegre etmekte saklıdır. - [Ordinary People - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/ordinary-people-film-inceleme-psikolektif-sayi-29/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 1980 Tür: Aile/Drama Yapım: Amerika Süre: 124 dakika Imdb Puanı: 7.7 Oyuncular: Timothy Hutton, Donald Sutherland, Elizabeth McGovern, Judd Hirsch Yönetmen: Robert Redford ‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’ Conrad, ailesiyle aynı evde yaşamasına rağmen onlardan giderek uzaklaşan bir gençtir. Yaşadığı büyük kaybın ardından hayatına devam etmeye çalışırken, bastırdığı duygular ve suçluluk hissi Conrad’in "Sıradan görünen bir ailenin vitrininin ardına gizlenmiş yas, suçluluk ve duygusal kopuşun psikanalitik yolculuğu... Robert Redford'un ustalıkla işlediği bu başyapıt, konuşulmayanların aslında en çok konuşulana ihtiyaç duyduğunu, bastırılan her duygunun bir gün yüzeye vuracağını ve iyileşmenin ancak kabulle mümkün olduğunu hatırlatıyor. Kübler-Ross'un yas aşamalarının ekranla buluştuğu bu film, psikoloji ve sinema kesişiminde unutulmaz bir ders niteliğinde." - [Psikolektif + - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-29/) - Sinema ve edebiyat ile ruh sağlığı alanını harmanlayarak okuyucularına yeni bakış açıları kazandırmayı hedefleyen Psikolektif+, 29. Sayısıyla sizlere merhaba demekte.Dergimizin bu sayısında sizleri farklı hikayelere götürecek 5 film, 3 kitap ve 1 tiyatro olmak üzere 9 eser incelenmiştir. “Psikolektif+ 29. sayısında incelenen 5 film, 3 kitap ve 1 tiyatro eseri; travma sonrası büyüme, kimlik parçalanması ve varoluşsal yalnızlık temalarında buluşmakta; sanatın iyileştirici gücünü, doğrusal olmayan anlatılar ve içsel perspektif kaymalarıyla okuyucuya/izleyiciye deneyimletmektedir.” - [Bilim ve Sanat Merkezlerinin ABC’si - Psikolektif'ten - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/bilim-ve-sanat-merkezlerinin-abcsi-psikolektiften-sayi-17/) - Bilim ve sanat merkezi, özel yetenekli öğrencilerin normal öğrenimlerinin dışında kendi yetenek alanında eğitim gördükleri destek eğitim merkezidir. Özel yetenekli öğrenciler, tanılanma durumlarına göre genel zihinsel yetenek, müzik ve görsel sanatlar alanında Bilim ve Sanat Merkezinde (BİLSEM) eğitim görmektedirler. Özel yetenekli birey, yaşıtlarına göre daha hızlı öğrenen; yaratıcılık, sanat, liderliğe ilişkin kapasitede önde olan, özel Türkiye'deki Bilim ve Sanat Merkezlerini (BİLSEM) tanıtarak, bu merkezlerin özel yetenekli öğrencilere sunduğu proje temelli eğitim programlarını, avantajlarını ve olası zorluklarını özetlemektedir. Yazı, okuyucunun BİLSEM'lerin işleyişi ve öğrenciler için anlamına dair temel bir bilgi edinmesini amaçlamaktadır. - [Hedonik Adaptasyon: Pozitif ya da Negatif Duyguya Alışma Hali - Psikolektif'ten - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/hedonik-adaptasyon-pozitif-ya-da-negatif-duyguya-alisma-hali-psikolektiften-sayi-17/) - Uzun süredir iş başvurusu yapıyorsun ve hayallerini süsleyen, yıllardır istediğin o işe kabul aldığın haberi geldi. Belki de hayatının en unutulmaz anlarından bir tanesi ve kendince yeni hedefler belirleyerek yüksek bir motivasyonla işe başlıyorsun. Peki ya sonra… Her sey sıradanlaştı ve sen de hayallerini süsleyen bu işe başladığın ilk günkü ilk aydaki mutluluğu hissetmiyorsun bile. İnsanların olumlu veya olumsuz yaşam olaylarına kısa sürede alışarak eski temel mutluluk seviyelerine dönme eğilimini ifade eden "hedonik adaptasyon" kavramını ele alıyor. Yazı, bu psikolojik döngüyü kırmak için maddi kazanımlar yerine anlamlı hedefler, sosyal ilişkiler ve kişisel gelişim gibi içsel kaynaklara yönelmenin önemini vurguluyor. - [ATAERKİNİN SÜRPRİZ HAMLESİ: ERKEKLİK ALT KÜLTÜRÜ - Psikolektif'ten - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/ataerkinin-surpriz-hamlesi-erkeklik-alt-kulturu-psikolektiften-sayi-17/) - “Prenses erkek” “Indie dinleyen erkek” “Kitap okuyan erkek” “Ağlayan erkek” “Kıskanmayan, yazma diyince yazmayan erkek” “Ehliyeti tekte alamayan erkek” “Moda takip eden erkek” “Red flag erkek” “Alfa erkek” Bu ifadeler hepimize oldukça tanıdık geliyor biliyorum. Evet, son zamanlardaki erkeklere yönelik stereotipleştirmelerden bahsediyorum. Peki günlük yaşamımızın ve mizahımızın oldukça olağanlaşmış bir parçası haline gelen bu ifadeler Bu metin, performatif erkeklik kavramı üzerinden, hegemonik erkeklik normlarının hem erkekleri nasıl kısıtladığını hem de toplumsal eşitsizliği nasıl yeniden ürettiğini inceliyor. Yazar, "yeterince erkek" olma dayatmasının ataerkil sistemin bir çıkmazı olduğunu savunarak, özgürleşme için dilimiz ve ifade biçimlerimiz konusunda daha dikkatli olmamız gerektiğini vurguluyor. - [Balon Satan Çocuk Üzerinden Sosyal Hizmet Eleştirisi - Psikolektif'ten - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/balon-satan-cocuk-uzerinden-sosyal-hizmet-elestirisi-psikolektiften-sayi-17/) - Giriş Aydın/Didim’de ailesine destek olmak amacıyla balon satan küçük bir çocuğun zabıta tarafından pusuya düşürülerek yakalanması, sosyal hizmetin günümüzdeki konumunu ve işlevini tartışmak için çarpıcı bir örnek sunmaktadır. Oysa böyle bir durumda ilk müdahaleyi zabıta değil, sosyal hizmet ekipleri yapmalıydı. Sosyal hizmetin asli görevi, çocukları kriminalize eden bir yaklaşım yerine, onların ihtiyaçlarını görünür kılmak ve Didim'de ailesine destek olmak için balon satan bir çocuğa zabıta müdahalesini örnek göstererek, sosyal hizmetin asli görevinin bireyleri kriminalize etmek değil, ihtiyaçlarını görünür kılıp desteklemek olduğunu savunuyor. Yazı, sosyal hizmetin devletin "gösteri mantığı" içinde nasıl işlevsizleştiğini tartışarak, bireylerin özneliğini ve toplumsal katılımını merkeze alan bir pratiğin gerekliliğini vurguluyor. - [Travmanın Farkında Olmak - Psikolektif'ten - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/travmanin-farkinda-olmak-psikolektiften-sayi-17/) - Travma, son dönemlerde günlük hayatta çok sık duyduğumuz ve kullandığımız bir kelime haline geldi. Peki travma ne demek? Travma-farkında olmak ne anlama gelir? Travma aslında Eski Yunanca bir kelimedir ve ‘’yara’’ anlamına gelmektedir. Tıp alanında özellikle fiziksel yaralanmaları anlatır. Bunun yanında ruhsal yaraları da tanımlar. Bu sebeple psikoloji alanında ‘’ruhsal travma’’ olarak kullanılır. Olumsuz bir Ruhsal travmanın tanımını yaparak, travmaya farkındalıkla yaklaşmanın önemini ve günlük iletişimde bu farkındalığı nasıl uygulayabileceğimizi özetliyor. Yazı, travmadan etkilenmiş kişilerle etkileşimde öngörülebilirlik, kontrol duygusu, hareket ve bağ kurma ilkelerine odaklanarak iyileştirici bir destek sunmanın yollarını aktarıyor. - [Psikolektif'ten - Sayı 17](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-17/) - "Türkiye genelinde etkisini gösteren kar manzaraları eşliğinde 2025 yılına veda ediyoruz. Bu atmosferi anlamlı kılmak adına, sizleri Psikolektif'tenin 17. sayısını sıcak bir içecek eşliğinde deneyimlemeye davet ediyoruz." "Türkiye genelinde etkisini gösteren kış manzaraları eşliğinde 2025 yılına veda ediyoruz. Bu atmosferi anlamlı kılmak adına, sizleri Psikolektif'in 17. sayısını sıcak bir içecek eşliğinde deneyimlemeye davet ediyoruz." - [Nyad - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/nyad-film-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2023 Tür: Biyografi-Dram Yapım: Amerika Süre: 121 dk Imdb Puanı: 7.1 Oyuncular: Annette Bening, Jodie Foster, Rhys Ifans Yönetmen: Jimmy Chin, Elizabeth Chai Vasarhelyi Film, 1978 yılında Diana Nyad’in son yüzüş denemesi ile başlar. Diana, 28 yaşındayken son yüzüşünü Küba’dan Florida’ya yapmak istemektedir. Diana, açık denizde 60 saat hiç durmadan 165 "Nyad filmi, 60 yaşında uzun süreli emekliliğinden sonra tekrar eğitime başlayan eski maraton yüzücüsü Diana Nyad'ın, Küba'dan Florida'ya rekor denemesini gerçekleştirme hedefini gerçekleştirmesinin hikayesini anlatıyor. Film, spor psikolojisi açısından görev yönelimi, öz yeterlilik ve demokratik antrenörlük stilleri gibi kavramları, Nyad'ın fiziksel ve zihinsel dayanıklılık mücadelesi üzerinden inceliyor." - [Saç Örgüsü - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/sac-orgusu-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Laetitia COLOMBANI Yayınevi: Yan Pasaj Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2021 Sayfa Sayısı: 183 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ ‘’Küvetin dibinde bir örümcek vardı. Kanalizasyon borularından yukarı tırmanmış ve burada, bu emaye küvetin içinde, hiçbir çıkışı bulunmayan bu bembeyaz sonsuzlukta hapsolmuştu. İlk başta kurtulmaya çabalamış, küvetin soğuk duvarına tırmanmaya çalışmış, ancak cılız “Saç Örgüsü, Hindistan’da kast sistemi altında ezilen Smita, İtalya’da aile işini devralmak için mücadele eden Giulia ve Kanada’da kariyer odaklı hayatı sorgulayan Sarah adlı üç farklı kadının, birbirine dokunan hayatları ve psikolojik dönüşümlerini anlatıyor. Roman, öğrenilmiş çaresizlik, bilişsel çarpıtmalar, otantik yaşam ve feminist psikoloji kavramları üzerinden, kadın kimliğinin toplumsal baskılara karşı verdiği içsel mücadeleyi ve dayanışmayı işliyor.” - [Sevmek Zamanı - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/sevmek-zamani-film-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 1966 Tür: Dram/Romantik/Melodram Yapım: Türkiye Süre: 84 dakika Imdb Puanı: 7.9 Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Fadıl Garan Yönetmen: Metin Erksan ‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’ Halil, ev ve duvar boyayan bir boya ustasıdır. İşi gereği adada birçok konağı boyamaktadır. Bir gün bir konağı boyarken Halil, Meral’in resmini görür ve o an resmine “Sevmek Zamanı, bir duvar ustasının boyadığı konaktaki bir fotoğraftan etkilenerek, kadının gerçek halini değil, imgesine aşık olmasının yol açtığı psikolojik savunma mekanizmalarını ve varoluşsal yalnızlığı konu alıyor. Metin Erksan'ın yönettiği bu klasik film, arzu, idealizasyon, inkâr ve yansıtma gibi Freudyen kavramlar üzerinden, aşkın gerçeklik ve hayal arasındaki çatışmasını şiirsel bir dille yansıtıyor.” - [Saklı Yürek - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/sakli-yurek-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Yazar Adı: Ferzan Özpetek Yayınevi: Can Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2024 Sayfa Sayısı: 166 Ferzan Özpetek Türkiye doğumlu İtalyan bir yazar ve yönetmendir. Sicilya’dan Roma’ya uzanan romanını yazarken diğer eserlerinde de rastlandığı gibi kadınlık durumlarını ve toplumsal cinsiyeti ele almıştır. Saklı Yürek’te genç bir kadına Irene isminde az tanıdığı ancak az sürede yoğun “Ferzan Özpetek'in Saklı Yürek romanı, Sicilya'dan Roma'ya uzanan bir yolculukta genç Alice'in, annesinden bağımsızlaşma, oyunculuk hayalleri ve beklenmedik bir mirasla şekillenen kimlik arayışını konu alıyor. Eser, feminist psikanaliz, kesişimsellik ve kariyer krizi gibi temaları, kadın dayanışması ve toplumsal cinsiyet rolleri üzerine sorgulamalarla harmanlayarak çağdaş ve kültürlerarası bir anlatı sunuyor.” - [MEMOİR OF A SNAIL - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/memoir-of-a-snail-film-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2024 Tür: Animasyon, Dram Yapım: Avustralya Süre: 94 dakika Imdb Puanı: 7.8 Oyuncular: Sarah Snook, Jacki Weaver, Eric Bana Yönetmen: Adam Elliot “Yazı spoiler içermektedir.” “…ama o günden bu yana geçen yıllarda en kötü kafeslerin kendimiz için yarattığımız kafesler olduğunu öğrendim. Sen kendine bir kafes yarattın Gracie. Kafesin hiçbir zaman kilitlenmedi “Memoir of a Snail, annesiz büyüyen, fiziksel farklılığı ve ağır travmaları nedeniyle kendini salyangoz kabuğu gibi bir korunma alanına hapseden Gracie'nin, piromani, kleptomani ve yeme bozukluklarıyla mücadele eden yaşam öyküsünü konu alan bir Avustralya animasyonudur. Adam Elliot'ın stop-motion tekniğiyle hayat verdiği film, psikolojik savunma mekanizmaları, istifçilik ve kardeş bağı temaları üzerinden, yalnızlık ve kaybın içinden süzülen umudu anlatıyor.” - [EVE DÖNESİM YOK - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif/eve-donesim-yok-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Oyunun Yazarı: Kolektif Üretim Yöneten: Bilge Varol Oyuncular: Cemre Kaboğlu, Kardelen Ezgi Yıldız, Sezen Çetiner Oyun Süresi: 55 Dakika Sahne Yeri: Zemin Kolektif Sezon: 2025-2026 3 kadın, 3 mekan, 3 hayat... Dolapdere, Tophane, Cihangir çıkmazı... İnsanın kendi eliyle kurduğu barikatlar, günün birinde yıkılır mı? Veyahut buna nasıl cesaret edilebilir? Geçmişin kalıntıları, korkular, kaçtıklarımız…. En çok "Kolektif üretim 'Eve Dönesim Yok' oyunu, İstanbul'un farklı semtlerinde geçen hayatları kesişen Tülin, Leyla ve Begüm Damla adlı üç kadının, içsel korkuları, sosyal kaygıları ve öğrenilmiş çaresizliklerinden oluşan psikolojik barikatları yıkma çabalarını sahneye taşıyor. Oyun, karakterlerin kimlik arayışı, bağlanma stilleri ve bilişsel çarpıtmalar üzerinden ilerleyerek, izleyicileri kendi içsel sınırlarını sorgulamaya davet eden bir psikolojik yolculuk sunuyor." - [NIGHTCRAWLER - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif/nightcrawler-film-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2014 Türü: Suç, Dram, Gerilim Yapım: ABD Süre: 118 Dk. Imdb Puanı: 7.8 Oyuncular: Jake Gyllenhaal, Rene Russo, Riz Ahmed Yönetmen: Dan Gilroy Los Angeles’ta yaşayan Louis Bloom, geçimini ufak tefek hırsızlıklarla sağlamaya çalışan, toplumdan dışlanmış biridir. Bir gece şiddet içerikli haber görüntülerinin medyada çok para ettiğini keşfeder. El kamerasını alır "Nightcrawler, Los Angeles'ta geçimini acımasız bir 'gece kuşu' serbest muhabiri olarak sürdüren Louis Bloom'un, başarı hırsıyla haber etiğini ve insani sınırları çiğneyerek suçla flört eden bir varlığa dönüşümünü anlatıyor. Film, antisosyal ve narsisistik kişilik özellikleri taşıyan bu karakter üzerinden, medyanın karanlık tarafı ile kapitalizmin ahlaki çöküşünü keskin bir eleştiriyle birleştiriyor." - [MARTIN EDEN - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/martin-eden-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Jack London Yayınevi: İndigo Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Mart 2018 Sayfa Sayısı: 520 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, bireyin kendini gerçekleştirme arzusunu ve varoluşsal mücadelesini anlatan güçlü bir metindir. İsmini edebiyat dünyasına duyurmak için yılmadan çalışan Martin, insanın kendini aşma çabasının, kabul görme arzusunun "Jack London'ın yarı-otobiyografik romanı Martin Eden, alt sınıftan gelen genç bir denizcinin entelektüel gelişim, sınıf atlama ve Ruth Morse'a duyduğu aşk uğruna verdiği mücadeleyi ve bu sürecin yol açtığı varoluşsal yabancılaşma ile içsel boşluğu konu alıyor. Roman, kendini gerçekleştirme, aidiyet arayışı ve anlam krizinin psikolojik derinliğini, karakterin trajik yolculuğu üzerinden güçlü bir şekilde işliyor." - [12th FAIL - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı 28](https://psikolektif.com/psikolektif/12th-fail-film-inceleme-psikolektif-sayi-28/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 27 Ekim 2023 Tür: Biyografi, Dram Yapım: Hindistan Süre: 143 dakika Imdb Puanı: 8,7 Oyuncular: Vikrant Massey, Medha Shankr, Anant Joshi Yönetmen: Vidhu Vinod Chopra Kendini gerçekleştirmek istediğin yol hangi noktaya kadar hala yürümekte istekli ve başarmak için umutlu olduğun yol olabilir? Film, Manoj Kumar Sharma’nın, zorlayıcı yaşam koşullarına rağmen kendini “Film, yolsuzluk ve yoksullukla dolu bir çevreden gelen Manoj Kumar Sharma'ın, dürüst bir polis memuru olarak Hindistan'da değişim yaratma amacıyla UPSC sınavlarına girme mücadelesini konu alıyor. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan film, psikolojik dayanıklılık ve umut temaları üzerinden, bireyin içsel kaynakları ve amacı sayesinde sistemle nasıl baş edebileceğini sakin bir dille anlatıyor.” - [Psikolektif + - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-28/) - #post_excerptPsikolektif+, kar taneleri gibi eşsiz ve psikolojik derinlikte içeriklerle 2026'ya hazırlanırken, okuyucularına sevgi, gelişim ve bolluk dolu bir yıl diliyor. - [Leyla'nın Evi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/leylanin-evi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Zülfü LİVANELİ Yayınevi: Doğan Kitap Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Mart 2021 Sayfa Sayısı: 271 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ ‘Boğazın pırıltılı sularını bir baştan öbür başa, yıldırım gibi geçen kuşları ne kadar özlemiş olduğunu fark etti. Anneannesi çocukluğunda ona bu kuşların, Boğaz’da yaşayıp ölmüş kişilerin ruhları olduğunu anlatmıştı. Buradan ayrılmak istemedikleri için Bu metin, Leyla karakterinin evinden edilmesi ve İstanbul'un değişen toplumsal dokusunda yaşadığı yer kimliği, aidiyet ve travma temelli kaybı psikolojik kavramlarla (Yer Kimliği, Yer Bağı, Bağlanma Kuramı, Stigma) analiz etmektedir. Metin, Leyla'nın yaşadığı bu zorlu süreçte inkârdan uyuma, anlam kurmaya ve nihayetinde travma sonrası büyümeye doğru ilerlemesini, yeni sosyal ilişkiler ve eylemler (piyano çalma, ev ekonomisine katkı) aracılığıyla benliğini yeniden yapılandırmasını ele almaktadır. - [Kaçamak İlişkiler - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/kacamak-iliskiler-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - Yazar Adı: Esther Perel Yayınevi: Bilge Karakuş Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2022 Sayfa Sayısı: 315 Esther Perel, Polonya asıllı Holokost’u yaşamış bir ailenin kızı olarak yetişmiştir. Kendisi bir psikanalisttir. Dengeyi koruyabilmek adına “erotik zekâ” kavramını kullanmasıyla bilinmektedir. Bu kavram zira dünya düzenini tersine çevirmek olarak tanımlanmaktadır. Kaçamak ilişkiler içerisinde olan birçok kişiye sorulsaydı çeşitli Esther Perel'in "erotik zekâ" kavramı etrafında ele aldığı aldatma, evlilik kurumu ve modern aşk söylemleri üzerine bir kitap incelemesidir; aldatmayı ilişkileri koruma niyeti, travma sonrası büyüme potansiyeli ve bireysellik-ilişkisellik dengesi bağlamında tartışmaktadır. İnceleme, evlilikteki değişimleri, toplumsal cinsiyet rollerinin etkilerini ve psikolojik kuramları (Klein, Lacan, Winnicott) kullanarak benlik gelişimi, utanç/suçluluk duyguları ve öyküsel terapi ile onarım imkanlarını derinlemesine analiz etmektedir. - [KIRMIZI SAÇLI KADIN - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/kirmizi-sacli-kadin-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - KIRMIZI SAÇLI KADIN Kitap Künyesi Yazar Adı: Orhan Pamuk Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Haziran 2025 Sayfa Sayısı: 220 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın romanı, bireyin yaşam boyu peşini bırakmayan aile bağlarını, bastırılmış arzularını ve kaderle hesaplaşmasını anlatırken aslında hepimizin iç dünyasına dokunan bir hikaye sunmaktadır. Romanın merkezindeki Orhan Pamuk'un Kırmızı Saçlı Kadın romanını, Cem karakterinin baba-oğul çatışması, bastırılmış suçluluk ve kuşaklararası travma döngüsü ekseninde, Psikanalitik Kuram (Oidipus kompleksi, bastırma) ve Psikosoybilim gibi psikolojik kavramlarla analiz etmektedir. İnceleme, Cem’in babasızlık boşluğunu Mahmut Usta ile ikame etme çabasını, Kırmızı Saçlı Kadın ile otoriteye isyanını ve kaderciliğe sığınarak Varoluşçu sorumluluktan kaçışını ele alarak, geçmişle yüzleşilmedikçe döngünün tekrar edeceğini vurgulamaktadır. - [İçimizdeki Biz - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/icimizdeki-biz-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - İçimizdeki Biz Yazar Adı: Doğan Cüceloğlu Yayınevi: Kronik Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2014 Sayfa Sayısı: 272 “Yazı spoiler içermektedir.” Doğan Cüceloğlu’nun kaleme aldığı İçimizdeki Biz, insanın kendi iç dünyasıyla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi, psikoloji ve yaşam deneyimlerinin süzgecinden geçirerek okuyucuya sunan kapsamlı bir eserdir. Kitap, bireyin benlik yapısını, içsel parçalarının çatışmalarını ve bütünleşme ihtiyacını Doğan Cüceloğlu’nun İçimizdeki Biz adlı eserini, bireyin içsel parçalarıyla yüzleşme ve bütünleşme sürecini temel alan, Jung'un gölge, Erikson'ın kimlik evreleri gibi psikolojik kuramlarla desteklenmiş kapsamlı bir analizidir. Kitap, bireyin benlik çatışmalarını Türk toplum yapısı, aile ilişkileri ve kültürel roller bağlamında ele alarak, içimizdeki sesleri tanımanın kendini sevme, gelişim ve sahici bir yaşama ulaşmanın yolu olduğunu vurgulamaktadır. - [Çatlak - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/catlak-film-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2020 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 82 dakika Imdb Puanı: 7,2 Seslendirenler: Hakan Salınmış, Süreyya Kilimci, Hakan Emre Ünal Yönetmen: Fikret Reyhan Çatlak, geleneksel olarak sıfatlandırabilecek bir ailenin yaşadığı sıradan bir güne dokunan krizin, aile içine yerleşmiş koca görünmez çatlakları buram buram hissettirdiği bir filmdir. Bu çatlaktan sızan iletişimsizlik, temassızlık, alışılmış Çatlak filmi, Fatih'in bir borç meselesi nedeniyle arkadaşını eve getirmesiyle, geleneksel aile yapısının altındaki derin iletişimsizlik ve görünmez çatlakların gün yüzüne çıkışını gözler önüne serer. Film, Transaksiyonel Analiz kavramlarıyla (Eleştirel Ebeveyn, Uyumlu Çocuk, çapraz transaksiyonlar) incelenebilecek bu aile dramını, kriz anındaki kaosa rağmen, sorunlu dinamiğin alışılmış bir sessizlikle yeniden kabul görmesini ve bir sonraki krize kadar yerini usulca almasını etkileyici bir şekilde yansıtır. - [THE TASTE OF THE THİNGS - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/the-taste-of-the-things-film-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2023 Tür: Romantik/Dram Yapım: Fransa Süre: 136 dakika Imdb Puanı: 7.4 Oyuncular: Juliette Binoche, Benoît Magimel, Bonnie Chagneau-Ravoire Yönetmen: Trần Anh Hùng “Yazı spoiler içermektedir.” Lezzet, hayatın vazgeçilmez parçalarından birisidir. Yediğimiz ve içtiğimiz şeylerin, deneyimlerin tadı, ruh halimizi etkileyebilir. Yediğimiz yemek, yalnızca açlığımızı gidermekle kalmaz; duyularımızı da harekete geçirmekte, hatıralarımızı canlandırmakta "Aşçıların Aşkı" filmi, yirmi yılı aşkın süredir birlikte çalışan gurme Dodin ve aşçısı Eugenie'nin mutfak sanatı üzerinden kurduğu incelikli iş arkadaşlığı, derin duygusal uyum ve aşk hikayesini anlatır. Film, yemek pişirme sürecindeki emeği, sabrı ve şimdi ve burada olma halini Gestalt Terapi ve yaşam doyumu kavramlarıyla ilişkilendirerek, yemeklerin sadece açlığı gidermeyip sevgiyi ifade etme biçimi olduğunu ve yaşanan büyük kaybın ardından gelen yas sürecini naifçe işler. - [Lars and the Real Girl - Film İnceleme - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/lars-and-the-real-girl-film-inceleme-sayi-27/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2007 Tür: Dram/Romantik/Trajikomik Yapım: Amerika Süre: 106 dakika Imdb Puanı: 7.3 Oyuncular: Ryan Gosling, Emily Mortimer, Paul Schneider, Patricia Clarkson Yönetmen: Craig Gillespie ‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’ Lars, abisinin garajında yaşayan kendi halinde birisidir. Annesinin doğum sırasında vefatı ve sonrasında abisinin evden erken ayrılmasıyla birlikte insanlarla olan iletişimini ve temasını sınırlamaktadır. Çevresindeki Film, annesinin ölümü ve abisinin erken ayrılmasıyla Şizoid Kişilik Bozukluğu ve sanrı geliştiren içe dönük Lars'ın, sipariş ettiği şişme bebek Bianca'yı kız arkadaşı sanarak toplumla iletişim kurmaya başlamasını konu edinir. Çevresindeki insanların ve doktorun, Lars'ın durumunu kabullenip Bianca'ya gerçek bir birey gibi davranması, onun iyileşme sürecini başlatarak nihayetinde gerçek dünyaya ve iş arkadaşı Margo'ya yönelmesini sağlar. - [THE LIGHTHOUSE - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/the-lighthouse-film-inceleme-psikolektif-sayi-27/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2019 Türü: Korku, Gerilim Yapım: ABD Süre: 109 Dk. Imdb Puanı: 7.4 Oyuncular: Robert Pattinson, Willem Dafoe Yönetmen: Robert Eggers, Max Eggers "The Lighthouse" filmi, 1890'larda New England kıyılarındaki ıssız bir adada, iki deniz feneri bekçisinin psikolojik çöküşünü anlatmaktadır. Genç denizci Ephraim Winslow dört haftalık görev için yaşlı fener bekçisi Thomas "The Lighthouse" filmi, 1890'larda ıssız bir adada görev yapan iki deniz feneri bekçisinin (Robert Pattinson ve Willem Dafoe) izolasyon, alkol ve bastırılmış duygular nedeniyle akıl sağlıklarını yitirerek psikolojik bir güç mücadelesine girişmesini konu alır. Film, karakterlerin Süperego (Thomas Wake) ve Ego (Ephraim Winslow) temsilleri üzerinden Oedipus kompleksi, Prometheus miti ve izolasyonun yıkıcı etkisi gibi temaları işleyen, gerçeklik ile hayal arasındaki sınırları sorgulatan derin bir alegoridir. - [Psikolektif + - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-27/) - Psikolektif + Dergisinin 27. sayısı yayında. Dergiyi okumak için: - [Kitap Çocuk İçin 'En İyi Arkadaş'](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/kitap-cocuk-icin-en-iyi-arkadas/) - ‘’Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır.’’ (Maksim Gorki) Bireyin belli davranışları kazanabildiği zaman dilimine kritik dönem denir. Çocukluk dönemi bireyin gelişim dönemleri arasında kritik öneme sahiptir. Kritik dönemde çocuklar, yeni şeyler öğrenir ve yeni yetenekler edinirler. Bu anlayışa göre çocukluk, ileri zamanlar için depo işlevi görmektedir. - [ÇOCUĞUMUN HAYALİ ARKADAŞI VAR!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocugumun-hayali-arkadasi-var/) - Çocukların hayal ile gerçek arasındaki farkı ayırt edemedikleri erken çocukluk döneminde sıklıkla görülen hayali arkadaşlık kavramı, zihinlerinde bir dünya kurarak hayali insanlar oluşturma eğiliminde olmaları durumudur. Hayali arkadaş, çocuklarda 3-4 yaşlarında görülmekle birlikte zaman zaman 6 yaşına kadar sürebilir. Bu durum okul öncesi döneme kadar normal karşılansa da, okula başlayan çocukların hayali arkadaştan sıyrılıp ilgilerinin - [BILINGUAL ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/bilingual-cocuk/) - Dil gelişimi, çocuklar doğduğu andan itibaren içinde bulunduğu toplumla sosyal etkileşimler sonucu gerçekleşir. Çocuklar dil edinimi sırasında dikkat, algı, bellek, muhakeme ve problem çözme gibi bilişsel becerileri kullanırlar. Dil gelişimi ve zihinsel gelişim birbirine paralel gelişmektedir. Bu nedenle çocuğun dil gelişimi onun tüm zihinsel gelişimini desteklemektedir. Dil gelişimi ile ilgili önemli becerilerden olan iki dillilik, - [ÖDÜLLE CEZALANDIRILMAK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/odulle-cezalandirilmak/) - Günümüz eğitim sisteminde ödüllendirmeler ve cezalandırmalar, belirli davranış kalıplarını öğretmeye çalışırken sıklıkla başvurulan disiplin yöntemlerindendir. Yalnızca eğitim sisteminde değil ebeveynlerin de çocukların davranışlarını şekillendirmek amacıyla uyguladıkları bilinçli veya bilinçsiz ödül ve ceza sistemleri vardır. Ödül, istendik davranışları pekiştirmeye yarayan fakat bir koşula bağlı olarak verilen etkinliktir. Ceza ise bırakmayı tanımlayan her tür sınırlama ve yasaklamayı - [MEDYANIN TERS YÜZÜ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/medyanin-ters-yuzu/) - Toplumun en temel yapıtaşı olan aile, kutsal metinlere göre ilk insanla; bilimsel kaynaklara göre ise 4 bin yıl öncesine dayanmaktadır. Aile kurumu çeşitli kültürlere ve toplumlara göre değişiklikler gösterse de varlığını binlerce yıldır sürdürmektedir. Ancak son 150 yıldır aile kurumu çok hızlı bir dönüşüm yaşamaktadır. Aile yapılarındaki hızlı değişim sanayi devriminin başlangıcından beri süregelirken, bireylerin - [ALFA KUŞAĞI](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/alfa-kusagi/) - İnsanlar yaşamlarını bir grubun parçası olarak ve o grubun ortak amaçları, normları çerçevesinde kurallarını oluştururlar. Zamanın değişimine bağlı olarak insanların ihtiyaçları da değişir. Bununla birlikte insanların farklı ortamlarda yaşamaları, yaşadıkları ortamı farklı algılamaları da değişimi beraberinde getirir. Buradan yola çıkarak kuşak kavramı oluşmuştur. Günümüzde kuşaklar X, Y, Z şeklinde sınıflandırılmakla birlikte her kuşak kendi içerisinde - [ÇOCUK GELİŞİMİNDE KRİTİK SÜREÇ: BAĞLANMA](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuk-gelisiminde-kritik-surec-baglanma/) - Ama çocuklar her türlü insan ile bağlantı kurabilmek için sevimli küçük köprülerdir. Fakir Baykurt Küçükken annenizden ayrıldığınız anları hatırlıyor musunuz? Ya da annenizden ayrıldıktan sonra bir araya geldiğinizde ona sarılır mıydınız, yoksa sizi bırakıp gittiği için ona derin bir kızgınlık mı hissederdiniz? Gelin şimdi bağlanma üzerine biraz akademik biraz günlük yaşam üzerine sohbet edelim. Dünya - [İŞİNİZ BİTMEDEN DE BENİ DİNLER MİSİNİZ?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/isiniz-bitmeden-de-beni-dinler-misiniz/) - Zaman zaman anneme bir şeyler anlatmak istediğimde “Anne sana bir şey söyleyebilir miyim?” derim. O da “Tabii, söyle.” der. Bunun üzerine ben de anlatmak istediğimi anlatırım. Tam bitirdiğimde bana, “Ne söylemiştin?” der. 10 yaşında bir çocuğun gözünden… Hepimiz çocukluk döneminden öyle ya da böyle bir şekilde geçtik. Kimilerimiz ihmal edilmiş bir ortamda fark edilmeden dinlenilmeden - [SUSARSAN SANA ŞEKER ALIRIM](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/susarsan-sana-seker-alirim/) - Çocuklarınızı daha iyi tanımakla işe başlayınız; çünkü onları hiç tanımıyorsunuz. J.J. Rousseau Bu zamanın ebeveynlerinin çok gayretli oldukları aşikar. Şimdilerde çocuk yetiştirmeye yönelik herkes bir şey söylüyor: ‘Öyle dersen çocuğunun psikolojisi bozulur.’ ‘Bağırıp çağırarak çocuğu korkutuyorsun.’ ‘Çocuğunla arkadaş gibi olmayı denemelisin bence.’ Bu gibi cümlelerle artık daha sık muhatap olur hale geldi günümüz anne - [SUSARSAN SANA ŞEKER ALIRIM! 2](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/susarsan-sana-seker-alirim-2/) - Bir çocuk sevilmediğini hissettiği sürece kendini değersiz ve yetersiz hisseder. Freud Toplum ve aile bireyleri olarak doğru olanı güzel bir şekilde ifade etmeyi bilmiyoruz. Anne ve babalar çoğu kez farkında olarak ya da olmayarak yapılan yanlışları yanlış bir şekilde uyarma yoluna yöneliyorlar; yanlış ise yanlışı doğuruyor. Ebeveynler yumuşak davranmayı otoriteyi elden bırakmak, ancak sert görünürlerse - [Çizgi Filmlere Dikkat!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cizgi-filmlere-dikkat/) - '' Bazen problemlerimizi çözmek için, derinlerimize inmeliyiz. '' Patrick Yıldız Çocukların temel eğitim ve sonrasındaki öğrenmelerinin temellerini oluşturması açısından büyük bir öneme sahip olan okul öncesi dönem, çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsar. Çocukların bedensel, psiko-motor, sosyal, duygusal, zihinsel ve dil gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı bu kritik dönemde verilecek okul - [Okula Merhaba!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/okula-merhaba/) - “Bir çocukla ilgilenirken iki duygu içinde olun: çocuk olduğu için sevgi duyun ve yarın büyüyeceği için saygı gösterin.” Louis Pasteur Çocuk ilk sosyal ilişkilerine ailede başlar, sonrasında anaokulu aracılığıyla dış dünyaya açılarak akran ilişkilerini geliştirir. Bu nedenle çocuğun hayatında kalıcı etkileri olan okul öncesi eğitimin önemi büyüktür. Okul öncesi eğitim, öğrenci – öğretmen ve veliden - [Okul Öncesi Dönemde Sosyal Becerilerin Desteklenmesi](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/okul-oncesi-donemde-sosyal-becerilerin-desteklenmesi/) - Çocuk, sosyal bir çevre içinde doğar ve içinde bulunduğu sosyal çevrenin ona karşı tutumu ve gereksinimlerini karşılayış biçimi; çocuğun tepkileri, davranış özellikleri, bedensel ve ruhsal gelişimi ve kişilik yapısının biçimlenmesinde rol oynayan önemli etkenlerden birisidir (Altınköprü, 2003). Bu süreçte ise eğitimin önemi göz ardı edilemez. Eğitim çocuğun doğduğu andan itibaren ailede başlayan, daha sonra ise - [OTİZM'in Farkında mıyız?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/otizmin-farkinda-miyiz/) - Otizm bir hastalık değildir! Otizm bir nörogelişimsel bozukluk veya ileri düzeyde karmaşık bir gelişimsel yetersizlik olarak da bilinmektedir. Otizm, doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce - [Çocukluk Çağı Mastürbasyonu](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocukluk-cagi-masturbasyonu/) - Mastürbasyon, pek çok çocukta normal gelişim çizgisi içerisinde görülebilen, cinsel, fiziksel, ruhsal gelişime olumsuz bir etkisi olmayan, çocuğun genital bölgesini tekrarlayıcı uyarma davranışıdır. Diğer bir deyişle çocuğun cinsel bölgeleriyle oynayarak kendini uyarması ve rahatlama sağlaması durumudur. Sıklıkla oyun esnasında, kendi vücutlarını merak etmelerine paralel olarak, bazen de genital bölgelerini keşfetmelerini sağlayacak çevresel bir uyaran sonrasında (sıkı - [Okul Öncesi Dönemde Özel Gereksinimli Bireylerin Kaynaştırma Eğitimi](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/okul-oncesi-donemde-ozel-gereksinimli-bireylerin-kaynastirma-egitimi/) - ‘‘Annem her zaman hayatın bir kutu çikolata gibi olduğunu söylerdi. İçinde ne olduğunu asla bilemezsin.’’ (Forrest Gump filminden) Çocukların fiziksel, bilişsel, duygusal ve motor becerileri açısından bireysel farklılıkları bulunmaktadır. Bu farklılıklar belli sınırlar içerisinde olduğunda çocuk, genel eğitim hizmetlerinden faydalanabilir(Başgül, Rışvanlı, Başar ve Topçu, 2018). Özel eğitim gerektiren bireyler ise bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri - [ÇOCUKLARIN BOŞANMA SÜRECİNDEKİ SESLERİNİ DUYALIM](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarin-bosanma-surecindeki-seslerini-duyalim/) - Dünyaya gözlerimizi açtığımızda bize heyecanla, sevgiyle ve biraz da kaygıyla bakan iki çift göz vardır: Anne ve babamız. O an kaçıncı çocukları olduğumuz önemli değildir. Bireylerin sağlıklı gelişimleri açısından, çocukluk dönemi ve anne babayla olan ilişkileri son derece önemlidir. Özellikle de yaşamın ilk yıllarında bu ilişkinin önemi tartışılamaz. Boşanma ise, hiç kuşkusuz hem çocuklar hem - [ÇOCUKLARIN BOŞANMA SÜRECİNDEKİ SESLERİNİ DUYALIM 2](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarin-bosanma-surecindeki-seslerini-duyalim-2/) - ‘‘Anne/ babalık, yeteneklerimiz olsun olmasın, hepimizin, hayatın gidişatı içinde uygulamakta olduğumuz bir meslektir.’’ Leyla NAVARO Daha önce Çocukların Boşanma Sürecindeki Seslerini Duyalım adlı yazıda boşanma sürecinin çocuk açısında sağlıklı yönetilebilmesi ve çocuğa nasıl açıklanması gerekliği üzerine anne-babalara önerilere yer verilmişti. Bu yazı serinin devamıdır. Eşler boşanmanın kendileri için zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son - [ÇOCUKLARDA UYKU](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarda-uyku/) - "Wendy, kırlangıçların neden evlerin saçaklarına yuva yaptığını biliyor musun? Masal dinlemek için. Ah Wendy, annen öyle güzel masallar anlatıyor ki." Peter Pan, J. M. Barrie Uyku, çocukluk döneminde gelişim için çok önemli bir gereksinimdir. Uyku, başta beyin gelişimi olmak üzere çocukların birçok gelişim alanlarında anahtar rol oynar. Uykunun öğrenme, hafıza ve uyum gibi bilişsel; mizaç ve - [AMA O SENİN KARDEŞİN…](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ama-o-senin-kardesin/) - Kardeşler arasındaki kıskançlık genel olarak 2-6 yaş arasında kendini gösteren çocuğun kendini dünyanın merkezinde hissettiği ve paylaşma duygusunun henüz gelişmediği bir dönemde görülür. Çocuk, kardeşinin doğmasıyla birlikte ebeveynlerini paylaşmak istemez. Kardeşinin varlığını kendini tehlikede hissettirecek bir tehdit olarak görerek yoğun kaygı ve korku duyguları yaşayabilir. Kardeş kıskançlığını oluşturan ortam toplumdur ve çocuğun sevdiği bireyleri kapsar - [ÇOCUKLARDA SORUMLULUK KAZANIMI](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarda-sorumluluk-kazanimi/) - Ailelerin sıklıkla yakındığı durumların başında sorumsuzluk gelir. Oyuncaklarını toplamıyor! Dişlerini fırçalamıyor! Ödevlerini kaybediyor, yapmıyor! vb. Aileler, burada çocuklarının sorumsuz davranışlarından yakınmaktadırlar. Peki nedir bu sorumluluk? Sorumluluk, erken çocukluk döneminden başlayarak çocuğun yaşına, cinsiyetine ve gelişim düzeyine uygun olarak görevlerini yerine getirmesidir (Yavuzer 2000; Akt., Calp ve Aydın, 2019). Çocuğu sosyal hayata hazırlayacak olan değer eğitiminin - [Kişiliğin En Büyük Mimarları: Anne ve Baba](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/kisiligin-en-buyuk-mimarlari-anne-ve-baba/) - Kişilik gelişimi ve yapılanmasında temel, çocukluk döneminde atılır! Çocuk yetiştirme anne karnında başlar. Bebekken şekillenir. Anne baba tutumları, anne babanın çocuğunu yetiştirirken kullandığı tutum, davranış ve yöntemlerin bütünüdür. Benimsediğiniz tutum ve davranışlar çocuğunuzun psikolojik gelişimi açısından çok büyük önem taşımaktadır. İşte en sık karşılaştığımız anne baba tutumları ve çocuklar üzerindeki etkileri… ÇOCUK EĞİTİMİ İLE İLGİLİ - [ÜSTÜN ZEKALI BİREYLERİ KAZANMAK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ustun-zekali-bireyleri-kazanmak/) - "Dehanın yüzde biri ilham, yüzde doksan dokuzu terdir.’’ – Thomas Alva Edison Zekâ, akıl, üstün zekâ veya üstün yetenek gibi kavramlar geçmişten günümüze en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Farklı kültürlerin zekayı algılayış biçimleri değişmekteyken, farklı kuramların da zekayı tanımlamaları değişmektedir. Bu sebeple üstün zekâ da çeşitli tanımlamalara sahip olan ve kültürlere göre farklılık gösteren bir - [CİNSEL GELİŞİM VE CİNSEL EĞİTİM 1](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cinsel-gelisim-ve-cinsel-egitim-1/) - Okul öncesi dönemi gelişimin her alanında davranış, tutum ve beceri ediniminde kritik bir dönemdir. Kendini tanıma, öz bakım, cinsel kimlik kazanma, sosyal kuralları öğrenme, duyguları tanıma ve ifade etme, kişiler arası ilişkiler geliştirme gibi birçok bilgi ve beceri yaşamın ilk altı yılını kapsayan bu dönemde kazanılmaktadır (Özgün, 2017). Bu dönemde gelişimin her alanında olduğu gibi - [ANNEEE ÇİŞİM GELDİİİ!!!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/anneee-cisim-geldiii/) - Tuvalet eğitimi çocuğun karşılaması gereken en temel ihtiyaçlarından biridir ve ilerleyen yaşla birlikte ebeveynlerine bağımlılıkları azalan çocuklar bu beceriyi kazanmak için bir süreçten geçerler. Bu süreç ebeveyn tutumlarıyla doğrudan ilişkili olabildiği gibi çocuğun gelişimsel farklılıklarına göre de değişkenlik gösterebilir. Tuvalet eğitimini verecek olan ebeveynlerin yapması gereken çocuğun ihtiyacını karşılamak değil, ihtiyacını karşılamaya yardımcı olmaktır. Bu - [Helikopter Ebeveynlik](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/helikopter-ebeveynlik/) - Küçük bir çocuk, annesini tanımlarken şunu söylemiş "Annem, tıpkı bir helikopter gibi sürekli başımın etrafında dönmekte"... “Helikopter Ebeveyn” kavramı dünyaca ünlü Psikoterapist Haim Ginott’un literatüre kazandırdığı bir kavram olarak karşımıza çıkar. Annesini sürekli başının üzerinde dönen bir helikoptere benzeten küçük bir çocuğun bu tanımı kavramın adını belirlemiştir. Anne ve babalar abartılı bir ebeveyn sorumluluğu içinde anlamsız bir - [ÇOCUKLAR ve KORONAVİRÜS](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklar-ve-koronavirus/) - İnsanlık tarihi boyunca, dünya gündemini aniden değiştiren ve tüm insanlığı ilgilendiren sağlık sorunları ortaya çıkmıştır. Tarih boyunca salgın hastalıklar insanlar için en büyük korkuların başında gelmektedir. Geçmişte toplu ölümlere yol açan bulaşıcı ve salgın hastalıkların, büyük acıların yaşanmasına neden olduğu bilinmektedir. Virüs korkusu, insanların hayatının seyrini değiştiren davranışlardan biri olarak görülmektedir (Ruh Sağlığı Derneği, 2020). - [BAK ŞİMDİ SANA NE ÇİZCEM!...](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/bak-simdi-sana-ne-cizcem/) - Resim; çocuğun iç dünyasının, hayal gücünün, dışa aktarımı ve kendini ifade etme biçimi olarak açıklanabilir. Başka bir ifade ile resim, çocuğun fiziksel, zihinsel, gelişimsel dönemlerine dair ipuçları barındıran bir yöntemdir denilebilir. Çocuklar, çizdikleri resimlerde kullandıkları renkler, çizgiler ve kağıdı kullanım şekilleri ile iç dünyalarındaki imgeleri somut hale getirirler. Resim yapmak, çocuk için kelimelerden daha güçlü - [Uzaklara Giden Babalar](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/uzaklara-giden-babalar/) - “Babanın rolü, yüz öğretmeninkine bedeldir. ” (George Herbert) “Babam; ağabeyim, kardeşim, arkadaşım…” demiş Nazım Hikmet bir şiirinde babası için. Bir babanın çocuk açısından ailedeki yerini özetliyor bu mısra. Çocukken sorarlardı, “anneni mi daha çok seviyorsun, yoksa babanı mı?” diye. “İkisini de” derdik. Ama ikisinden biri olmayınca bir şeyler yarım kalıyor. İşte bazı çocuklar da, babalarına en - [CİNSEL GELİŞİM VE CİNSEL EĞİTİM 2](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cinsel-gelisim-ve-cinsel-egitim-2/) - Daha önce Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitim 1 adlı yazıda cinsel gelişim nedir, önemi ve çocukların yaşlarına göre cinsel gelişim davranışlarına yer verilmiştir. Bu yazıda cinsel eğitimin önemi, cinsel gelişim kazanımları ve çocuklarla cinsel gelişimi konuşabilme kurallarına yer verilmiştir. Çocukta Cinsel Eğitim Çocuğa cinsel eğitim vermenin öncelikle kendisine sonra da yaşadığı topluma birçok yararı vardır. - [SOYU TÜKENEN BİR TÜR: DOĞADAKİ ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/soyu-tukenen-bir-tur-dogadaki-cocuk/) - "Çocuklar hiçbir şey kaybetmiş değil; zaten hiç sahip olmadılar ki. Burada konuştuğumuz şey, kendileri doğanın içinde büyümüş olan birçoğumuzun gerçekleştirdiği bir dönüşüm. Şimdi ise doğa artık yok." -Richard Louv İnsanın doğal bir varlık olması doğa ve doğadaki canlılarla iletişim halinde olmasını sağlar. İletişim kurmadığındaysa fiziksel ve ruhsal duyularını yitirmeye başlar. Oysaki doğa hangi formuyla görünürse - [AÇ BAKAYIM AĞZINI, UÇAK GELİYOOORR!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ac-bakayim-agzini-ucak-geliyooorr/) - Sağlıklı toplumun temelini sağlıklı çocuklar oluşturur. Sağlıklı çocukların yetişmesinin temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme vardır. Bu konuda en çok sorumluluk anne ve babalara düşmekte çocuklarının yeterli ve dengeli beslenmeleri konusunda bilgi sahibi olmaları ve bu bilgileri uygulamaları önem taşımaktadır. Ülkemizdeki insanların beslenme alışkanlıklarına ve düzenine dikkat ettiğimizde aslında çok da sağlıklı bir şekilde beslenmediğimiz, - [Çocuk, Resimleriyle Ne Anlatır?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuk-resimleriyle-ne-anlatir/) - Çocukları Tanıma Aracı olarak Resim Kendisini sınırlı sözcük bilgisiyle ifade edemeyen çocuklar için en kolay anlatım aracı, resimdir. Çizdikleri resimler ile kendilerini ifade edebilirler. Çocuk çizdiği resimlerde iç dünyasına ait bilgiler verir. Resimdeki nesnelerin, kişilerin çiziliş sırası-çiziliş biçimi, kullandıkları renkler, resimdeki eksik ögelerin, resim içindeki karalamaların anlamları vardır. Aslında resim çocuğun iç dünyasının kağıda dökülmüş - [BANANE İŞTE, YAPMICAM!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/banane-iste-yapmicam/) - Kimi çocuklar belirgin bir şekilde saldırgan özellik göstermez fakat yetişkine başkaldırır ve söz dinlemezler. Anne babasının buyruğu altına girmek istemezler ve onlara bir söz yöneltildiğinde duymazdan gelebilirler. Bazen de duydukları halde bildiklerini okurlar. İşte bu çocuklar, saldırganlık özelliklerini aktif olarak değil pasif bir direniş yoluyla, inat ederek, açığa vururlar (Yörükoğlu, 1992). Sergiledikleri davranışlarla çevresindekileri çileden - [Yetişinn! Sünnet Oluyorum…](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/yetisinn-sunnet-oluyorum/) - Sünnet tüm dünyada bilinen en eski cerrahi girişimlerin başında gelir. Toplumumuzda dini anlamının yanı sıra erkekliğe adım niteliği taşıyan bir durum halini almıştır. Bununla da kalmayarak sünnet düğün organizasyonu ile bu duruma akrabalar, yakın tanıdıklar davetiye ile şahitlik için çağrılarak organizasyona dönüşmüştür. Müslüman ve Yahudi toplumlarının dışında, özellikle Batılı ülkelerde sünnet, genellikle daha sağlıklı olduğu - [EL KADAR BEBEK NE ANLAR OYUNDAN?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/el-kadar-bebek-ne-anlar-oyundan/) - Oyun, yenidoğan dönemiyle birlikte ortaya çıkan, bebeğin gelişiminin ve öğrenmesinin bütün yönlerine hitap eden, gelişim düzeylerine göre farklılık gösteren, büyüme ve gelişmeye önemli katkıları olan davranış örüntüleridir. Bebekler yaşamın ilk yıllarından itibaren yaşadıkları çevreyi farklı duyu organlarıyla algılamaya çalışırlar. Bebeğin ilk oyunları da ilk bebeklik dönemi ile duyu organları vasıtasıyla ortaya çıkar. Yaşamının ilk aylarında - [ÇOCUĞUNU REKLAMA MARUZ BIRAKMA](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocugunu-reklama-maruz-birakma/) - Dünyanın şu an içinde bulunduğu pandemi dönemi sebebiyle evlerde olmanın getirdiği zorunlulukla normal zaman rutinlerimiz değişti. Özellikle çocukların kreş ve okullara gidememeleri ve de parka dahi çıkamamaları normal zaman akışı içindeki tablet, bilgisayar, telefon ve televizyon kullanım süresini ve çeşidini artırdı. Kullanım süresi arttıkça da çeşitli reklamlara maruz kalma oranları arttı. Reklam, bir ürün ya - [‘‘Çocukluklarda Depresyon Olur Mu Hiç?’’ Demeyin!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocukluklarda-depresyon-olur-mu-hic-demeyin/) - Depresyon kelimesinin kökeni Latincedeki depressus kelimesinden gelir ve anlamı bastırmak, sıkıştırmak demektir. Depresyon, hayattan zevk alamama, umutsuzluk, karasızlık, ilgi ve istek kaybı, benlik saygısında azalma şeklinde kendini gösteren duygu durumuna denir (Alper, Bayraktar ve Karaçam, 1997; Akt. Öğretir, 2015 ). Çocukluk depresyonu, yetişkinlerde sıklıkla görülen bir duygu durum bozukluğu olmakla birlikte çocuklarda da nadiren görülmektedir. - [Kestim, Yapıştırdım, Boyadım Yaşasın Okul Öncesi!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/kestim-yapistirdim-boyadim-yasasin-okul-oncesi/) - Okul öncesi eğitim cumhuriyetin ilk yıllarıyla birlikte büyük önem kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kadınların çalışma hayatına girmesiyle eğitimde yerini sistemli bir şekilde almıştır. Ülkemizde yıllardan beri süre gelen okul öncesi eğitim algısı ebeveynlerin işe gitmeden önce çocuklarını güvenli buldukları bir yere emanet etme düşüncesiyle şekillenmiştir. Davranışçı öğrenme kuramının öncüsü kabul edilen isimlerden John Locke - [Duygu Dünyasına Bir Yolculuk : Duygusal Zeka](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/duygu-dunyasina-bir-yolculuk-duygusal-zeka/) - ‘’Duygular insan yaşamını her yönden önemli ölçüde etkileyebilecek güce sahiptir.’’ Duygusal zekâ gelişimi bireyin; başkalarının duygularını anlama ve doğru tepkiler oluşturma, sosyal ilişkilerinde doyum sağlama, olumsuz duygu durumlarıyla başa çıkabilme, sahip olunan potansiyeli üst düzeyde ortaya çıkarma gibi kazanımlar elde etmesiyle doğrudan ilişkilidir (Büyükbiçer, 2019). Goleman tarafından öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir zekâ olarak vurgulanan duygusal - [HER OYUNCAK, OYUNCAK DEĞİLDİR!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/her-oyuncak-oyuncak-degildir/) - Oyun, erken çocukluk döneminde çocuğun duygularını, düşüncelerini ve iç çatışmalarını davranışları ile ifade edebildiği bir dildir. Klasik ve çağdaş kuramcıların oyun hakkındaki görüşlerinin temelinde çocuğun haz aldığı ve stresini attığı bir araç olduğu görülmektedir. Aynı zamanda oyun, çocukların çevreye uyum sağlamasını kolaylaştırarak onu yaşama hazırlamaktadır. Gelişim alanlarından fiziksel, bilişsel gelişime destek olmasının yanı sıra çocuğun - [Çocuklara Ölümü Anlatmak](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklara-olumu-anlatmak/) - Ölüm… Bizler için bile öyle soğuk ve kabullenmesi zor bir kelime ve olgu ki…Çocuklara da bu kavramı onları sarsmadan anlatmak çok önemlidir. Peki ölümü çocuklara nasıl açıklamalıyız? Ya da ölüm hakkında sorular soran çocuklarımıza en uygun cevabı nasıl verebiliriz? Wolf Erlbruch’un ‘Ördek, Ölüm ve Lale’ kitabı sade bir dille hem büyüklere hem çocuklara acıklı ama - [BEBEĞİM UYUMAK BİLMİYOR!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/bebegim-uyumak-bilmiyor/) - Uyku, doğumdan başlayarak insanların büyümesine, gelişmesine, öğrenmesine, dinlenme ihtiyaçlarının giderilmesine, bedeni güne sağlıklı olarak hazırlamaya yardımcı olan bir süreçtir. Bununla birlikte uykunun yaş ve uyku düzeni arasında paralel ölçüde bir ilişkisi vardır. Yeni doğan bir bebeğin günlük ortalama uyku ihtiyacı 16 saatken, ilk 3 ayda 12-16 saattir. Bu zaman diliminin 8-10 saatini gece uykusu oluşturur. - [BÜYÜKLER GİBİ DEPRESYONA GİRERSEM NELER OLUR?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/buyukler-gibi-depresyona-girersem-neler-olur/) - Çocukların sağlıklı bir şekilde çevrelerine uyum sağlamalarında kişiye özgü kalıtımsal özelliklerin ve çevresel etmenlerin rolü vardır. Başlangıçtaki kalıtımsal özellikler ile daha sonraki yaşantıları içeren bu iki etmen, bazı çocuklara sorunlarla başa çıkma gücü verirken, bazılarında uyum bozukluklarına neden olmaktadır (Eratay, 2011). Bu uyum bozukluklarından biri de tedavi gerektiren depresyondur. Depresyon olumsuz duyguların içselleştirilmesi ile oluşan; - [Ben Dünyaya Nasıl Geldim?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ben-dunyaya-nasil-geldim/) - Bu soru cinsellikle ilişkili bir soru olduğu için aileler geçiştirmeli mi, cevap vermeli mi ya da hangi açıklıkta cevap vermeli bilemeyebilirler. Aileler böyle bir soru ile karşılaştıklarında, öncelikle şaşırmak, paniğe kapılmak, kızmak ya da kaçmak yerine sakince doğru cevabı vermeliler. “Leylekler getirdi, seni bize hediye ettiler, babanla birbirimizi çok sevdik ve sen oldun” gibi cevaplar çocukların yanlış - [SÖY- SÖY- SÖY- LEMEK İSTEDİĞİM ŞEYLER](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/soy-soy-soy-lemek-istedigim-seyler/) - ‘’ Çocukla birlikte vakit geçirilmeli, nasıl konuşursa konuşsun onun sizin için değerli olduğu hissettirilmelidir.’’ Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Konuşmada uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve ses, hece ve sözcüklerde uzatma gibi problemler görülür. Bazı durumlarda belli yüz ve vücut hareketleri, konuşma çabasıyla birlikte görülebilir (Yaşar, 2017). Kekemelik, özellikle dil gelişiminin erken döneminde - [ÖCÜLER NEREDE SAKLANIR?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/oculer-nerede-saklanir/) - Korku, bireyin yaşantılarında meydana gelen değişimler sonucu hissettiği bir duygudur. Korku duygusu tehlikeyi içinde barındıran bir duygudur. Büyüklerde olduğu gibi çocuklar açısından korku duygusu normal gelişim seyri içinde yoğun olarak hissedilebilir. Bu duygunun temelinde tehdit altında olma ve kendini güvende hissedememe olabilir. Korkunun ortaya çıkmasının en önemli nedeni öğrenilen bir duygu olmasıdır. Bu duyguya verilen - [SÖY- SÖY- SÖY- LEMEK İSTEDİĞİM ŞEYLER – II](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/soy-soy-soy-lemek-istedigim-seyler-ii/) - Kekemeliğin bir konuşma bozukluğu olduğu, görüldüğü dönem ve yaşlar, nedenleri ve türleri Söy- Söy- Söy- Lemek İstediğim Şeyler – I adlı yazımızda bahsedilmiştir. Çocuklarda görülen bu konuşma bozukluğu karşısında önemli olan anne babanın, sınıf öğretmeninin, okul psikolojik danışmanının ve okul idaresinin tutumu ve yaklaşımıdır. Ailelere öneriler: Aile içindeki çocuğu korkutan problemler giderilmelidir. Çocuk konuşurken takıldığı - [ÇOCUKLARDA ENTELEKTÜEL GELİŞİM](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarda-entelektuel-gelisim/) - Entelektüel kelimesinin anlamı, Latince’si intellectus olan anlamak sözcüğüne dayanır. Entelektüel gelişim ise dünyayı anlamlandırmanın, idrak etmenin, gelişimini ifade etmektedir. Çocukların çevrelerindeki dünyada neler olup bittiğini düşünmelerini ve öğrenmelerini kapsayan bu süreç çocuğun dünyaya geldiği an itibariyle başlamaktadır. Entelektüel gelişim bilişsel gelişimle paralel olarak ilerler. Bu nedenle çocuğun bilişsel gelişimine yönelik katkılarda bulunmak ve onları bu - [DEPREM VE ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/deprem-ve-cocuk/) - Çocuklar da yetişkinler gibi deprem felaketinden korkarlar. Ne var ki çocuklar depremi, biz yetişkinler gibi kontrolümüz dışında olan doğal bir olay olarak anlamakta güçlük çekerler. Okul öncesi dönemdeki çocuklar (2-5 yaş), depremin neden olduğu kayıplar ve yaşam şartlarında meydana gelen değişikliklerle başa çıkmada oldukça zorlanırlar. Çünkü yaşamda bu tür deneyimleri az olduğu için başa çıkma - [EVİMİZİ TAŞIYORUZ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/evimizi-tasiyoruz/) - Savaştan kaçarken daha iyi bir yaşam koşullarına ulaşmak isteyenler, göç edilen ülkelerde arzuladıklarına ulaşabilmek için karşılarına dil, din, ırk, kültür, gelenek ve sosyo-ekonomik durum gibi engellerle karşılaşmaktadırlar. İnsan üzerinde sarsıcı, karmaşık etkileri olan göç olgusunun çocuklardaki etkisi, yetişkinlere oranla daha hasar verici seviyede olabilmektedir. Suriyeli çocukları etkileyen hayati öneme sahip risklerden en önemlisi ise eğitim - [NEDEN BU KADAR KAYGILANDIĞINI ANLAMIYORUZ!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/neden-bu-kadar-kaygilandigini-anlamiyoruz/) - Günümüzde çocuk değiştirme anlayışı, geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerinden daha farklı bir boyuta ulaşmıştır. 21. yüzyıl becerilerine sahip çocukların yetiştirilmesi gerektiğini savunan eğitimciler, ailelere de bu konuda çeşitli eğitimler veriyor, çocukların daha bağımsız, yaratıcı, girişken, araştırmacı ve kaygı durumlarına karşı problem çözme becerilerine sahip olan bireyler yetiştirilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Bu noktada eğitimcilere önemli görevler düşse de, - [UZAKTAN KARNE HEYECANI!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/uzaktan-karne-heyecani/) - Sevgili anne ve babalar 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılının ilk dönemini çocuğunuz ile birlikte bitirmiş bulunmaktasınız. Bu dönem karne heyecanı evlerde yaşandı. Dünyayı etkisi altına alan salgın tedbirleri kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları sebebiyle evlere kapanılması ve salgının psikolojik etkileri nedeniyle zorlu geçen eğitim öğretim döneminin ardından, duyulmayan tatil zili çaldı. Bu süreçte gün boyu televizyon ve - [USLU BİR ÇOCUK OLURSAN ŞİRİNLERİ GÖREBİLİRSİN](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/uslu-bir-cocuk-olursan-sirinleri-gorebilirsin/) - Reyhan Hanım’ın kızı Ada, bir gün kalorifer peteğini çıkmayan pastel boya ile boyamış. Reyhan Hanım bunu gördüğünde morali çok bozulmuş, kendini çok kötü hissetmiş ama öfkesini de belli etmemeye çalışmış. Küçük kız annesine bakarak mutlu ve heyecanlı bir şekilde “Anne olmuş mu?” diye sormuş. Reyhan Hanım da öfkesini belli etmemeye çalışarak “Sence olmuş mu?” diye - [ÇOCUKLARDA UYKU BOZUKLUKLARI](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarda-uyku-bozukluklari/) - Uyku, insan hayatının büyük bir bölümünü kapsayan, bireylerin biyopsikososyal sağlığını, kişilerarası ilişkilerini ve günlük davranışlarını etkileyen, insan vücudu için gerekli olan bir aktivitedir. Tanımsal olarak uyku kavramı ele alındığında; bireyin çevresiyle ilişkisinin bir süreliğine kesilmesi ve kişinin biyolojik olarak etkilendiği fizyolojik bir süreçtir. Uykunun insan vücudu için önemi ve gerekliliği, uykusuzluk ile beraber vücutta - [SUS! KOMŞUNUN ÇOCUĞU ‘’MOTHER’’ DİYOR!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/sus-komsunun-cocugu-mother-diyor/) - ‘’Kıyaslama sevgisizliktir; kıyaslanan çocuğun ruhu zehirlenir.’’ Doğan Cüceloğlu “Milletin çocuğu hiç senin gibi yapıyor mu, onun bütün notları iyi senin niye olmuyor, Eymen annesini babasını hiç üzmüyor, neden Merve kadar başarılı olamıyorsun, hiç ablana çekmemişsin…” ve benzeri bitmek bilmez kıyaslama cümleleri! Yoksa siz de çocuğunuza aynı şekilde yaklaşıyor musunuz? Onu başkalarının çocuklarıyla ya da kardeşleriyle - [MUTLULUĞUN FORMÜLÜ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/mutlulugun-formulu/) - Yaşamın ilk yıllarının önemi ile ilgili içerikler, bir kitapçıda gezerken elinize aldığınız kişisel gelişim kitabında veya sosyal medya hesaplarınıza göz atarken karşınıza çıkan bir postta yer alabilir. ‘’Erken çocukluk dönemi’’ olarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi, çocuklar için kritik dönem sayılır ve bu dönemde kişilik, zekâ, algı, sosyal-duygusal ve bilişsel becerileri hızla gelişim gösterir. Aynı zamanda - [KORKUNÇ ‘İKİ’](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/korkunc-iki/) - Çocuklarda 2 Yaş Sendromu Nedir? Pazartesi sendromunuzu solda sıfır bırakacak bir sendrom; 2 Yaş Sendromu! Çocuğun büyüme sancılarına bağlı olarak öfke nöbetleri ve bolca “hayal kırıklığı” yaşadığı, ebeveynlerine adeta “meydan okuduğu” normal bir dönemdir. Bir sabah uyandığınızda her şey değişmiş, masum yavrunuz gitmiş ve yerine başka bir çocuk gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Adının tersine aslında çocuk - [''Çalışsa Yapar Ama Bizim Çocuk Tembel''](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ozgul-ogrenme-guclugu/) - ‘’Bir düşünün; her çocuğun kendine özgü yetenekleri, kapasitesi ve hayalleri vardır. Ama yok öyle! Herkes aynı yarışta, aynı şekilde yetişmeli. Beş parmağın bile beşi bir değil. İsterseniz itip çekin, aynı hizaya getirmeyi deneyin. Parmaklarınız kırılır. Yarışlara bu kadar meraklıysanız çocuk değil yarış atı yetiştirin. Çocuğunuzu sizin bu hırsınızın ağır yükü altında ezilmesine zorlamanız, çocuk işçiliğinden - [Anneler Günü'nü Kurucusu: Anna Jarvis'in Gerçek Hikayesi](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/anneler-gununu-kurucusu-anna-jarvisin-gercek-hikayesi/) - Her yıl Mayıs ayının ikinci pazar günü kutlanan Anneler Günü, tüm dünya annelerinin günü olarak kabul edilir. Anneler Günü hediyeleri ve çiçekler ile kutlanan bugünün aslında duygusal bir hikayesi var. Annelerimize minnetimizi dile getirdiğimiz ve günümüzü onları mutlu etmeye adadığımız bu gelenek nereden geliyor biliyor musunuz? Anneler Günü nasıl ortaya çıktı? Bu hikaye size hiç - [SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/suca-suruklenen-cocuk/) - ‘''Çocuk suçlarının niteliği ve niceliği her geçen yıl artmaktadır’’ Çocuk suçluluğu, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ciddi boyutlarda kendini göstermektedir (Erciyas, 2020). Suç; yasanın cezalandırdığı hareket veya topluma zarar verdiği ya da tehlikeli olduğu yasa koyucu tarafından kabul edilen ve açık olarak tanımlanan eylemlerdir. Çocuk suçluluğu ise kanunen reşit sayılmayan yani 18 yaşını doldurmamış - [SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK 2](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/suca-suruklenen-cocuk-2/) - Geçen ay yayımlanan Suça Sürüklenen Çocuk adlı yazımızda çocuk suçluluğunun ülkemiz hukuk sistemindeki tanımına ve çocukları suça iten nedenlere yer vermiştik. Bu yazımız serinin devamıdır. Aile, insana yalnızca biyolojik varlığını değil, insan olmanın bütün niteliklerini de kazandıran son derece önemli bir kurumdur. Çocuğun suç davranışına yönelmemesi için aile en büyük rolü üstlenmelidir. Çocuk, toplumsallaşma sürecini - [ÇOCUKLARIN YAŞANTISAL SÜREÇLERLE ÖĞRENMELERİ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/cocuklarin-yasantisal-sureclerle-ogrenmeleri/) - Yaratıcı drama, kişilerin kendi yaşantısal süreçlerini kullanmalarına ve yaşamı deneyimlemelerine imkan sağlar. Yaratıcı drama, çocukların oyunlarında görülen katılımcının sanatsal duyarlılığını, kendisi, başkaları ve dünya hakkındaki bilincini artıran ve her çocuğun hayal gücünü geliştiren bir öğrenme aracıdır. Yaratıcı drama, bir grup etkinliğidir. Öğrenme sürecine çocuğun etkin şekilde katılabilmesi için, duyularını, düş gücünü, imgeleme yetisini devreye sokar - [ÖZGÜVENİN GELİŞİMİ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/ozguvenin-gelisimi/) - Ebeveynler, çocuklarının özgüvenlerini genellikle ilkokul, ortaokul ve lise dönemlerinde sorgular ve bunu geliştirmeye yönelik faaliyetlerde bulunmaya çalışırlar. Birçok gelişim alanında kritik dönem sayılan erken çocukluk döneminde özgüven gelişimi de kritiktir ve bu dönemde atılan tohumlar çocukların ileriki yaşlarında meyve vermektedir. Anne ve babaların bu dönemde çocuklarına verdiği ilgi ve sevgi ile çocukta hem aileye hem - [Flynn Etkisi ve Çocuklar](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9159/) - Çağımızda ki çocuklar daha mı zeki? IQ puanları daha mı yüksek? İnsanlar böyle düşünüyor olabilir ama bunun aslı var mı? İşte bu gibi sorular öncülüğünde Flynn Etkisi’ne adını veren kişi, Yeni Zelanda'da çalışmalarını sürdüren Amerikalı siyaset bilimci James Flynn’dir. Flynn Etkisi, 20. yüzyılda dünyanın birçok yerinde ölçülen zekâ testi puanlarındaki kayda değer ve uzun süreli - [“ DUYMAK DİNLEMEK MİDİR? ”](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9223/) - Bütün anne babalardan: “Çocuğum beni dinlemiyor, ne desem tersini yapıyor.” tarzında cümleler duyarız. Peki, siz çocuğunuzu dinliyor musunuz? İletişimin en önemli becerilerinden biri dinlemektir. Ancak çoğu ebeveyn maalesef çocuğu duymasına rağmen dinlemiyor. Aslında biz yetişkinler için dinlenmek önemlidir. Hatta günlük hayatta biri bizi dinlemediğinde ne kadar rahatsız oluruz. Ne gariptir ki başkasından beklediğimiz özeni çocuklara - [Koruyucu Ailede Büyüyen Minik Eller](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9307/) - Koruyucu aile hizmet modeli ilk olarak 1926 tarihli ve 743 sayılı Mülga Türk Kanunu Medenisinin 272’ nci maddesiyle birlikte hukuk sistemimize girmiştir. Türkiye’ de ilk koruyucu aile uygulamaları ise 1949 tarihinden sonra uygulanmıştır (Doğan, 2013). 1983 yılında 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte korunma ihtiyacı olan çocuklar için kurum bakımına alternatif bir bakım - [ÇOCUKLARIN SORULARI KARŞISINDA NE YAPMALIYIZ?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9344/) - -Çocukların ardı arkası kesilmeyen soruları karşısında pes etmeyin! Yer ve mekan fark etmeksizin; parkta, arabada, yolda, markette sürekli sorular soran çocuklara cevap vermekten yorulan, ne diyeceğini bilemeyen ya da bıkkınlığını açıkça dile getiren ailelere nasıl bir yol izleyeceklerine dair bu yazımız sizlere rehber olacak niteliktedir. Öncelikle çocukların sorularını doğal karşılamak ile işe başlamalıyız. Gelişim dönemlerinin - [EBEVEYNLERİN “YEMEK YE!” BASKISI](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9378/) - Günlük hayatta, evde ya da komşuda hepimizin çoğunlukla karşılaştığı bir manzara vardır. Elinde kaşıkla çocuğun peşinden koşan, çocuğa zorla yemek yedirmeye çalışan annelerle karşılaşırız. Ebeveynlerden özellikle de annelerden, “Çocuğum yemek yemiyor, çocuğum zayıfladı.” gibi cümlelerle çocuklarının iştahsızlığından yakındıklarını duyarız. Yeme davranışı çocuğun bireysel yapısı, sağlığı, çocuk ve ailenin duygusal durumu, ailenin çocuk gelişimi hakkındaki bilgisi, - [OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE AKRAN ZORBALIĞI](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9418/) - Bireyler günlük yaşantılarında birçok ortamda sosyal problemlerle karşılaşmaktadırlar. Çocukların okul hayatına başlamaları ile sosyal problemler de başlamakta ve uğraştıkları en zor sosyal sorunlardan birisi akran zorbalığı olmaktadır. Dolayısıyla günümüzde okul öncesi dönem çocuklarında da yaygın olarak akran zorbalığı görülmektedir. Akran zorbalığı sınıflar, oyun bahçeleri, koridorlar, okula gidiş geliş yolları, okul servisleri gibi okul içi ve - [Çocuk Müzikten Ne Anlar (!)](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9483/) - Bir otobüs yolculuğunda, parkta, bir sohbet esnasında ‘‘Çocuk müzikten ne anlar?’’, ‘‘Çocuğa bir kağıt kalem verin de karalasın.’’ gibi cümlelere şahit olmuşsunuzdur. Toplumda sanat ve müziğin değerinin tam olarak anlaşılmadığını gözler önüne seriyor. Çocukların yaratıcı resimler çizmesini ya da müzik yeteneği olmasını pek önemsemiyoruz. Ne yazık ki çocukların yeteneklerinin örtbas edildiği, belli kalıplara sokulmaya çalışıldığı - [TOPLUMSAL CİNSİYET OLGUSUYLA BÜYÜYEN ÇOCUKLAR](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9515/) - Toplumsal cinsiyet, kadının ve erkeğin sosyal olarak belirlenen rol ve sorumluluklarını ifade eder (Akın, 2007). Çocukların bu rol ve sorumlulukları öğrendiği en önemli dönem ise çocukluk dönemidir. Çocuk küçük yaşlardan itibaren çeşitli dış uyaranlarla cinsiyetlerine uygun davranışları sergileyerek erkek ve kız olarak yapılandırılır. Çocuğun toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılarını öğrendiği ilk yer ailedir. Günlük - [SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇEVRE EĞİTİMİNDE ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9476/) - Çocukların öğrenme hızlarının ve motivasyonlarının en yüksek olduğu erken çocukluk yıllarında, pek çok konuda olduğu gibi çevre ve sürdürülebilirliğe dair de değer ve tutumları gelişmektedir. Sürdürülebilirlik çocukların evde öğreniminin bir parçası olmalı ve ebeveynleri, büyükanne-büyükbabaları, komşuları ve öğretmenleri içermelidir. Çocukluk yıllarında kazanılmış olan deneyimler, yetişkinlikteki davranışlarımıza yön vermektedir. Aileler kendi davranışlarıyla ve çocuklarının davranışlarına yapmış - [EYVAH! ÇOCUĞUM KLEPTOMANİ Mİ?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9618/) - Çalma kişinin kendisi ait olmayan bir şeyi izinsiz almasıdır. Bu tanımı direkt çocuklar için kullanmak doğru olmaz. Çünkü okul öncesi dönemde genellikle 7-8 yaşlarına kadar görülen çalma davranışı çocuğun benmerkezci olduğu bir dönemdir. Bu yüzden gördüğü her şeyi kendisinin sanabilir. Çocuk için “senin” kavramı yoktur; sadece “benim” kavramı vardır. Çocuk sahip olmanın ne anlama geldiğini, - [Kaygıma Saygı Gösterin!](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9638/) - Kaygılı bireyler veya kendine güvenen bireyler yetiştirebilmenin temeli yaşamın ilk yıllarında başta anne baba olmak üzere kurulan bağlarla doğrudan ilişkilidir. Bunun sebebinin çocukların doğdukları andan itibaren ihtiyaçlarını karşılayan kişi veya kişilere olumlu bağlılık göstermesi diyebiliriz. Çocuk kendini güvende hissettiği ilişkiler geliştirir ve bu ilişkiler sayesinde çocuk hayatta var olmaya çalışır. Bu var olma çabası sadece - [BÜYÜYÜNCE NE OLACAKSIN?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9704/) - Hepimiz bir topluma ve kendimize katkı sağlamak ve hayatımızı idame ettirebilmek için çeşitli mesleklerin hayalini kurar ve seçeriz. Yıllar geçip kendimizi yeteneklerimizi keşfettikçe hangi mesleği seçme konusunda bir karar verir ve o alana yönelik planlar ve çalışmalar yaparız. Çocukluk döneminde detaylı ve bilinçli olmayan ilk farkındalıklar başlar. Çocukken sokakta, parkta oynarken veya okulda herhangi biri - [OYUNCAK ZEHİRLENMESİ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9784/) - Alışveriş merkezlerinde veya oyuncak satıcılarının yakınlarında ‘‘ Ben oynayamadım, sen doyasıya oyna çocuğum.’’, ‘‘ Benim böyle oyuncaklarım olmadı, sen çok şanslısın yavrum.’’ benzeri konuşmalara kulak misafiri olmuşuzdur. Peki gerçekten şanslılar mı? Çok oyuncağa sahip olmak şanslı olduklarını mı gösterir? Oyuncak bulmanın oldukça zor olduğu geçmişe nazaran günümüzde adeta bir oyuncak selinin olduğunu görmekteyiz. Her evde - [ÇOCUKLARLA FELSEFE](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9810/) - “Bilgelik bizi çocukluğa geri götürür.” Çocukluk insanlığın ilk evresi/başlangıcı sayılırsa; felsefe de öncelikle bilginin, varlığın, amaçların, neden-sonuçları açıklamanın başlangıcı sayılır. Çocuklar henüz kimliklerini kolektif bir kimliğe, akıllarını herhangi bir oluşuma teslim etmeyen insanlardır. Onların henüz Platon’un metaforlaştırdığı anlamda herhangi bir “mağara”ları yoktur. Felsefeciler gibi çocuklar için de dünya ve onun üzerinde olup biten her şey - [ÇOCUKLARDA TRAVMA VE TRAVMA SONRASI TEPKİLER](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9867/) - “Yetişkin yaşamda tekrarlayan travma kişiliğin daha önce biçimlenmiş yapısını kemirir ancak çocuklukta yaşanan tekrarlayan travma kişiliği biçimlendirir.” Judith Herman,2017 Travma kavramı günlük hayatta çokça karşımıza çıkmaktadır ve kavram kişinin başa çıkmasına engel olacak kadar yüksek derecede stresi işaret etmektedir. Travmatik yaşantılar insanlık var olduğu sürece var olmuştur ve çoğu insan yaşamı içerisinde bir ya da - [SEVGİ DİLİ](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/9931/) - Bazı cümleler vardır; çocuklarda derin yaralar açabilir. “Beni dinlemezsen bir daha seni sevmem, akşam baban gelince bugün yaptıklarını ona anlatacağım, böyle yaparsan çekip giderim.” Bunun gibi daha nicesini çocukken hangimiz duymadık ki? Çevremizdeki ebeveynlerin çocuklarıyla iletişim kurarken bu tarz cümleleri duymuşuzdur. Hepimiz çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeyi isteriz. Ancak bunu yaparken bazen farklı yöntemlere başvururuz. - [ALIŞKANLIK MI YOKSA TİK Mİ?](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/10006/) - Çocuklarda görülen; sürekli tekrarlanan, istem dışı, amaca yönelik olmayan, ancak baskılanabilen göz kırpma, burun çekme, boğazını temizleme gibi garip hareket ve ses çıkarmalar, tik olarak ifade edilir. Tikler sıklıkla çocuk ve ergen yaş dönemlerinde başlar. En sık görüldüğü yaşlar ise 7-12 arasındadır. Çocuklarda en çok görülen tikleri de şöyle sıralayabiliriz: göz kırpma, bazı vücut hareketlerinin - [DİJİTAL ÇOCUKLAR](https://psikolektif.com/psikolektif-cocuk/10110/) - Günümüzde internetin neredeyse tüm hayatımızı etkisi altına alması ile birlikte gerçeklikten sanala doğru bir yönelim gerçekleşmiştir. Oyunlar da bu sanal dünyaya geçişten büyük ölçüde etkilenmiştir. Özellikle erken çocukluk yıllarında çocukların gelişimleri üzerinde büyük etkisi olan oyunlar artık eskisi gibi efor sarf etmeden gerçekleşmektedir. Ne yazık ki henüz sokak oyunlarıyla tanışmayan çocuklar, dijital oyunlar ile tanışmaktadır. - [Ebeveyn Yabancılaştırması: Bir Gözden Geçirme](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ebeveyn-yabancilastirmasi-bir-gozden-gecirme/) - Poustie, Matthewson ve Balmer (2018) tarafından ebeveyn yabancılaştırmasına ilişkin hedefteki ebeveynlerin bakış açısını keşfetmeyi amaçlayan çalışmanın kısa başlığı “Unutulmuş Ebeveyn”. Aile ayrılığı süresince ya da ayrılık sonrasında meydana gelen (Lee-Maturana, Matthewson, Dwan ve Norris, 2018) ebeveyn yabancılaştırması, çocuğun bir ebeveyni tarafından diğer ebeveyniyle (hedefteki ebeveyn) ilişki kurmayı reddetmesi (herhangi bir olumsuz deneyim yaşamamasına rağmen) ya - [Müziğin Öteki Hali: Arabesk](https://psikolektif.com/psikososyal/muzigin-oteki-hali-arabesk/) - “Ötekileştirmemek” sosyal hizmetin temel prensiplerinden biridir. Toplumu bütün halinde kabul eden sosyal hizmet, toplum içinde ötekileşmiş bireylerin ve grupların entegrasyonunu sağlayıcı çalışmalar yapar. Sosyal hizmeti ve bu kapsamda yapılan çalışmaları iyi bir şekilde analiz etmek, işlevselliğini sorgulamak ve yeni uygulamalar üretebilmek için “öteki” olarak hayata tutunmaya çalışanların kültürlerini, yaşam tarzlarını, hayata bakış açılarını bilmek ve - [EBEVEYN HAKLARININ İNCE SINIRI: AŞI REDDİ](https://psikolektif.com/psikososyal/ebeveyn-haklarinin-ince-siniri-asi-reddi/) - Aşı, Sağlık Bakanlığı’nın sitesinde “insan ve hayvanlarda hastalık yapma yeteneğinde olan virüs, bakteri vb. mikropların hastalık yapma özelliklerinden arındırılarak ya da bazı mikropların salgıladığı toksinlerin etkileri ortadan kaldırılarak geliştirilen biyolojik ürünler” olarak tanımlanmıştır (T.C. Sağlık Bakanlığı, 2021(a)). Aşılama, vücudu enfeksiyon hastalıklarına karşı korumak ve bağışıklık sistemine yardımcı olmak amacıyla yapılmaktadır. Ülkemizde Sağlık Bakanlığınca çocukluk döneminde - [Duvarları Konuşturan Sanat: Graffiti](https://psikolektif.com/psikososyal/duvarlari-konusturan-sanat-graffiti/) - “Ah şu duvarların dili olsa…” Bu sözü çevremizdeki kişilerin dertlerini dinlerken sıkça duyarız. Bu minvalde bir sözün başka toplumlardaki varlığı farklı bir alanın tartışma konusu olsa da duvarların dilinin olduğunu aslında hepimiz biliyoruz. Daha doğrusu görüyoruz. Hatta kendisinin bir ismi bile var: Graffiti… Graffiti, sokak sanatının en önemli üyesidir. Sokak sanatının amacı kamuya açık alanlarda - [KANSER HASTALIĞINDA TIBBİ SOSYAL HİZMETİN ÖNEMİ](https://psikolektif.com/psikososyal/kanser-hastaliginda-tibbi-sosyal-hizmetin-onemi/) - Kronik hastalıklar arasında kabul edilen kanser, sık görülmesi, yüksek oranda ölüme sebebiyet vermesi, artan çevresel kanser yapıcı nedenler ile çağımızın önemli sağlık sorunlarındandır. Kanser yarattığı fiziksel, psikolojik ve sosyoekonomik sorunlar nedeni ile bireyin yaşamını olumsuz etkilemektedir. Kanser ile yüzleşen birey ve ailesi bir çeşit kriz ile karşı karşıyadır. Çünkü ömrünü tehdit eden bir hastalıkla mücadele - [GEÇMİŞ KİMİ ZAMAN SARHOŞ EDİCİ OLABİLİR](https://psikolektif.com/psikososyal/9142/) - Geçmiş kimi zaman sarhoş edici olabilir. Bizi içine çekip geçmişte hayatımızın daha yaşanılabilir, daha iyi olduğunu, daha mutlu ve huzurlu olduğumuzu ya da deneyimlerimizin o zaman daha zengin olduğu illüzyonunu ve yanılgısını yaratabilir. Bu durum bizi geleceğe karşı umutsuzlaştırabilir ve güçsüzleştirebilir. Acı anılar arasına sıkışıp kalmamıza sebep olabilir. Mutluluğa ve iç huzura tekrar yürümemize engel - [DÖNÜŞÜM MUHTEŞEM OLACAK: ÇOCUK RUH SAĞLIĞI BAĞLAMINDA COVİD-19 VE OKULA UYUM](https://psikolektif.com/psikososyal/9207/) - Dünya Sağlık Örgütü (WHO) salgını: “Belli bir insan grubunda, belli bir periyotta, yeni vakaymış gibi görülebilen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden çok daha fazla etki gösteren bulaşıcı hastalık.” olarak tanımlamaktadır. M.Ö. 430’dan bu yana var olduğu bilinen bulaşıcı hastalıklar, insanlık tarihi boyunca direkt veya dolaylı olarak birçok toplumu etkilemiştir. Dünya üzerindeki birçok toplumu etkileyen ve hâlihazırda - [AFETLERDE SOSYAL HİZMETİ ANLAMAK](https://psikolektif.com/psikososyal/9199/) - Afet… Bu kelimenin eş anlamlısı sözlüklerde “acı, korku, üzüntü, kayıp” şeklinde kabul edilmese de şüphesiz ki bir afetzedenin zihninde bu şekilde canlanmaktadır. Çeşitli şekilleri, farklı boyutları olan afetler; mikro, mezzo ve makro düzeyde tahribatlara sebep olabilmektedir. “Ani ölümlere, kayıplara ve travma gibi ruhsal bozukluklara yol açabilen olaylar” şeklinde nitelendirilebilen afetlerin, araştırmacılar tarafından 3 ana özelliğinin - [HİSSİYAT KÖRLÜĞÜ; KENDİNE VE ÇEVREYE YABANCILAŞMA](https://psikolektif.com/psikososyal/9337/) - Sen şeklindeki yaydan bir ok fırladı. Ten duvarından geçerek yüreğe dayandı. Kaldı ten ile öz arasında. İnsanoğlu biyolojik, psikolojik ve sosyal bir varlıktır. İhtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak için toplu halde yaşamaya gereksinim duyar. Bu iletişim süreci insanı diğer tüm varlıklardan ayıran en önemli özelliklerinden biridir. Toplu halde yaşamaya ihtiyaç duyan fertlerin günlük yaşamında sağlıklı, dengeli - [ÇOCUKTAN AL(MA) HABERİ](https://psikolektif.com/psikososyal/9331/) - Medyada yer alan haberlerden en önemlilerinden birisi de şüphesiz ki çocukların bulunduğu haberlerdir. Haberlerde çocuklardan özne ya da yan unsur şeklinde bahsedilmesi bu konunun önemini değiştirmemektedir. Çocukların yer aldığı haberlerin sunumu çok hassas olarak şekillendirilmelidir. Çünkü reyting uğruna çocukların yüksek yararını gözetmeden yapılan haberler, makro boyuta ulaşan yıkımlara yol açabilmektedir (Bulunmaz, 2016). Peki çocukla ilgili - [Sonsuz Bir Döngünün İçinde Romanlar](https://psikolektif.com/psikososyal/sonsuz-bir-dongunun-icinde-romanlar/) - Türkiye’nin neredeyse her bölgesinde yaşayan Romanların kök olarak nereden geldiği konusu tartışmalıdır. Bir grup sosyal bilimci Hindistan’dan, bir grup ise mübadele sırasında Yunanistan’dan geldiklerini iddia etmektedir. Alt gruplarında Rom, Lom ve Dom olarak ayrılan Romanlar Türkiye’de önemli bir etnik gruptur. Yaşadıkları coğrafi bölge, dilleri, dinsel inanışları, istihdam kolları ve yaşam tarzları açısından birbirlerinden farklılık göstermektedir - [ÜSTÜMÜ UNLU GÖRÜP DE BENİ DEĞİRMENCİ SANMA](https://psikolektif.com/psikososyal/9450/) - İnsanlar hakkındaki fikirlerimizi şekillendiren şeyler tam olarak nelerdir? Sahip oldukları duruşları mı? Takındıkları tavırları mı? Sözleri, jetleri ve mimikleri mi? Veya dış görünüşleri mi? Bana kalırsa hepsi. Peki, ilk etapta güzel/yakışıklı bulduğumuz bir kimseye sıcakkanlı, hoşgörülü, saygılı gibi birtakım ek pozitif özellikleri yüklememiz nedendir? Ders notları yüksek olan bir öğrenciyi, onun hakkında çok da bilgi - [NE İŞ OLSA YAPARIM: SOSYAL HİZMET MESLEĞİNİ DE Mİ?](https://psikolektif.com/psikososyal/9501/) - Sosyal hizmet mesleği toplumun “kirli” işlerin yapan, baskılarla dolu olan oldukça talepkar bir meslektir ve bu zor mesleğin herkes tarafından yapılamayacağı unutulmamalıdır (Thompson, 2013). Fakat günümüzde bu kilit noktanın unutulmasının sonucunda sosyal hizmet mesleğini farklı bölümlerden mezun olan kişilerin de yapabileceğine ilişkin bir yaklaşım sergilenmektedir. Bu yaklaşımı gerek sivil toplum örgütlerinin verdiği iş ilanlarında gerekse - [ÖTEKİNİN MUTLULUĞUNDA PAY SAHİBİ OLMAK: DİĞERKÂMLIK](https://psikolektif.com/psikososyal/9723/) - “Ne kaldı, hayattan bana ne kaldı? Başkasına ne verdiysem, tuhaf, o kaldı, Başkasına ne gittiyse benden, tatlanıp döndü geri, Ve sonsuza dek kalmak için ruhumda, güçlendi.” Vahan TEKEYAN Belirli psikolojik ve psikiyatrik rahatsızlıkları bulunan insanlar dışında, kendini önemsemeyen, sevmeyen, kabul görmek istemeyen var mıdır şu dünya üzerinde? Kuşkusuz, hayır. Ya başka insanları da en - [SOFRA GÖNLÜN AZIĞIDIR](https://psikolektif.com/psikososyal/9771/) - Sofra kültürü ya da yemek yeme geleneklerinin kökenleri insanlık tarihi kadar eskidir. Bununla birlikte değişen dünya ve toplumların etkisiyle tarihsel süreçte sofranın ifade ettiği anlam da farklılaşmıştır. Sofra, sadece beslenme ihtiyacının karşılandığı bir ortam değildir; aynı anda aile üyelerini etrafında toplayan ve onların birbiriyle çok yönlü etkileşimlere girmelerini sağlayan toplumsal bir olgudur. Sofra; toplumsal yaşamın - [GÖÇÜN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ](https://psikolektif.com/psikososyal/gocun-cocuklar-uzerindeki-etkileri/) - İnsanlık tarihi boyunca dünya üzerinde birçok yer değiştirme hareket olmuştur. İnsanların doğup büyüdüğü ve sosyal çevre edindiği toprakları bırakıp yeni yerlere göç etmelerinin temelinde yatan birçok neden vardır. Genel olarak bu nedenler arasında ekonomik problemler çevresel bozulmalar, eğitim alanındaki yetersizlikler, siyasi sorunlar ve en önemlisi savaşlar gösterebilir. Bu nedenlere bağlı olarak insanların yer değiştirmeleri bireysel - [MADALYONUN İKİ YÜZÜ: SOSYAL HİZMET VE HALK SAĞLIĞI](https://psikolektif.com/psikososyal/9844/) - Sosyal hizmet, tüm toplumlar için önemi yadsınamayacak bir mesleki disiplindir. Çok becerikli bir meslek olarak nitelendirilebilen (Zastrow, 2013) sosyal hizmet; “sosyal işlevselliği arttırmak, kapasiteyi yenilemek, güçlendirmek ve özlenen amaçlara uygun toplumsal koşulları yaratmak üzere bireylere, gruplara, ailelere ve topluluklara yardımı kapsayan mesleki bir çalışma” olarak tanımlanmaktadır (Çakıcı ve Yücel , 2019, s. 344). Bu mesleki - [ÖMÜR BİTİP TÜKENDİĞİNDE](https://psikolektif.com/psikososyal/10022/) - İnsan hayata ilk adım attığı an itibariyle yaşamını devam ettirmek, ihtiyaçlarını karşılamak, kendini her bakımdan ifade etmek için sürekli olarak anlatım yapmaya gerek duymuştur. Örnek vermek gerekirse bir yeni doğan incelendiğinde basit işaretlerle, bir şeyler ifade etmeye çalıştığını görmek mümkündür. İnsanoğlu anlatım için zaman zaman sözleri zaman zaman işaretleri, resimleri, sembolleri, motifleri kullanmıştır (Kaya ve - [İNSAN BİR KUŞ MİSALİ](https://psikolektif.com/psikososyal/9606/) - Sevdiğinden sonraya kalmak dilermiş nefs-i bed Kıssa-ı nîkû-yı bûtîmâr geldi hâtıra Esat Paşa Türk kültüründe ve dünya kültürlerinde, masallarda, hikâyelerde yahut efsanelerde anlatılan hayvanların yaşamları, insanlar için ilham kaynağı olmuştur. Kültürel unsurlar içerisinde sıklıkla kullanılan hayvan imgelerinden biri de ‘kuş’ imgesidir. Hem yeri hem göğü çağrıştıran bu imge insanlık tarihinden çok daha eski bir geçmişe - [MİNDFULNESS(BİLİNÇLİ FARKINDALIK) NEDİR?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mindfulnessbilincli-farkindalik-nedir/) - Ülkemizde yazılan kitaplar ve verilen eğitimlerle yer eden “Mindfulness” kavramı, Türkçeleştirilmiş haliyle “Bilinçli Farkındalık” olarak anılmaktadır. Bilinçli farkındalık teriminin kökeni 2500 yıl öncesinin Budist psikoloji dili olan Pali dilindeki Sati kelimesidir. Sati hatırlama, farkındalık ve dikkat anlamlarına gelir (akt. Ülev, 2014). Temelinde Budist felsefeye dayanmakla birlikte, içerisine bilimsel araştırmalardan alınan destekleyici sonuçlarla ve bunun yanısıra - [EBEVEYN YANSIMASI ‘ÇOCUK’](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ebeveyn-yansimasi-cocuk/) - “Bir çocuk için annesi ve babası dünyayı temsil eder. Çocuk, annesi ve babası nasıl davranıyorsa, dünyadaki herkesin de aynı şekilde davranacağını düşünür.” M.Scott Peck Çocukların sağlıklı birer yetişkin olabilmesi için aile ortamının sağlıklı olması; sevgi ve huzura dayalı ilişkiler oluşturulması büyük önem taşır. Çocuklar yaşama dair ilk adımlarını, ilk bilgilerini ebeveynlerinden öğrenir; yaşam yolculuklarına anne - [Kaygı Zincirlerinizi Farkındalıkla Kırın!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/kaygi-zincirlerinizi-farkindalikla-kirin/) - İnsanlık tarihinin varlığından bu yana birçok insan geçmişini, geleceğini ve bugününü değerlendirme, zihninin süzgecinden geçirme eğilimindedir. Ve insan beyni o kadar karmaşık bir yapıya sahiptir ki kimi zaman birey var olan düzenini düğümler hale gelebilmektedir. Bu yaşantılar üzerine, meditasyondan evirilerek günümüzde ‘‘Bilinçli farkındalık (Mindfulness)’’ adıyla anılan bir zihinsel egzersiz tekniği ortaya çıkmıştır. Bu kavram aslında - [İNSAN PSİKOLOJİSİNİN TEMEL TAŞLARINDAN BİRİ: DÜRTÜ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/insan-psikolojisinin-temel-taslarindan-biri-durtu-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - 20. yüzyılın en etkili isimlerinden biri olan Sigmund Freud’un psikoloji ve psikanalizin gelişmesine sunduğu katkılardan biri de dürtü kavramı üzerine yaptığı çalışmalardır. Freud “Dürtüler ve Yazgılar” isimli makalesinde dürtüyü temel ve vazgeçilmez olarak tanımlamaktadır. Bedenin içinden gelen bir uyaran olarak tanımlanan dürtü insanda etki yaratan bir güce sahiptir (Köybaşı, 2020). Freud, dürtülerin insan davranışlarında kilit Bu metin, Sigmund Freud'un yaşam (eros) ve ölüm (thanatos) dürtüleri üzerine teorisini açıklayarak, bu içsel güçlerin insan davranışlarını nasıl motive ettiğini ve haz ilkesiyle ilişkisini ortaya koyuyor. Ayrıca, toplumsal uyum için dürtülerin bastırılması ve savunma mekanizmalarının rolü gibi kavramlara değinirken, Freud'un bu çalışmalarının psikanalizdeki temel yerini vurguluyor. - [Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-8/) - Psikolojiyi, sinema, tiyatro ve edebiyat ile buluşturan Psikolektif + 8. sayısı ile sizlerle. İyi okumalar dileriz. - [Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-dergisi-7-sayi/) - Psikolektif + dergisinin 7. sayısı yayında! 7. sayımızın kapağında ise Türkiye sinemasının önemli kadın yönetmenlerinden ''Yeşim Ustaoğlu'' karşılamakta. Keyifli okumalar dileriz. - [Psikolektif + - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-6/) - Psikolektif + dergisinin merakla beklenen 6. sayısı yayında! Dergimizin bu sayısında kapakta bizi ünlü yönetmen Darren Aronofsky karşılıyor. - [Tersine Alışkanlık Kazandırma Nedir ve Nerelerde Uygulanır?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/tersine-aliskanlik-kazandirma-nedir-ve-nerelerde-uygulanir/) - Tersine alışkanlık kazandırma (Habit Reversal Training – HRT), Davranışçı Terapi uygulamalarından biridir. Anksiyete bozukluklarında, dürtü kontrolü bozukluklarında, tiklerde ve kompülsiyonlarda etkili olarak uygulanmaktadır. Amaç kendine zarar verici dürtüleri fark edip durdurmaya ve değiştirmeye çalışmaktır. Tersine alışkanlık kazandırma yöntemi 1973 yılında Azrin ve Nunn tarafından geliştirilmiştir. Tersine alışkanlık kazandırmanın temel prensipleri; kendini izleme, farkındalık çalışması, dürtü - [Bir Kültürel Psikoloji Kavramı: Benlik Kurgusu](https://psikolektif.com/unipsikolektif/bir-kulturel-psikoloji-kavrami-benlik-kurgusu/) - Psikolojide benlik oluşumuna dair farklı teoriler bulunsa da kültürel olarak benlik kurgusu kavramı ilk defa Markus ve Kitayama tarafından ortaya atılmıştır (Cross, Hardin ve Gercek-Swing, 2010). Benlik kurgusu; farklı kültürlerdeki insanların, benliklerini farklı konseptleri temel alarak geliştirdiğine dayanmaktadır. Benlik kurgusu bireylerin kendilerini başkaları ile ilişki içinde nasıl gördükleri olarak tanımlanabilir(Cross, Hardin ve Gercek-Swing, 2010). Benlik; - [Psikolojik İyi Oluşun Bir Simgesi: Sosyal Destek](https://psikolektif.com/unipsikolektif/psikolojik-iyi-olusun-bir-simgesi-sosyal-destek/) - Birey, biyopsikososyal açıdan tam bir iyilik halinde olabilmek için çeşitli destekleyicilere ihtiyaç duymaktadır. Bu destekleyicilerden birisi de sosyal destek ihtiyacıdır. “Sosyal destek; aile bireyleri, arkadaşlar, öğretmenler gibi ilişkide bulunulan sosyal temasın sıklığı ve sayısı ile, bireyi stresin olumsuz etkilerinden koruyan paylaşımları ve birliktelikleri içeren bir kavramdır” (İkiz, 2018). Sosyal bir varlık olan insan, sahip olduğu kişiler - [ROMANTİK KISKANÇLIK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/romantik-kiskanclik/) - Romantik ilişkilerde bazen sizi suçlu hissettiren, öfkeden deliye döndüren, durmadan endişelendiren ve yıpratan bir duygu vardır. Ondan kurtulmak istersiniz ama bu oldukça zor bir iştir. Peki ilişkinizde sizi oldukça etkileyebilen bu duygu da neyin nesidir? Birlikte biraz daha yakından inceleyelim. Romantik ilişkilerdeki kıskançlık veya romantik kıskançlık (romantic jealousy), cinsel (sexual) ve duygusal (emotional) boyutları ile - [Psikolektif Dergisi Sayı - 9 : UYUM](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-9-uyum/) - Psikolektif dergisinin Uyum temalı 9. sayısı yayında! Keyifli okumalar dileriz. - [Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-9/) - Psikolektif + dergisi 2 yaşında! Derginin kapağında ünlü tiyatro ve sinema sanatçısı Derya Alabora bizleri karşılamakta. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 10 : KÜLTÜR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-10-kultur/) - Psikolektif Dergisinin ''Kültür'' temalı 10. sayısı yayında! Evde kaldığımız bu pazar gününde, sıcak çayınızla/kahvenizle dergiyi okumaya, ''Kültür'' dünyasında yolculuğa çıkmaya sizi davet ediyoruz. Keyifli okumalar dileriz. - [Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-10/) - Kültür sanat ve edebiyatı, psikoloji ile buluşturan dergi, Psikolektif + merakla beklenen 10. sayısı ile karşınızda! Keyifli okumalar dileriz :) - [Yalnızlık, Yanlışlık Mı? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yalnizlik-yanlislik-mi/) - Duruma ve koşullara göre işlevsel veya zorlayıcı olabilen tek bir duygu var zannımca, o da yalnızlık. Belki diyeceksiniz ki aaaa olur mu öyle şey, nerede kaygı, nerede korku, onların da belli bir dozu bizi geliştirebilir. Evet, haklısınız. Lâkin yine de yalnızlık kadar etkili midir, bilemiyorum. Yalnız kalabilmek için gereken ruhsal altyapıyı düşündüğümde bu sonuca vardım Yalnızlık, yaşamın her döneminde deneyimlenen ve hem geliştirici hem de zorlayıcı olabilen tek bir duygu olarak öne çıkar; bebeklikten itibaren kademeli olarak edinilen yalnız kalabilme kapasitesi, bireyin kendi iç dünyasını keşfetmesini ve duygularını düzenlemesini sağlar. Bu kapasite, yetişkinlikte daha sağlıklı ilişkiler kurma, stresle baş etme ve yaratıcı çözümler üretme gibi birçok olumlu etkiyi beraberinde getirirken, bu kapasiteyi geliştiremeyen bireylerin yalnızlıkla baş etmek için dışsal arayışlara yöneldiği vurgulanmaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 11 : YALNIZLIK](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-11-yalnizlik/) - Psikolektif Dergisi, merakla beklenen ''Yalnızlık'' temalı 11. sayısı ile sizlerle! Keyifli okumalar dileriz. - [DEĞERLER ÇERÇEVESİNDE OKUL PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞINDA SINIR İHLÂLLERİ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/degerler-cercevesinde-okul-psikolojik-danismanliginda-sinir-ihlalleri/) - Sınır kavramı, toplumsal ve ruhsal yaşam işleyişinin en temel ihtiyaçlarından biridir. Kişisel sınırlar, mesleki sınırlar, yasal sınırlar ve daha pek çoğunun ortak amacı düzenlemek ve korumaktır; ki insan hem bireysel hem de toplumsal düzeyde belirli bir düzen içerisinde kendini güvende hissedebilsin. Mesleklere ilişkin sınırlar da mesleği icra edecek kişilerin rollerinin tanımlanması, uyması gereken kuralların belirlenmesi, - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 12 : ERKEK](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-12-erkek/) - Psikolektif Dergisi'nin "Erkek" temalı 12. sayısı yayında! Bu sayıda yer alan farklı bakış açılarının düşüncelerinize ışık tutmasını diliyoruz. Keyifli okumalar. - [Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-11/) - Kültür sanat ve edebiyatı, psikolojiyle buluşturan dergi Psikolektif + merakla beklenen 11. sayısı ile sizlerle! - [Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-12/) - Psikolektif + dergisinin merakla beklenen 12. sayısı yayında! İyi okumalar dileriz. - [İYİMSERLİĞİN ZEHİRLİSİ OLUR MU?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/iyimserligin-zehirlisi-olur-mu/) - Neyin gerçek, neyin sahte; hanginin doğru, hanginin yanlış; kimin dürüst, kimin yalancı olduğunun ayrımına varabilmenin giderek güçleştiği dünyamızda, hayatımızın odak noktasını “mutluluk” yapmamız ve durumumuz ne olursa olsun “pozitif” kalmamız, bazı kişi ve gruplar tarafından -özellikle sosyal medya aracılığıyla- ısrarla önerilmektedir. Oysa bu durum, duygusal yönden bazı aksaklıklara yol açabilmekte; stres ilişkisi açısından ele alındığında, bireylerin - [Duygusal yaralardan bedensel duyumlara bir yolculuk: Bağımlılık](https://psikolektif.com/serbest-kursu/duygusal-yaralardan-bedensel-duyumlara-bir-yolculuk-bagimlilik/) - Hiç içinizdeki acı baş edemeyeceğiniz kadar keskin olduğu için bu acıyı hafifletmek için tahmin edemeyeceğiniz şeyler yaptınız mı? Belki iyi hissettirmeyen bir ilişkiye geri dönmek, belki yüklü miktarda bir alışveriş, belki de kendi düşüncelerinizle baş başa kalmamak için ;hiç yalnız kalmamak için elinizden geleni yapmak, belki vücudunuzda izler bırakmak. ‘Aç Hayaletler Diyarında: Bağımlılıkla Yakın Karşılaşmalar’ - [SOSYAL HİZMET UZMANLARININ ACEMİ BİRLİĞİ: ÖZEL BAKIM MERKEZLERİ](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-uzmanlarinin-acemi-birligi-ozel-bakim-merkezleri/) - Sosyal hizmet mesleğinin başat uygulama alanlarından birisi de engelli bireyler ve engelli bireye sahip olan ailelerdir. Engellilere yönelik kurum bakımı ise sosyal hizmetin doğrudan ilgilendiği çalışma alanlarının başında gelir (Bern-Klug ve Sabri, 2012). Sosyal hizmet uzmanları ekseriyetle engelliler ile iki şekilde karşılaşmaktadırlar. Birincisi temel odağın rehabilitasyon olmadığı, misal aile danışmanlığında engelli bireye sahip ailelerde, engellilik - [Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/sayi-13/) - Sinema, edebiyat ve tiyatroyu psikoloji ile buluşturan Psikolektif + dergisinin merakla beklenen 13. sayısı çıktı! İçeriğinde 6 film, 3 kitap ve 2 tiyatro oyununun yer aldığı dergimizi okuyabilirsiniz :) - [KADINLARIN KANADINI KIRAN OLGU: MİZOJİNİ](https://psikolektif.com/psikososyal/9657/) - Kökeni Yunanca misein (nefret/ düşmanlık) ve gyne (kadın) kelimelerinden gelen mizojini terimi literatürde kısaca kadın düşmanlığı, kadın nefreti olarak geçmektedir. Kültürel bir tutum şeklinde, kadına sırf kadın olmasından dolayı nefret duyulmasını ifade eden bu söylem; kadına yönelik şiddet, kadının metalaştırılması, cinsiyet ayrımcılıkları gibi çok farklı biçimlerde kendini göstermektedir (Etyang, 2012, Akt., Baydar, 2013). Aklımıza gelebilecek - [“DÜNYAYA GELDİK BİR KERE!”](https://psikolektif.com/psikososyal/9673/) - Bu yazıyı kaleme aldığım dönem Aralık ayının ilk haftası. Yılın son demlerindeyiz, 2022’ye az bir zaman kaldı. Henüz Doğu Express biletleri satışa çıkmadı. Az zaman sonra yurdumuzun çeşitli kesimlerinde kar yağışları başlayacak, milli piyango biletleri alınacak, tatil planları yapılacak. Yeni yılın heyecanı herkesi sarıp sarmalayacak. Elbette bu konuları uzun uzadıya konuşabiliriz ancak amacım, Aralık ayının - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 18 - Rüya](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-18/) - Psikolektif Dergisi'nin ''Rüya'' temalı 18. sayısı yayında! Editörlüğünü Psikolojik Danışman Merve Yüksek ile Uzman Sosyal Çalışmacı Muhammet Kiremitci'nin yaptığı, Psikolojik Danışman Kadriye Ulus'un ise özgün tasarımıyla okumayı istekli hale getirdiği derginin bu sayısında birbirinden farklı içerikleri bulabilirsiniz. Rüyaların gizemli dünyasına adım atabilirsiniz. Şimdi lafı daha fazla uzatmadan sizleri dergimizle baş başa bırakıyoruz: - [Melanie Klein: Hayatı ve Çalışmaları](https://psikolektif.com/serbest-kursu/9971/) - Özellikle psikanaliz camiasıyla iç içe olan insanların sık sık karşısına çıkan bir isim olan Avusturyalı psikanalist Melanie Klein, 1882 yılından 1960 yılındaki vefatına kadar iki Dünya Savaşı’na tanıklık etmiş, Viyana’da doğup büyüdükten Macaristan’da, Almanya’da ve İngiltere’de yaşamış olduğu heyecan verici bir hayatı olduğuna şahitlik ediyoruz. Tıp okuma hayalleriyle üniversite hayatına giren Klein, 1903 yılında yirmi - [Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-6/) - Bambaşka kapılar açacak yeni bir sayıyla karşınızdayız. Bu sayı şu ana kadar yayınladığımız en çeşitli ve güncel bülten olma özelliğini taşıyor. Kaderci eğilimlerimizden yapay zekaya, Adler’in gölgede kalan mirasından çocuklar için finansal okur yazarlığa, bilgelik analizi kuramından bir anıt şekli olarak ağıta kadar bahar çiçekleri kadar farklı bir sayı sizlerle. Keyifli okumalar dileriz. - [Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-7/) - Sevgili Okur, Biz 7.sayımızla birlikte tatile çıkıyoruz ama size okumanız için yazın sıcaklığını taşıyan bir sayı hazırladık. Taraf tutmayın, öykülerinizin peşinden gidin, her duygunuzu sonuna kadar yaşayın, daha az çalışın ve daha çok uzanın istiyoruz. Keyifli okumalar! Psikolektif'tenin 7. sayısı yayında! - [6 Şubat 2023 Depreminin Eğitime Yansımaları - Psikolektif'ten - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/6-subat-2023-depreminin-egitime-yansimalari-psikolektiften-sayi-8/) - 6 Şubat 2023 Pazartesi günü meydana gelen ve 11 il ile birçok ilçeyi derinden sarsan, binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan depremin etkileri birçok alanda hissedilmektedir. Bu yazıda 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin eğitime yansımaları iki bölümde ele alınacaktır. İlk olarak sayısal veriler ışığında depremin öğrenciler ve eğitim emekçileri üzerindeki yansımaları ele alınacak ardından son 2023 Kahramanmaraş depremlerinin eğitime etkilerini detaylandıran bu yazı, ilk olarak depremin öğrenci ve eğitimciler üzerindeki sayısal yansımalarını incelemektedir. Ardından, öğrencilere yönelik risk faktörlerine dikkat çekilerek, sorunların azaltılmasına yönelik çözüm önerileri sunulmaktadır. - [DİLİN AYNASI: PSİKOTERAPİDE METAFOR KULLANIMI - Psikolektif'ten Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/dilin-aynasi-psikoterapide-metafor-kullanimi-psikolektiften-sayi-8/) - Metafor, alan yazında yeni bir anlam oluşturma süreci, karmaşık düzeydeki birçok bilginin göreceli olarak daha basit ve görsel bir şekle bürünmesi, kendini açığa vurma ya da kendini ifade etmenin dolaylı bir yolu gibi tanımlamalarla ele alınmaktadır (Çelik ve ark., 2016). Analitik düşüncenin temsilcileri olan Freud ve Jung metaforla danışanın bilinçaltını yorumlarken Erikson metaforu bilinçaltıyla iletişime Metaforun psikoterapideki rolünü ve çeşitli tanımlamalarını ele almaktadır. Ayrıca, terapötik süreçte metafor kullanımına dair farklı örnekler sunarak, danışanların iç dünyalarını keşfetmelerine ve sorunlarına çözüm bulmalarına nasıl yardımcı olduğunu açıklamaktadır. - [20’lerin Vebası: Overthinking - Psikolektif'ten - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/20lerin-vebasi-overthinking-psikolektiften-sayi-8/) - Beliren yetişkinlik, özerklik ve yarı bağımlılığın bir karışımı olmasına ek olarak, bireyin yetişkin olarak statüsü ve bir yetişkinden beklenen sorumluluklar ile bu sorumlulukları yerine getirmedeki eksiklikler gibi konularda ciddi bir belirsizlik duygusunu barındırır. Beliren yetişkinlik olarak adlandırılan gelişim döneminde, gerek iş yaşamında, gerek aile yaşamında üstlenilen rollerle beraber beklentiler yükselme eğilimindedir ve bireylerin, kendi gelecekleri Beliren yetişkinlik döneminin çeyrek yaşam krizi ile ilişkisini ve bu süreçte ortaya çıkan aşırı düşünme (overthinking) olgusunu ele almaktadır. Ayrıca, aşırı düşünmenin düzeylerini, ruminasyon ile farklarını ve olumlu duygulanımın artırılması gibi çözüm önerilerini sunmaktadır. - [HÜSRANA FOBİ, OLUMSUZU DIŞLAMAK - Psikolektif'ten - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/husrana-fobi-olumsuzu-dislamak-psikolektiften-sayi-8/) - Adı size ne kadar tanıdık gelirse gelsin, hikâye anlatıcısının hayatımızda hiçbir hükmü yok. Çoktan uzaklaştı bizden, gittikçe de uzaklaşıyor. … Bir şeyi layıkıyla hikâye edebilen insanlara gittikçe daha az rastlıyoruz artık. … Bunun nedenlerinden biri apaçık ortada: "Deneyim değer kaybetti.” WALTER BENJAMİN Walter Benjamin ve Aura Kavramı Sanat eleştirmeni ve filozof Walter Benjamin’e göre Walter Benjamin'in aura kavramı üzerinden kült sanat eserleri ile sergi nesneleri arasındaki farkı ele almaktadır. Aynı zamanda modern insanın kimlik algısının metalaşmasını ve olumsuzlukları dışlama eğilimini görsel kültürle ilişkilendirerek derinlemesine analiz etmektedir. - [Gelişimsel Oyun Grupları Nedir? - Psikolektif'ten - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/gelisimsel-oyun-gruplari-nedir-psikolektiften-sayi-8/) - Gelişimsel oyun grupları, genellikle aynı yaş grubundaki çocukların katıldığı, yapılandırılmış oyun ve etkinliklerin yer aldığı bir ortamı ifade eder. Bu gruplar, çocukların ince-kaba motor, bilişsel, duyusal gelişimlerini desteklerken aynı zamanda onların sosyal etkileşimlerini artırır. Gruplara katılan çocuklar, empati, iş birliği, iletişim ve problem çözme gibi önemli sosyal becerileri öğrenirken, duygusal zekalarını da geliştirme fırsatı bulurlar. gelişimsel oyun gruplarının çocukların ince-kaba motor, bilişsel, duyusal ve sosyal-duygusal gelişimleri üzerindeki kapsamlı faydalarını açıklamaktadır. Oyunun, çocukların öğrenme ve gelişim süreçlerinin kritik bir parçası olduğunu vurgulayarak, sağlıklı ve dengeli bireyler yetişmesindeki rolünü ortaya koymaktadır. - [Psikolektif'ten - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-8/) - Psikolektif'tenin 2023 yılı Güz Dönemi ilk sayısı çıktı! Bültenin sekizinci sayısında, okulların açılmasıyla birlikte daha görünür hale gelen 6 Şubat depreminin eğitime yansımalarından, psikoterapide metafor kullanımına, aşırı düşünmeden, olumsuzu dışlamaya ve son olarak gelişimsel oyun grupları ile çocukların dünyasını yakından keşfetmeye ne dersiniz? - [Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-9/) - Psikolektif'tenin 9. sayısı çıktı! Karar verme süreçlerinde yaşanan güçlüklerden, yavaş yaşamın dinginliğini yaşamaya, dijital bağımlılıktan değersizlik hakkında okuma yapmaya, günümüzün ve yakın geleceğin en büyük sorunlarından iklim değişikliğinin, çocuklar üzerindeki etkilerini görmeye ne dersiniz? - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 25 : Kimlik](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-25-kimlik/) - Psikolektif Dergisi'nin ''Kimlik'' temalı 25. sayısı yayında! Derginin bu sayısında, her sayıda olduğu gibi, editörlerimiz tarafından kaleme alınan ''Editörden'' giriş yazısı ile birlikte ''Kimlik Karmaşası'', ''Kimlik Gelişiminin Uyum Sorunlarına Etkisi'', ''Ergenlik Döneminde Aile İletişimi ve Kimlik Gelişimi'', ''Cinsel Kimlik ve İlişkili Kavramlar'', ''Kültürel Kimlik Bağlamında Sağır Toplumu'', ''Göçmenlerin Kimlik ve Aidiyet Arayışı'' başlıklı yazılar yer - [Kierkegaard Psikolojisi: “Varoluşun Özünden Bedelin Gücüne Bir Tutku Meselesi” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kierkegaard-psikolojisi-varolusun-ozunden-bedelin-gucune-bir-tutku-meselesi/) - Kierkegaard’a göre, çağımız esasen akıl çağı ve ortalama olarak önceki nesillerden belki daha bilgili, daha kültürlü, fakat tutkudan yoksun bir çağdır (1). Diğer filozoflar ve bilim adamları her şeyi bilim, akıl ve mantık süzgeciyle tanımlayıp varoluşun içindeki bireyi göz ardı etmeye çalışmışlardır. Ancak Kierkegaard için durum böyle değildir. Onun gözünde, tutkusunu yitirmiş olmak olumlu bir Kierkegaard'a göre modern çağ, aklın ve bilginin ön plana çıktığı, ancak tutkunun yitirildiği bir dönemdir ve bu durum bireyin "insan olma" gücünü zayıflatır. Tutku, ruh ve bedenin sentezinden doğan karmaşık bir yapıdır ve varoluşun anlamlandırılmasında, bireyselliğin keşfinde ve insan olma yolunda önemli bir basamaktır. - [Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-10/) - Psikolektif'tenin kış mevsimine girdiğimiz, karla buluştuğumuz, yeni yılın ilk sayısı olan Ocak ayı sayısı çıktı! Bültenin onuncu sayısında sizleri çoklu görevleri yerine getirmeden, iklim mültecilerine, ergen intiharlarından, ebeveyn suçlayıcılığına ve son dönemde daha çok gündeme gelen kendini affetme üzerine yazılar bekliyor. - [MEVSİMSEL DEPRESYON](https://psikolektif.com/unipsikolektif/mevsimsel-depresyon/) - Depresyon, birçok farklı görünüme sahip olan bir ruhsal bozukluktur (Aydemir, Deveci ve İçelli, 2006). Mevsimsel duygu durum bozukluğu bir diğer tabiriyle mevsimsel depresyonu bu görünümlerden biridir. Bu bozukluğun temel belirtisi mevsime bağlı olarak depresif ataklar başlayıp biter ( Mıchalac, Wilkinson C., Dowrick, Wilkinson G. , 2001, Yüksel, 2001; Akt., Ekinci, Okanlı ve Gözüağca, 2005). İlk - [ÇOCUK VE BÜYÜKANNE/BÜYÜKBABA](https://psikolektif.com/unipsikolektif/cocuk-ve-buyukanne-buyukbaba/) - Toplumun en küçük birimi olan ailede çocuk yetiştirme görevi anne, baba, büyükanne ve büyükbaba, akrabalar, komşular, bakıcı gibi birçok kişi tarafından gerçekleştirilebilmektedir. Çocuğun bakımını üstlenenler ve kişi sayısı aile yapılarına göre değişebilmektedir. Aile yapılarını incelediğimizde ilk olarak geniş ( geleneksel) aile yapısı yer alır. Geniş aile anne, baba, çocuğun yanında büyükanne ve büyükbabanın ya da - [UTANGAÇLIK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/utangaclik/) - Bireyler her şeyin hızla değiştiği dünyada çevreleri ile etkileşimlerini sürdürürken aynı zamanda duyuşsal, sosyal ve fizyolojik birtakım ihtiyaçlarını gidermek mecburiyetindedir. Bireyin davranışlarının temelinde bu ihtiyaçlar vardır. Birey bu ihtiyaçlarını gidermek için diğer insanlarla etkileşim halindedir. Bu etkileşim yaşamımızı zenginleştirdiği gibi fakirleştirebilir de (Yüksel, 1997). Hauck'a (1997) göre bir münzevi olmadığınız müddetçe, insanlardan hoşlanmayı öğrenmek zorundayızdır. - [ROMANTİK İLİŞKİLER VE BAĞLANMA](https://psikolektif.com/unipsikolektif/romantik-iliskiler-ve-baglanma/) - İlişkilerde bağlanma hakkında neler düşünüyorsunuz? Partnerinize karşı gerçekten bağlı mısınız? Birçok insandan şu cümleleri duymuşsunuzdur: Seviyorum ama bağlanmaktan korkuyorum, ben asla birine bağlanamam, bana göre bağlanmak diye bir şey yok vb. Acaba bağlanma gerçekten yok mu yoksa bağlanma var ama sizin bağlanma stiliniz mi farklı? Hadi gelin hep birlikte inceleyim. İlk olarak Bowlby’nin 1950’li yıllarda - [BİR DUYGU İFADE ETME YÖNTEMİ: BEN DİLİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/bir-duygu-ifade-etme-yontemi-ben-dili/) - Pearson ve Nelson(1997), iletişimi iki veya daha fazla kişi arasında gerçekleşen anlama ve paylaşma süreci olarak tanımlamışlardır(Pearson ve Nelson, 1997 akt. Korkut, 2005). Bizler de günlük hayatta birçok insanla, birçok ortamda, birçok şekilde bu anlama ve paylaşma sürecinde bulunuyoruz. Ancak kimi zaman anlatmak istediklerimizin tam olarak anlaşılmadığı ya da beklediğimizden farklı tepkilerle karşılaştığımız durumlar olmuştur. - [LOKUM TESTİ: HAZZI ERTELEME BECERİSİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/lokum-testi-hazzi-erteleme-becerisi/) - “The Marshmallow Test” adıyla tanınan lokum testi, ilk kez 1960’larda Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinden psikolog Walter Mischel ve ekibi tarafından uygulanmıştır. 4-5 yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılan lokum testinin temel amacı, çocukların dürtülerini kontrol edebilme ve hazlarını erteleyebilmeleri hakkında bilgi edinmektir. Peki, bu test nasıl uygulanmıştır? Öncelikle çocuklar tek başlarına kalacağı odalarına getirilmiştir. Bu odada masa, - [DERİNLİĞİ OLAN BİR KAVRAM: STRES](https://psikolektif.com/unipsikolektif/stres-belirtiler-duzeyler-ve-basa-cikma/) - Günümüzde yaygın olarak kullanılan stres kelimesi çoğunlukla olumsuz olarak bilinir. Genellikle bireyler kaygılı, üzgün, sıkılmış, gergin hissettiklerinde kendilerinin stres altında olduklarını ifade ederler. Peki stresin içeriği gerçekten olumsuz mudur? Bu sorunun cevabını bulabilmek için önce stresi yakından tanıyalım. İlk kez Hans Selye, stres kavramından, “vücudun herhangi bir talebe özgü olmayan tepkisi”şeklinde bahsetmiştir. Ayrıca stresin, farklı - [AFFETMEK ÜZERİNE “Kendini ve Başkalarını”](https://psikolektif.com/unipsikolektif/affetmek-uzerine-kendini-ve-baskalarini/) - Son yıllara kadar özellikle teoloji ve felsefe alanındaki bilim insanları tarafından ortaya konan düşünceler ve yapılan araştırmalar “affetmek” üzerine bizlere birçok bilgi sağlamıştır. Son yıllarda ise gelişim psikolojisi, sosyal psikoloji ve klinik psikoloji alanlarındaki bilim insanlarının yaptığı çalışmalar; affetmenin nedenleri, nasıl ve hangi koşullar altında oluştuğu, affetmeyle ilişkili değişkenler ve affetmenin sonuçları hakkında daha kapsamlı - [HAYATINIZI KONTROL ETMENİN BİR YOLU: HAYIR DİYEBİLMEK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/hayatinizi-kontrol-etmenin-bir-yolu-hayir-diyebilmek/) - Son zamanlarda “kimseye hayır diyememek”ten şikâyet eden birçok kişiye rastladım. Bu kişilerden bazıları kendilerini yardımsever ve fedakâr olarak tanımlarken bazıları ise iradesiz ve kontrolsüz olarak tanımlamaktadır. İlk gruptaki kişiler önemli bir işle meşgul olsalar dahi yardıma ihtiyacı olan kişiye evet, tabi, yaparım gibi sözler söyleyerek kendi hayatlarından bir nevi ödün vererek ondan yapılması istenen şeyi - [“AKIŞ”: Bir Pozitif Psikoloji Kuramı](https://psikolektif.com/unipsikolektif/akis-bir-pozitif-psikoloji-kurami/) - Pozitif psikoloji, insanların ve kurumların gelişmesine ve optimal (en uygun, en elverişli) şekilde çalışmasına katkıda bulunan koşul ve süreçlerin incelendiği bilim dalıdır (Gable ve Haidt, 2005). Pozitif psikoloji, insanın hayatı boyunca mutlu, pozitif duygusal yapıya sahip, psikolojik açıdan sağlıklı ve tatmin dolu olması için gerekli olan kavramları araştırır (Teztel, 2016). Pozitif psikolojide karşımıza çıkan akış - [IŞIK KUTUSU TERAPİSİ (LİGHT BOX THERAPY)](https://psikolektif.com/unipsikolektif/isik-kutusu-terapisi-light-box-therapy/) - Işık kutusu terapisi (light box therapy) günümüzde ışık terapisi, parlak ışık terapisi, fototerapi isimleriyle de bilinmektedir. Peki, nedir ve terapide nasıl kullanılır bu ışık kutusu? Işık kutusu, loş ışık üreten özel olarak tasarlanmış sabit eşyadır. Işık kutusu standart bir dalga boyu ve ışık miktarı üretir. Kullanılan ışık parlak güneş ışığı verecek derecede geniş spektrumlu florasan - [ZİHİN TEORİSİ VE OTİZM](https://psikolektif.com/unipsikolektif/zihin-teorisi-ve-otizm/) - Diğer kişilerin hedefleri, duyguları, düşünceleri ve inançları gibi zihinsel durumlarını anlayarak davranışlarını değerlendirebilme, başarılı sosyal etkileşim ve iletişim için önemli bir beceridir. Bu beceri “zihin teorisi” (theory of mind) kavramı ile açıklanmaktadır. Zihin teorisinin teori olarak görülmesinin sebebi, kişinin kendisinin ve diğerlerinin direkt olarak gözlenemeyen zihinsel süreçler sistemini referans alması ve bu sistemin özellikle diğerlerinin - [İNSAN DOĞASINDA BİR KİLİT: REDDEDİLME DUYARLILIĞI](https://psikolektif.com/unipsikolektif/insan-dogasinda-bir-kilit-reddedilme-duyarliligi/) - Bilindiği üzere insan sosyal bir varlıktır ve doğası gereği ilişkiler içinde bulunmaktadır. Her ilişki insanın kendini yeniden tanımasına ve tanımlamasına yardımcı olurken bu durum ona bir yere ait olduğunu da hissettirir. Peki, bir yere ait olmayan, bulunduğu topluluk içinde kabul görmeyen yani reddedilen insanlar nerede kilitli kalmış olabilir? Bu kilit reddedilme duyarlılığı ile nasıl ilintilidir? - [BİR KİŞİLİK BOYUTU: “DENETİM ODAĞI”](https://psikolektif.com/unipsikolektif/bir-kisilik-boyutu-denetim-odagi/) - Julian B. Rotter’in 1960’lı yıllarda ortaya attığı denetim odağı (locus of control) kavramı psikoloji yazınında bir kişilik boyutu olarak ele alınmaktadır. Denetim odağı kavramı günümüze kadar birçok kişilik değişkeniyle birlikte araştırmalara konu olmuştur. Denetim odağı, kişinin yaşamındaki iyi ya da kötü durumlara neyin sebep olduğuna ilişkin inancı olarak tanımlanmaktadır (Rotter, 1966; akt. Karaırmak ve Siviş - [ÖZ-ŞEFKAT: Kendine Çıkan Yol](https://psikolektif.com/unipsikolektif/oz-sefkat-kendine-cikan-yol/) - “Kendimi seviyorum.”, “İyi ki varım.”, “Ben değerliyim.” gibi cümleleri günlük hayatta kullanıyor musunuz? Eğer cevabınız evet ise, bu sözleri içtenlikle ve sizin için anlamlı geldiği için mi söylüyorsunuz? Yoksa elbette herkes gibi ben de kendimi seviyorumdur, tabii ki değerliyim, diye mi düşünüyorsunuz? Bu yazımda kendini sevmek yani öz-sevgi yerine son yıllarda yaygın olarak kullanılan daha - [Öz-Farkındalık](https://psikolektif.com/unipsikolektif/oz-farkindalik/) - Bireyler kendilerini değerlendirirken bazen içsel standartlarıyla uyuşmayan tepki ve davranışlarda bulunduklarını fark ederler; bu değerlendirme öz-farkındalığın temelini oluşturur. “Farkındalık, bulunulan andaki tüm faktörleri anlama ve algılama derecesidir.” (McKay & Fanning, 2017). Öz-farkındalık ise, bireyin tüm yönleriyle kendini tanıyabilmesidir. Öz farkındalık; duygu ve hislerimizin farkına varmakla başlar, düşüncelerimizi izlemekle devam eder. Duygu ve düşüncelerimizi kontrol etmeye başladıkça - [Ergenlerde Öfke Sorunu](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ergenlerde-ofke-sorunu/) - İnsanlar, biyolojik yapısı gereği bütün duyguları yaşamaktadır ve bu duyguların yaşanma seviyesi her yaş döneminde farklı yoğunluklara ulaşmaktadır. Ergenlik, her açıdan çok zorlu bir geçiş dönemidir. Ergenler, bu döneme uyum sağlamaya çalışırken sık sık öfke problemleri yaşamaktadır; bu problemler iç faktörler ya da dış faktörler sonucu ortaya çıkmaktadır. Hormonal değişimler, sınav kaygısı, aile ve arkadaş - [Etkili İletişim](https://psikolektif.com/unipsikolektif/etkili-iletisim/) - İletişim yadsınamaz bir ihtiyaçtır. Fizyolojik ihtiyaçların karşılanmaması durumunda bedensel yapıda ortaya çıkan bozukluklar gibi varoluşsal ihtiyaçların karşılanmaması durumunda da bireyin ruhsal yapısında çeşitli bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Sağlıklı bir iletişim kurabilmek her alanda önemlidir; ancak iletişim becerilerinin öğrenildiği aile ve eğitim temeldedir. Ailenin çocuğuna yönelik tutumları hem çocuğun kişiliği üzerinde hem de iletişim becerilerinin gelişiminde etkili - [Medyatik Gerçekliğe Karşı Eleştirel Düşünme](https://psikolektif.com/unipsikolektif/medyatik-gerceklige-karsi-elestirel-dusunme/) - Medya; insan hayatının vazgeçilmez bir parçası olmuştur ve yaşamımızı yönlendiren bilgileri bize sunmaktadır. Bu denli öneme sahip bilgilerin doğru bir şekilde anlaşılıp yorumlanabilmesi için medya okuryazarlığı eğitimi gerekli olmaktadır. Taşkıran (2007); medya okuryazarı kavramının medyada yeniden kurgulanan iletileri ayırt edebilen ve algılayabilen, onunla ilgili yorumlarda bulunabilmek için ayrı bir beceri, altyapı bilgisi ve eğitsel organizasyon - [Psikolojik Esneklik](https://psikolektif.com/unipsikolektif/psikolojik-esneklik/) - Her birey yaşamı boyunca birtakım zorluklarla karşılaşmaktadır; bu durumda bireylerin yaşamın olumlu yönleri olduğu gibi olumsuz yönlerinin de olabileceğini kabul ederek duruma uyum sağlayabilme yetenekleri önem kazanmaktadır. İnsanlar, yaşamlarının belirli dönemlerinde karşılaştıkları problemlerin bir kısmına uyum sağlayabiliyorken bir kısmına uyum sağlayamamakta ve bunun sonucunda çeşitli ruhsal hastalıklar yaşayabilmektedirler. Uyum sağlanamayan durumlarla baş etmede psikolojik esneklik - [Kişiler Arası İlişkilerin Beyni: Duygusal Zekâ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/kisiler-arasi-iliskilerin-beyni-duygusal-zeka/) - Zekâ; algılama, ayırt etme, mantık, muhakeme, problem çözme, soyut düşünebilme gibi birçok zihinsel yeteneğin kullanılması şeklinde daha çok bilişsel boyutu ile öne çıkmaktadır. Ancak zekanın yalnızca bilişsel boyutu bulunmamaktadır; salt düşünme faaliyetinden farklı olarak hisseden bir zihnimiz de vardır. Zekanın bilişsel boyutunun büyük bir bölümü genler aracılığı ile aktarılmaktadır. “Kalıtımla gelen zekâ düzeyi, duygusal algılar - [Onaylanma İhtiyacı](https://psikolektif.com/unipsikolektif/onaylanma-ihtiyaci/) - İnsanlar, bu dünyada varoluşundan itibaren çeşitli ihtiyaçları karşılayarak yaşamlarını sürdürür. Bunlar: bedensel (yiyecek, su, sıcaklık vb.), psikolojik (sevmek, takdir edilmek, onaylanmak vb.) ve toplumsal (evlilik, statü sahibi olmak vb.) ihtiyaçlardan oluşmaktadır. İhtiyaçlar, bir sürece yayıldığında bireyi en çok etkileyenin psikolojik ihtiyaçlar olduğu ortaya çıkmaktadır. Psikolojik ihtiyaçların evrensel bir boyutunu oluşturan onaylanma ihtiyacı da bireyin hayatını - [Sınırlarını Koruyabilmek](https://psikolektif.com/unipsikolektif/sinirlarini-koruyabilmek/) - Her birey öz-farkındalığını geliştirdiği konularda kendine sınırlar çizebilmektedir; bunlar bireyin yaşam çerçevesini oluşturmakta ve varlığını ortaya koyucu nitelikte olmaktadır. Kişisel sınırlar, bireylerin günlük yaşantılarında gizlilik ve özerklik hissetmek için ihtiyaç duyduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel sınırlardır (Yetiş, 2018). Bireyin varlığını gerçekçi bir şekilde ortaya koyabilmesi ve varoluşuna ilişkin doyumu sağlayabilmesi için sınırlarını belirleyip koruması gerekmektedir. Sınırlar, - [Rasyonel ve İrrasyonel Düşünceler](https://psikolektif.com/unipsikolektif/rasyonel-ve-irrasyonel-dusunceler/) - Bilişsel ve duygusal zekaya sahip olan birey, bu yönüyle rasyonel ve irrasyonel düşüncelere de sahip olmaktadır. “İrrasyonellik, ancak rasyonellik üzerinden açıklanabilir; genelde rasyonel düşünce, süreklilik gösteren olguları saptayarak, bu olguları geleceği tahmin etmek ya da bugünün veya geçmişin henüz bilinmeyen yönlerini açığa çıkarmak için kullanmaktır (Sutherland, 2007)”. Örneğin, neden-sonuç ilişkisine bakıldığında nedenin her zaman sonuçtan önce - [Ailede Doğum Sırası ve Kişilik](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ailede-dogum-sirasi-ve-kisilik/) - Alfred Adler, Freud’un psikanaliz akımından sonra Bireysel Psikoloji ile kendisinden sonraki akımlar için yol gösterici olmuş bir psikologdur. Freud’un katı kaderci yaklaşımından sonra yetişkinlik karakterimizin yalnızca çocuklukta yaşananlara bağlı olmadığını, bireyin ileriki hayatında ve seçimlerinde sorumluluk sahibi olduğunu savunmuştur (Ellis,2017). Freud’un aksine insanın cinsel değil, sosyal bir varlık olduğunu iddia etmiştir. Çok yönlü bir yaklaşımla - [Epilepsinin Psikolojisi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/epilepsinin-psikolojisi/) - Epilepsi, beyinde kontrolsüz elektrik akımı krizleri ile tanımlanan kronik ve bazen ailevi bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Fakat beyin tümörü, beyin sarsıntısı/travma veya inme(beyinde damar tıkanıklığı ile kan akışı duruşuna bağlı çoklu nöron ölümü) gibi durumlar da geçici veya sürekli epileptik krizlere sebep olabilmektedir (Fisher, Acevedo, Arzimanoglou, Bogacz, Cross, Elger, Engel Jr, Forsgren, French, Glynn, - [Öz Saygı ve Sosyal Kaygı](https://psikolektif.com/unipsikolektif/oz-saygi-ve-sosyal-kaygi/) - Sosyal kaygı, dünyada en sık görülen üçüncü mental problemdir(Bano, Ahmad ve Ali, 2012). Sosyal kaygı, sosyal ortamlarda küçük düşme korkusu ve bundan dolayı sosyal etkileşimden kaçınma halidir(Bano, Ahmad ve Ali, 2012, Iancu, Bodner ve Ben-Zion, 2014). Başkaları tarafından kötü değerlendirilme korkusu, topluluk içeren sunum, yarışma gibi aktivitelerde performans endişesi, yeni insanlarla tanışma korkusu, bir şey - [Rosenhan Deneyi ve Psikiyatrik Tanı](https://psikolektif.com/unipsikolektif/rosenhan-deneyi-ve-psikiyatrik-tani/) - 1973 yılında, David L. Rosenhan, normal ve akıl hastası diye ayrılan insanların belli bir kalıba konulamayacaklarını ve birbirinden ayırt edilemeyeceklerini ortaya koyan bir çalışma yaptı. Deneyde, Rosenhan dahil toplam sekiz sahte hasta (üç kadın, beş erkek), kendilerini Amerika’nın çeşitli bölgelerindeki ve farklı sosyo-ekonomik düzeylerde akıl hastanelerine kabul ettirdiler. Sahte hastalar üç psikolog, bir psikiyatrist, bir - [Disosiyatif Kimlik Bozukluğu](https://psikolektif.com/unipsikolektif/disosiyatif-kimlik-bozuklugu/) - Disosiyatif bozukluklar, gerçeklikten kopma, olay ve duyguları ayrıştırma olarak tanımlanır. Genel görülme oranı %2-%3 civarındadır. Klinik tanıların %29’unu disosiyatif bozukluklar oluşturur (Zeligman, Greene, Hundley, Graham Jr., Spann, Bickley ve Bloom, 2017). Disosiyatif bozukluklar içinde, disosiyatif kimlik bozukluğu, eski kullanımıyla çoklu kişilik bozukluğu, en şiddetli olandır. Diğer disosiyatif bozukluklardan ayırt edici temel özelliği; bir kişinin en - [Hayal Kırıklığını Anlamak](https://psikolektif.com/unipsikolektif/hayal-kirikligini-anlamak/) - Hayal kırıklığı; bir karar veya davranış, umut edilen sonucu doğurmadığında ortaya çıkan duygudur (Zeelenberg, van Dijk, Manstead, van der Pligt, 2000). Her olay ve karar gelecek için bir miktar belirsizlik barındırır ve bu belirsizlikle başa çıkmanın yollarından biri olası sonuçları düşünerek hangi durumda nasıl davranabileceğimizi planlamaktır. Fakat istenen, daha iyi olduğu düşünülen sonuç ortaya çıkmadığında, - [Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT)](https://psikolektif.com/unipsikolektif/kabul-ve-kararlilik-terapisi-act/) - Davranışçılık akımıyla gelen koşullanmaya dayalı geleneksel terapiler ve Bilişsel Davranışçı Terapilerden sonra Kabul ve Kararlılık Terapisi, üçüncü dalga Davranışcı Terapilerden biri olarak kabul edilir (Hayes, Luoma, Bond, Masuda, & Lillis, 2006). Orijinali Acceptance and Commitment Therapy olarak geçmekte ve Tükçe’de de kısaltması ACT olarak kullanılmaktadır. Temelleri ortak olsa da; Bilişsel Davranışçı Terapi(BDT) işlevsiz veya çarpık - [Psikoz Semptomlarını Tanımak](https://psikolektif.com/unipsikolektif/psikoz-semptomlarini-tanimak/) - Gerçeklik algısının bozulmasıyla beraber neyin gerçek olduğunu ayırt edememe durumuna psikoz denir. Biyopsikososyal yatkınlıkla beraber travmatik yaşam olayları, elverişsiz çevre ve izolasyon psikoz oluşumuna neden olmaktadır (Garety, Kuipers,Fowler, Freeman ve Bebbington, 2001). Organik ve inorganik olmak üzere iki çeşit psikoz vardır. Beyin tümörü, hormon dengesizliği, ileri seviye Alzheimer gibi belli bir fizyolojik temeli olan psikozlar - [Eğitim Hayatında Kişilik Oluşumunu Etkileyen Kritik Süreçler](https://psikolektif.com/unipsikolektif/egitim-hayatinda-kisilik-olusumunu-etkileyen-kritik-surecler/) - Eğitim hayatı; çocukluk, ergenlik, yetişkinliğin başları gibi kişiliğin oluştuğu kritik dönemleri kapsayan önemli bir süreçtir. Çocuklar sosyal hayatı anlamaya çalışıp sosyal sistem içinde kim olduklarını bulmaya çalışırken geçtikleri krizler ve karşılaşılan zorbalık gibi durumlar karakteri ve eğitim hayatından sonraki tüm hayatı etkileyebilecek ve önemsenmesi gereken konulardır. Eğitim, insanın fiziksel ve psikolojik olarak pek çok gelişim - [Sağlıklı Olmak](https://psikolektif.com/unipsikolektif/saglikli-olmak/) - Çoğu insan, yalnızca bedensel olarak iyi olma durumunu “sağlıklı olmak” diye nitelendirmektedir; oysa sağlık, bireyin yalnızca bedenen hasta ya da sakat olmaması değil aynı zamanda ruhen ve sosyal yönden de iyilik halidir (Işık, 2010). Toplum, soyut şeylerden tatmin olmamanın etkisini kendi zihninde yaşar. Ruhen çeşitli sorunlarla savaşırken, bunu ancak bedensel acı olarak hissedince iyi olunmadığı - [Sessiz Direniş: Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu](https://psikolektif.com/unipsikolektif/sessiz-direnis-pasif-agresif-kisilik-bozuklugu/) - Kişilik bozuklukları, kişinin çevreye uyumunu, günlük işlevselliğini bozan, kendinde gerilim- kaygı hali oluşturup, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda meydana gelen bedensel, düşünsel ve ruhsal sorunlardır (DBE, 2018). Gittikçe önem kazanan sosyal ve psikolojik bir sorun olan kişilik bozukluklarından en yaygını ise pasif agresif kişilik bozukluğudur. Pasif agresif kişilik bozukluğu uyumsuzluk şeklinde ortaya çıkan negatif - [Logoterapi: Hayatının Bir Anlamı Var](https://psikolektif.com/unipsikolektif/logoterapi-hayatinin-bir-anlami-var/) - İnsanlar yüzyıllardır hayatın anlamının ve neden var olduğumuzun cevabını merak edip durmuştur. Herkes hayatın anlamına dair fikirler ortaya atmıştır hatta inanç ve felsefe bu konuda insanlara yardımcı olmuştur. Peki sizce nedir hayatın anlamı? Günlük yaşamın akışında kendinize beş dakika ayırıp bu soruyu sorduğunuz oldu mu? Birileri için çok çalışıp para kazanmak iken bir başkası için - [Duygusal Manipülasyon ve Gaslighting](https://psikolektif.com/unipsikolektif/duygusal-manipulasyon-ve-gaslighting/) - Bireyler yaşamlarındaki davranışlarından ve hareketlerinden kendileri sorumludur. Bir kavgaya karışırsa veya kurallara uymamışsa (toplum tarafından fikir birliğine varılmış ahlaki, sosyal kurallar ve yasalar ile belirtilmiş yasaklar) tek başına cezalandırılır. Bir iyilik yapmışsa yine aynı şekilde tek başına ödüllendirilir veya takdir edilir. Çoğu insan karar verme sürecinde kendi hür iradesinin rol oynadığını düşünse de çevrenin, arkadaşlarının - [Diyalektik Terapi ile Griyi Keşfetmek](https://psikolektif.com/unipsikolektif/diyalektik-terapi-ile-griyi-kesfetmek/) - Kişilik bozuklukları, günden güne insanların bilinçlenmeye başladığı ve farkındalık kazandığı bir konudur. Günlük hayattan alınan verimi düşüren, ilişkilerimizde sorunlara yol açan ve benlik çatışması içine sokan kişilik bozukluklarının birçok çeşidi vardır. En belirgin ve en yaygın şekilde gözlemlenebilen kişilik bozukluklarından biri ise Sınırda Kişilik Bozukluğudur. Sınırda Kişilik Bozukluğu yoğun dürtüsellik, duygu durumdaki ve kişiler arası - [Kişisel Algılama Yanılgısı](https://psikolektif.com/unipsikolektif/kisisel-algilama-yanilgisi/) - “Çok çirkinsin, çok kötüsün, hiçbir değerin yok.” Çirkin, kötü, değersiz olan gerçekten ben miyim; yoksa bunları söyleyen bireyin duygu, düşünce ve inançlarını yansıtan cümleler mi bunlar? Bireye, diğer insanların sözlerinden veya davranışlarından sonra olumsuz duygular hissettiren; kendisinin çirkin, kötü ve değersiz olduğunu düşündüren durum, bu cümlelerin kişisel algılanmasından kaynaklanmaktadır. Kişisel algılamanın temelinde algılama sürecindeki faaliyetlerin - [Savaş ve Çocuk](https://psikolektif.com/unipsikolektif/savas-ve-cocuk/) - Günümüzde yaşanan terör saldırıları, savaşlar ve saldırılar çocukların psikolojisine zarar vermekte ve onların üzerinde travmatik etkiler yaratmaktadır. Henüz anlayamadıkları veya sonuçlarını tahmin dahi edemeyecekleri birçok olayın ardına sürüklenip duran çocuklar, politik çatışmaların kurbanı olmaktadırlar. Meydana gelen travmalar çocukluktan yetişkinlik dönemine kadar kalıcı zararlar oluşturabilmekte ve iyileştirilmesi büyük çaba gerektirmektedir. Peki, çocukları ne kadar anlıyoruz? Yalnızca - [Köken Ailenin Önemi ve Genogram Tekniği](https://psikolektif.com/unipsikolektif/koken-ailenin-onemi-ve-genogram-teknigi/) - Her birey, ilk öğrenmelerini edindiği ve yaşamında belirleyiciliği olan bir aileye sahip olarak dünyaya gelmektedir. Hellinger (2010), anne-babaların ilk ve en önemli verici, çocukların ise alıcı olduğunu ve anne-babaların da çocuklarından bir şeyler aldığını belirtmektedir. Ancak bu durumun eşitsizliği ortadan kaldırmadığını sadece biraz yumuşattığını belirterek anne-babaların da bir zamanlar çocuk olduğu için buradaki dengenin, kişilerin - [İKİ DİLLİ ÇOCUKLARIN DİL GELİŞİMİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/iki-dilli-cocuklarin-dil-gelisimi/) - İnsanın en çok gelişim gösterdiği dönem çocukluk dönemidir. Bu dönemde çocukların kişilik, duygusal, sosyal, fiziksel, bilişsel ve dil alanlardaki gelişimleri büyük oranda tamamlanır. Bu yazımda dil gelişimi ve iki dilli (iki farklı dil bilen) çocukların dil gelişimi konularını ele alacağım. Çocuğun gelişim alanları hakkında yapılan araştırmaları incelediğimde dil gelişimi daha çok bilişsel gelişim ile birlikte - [RUH SAĞLIĞIN İÇİN BEDENİNİ HAREKETE GEÇİR!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ruh-sagligin-icin-bedenini-harekete-gecir/) - Belki de tüm dünyanın gündeminde yer alan ortak bir konumuz var: Virüs! Mücadele etmek için de çoğumuzun elinden belli başlı şeyler geliyor, en basiti de: Evde kalmak! Evde kalınan süre boyunca vaktimizi nasıl değerlendireceğimiz, beden ve ruh sağlığımızı nasıl koruyacağımız hakkında ortak endişelerimiz de var. Sağlıklı olmak her bireyin kaçınılmaz olarak istediği bir şeydir. Ve - [Korona Günlerinde Üretkenlik](https://psikolektif.com/unipsikolektif/corona-gunlerinde-uretkenlik/) - Bilindiği gibi dünyamız ve ülkemiz corona virüs etkisiyle kavrulmakta, maalesef her gün on binlere yakın can kaybı yaşanmaktadır. Dünya çapında alınan önlemler nedeniyle insanların evlerinde kalmaları ve mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları gerekmektedir. Bu durum sosyal bir varlık olan insanın ‘‘sosyal izolasyon’’ kavramıyla tanışmasına sebep olmuştur. Salgın gibi bir doğal afete maruz kalmadan önce işlerine veya - [Ebeveynlerde Tükenmişlik](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ebeveynlerde-tukenmislik/) - Tükenmişlik; duygusal talepler gerektiren durumlara uzun süre maruz kalmanın neden olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme durumu olarak tanımlanmaktadır (Tatlılıoğlu, 2019). İlk olarak mesleki bir tehlikenin göstergesi olarak tanımlanan “tükenmişlik” kavramı zamanla çeşitli roller üzerinden incelenmiştir; bu rollerden birisi de ebeveyn rolüdür. Aileye yeni bir üyenin katılması ile yaşanılan mutlulukla birlikte; anne-baba rolünün gerektirdiği sorumluluk artışı, - [İyileştirici Bir Temas: Dokunma](https://psikolektif.com/unipsikolektif/iyilestirici-bir-temas-dokunma/) - Sosyal bir varlık olan insanın hem biyolojik hem de psikolojik ihtiyaçlarının temelini oluşturan temas; görme, işitme, tatma, koklama, dokunma, hareket etme ya da konuşma ile kurulmaktadır. Temas; sadece birey ile çevre arasında değil, bireyin kendisi ile teması şeklinde de yaşanabilmektedir. Bireyin kendisi ile temasında kendi bedeni, duygu ve düşünceleri ile teması söz konusudur. Çevre ile - [Duygusal Beslenme ve Beden İlişkisi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/duygusal-beslenme-ve-beden-iliskisi/) - Duygusal beslenme, psikolojik olarak acı çekenlerin fiziksel açlık yaşamadıklarında bile stresli, zor duygulara yemek yiyerek cevap verme eğilimidir. Duygusal yeme veya duygusal açlık, genellikle minimum besin değeri olan yüksek kalorili veya yüksek karbonhidratlı gıdalar ile giderilmeye çalışılır. Duygu durumları, hayatta alınan kararları, yapılan davranışları veya seçimleri etkilediği gibi kişinin iştahını ve açlığını belirleyen temel psikolojik - [DANSTAN TERAPİYE YOLCULUK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/danstan-terapiye-yolculuk/) - “Belki de terapideki en önemli şey, şimdiki anı deneyimlemenin geçmişi nasıl yeniden yazabileceğini görmeye başlamaktır.” -Daniel N. Stern Temel amacı bireylerin iyi oluşunu destekleme ve ruh sağlığı problemlerini çözmede yardım verme olan terapide belki en önemli şey Stern’in de bahsettiği gibi anı deneyimlemektir. Psikoterapi deyince akla gelen sözel iletişim ve etkileşimin yanında beden hareketlerini anda - [Romantik İlişkilerde İletişim](https://psikolektif.com/unipsikolektif/romantik-iliskilerde-iletisim/) - İletişim kurmak ile ve sosyal ilişkilerimizde olduğu gibi romantik ilişkilerimizde de oldukça önemlidir. Çoğu insan partnerleriyle yaşadığı romantik ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmayı istemekte fakat bir türlü uygun yolu bulamamakta veya bulduğu çözümlerden tatmin olmamaktadır. Mevcut durumdan rahatsız olsalar bile bu iletişim sorununu aşamayan pek çok insan, ilişkilerini problemli bir şekilde sürdürmekte ve hatta partnerlerin - [Doğum Travmasından Benlik Bütünlüğüne: Kişilik Tipleri](https://psikolektif.com/unipsikolektif/dogum-travmasindan-benlik-butunlugune-kisilik-tipleri/) - Otto Rank, psikanalizin kültürel alandaki gelişiminde öncü olarak bilinmekte; doğum travması, yaşam ve ölüm korkusu, bütünleştirici felsefesiyle üç farklı kişilik tipini ortaya koymaktadır. Bunlar: artist, nevrotik ve ortalama insan olarak bilinmektedir. Kişilik tiplerinin oluşumunda, bireyin istemi (bireyin varoluşunun özünde kendisi ve çevresiyle kurduğu etkin ilişki) önem kazanmaktadır; bunun temelinde ise bireyin değerler sistemini, inançlarını ebeveynlerin - [Pandemiyle Yaşamak ve Empatinin Önemi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/pandemiyle-yasamak-ve-empatinin-onemi/) - Alışma aşamasını çoktan geçtiğimiz ve artık git gide duyarsızlaşmaya başladığımız bir çıkmazın içindeyiz ve o çıkmazın da adı koronavirüs pandemisi. Koronavirüs salgını, dünyada ve ülkemizde binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmakla beraber birçok insanı psikolojik, ekonomik ve sosyal olarak olumsuz bir şekilde etkilemeyi sürdürmektedir. Artık salgının ilk günlerindeki gibi yabancı ve tanımadığımız insanlardan değil; kendi - [Şimdi Daha Fazlasını Bilme Zamanı!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/simdi-daha-fazlasini-bilme-zamani/) - İlk olarak Çin’in Wuhan kentinde görülen ve uluslararası bir yayılım göstererek pandemi haline gelen COVID-19 salgını tüm dünyayı derinden etkilemeye devam etmekte. COVID-19 pandemisi dünyanın dört bir yanında insanların fiziksel sağlığını tehdit etmekle kalmadı; panik bozukluk, anksiyete ve depresyon gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıkları da tetikledi (Qiu, Shen, Zhao, Wang, Xie ve Yu, 2020). Çin'de yürütülen - [Aşkın Kör Hali: Flört Şiddeti](https://psikolektif.com/unipsikolektif/askin-kor-hali-flort-siddeti/) - Aşk; bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Günümüzde insanlar küçük bir etkilenmeyi bile aşk olarak nitelendirir durumdadır. Flört etmek de bu etkilenmenin başlangıç evrelerindendir. Flörtün sosyal etkileşim içeren ve ilişkiye devam ya tanımına bakıldığında da sonlandırma niyetiyle eylemlerde bulunulan, daha sonra bir tarafın ya da iki tarafın isteğiyle - [Atasözleri ve Savunma Mekanizmalarımız](https://psikolektif.com/unipsikolektif/atasozleri-ve-savunma-mekanizmalarimiz/) - Atasözleri toplumların kendilerine özgü duyuş, düşünüş ve bakış açılarını yansıtan; içinden çıktıkları kültürleri iyi bir şekilde ortaya koyan ürünlerdir (Karaca, 2000). Atasözleri, insan ve hayatla ilgili her alanda söylenmiş olmaları, sahip oldukları anlam yoğunluğu veya yaptırdığı çağrışımları sayesinde insan bakış açısının temelinde yer alan kodların tespit edilmesinde başvurulacak kaynakların başında gelir. Savunma mekanizması kavramı ise - [Cinsel Mitler ve Yansımaları](https://psikolektif.com/unipsikolektif/cinsel-mitler-ve-yansimalari/) - Hiçbir bilimsel altyapısı olmayıp tamamen hayal gücünün bir ürünü olan ve kulaktan kulağa yayılarak geçmişten günümüze varlığını sürdüren kavramlara mit denir. Mitler genel olarak bakıldığında bir nevi hurafe anlamı taşımaktadır ve hiçbir gerçekliğe dayanmadan zaman içerisinde değişimlere uğrar ve yayılmaya devam eder. Cinsel mit kavramı ise bireylerin cinsel yaşama ve sağlığa dair doğru düşündükleri fakat - [Geçmişin Geleceğe Engeli Ruminasyon](https://psikolektif.com/unipsikolektif/gecmisin-gelecege-engeli-ruminasyon/) - Hiç gün içerisinde ve hatta haftalarca sürekli aynı şeyleri düşündüğünüzü fark ettiğiniz oldu mu? Özellikle pandeminin etkisiyle evde kalınan uzun zaman dilimlerinde çoğu insan kendini dinlediğini söylemektedir. Bu zaman diliminde kendiyle baş başa kalan çoğu insan için akla takılan fikirleri, geçmişte yaşadıkları onları üzen olayları sürekli düşünmek, onlara çözüm bulamamak ya da bulup da işleyişe - [Kendinize bir de bu pencereden bakın: Johari Penceresi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/kendinize-bir-de-bu-pencereden-bakin-johari-penceresi/) - İnsanların önce kendilerini daha sonra da başkalarını bütün yönleriyle anlayabilmesi mümkün müdür? Size kendiniz hakkında sorular sorulduğunda verdiğiniz cevaplar ile yakınlarınıza sorulduğunuzda sizinle ilgili verdikleri cevaplar aynı mı? Başkaları sizin hakkınızda bilmediğiniz neyi biliyor? Kişiliğimizi tam anlamıyla idrak edemeyebiliriz; ancak kişiliğimizin dış dünyaya yansıyan kısmı hakkında bilgi sahibi olabiliriz. İşte Johari Penceresi Modeli ilişkilerimizde iletişimimizi, - [Afet Sonrası Psikolojik İlk Yardımın Önemi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/afet-sonrasi-psikolojik-ilk-yardimin-onemi/) - Hepimizin bildiği gibi tehlikeli ve hayati durumlarda ilk yardımın önemi büyüktür ve ilk yardımın amacı kişilerin fiziksel iyilik halini sağlamak ve bu iyi halin devam ettiğinden emin olmaktır. Peki kaza, patlama veya herhangi bir doğal afet gibi kriz durumlarından sadece fiziksel olarak mı etkileniyoruz? Kriz durumları kişinin ruh sağlığını da olumsuz etkileyebilmektedir. Yaşanan doğal afetler, - [#BEDENOLUMLAMAHAREKETİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/bedenolumlamahareketi/) - Çoğu zaman bedeniniz hakkında kararları siz değil de başkaları veriyormuş gibi hissetiğiniz oldu mu? Özellikle alışveriş yaparken mankenleri görüyor veya televizyon izliyorken “ ya bende böyle durmazsa” dediğiniz veya yara izlerinizi, kıllarınızı, çatlaklarınızı yani diğer insanlar tarafından çekici kılınmayan, sevemediğiniz bölgelerinizi, ve hatta ten renginizi, saç renginizi kapatmaya özen gösterip ideal olana göre bir şeyler - [OEDİPUS’UN HİKAYESİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/oedipusun-hikayesi/) - Doğaya ve insana özgü hayal ürünü öyküler toplamı olan mitoloji, tıpkı bilim gibi insanın evreni ve dünyayı algılama, açıklama ve anlamlandırma çabasının bir ürünüdür (Gürel ve Muter, 2007, s.538). İnsan yaratıcılığının dışavurumu olan mitolojide yer alan semboller, anlatım kolaylığı sağlama özelliğiyle günümüz biliminde özellikle terminolojik bağlamda yoğun olarak kullanılmaktadır. Psikoloji bilim olarak tanınmadan önce de - [BU SABAHLIĞI ALAN MASAYI DA ALDI](https://psikolektif.com/unipsikolektif/bu-sabahligi-alan-masayi-da-aldi/) - Daha önce hiç sizi başka bir ürün daha almak zorunda bırakan bir alışveriş yaptınız mı? Cevabınız evet ise yalnız değilsiniz. Bu benzer yaşantıdan geçen kişi, Aydınlanma Çağı’nın ünlü filozoflarından Diderot. Maddi durumu iyi sayılmayacak düzeyde olan Diderot’ya dönemin Rus imparatoriçesi yüklü bir yardımda bulunur. Ardından Diderot kırmızı bir sabahlık edinir (bu sabahlığın ona hediye edildiği - [Renklerin Fark Yaratan Psikolojik Etkileri](https://psikolektif.com/unipsikolektif/renklerin-fark-yaratan-psikolojik-etkileri/) - Çevrenizde gördüğünüz renklerin aslında siz farkında olmadan düşencelerinizi ve duygularınızı etkilediğini biliyor muydunuz? Renklerin, tür, değer, doygunluklarına göre değişen sıcaklık, soğukluk, aktiflik, pasiflik, hafiflik, uyarıcılık, dinlendiricilik, sevinç ve üzüntü gibi pek çok psikolojik etkileri olduğu günümüzde de deneylerle kanıtlanmıştır. Çeşitli kültürler ve inanç sistemlerinde renklerin canlılar üzerindeki etkilerinden faydalanılmış, renklerle meditasyon teknikleri kullanılmış, bir enerji - [SCHADENFRAUDE: BAŞKASININ MUTSUZLUĞUNDAN MUTLU OLMAK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/schadenfraude-baskasinin-mutsuzlugundan-mutlu-olmak/) - Kışın karda önümüzde yürüyen birinin kayıp düşmesi, rakip takımdan birinin tökezlemesi, aşırı özgüvenli bir şekilde ortaya çıkan iş arkadaşımızın çuvallayıp konuşamaması, düşen kedi videoları… Hadi itiraf edelim! Hepimiz o an hissedilen o muhteşem hazzı az çok tanıyoruz. Zaman zaman talihsizliklere ve utanç verici anlara gülüyor, hatta bazen ayıp olmasın diye kahkahalarımızı susturmaya çalışıyoruz. Peki başkalarının - [SOSYAL HİZMET GÖZÜNDEN LGBT+ SIĞINMACI BİREY OLMAK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/sosyal-hizmet-gozunden-lgbt-siginmaci-birey-olmak/) - Suriye’de 2011 senesinde baş gösteren ve hâlihazırda devam eden iç savaş nedeniyle; ülke nüfusunun yarısından fazlası zulüm görme, temel insani haklara erişimin kısıtlanması, yaşam hakkına kast, ihtiyaç duyulan hizmetlere ulaşamama gibi insanlık dışı eylemleri gerekçe göstererek ülkesini terk etmek, yani göç etmek durumunda kalmıştır. Bu göçün şüphesiz en büyük bölümü sınır komşusu konumundaki Türkiye’ye gerçekleşmiştir. - [TRAJEDİ YARATMAYA KARARLI MIYIZ?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/trajedi-yaratmaya-kararli-miyiz/) - Çin’de meydana gelen bir olumsuzluğun sizin hayatınızı bu denli etkilemesinin haksızlık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ne yazık ki ve aynı zamanda ne şans ki dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen herhangi bir şeyden kolaylıkla etkilenme ihtimalimizin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bizler istediğimiz kadar bireysel ve birbirimizden kopuk bir yaşam tarzına doğru yol alalım, içinde bulunduğumuz hem doğal - [Narsisizm ve Nergis Çiçeği](https://psikolektif.com/unipsikolektif/narsizm-ve-nergis-cicegi/) - “Öncesi hiçlikti. Sonra, varlık peyda oldu. Canlandı bir zaman; günü geldi ayaklandı, insan oldu. Söylenmeye başladı. Kendini ve dünyasını anlamak için öyküler uydurdu, anlatmaya koyuldu. Masallar anlattı, mitler yarattı, destanlar söyledi. Şüphesiz inandı. Tutkulu ideolojilere kapıldı. Yazı yazdı, sayı saydı, kuram kurdu. Baktı, düşündü, felsefe yaptı. Varlığın ardındaki mutlak hiçliği, sözün gerisindeki derin sessizliği fark - [SENİ BEN ELLERİN OLSUN DİYE Mİ SEVDİM: ALDATMA](https://psikolektif.com/unipsikolektif/seni-ben-ellerin-olsun-diye-mi-sevdim-aldatma/) - Romantik ilişki denildiğinde aşk, sevgi, mutluluk gibi olumlu kelimeler akla gelse de olumsuzlukların içinde ilk sırayı genellikle sadakatsizlik ve onun beraberinde aldatma alır. Romantik ilişkiler gözlemlendiğinde genellikle bu ilişkiyi zora sokan ve hatta bitmesine sebep olan olayların başında da aldatma gelir. Fife, Weeks ve Gambescia’ a (2008) göre aldatma, partnerin onayı olmadan, birincil ilişki dışında - [Sosyal Tepki: Kadınlar ‘Hak’sız Mı?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/sosyal-tepki-kadinlar-haksiz-mi/) - Kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddet, ulusal ve uluslararası alanda, toplumlar arasında travmatik etkiler yaratması ile birlikte başlı başına bir halk sağlığı sorunudur. Son yıllarda özellikle artan, kadına yönelik şiddet, taciz ve istismar vakaları bu sorunun dünyada ve ülkemizde ne denli büyük ve tehlikeli olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu durum kadın hakları, kadın mücadelesi vb. - [YAŞLANMA KARŞITI, PEKİ AMA NEDEN?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/yaslanma-karsiti-peki-ama-neden/) - Yaşlılık üzerine hiç düşündünüz mü? Yoksa bu kavram sizi son derece korkutuyor mu? Halihazırda bir yaşlı mısınız yoksa bir yaşlı adayı ile mi görüşüyorum? Bunları neden mi soruyorum? Dünya Sağlık Örgütünün 2018 verilerine göre nüfusun yaşlanma hızı geçmiştekinden çok daha yüksek. Öngörülere göre 2015 ile 2050 yılları arasında 60 yaş üstü bireylerin oranı neredeyse iki - [VAHŞİ DOĞA TRAVMA İLE NASIL BAŞA ÇIKIYOR?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/vahsi-doga-travma-ile-nasil-basa-cikiyor/) - “Nerede olursak olalım, arkamızda koşan gölge kesinlikle dört ayaklıdır.” Vahşi doğadaki hayvanları, özellikle her an av olma korkusuyla, sürekli bir tehditin gölgesinde yaşayan hayvanları düşünün. Yaşadıkları bunca travmatik deneyimden etkilenmeden nasıl yaşamlarına devam ediyorlar? Peki biz insanlar neden travmalarımızla vahşi doğadaki kadar kolay başa çıkamıyoruz? Örneğin av olmaktan son anda kurtulmuş bir ceylanı hayal edelim. - [Ya Hep Ya Hiç Değil; Az ve Öz!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ya-hep-ya-hic-degil-az-ve-oz/) - Çağdaş kültürde satın almanın ve sahiplenmenin mutlulukla bağlantılı olduğuna inanılmaktadır ve bu düşünce tüketici toplumuna bağlılığı desteklemektedir. Bunun yanı sıra fazla tüketimin, yaşam tarzlarının ve materyalist değerlerin refahı için güvenli bir yol olmadığı da bildirilmektedir. Bu bağlamda fazla tüketim yerine daha çok içsel değerlere odaklanan minimalizm ortaya çıkmaktadır. Minimaliz, Fransızcadan gelmiş olan minimum kelimesinden türemiştir. - [TANRIM KÖTÜ KULLARINI SEN AFFETSEN BEN AFFETMEM](https://psikolektif.com/unipsikolektif/tanrim-kotu-kullarini-sen-affetsen-ben-affetmem/) - Hayatın olağan akışı içerisinde her birimizin başına bazı olumsuz yaşam deneyimleri gelebilmektedir. Yaşanılan bu deneyimler, başımızdan geçen sıradan öykülerden çok daha fazlasını içermektedir. Bu deneyimler belli yaşanmışlıklara, kokulara, seslere, duygulara ve hareketlere sahiptir; çoğu zaman bizleri üzebilir, kızdırabilir hatta küstürebilir. Bu tür deneyimler kimilerimiz için değişim ve dönüşüm aracı olurken kimilerimiz için acının kaynağı haline - [Öyle Bir Geçer Zaman Ki...](https://psikolektif.com/unipsikolektif/oyle-bir-gecer-zaman-ki/) - Zaman paha biçilmez bir kaynaktır. Belirli bir ritimle amansızca akar gider. Geçen zamanı geri döndüremeyiz. Hepimizin günde 24 saati, her haftada yedi günü vardır. Zamanı satın alamayız, biriktiremeyiz, ödünç alamayız, çalamayız, hiçbir şekilde değiştiremeyiz. Tek yapabileceğimiz sahip olduğumuz zamanı en iyi şekilde değerlendirmektir. Zaman demokratik bir şekilde paylaşılan bir kaynaktır (Scoot, 1999). Zaman bir kaynak - [Psikolojinin Mizahı Olur mu?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/psikolojinin-mizahi-olur-mu/) - Gün içerisinde defalarca nasılsın sorusuyla muhatap oluruz. Cevaplarımız ise genellikle iyiyim sözcüğünün çeşitli şekillerinden oluşur. Çoğu zaman sorunlarımızı anlatmak istemediğimiz veya anlatmanın gereksiz olacağını düşündüğümüz için bir baştan savma olarak nasılsın sorusunu iyiyim sözcüğüyle yanıtlarız. Peki nedir bu iyi olmak? Psikoloji literatüründe iyi olmayı anlatan birden fazla kavram vardır. Bunlardan biri öznel iyi oluştur. Öznel - [SİZİ HANGİ HAVALAR MAHVETTİ?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/sizi-hangi-havalar-mahvetti/) - Orhan Veli’yi istifa ettiren, tütüne alıştıran, şiir yazma hastalığını nüksettiren ve hatta onu aşık eden şeyin ne olduğunu pek çok kişi bilir: bu güzel havalar. Ünlü besteci Vivaldi ise mevsimlerin tesirini yazmamış ancak dinleyeni yer yer üşütecek ya da terletecek bir beste haline getirmiştir. Doğanın çeşitli hallerinden ilham alan sayısız ressam da düşünüldüğünde görünen o - [Peter Pan Sendromu: Bir Sorumsuzluk Hikayesi](https://psikolektif.com/unipsikolektif/peter-pan-sendromu-bir-sorumsuzluk-hikayesi/) - Yaşamın en önemli görevlerinden biri, bireyin çeşitli gelişim aşamalarından geçerek uygun bir kimlik kavramı geliştirmesidir. Özellikle kişiler arası ilişkilerde ve dışarıdan gözlemlenen davranışlarda görünür hale geldiğinde, “ben kimim?” sorusunun cevabı olarak gösterilebilecek kimlik kavramı için tutarlılık ve süreklilik önem taşımaktadır. Yaşamın bebeklikten yaşlılığa doğru birçok evresi vardır. Bu evrelerdeki geçişler çok keskin sınırlara sahip olmamakla - [SALVADOR DALİ, FREUD VE NERGİS METAMORFOZU](https://psikolektif.com/unipsikolektif/salvador-dali-freud-ve-nergis-metamorfozu/) - Bir yanda deli ve dahi sürrealist Salvador Dali bir yanda ise psikolojinin babası olarak tanınan Freud… Dünyanın en büyük ressamlarından biri sayılan Salvador Dalí, klasik sürrealistler gibi bilinçaltının dışavurumuyla ilgilendiği için Freud’un yazılarını ve kitaplarını dikkatle okuyordu. O zamanlar Freud, narsisizm teriminin bastırılmış cinsellikle bağlantılı bir kişilik bozukluğunun potansiyel bir nedeni olduğu fikrini ortaya atmıştı. - [REGLİN HABERCİSİ: PREMENSTRÜEL SENDROM](https://psikolektif.com/unipsikolektif/reglin-habercisi-premenstruel-sendrom/) - Regl, periyot, adet veya mentrüasyon; bir sağlık sorunu olmadığı müddetçe kadınların her ay yaşadığı normal ve doğal bir durumdur. Menstrüasyon öncesi anlamına gelen premenstrüel dönem, reglden önceki bir haftayı ifade etmektedir ki bu dönem kimi kadınlar için biraz daha zorlu geçmektedir. Çoğu kadının her ay bu bir haftalık dönemde neler deneyimlediğini öğrenmek isterseniz belki bu - [İnsan, Evladına Bunu Yapar Mı?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/insan-evladina-bunu-yapar-mi/) - Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, çocuk istismarı, sorumluluk ilişkisi bağlamında çocuğun sağlığına, hayatta kalmasına, gelişimine veya haysiyetine fiili/potansiyel zararla sonuçlanan her türlü fiziksel ve duygusal kötü muamele, cinsel istismar, ihmal ve ihmalkâr muamele demektir. İstismar türlerinden herhangi birine maruz kalan çocuklarda, olumsuz durum ortadan kalktıktan sonra bile yetişkinlik süreçlerinde de gözlemleyebilecekleri kalıcı hasarlar meydana gelmektedir. - [ERTELİYORUM, ÖYLEYSE YARIN!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/erteliyorum-oyleyse-yarin/) - İnsanlar olarak, günlük yaşamdaki işlerimizi, belirli bir sıra ve düzen doğrultusunda gerçekleştiririz. Bazı günlerin gecelerinde, yatağımıza uzanıp kendimize “Bugün ne yaptım?” sorusunu sorduğumuzda, o günün içerisine ne kadar çok şey sığdırmış olduğumuzu fark ederiz. Böyle günlerde tüm sorumluluklarımızı yerine getirecek gücü kendimizde buluruz, yapılması gereken iş ile eylemlere kolayca başlar ve bitiririz. Ancak insan olmamızın, - [Müzik Ruhun Gıdası Mıdır?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/muzik-ruhun-gidasi-midir/) - Bu yazıyı okumadan önce en son ne zaman müzik dinlediniz? Arabadayken, yemek yerken, alışverişteyken, bir yerde öylece otururken, günlük işleri yaparken veya uyumadan önce hayatınızın çoğu kısmında müzik aslında hep sizinledir. Müzik zihni boşaltan, harekete geçiren, anı güzelleştiren, duyguları yoğunlaştıran ve farklı dünyalara gitmeyi sağlayan, hayatın tümünü kaplayabilecek derecede önemli bir araçtır. Müzik bizde güzel - [İNTERSEKSLER VARDIR](https://psikolektif.com/unipsikolektif/interseksler-vardir/) - Bir çocuğun ilk ultrason görüntüsünü izlerken veya doğumundan sonra çoğunlukla otomatik olarak ilk şu soru aklımıza gelir ‘’kız mı, erkek mi?’’. Bu soru çok doğal görünmekle beraber içinde barındırdığı mesaj hakkında hiç düşündünüz mü? Tıpkı nefes alma veya göz kırpma yeteneğimizi sorguladığımız gibi, insanları iki kategoriye ayırma alışkanlığını da nadiren sorgularız. Bu durumun biyolojik ve - [ANTROPOLOJİK BAKIŞ AÇISI İLE EVLİLİK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/antropolojik-bakis-acisi-ile-evlilik/) - Nişan, kına gecesi, davetiyeler, gelin arabası, düğün salonu, düğün pastası, ev eşyaları, bir yastıkta kocamak… Evlilik deyince aklımıza belki bunlar belki de bunlardan çok daha fazlası gelir. Ancak evlilikler hep bu şekilde miydi? Peki evlilik insan doğasının bir gereği olarak mı doğdu yoksa tarihsel ve toplumsal koşulların dayatmasıyla mı ortaya çıktı? Evliliğin işlevleri neler? Başlık parası - [Plutchik'in Duygu Çarkıfeleği](https://psikolektif.com/unipsikolektif/plutchikin-duygu-carkifelegi/) - Hepimiz duygularımızla dünyaya geliriz ve duygular hakkında birçok şey söyler, gün içerisinde onları hayatımıza dahil ederiz. Dahil ederken duygularımızın tam olarak ne ifade ettiğini anlayamadığımız zamanlarda ise iyiyim veya kötüyüm dediğimiz bile oluyordur. Bu bağlamda duygu teriminin ne ifade ettiğini inceleyecek olursak Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre, duygu terimi "belirli nesne, olay veya bireylerin insanın - [ÖZGÜRLÜĞÜN KAÇINILMAZ ZAHMETİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/ozgurlugun-kacinilmaz-zahmeti/) - "İnsanlar hakikaten de özgürlük, eşitlik ve kardeşlik istiyor mu, yoksa bunlar gelişigüzel tabirler mi?" Krzysztof Kieślowski Özgürlük; üzerine marşlar, şarkılar yazılan; destanlara konu olan, uğruna göz kırpmadan can alınıp verilen bir olgu olarak karşımıza çıkar. Özgür olmak adına gerek tarihte gerek günümüzde pek çok mücadele verildiği aşikâr. Öte yandan bireysel özgürlüğe kavuşmak ve onu muhafaza - [TEPKİMİZİN BÜYÜKLÜĞÜ ATTIĞIMIZ TWEET SAYISINA DENK!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/tepkimizin-buyuklugu-attigimiz-tweet-sayisina-denk/) - Türkiye gibi duygusal güdüleriyle hareket edenlerin çoğunluğu oluşturduğu toplumlarda, adaleti arama/sağlama yöntemleri ve bir olay/durum karşısında tepki gösterme biçimleri de gün geçtikçe duygusallaşabilmektedir. Bazılarımız tepkilerimizi hukuki yollarla koyar, adaleti dokunulmaz, yargı sistemini ve yargı sisteminin içerisindekileri yüce görürken; bazılarımız ise bazı olumsuzluklar konusunda toplumsal görünürlülük ile daha hızlı sonuç alınabileceğini düşünmekte ve kitlesel desteğe ihtiyaç - [Yaşamın bir parçası: Kriz](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9125/) - Dünya gün geçtikte değişmekte ve bu değişim son yıllarda ortaya çıkan gelişmelere paralel olarak çeşitlenmektedir. Dinamik seyreden yaşam içerisinde krizler ve sorunlar kaçınılmaz olmaktadır. Kriz, bireysel ve toplumsal anlamda hayatı sekteye uğratan bir etkiye sahip olduğundan kriz dönemleri sağlıklı yönetilmelidir. Bir kişi, örgüt ya da toplumda görülen zor bir zamanı, bir buhran dönemini ifade eden - [KAOTİK VAROLUŞUN FÜTURSUZCA RESMEDİLİŞİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9239/) - Dünyaca ünlü Meksikalı sürrealist ressam Frida Kahlo, acılarla dolu 47 yıllık hayatının yarısından çoğunda yatağa ve korselere bağlı kaldı. Doğum öncesinden başlayan anomaliler sebebiyle spina bifidalı bir bebek olarak dünyaya gelen Frida, yetişkinliğine dek süren çeşitli problemlere rağmen uğruna savaştıklarından vazgeçmedi (Yerdelen, 2015). Sanat gibi, devrim gibi, aşk gibi… 47.365 güne 55’i oto portre olmak - [AİLE İÇİ ŞİDDET FAİLLERİNE YÖNELİK MÜDAHALELER](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9424/) - Hukukta, bireyin işlediği suç karşısında çeşitli yaptırımlarla karşı karşıya kalması olarak tanımlanan ceza, toplumsal yaşamın ve hukukun düzeni, devamlılığı için vazgeçilmez bir olgudur. Geçmişten bugüne cezanın amaçları doğrultusunda birçok görüş/teori ortaya atılmıştır. Kimi teoriye göre ceza başlı başına amaçken, kusur ancak cezayla telafi edilebiliyorken kimine göre adaletin sağlanması için gereklidir. Bazısına göre ceza bir nevi - [Küfrederken Bunları Düşündünüz mü?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/kufrederken-bunlari-dusundunuz-mu/) - Türk Dil Kurumunun çevrimiçi sözlüğüne bakıldığında ‘‘küfretmek’’ tabirinin karşısında ‘‘sövmek’’ kelimesi görülür ve ‘‘sövmek’’ tabirinin anlamına bakıldığında ise ‘‘onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek’’ tanımı ile karşılaşılır. Cambridge sözlüğünde ‘‘swearing’’ kelimesi aratıldığında da ‘‘özellikle öfkeliyken kullanılan kaba ve saldırgan dil’’ tanımı görülür. Küfretmek; biyolojik, psikolojik ve sosyal girdi ve çıktıları olan çok yönlü - [Siz Hangi Tarafın Fanatiğisiniz?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/siz-hangi-tarafin-fanatigisiniz/) - Fanatizm, taassup veya bağnazlık; dönem dönem hayatımızın çeşitli alanlarında kendini gösteren, yıkıcı sonuçlara sebep olabilen, bireysel ve toplumsal temellere sahip bir olgudur. Bir felsefi, siyasal, ideolojik görüşe veya bilimsel iddiaya karşı sorgu ve eleştirisiz tam teslimiyet; bir görüş veya tavrın şiddete bile başvuracak ölçüde savunuculuğunu yapmak anlamına gelen fanatizm olgusunda ateşli bir taraftarlık ve körü - [RUHİ TECRÜBE: MİSTİSİZM](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9633/) - Mistisizm, “gizemcilik veya bir konuda en üst derecede bulunabilme tutkusu” olarak tanımlanmaktadır. Mistisizm (İng. mysticism; Fr. mysticisme) Grekçe “sır” anlamına gelen musterion kelimesinden türetilmiştir. Zaman ve tarih içinde gelişenden ezelî ve zamansız olana geçiş tecrübesini ifade eden mistisizmin anlamı daha sonra genişlemiş, bu terim Grek ve Doğu felsefelerinin Yeni Eflâtunculuk adı altında uzlaştırılması çabasının ardından değişikliğe uğrayarak “bütün - [ÇOCUK ADINA DEĞİL, ÇOCUKLA BİRLİKTE](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9566/) - Hümanistik yaklaşıma göre bireyin, hayatı üzerinde kişisel sorumluluğu vardır. İnsan davranışlarının sorumlusudur ve yaşamına, kendi düşünce ve davranışlarıyla yön verebilir. Birey için neyin iyi neyin kötü olduğunu ancak yine kendisi bilebilir. O, edilgen değil etken varlıktır. Organizmik değerlendirme sürecinde bulunan kişi, kendini her durum ve koşulda değerlendirebilecek, olumsuz yaşantı ve seçimlerden kaçınabilecek kapasiteye sahiptir. Rogers’a - [EYVAH, ÇİFT ÇİZGİ!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9872/) - Ergenlik, menopoz gibi bir “gelişimsel dönem stresi” olan gebelik süreci; kadın yaşamını fiziksel, biyolojik, sosyolojik, ekonomik vb. birçok alanda etkilemektedir. Gebelik sürecinin bilinmeyen ve öngörülemeyen olarak algılanması, doğum korkusunun ortaya çıkmasına yol açmaktadır (Bolsoy, Çelik ve Şimşek, 2019). Gebelik stresi kadın yaşamının doğal akışı içerisinde yerini alır (Baltaş ve Baltaş, 2014; Akt. Külçür, 2016). Stresin - [‘’KONTROL EDEMİYORUM!’’ - Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/kontrol-edemiyorum-psikolektiften-sayi-1/) - Duygusal Acıyla Başa Çıkmak: Mücadele Düğmesi ve Yaratıcı Umutsuzluk Çevremizi şöyle dikkatli bir şekilde gözlemlediğimizde insanların çoğu mutlu görünmektedir. Bu gayet normaldir çünkü toplumumuz iyi hissetme toplumudur ve bize mutlu yüzümüzü takınmayı öğretir. Yaşamda en başarılı ve zengin insanların dahi olumlu yaşanmışlıklarının yanında çok mutsuz deneyimleri de bulunmaktadır. Doğrusu insan duyguları her an değişebilmektedir. Her "Tüm insanlar hayatlarının belli dönemlerinde duygusal acılar yaşadılar ve yaşamaya devam edecekler. Kabul ve Kararlılık Terapisi yaklaşımında bu tip stratejiler yaşantısal kaçınma olarak adlandırılır." - [COVID-19 PANDEMİSİNİN ÇALIŞAN ÇOCUKLARA ETKİSİ - Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/covid-19-pandemisinin-calisan-cocuklara-etkisi-psikolektiften-sayi-1/) - COVID-19 ve Çocuk İşçiliği: Küresel Salgının Kırılgan Gruplar Üzerindeki Etkileri COVID-19 küresel bir salgın olarak hayatımızı 13 Mart 2020’den bu yana her alanda etkilemeye devam etmektedir. Bu süreçte yaşanılan ekonomik gerileme ve bunun piyasalara olan etkisinin devam edeceği daralan piyasa hacmiyle görülmektedir. Dünya üzerinde yaklaşık 4 milyar insan hiçbir sosyal korunmaya sahip olmadan yaşamlarını sürdürmektedirler. "COVID-19 küresel bir salgın olarak hayatımızı 13 Mart 2020’den bu yana her alanda etkilemeye devam etmektedir. Özellikle de bu süreçte göz ardı edilen salgının asıl mağdurları olan kırılgan grupların üzerindeki etkisinin ağır olacağı aşikârdır." - [EBEVEYNLERİN KORKULU RÜYASI: 2 YAŞ SENDROMU - Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/ebeveynlerin-korkulu-ruyasi-2-yas-sendromu-psikolektiften-sayi-1/) - "Terrible Two": İki Yaş Sendromu ve Ebeveynlere Rehberlik Bebeklikten çocukluğa geçişi ifade eden iki yaş sendromu ‘’terrible two (korkunç iki)’’ olarak da adlandırılır. Bu geçiş dönemi ebeveynleri oldukça zorlayan bir süreçtir. 2 Yaş Sendromu Nedir? Belirtileri ve Sebepleri 2 yaş sendromu olarak bilinen dönem, ortalama 1 buçuk ile 3 buçuk yaş arasında görülen bir "Çocuklarda 2 yaş sendromu olarak bilinen dönem, ortalama 1 buçuk ile 3 buçuk yaş arasında görülen bir gelişim aşamasıdır. Unutmayın ki iki yaş sendromu, çocuğunuzun sağlıklı gelişiminin bir göstergesi olup geçici bir dönemdir." - [GÖBEKLİTEPE’den LACAN’a ARZUNUN TAŞA YANSIMASI - Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/gobeklitepeden-lacana-arzunun-tasa-yansimasi-psikolektiften-sayi-1/) - Göbeklitepe: İnsanlığın Anlam Arayışının ve Yerleşik Yaşama Geçişinin Yeniden Yazılan Hikayesi “Bereketli Hilal” yani Mezopotamya havzasında, Şanlıurfa’nın yaklaşık 20 km kuzeydoğusunda, denizden 834 metre yükseklikte, Şanlıurfa’dan bakınca görülebilecek bir yer üzerinde ve kendi içinde geniş görüş mesafesi barındıran bir bölge: Göbeklitepe. Göbeklitepe’nin keşfi ile birlikte insanlığın yerleşik yaşama geçişinin yanı sıra ihtiyaçlar piramidi hiyerarşisine dair "Göbeklitepe’nin keşfi ile birlikte insanlığın yerleşik yaşama geçişinin yanı sıra ihtiyaçlar piramidi hiyerarşisine dair de bildiğimiz bütün doğrular yeniden sorgulanmaya başlandı. İnsanın binlerce yıldır değişmeyen bazı dertleri vardı, Göbeklitepe’den Lacan’a uzanan o yol ve bilinmezlikteki anlamı keşfetme ihtiyacı on iki bin yıl kadar eskiydi." - [Kapitalizmin Yeni Kölesi: Mindfulness - Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/kapitalizmin-yeni-kolesi-mindfulness-psikolektiften-sayi-1/) - Kapitalist Bir Meta Olarak Mindfulness: "McMindfulness" Tartışması Mindfulness, kişinin deneyimlerinin devam eden akışında bir tür şimdi-merkezli ya da anda-olma odaklı, yargılayıcı olmayan farkındalığının geliştirilmesini içeren Budizm temelli meditatif bir disiplindir. Bilinçli farkındalık olarak adlandırılan Mindfulness, 1960'larda karşı-kültürel bir fenomen olarak bir miktar popülerlik kazanmış olsa da son yıllarda hem popüler kültür hem de ana akım "Mindfulness, kişinin deneyimlerinin devam eden akışında bir tür şimdi-merkezli ya da anda-olma odaklı, yargılayıcı olmayan farkındalığının geliştirilmesini içeren Budizm temelli meditatif bir disiplindir. Neoliberal kurumsal düzen, maskeli sömürü yöntemleriyle yarattığı stresi yönetme yükünü çalışanın omuzlarına yükleyerek ve hatta koşullara uyum sağlaması için mindfulness uygulamalarını pazarlayarak yıkıcılığını güçlendirmeye devam etmektedir." - [Psikolektif'ten - Sayı - 1](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-1/) - Ünipsikolektif, Serbest Kürsü, Psikokuram, Psikososyal ve Psikolektif Çocuk ekiplerimizi tek bir çatı altında buluşturduğumuz yepyeni bültenimiz Psikolektif'ten ilk sayısıyla sizlerle! Kabul ve kararlılık terapisinden Lacan'a, çalışan çocuklardan 2 yaş sendromuna ve en sonunda mcmindfulness kavramıyla incelemelerimiz sizi beklemektedir. - [PİRUS ZAFERİ DEĞİL KENDİ ZAFERİMİZ - Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/pirus-zaferi-degil-kendi-zaferimiz-psikolektiften-sayi-2/) - Pirus Zaferi ve Bilinçli Farkındalık: Mutluluğa Giden Yolda Bir Rehber Pirus Zaferi, yıkıcı büyüklükteki kayıplar pahasına kazanılan bir zafer olarak tanımlanır; kazanılan zaferin kayıplardan sonra anlamsız hale gelmesini ifade eder. MÖ 280 ve MÖ 279 yıllarında Grek kolonisi Kralı Pirus, Roma'ya saldırır ve ne pahasına olursa olsun savaşı kazanmak için her şeyini feda eder. Sonunda "Pirus Zaferi, yıkıcı büyüklükteki kayıplar pahasına kazanılan bir zafer olarak tanımlanır; kazanılan zaferin kayıplardan sonra anlamsız hale gelmesini ifade eder. Bilinçli farkındalık ile bize haz veren nesnelerin bilgisini birleştirdiğimizde sonunda bizi mutlu edecek olan durumu fark edebilecek ve bu yönde davranışlarda bulunabileceğiz." - [Ölümsüzlüğe Ulaşmanın Sancıları - Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/olumsuzluge-ulasmanin-sancilari-psikolektiften-sayi-2/) - Ölüm ve Anlam Arayışı: Dehşet Yönetim Kuramı Üzerine Bir Bakış “Ölüm, çelişkili bir şekilde hayata anlam katar; hayatlarımıza sahip çıkmamız ve ondan ne yapmak istiyorsak bu yönde işe koyulmamız için mütemadiyen başımızın üzerinde duran bir davettir ölüm.” (İçöz, 2020, sf. 53). Ölüm kavramını anlatmadan önce böyle bir alıntı ile giriş yapmak istedim çünkü alıntı yaptığım "Ölüm, bizlerin günlük yaşamda göz ardı ettiği ve üzerine çok düşünmediği bir kavram olabilir. Dehşet yönetim kuramına göre bu şekillendirme insanın ölümsüzlüğünü sürdürecek sembolik bir amaç ya da araç bulmasıdır." - [Cinsiyetlendirilmiş Mahremiyet - Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/cinsiyetlendirilmis-mahremiyet-psikolektiften-sayi-2/) - Kadın Sanatçıların Sahne Kostümleri Üzerinden Mahremiyet ve Teşhircilik Tartışmaları Son yıllarda neredeyse her gün kadınların herhangi bir konuda suçlandığı haberlerle karşı karşıya kalmamız, eminim birçoğumuzun dikkatini çekmiştir. Bu konuda yeni tartışma alanlarından biri de kadın sanatçıların sahne kostümleri. Bu konu herkesi ikiye bölüyor; bir kısım kadınların nasıl giyineceğine özgürce karar vermesi gerektiğini savunurken, bir "Mahremiyet kavramının birçok insan için aynı anlama gelmemesi ve özel yaşam sınırları içerisinde kalan konuların zaman içerisinde, kişiden kişiye ve kültürden kültüre değişiklik göstermesi, kavramın tanımlanmasını ve sınırlarının belirlenmesini güçleştirmektedir. Tarihsel süreç içerisinde toplumların çoğunda kadın bedeni, erkeğin bakışına hitap etmekle yükümlü cinsel bir nesne olarak tasavvur edilmiştir." - [Aile Köklerine Yapılan Yolculuk: Aile Dizimi Terapisi - Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/aile-koklerine-yapilan-yolculuk-aile-dizimi-terapisi-psikolektiften-sayi-2/) - Aile Dizimi: Nesiller Arası Bağların ve Duygusal Mirasın Keşfi Sevgisini dile getiremeyen, yüzünde en ufak bir tebessüm göremediğiniz babanız; pasif kalarak her şeye boyun eğmiş ya da sizi sürekli eleştirerek hep göz önünde olmanızı isteyen anneniz; fiziksel şiddete maruz bırakılmış anneanneniz, çok zengin olmasına rağmen parasını harcayamayan dayınız, kızdığınız, kırıldığınız ya da reddettiğiniz aile bireyleriniz. "İşte bu noktadan yola çıkan dünyaca ünlü psikoterapist Bert Hellinger, 'Aile dizimi' adlı bir psikoterapi yöntemi geliştirdi. Aile dizimi, soy ağacınızdaki ağır yaşanmışlıkların farkına varmanızı, kendinizi o insanların yerine koyarak davranışlarının altında yatan nedeni ve neler hissettiklerini daha iyi görmenizi sağlar." - [Trend Yatırım: Kişisel Gelişim - Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/trend-yatirim-kisisel-gelisim-psikolektiften-sayi-2/) - Kişisel Gelişim: Kendini Keşfetme Yolculuğu mu, Endüstriyel Bir Yanılsama mı? Bugün bir kitapçıya girdiğinizi düşünün. Raflarda sıralanmış bir sürü kitap göreceksiniz. Her rafın üstünde kitapların içeriği hakkında ufak bir etiket karşılayacak sizi. Parlak ve renkli kapakları, iddialı sloganları ve önündeki kalabalığı ile kişisel gelişim kitaplarının olduğu kısmı ayırt etmeniz hiç de zor olmayacak. Peki, bu "Kişisel gelişim süreci kişilerin bireysel hedeflerini gerçekleştirmek için kendini daha yeterli hale getirmesi olarak tanımlanabilir. Bireyi sürekli değişime zorlayan kişisel gelişim algısı bireyin yaşam koşulları ve gerçekleri ile bağdaşmadığı durumlarda ortaya kişinin omzuna yük edilen bir tablo çıkmaktadır." - [Psikolektif'ten - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-2/) - Psikolektif'ten ekibimiz her ay yeni içeriklerle ve bambaşka konularla okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. İkinci sayımızda çok konuşulan popüler konularla hiç konuşulmayan karanlık yanlarımızı ele aldık. Keyifli okumalar dileriz. - [“HANGİ GÜNAHIN BEDELİ BU?” - Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/hangi-gunahin-bedeli-bu-psikolektiften-sayi-3/) - "Hayat" olarak adlandırdığımız bu süreç, inişleri ve çıkışlarıyla dolu karmaşık bir labirent gibidir. Bu labirentin farklı koridorlarından geçen insan soyunun ortak özelliği ise sahip olduğu duygu çeşitliliğidir. Evet, doğru okudunuz; süreçlerimiz uzun veya kısa olabilir, yaş durumumuz farklılık gösterebilir, cinsiyetlerimiz değişebilir ancak sevinç, hüzün, pişmanlık, kıskançlık gibi duygular hep yanı başımızdadır. Latince "movere" (hareket etme) Hayatın karmaşık labirentinde inişler ve çıkışlarla dolu bir varoluş sürerken, öfke gibi doğal bir duygu, yanlış yönetildiğinde bizi yalnızlaştırıp çevremizdeki insanları yaralayabilir. Aristoteles'in de belirttiği gibi, doğru zamanda, doğru kişiye ve doğru biçimde öfkelenmek, bu evrensel hissin yıkıcı sonuçlara yol açmasını engelleyen zorlu ama hayati bir yönetim becerisidir. - [SOSYAL TUTKAL OLARAK AĞRI: ORTAK ACILAR İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRIR MI? - Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/sosyal-tutkal-olarak-agri-ortak-acilar-is-birligini-artirir-mi-psikolektiften-sayi-3/) - Ortak acılar, geçmişten günümüze kadar mikro ve makro olarak gruplar arasında varlığını göstermiştir. Bu ortak acılar ekonomik krizler, hastalıklar ve felaketler gibi durumlarda daha belirgin şekilde kendini gösterirken, gruplar arası empati oluşturma ihtimalini de güçlendirmiştir. Hatta birçoğumuz ortak acının direkt muhatabı olmasak bile dolaylı olarak acıyı hissedebildiğimizi göstermeye çalışmışızdır. Peki paylaşılan bu acılar bizi birbirimize New South Wales Üniversitesi'nden Brock Bastian ve ekibinin araştırması, ortak acının grup oluşumu ve iş birliği için önemli bir tetikleyici olabileceğini gösteriyor. Ancak Qi ve arkadaşlarının sonraki incelemeleri, bu etkinin özellikle paylaşılan acıların tek seferlik görevlerde geçerli olduğunu ve devamlılık arz eden durumlarda farklı sonuçlar doğurabileceğini ortaya koyuyor. - [Çocuk Yanlarımız İle İletişim Kurmak - Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/cocuk-yanlarimiz-ile-iletisim-kurmak-psikolektiften-sayi-3/) - Yunan mitolojisinde anlatılan bir hikâyeye göre, bir gün tanrılar insanların mutluluğu aramasını istedikleri ve böylece mutluluğun çok değerli olması için onu saklamaya karar vermişler. Tanrılardan biri "Göklerin en uzağına saklayalım" demiş. Bir diğeri "Denizin en dibine saklayalım" diyerek fikrini belirtmiş. Başka bir tanrı "Ormanın en kuytusuna saklayalım" demiş kendinden emin bir şekilde. Fakat en sonunda Yunan mitolojisindeki hikaye, mutluluğun dışarıda değil, insanların içinde saklandığını öne sürerken, metin bu durumu günümüz insanının sorunlarından kaçarak mutluluğu dışarıda arama eğilimiyle ilişkilendiriyor. Aslında bireylerin içlerindeki incinmiş çocukla yüzleşerek ve ihtiyaçlarını dinleyerek gerçek mutluluğu kendi içlerinde bulabilecekleri vurgulanıyor. - [GÖZ ARDI EDİLEN BİR ALAN: REHABİLİTASYON PSİKOLOJİK DANIŞMANLIĞI - Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/goz-ardi-edilen-bir-alan-rehabilitasyon-psikolojik-danismanligi-psikolektiften-sayi-3/) - Psikolojik danışmanlığın alt uzmanlık dallarından biri olan rehabilitasyon psikolojik danışmanlığı; yetersizliği bulunan bireylere psikososyal destek ve hizmet sunmakta (Chan ve ark, 2015; Akt. Kaya ve Sarı, 2018); güçlü yanlarını ve sınırlılıklarını belirleyerek bireyi her yönden anlamaya, desteklemeye çalışmakta; toplumsal uyumunu ve bağımsız yaşam becerilerini artırmaya çabalamaktadır (Duru ve ark, 2020). Fakat yapılan birçok çalışmada (Batık, Rehabilitasyon psikolojik danışmanlığı, yetersizliği bulunan bireylere kapsamlı destek sunarken, yapılan çalışmalar psikolojik danışmanların bu alanda kendilerini yetersiz gördüklerini ve geri planda kaldıklarını göstermektedir. Bu durum, psikolojik danışmanların eğitim kurumlarındaki geniş sorumlulukları ve yetersizliği olan bireylerin karmaşık ihtiyaçları göz önüne alındığında, rehabilitasyon psikolojik danışmanlığının önemini ve geliştirilmesi gereken bir alan olduğunu vurgulamaktadır. - [RÜYALARIN GERÇEKLİĞİ - Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/ruyalarin-gercekligi-psikolektiften-sayi-3/) - Tarih boyunca birçok düşünür, ruh sağlığı uzmanı, bilim insanı rüya için farklı tabirler kullanmıştır. Söz gelimi Güven ve Belbağı (2006) rüyayı, hakikat alemine açılan pencerelerden, olmuş ve olacak hadiselerin aynen veya bir kısım sembollerle ifade edilmesinden ibarettir der. İmamoğlu (2004) ise rüya olayında çok yönlü ve yerine göre karmaşık görüntüler, bu görüntülerin farklı tasvirlerinin film Rüyanın gerçekliği üzerine yapılan bu tartışma, rüyaların bilinmezliğine ve öznel algımızın gerçekliği nasıl şekillendirdiğine odaklanıyor. Metin, mutluluk arayışımızın ve algılarımızın, rüya ile gerçek arasındaki ayrımı nasıl bulanıklaştırabildiğini sorgulayarak, beynimizin bize oynadığı oyunlara dikkat çekiyor. - [Psikolektif'ten - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-3/) - Psikolektif'ten ekibimiz her ay yeni içeriklerle ve bambaşka konularla okurlarıyla buluşmaya devam ediyor. Üçüncü sayımızda öfkeden rehabilitasyon psikolojik danışmanlığına birbirinden farklı birçok konuyu ele aldık. Keyifli okumalar dileriz. - [Çift Dilli Çocukların Bilişsel Avantajları - Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/cift-dilli-cocuklarin-bilissel-avantajlari-psikolektiften-sayi-4/) - Dil öğrenmek büyümenin en karmaşık ve gizemli becerilerinden birisidir. Doğumdan itibaren birkaç yıl içinde çocuklar en az bir dilde ustalaşır, duygu ve isteklerini o dilde ifade etmeye başlarlar ve biz bunu doğal karşılarız. Bazı çocukların tek dilde uzmanlaştığı sürede başka bazı çocuklar iki dili öğrenir; bu dilleri farklı kültürel ve sosyal ortamlarda, uygun bir şekilde İki dillilik, çocukların dil gelişiminde tek dilli akranlarından farklı süreçler izlese de, yeni kelimeleri hızla öğrenme ve analitik düşünme gibi önemli bilişsel avantajlar sunar. Özellikle 3-5 yaş arası gibi erken dönemde başlanan ikinci dil eğitimi, çocukların o dili anadili gibi edinmelerini sağlayarak yaşam boyu sürecek yetkinlikler kazandırır. - [‘‘AĞLAR AĞLAR UYUR’’ - Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/aglar-aglar-uyur-psikolektiften-sayi-4/) - Uyku eğitiminin temelleri 20. yüzyılda geliştirilen Davranışçı Psikolojiye dayanmaktadır. Davranışçılığın mekanik paradigması çocuk yetiştirmeye uygulanmış ve anne sevgisinin tehlikeleri hakkında çok fazla uyarılarda bulunulmuştur. O zamandan kalma bir hükümet broşüründe altı aylıktan büyük bir bebeğe "Beşikte sessizce oturması öğretilmelidir, aksi takdirde anne tarafından sürekli izlenip eğlendirilmesi gerekebilir, bu ciddi bir zaman kaybıdır." yer almaktadır (Blum, Davranışçı temellere dayanan uyku eğitimleri, bebeklerin fizyolojik ihtiyaçlarının ötesinde dokunma, şefkat ve sürekli karşılanan güven duygusuna olan temel ihtiyacını göz ardı ederek, uzun vadede beyin gelişimini, stres reaktivitesini ve öz denetim becerilerini olumsuz etkileyebilir. Bebeklerin kendine özgü uyku döngüleri, henüz oturmamış sirkadyen ritimleri ve sık acıkma ihtiyaçları göz önüne alındığında, sağlıklı gelişimleri için ebeveyn desteği ve esnek bir yaklaşım kritik önem taşır. - [NEDİR BU ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU? - Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/nedir-bu-artikulasyon-bozuklugu-psikolektiften-sayi-4/) - İnsanlar arasındaki etkileşimin temelini iletişim oluşturur. Dil bu eylemin sağlanmasında en önemli araçlardan biridir. Konuşma ise bir eylemdir. Çocuklar ilk konuşmaya başladıkları anda çevresinde konuşan kişileri rol model alır ve onlar gibi fizyolojik olarak hazır olmadıklarından yetişkin konuşmalarını basitleştirerek konuşmaya başlarlar. Örneğin “kapı” yerine “tapı”, “simit” yerine “dimit” ya da önleştirme yaparak “k” sesi yerine Artikülasyon bozukluğu, çocukların belirli konuşma seslerini doğru üretememesi olup, yapısal sorunlar veya yanlış öğrenme alışkanlıklarından kaynaklanabilir ve 4 yaşından sonra devam etmesi durumunda akademik ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Erken teşhis ve dil ve konuşma terapisi desteğiyle birlikte, ailelerin doğru model olması ve sabırlı bir yaklaşım sergilemesi, çocuğun benlik algısını koruyarak bu sorunun aşılmasında kritik rol oynar. - [BU HAYATTA BEN DE VARIM! - Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/bu-hayatta-ben-de-varim-psikolektiften-sayi-4/) - “Bütün başlangıçlar zordur” diyor; Max Horkheimer. Merkezden uzak bir taşrada yaşama başlamak gibi. Taşrada yaşamak “insanları mahdut, seması mahdut” sessiz, kıpırtısız bir dünyada yaşamaktır. Gözlerinizi sorumluluk ile açar zorluklar ile yolunuza devam edersiniz. Zorluklar sizi güçlü olmaya mecbur bırakır ve kimse size bu kadar güçlü olmaya hazır olup olmadığınızı sormamıştır. Hayat sizi güçlü olmaya mecbur Taşrada büyüyen çocuklar, hayatın erken yaşta yüklediği sorumluluklar ve geleneksel kalıp yargılar nedeniyle hayal kurmaya dahi çekinirken, iyi bir eğitim ve okulun sunduğu özgür ortam sayesinde kendi benliklerini keşfetme ve varoluş mücadelesi verme azmi geliştirirler. Bu süreçte, annelerin eğitim yoluyla çocuklarına aktardığı destek ve kendi yaşanmışlıklarından gelen hayaller, taşranın sessizliğini aşarak yeni nesillerin umudu olur. - [POLYVAGAL TEORİ NEDİR? - Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/polyvagal-teori-nedir-psikolektiften-sayi-4/) - Dünyadaki varlığımızı sürdürürken, yalnız olmayı bilinçli bir şekilde tercih ettiğimiz zamanlar olsa da temelde başkalarına bağlı hissetmek, ilişki kurmak ve desteklenmek isteriz. İlk nefesimizle birlikte bedenimizde, çevremizde ve başkalarıyla ilişkilerimizde kendimizi güvende hissetme arayışına gireriz. Otonom sinir sistemimiz ise bu süreçte sürekli tetikte olan ve "Bu güvenli mi?" sorusunu soran kişisel gözetim sistemimizdir. Amacı, güvenliği Polyvagal Teori, otonom sinir sistemimizin güvenliği algılama ve risklere tepki verme hiyerarşisini açıklayarak, sosyal etkileşimlerin sinir sistemi üzerindeki derin etkisini ortaya koyar. Bu anlayış, travma sonrası iyileşme ve dayanıklı bir sinir sistemi geliştirme süreçlerinde güvenli bağlantıların kritik rolünü vurgulayarak, bireylerin ve toplulukların daha güvenli ve bağlı bir dünya inşa etme potansiyeline ışık tutar. - [Psikolektif'ten - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-4/) - Sevgili okurlarımız, 2022 yılını şahane bir sayıyla tamamlayalım istedik. Yeni heyecanlar, yeni telaşlar, yeni endişeler derken zaman su gibi akıp gidiyor. Bu döngünün içinde bir durup nefes almak ve okumaya vakit ayırmak gittikçe zorlaşıyor. Zihninizi toparlayabildiğiniz günlerde yeni keşifler için her zaman burada olacağız. 2023 yılının hepimize esenlik getirmesi dileğiyle, keyifli okumalar dileriz. - [Psikoterapi Odası Nasıl Olmalı? - Psikolektif'ten - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikoterapi-odasi-nasil-olmali-psikolektiften-sayi-5/) - Neden psikoterapi insanı iyileştirmektedir ve psikoterapinin iyileştirme gücü nereden gelmektedir? Bu sorunun cevabını yıllardır bilim insanları aramakta ve ampirik çalışmalarla somut veriler ortaya koyulmaktadır. Hala herkes tarafından kabul gören ortak bir yanıt bulunamamış ve araştırmalar sürmeye devam etmektedir. Danışanın kendini iyileştirme gücü, psikoterapistin kişisel özellikleri, hangi psikoterapi yönteminin kullanıldığı, terapi süresi, görüşme süresi ve sıklığı, Psikoterapinin iyileştirici gücünün önemli bir bileşeni olan terapi odası tasarımı, danışan ve terapist arasındaki terapötik ittifakı doğrudan etkilerken, mahremiyet, ev hissi veren atmosfer, doğal ışık ve uygun renk seçimi gibi unsurlar danışanların rahatlığını ve seans sonuçlarını olumlu yönde etkiler. Bu nedenle, psikoterapi odasının fiziksel çevresi, danapılan çalışmaların etkinliğini artırmak adına dikkatle ele alınması gereken kritik bir faktördür. - [ANNE, BABA! BANA BAKIN! - Psikolektif'ten - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektiften/anne-baba-bana-bakin-psikolektiften-sayi-5/) - Bir yerde oturmuş karşınızdaki kişi ile konuşurken ondan nasıl davranmasını beklersiniz? Mesela gözleri nereye baksın? Anlattıklarınızın anlaşıldığını ya da ciddiye alındığını hangi davranışlarından anlamanız mümkündür? Sosyotelizm (Phubbing); telefon (phone) ile görmezden gelmek/yok saymak (snubbing) kelimelerinin birleşimi ile meydana gelen, sosyal bir iletişim esnasında karşısındaki kişiye odaklanmak yerine akıllı telefonlarına bakması olarak tanımlanmaktadır (Çaka, 2021). Karadağ Sosyotelizm, iletişim sırasında akıllı telefon kullanımına odaklanarak karşıdaki kişiyi görmezden gelme davranışıdır ve bu durum, başta ergenler olmak üzere bireylerde değersizlik hissi, iletişim memnuniyetsizliği ve ilişki kalitesinde düşüş gibi olumsuz psikolojik ve sosyal sonuçlara yol açar. Özellikle ebeveynlerin sergilediği sosyotelist davranışlar, gençlerin benlik gelişimi ve ebeveyn-ergen ilişkisi üzerinde yıkıcı etkiler bırakarak, sağlıklı iletişimin önemini bir kez daha gözler önüne serer. - [Evcil Hayvanların Çocuklar Üzerine Etkileri - Psikolektif'ten - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektiften/evcil-hayvanlarin-cocuklar-uzerine-etkileri-psikolektiften-sayi-5/) - Çocukların bütüncül gelişimi çevre tarafından etkilenen bir olgudur. Çevresiyle duyuları yardımıyla etkileşime geçip öğrenen çocuk, önce yakın çevresinden, daha sonra bulunduğu ortamlardaki diğer canlılardan doğrudan etkilenir. Erken çocukluk döneminde hayatı beş duyu organıyla tanımaya ve keşfetmeye başlayan çocuklar için ebeveynlerinden farklı özelliklere sahip olan evcil hayvanlar, her zaman ilgi uyandıran canlılardır. Evcil hayvan da bu Evcil hayvanlar, çocukların bütüncül gelişimini, özellikle dil, konuşma, sosyal ve duygusal becerilerini doğrudan ve olumlu yönde etkilerken, aynı zamanda empati ve sorumluluk duygularının gelişimine de katkıda bulunur. Bu özel bağ, çocukların hem zihinsel hem de fiziksel olarak daha aktif olmalarını teşvik ederek genel yaşam kalitelerini artırır. - [Yasın yaşanmasının ardındaki kültür: Taziye evleri - Psikolektif'ten - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektiften/yasin-yasanmasinin-ardindaki-kultur-taziye-evleri-psikolektiften-sayi-5/) - ‘‘Yas ölenler için değil, kalanlar içindir.’’ İnsanın ölüm gerçeğiyle tanışması beraberinde yas sürecini de getirmektedir. Yasın yaşanması ise toplumdan topluma, bölgeden bölgeye farklılık gösterebilmektedir. Türkiye’de doğu ve güneydoğudaki illerde yasın paylaşılması, kalanlara başsağlığının dilenilmesi ise gelenek-görenek-dini hassasiyetlerden ötürü önem arz etmektedir. Eskiden taziyeler, taziye sahiplerinin evinde gerçekleşirken; değişen dünyaya ayak uydurma çabasının sonucunda taziyeler sosyal Türkiye'deki taziye evleri, başlangıçta yas sürecinde sosyal destek ve dayanışma sağlama amacı taşırken, özellikle taziye yemeği geleneği nedeniyle günümüzde cenaze sahipleri için maddi ve manevi bir yüke dönüşerek asıl amacından sapmaktadır. Bu durum, Diyarbakır'da müftülük ve esnaf odası başkanlığı tarafından yapılan müdahalelerle geleneğin yeniden gözden geçirilmesi ihtiyacını ortaya koymaktadır. - [GERÇEKLİK TERAPİSİ PERSPEKTİFİNDEN KADERCİ EĞİLİMLERİMİZ - Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/gerceklik-terapisi-perspektifinden-kaderci-egilimlerimiz-psikolektiften-sayi-6/) - Kadercilik kavramı, hemen hemen her disiplin tarafından açıklanmaya çalışılan, yaşamda olup bitenlerin önceden doğaüstü bir güç tarafından belirlendiğine; önceden belirlenmiş olan bu senaryonun değiştirilemeyeceğine, çaba harcayarak dahi bu belirlenmişliğin dışına çıkılamayacağına duyulan inancı ifade eder. Kaderci eğilimlerde, yaşananların hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olarak kabul edilmesinin gerekli olduğu, bireyin kendi yaşamında kontrol sahibi olamayacağı ve insanın "Kadercilik, yaşamdaki olayların doğaüstü bir güç tarafından önceden belirlendiğine ve değiştirilemez olduğuna inanmak olarak tanımlanırken, Gerçeklik Terapisi, bireylerin kendi seçim ve sorumluluklarının farkında olmaları gerektiğini vurgulayarak bu kaderci eğilimin üstesinden gelinmesinde önemli bir rol oynar." - [Yapay Zeka ile Psikolojinin Geleceği: İnsanlığa Nasıl Hizmet Edeceğiz? - Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/yapay-zeka-ile-psikolojinin-gelecegi-insanliga-nasil-hizmet-edecegiz-psikolektiften-sayi-6/) - Bu yazımda oldukça ilginç ve önemli bir konuyu ele almak istedim. Psikolojik danışman olarak, sürekli gelişen teknolojinin bu alana nasıl etki ettiğini ve bizlere neler sunabileceğini yakından takip etmek benim için büyük önem taşıyor. Bu nedenle yapay zeka ile psikolojik danışmanlık konusunda bize nasıl yardımcı olacağına dair bir röportaj yaptım. Yapay zeka ve makine öğrenimi "Psikolojik danışmanlıkta yapay zeka ve makine öğrenimi kullanımı, değerlendirme ve tedavi süreçlerini dönüştürme potansiyeli taşırken, ChatGPT gibi yapay zeka modelleri vaka analizleri ve süpervizyon desteği sunarak danışmanlara ve öğrencilere somut faydalar sağlayabilir." - [MİNİ MİNİ EKONOMİNİ - Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/mini-mini-ekonomini-psikolektiften-sayi-6/) - 21. yüzyılın temel becerilerinden biri finansal okuryazarlıktır. Finansal okuryazarlık en yalın haliyle temel finans kavramlarını ve hesaplamalarını bilmek, bütçe yapabilmek, bütçeyi doğru yönetebilmek anlamına geliyor. Çocuklarımızın gelecekte finans yönetiminde başarılı bireyler olabilmeleri için onlara 3 yaşından itibaren finansal okuryazarlık kazandırmaya başlamamız önemli. Her konuda olduğu gibi çocuklara finansal okuryazarlık eğitimi verilmesi konusunda da ilk iş Finansal okuryazarlık, çocukların 3 yaşından itibaren kazanması gereken temel bir beceridir; aileler, paranın değerini, kullanımını ve limitlerini somut örneklerle öğreterek onların mali açıdan sorumlu bireyler olmalarına yardımcı olabilir. David Whitebread ve Sue Bingham'ın araştırmaları da finansal alışkanlıkların 7 yaşına kadar belirlendiğini göstererek, erken yaşta finansal eğitime başlamanın önemini vurgular. - [Beni Gerçekten Tanısaydın Yine De Sever Miydin? - Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/beni-gercekten-tanisaydin-yine-de-sever-miydin-psikolektiften-sayi-6/) - Beraber büyüyen, seçimlerin çokluğu arasında doğrularını arayan, yaşadıkları sorunlara karşılıklı çözümler geliştiren arkadaş gruplarında gençler; zekalarını, yeteneklerini ve ilgilerini sergileme alanı bulmakta, arkadaşlık kurarak kendi kişilik özelliklerini, değerlerini ve sevme kapasitelerini keşfetmektedirler. Ruh sağlığı alanında arkadaşlık ilişkileri ait olma ve sosyal onay almayla ilgili görülmektedir. Ergenlik, yapısı itibarıyla kök aileden farklılaşma ve arkadaş gruplarına yönelik Ergenlik döneminde arkadaşlık ilişkileri, aidiyet ve sosyal onay ihtiyacını karşılarken, otantiklik düzeyi yüksek gençler bu ilişkilerden daha fazla doyum sağlar. Ailelerin arkadaş seçimi üzerindeki etkisi ve cinsiyete göre değişen ilişki dinamikleri gibi kültürel faktörler, arkadaşlıkların "kolektif bir güç kaynağı" olma potansiyelini şekillendirir. - [Sesin İmgesel Değeri: Bir Anıt Şekli Olarak Ağıt - Psikolektif'ten - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektiften/sesin-imgesel-degeri-bir-anit-sekli-olarak-agit-psikolektiften-sayi-6/) - ‘Öz olmayınca söz yükselmeyip göklere çıkamıyor.’ William SHAKESPEARE Başlangıçta söz vardı; kutsal kitapta ilk cümle bu şekilde başlar. Söz simgesel olandır, yani gerçek olanın temsilidir. Peki ya dile gelmeden önce söylenecek olan neydi, başka bir deyişle sözden önce ne vardı? Bu soru Goethe’nin de aklını kurcalamış olacaktır ki İncil’in Almanca çevrisinde bu cümleyi ‘Başlangıçta eylem Travma, zaman ve mekân algısını yok ederek bireyi bildiklerinin uzağına düşürürken, anlam kaybıyla baş etmede mekânsal hafızayı güçlendiren anıtlar ve acıyı dile getiren ağıtlar iyileşmenin önemli araçlarıdır. Unutmak yerine hatırlamak ve sembolize etmek, kişisel ve kolektif acıların dışsallaşarak yas sürecinin tamamlanmasına ve ruhsal bütünlüğün yeniden inşasına olanak tanır. - [Psikolektif'ten - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-5/) - 2023 yılına merhaba dediğimiz 5. sayımızda birbirinden farklı konu başlıklarını sizlerle buluşturduk. Yasın yaşanmasının ardındaki kültürü, taziye evlerini inceleyen yazıdan, psikoterapi odasının nasıl olması gerektiğine, sosyotelizm kavramından evcil hayvanların çocuklar üzerindeki etkilerinin incelendiği yazıya kadar geniş bir yelpazede yazılan yazılarımız siz değerli okuyucularıyla buluşmayı bekliyor. Keyifli okumalar dileriz. - [TARAF ŞİDDETİ - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/taraf-siddeti-psikolektiften-sayi-7/) - “X partisine oy verilir mi, görmüyor musun ortalığın hâlini!” “Yıllardır şampiyon olamadınız bırak yahu şu takımı!” “Ama onlar da şöyle insanlar, bence bunlar daha iyi!” “Bence onların inancı şüpheli!” Tüm bu cümleler kulağa çok tanıdık geliyor değil mi? Cevabınız evet ise sevgili okur, tanıştıralım; maruz kaldığınız bu baskı türünün adı: Taraf Şiddeti. Kişilerin özel alan Bu metin, taraf şiddeti kavramını tanımlayarak, taraftarlık ve fanatizm arasındaki ince çizgiyi sorgulamaktadır. Ayrıca, aidiyet ve bağlılık gibi doğal duyguların toplumsal kutuplaşmaya nasıl evrilebileceğini ve bu durumun yol açtığı sorunları tartışmaktadır. - [UMUT ELÇİSİ: TRAJİK İYİMSERLİK - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/umut-elcisi-trajik-iyimserlik-psikolektiften-sayi-7/) - Kötü hissetmek sorun değil, endişeli hissetmek sorun değil. İnsan kulübüne hoş geldiniz. Yaşadığımız çağın sosyal medyasında motto olarak anılan ‘olumlama’, ‘pozitif düşün’ gibi mesajlar bizleri hayattaki olumsuzlukları, mutsuzlukları yok saymamız ve duygularımızı görmezden gelmemiz gerektiği algısına sürüklüyor. Bu gibi mesajlar ile kısa süre kendimizi mutlu hissederken hayat akışımıza döndüğümüzde mutlu olma baskısıyla mutsuzluğu daha derinden "Hayatın iniş ve çıkışlarını kabullenmek, trajik iyimserliğin özüdür: Acıyı yok saymadan, onunla birlikte umudu besleyebilmektir. Gerçek direnç, mutluluğun koşulsuz bir zorunluluk olmadığını bilerek, tüm duygulara alan açmaktan geçer." - [Başarı Baskısının Psikolojik Etkisi: Tang Ping Hareketi - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/basari-baskisinin-psikolojik-etkisi-tang-ping-hareketi-psikolektiften-sayi-7/) - Çalışma saatlerinin azaltılması, günümüzde birçok ülkede hararetli bir şekilde tartışılan bir konu. Son zamanlarda ülkemizde de gündeme gelen bu mesele, özellikle fazla çalışmanın insan psikolojisi ve davranışları üzerindeki etkileri konusunda kapsamlı araştırmalara konu olmuştur. Günümüzün hızlı ve rekabetçi dünyasında, birçok kişi başarıya ulaşmak için kendini sürekli zorluyor. Hırs ve çalışma verimliliğini artırma çabası takdire şayan Fazla çalışma ve sürekli başarılı olma baskısı, tükenmişlik ve anksiyete gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu durum, Çin'deki Tang Ping hareketi gibi toplumsal tepkilere de ilham vererek, iş ve özel yaşam dengesinin önemini vurguluyor. - [Terapide Dil ve Dışavurum Odağı: Narrative Terapi - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/terapide-dil-ve-disavurum-odagi-narrative-terapi-psikolektiften-sayi-7/) - Adını son zamanlarda sık duyduğumuz Narrative Terapi (Öyküsel Terapi), Michael White ve David Epston tarafından geliştirilen öyküsel, anlatısal bir yaklaşımdır. 1980’lerde toplumsal alanda etkinliğini oldukça fazla hissettiren sosyal yapısalcılık ve sosyal bilimlerdeki diğer yorumsalcı yaklaşımların etkisiyle ortaya çıkmıştır. Bu bilgi paradigması aynı zamanda Hermenötik gelenek ile öyküsel bilgi psikolojisinden oldukça beslenen bir yaklaşım olarak kabul Narrative Terapi, Michael White ve David Epston tarafından geliştirilen, bireylerin kendi yaşam hikayelerini yeniden yapılandırmalarına odaklanan bir yaklaşımdır. Bu terapi yöntemi, problemleri bireyin kendisinden ayırarak "dışsallaştırmayı" ve danışanın yeni, alternatif öyküler oluşturmasına yardımcı olmayı hedefler. - [3 Silahşörler - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/3-silahsorler-psikolektiften-sayi-7/) - Evrim, bedenlerimizi ve beynimizi şekillendirmeye ve geliştirmeye devam eden bir güçtür. Gerçekten de insan beyni, bize başka hiçbir türün sahip olmadığı bilişsel yetenekler kazandıran zekice evrimleşmiştir. Örneğin, insan zihni, fiziksel dünyadaki son derece karmaşık zorlukların üstesinden gelme yeteneğine sahiptir. Bununla birlikte, diğer hayvanlardan farklı olarak, evrimimiz birçoğunun anlamakta veya yönetmekte çok zorlandığı yoğun olumsuz ve Evrim, insan beynine eşsiz bilişsel yetenekler kazandırırken, aynı zamanda yoğun ve yönetilmesi zor olumsuz duygulara da yol açabilen üç temel duygu düzenleme sistemi geliştirmiştir. Paul Gilbert'in tanımladığı bu Tehdit, Dürtü ve Yatıştırıcı sistemler arasındaki dengesizlik, birçok psikolojik zorluğun temelini oluşturur. - [Saygıdan Yoksun Bir Sevgi Yeterli Mi? - Psikolektif'ten - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektiften/saygidan-yoksun-bir-sevgi-yeterli-mi-psikolektiften-sayi-7/) - Çocukluk süreci Korczak tarafından şu şekilde tanımlanmıştır: Çocukluk, uzun ve önemli yıllardan oluşan bir var olmanın, insan olmanın karşılığıdır (Kurt, 2020). Çocukluk, yetişkinlik yolunda bir adım değil; çocuğun var olma, kendi olma, kendi çocukluğunu/hayatını yaşama sürecidir. Çocukluk dönemini benzersiz yapan bu yolun yetişkinliğe ulaşması değil, bizzat çocuk olmanın ta kendisidir. Çocuk sadece var olduğu için Korczak'ın vurguladığı gibi, çocukluk yetişkinliğe hazırlık değil, kendi başına değerli bir varoluş sürecidir ve çocuğa sırf insan olduğu için saygı duyulmalıdır. Toplumda saygının yalnızca büyüklere gösterilmesi algısı terk edilmeli, sevgiyle birlikte saygının da çocuk gelişiminde temel bir unsur olduğu kabul edilmelidir. - [Karar Vermenin Belirsizliği Üzerine - Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/karar-vermenin-belirsizligi-uzerine-psikolektiften-sayi-9/) - Karar verme süreci, hayatımızın birçok alanında karşılaştığımız, bazen basit bir tişört seçiminden kariyerimizi şekillendiren önemli adımlara kadar uzanan bir durumdur. Bu süreç, bilinmezlikle iç içe olduğu için sıklıkla kaygıya yol açabilir. İki farklı şehirde iki iş teklifi örneğinde olduğu gibi, her iki seçeneğin de cazip yönleri olduğunda, hangisinin daha iyi olacağına karar vermek zorlaşır. Bu Karar verme süreci, belirsizlikle iç içe olduğundan sıklıkla kaygıya yol açar ve her seçim hem bir başlangıç hem de bir kayıptır. Bu süreci daha yönetilebilir kılmak için, mantıklı yaklaşımlar benimseyerek ve seçilen yola odaklanarak kaygıyı azaltmak mümkündür. - [Huzurun Ritmi: Yavaş Yaşam - Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/huzurun-ritmi-yavas-yasam-psikolektiften-sayi-9/) - Hayatımız adeta tempolu bir yarışa dönüşmüş durumda. Sürekli "zamanın kısıtlı olduğu", "gün içinde yeterli zaman olmadığı" ve "zamanımızın çabucak tükendiği" hissiyatıyla yaşıyoruz. Oysa süremiz değişmedi; hala her gün 24 saatimiz var. Çamaşır makinesi, kurutucu, bulaşık makinesi gibi pek çok modern kolaylık, ev işlerine ayrılan süreyi önemli ölçüde azaltmasına rağmen, neden kendimizi her zamankinden daha meşgul Modern hayatın getirdiği hız ve sürekli meşguliyet hissi, teknolojik gelişmeler ve toplumsal beklentilerle beslenirken, içsel huzur için yavaş yaşam tarzını benimsemek büyük önem taşıyor. Bu yaklaşım, anın tadını çıkarmayı, öncelikleri belirlemeyi ve stresi azaltarak genel yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. - [Dijital Bağımlılık: Çağın Kaçınılmaz Tuzağı - Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/dijital-bagimlilik-cagin-kacinilmaz-tuzagi-psikolektiften-sayi-9/) - Bireyin gününün neredeyse tamamını sanal dünyada geçirmesi, telefon, tablet ve bilgisayardan uzak duramaz hale gelmesi dijital bağımlılık olarak tanımlanır. Günümüzde ekranlarla tanışma yaşının gittikçe düştüğü herkesçe bilinen bir gerçektir. İnternetin olduğu bir dünyaya doğan Z kuşağı, hayatının büyük bölümünü internet ve mobil teknolojilerine maruz kalarak geçirmektedir. Bugünün bebek ve okul öncesi çocukları olan Alfa jenerasyonu Dijital bağımlılık, günümüzde çocukların ekranlarla erken yaşta tanışmasıyla artış gösterirken, bu durum fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açabilmektedir. Ebeveynlerin bilinçli tutumları, ekran sürelerini sınırlamaları ve çocuklara rol model olmaları, sağlıklı dijital alışkanlıkların geliştirilmesinde kritik rol oynamaktadır. - [Değersizlik Üzerine - Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/degersizlik-uzerine-psikolektiften-sayi-9/) - Değersizlik Nedir? Değersizlik hissi, kişinin kendini yetersiz, beğenilmez veya önemli hissetmesidir; genellikle bu hissine, olumlu duyguları, iyi ilişkileri veya iyi koşulları hak etmediği düşünceleri de eşlik eder. Değersiz hisseden kişiler, oldukları kişiden mutsuz ve memnuniyetsiz olabilir, özgüvenleri düşük olabilir. İş yerinde, takdir edilmekten çekinebilirler, çünkü kendi çalışmaları için hatırı sayılır bir başarı ortaya koysalar bile Değersizlik hissi, kişinin kendini yetersiz görmesiyle ortaya çıkan ve genellikle olumsuz düşüncelerle beslenen bir durumdur. Bu duyguyla baş etmek için onu tanımak, kabul etmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak, daha sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurmanın anahtarıdır. - [İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ASIL MAĞDURU ÇOCUKLAR - Psikolektif'ten - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektiften/iklim-degisikliginin-asil-magduru-cocuklar-psikolektiften-sayi-9/) - İklim, yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin, uzun yılların ortalamasına dayanan durumudur (Türk Dil Kurumu, 2022). İklim değişikliği ise ekonomik, sosyal ve ekolojik boyutları giderek büyüyen küresel bir sorundur. İnsan sağlığına yönelik en ciddi tehditlerden biri olan iklim değişikliği, uzun vadede ciddi etkileri olan ve günümüzde göz ardı edilemeyecek ölçüde hissedilmeye İklim değişikliği, özellikle çocuklar üzerinde ciddi ve uzun vadeli tehditler oluşturarak beslenme bozukluklarından psikolojik travmalara kadar birçok olumsuz etkiye yol açmaktadır. Bu küresel sorunla mücadelede, çocukların ihtiyaçlarının karşılanması, farkındalık eğitimleri ve onların sesine kulak verilmesi hayati önem taşımaktadır. - [Multitaskinglestiremediklerimizden misiniz? - Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/multitaskinglestiremediklerimizden-misiniz-psikolektiften-sayi-10/) - Telefonunuzda bildirimlere göz atarken bir yandan da önemli bir sınava hazırlanmaya çalıştığınızı düşünün. İşinize geri döndüğünüzde hemen odaklanabildiniz mi? Ya da tekrar odaklanmanız ne kadar sürdü? Birçoğumuz, işe geri döndüğümüzdeki odaklanmaya çalıştığımız süreyi fark etmeden işimizi tamamlıyor ya da tamamlamaya çalışıyoruz. Bir yandan ders çalışırken diğer yandan telefonumuza gelen sosyal medya mesajlarını kontrol etmek hayatımızın Çoklu görev olarak bilinen multitasking, günümüzün sürekli üretkenlik beklentisi içinde kaçınılmaz bir gerçeklik gibi görünse de, aslında insan beyninin aynı anda birçok işe odaklanmak yerine görevler arasında hızla geçiş yaptığını gösteren bilimsel bulgularla çelişmektedir. Bu geçişler, hem bireysel hem de kolektif odaklanma becerimizi aşındırarak verimliliğimizi düşürmekte ve iki işi de tam anlamıyla yapamamamıza neden olmaktadır. - [Koca Dünyaya Sığamayanlar: İklim Mültecileri - Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/koca-dunyaya-sigamayanlar-iklim-multecileri-psikolektiften-sayi-10/) - İnsanlık tarihinde birçok kez iklim değişikliği yaşanmıştır. Bu iklim değişiklikleri sonucunda, doğal yaşamda bozulmaların ve değişimlere bağlı olarak canlı türlerinin yok olduğu ya da yok olma sürecine girdiği bilinmektedir. Küresel Isınma ve İnsan Yaşamına Etkileri Devletlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2013 raporunda, 1950’den bu yana görülmemiş biçimde dünyanın ısındığı, kar ve buz miktarlarının azaldığı, İklim değişikliği, küresel bir tehdit olarak insan yaşamını ve doğayı derinden etkileyen, göçlere ve beraberinde sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunlara yol açan kritik bir problem olarak karşımızda durmaktadır. Bu durum, "iklim mültecisi" kavramını gündeme getirirken, bireysel ve toplumsal refahın sürdürülebilirliği için acil ve kapsamlı önlemler alınması gerektiğini açıkça göstermektedir. - [GİTTİKÇE ARTAN ERGEN İNTİHARI - Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/gittikce-artan-ergen-intihari-psikolektiften-sayi-10/) - Ergenlik dönemi, bireyin hayatında büyük bir dönüşümü simgelerken, beraberinde pek çok zorluğu da getirir. Fiziksel ve duygusal değişimlerin hüküm sürdüğü bu evre, gençlerin kimliklerini bulma, duygusal dengeyi kurma ve hayatla başa çıkma becerilerini geliştirme sürecidir. Ancak, maalesef bu dönem, içsel mücadelelerle boğuşan gençler arasında intihar riskini artıran bir zaman dilimi haline gelebilir. İntihar Kavramı Ergenlik dönemi, gençlerin fiziksel ve duygusal değişimlerle boğuştuğu hassas bir evre olup, bu süreçte yaşanan zorluklar intihar riskini artırabilmektedir. Bu nedenle, gençlerin ruh sağlığını anlamak, desteklemek ve multidisipliner bir yaklaşımla koruyucu ve önleyici çalışmalar yapmak hayati önem taşımaktadır. - [KÜLTÜREL EKOLOJİMİZİ YOK SAYAN EBEVEYN SUÇLAYICILIĞI - Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/kulturel-ekolojimizi-yok-sayan-ebeveyn-suclayiciligi-psikolektiften-sayi-10/) - Bugünkü veriler, yaşamımızın ilk yıllarında öğrendiklerimizin daha sonraki yıllarda öğreneceklerimizin tümünden çok daha fazla olduğunu ve ilk yıllarda daha hızlı öğrendiğimizi gösteriyor. Dolayısıyla, bulgular yaşamın ilk birkaç yılının hayatın temelini inşa etmek olduğuna işaret etmektedir. Dahası erken çocukluk gelişimi destekleme programlarının ve uygulamalarının uzun dönemde çocuk toplum ilişkisi için devasa olumlu etkilerinin olduğunu gösteren kanıtlar Yaşamın ilk yıllarında edinilen deneyimlerin beyin gelişimini ve bireyin tüm hayatını şekillendirdiği vurgulanırken, modern toplumsal ve ekonomik baskıların uyumlu ebeveynliği engellediği ve çocukların temel gelişimsel ihtiyaçlarının göz ardı edildiği belirtilmektedir. Bu durum, çocukların tam potansiyellerine ulaşmasını engelleyerek, uzmanların ve ebeveynlerin bireyi güçlendirme ve sistemik sorunlara karşı hak savunuculuğu yapma gerekliliğini ortaya koymaktadır. - [KENDİNİ AFFETMENİN ÜÇ YÜZÜ - Psikolektif'ten - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektiften/kendini-affetmenin-uc-yuzu-psikolektiften-sayi-10/) - Anneler, babalar, en iyi arkadaşlar, tüm insanlar, zaman zaman zarar verecek şekillerde davranmıştır (ya da yapmamakta başarısız olmuştur). Örneğin, kişi evlilik yıldönümlerini kaçırabilir, bu da eşinin kalbinin kırılmasına neden olabilir veya fiziksel bir tartışma sırasında bedensel zarara neden olabilir. Daha da önemlisi, yanlış davranış aynı zamanda kendine zarar verebilir. Örneğin bir kişi ders çalışmayı başaramadığında Kendini affetme, bireyin kendi hatalarıyla yüzleşerek psikolojik ve fizyolojik iyi oluşunu artırabilen olumlu bir süreç olsa da, araştırmalar bu affetmenin zararlı davranışların sürdürülmesine yol açabilen ve sorumluluğun dışsallaştırılmasıyla sahte bir rahatlama sağlayabilen karanlık yönleri olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, gerçek kendini affetme, hatanın kabulü ve düzeltme motivasyonu ile başlarken, sorumluluktan kaçınma eğilimi olumsuz davranışların devamlılığını tetikleyebilir. - [Güzellik Ekonomisi Gölgesinde Bedeni Olumlamak - Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/guzellik-ekonomisi-golgesinde-bedeni-olumlamak-psikolektiften-sayi-11/) - Değişen güzellik algıları, standardize insana ve özellikle kadına dair kıstaslar, sosyal medyanın "güzel ve şık olmak istiyorsan bizim gibi olmalısın, şu markaları giymeli, bu fincanlarda kahveni içmeli, yüzüne bu kremleri kullanırken makyajını da şöyle yapmalısın" şeklindeki dayatmaları, bireylerin beden algılarını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu soruya cevap olarak iki kavramdan bahsedebiliriz: Beden olumlama ve beden aşağılama. Değişen güzellik algıları ve sosyal medyanın dayatmaları, bireylerin beden algılarını etkileyerek tek-tipleşmeyi tetiklemekte ve beden aşağılamaya yol açabilmektedir. Buna karşılık, Beden Olumlama Hareketi, idealize edilmiş güzellik standartlarına karşı durarak her bedenin kabulünü ve takdirini teşvik eden önemli bir karşı akım olarak yükselmektedir. - [Kaçıyorum Öyleyse Yokum - Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/kaciyorum-oyleyse-yokum-psikolektiften-sayi-11/) - İnsan yaşam içerisindeki zorluklarla farklı şekillerde baş etmeye çalışır. Kimileri canını yakan zorluğa teslim olurken kimileri ise onunla tam zıttı zıttına savaşmaya çalışır. Kimileri ise acısını yok sayar. Acı yok sayıldığında gerçekten yok olmuş olur mu yoksa orada duran bir gerçeğin yalnızca üstü mü örtülmeye çalışılmaktadır? Bu sanki şu soru ile benzeşmektedir: Uzak bir ormanda İnsan, acı veren gerçeklerle yüzleşmekten kaçındığında kısa vadeli rahatlama bulsa da, bu durum uzun vadede kişisel gelişimini engeller ve istenen benliğinden uzaklaşmasına neden olur. Sorunlarla yüzleşmek, bireye özgüven ve yaşam doyumu kazandırarak değişimi mümkün kılar. - [Yüksek standartlara sahip olmak her zaman iyiye mi işaret eder? - Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/yuksek-standartlara-sahip-olmak-her-zaman-iyiye-mi-isaret-eder-psikolektiften-sayi-11/) - Yüksek standartlara sahip olmanın neden kötü bir şey olması gerektiğini düşünenler var; Elbette yüksek standartlara sahip olmak her zaman kötü değildir ancak bu yazıyı okuduktan sonra bu konuda farklı düşünmeye başlayabilirsiniz. Her şeyden önce, yüksek standartlar kavramını tanımlayalım. Birinin yüksek standartları olması, kendisinden veya başkalarından standartları aşma konusunda aşırı bir taahhüdü ve beklentisi olmasıdır. Standartları Yüksek standartlara sahip olmak, başlangıçta başarıya yol açsa da, sürekli mükemmeliyet arayışı yüksek kaygı, hayattan zevk alamama ve öz saygı düşüşü gibi psikolojik olumsuzluklara neden olabilir. Bu döngüden kurtulmak için gerçekçi hedefler belirlemek, hataları bir öğrenme fırsatı olarak görmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak önemlidir. - [ÖĞRENİLMİŞ İYİMSERLİK - Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/ogrenilmis-iyimserlik-psikolektiften-sayi-11/) - İnsan yaşam içerisindeki zorluklarla farklı şekillerde baş etmeye çalışır. Kimileri canını yakan zorluğa teslim olurken kimileri ise onunla tam zıttı zıttına savaşmaya çalışır. Kimileri ise acısını yok sayar. Acı yok sayıldığında gerçekten yok olmuş olur mu yoksa orada duran bir gerçeğin yalnızca üstü mü örtülmeye çalışılmaktadır? Bu sanki şu soru ile benzeşmektedir: Uzak bir ormanda "Öğrenilmiş iyimserlik", bireylerin zorluklara karşı tutumlarını ve inançlarını dönüştürerek, olumsuz olayları geçici ve yönetilebilir görmelerini sağlayan pozitif psikolojiye dayalı bir yaklaşımdır. Bu öğrenilebilir bakış açısı, kişinin yaşam kalitesini artırır, stresle başa çıkma becerilerini geliştirir ve genel refahını yükselterek daha tatmin edici bir hayat sürmesine yardımcı olur. - [İHMAL EDİLEN GRUPLA PSİKOLOJİK DANIŞMA - Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/ihmal-edilen-grupla-psikolojik-danisma-psikolektiften-sayi-11/) - Küresel bir sağlık krizinin sonrasında ve ekonomik krizin içerisinde günden güne artan kaygı, yalnızlık ve depresyon sorunlarıyla ruh sağlığı uzmanları olarak karşı karşıyayız. Klinik Psikoloji yüksek lisans programlarının ücretleri ve psikoterapi seanslarının fahiş fiyatları cepleri yakarken diğer yandan yaşam koçlarının hızlı, zahmetsiz nerdeyse sihirli çözümleriyle umut tacirliği yaptığını görüyoruz. Peki ruh sağlığı uzmanları, insanların kendini Yükselen ruh sağlığı sorunları karşısında bireysel terapilerin yüksek maliyetleri, grup psikolojik danışmanlığının toplumun geniş kesimlerine ulaşılabilir, etkili ve iyileştirici bir alternatif olarak göz ardı edildiğini göstermektedir. Bu nedenle, uzmanların ve akademik dünyanın grup danışmanlığı eğitimlerine ve uygulamalarına daha fazla odaklanması, ruhsal sağlığın sürdürülebilir bir şekilde desteklenmesi için kritik önem taşımaktadır. - [Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-14/) - 2024'ün son Psikolektif'ten sayısı, yeni yılı karşılamaya hazırlandığımız bugünlerde sizlerle buluşuyor. Farklı konu başlıklarıyla siz değerli okuyucularımıza zengin bir çerçeve sunan bültenimizi istifadenize sunuyoruz. - [Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-13/) - Psikolektif'tenin 2024 bahar dönemindeki son sayısı çıktı. Bülteni ve yazıları okumak için: - [Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-12/) - Değişim öyle süslü laflarda olduğu kadar kolay bir şey değil elbette. Değişim yeni gelenleri kabul etmekten, kayıpları regüle etmekten, bugünün gerçeğiyle yüzleşmekten geçiyor. Bazen dünya tarihi kadar eski bir mesele de olsa çalışmaya devam etmek gerekiyor. Yeni sayımız sizi tıkanmış yolları açmaya çağırıyor. - [Psikolektif'ten - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-11/) - Baharın gelmeme gibi bir huyu yoktur, illaki gelir. Artık herkes baharın geldiğinden eminse sıra bültenimizin yeni sayısında! Doğanın uyanışının ruhumuzdaki izdüşümüne kucak açmak için bu sayımızdaki yazılarda sizi yüzleşme cesaretine davet ediyoruz. Güzelliğin gölgesiyle, yüksek standartlarla, öğrenilmiş umutsuzlukla, kaçmanın karanlığıyla kucaklaşmanın hayatımızı nasıl değiştirebileceğine birlikte bakalım. Hadi! Psikolektif'ten - Sayı - 11: - [ÇOCUK GİBİ - Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/cocuk-gibi-psikolektiften-sayi-12/) - İnsan, çocukluktan yetişkinliğe yaşam deneyimleri ile dallanan ve budaklanan, tıkanmış yollardan yeni geçitler açan, köklerinin toprağını çapalayan, kabuğunu bir palto gibi yamayan ve mevcudiyetini kaplayan o palto ile yeni yollar arayan varlık. Severiz her yaşantıyı farklı bir palto ile örtmeyi, gün sonunda bir vestiyere dönüştüğümüzü fark edene kadar. Bir bakmışız içimizdekileri örtüp kapamaktan dışardan benliğimizin Çocukluk deneyimleri, bireyin kişiliğini ve benlik algısını derinden şekillendirirken, kültürel ve toplumsal algılar "çocukluk" kavramını farklı anlamlarla doldurmuştur. Bu durum, çocuğun yetişkinler tarafından manipüle edilen ve çoğu zaman yetersiz görülen bir varlık olarak algılanmasına yol açmıştır. - [SONSUZ BİR DÖNGÜNÜN İÇİNDE SAVAŞIN ÇOCUKLARI - Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/sonsuz-bir-dongunun-icinde-savasin-cocuklari-psikolektiften-sayi-12/) - “Kadınlar, çocuklar hayattan göçermiş; Yani derinden, derinden…” 20. yüzyılın sonunda doğan ve 21. yüzyılın içinde yaşam sürmeye çalışan bir fani olarak küçüklüğümden bu yana insanların kavga eğilimleri, şiddet potansiyelleri ve kızgınlıklarının kaynakları merakımın konusuydu. Kısa bir ekmek kuyruğundan ATM sıralarına, pazar alışverişlerinden aile içi konuşmalara yansıyan birçok çatışma, sanki söyleyemediklerimizin bir tezahürüydü. Çocuk aklımdan bugünkü Politik çatışmaların acımasız bir gerçekliği olan savaşlar, milyonlarca çocuğu doğrudan hedef alarak fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimlerini derinden etkilemektedir. Bu insanlık dışı durumla mücadele etmek ve çocukların haklarını korumak, devletler ve uluslararası kurumlar başta olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğundadır. - [Kompleks Yası Anlamak: Neden Takılır Kalırız? - Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/kompleks-yasi-anlamak-neden-takilir-kaliriz-psikolektiften-sayi-12/) - İnsanoğlu var olduğu günden bu yana doğası gereği yaşam ve ölüm kol kola yürümektedir. Sevdiğiniz bir kişiden, nesneden, görevden, yerden ya da düşünceden ayrılma acısı veya yoksunluğu kayıp hissini beraberinde getirir. Kayıp yaşantısı, küçük veya büyük, ani veya kademeli, somut veya sembolik, tek veya çoklu, gerçek veya algılanan, beklenen veya beklenmeyen, belirsiz veya öngörülü, özel Kayıp, bireye özgü bir yas tepkisiyle sonuçlanan doğal bir yaşantıdır; ancak beklenmedik ölümler, çözümlenmemiş meseleler, kaçınmacı başa çıkma stratejileri ve sosyal destek eksikliği gibi faktörler "kompleks yasa" yol açabilir. Normal yastan ayrılan bu durum, yoğun ve uzun süreli tepkilerle bireyin işlevselliğini bozabilir, bu nedenle profesyonel destek almayı gerektirebilir. - [Yok Olmanın Eşiğinde Olan Gelenek: Bayramların Tatile Dönüşümü - Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/yok-olmanin-esiginde-olan-gelenek-bayramlarin-tatile-donusumu-psikolektiften-sayi-12/) - İslamiyet’in en temel iki bayramından biri olan Ramazan ve Kurban Bayramı, İslam dinine mensup kişilerce kutlanmaktadır. Ramazan Bayramı, bir ay boyunca geçirilen Ramazan Ayı’nın bitiminde, üç gün sürerken; Kurban Bayramı ise Hicri takvime göre 12. Ayın (Zilhicce) 12. Gününde kutlanmaya başlanan hac ibadetiyle birlikte anlamı daha da derinleşen, dört gün süren bir bayramdır. Ramazan Bayramı’nda Ramazan ve Kurban Bayramları, geleneksel olarak sosyal bağları güçlendiren ve yardımlaşmayı teşvik eden dini ve kültürel öneme sahipken, günümüzde giderek artan bir şekilde tatil fırsatına dönüşmektedir. Bu değişim, bayramların ruhunu yansıtan eski değerlerin yerini turizm odaklı aktivitelere bırakarak, sosyal etkileşim ve dayanışma yerine bireysel dinlenmeyi ön plana çıkarmaktadır. - [SİSİFOSUN TATMİNİ, NEVROTİK SEVİNÇ - Psikolektif'ten - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektiften/sisifosun-tatmini-nevrotik-sevinc-psikolektiften-sayi-12/) - “Sisyphos’u gördüm, korkunç işkenceler çekerken: Yakalamış iki avcuyla kocaman bir kayayı, ve de kollarıyla bacaklarıyla dayanmıştı kayaya, işte kaya tepeye vardı varacak, işte tamam, ama tepeye varmasına tam bir parmak kala, bir güç itiyordu onu tepeden gerisin geri, aşağıya kadar yuvarlanıyordu yeniden başbelası kaya, o da yeniden itiyordu kayayı tekmil kaslarını gere gere, o ha Sisifos miti, absürdizm ve varoluşsal anlam arayışının bir sembolü olarak psikanalitik açıdan incelendiğinde, insanın kaygıyla olan ilişkisini ve tatmin duygusunun kökenini açıklayan bir model sunar. Nevrotik özne gibi, Sisifos da kaygısını kucaklayarak ve sürekli mücadele ederek umudunu asla kaybetmeyen, kendi seçtiği yükünden razı bir kahraman figürüdür. - [SANAL RUMİNASYON: DOOMSCROLLING - Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/sanal-ruminasyon-doomscrolling-psikolektiften-sayi-13/) - Günlük telaşlarımız arasında hızını fark etmek zor olsa da toplumsal yaşam sürekli farklı bir forma bürünmektedir. Toplumsal, teknolojik hatta bireysel değişimler dahi her zaman toplumsal yaşamı dinamik ve sürekli kılmakta; özellikle teknolojik cihazlar ve sosyal medya ise bu dinamizmi kolaylaştırmaktadır. Dünyanın her yerinde gerçekleşen etkileyici kriz durumları ve bu krizleri görünür kılan sosyal medya araçlarının Doomscrolling, güncel olumsuz haberleri sürekli ve kontrolsüz takip etme hali olup, kontrol ve bilgi edinme ihtiyacından kaynaklansa da kaygıyı artırır. Bu kompulsif davranıştan korunmak için sosyal medya kullanım amacını gözden geçirmek ve olumsuz içeriklere erişimi sınırlamak önem taşır. - [Onay ve Karar: Sosyal Doğrulamanın Gücü - Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/onay-ve-karar-sosyal-dogrulamanin-gucu-psikolektiften-sayi-13/) - Topluluk halinde yaşayan insanlar karar alacakları zaman diğerlerinin fikirlerini almayı ya da onaylanmayı önemserler. Bu bazen sözsel iletişimden alınan geri dönüşlerden, bazen ise beden dilini kullanarak (kişi başını sallayarak ya da sallamayarak) onayladığının ya da onaylamadığının sinyalini vererek anlaşılabilir. Hatta bazen onay almak, yapacağımız eylemden çok daha önemli bir hale gelir ve karar alma sürecini Grup onayı ve uyum sağlama ihtiyacı, bireyselliği kısıtlayarak kararlarımızı etkileyebilirken, bu durum kültürel faktörlere göre de farklılık gösterir. Moriarty'nin deneyi gibi çalışmalar, sözel olmayan ipuçlarının dahi karar verme üzerindeki güçlü etkisini ortaya koysa da, başkalarının fikirleri kendi değer ve başarılarımızın ölçütü olmamalıdır. - [Bir Sosyal Duygu Olarak Suçluluk - Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/bir-sosyal-duygu-olarak-sucluluk-psikolektiften-sayi-13/) - Suçluluk; tarih boyunca dinlerden edebiyata, insanlığı temelden etkileyen pek çok konuda ana tema haline gelmiş bir duygudur. Öyle ki Nietzche, Yahudi ve Hristiyan kültürlerini suçluluk kültürü ile güdülenen kültürler olarak ele almakta ve bu kültürlerle doğup büyüyen insanların düşüncesinde yer edinen en kötü yazgının suçluluk olduğunu vurgulamıştır. Bu tip insanlar için pişmanlıktan, kötü vicdandan, zalimlikten Suçluluk, bireysel kaygıdan ziyade kişilerarası güç dinamikleri ve sosyal hedeflerle ilişkili, bilişsel olarak karmaşık bir öz-bilinçli duygudur. Evrimsel olarak sosyal uyumu desteklemek için evrimleşmiş bu duygu, kişinin kendi eylemlerine yönelik olumsuz değerlendirmelerini içerir ve toplumsal işlevlere hizmet eder. - [Dijital Oyun Faydalı mı? - Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/dijital-oyun-faydali-mi-psikolektiften-sayi-13/) - Dijital oyunların genellikle çocuk gelişimindeki olumsuz etkileri ön plana çıkartılsa da çok sayıda akademik çalışma ile özellikle çocukların bilişsel gelişiminin desteklenmesi başta olmak üzere azımsanmayacak kadar olumlu etkilerinin olduğu da elde edilen sonuçlar arasındadır. Günümüz çocuklarının hemen her şeyin dijitalleştiği bir dünyada büyümeye çalışırken çoğu zaman kendi doğal öğrenme dönemlerine çok uzak tasarlanmış geleneksel eğitim Dijital oyunlar, çocukların bilişsel gelişimini destekleyen ve problem çözme gibi becerilerini artıran önemli eğitim araçları olabilir. Bağımlılık riskine rağmen, bilinçli ve kontrollü kullanıldığında, çocuklar için faydalı bir öğrenme ve gelişim platformu sunar. - [KRİPTO PARA YATIRIM DAVRANIŞI BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞÜR MÜ? - Psikolektif'ten - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektiften/kripto-para-yatirim-davranisi-bagimliliga-donusur-mu-psikolektiften-sayi-13/) - Bağımlılık, beyindeki ödül ve motivasyon sistemlerini etkileyen kronik bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık, öncelikle ödül alma ve tatmin duygularını düzenleyen dopamin gibi nörotransmitterlerin etkisinde gerçekleşen bir süreçtir. Bu durum, bağımlılık gelişen bireylerin belirli uyarıcılara karşı artan bir istek duymasına ve kontrolsüz davranışlara yönelmelerine yol açar. Ayrıca bellek süreçlerini de etkileyerek bağımlı olunan davranışın tekrarlanmasını kolaylaştırır. Bağımlılık Kripto para ticareti, beyindeki ödül sistemlerini etkileyen ve kumar bağımlılığına benzer psikolojik riskler taşıyan bir davranış bağımlılığı potansiyeline sahiptir. Bu riskleri yönetmek için aşırı zaman harcama, finansal kayıplar ve kontrol kaybı gibi belirtilerin farkında olmak, öz farkındalık geliştirmek ve profesyonel destek aramak kritik öneme sahiptir. - [ÇERÇEVELEME ETKİSİ: GERÇEKLİĞİN ÖTESİNDEKİ ALGI DÜNYASI - Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/cerceveleme-etkisi-gercekligin-otesindeki-algi-dunyasi-psikolektiften-sayi-14/) - Hiç düşündünüz mü, aynı bilgi farklı şekillerde sunulduğunda neden kararlarımız değişir? Bilginin kendisi değişmediği halde, algılarımız ve verdiğimiz tepkiler nasıl bambaşka olabilir? İşte bu sorunun cevabı, basit ama derin gerçek, insan zihninin en ilginç yanlarından birine işaret ediyor: ‘‘Çerçeveleme etkisi’’. Çerçeveleme etkisi, bireyin kararlarının bilginin kendisinden ziyade, bilginin sunulma şeklinden etkilendiğini ifade eden bilişsel bir Çerçeveleme etkisi, bilginin sunulma biçiminin kararlarımızı nasıl etkilediğini açıklayan bilişsel bir ön yargıdır. Aynı bilginin farklı şekillerde aktarılması, algılarımızı ve tepkilerimizi değiştirerek seçimlerimizi yönlendirebilir. - [Adalete Güvenmediğimiz Bir Ortamda Psikoterapi Nasıl Çalışır? - Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/adalete-guvenmedigimiz-bir-ortamda-psikoterapi-nasil-calisir-psikolektiften-sayi-14/) - Toplumsal olarak zorlu günler geçirdiğimiz, korku ve dehşet duygularını yönetmekle sınandığımız bir dönemden geçiyoruz. İnsanın karanlığına duyarsızlaşmaya, gölgeyle buluşmaya, haberleri yok saymaya, olayların tüm detaylarında kaybolmaya, geçmişte yaşadığımız travmatik olayların yaralarını sarmaya ya da özel hayatımızda var olan mücadeleye devam etmeye çalışıyoruz. Samuel Beckett’in sözü gibi dünyadayız ve işte bunun bir tedavisi yok. Tam da Adalete duyulan güvenin sarsıldığı dönemlerde psikoterapi, bireylerin duygusal yüklerini hafifleterek güçlenmelerini sağlayan güvenli bir alan sunar. Ancak nihai çözüm, toplumsal adaletin sağlanması ve koruyucu/önleyici mekanizmaların kurulmasıyla kolektif değişimin gerçekleşmesidir. - [Savaşıp Kazanılamayan Döngü - Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/savasip-kazanilamayan-dongu-psikolektiften-sayi-14/) - İnsan dünyaya gelirken sevgi görme, değer görme, ilgi görme gibi evrensel olarak kabul gören temel ihtiyaçlarla doğar. Çevresindekiler tarafından bu ihtiyaçlarının karşılanması gelişim sürecinde önemlidir. Çocukluk ve ergenlik döneminde karşılanmayan temel ihtiyaçları bireyi psikolojik olarak bu ihtiyaçları arayacağı bir hayata sürükler çünkü bu ihtiyaçlar yaşam içerisinde insanın varlığını hissettiren ihtiyaçlardır. İnsan yetişkinlik yaşamına geldiğinde karşılanmamış Çocuklukta karşılanmayan temel ihtiyaçlar, yetişkinlikte farkında olmadan davranışlarımızı şekillendirerek ya yok sayma ya da aşırı telafi etme eğilimine yol açar. Bu döngüden kurtulmak için, geçmişteki eksiklikleri fark edip şimdiki zamanda bilinçli adımlar atmak, daha bütünsel bir yaşamın kapılarını aralar. - [Sessiz Tanıklar: Seyirci Etkisinin Arkasındaki Sosyal Psikoloji - Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/sessiz-taniklar-seyirci-etkisinin-arkasindaki-sosyal-psikoloji-psikolektiften-sayi-14/) - Sabaha karşı saat 3 civarında evinizin önünde bir kadının yardım çığlıklarını duyarak pencereye doğru gittiğinizi düşünün. Kadının hemen arkasında, elinde kesici bir alet bulunduran birinin koştuğunu görüyorsunuz. O sırada elinizden gelen yardım için hemen harekete geçer miydiniz yoksa pencereden olup bitenlere şahit olmakla mı kalırdınız? Bu bahsi geçen olayın benzeri 1964 yılında Kitty Genovese’nin başına Seyirci etkisi, kriz anlarında sorumluluğun dağılması, değerlendirilme endişesi ve çoğulcu cehalet gibi psikolojik faktörler nedeniyle insanların harekete geçmekte tereddüt etmesini açıklar. Ancak her bireyin küçük bir eylemi, bu durumu tersine çevirerek bir hayat kurtarabilir ve pasifliği aşabilir. - [BEKLENTİLER VE KORKULAR - Psikolektif'ten - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektiften/beklentiler-ve-korkular-psikolektiften-sayi-14/) - Yaşadığımız dünya düzeni içerisinde birçok olay ve durumlarla karşı karşıya kalıyoruz, bu yaşamımızın tamamını kapsamaktadır. Bir şeyin olma ihtimalinin olması bile insana farklı bir enerji vermektedir. Buna rağmen bazı şeylerin hayatımızda olma ihtimali gerçekten yok denecek kadar azdır. Beklentiler kimi zaman insana umut aşılarken kimi zaman ise birçok yönden zarar vermektedir. Beklenti içinde olmak, bir Beklentilerimiz umut verebileceği gibi, gerçekçi olmadığında veya eylemsizlikle birleştiğinde derin hayal kırıklıklarına ve korkuya yol açabilir. Yaşamın akışında belirsizlikleri kabullenerek ve eyleme geçerek beklentilerimizi dengelemek, daha huzurlu ve anlamlı bir hayat sürmemizi sağlar. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Sevgili okuyucu, Psikolektif Dergisi olarak 12. sayımızda sizi “Erkek” teması ile karşılıyoruz. Günümüzde birçok bireyin zihninde erkek; şiddet, taciz ve tecavüz, güç, otorite, baskı vb. olumsuz birçok kavramla anılmakta, tanımlanmaktadır. Biyolojik anlamda kadın ve erkek olarak ikiye ayrılan insan yine biyolojik olarak üzerinde olumlu-olumsuz kavram ve anlamlar barındırmamaktadır. Ancak toplumun biçtiği kaftanı giyen kadın ve Psikolektif Dergisi'nin "Erkek" temalı 12. sayısı, erkeğin toplumsal inşasını ve biyolojik cinsiyetin ötesinde toplum tarafından dayatılan olumsuz kalıpları ele alıyor. Dergi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemini vurgulayarak, kadın ve erkeğin bir bütün olarak birbirini tamamladığı, eşit bir toplum idealini savunuyor. - [Beşikten Babalığa Erkeklik - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/besikten-babaliga-erkeklik-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Erkeklik; bir biyolojik cinsiyet olarak erkeğin toplumsal yaşamda nasıl duyup, düşünüp, davranacağını belirleyen, ondan yalnızca cinsiyetinden ötürü beklenen rolleri ve tutumları içeren bir pratikler toplamıdır. Dolayısıyla insanlar “eril veya dişil cinsiyetlerle doğarlar,” ancak “bir kültürel bağlamda erkek ve kadın olurlar’’ denilebilir (Çağırkan, 2018; Kepekçi, 2012; Şanlı, 2019). Erkeklerce hem yaratılan hem de sürdürülen, kadınlarca ise Erkeklik, biyolojik bir cinsiyet olmanın ötesinde, toplum tarafından bebeklikten babalığa kadar uzanan bir süreçte biçilen ve sürekli pekiştirilmesi beklenen rolleri ve beklentileri içeren karmaşık bir toplumsal inşadır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak için, dilin dönüştürülmesi, çocukların kalıplardan uzak yetiştirilmesi ve eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılması esastır. - [Toplumsal Cinsiyet Rolünde Erkek - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/toplumsal-cinsiyet-rolunde-erkek-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Bireyler kendilerini güçlü olarak nitelendirmek için zor zamanlarında yaşadıkları güçlüklerle tek başına yüzleşmeleri gerektiğine inanmaya eğilimli olabilmektedirler. Bu zor zamanlarda yaşanılan olaylar bireylerin hassas noktalarını oluşturabilmektedir. Hassas noktalar bireylerin bağlanma ihtiyacı reddedildiğinde veya görmezden gelindiğinde oluşabilmektedir (Johnson, 2020). Ve hayatımızda önemli dediğimiz insanlarla yaşadığımız yaralayıcı ilişkiler sonucunda oluşabilmektedir. Hemen hemen herkesin hassasiyetleri, dokunulduğunda kanayan yaraları Toplumsal cinsiyet baskıları, erkeklerin duygularını bastırmasına, hassasiyetlerini gizlemesine ve ilişkilerinde yüzeysel kalmasına neden olarak ataerkil bir sistemin sürekliliğini sağlar. Bu durumun üstesinden gelmek için dil, medya ve eğitim gibi tüm toplumsal alanlarda toplumsal cinsiyet eşitliği anlayışının içselleştirilmesi ve yaygınlaştırılması esastır. - [Erkekler Ağlamaz, Sil Göz Yaşını! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/erkekler-aglamaz-sil-goz-yasini-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - “Erkeğin özgürlüğü, erkin her türünü sorgulayarak başlar. Erkin her türlü uygulamasından feragat edebildiği ölçüde özgürleşir, erkek.” / Türker, 2004. “Erkek adam ağlamaz! Erkek gibi davran! Erkek adam duygularını belli etmez! Adam gibi adam ol! Erkek dediğin ailesini tek başına geçindirir! Koca adam olmuşsun böcekten mi korkuyorsun?..” ve daha nicesi günlük hayatta sıklıkla karşılaşabileceğimiz cümleler. Peki Toplumda yerleşmiş "erkek adam ağlamaz" gibi klişeler, erkeklerin biyolojik cinsiyetlerinin ötesinde, ataerkil sistemin dayattığı katı erkeklik rollerinin kültürel bir ürünüdür. Bu dayatmalar, erkeklerin duygusal gelişimini sekteye uğratarak hem kendilerine hem de çevrelerine zarar veren davranışlara yol açmakta ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını engellemektedir. - [POST-MODERN ERKEK(LİK) - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/post-modern-erkeklik-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Erkeklik birey olarak “erkeklerin sahip olduğu biyolojik özelliklere istinaden toplumsal yaşamda oynamaları gereken rolü ve toplum içerisindeki konumunu şekillendiren yönergeler toplamıdır” (Uçan, 2012, s. 262). “Erkek”, tamamıyla kültürel bir kurgudur. Cinsiyetler arasındaki farklılıklar toplumsal yaşamın şekillenmesinde etkili olmaktadır. Literatüre bakıldığında; erkeklik üzerine yapılan çalışmalar, 1970’lerin sonuna doğru tekil bir erkeklik idealinin olduğuna yöneliktir. Buna istinaden Erkeklik, biyolojik bir özellikten ziyade, gelenekselden postmodern döneme kadar değişen toplumsal ve kültürel bir kurgudur. Modernleşmeyle ortaya çıkan metroseksüel, retroseksüel gibi yeni erkeklik algıları, ataerkil yapının ve kadın hareketlerinin etkisiyle erkeklik kavramında bir "kriz" ve uyumsuzluk yaratmaktadır. - [PROFEMİNİST MİSİNİZ? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/profeminist-misiniz-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Bir forum sitesinin arama çubuğuna “Feminist Erkek” yazıp baktınız mı? Hiç olmayan erkek, gizli eşcinsel erkek, kutsal amacı için rol yapan erkek, teoride oldukça fazla olan uygulamada olmayan erkek; ideal erkek, sexist olmayan erkek, ruhu sağlıklı olan erkek… Eğer bunlara bakarsanız benzer iki uçlu yorumların yer aldığını görebilirsiniz (Ekşisözlük, t.y.). Peki feminist erkek nedir? Erkek Feminizm, kökeni ve tarihi süreçteki farklı dalgalarıyla kadınların maruz kaldığı baskıları çok faktörlü bir bakış açısıyla ele alan bir yaklaşımdır. Erkeklerin feminizme yönelik tutumları antifeminist, maskülenist ve profeminist olarak çeşitlenirken, erkek terapistlerin feminist yaklaşımla çalışıp çalışamayacakları psikoloji camiasında tartışılan önemli bir konudur. - [Duygulardan Geçmeyen Erkeklik Biraz Eksiktir - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/duygulardan-gecmeyen-erkeklik-biraz-eksiktir-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Duygusal deneyimlerimizi anlama, değerlendirme ve ifade etme biçimlerimiz, dünyamızı ve kendimizi anlamamızın ayrılmaz bir parçasıdır. Araştırmalar, yetişkinlerin duyguları hem beden diliyle hem de sözlü olarak sergileme biçimlerinin çocukların gelişen duygusal davranışlarını etkilediğini belgelemiştir (Denham, Zoller & Couchard, 1994; Dunn, Brown & Beardsall, 1991; Fivush & Kuebli, 1997). Ebeveynlerle kurulan sözlü iletişimde, günlük sohbetler yoluyla çocuklar, Çocukların duygusal gelişiminde ebeveynlerin rolü kritik olup, yapılan araştırmalar ebeveynlerin çocuklarıyla duygu konuşma biçimlerinin onların duygu anlama ve düzenleme becerilerini etkilediğini göstermektedir. Özellikle erkek çocukların duygusal ifade kısıtlamaları, gelecekteki ruh sağlıkları için önemli bir risk faktörü oluştururken, ebeveynlerin cinsiyetten bağımsız, kapsayıcı bir duygu sosyalleşmesi sağlaması büyük önem taşımaktadır. - [Sizde Var mı Biraz Erkeklik? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sizde-var-mi-biraz-erkeklik-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Gece geç vakitte bekâr yaşadığı dairesine dönüp gizli ışıklandırmayı açarak kendine hemen bir viski hazırlayan, takım elbiseli, yakışıklı bir adam... Adorno’ya (2002) göre; özellikle kadınları ve kendisi gibi sigara dumanı, deri ve tıraş kremi kokmayan her şeyi küçük gören bu adam… Lafa, Adorno’nun bu tasviri sayesinde güçlü erkeği tam da olması gerektiği şekliyle (!) gözümüzde Toplumda "erkeklik" biyolojik bir özellikten ziyade, Adorno'nun tasvirindeki "güçlü erkek" imgesinde olduğu gibi, toplumsal beklentilerle inşa edilmiş kültürel bir kurgudur. Bu dayatmalar, erkekleri sürekli bir sınama ve tehdit altında bırakarak, hem kadınları hem de erkeklerin kendilerini ezdiği bir tahakküm ilişkisine yol açar; oysa erkeğin gerçek özgürlüğü, gücün her türünü sorgulayarak başlar. - [Milli Kimlik İnşasında İdeal Erkeklik Biçimi: Militarist Erkek - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/milli-kimlik-insasinda-ideal-erkeklik-bicimi-militarist-erkek-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Hayatın birçok alanını hala derinlemesine etkileyen militarizm; en yalın tanımlamayla askeri değerlerin ve pratiklerin yüceltilmesi ve toplumsal hayatın örgütlenmesinde önemli bir rol oynaması anlamına gelmektedir (Sünbüloğlu, 2013). Militarizm; askeri değerlerle toplumsal hayatın örgütlenmesini içeren milli kimlik inşası sürecinde aidiyet duygusunu güçlendirmekte, birlik olma olgusunu desteklemekte, milli güvenliği sağlayıcı bir görev duygusu aşılamakta, askeri başarının elde Militarizm, askeri değerleri yücelterek toplumsal hayatı şekillendirir ve "koruyan-kahraman erkek" imgesiyle erkeklere iktidar vaat ederken, askerlik görevini yerine getirmeyen erkeklerin kimlik karmaşası ve psikolojik sorunlar yaşayabileceğini ortaya koymaktadır. Bu durum, gençlere öğretilen insani değerlerle savaşın gereklilikleri arasındaki çelişki nedeniyle ciddi travmalara yol açabilir ve toplumda yaygınlaşan ruhsal bozukluklara sebep olabilir. - [ERKEK VE ÖZGÜVEN - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/erkek-ve-ozguven-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - 21.yüzyılda halihazırda en çok kafa yorulan konulardan birisi de hiç şüphesiz özgüvendir. Günümüzde pek çok bireyin ağzından özgüvenim yok, onun özgüveni yüksektir ve benzeri sözler duyabilirsiniz. Peki sıkça kullandığımız bu özgüven kelimesi aslında nedir? Lauster (2000)’e göre bireyin tutum, tavır ve davranışlarını belirleyen, kendisi hakkında duygu, düşünce ve değerlendirmelerdir (akt. Güven, 2012). Feltz (1988) ise Özgüven, bireyin kendini algılama ve yeteneklerine inanma biçimi olup, hem içsel memnuniyeti hem de dışa vurulan tavırları kapsar. Toplumsal cinsiyet rolleri ve çevresel faktörler, erkeklerin özgüven düzeyini etkileyerek "güçlü olma" baskısına rağmen uluslararası sıralamalarda daha düşük konumda yer almalarına neden olabilir. - [Arş. Gör. Dr. Aslıhan Burcu Öztürk Röportajı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ars-gor-dr-aslihan-burcu-ozturk-roportaji-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Psikolektif: Hocam, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünde araştırma görevlisi olduğunuzu biliyoruz. Bunun dışında Psikolektif Dergisi okuyucularına kendinizle ilgili ne söylemek istersiniz? Kendinizi biraz tanıtabilir misiniz? Yanıt: 2002 yılında ODTÜ Sosyoloji Bölümünden mezun oldum. Sonrasında toplumla çalışma alanına yöneldim. 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünde yüksek lisansa başladım. O tarihten bu yana aynı bölümde çalışmaya Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü'nde araştırma görevlisi olan konuşmacı, kadına yönelik şiddet ve çocuk refahı alanındaki çalışmalarını anlatırken, şiddetin toplumsal kökenlerine ve erkeklik algısıyla olan ilişkisine dikkat çekiyor. Şiddet uygulayan erkeklerle yapılan rehabilitasyon çalışmalarının önemini vurgulayarak, şiddetin patolojik bir durumdan ziyade toplumsal bir kurgu olduğunu ve çözümün cinsiyet eşitliğini temel alan bütüncül bir yaklaşımla mümkün olduğunu belirtiyor. - [Hadi Baba! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/hadi-baba-psikolektif-dergisi-sayi-12/) - Çocuk bakımı genellikle anne ile çocuk arasındaki ilişkiyle bağlıymış gibi gözükmekte, çocuğun gelişiminde en büyük sorumluluk anneninmiş gibi algılanmaktadır. Anne ile çocuk ilişkisine dair pek çok fikrimiz olsa da konu babanın rolüne geldiğinde işler değişmektedir. Geçmişi düşündüğümüzde çocukla ilişkisi açısından baba, özellikle bizim kültürümüzde anneye göre daha uzak bir yere konumlandırılmıştır. Günümüzde bu algı devam Geleneksel olarak anneye atfedilen çocuk bakımı sorumluluğu değişmekte, babaların çocuk gelişimindeki kritik ve geniş kapsamlı rolü giderek daha fazla kabul görmektedir. Baba katılımının üç boyutu (katılma, ulaşılabilirlik, sorumluluk) ve niteliği, çocukların bilişsel, duygusal, sosyal gelişiminden benlik saygısına kadar pek çok alanda olumlu etkiler yaratmaktadır. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörleri bünyesinde bulunduran cinsellik; partnerlerin aynı frekansta ahenk halinde olmasından öte cinsiyet ve cinsel kimlik oluşumunu, cinsel haz almayı, cinsel sağlığı, cinsel birliktelikleri, duygusal aktarımı, cinsel yönelim türlerini, evrimsel süreci içerisinde barındırmaktadır. Birçok kuramcı, insanı yaşam döngüsü içerisinde ele alırken kuramında insanın cinsel gelişimine ve cinselliğine de yer vermektedir. Örneğin; kişinin Cinsellik; psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörleri içeren geniş bir kavram olup, birçok kuramcı tarafından insan yaşam döngüsündeki yeri vurgulanmıştır. Temel bir fizyolojik ihtiyaç olmasına rağmen toplumda konuşulması zor bir konu olarak algılanan cinsellik hakkında doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi ve eğitimin yaygınlaştırılması sağlıklı bir toplum için büyük önem taşımaktadır. - [Cinsiyetin Ötesinde Bir Arayış: Cinsel Kimlik Gelişimi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cinsiyetin-otesinde-bir-arayis-cinsel-kimlik-gelisimi-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - “Cinsel kimliğine ilişkin kaygıları olan bazı kadınlar nasıl ‘efe kadın’ tutumları benimseyerek güvensizliklerini ödünlemeye çalışırlarsa, cinsel kimliklerini yeterince geliştirememiş bazı erkekler de meydan okuyucu ve saldırgan davranışlarla güçsüzlüklerini ödünlemeye çalışırlar.” (Geçtan, 2019, s. 172). Psikoloji literatüründe bir arayış süreci olarak sunulan kimlik kavramı, cinsel bağlamda da kim olduğumuzun bir arayışı olarak yer almaktadır. Bu arayışın sonucunda cinsel kimlik Cinsellik; psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörleri içeren geniş bir kavram olup, birçok kuramcı tarafından insan yaşam döngüsündeki yeri vurgulanmıştır. Temel bir fizyolojik ihtiyaç olmasına rağmen toplumda konuşulması zor bir konu olarak algılanan cinsellik hakkında doğru bilinen yanlışların düzeltilmesi ve eğitimin yaygınlaştırılması sağlıklı bir toplum için büyük önem taşımaktadır. - [Oedipus ve Elektra Kompleksi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/oedipus-ve-elektra-kompleksi-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Ruh sağlığı alanında multidisipliner bir anlayışla oluşturulan Psikolektif Dergisi’nin bu ayki teması “Cinsellik” olduğu için akla ilk gelen isimlerden biri psikoloji bilimine büyük katkıları olan psikanalist Sigmund Freud’dur. Psikanalitik kuramın yaratıcısı olan Sigmund Freud, özellikle psikanalitik kuram bağlamında geçmişten günümüze kadar ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Toplumun tüm kesimleri tarafından ilgi duyulan bir bilim insanı olan Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud, psikoseksüel gelişim kuramında kişiliğin oluşumunda çocukluk dönemi deneyimlerinin, özellikle de fallik dönemdeki Oedipus ve Elektra komplekslerinin önemini vurgular. Bu komplekslerin sağlıklı çözümlenmesi, bireyin yetişkinlikteki cinsel kimlik ve toplumsal rollerinin temelini oluştururken, ebeveyn tutumları bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. - [Evlilikte Cinsellik - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/evlilikte-cinsellik-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Evlilik denilince ihtiyaçlar için kazanç sağlamak, evle ilgili sorumluluklar, çocukların bakımı gibi konular akla gelir. Eşlerin açık şekilde iletişim kurmaları, birbirlerine olan bağlılıkları, birlikte geçirdikleri nitelikli zamanın varlığı, birbirlerine olan destek ve birbirlerini cesaretlendirmeleri, ortak bakış açısına sahip olmanın yanında farklı görüşlere saygılı olmaları evlilik yaşamının bir parçası olarak düşünülür. Yukarıdakilere ek olarak cinsellik evlilik Evlilikte cinsellik, yalnızca biyolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda eşler arasında duygusal yakınlığı, paylaşımı ve evlilik uyumunu artıran temel bir unsurdur. Cinsellik hakkında doğru bilgiye sahip olmak, cinsel mitleri yıkmak ve evlilik öncesi eğitimler almak, cinsel sorunların önlenmesi ve sağlıklı bir evlilik yaşamının sürdürülmesi için büyük önem taşımaktadır. - [KONUŞMALIYIZ! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/konusmaliyiz-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Üzerine konuşulmayan konular hakkında yanlış bilgilerin üretilmesi sıklıkla rastlanan bir durumdur. Doğru bilgiye erişememek, bilgi paylaşımından kaçınmak ve meseleleri bir sır haline getirmek çoğunlukla kişilerin o konu hakkında kulaktan dolma bilgilere uzun süre inanmasına sebep olmaktadır. Cinsellik de konuş(a)madığımız meselelerden biri olmaya hala devam etmektedir. Cinsellik; doğum öncesinden başlayarak bireyin hayatında önemli bir yer tutan, Cinsellik gibi konuşulmayan konular hakkında yanlış bilgiler ve cinsel mitler yaygınlaşır; oysa bireylerin cinsel sağlığı için doğru ve zamanında bilgiye erişim esastır. Cinselliği bir tabu olmaktan çıkarmak ve doğru cinsel sağlık eğitimlerini yaygınlaştırmak, bireylerin ve toplumun genel refahı için kritik öneme sahiptir. - [Dr. Kübra Yılmaztürk Yıldırım - Klinik Psikolog/Psikoterapist Samsun Üniversitesi Öğr. Üyesi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/dr-kubra-yilmazturk-yildirim-klinik-psikolog-psikoterapist-samsun-universitesi-ogr-uyesi/) - Samsun Üniversitesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapan, klinik psikolog, psikoterapist, hipnoterapist ve cinsel terapist unvanlarıyla çalışmalarına devam eden Dr. Öğretim Üyesi Kübra YILMAZTÜRK YILDIRIM, Psikolektif Dergisi okuyucularına kendisini ve mesleki yolculuğunu anlattı. Merhaba. Teşekkür ederim ince davetinize. Ben Kübra. Siz zaten güzel bir özet yapmışsınız. Bu çalışmalarımın yanı sıra hem Psikolog Kübra Yılmaztürk Yıldırım, cinselliğin anne karnından başlayan ve tüm yaşamı etkileyen, konuşulmayan bir süreç olduğunu vurgulayarak, toplumdaki cinsel mitlerin bu konuyu bir tabu haline getirdiğini belirtiyor. Cinsel terapilerin, bu mitlerin ve travmaların yol açtığı sorunlara bütüncül bir yaklaşımla çözüm aradığını, sağlıklı cinsel rehberliğin ve doğru bilginin yaygınlaşmasının önemine dikkat çekiyor. - [PORNOGRAFİK GERÇEKLER - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/pornografik-gercekler-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Cinsellik; kişinin bedensel, ruhsal, bilişsel ve duygusal katılımıyla eşlik ettiği haz alma ve üreme odaklı yaşantıları olarak tanımlanabilir. Cinsellik tüm insanlara özgü bir kavramdır. İnsan cinsel bir varlık olduğu için kişinin cinsellik üzerine düşünmesi, cinselliği merak etmesi, deneyimlemek ve cinsel odaklı haz almak istemesi gayet doğal ve normaldir. Peki sizce cinsellik, günlük hayatta ne kadarlık Günlük yaşamda sıkça akla gelen cinsellik, fizyolojik bir ihtiyaç olmasının yanı sıra, pornografi gibi gerçeklikten uzak kaynaklardan öğrenildiğinde yanılgılara ve olumsuz etkilere yol açabilir. Cinsel birliktelik, yalnızca fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda karşılıklı duygu paylaşımı ve zihinsel bütünleşmeyi içeren derin bir deneyim olarak anlaşılmalıdır. - [HOMOFOBİK TUTUMLAR VE YIKIMLAR - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/homofobik-tutumlar-ve-yikimlar-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Hepimiz insanız; yürüyen, konuşan, seven, sevilen, nefes alan canlılar… Hiç düşündünüz mü hayatta sizi en çok kim sever? Kim mutluluğunuzu ister? Aileniz, arkadaşlarınız, sevgiliniz… Liste uzayıp gider. Peki, aileniz sizden utansaydı adım adım intihara sürükleseydi ya da babanız sizi öldürmek isteseydi ya da 22 yaşında hayatınızın baharında yakılarak katledilseydiniz… Hiç düşündünüz mü? Polise, doktora gitmeye LGBTİQ+ bireyler, homofobi ve ayrımcılık nedeniyle intihar, cinayet, şiddet ve ciddi ruhsal sorunlarla yüzleşmektedir; zira eşcinsellik bir hastalık değil, toplumsal yargılarla öğrenilen bir yönelim farklılığıdır. Bu nedenle, ruh sağlığı alanında çalışanlar başta olmak üzere tüm bireylerin homofobik tutumları terk etmesi ve ayrımcılığı sonlandırması elzemdir. - [Cinsel Sağlık Eğitimi Verelim Ama Nasıl? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cinsel-saglik-egitimi-verelim-ama-nasil-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Cinsel sağlık eğitimi konusu özellikle ülkemizde yeterince ele alınmamış ve aydınlığa kavuşmamış konuların başında gelmektedir. Bu konuya günümüze değin adeta tabu gözüyle bakılmış ve gerek eğitimciler gerekse anne ve babalar cinselliği nasıl değerlendirecekleri konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdir. Önemli olduğu kadar böylesine yabancı olunan bu alanda, öncelikle ana-baba ve öğretmenlere, cinsel gelişim ve eğitim hakkında bilgi Türkiye'de bir tabu olarak görülen cinsel sağlık eğitimi, bireyin yaşam boyu süren fiziksel ve duygusal gelişimini destekleyerek cinsel istismar gibi pek çok sorunu önleyebilir. Bu nedenle, ailede başlayıp okullarda kurumsallaşması gereken kapsamlı cinsel eğitim, bilimsel ve güvenilir kaynaklardan sağlanarak toplumun cinsel sağlığını iyileştirmek için kritik öneme sahiptir. - [Cinsel Tabulara Kurban Mıyız? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cinsel-tabulara-kurban-miyiz-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Cinsellik, yaşam boyunca insan hayatında önemli bir yere sahiptir. Cinsellik yalnızca cinsel organları kapsayan bir kavram değildir. Aynı zamanda aklı ve tüm bedeni içermektedir. Kişinin cinsellik hakkındaki fikirleri yaşadığı toplumun bakış açısına göre şekillenir. Toplumumuzda cinsellik; çok merak edilmesine karşın az konuşulan, bir yandan utanılan, diğer yandan övünülen, tüm insanların temel gereksinimi iken gizliliği önemsenen Toplumda bir tabu olarak görülen cinsellik, bilimsel gerçeklikten uzak cinsel mitler ve toplumsal cinsiyet rolleriyle şekillenerek bireylerin cinsel yaşamını olumsuz etkiler. Sağlıklı bir cinsel yaşam için, bu mitlerden arınarak partnerler arasında açık iletişime dayalı, bilimsel temelli bir cinsel eğitim esastır. - [ARZULUYKEN SEN, SEN DEĞİLSİN! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/arzuluyken-sen-sen-degilsin-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Çekicilik ve reklam kavramları arasında güçlü bir bağ olduğu düşünülmektedir. Çekiciliğin reklamlarda kullanımı sadece pazarlama amacıyla yapılmamaktadır. Ürünle birlikte tüketicinin ilgisini çekecek sosyal statü, prestij, grup aidiyeti ve kimliği ifade etme gibi birçok sosyal ve psikolojik ihtiyacı da karşılama çabası ve iddiası olan bir düşünceyi veya duyguyu görmek mümkündür (Göker ve Göker, 2020). Pazarlama ile Reklamlarda cinsel çekiciliğin kullanımı, ürün tanıtımının ötesinde gizli mesajlar aracılığıyla toplumsal cinsiyet rolleri ve ideal beden algısı gibi mitleri pekiştirerek olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Bu nedenle, bilinçli tüketici olmak ve reklamların sunduğu mesajları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmek, kadın ve erkek bedeninin nesneleştirilmesi gibi sorunlara karşı ilk adımı oluşturmaktadır. - [MAHREMİYET EĞİTİMİNDE EBEVEYN REHBERİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/mahremiyet-egitiminde-ebeveyn-rehberi-psikolektif-dergisi-sayi-13/) - Sağlıklı bir hayatın inşasında cinsellik ve cinsellik ile ilişkili konular hayattan ayrılmaz bir parça olarak görülmektedir. Bu bağlamda ele alınan cinsel eğitim tanımlarının odaklandığı başlıklar incelendiğinde; cinsellikle alakalı bilgilendirme, cinsellik hakkında sağlıklı tutum geliştirme, cinsellik hakkında değer geliştirme, mahremiyet ile alakalı bilgi edinme (Çalışandemir, Bencik, & Artan, 2008), cinsel roller hakkında bilgi edinme, kişiler arası Çocukların cinsel eğitiminin önemli bir parçası olan mahremiyet eğitimi, özellikle 0-7 yaş arasında ebeveyn tutumlarıyla şekillenir. Ebeveynlerin çocuklarının bedenlerine karşı izin alma ve onay verme bilinciyle yaklaşmaları, çocukların kendi bedenlerini sahiplenmelerine ve sosyal ilişkilerinde sağlıklı sınırlar oluşturmalarına yardımcı olur. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 13 : CİNSELLİK](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-13-cinsellik/) - İki ayda bir yayınlanan akademik dergi, Psikolektif Dergisi, ''Cinsellik'' temalı 13. sayısı ile sizlerle! - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı -14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Yaşamsal tehlikelerden bireyi korumaya odaklanan korku mekanizması, nesiller boyunca bireyleri çeşitli tehlikelere karşı korumuş, bireyin hayatta kalma amacına hizmet etmiştir. Her ne kadar tehlike odaklı olarak ifade edilse de korku duygusu, gerçek tehlikelerin ötesinde algılanan tehlike durumlarında da kendisini ortaya çıkarmıştır. Dante, İlahi Komedya (2019) adlı eserinde “Korku sarmış senin içini; korku sık sık insanın Korku, bireyi tehlikelerden koruyan temel bir mekanizma olmakla birlikte, algılanan tehditler ve çeşitli yaşam durumları karşısında farklı yoğunluklarda ortaya çıkabilen evrensel bir duygudur. Bu sayı Psikolektif Dergisi'nin "Korku" temasını işlediği, korkunun birey üzerindeki etkilerini ve onunla yüzleşme yollarını ele alan bir içerik sunmaktadır. - [KORKU-19 - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/korku-19-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Tüm dünyada ve ülkemizde etkisi görülen, şu anda bile etkilendiğimiz ve gelecek yaşantılarımızı da büyük ölçüde etkileyecek olan bir salgın sürecindeyiz… COVID-19 adı verilen bu salgın Çin’den başlayıp tüm dünyaya yayıldığı gibi ülkemizde de 11 Mart 2020 tarihinde ilk vakanın ortaya çıkmasıyla birlikte görülmüştür (Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, 2021). Hızlı yayılan ve ölüm ile sonuçlanabilen COVID-19 salgını, belirsizliğin artmasıyla birlikte yaygın bir korku duygusu yaratmış; bu korku, nosofobi ve koronafobi gibi sağlık anksiyetesi durumlarını tetikleyerek bireysel farklılıklar ve baş etme mekanizmalarıyla şekillenmiştir. Salgın döneminde ortaya çıkan bu yoğun korku duygusunun anlaşılması ve sağlıklı yöntemlerle yönetilmesi, bireylerin ruhsal iyilik hallerini korumaları için büyük önem taşımaktadır. - [Suç Korkusu: Ya Başıma Bir Şey Gelirse? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/suc-korkusu-ya-basima-bir-sey-gelirse-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - “-Kapını kilitlemiyor musun? -Hiçbir zaman kilitlemem. Sözde iki yıldır kilit alacağım. diye gelişigüzel ekledi. Sonra gülerek Sonya' ya döndü: -Kilitleyecek şeyleri olmayanlar ne kadar mutludur, değil mi? dedi.” (Dostoyevski, 2006, s. 304) En doğal ve temel duygulardan olan korku, farklı türlerde karşımıza çıkabilmektedir. Bunlardan birisi de suç korkusudur. Suç korkusu, zarar verebilecek bir suç ya Suç korkusu, bireyin yaşam kalitesini düşüren ve özgürlüğünü kısıtlayan, hissedilen savunmasızlık ile çevresel ve kişisel faktörlere bağlı gelişen evrensel bir duygudur. Bu korkunun giderilmesi için caydırıcı yaptırımlar, güvenlik önlemleri, farkındalık çalışmaları ve psikolojik destek gibi çok yönlü yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. - [Evlenme/Evlilik Korkusu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/evlenme-evlilik-korkusu-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Aile en bilinen tanımıyla toplumun yapı taşı, en küçük birimidir. Öyle ki bir toplumun nicelik ve niteliğini belirleyen asıl unsur ailedir. Toplumların gelişimi ailenin işlevine bağlıdır. Ancak aile için dünün, bugünün ve yarının belirleyici unsuru olması yönünde tanımlamalar yapılırken aile kurumunun yıkıma uğradığı, boşanmaların arttığı gibi gerçekler de geçen on yıllardır gerek akademik yazında gerek Aile kurumu, boşanma oranlarındaki artış ve özellikle gamofobi (evlilik korkusu) gibi modern toplumsal sorunlar nedeniyle tehdit altındadır. Bu korku, geçmiş olumsuz deneyimler, bağlanma sorunları, bireyselleşme eğilimleri ve sosyo-kültürel faktörlerden kaynaklanarak bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte, bu durum da evlilik öncesi eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını zorunlu kılmaktadır. - [BENİ CEZALANDIRMA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/beni-cezalandirma-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - ‘’Korkmamız gereken tek şey korkunun kendisidir.’’ Franklin D. Roosevelt (Smıth, 2019:157). Duygularımızın en temeli olarak görülmeye başlanan korku, çeşitli tehditler karşısında hissedilerek bireyin hayatta kalmasını sağlayacak içgüdüsel tepkileri ortaya çıkarmaktadır. Tehdit karşısında paylaşılan bu tepkiler türün devamlılığını sağlamak için evrilerek insanlık için ortak içgüdüsel davranışları oluşturmaktadır. Fakat karşısında korku hissettiğimiz durumlar elbette birbirinden farklılaşmaktadır. Partnerin Korku, bireyin hayatta kalma içgüdüsünü tetikleyen temel bir duygu olmakla birlikte, psikanalitik açıdan kastrasyon korkusu ve Ödipal karmaşa gibi derin bilinçdışı süreçlerle bağlantılıdır. Çözümlenmemiş bu karmaşalar, bireyin gelecekteki ilişkilerinde ve işlevselliğinde çocuksu tepkilere ve sınır sorunlarına yol açabilir. - [KLİNİK PSİKOLOG YILDIZ BURKOVİK RÖPORTAJI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/klinik-psikolog-yildiz-burkovik-roportaji-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Sevgili hocam, sizinle ilgili klinik psikoloji alanında uzman olduğunuzu, ayrıca psikodramatist unvanınızın bulunduğunu ve Üsküdar Üniversitesi’nde 2012 yılından bu yana, benim de orada bulunduğum yıllardaki en güzel anılarımın parçası olan grup psikoterapileri dersi verdiğinizi; bunun yanı sıra “Sosyal Fobi” ve Oğuz Tan Hoca ile yazdığınız “Korkacak Ne Var!” ve “Kaygılanacak Ne Var!” adlı üç Korku, bireyin hayatta kalma mekanizmasının temel bir parçası olmakla birlikte, aşırıya kaçtığında yaşam kalitesini düşüren patolojik bir duruma dönüşebilir ve bu durumda profesyonel destek gereklidir. Klinik psikolog Yıldız Burkovik, korku, kaygı ve fobi arasındaki farkları açıklarken, pandemi döneminde artan korkuların ele alınmasında ruh sağlığı uzmanlarının dikkat etmesi gereken noktaları ve ilaç tedavisinin ön yargılarının kırılmasının önemini vurgulamaktadır. - [FOBİK BİR YANIT: VAJİNİSMUS - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/fobik-bir-yanit-vajinismus-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Vajinismus, cinsel ilişkinin zorlu ya da imkansız olmasına neden olan vajinal kaslarda istemsiz kasılmaların olduğu durumdur. Vajinaya giriş denendiğinde vajinanın dışa yakın kısmını çevreleyen kaslarda yineleyici ve sürekli bir biçimde istemsiz kasılmaların olmasıdır. Kasılmalarla birlikte eşlik eden ağrı korkusu ve kaygısı vardır. Bedenin çeşitli bölgelerinde de kasılmalar görülmektedir. Ancak sadece penis değil çoğu zaman parmak, Vajinismus, vajinal kaslarda istemsiz kasılmalarla karakterize, cinsel birleşmeyi zorlaştıran veya imkansızlaştıran, temelde ağrı korkusuna dayanan ve bir fobi olarak kabul edilebilen bir cinsel işlev bozukluğudur. Kültürel tabular, yanlış cinsel bilgiler ve olumsuz deneyimler gibi toplumsal faktörler bu durumun ortaya çıkmasında önemli rol oynamakta, bu nedenle psikoterapi ve cinsel eğitim tedavide kilit rol oynamaktadır. - [FİLİZLENEN ÖLÜM - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/filizlenen-olum-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Aslında yaşlanıyor olmaktan duyduğu aczi örtmek için öfkelenmişti, yoksa gözlüklere düşman olduğundan değil. Kapıldığı yaşlanma korkusunun nedeni, “Yarın başlayacağım, yakında yapacağım, daha zaman var, bugün, yarın…” diye diye ertelediği şeylerin hiçbirini yapamamış, hayallerinin birçoğu için zamanın geçmiş olduğunu, sanki zihninde bir şimşek çakmış gibi birdenbire ve kesinlikle anladığı halde, inkar etmiş olmasıydı (Tunç, 2019, s. Yaşlanma süreciyle birlikte ortaya çıkan ölüm korkusu, insanın ölümlülüğünün farkında olması ve yaşamına anlam katma arayışından kaynaklanan evrensel bir kaygıdır. Terör Yönetimi Teorisi'ne göre, bu korku kültürel dünya görüşleri ve benlik saygısı aracılığıyla yönetilmekte, dini ve manevi pratikler ile pozitif psikoloji gibi yaklaşımlar bu korkuyla baş etmede etkili olabilmektedir. - [Kan-İğne-Yaralanma Fobisi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kan-igne-yaralanma-fobisi-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Kan-iğne-yaralanma fobisi bazı kaynaklarda kan-yaralanma, bazı kaynaklarda kan-enjeksiyon-yaralanma fobisi olarak adlandırılmaktadır. Bu yazıda bütünlük sağlanması amacıyla kan-iğne-yaralanma fobisi olarak kullanılması tercih edilmiştir. Kan-iğne-yaralanma fobisi, DSM-5’e göre kaygı bozukluklarının altında yer alan özgül fobiler arasındadır. Bu nedenle öncelikle özgül fobinin açıklanması gerekli görülmüştür. Özgül fobi, bir nesne ya da durumla ilgili olarak belirgin bir korku ya Kan-iğne-yaralanma fobisi, belirgin korku, kaygı ve kaçınma ile karakterize, bayılma eğilimi ve iğrenme duygusunun eşlik ettiği, özgül fobiler arasında atipik bir kaygı bozukluğudur. Bu fobinin tedavisinde, özellikle maruz bırakma teknikleri gibi psikolojik müdahaleler etkili olmaktadır. - [Korkuna Yer Aç! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/korkuna-yer-ac-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - İnsan yaşamının doğal bir parçası olarak görülen korku, hayatın sürdürülebilmesi için gerekli de görülmektedir. İnsanın aşina olmadığı, anlamada ve yorumlamada güçlük çektiği konularda ön plana çıkan bir duygu olan korku, ilk atalarımızdan bizlere miras kalmıştır. Korkuyu tanımlamak gerekirse, herhangi bir uyaranın kişi üzerinde tehdit edici bir biçimde algılanmasıyla ortaya çıkan duygu olarak ifade edilebilir (Eren, Korku, bireyin hayatta kalması için gerekli olan, tehdit edici uyaranlar karşısında ortaya çıkan içgüdüsel bir duygudur ve "savaş ya da kaç" tepkilerini tetikler. Bu duygunun yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için, korkunun varlığını kabul etmek ve işlevsel olup olmadığını sorgulamak önemlidir. - [KORKUNUN KÜLTÜRÜ OLUR MU? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/korkunun-kulturu-olur-mu-psikolektif-dergisi-sayi-14/) - Korku genel olarak, organizmanın tehdit edici bir uyarana verdiği bedensel, psikolojik savaş ya da kaç tepkisi olarak tanımlanmaktadır. Korku, canlıya özgü bazı durumlarda oldukça normal olarak kabul edilen bir durumdur. Korku, olumsuz bir duygu gibi değerlendirilse de aslında çoğunlukla organizmayı canlı tutmaya yöneliktir. İlk çağlarda insanlar ateşten, doğa olaylarından ve hayvanlardan korkmaktaydı. Zaman içinde bu Korku, organizmanın tehdit edici uyarana verdiği bir tepki olup, bilinmezlikle ilişkili ve hayatta kalma mekanizmasının önemli bir parçasıdır. Aile, kültür, eğitim ve medya gibi unsurlar aracılığıyla öğrenilen ve aktarılan korku, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde etkili bir fenomen olarak varlığını sürdürmektedir. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 14: Korku](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-14-korku/) - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Çocukluk; dış dünyaya küçük adımların atıldığı, sürekli yeni şeylerin keşfedildiği, farklı kavramların ve becerilerin öğrenildiği, anıların, iyi veya kötü yaşanmışlıkların olduğu, farklı bedensel, duyusal ve devinsel değişikliklerin yaşandığı belki de insan yaşamındaki en kıymetli dönemi ifade etmektedir. Bu dönemde çoğu şey ilk defa deneyimlenir: yürümek, koşmak, öğrenmek, iletişim kurmak, aile olmak, arkadaş edinmek, güvenmek, sevmek… Çocukluk, insan yaşamının en değerli dönemi olup, kişiliğin temelini atar ve bu dönemdeki sağlıklı gelişim gelecekteki adımların sağlamlığını belirler. Tarih boyunca çocukların hakları göz ardı edilmiş olsa da, günümüzde çocuk işçiliği, suça sürüklenme, istismar ve ihmal gibi sorunlar devam etmekte olup, "çocuk" olgusu üzerine daha fazla konuşulması gereken önemli bir konudur. - [Evlilik Çatışması ve Çocuğun Uyumu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/evlilik-catismasi-ve-cocugun-uyumu-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Evlilik çatışmalarıyla çocukların uyumu arasındaki ilişkiyi inceleyen ya da evlilikteki çatışmaların çocukların uyumunda yordayıcı olduğu sonucuna ulaşan pek çok çalışma mevcuttur. Bu yazıda evlilik çatışmasının çocuk uyumuyla ilişkisi, Davies ve Cummings (1994) tarafından oluşturulan duygusal güvenlik kuramı bağlamında ele alınmıştır. Duygusal güvenlik kuramının geliştirilmesindeki amaç çocukların evlilik çatışmasına uyumlarının ve baş etme özelliklerinin gelişimsel farkını Evlilik çatışmalarının çocukların uyumu üzerindeki etkisi, Davies ve Cummings'in duygusal güvenlik kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu kurama göre, çatışmanın sıklığı, şiddeti ve çözülme biçimi gibi faktörler, çocukların duygusal güvenliğini ve dolayısıyla uyumunu doğrudan etkilemektedir. - [GÖÇ VE ÇOCUK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/goc-ve-cocuk-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Son zamanlarda ülkede neredeyse hepimizin takip ettiği, sebepleri farklı olsa da endişelerin ortak olduğu bir olgu ile karşı karşıyayız. Göç… Türkiye, jeopolitik konumu sebebiyle tarih boyunca önemli bir göç güzergahı olmuş ve çevresindeki ülkelerde yaşanan büyük sorunlar nedeniyle, kitlesel göçlerle karşılaşmıştır (Karataş ve Ayyıldız, 2021). Ancak 2010’lu yılların başında Suriye’de ortaya çıkan iç savaş tarihteki Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle tarih boyunca önemli bir göç güzergahı olmuş, özellikle Suriye İç Savaşı ile birlikte milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapmıştır ve bu nüfusun yarısına yakınını çocuklar oluşturmaktadır. Savaş ve göç, çocukların temel haklarından mahrum kalmasına, fiziksel, psikolojik ve sosyal sağlık sorunları yaşamasına ve travmatik deneyimler sonucu uyum güçlükleri çekmesine neden olduğundan, yerinden edilmiş bu çocuklara güvenli yaşam alanları sağlamak büyük önem taşımaktadır. - [ÇOCUK MUSUN SEN? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cocuk-musun-sen-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Çocuklar, çeşitli düzeylerde ve çeşitli sebeplerle kendi yaş ve özelliklerine uygun olmayan sorumluluklar üstlenebilmektedir. Aile sistemindeki bağlar, çocuğun yetişkin sorumlulukları üstlenmesine sebep olacak şekilde zayıf veya eksik ise bu durum çocuk açısından “ebeveynleştirilme” kavramı ile açıklanmaktadır (Boszormenyi-Nagy ve Spark, 1973; akt. Hooper, 2008). Bu sorumluluklar bazen çocuk ile ebeveyn arasında bir rol değişimi halini alabilir. Çocukların kendi yaşlarına uygun olmayan sorumluluklar üstlenmesi olarak tanımlanan ebeveynleştirilme, duygusal ve araçsal olmak üzere iki şekilde ortaya çıkabilir ve hem çocuklukta hem de ileri yaşlarda çeşitli psikolojik sorunlara yol açabilir. Ancak, adil bir aile ortamı, olumlu kardeş ilişkileri ve çocuğun bu sorumluluklardan fayda sağlaması gibi faktörler, ebeveynleştirilmenin olumsuz etkilerini hafifleterek hatta olumlu sonuçlar doğurarak bu durumun etkilerini dengeleyebilir. - [Klinik Psikolog Şehadet Ekmen Röportajı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/klinik-psikolog-sehadet-ekmen-roportaji-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Merhaba hocam. Sizinle ilgili olarak klinik psikolog ve nöropsikolog ünvanına sahip olduğunuzu ve nöropiskoloji alanında Üsküdar Üniversitesi’nde dersler verdiğinizi; dikkat eksikliği, odaklanma, kaygı bozukluğu, depresyon, okul ve başarı kaygısı üzerine terapiler yaptığınızı ve göçmen çocuklarla ilgili çalışmalar yürüttüğünüzü biliyoruz. Bunların dışında Psikolektif Dergisi okuyucularına ne söylemek istersiniz, kendinizi biraz tanıtabilir misiniz? Öncelikle Türkiye’ye dönüşümle sözlerime Klinik Psikolog ve Nöropsikolog Şehadet Ekmen, sosyal medyanın gerçeklik algısını değiştirmesiyle ortaya çıkan duygu ve empati yitiminin artan psikopatolojilerle ilişkili olduğunu belirtiyor. Ekmen, dikkat eksikliği ve yavaş zihinsel tempoya sahip çocukların farklı yaklaşımlarla desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, ebeveynlere çocukların dijital alışkanlıklarında sınır koymanın ve kaliteli, ortak zaman geçirmenin önemini hatırlatıyor. - [SİZE ANNE DİYEBİLİR MİYİM? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/size-anne-diyebilir-miyim-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - İnsanlık tarihi boyunca çocuklar; savaş, göç, doğal afetler, şiddet, ihmal, istismar, ekonomik yoksunluk, boşanma, ebeveynlerin psikotik hastalıklara sahip olması, ebeveyn ölümleri ve terk edilme gerekçesi ile korunma ihtiyacı içerisinde olmuştur (Yulaf & Gümüştaş, 2019). Çocukların bu kritik dönemlerinde temel ihtiyaçları olan barınma, bakım, eğitim ve sağlık gibi birçok alanda yetişkin desteği ile gereksinimlerinin karşılanması gerekmektedir. Çocuklar, tarih boyunca savaş, göç, şiddet gibi çeşitli zorluklar nedeniyle korunma ihtiyacı duymuş ve bu süreçte devletin desteğine ihtiyaç duymuşlardır. Kurum bakımında büyüyen çocukların sevgi yoksunluğu, davranışsal ve ruhsal sorunlar gibi risklerle karşı karşıya kalabileceği, bu nedenle aile yanında bakım modellerinin öncelikli olması gerektiği vurgulanmaktadır. - [Bir Küçücük Depresyon Varmış - Psikolektif Dergisi - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-kucucuk-depresyon-varmis-psikolektif-dergisi-sayi-15/) - Depresyon, üzerine çokça araştırma olması sebebiyle hakkında pek çok bilginin olduğu bir kavramdır. Temel olarak tanımını yapacak olursak depresyon; insanın yaşama istek ve zevkinin kaybolduğu, kişinin kendisini derin bir keder içinde hissettiği, geleceğe ilişkin kötümser, karamsar düşünceler; geçmişe ilişkin yoğun pişmanlık, suçluluk duygu ve düşüncelerini taşıdığı, bazen intihar girişimi veya ölümün olabildiği, uyku, iştah, cinsel Depresyon, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da ilgi kaybı, yorgunluk, özgüven düşüklüğü ve somatik şikayetler gibi belirtilerle kendini gösteren ciddi bir rahatsızlıktır. Çocukluk çağı depresyonlarının teşhisi, yaş ve gelişim özelliklerine bağlı olarak zorlaşabildiğinden, çok kaynaklı bilgi edinme ve gelişimsel bakış açısı tedavide büyük önem taşımaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 15 : ÇOCUK](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-15-cocuk/) - Psikolektif dergisinin ''Çocuk'' temalı 15. sayısı yayında! İyi okumalar dileriz :) - [Doktor Öğretim Üyesi Enver Ulaş İle Röportaj - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/doktor-ogretim-uyesi-enver-ulas-ile-roportaj-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Hocam öncelikle sizi tanıyarak bir başlangıç yapmak istiyorum. Sizin Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümünde lisans, yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladığınızı, bağımlılık alanında yayınlarınızın olduğunu ve şu anda da Sabahattin Zaim Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görev yaptığınızı biliyoruz. Bu bilgilerin dışında kendinizi biraz tanıtabilir misiniz, Psikolektif Dergisi okuyucularına kendiniz hakkında ne söylemek istersiniz? İstanbul’da büyüdüm; Doktor Öğretim Üyesi Enver Ulaş'ın kişisel ve mesleki yolculuğunu tanıtarak başlıyor, ardından bağımlılığın tanımı, kritik eşikleri (tolerans ve yoksunluk) ve geçmişten günümüze seyrine odaklanıyor. Ayrıca, bağımlılığa yol açan kişisel, ailesel ve genetik faktörleri detaylandırırken, şeker bağımlılığı gibi yeni alanlara değiniyor ve tedavi süreçlerinde aile katılımı ile koruyucu faktörlerin önemini vurguluyor. - [İNTERNET OYUNLARI BAĞIMLILIĞI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/internet-oyunlari-bagimliligi-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - İnternet oyunları bağımlılığı, Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nın (DSM-5) 3. ekinde “İleriki Çalışmalar İçin Koşullar” kısmında yer almaktadır. İnternet oyunları bağımlılığının DSM-5'in bağımlılık kısmında yer alabilmesi için daha çok çalışmanın yapılması gerekmektedir. Bu alanda yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarının ayrıca güvenilir ve geçerli olması gerekir. Öte yandan elde edilen araştırma sonuçlarının diğer yapılan çalışmalarla İnternet oyunları bağımlılığının DSM-5'teki yerini ve temel ayrıştırıcı faktörlerini açıklayarak, bu bağımlılık türünü diğerlerinden ayıran özellikleri (örneğin, kumar bağımlılığı ile farkları) ele alıyor. Ayrıca, bağımlılığın risk faktörleri, eş tanı hastalıkları, nörobiyolojik temelleri ve hem profesyonel hem de kişisel düzeyde uygulanabilecek tedavi yöntemleri hakkında kapsamlı bilgi sunuyor. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Bağımlılık hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişi yaşadığı stresle baş etmede işlevsel olan ve olmayan yollar kullanabilmekte ve bağımlılık da işlevsel olmayan baş etme yolları arasında sayılabilmektedir (Eryılmaz ve Deniz, 2020). Kişinin bağımlı olduğu şeye ulaşması için gerekenler hem maddi hem de manevi olarak pek çok zorluğu beraberinde getirmektedir. Bu metin, bağımlılığın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yarattığı geniş kapsamlı olumsuz etkilere dikkat çekiyor ve Psikolektif Dergisi'nin bağımlılık konusunu farklı açılardan ele alan 16. sayısını duyuruyor. Aynı zamanda dergi ekibine teşekkür ederken, eski bir editörün vedasını ve yeni bir editörün gelişini de belirtiyor. - [VAROLUŞÇU BİR PERSPEKTİFTEN BAĞIMLILIK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/varoluscu-bir-perspektiften-bagimlilik-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı olan DSM-5’te bağımlılık; bir maddeye tolerans geliştirme, maddeyi niyet edilenden daha fazla kullanma ve kullanmamayı başaramama, madde kullanılmadığında yoksunluk belirtileri gösterme ve madde sebebiyle günlük hayatta problemler yaşama ile karakterize bir bozukluktur. Burada bahsedilen tolerans, kişinin aynı etkiyi elde etmek için gittikçe daha fazla maddeye ihtiyaç duymasına; yoksunluk DSM-5'e göre bağımlılığı tanımlayarak tolerans ve yoksunluk gibi temel özelliklerini açıklıyor ve alkol, sigara, kumar, teknoloji gibi farklı bağımlılık türlerine değiniyor. Ayrıca, bağımlılığın varoluşsal boşluk, yaşam amacı eksikliği ve yalnızlık gibi varoluşsal durumlarla ilişkisini vurgulayarak, bireyin hayatına anlam katmasının bağımlılıktan kurtulmada önemli bir çıkış noktası olabileceğini öne sürüyor. - [BU SON OYUN - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bu-son-oyun-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Bağımlılık kavramı düşünüldüğünde akla ilk gelen bağımlılık türleri genellikle sigara, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılıklarıdır. Bu bağımlılıklarla günlük yaşamımızda sıklıkla karşılaşmaktayız. Ayrıca bu bağımlılıkların zararlı olduğunun da birçoğumuz farkındayızdır. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte risk durumunun arttığı kumar bağımlılığı hakkında ne kadar bilgi sahibiz? Bu yazımızda kumar bağımlılığı üzerine detaylı bir inceleme yapacağız. Kumar, bireyin nispeten Genellikle göz ardı edilen kumar bağımlılığını ele alarak, bu bağımlılık türünün tanımını, sınıflandırmasını ve DSM-5'teki yerini detaylandırıyor. Ayrıca, patolojik kumar bağımlılığının dört evresini açıklayarak ve bu bağımlılıktan korunma ve iyileşme yollarını vurgulayarak, teknolojik gelişmelerle artan risklere dikkat çekiyor. - [İnsana Bağımlı Olmak: Bağımlılık Şeması - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/insana-bagimli-olmak-bagimlilik-semasi-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Elbette, metni iki yana yaslı olacak şekilde düzenlenmiş hali aşağıdadır: Bağımlılık denildiğinde aklımıza ilk olarak internet, alkol, sigara, kumar, yeme, alışveriş bağımlılığı gibi bağımlılıklar geliyor fakat bir de insanlara bağımlı olma haline yol açan bir bağımlılık şemasına sahip olabileceğimizi biliyor muydunuz? İnsanlara bağımlı olmayı ifade eden bağımlılık şeması iki farklı yetiştirilme tarzı ile gelişmektedir. Bunlardan Bireylerin ebeveyn tutumlarına göre gelişen ve insanlara bağımlı olma hali olarak tanımlanan bağımlılık şemasını inceliyor. Aşırı koruyucu veya aşırı serbest bırakıcı ebeveynlik tarzlarının bu şemayı nasıl tetiklediğini, karşıt bağımlılık gibi farklı tezahürlerini ve özellikle romantik ilişkiler ile Türk kültüründeki yansımalarını açıklıyor. - [Ya Kaslarımı Kaybedersem? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ya-kaslarimi-kaybedersem-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Egzersiz; fiziksel uygunluğun bir ya da daha fazla unsurunu geliştirmeyi hedefleyen, planlı ve sistemli bir şekilde yapılan fiziksel aktiviteler bütünü olarak tanımlanabilir. Egzersiz yapmanın bireydeki duygu durum hormonlarını etkilediği ve bunun sonucunda bireyin kendisini daha mutlu hissetmesini sağladığı yapılan çalışmalarda görülmektedir. (Adams, Miller ve Kraus, 2003; akt. Demirel ve Cicoğlu, 2020). Araştırmaların çoğu egzersiz yapmanın Egzersizin hem olumlu etkilerini hem de egzersiz bağımlılığı olarak adlandırılan potansiyel olumsuz sonuçlarını tartışıyor. Tolerans, yoksunluk ve kontrol kaybı gibi belirtilerle karakterize edilen bu bağımlılığın birincil ve ikincil formlarını, risk faktörlerini (yaş, cinsiyet, sıklık) ve bilişsel-davranışçı yaklaşımlara dayalı tedavi önerilerini açıklıyor. - [Bağlılık Mı, Bağımlılık Mı? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/baglilik-mi-bagimlilik-mi-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Annesi gözden kaybolduğu anda çılgınlar gibi ağlayan bebeklere ya da yeni girdiği sosyal ortamlarda anne babasının bacaklarına sarılan çocuklara hepimiz zaman zaman şahit olmuşuzdur. Bu gibi durumlarda aileler genellikle çocuklarının kendilerine aşırı bağlı olduklarını söylerler. Peki, bağımlılık ve bağlılık nedir, normal midir, yoksa tehlikeli bir durum mudur? Bağımlılık ve bağlılığın aynı şey olmadığına dikkat çeken Bağımlılık ve bağlılık kavramlarını ayrıştırarak, özellikle çocuklarda görülen aşırı ebeveyn bağlılığının nedenlerini ve sonuçlarını ele almaktadır. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarının bağımsızlık gelişimini desteklemek için neler yapabileceğine dair pratik öneriler sunarak, sağlıklı bağlılığın önemini vurgulamaktadır. - [HAZ PEŞİNDE KOŞAN BAĞIMLILIK MİTİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/haz-pesinde-kosan-bagimlilik-miti-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Bağımlılık, tek ve bariz bir nedeni olmayan karmaşık bir beyin bozukluğudur. Uzmanlar, bir dizi biyolojik ve çevresel faktörün bağımlılık riskini önemli ölçüde artırabileceğine inanmaktadır. Bu biyolojik faktörlerden bazıları şunlardır: genetik, sağlık geçmişi ve gelişim evresi. Özellikle çocuklar ve gençler içinse çevresel faktörler şunları içerir: ev yaşantısı, sosyal ilişkiler ve okuldaki zorluklar (Healthline, 2019). Tüm bu Bağımlılığın biyolojik ve çevresel faktörler gibi karmaşık nedenlerine odaklanarak, dopaminin bağımlılıktaki rolünün genellikle yanlış anlaşıldığına dikkat çekiyor. Metin, dopaminin sadece haz arayışından sorumlu olmadığını, aynı zamanda davranışları pekiştirmede ve tolerans gelişiminde etkili olduğunu vurgularken, bağımlılık tablosunun hazdan çok daha fazlasını içerdiğini savunuyor. - [Çocuk ve Ergenlerde Madde Kullanım Bozukluklarının Tedavisi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cocuk-ve-ergenlerde-madde-kullanim-bozukluklarinin-tedavisi-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - Madde kullanım bozuklukları çocukluk çağından itibaren görülmekte ve önleyici çalışmaların yapılmaması halinde ergenlik, yetişkinlik gibi dönemlerde de görülmeye devam ederek toplum ruh sağlığı açısından daha şiddetli sonuçlara yol açabilmektedir. Bu dönemde, madde kullanım bozukluklarına müdahalede bulunulurken, çocuk ve ergenlerin gelişim özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Söz gelimi, çocuk ve ergenlerde yalan söyleme davranışı, ortaya çıkan sorunları Madde kullanım bozukluklarının çocukluktan itibaren önlenmesi gerektiğini vurgulayarak, müdahale süreçlerinde yaşa ve bireye özgü yaklaşımların önemini ele almaktadır. Ayrıca, Motivasyonel Görüşme Tekniği gibi psikososyal tedavi yöntemlerini detaylandırarak, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) programının etkililiğini ve koruyucu-önleyici çalışmaların yaygınlaşmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı 16: Bağımlılık](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-16-bagimlilik/) - Psikolektif dergisinin merakla beklenen ''Bağımlılık'' temalı 16. sayısı çıktı! Dergimizin 16. sayısı ile birlikte editörlüğe veda eden Psikolog/Sosyal Hizmet Uzmanı Büşra Akçay'a katkıları için teşekkür ederiz. Dergimizin 17. sayısından itibaren editörlüğü Psikolojik Danışman Büşra Tunç ile birlikte üstlenecek olan Uzman Sosyal Çalışmacı Muhammet Kiremitci'ye hoş geldin diyoruz. - [İlişki Bağımlılığı ve Öz Yıkıcı İnançlar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/iliski-bagimliligi-ve-oz-yikici-inanclar-psikolektif-dergisi-sayi-16/) - İlişki, bir kimsenin diğer bir kimse ile etkileşim kurma şeklidir. Kişilerin birbirleriyle olan bu etkileşimi ise kişilerarası ilişkileri doğurmaktadır. Kişilerarası ilişki, dış dünya ile etkileşim kurulan en yoğun ilişki türüdür. Partnerler arası etkileşim, ebeveyn çocuk etkileşimi, akraba- arkadaş- meslektaş etkileşimi ilişki türlerine örnek olarak verilebilmektedir (Mukba, 2013). Kişilerarası ilişkiler, bireyin “benlik algısı, öz saygısı, kendine Kişilerarası ilişkilerin tanımından başlayarak, düşük benlik saygısının yol açabileceği ilişki bağımlılığını ele alıyor ve bu davranışsal bağımlılığın güvenli bağlanma ile ilişkisini vurguluyor. Ayrıca, ilişki bağımlılığının belirtilerini ve temelinde yatan öz yıkıcı inanç kalıplarını detaylandırarak, bu inançlarla mücadelenin önemine değiniyor. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Güç; günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız bir kavramdır. Hayatımıza etki eden güç ilişkileri, gücün üzerimizdeki kullanımı, güçlü olma ihtiyacı ve diğer pek çok deneyim ve olgu bizi güç üzerinde düşünmeye itmektedir. Güç kavramı; felsefe, psikoloji, sosyal hizmet, yönetim, siyasi bilimler, sosyoloji gibi birçok disiplin tarafından ele alınmakta, geçmişten günümüze güç alanında pek çok araştırma yapılmaktadır. Kişilerin Güç kavramını çok boyutlu bir fenomen olarak ele almakta ve Psikolektif Dergisi'nin 17. sayısının "Güç" temasına odaklandığını belirtmektedir. Metin, gücün kişisel, kültürel ve yapısal düzeylerde incelenebileceğini, karmaşık yapısıyla insan ilişkilerinde önemli bir rol oynadığını ve güçlü olma arzusunun hem olumlu hem de olumsuz etkileri olabileceğini vurgulamaktadır. - [İLİŞKİDE GÜÇLÜ OLAN KAZANIR MI? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/iliskide-guclu-olan-kazanir-mi-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - ‘‘Güçlü olanın da güçsüze ihtiyacı varsa güçlü olan kim acaba?’’ Lou Andreas Salome, Ruth Sosyal anlamda güç, birey ile birey, birey ile grup ve grup ile grup arasındaki ilişkilerde kendini göstermektedir. Bu cümlenin güç ilişkisindeki özneleri belirten açık anlamının yanı sıra örtük anlamı da şudur ki -sosyal anlamda- güç, kişiye ait sabit bir özellik değil, ilişki içerisinde kendini gösteren ve Romantik ilişkilerdeki güç dengesini ve bunun ilişkinin dinamikleri üzerindeki etkilerini incelemektedir. Metin, gücün ilişki içinde değişken bir olgu olduğunu, bir partnerin gücünün artmasının diğerinin bağımlılığını artırdığını ve sağlıklı bir ilişkide eşitliğin güven ve bağlılığı pekiştirirken, dengesiz güç ilişkilerinin her iki partnere de zarar verebileceğini vurgulamaktadır. - [Düşüncenin Gücü - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/dusuncenin-gucu-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Anais Nin “Olayları olduğu gibi değil olduğumuz gibi görürüz’’ der. Bu söz bizlere elimizde mizacımız, yaşantılarımızdaki deneyimlerimiz ve öğrenmelerimizden oluşan bir mercek olduğunu ve herkesin dünyaya kendi merceğinin arkasından baktığını anımsatır. Yani hayatta yaşadığımız olayları öncelikle bu merceğin ardından yani algı ve düşünce süzgecinden geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Bu yaklaşım Antik Yunan döneminde ortaya çıkan Stoacılık felsefesine İnsanların olayları algılama ve değerlendirme biçimlerinin duyguları ve davranışları üzerindeki derin etkisini Antik Yunan Stoacılık felsefesinden modern Bilişsel Terapi'ye kadar uzanan bir perspektifle açıklamaktadır. Metin, özellikle Aaron T. Beck'in otomatik düşünceler, bilişsel çarpıtmalar ve temel inançlar kavramlarını örneklerle açıklayarak, düşünce yapımızın yaşamdaki verimliliğimizi ve genel iyi oluş halimizi nasıl şekillendirdiğini vurgulamaktadır. - [DOÇ. DR. MEHMET KIRLIOĞLU RÖPORTAJI “GÜÇ VE GÜÇLENDİRME” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/doc-dr-mehmet-kirlioglu-roportaji-guc-ve-guclendirme-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Merhaba hocam. Öncelikle dergimizle röportaj yapmayı kabul ederek vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Sizinle ilgili olarak 2012 yılından bu yana sosyal hizmet alanında akademisyen olarak çalıştığınız ve sosyal hizmet eğitimi, sosyal adalet, güç ve güçlendirme, sığınmacılar, yoksulluk, ergenlik, cinsiyetçi tutumlar gibi konularda yayınlarınızın olduğu bilgisine sahibiz. Bunun dışında sizi biraz daha tanıyabilir miyiz, Psikolektif Dergisi Doç. Dr. Mehmet Kırlıoğlu'nun kişisel ve mesleki yolculuğundan yola çıkarak güç ve güçlendirme kavramlarını sosyal hizmet ve ruh sağlığı alanında derinlemesine incelemektedir. Röportajda, gücün çok boyutlu doğası, güçlendirmenin demokratikleşme ile ilişkisi, kolektif kimliğin önemi ve ruh sağlığı uzmanlarının güçlendirilmesi için otonomi, çalışma ortamı, terfi imkanı, güvenceli iş ve takdir görme gibi temel ihtiyaçlar detaylandırılmaktadır. - [GÜÇLÜ KADIN - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/guclu-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Güç kavramı geçmişten günümüze kadar birçok anlamda kullanılmaktadır. Kavram, sosyal bilimlerde bilim insanları tarafından sıkça ele alınmakla birlikte bazı disiplinleri de etkilemektedir. Örneğin; temelinde insana yardım etmek olan sosyal hizmet disiplininde davranışları ve durumları anlamlandırma, açıklama ve anlamada yardımcı olan, aile ya da birey hakkında işlevsel müdahaleler yapılmasını sağlayan kuramlarda “güç” kavramının dolaylı veya doğrudan "Güç" kavramının sosyal hizmet disiplinindeki önemini ve "güçlendirme yaklaşımını" özellikle kadınların güçlendirilmesi bağlamında ele almaktadır. Metin, güçlendirmenin sadece ekonomik boyutuyla sınırlı kalmayıp, psikolojik ve toplumsal boyutların da dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, bu alanda uluslararası ve ulusal düzeyde yapılan çalışmaları ve sivil toplum örgütlerinin rolünü irdelemektedir. - [“Erk” Sahibi Olmak ya da Olmamak - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/erk-sahibi-olmak-ya-da-olmamak-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - “Erkek (…) erkle tartılan, erkle tanımlanan, serüveni erk peşinde bir varoluşun sıkılan bekçisidir.” Türker, 2004 Ataerkillik erkek otoritesine dayanan toplumsal düzeni ifade etmektedir. Tarih boyunca kökeni farklı şekiller alan ataerkillikte ‘erkeklik’ iktidar ile ilişkilenmektedir. Ataerkil sistem toplumsal bir yapı olmakla birlikte erkeğin üstünlüğü kabul eden bir ideolojiyi ya da inanç sistemini de ifade etmektedir. Bu Ataerkil sistemin erkeklik kavramını ve erkekler üzerindeki yıkıcı etkilerini detaylı bir şekilde incelemektedir. Metin, ataerkilliğin erkekleri iktidar sahibi olmaya iten ve hegemonik erkeklik idealiyle sürekli bir "erkeklik inşası" ve kanıtlama mücadelesine sokan, bunun da erkekler için ciddi psikolojik ve yaşamsal stres yaratan bir sistem olduğunu vurgulamaktadır. - [ŞEYHİM BENİ IŞINLA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/seyhim-beni-isinla-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Güç başkasını etkileme, bu etkileme ile istenilen sonuca ulaşabilmektir (Bayrak, 2001). Sosyal psikoloji içerisinde güç kavramı ise statünün bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bireyler kendi iradesinin ve gücünün getirdiği etki ile kendisinden daha düşük statüde bulunanlar üzerinde bu gücü kullanabilmektedir (Macit, 2020). Güç sahibi olarak ilk akla gelen kişiler liderlerdir. Bruns’a (1978) göre liderler, bireyleri Güç kavramını dini gruplar ve liderlik bağlamında incelemektedir. Metin, dini liderlerin sahip olduğu farklı güç kaynaklarını açıklayarak, bu güçlerin üyelerin liderlere koşulsuz itaat etme motivasyonlarını nasıl etkilediğini ve dini gruplar içerisindeki ilişkilerde sağlıklı etkileşimin önemini vurgulamaktadır. - [Güçlü İlişki Evi Modeli - Psikolektif Dergisi - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/guclu-iliski-evi-modeli-psikolektif-dergisi-sayi-17/) - Güçlü İlişki Evi Modeli’ni (The Sound Relationship House Theory) John ve Julie Gottman geliştirmiştir (The Gottman Institute, 2022). Bu model aynı zamanda Gottman Çift Terapisi’nin ampirik temelini oluşturmaktadır (Navarra ve Gottman, 2019). Güçlü İlişki Evi hiyerarşik olarak sıralanmış yedi basamaktan ve güven ve bağlılık olmak üzere iki ağırlık taşıyan (Gottman ve Gottman, 2015) yan duvardan John ve Julie Gottman tarafından geliştirilen Güçlü İlişki Evi Modeli'ni detaylı bir şekilde açıklamaktadır. Metin, sağlıklı ve güçlü romantik ilişkilerin temelini oluşturan yedi basamak (sevgi haritaları, ilgi ve beğeniyi paylaşma, birbirine yönelme, olumlu bakış açısı, çatışmayı yönetme, hayalleri gerçekleştirme, ortak anlam yaratma) ile güven ve bağlılık gibi iki ana duvarı kapsamlı bir şekilde ele alarak, bu unsurların ilişki kalitesini nasıl etkilediğini vurgulamaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 17 - GÜÇ](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-17-guc/) - Psikolektif Dergisinin merakla beklenen ''GÜÇ'' temalı 17. sayısı çıktı! Bu sayıda, editörden yazısına ek olarak 6 akademik yazı, 1 röportaj yer almakta. Röportaj teklifimizi kabul edip Klinik Psikolog / Psikolojik Danışman Sena Kübra Çataloğlu'nun sorularını içtenlikle yanıtlayan Doç. Dr. Mehmet Kırlıoğlu'na teşekkür ederiz. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - Yaşamının üçte birini uykuda geçiren insanın en bilinmez ve büyüleyici taraflarından birisi de rüya görme yetisidir. Rüyanın ne olduğu, neden rüyaların hayatımızda bulunduğu, nasıl rüyalar gördüğümüze dair soruların yanıtları henüz net bir şekilde yanıtlanabilmiş değildir. Rüya kavramı araştırılmaya devam eden bir fenomendir. Farklı bilim disiplinleri ve dini inanışlar tarafından da sıkça ele alınmaktadır. Nörofizyoloji rüyayı, Rüya kavramını çeşitli açılardan ele almaktadır. Rüyanın ne olduğuna, neden görüldüğüne ve nasıl ortaya çıktığına dair bilimsel ve kültürel yaklaşımları özetleyerek, bu gizemli fenomenin hala tam olarak anlaşılamadığını ve farklı disiplinler tarafından araştırılmaya devam ettiğini vurgulamaktadır. Metin, rüyanın yaş, sosyoekonomik durum, eğitim gibi unsurlardan bağımsız olarak tüm insanlarda ve hatta hayvanlarda görüldüğünün altını çizer. - [Rüya tabirlerinden rüya analizine: Anlamlandırma çabası - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ruya-tabirlerinden-ruya-analizine-anlamlandirma-cabasi-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - Görmek anlamına gelen Arapça rü’yet kökünden türetilen ‘‘rüya’’ uyku esnasında zihinde beliren görüntülerin bütünü olarak tanımlanabilmektedir. İnsanla birlikte var olan ve insanın anlamlandırmak için çaba sarf ettiği rüyaların yorumu ise Eski Mısırlılar, Asurlular ve Yunanlılar’da kâhin ve büyücülerin en önemli görevleri arasında yer almıştır. Rüya tabiri (yorumu) konusunda yazılmış ilk metinlerin ise milâttan önce 2000’li Rüya kavramının tarihsel ve kültürel gelişimini, dini inanışlardaki yerini ve psikoloji literatüründeki yorumlanışını detaylı bir şekilde incelemektedir. Metin, rüyaların insanlar için dünlerini, bugünlerini ve geleceklerini anlamlandırmada bir araç olarak görüldüğünü belirtirken, rüya yorumculuğunun istismara açık yönlerine de dikkat çekmektedir. - [FREUD 101: RÜYA ANALİZİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/freud-101-ruya-analizi-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - Rüyalara dair bilimsel temelde yapılan ilk açıklamalar 1800’lü yıllarda Burdach, Delboef ve Robert gibi bilim insanları tarafından nörofizyolojik çalışmalara dayandırılmıştır. Başlangıçta bu şekilde ele alınan rüya kavramı ilk olarak Freud tarafından psikolojik temelde ele alınmıştır (Güven, 2015). Rüyalara ilişkin tanımlar Freud öncesi ve sonrası olarak ele alınabilir. Freud öncesi dönem rüyaları daha çok nörofizyolojik şekilde Rüyaların bilimsel ve psikolojik yorumlanışının tarihsel gelişimini, özellikle Sigmund Freud'un psikanalitik rüya kuramına odaklanarak açıklamaktadır. Metin, rüyaların bilinçaltı süreçlerin bir yansıması olduğunu ve psikopatolojilerle ilişkisini vurgularken, rüya analizinin psikoterapideki önemine ve Freud'un öğrencilerinin bu alandaki katkılarına değinmektedir. - [RÜYAMDA GÖRDÜM - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ruyamda-gordum-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - İnsanların rüya ve tabiri üzerine merakları insanlık tarihi kadar eski olmasının yanı sıra rüyanın yorumlama merakı ise antik Yunan dönemine kadar dayandığı bilinmektedir. Bu denli ilgi çeken bir alan hakkında rüyanın nasıl ortaya çıktığının, yorumlarının geçmişe, şu ana veya geleceğe dair mesajlarının ne olduğu tartışılagelmiştir. İlk çağlardan bu zamana gelen bu sorulara felsefi akımlar içerisinde rüyaların tarihsel ve felsefi kökenlerinden hareketle, görme engelli bireylerin rüya deneyimlerini bilimsel çalışmalar ışığında incelemektedir. Metin, görme engelli bireylerin de görsel rüyalar görebildiğini, ancak bu rüyaların imajlarının ve diğer duyusal deneyimlerinin farklılık gösterebileceğini, ayrıca kâbus sıklığının nedenlerini ele alarak bu alandaki popüler düşüncelere meydan okumaktadır. - [Bilinçdışının Psikopatolojik Bir İmgesi: Tekrarlayan Rüyalar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bilincdisinin-psikopatolojik-bir-imgesi-tekrarlayan-ruyalar-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - "Rüyalarda imgeler, bunların nedeni olduğu sanılan izlenimleri canlandırırlar. Bir *sfenks bize eziyet ediyor diye korku hissetmeyiz, hissettiğimiz dehşeti açıklamak için rüyamızda bir sfenks görürüz." (Borges, 2019, s. 230). Araştırmacıların çoğunluğu, rüya içeriğinin önemli psikodinamik fonksiyonları ortaya çıkarttığını, stresli deneyimsel mekanizmaların rüya içeriğine dahil edildiğine inanmaktadır. Örneğin karabasanlar, tekrarlı rüyalar gibi korku ve tehdit edici rüyaların Rüyaların, özellikle tekrarlayan rüyaların psikolojik işlevlerini ve bireyin ruh sağlığıyla ilişkisini incelemektedir. Metin, psikanalitik yaklaşımdan yola çıkarak rüyaların bilinçdışı çatışmaları yansıttığını, stres, anksiyete ve depresyon gibi durumlarla ilişkili olduğunu ve bireylerin içgörü kazanmasında önemli bir rol oynadığını vurgulamaktadır. - [Bir Şemanın Rüyası: Duygusal Yoksunluk - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-semanin-ruyasi-duygusal-yoksunluk-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - “Bir sınavdan beklediğimden çok daha düşük bir puan almışım, muhtemelen kalacağım. Canım çok sıkkın ve moralim aşırı bozuk. Böyle durumlarda oturur eski diğer başarısızlıklarımı düşünürüm. Tüm hepsini. Yani sadece derslerimi değil ilişkilerimdeki başarısızlıkları da düşünürüm. Fakültenin kafeteryasında oturmuş tam da bunu yapıyordum. Sonrasında sevgilim mesaj atıyor ‘Hadi fakültenin girişinde seni bekliyorum’ yazmış. Fakültenin merdivenlerinden yavaş Bir bireyin gördüğü rüyadan yola çıkarak Freud'un rüya yorumu ve Şema Kuramı çerçevesinde duygusal yoksunluk şemasını açıklamaktadır. Metin, rüyaların bilinçdışı ihtiyaçları ve karşılanmamış arzuları yansıttığını, özellikle duygusal yoksunluk şemasına sahip kişilerin rüyalarında bu ihtiyaçların sembolik olarak ifade bulduğunu ve bunun bireyin yaşamdaki başa çıkma biçimleriyle ilişkili olduğunu vurgulamaktadır. - [Anneee! Rüyamda neler gördüm biliyor musun? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/anneee-ruyamda-neler-gordum-biliyor-musun-psikolektif-dergisi-sayi-18/) - Çocukların gördükleri rüyalar, gelişimleriyle birlikte paralellik gösterir. İki yaştan önce çocukta ifade edici dil gelişimi yeterli olmadığı için rüya görüp görmediğine yahut ne gördüğüne dair çok net bir fikrimiz olmayabilir. 3-5 yaş aralığında canavarların olduğu, 5-7 yaş aralığında ise daha çok hırsızların olduğu rüyalar görebilirler. Yedi yaştan sonra ise çocukların rüyaları simgesel anlamda zenginleşir. Canavarların, Çocukların gelişim dönemlerine göre rüya içeriklerinin değiştiğini ve bu rüyaların onların iç dünyası hakkında ipuçları verdiğini açıklamaktadır. Metin, ebeveynlerin çocuklarının kâbuslarını ciddiye alması, korkularını hafife almadan anlayışlı ve destekleyici bir yaklaşımla yaklaşması gerektiğini vurgulayarak, huzursuz uyku düzeninin altında yatan olası nedenler ve profesyonel yardım alma gerekliliği hakkında bilgi vermektedir. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Tüm dünyada yaşanan sağlık krizinin ne şekilde sonuçlanacağını hiç kimse bilmezken, unutmamamız gereken şey dünya üzerinde hiçbir insanın afet ve krizlerden korunaklı olmadığı gerçeğidir. Irvin D. Yalom’un belirttiği gibi “Hepimiz aynı gemideyiz ve varoluşun yapısında bulunan trajedilere karşı bağışıklığı olan tek bir terapist veya kişi yok.” Hepimiz kendi bireysel ve kültürel coğrafyamızın içinde farklı olmaya Tüm insanların afet ve krizlere karşı savunmasız olduğu ve "aynı gemide" olduğumuz gerçeği vurgulanırken, bireysel ve toplumsal acılardan ders çıkararak kendi iç gücümüzle mücadele etmemiz gerektiği belirtiliyor. Bu süreçte, zihnimizin özgürlüğünü koruyarak bilgi kirliliğine karşı durmalı ve kendi gerçekliğimizi yaratmalıyız. - [Krizin Doğasını Anlamak - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/krizin-dogasini-anlamak-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Kriz kavramı, ekonomi, sosyoloji, uluslararası ilişkiler, mühendislik, psikoloji ve iletişim gibi pek çok disiplin tarafından incelenen ve olumsuz özellik taşıyan, görece küçük yapıdaki birimleri etkileyen durumları ifade eden geniş bir kavramdır. Krizleri bireyin yaşamındaki herhangi bir zorlayıcı durumdan ayıran en önemli noktalar; kişinin öznel bir stres durumu yaşaması, genellikle başvurduğu sorun çözme yöntemlerinin işe yaramaması Metin, krizi çeşitli disiplinlerin incelediği, bireyin baş etme yöntemlerinin yetersiz kaldığı öznel bir stres durumu olarak tanımlıyor ve bu durumu durumsal ile gelişimsel kriz türleri altında inceliyor. Krizin birey üzerindeki duygusal, davranışsal ve bilişsel etkilerine değinerek, müdahale edilmediğinde kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirtiyor. - [PSİKOSOSYAL GELİŞİMDE DÖNÜM NOKTALARI OLARAK KRİZLER - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikososyal-gelisimde-donum-noktalari-olarak-krizler-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Kriz kavramı genellikle kayıp, kaza veya beklenmedik olumsuz durumlarla ilişkilendirilse de, Erik Erikson'a (1994) göre yaşamdaki her gelişim dönemi kendi içinde bir krizi barındırır. Erikson, bireyin gelişiminin psikososyal dönemler boyunca devam ettiğini ve her bir safhada iki temel tutum duygusuyla tanımlanan krizlerle karşılaştığını ileri sürer. Bireyin bu krizleri başarılı bir şekilde çözme derecesi, genel sağlık Bu metin, Erikson'un psikososyal gelişim teorisine odaklanarak, krizin sadece olumsuz bir durum değil, aynı zamanda gelişim için bir dönüm noktası olduğunu savunur. Erikson'un sekiz gelişim evresindeki krizlerin bireyin kimlik ve psikososyal sağlığı üzerindeki etkilerini detaylandırarak, bu krizlerin başarıyla çözülmesinin önemini vurgular. - [KRİZ DURUMUNDA SAVUNMA MEKANİZMALARI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kriz-durumunda-savunma-mekanizmalari-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Kriz, kişinin duyuşsal ve davranışsal sistemlerini etkileyen, varoluşunu tehdit eden olağan dışı yaşantılardır. İnsan yaşamında, olağan durumların yanında yaşamı tehdit eden durumlarda yaşanmaktadır. Yaşamın bir parçası olan iş, okul veya ailede krizler yaşanabileceği gibi doğal afet, ölüm, boşanma, kaza, taciz, tecavüz ve savaş gibi krizler de yaşanabilir. Yaşanan olağan dışı olaylar kişinin hem biyolojik hem Metin, krizi kişinin varoluşunu tehdit eden olağan dışı yaşantılar olarak tanımlayarak, bu süreçte yaşanan şok, tepki, işlem ve yeniden uyum dönemlerini açıklıyor. Ayrıca, bireyin krize karşı bilinçdışı kullandığı bastırma, yalıtma, inkâr gibi savunma mekanizmalarını ve bunların patolojik sonuçlarını detaylandırıyor. - [KRİZİN ARKASINDAN SU DÖKMEK: BATIL İNANÇLAR - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/krizin-arkasindan-su-dokmek-batil-inanclar-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - “Bâtıl inanç aptalca, çocukça, ilkel ve irrasyonel bir şeydir. Ama bir tahtaya iki kere vurmanın da ne maliyeti var ki?” Judith Viorst "Bilinmezlik" insanoğlunun başlangıçtan beri baş etmeye çalıştığı bir kavramdır. Belki korkutucu, belki merak uyandırıcı olan bu kavramla baş edebildiği zamanlar olmuş ve bilinmezliğin perdesini aralamıştır. Baş edemediği zamanlarda ise bilinmez olanın verdiği kaygı Bu metin, insanların bilinmezlikle baş etme yöntemlerinden biri olarak batıl inançları inceliyor ve bu inançların özellikle kriz dönemlerinde neden daha fazla rağbet gördüğünü açıklıyor. Bilim ve dinin aksine, batıl inançların rasyonel bir temele dayanmadığını ve genellikle kişisel rasyonalizasyonlarla desteklendiğini vurguluyor. - [KRİZ DURUMUNDA İNTİHAR VE İNTİHARA MÜDAHALE SÜRECİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kriz-durumunda-intihar-ve-intihara-mudahale-sureci-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Emile Durkheim, “İntihar” adlı eserinde intiharı şöyle tanımlamaktadır: “Nasıl bir sonuç vereceği bilinen, kurbanın kendisi tarafından gerçekleştirilen, olumlu ya da olumsuz bir edimin dolaysız ya da dolaylı sonucu olan her ölüm edimine intihar denir. İntihar girişimi de böyle tanımlanan, fakat ölüm sonucu vermeyen edimdir” (Durkheim, 2013, s.5). Dünya Sağlık Örgütü 2019 yılında yayımladığı raporda dünya Bu metin, intiharı bireyin yaşamındaki krizlere verilen karmaşık bir tepki olarak tanımlamakta ve Durkheim'ın tanımından yola çıkarak güncel istatistiklerle durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Ayrıca intihar davranışının biyolojik, psikolojik ve toplumsal faktörlerin birleşimi olduğunu belirterek, krize müdahale ve intihar önleme stratejilerinin temel ilkelerini ve önemini vurgulamaktadır. - [BENİM HALA ‘UMUT’UM VAR - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/benim-hala-umutum-var-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - “Albert Camus, Veba’yı yazdığında temel meselenin şehri kuşatan değil bizi içten içe çürüten veba olduğunu düşünüyordu. Ona göre, salgın günlerinde insanda takdir edilecek şeyler kınanacak şeylerden daha fazlaydı. ‘Kışın ortasında, içimde mağlup edilemez bir yaz olduğunu fark ettim’ diye yazacaktı.” (Sayar, 2020). Şu an ülkemizde ve dünyamızda yaşanan koronavirüs salgını American Psychology Association (2020) tarafından Bu metin, Covid-19 salgınının bir halk sağlığı krizi olarak ele alındığı günümüzde, bireylerin psikolojik sağlamlığını ve umudu koruma yollarını inceliyor. Olumsuz haber maruziyetini azaltma, kontrol algısını yönetme, sosyal ilişkileri sürdürme, yaşamda amaç bulma ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerini uygulamanın bu süreçte hayati önem taşıdığını vurguluyor. - [DEPREM VE RUHSAL İZLERİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/deprem-ve-ruhsal-izleri-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - “Travma anında kurban ezici bir kuvvet tarafından çaresiz hale getirilir. Kuvvet doğanınki olduğunda, afetten söz ederiz. Kuvvet başka bir insanınki olduğundaysa, vahşetten söz ederiz. Travmatik olaylar insanlara kontrol, bağ kurma ve anlam duygusu veren olağan davranış sistemlerini alt üst eder.” (Herman, 2019, s. 41). Kriz, bireysel yaşamda veya toplumsal öngörülemeyen ve beklenmedik biçimde ortaya çıkan, Bu metin, travmanın ve krizin insan üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alarak, özellikle deprem gibi doğal afetlerin hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yarattığı psikolojik sonuçlara odaklanıyor. Kriz anında verilen tepkilerden, yas sürecine ve psikolojik sağlamlık kavramına kadar çeşitli dinamikleri açıklarken, afet sonrası psikolojik ilk yardım ve uzun vadeli destek hizmetlerinin önemini vurguluyor. - [AFETLERDE KRİZ YÖNETİMİ VE PSİKOSOSYAL DESTEK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/afetlerde-kriz-yonetimi-ve-psikososyal-destek-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - Ülkemizde birbiri ardına gelen olaylar, doğal afetler, kazalar, krizler, terör eylemleri, çatışmalar, tecavüzler ve salgın hastalıklar sonucu bireysel ve toplumsal travmalar yaşamaktayız. Psikolojik danışmanlar olarak ülkemizde son zamanlarda ardı ardına gelen birçok olay yaşadık ve biz ruh sağlığı çalışanları olarak her zaman bu olaylara hazırlıklı olmalı ve bilgilerimizi her zaman güncel tutmamız gerekmektedir. Afet Bu metin, ülkemizde yaşanan doğal afetler, krizler ve travmatik olaylara karşı afet yönetimini ve psikososyal müdahaleleri ele almaktadır. Afet döngüsünün aşamalarını açıklayarak, bu süreçte bireylerin yaşadığı tepkilerin normal olduğunu vurgulamakta ve etkili müdahale ilkelerini detaylandırmaktadır. - [KRİZDE DÖNÜŞÜM YOLCULUĞU - Psikolektif Dergisi - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/krizde-donusum-yolculugu-psikolektif-dergisi-sayi-7/) - İlk olarak 10 Aralık 2019 tarihinde Çin’de saptanan Covid-19 bulaşıcı hastalığı önceleri pek çoğumuz için 'uzaktan bir sada' gibi gelse de, ilerleyen süreçte tüm dünyanın yakından tanık olduğu ölçülerde günlük hayatın tam merkezine dahil oldu. Simbiyotik bir ilişkiye ihtiyaç duyan bu varlık bir organizma değil, kendine yer bulduğu organizmanın içinde çoğalmak ve varlığını sürdürmek misyonuna Bu metin, Covid-19 pandemisini durumsal bir kriz olarak ele alarak, virüsün biyolojik işleyişi ile toplumsal hayattaki etkileri arasındaki simbiyotik ilişkiye dikkat çekiyor. Pandeminin bireyler üzerindeki kısa, orta ve uzun vadeli psikolojik etkilerini inceleyerek, belirsizlik, kontrol kaybı ve bu süreçte anlamlandırma ve sosyal bağların önemini vurguluyor. - [6222 Sayılı Yasa Çerçevesinde Sporda Şiddet - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/6222-sayili-yasa-cercevesinde-sporda-siddet-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Şiddet denilince akla gelen ilk alanlardan biri de spor. Sporda şiddet ise daha çok futbol müsabakaları ile birlikte anılan bir kavram haline gelmiştir. Türkiye’de sporda şiddetin önlemesi ile ilgili geçmişte yapılan çalışmalardan pek sonuç alınamayınca kanun aracılığıyla bu konu çözüme kavuşturulmak istenilmiştir. Bu bağlamda 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun çıkmış, bu Türkiye'de sporda şiddeti ve düzensizliği önlemek amacıyla çıkarılan 6222 sayılı Kanun, elektronik bilet, fiziki engeller ve kamera sistemleri gibi düzenlemelerle caydırıcılığı artırmayı hedeflemiş olsa da, kanunda belirlenen cezaların yetersizliği ve pratikte alt sınırdan uygulanması, yasal müdahalelerin etkinliğini zayıflatmaktadır. Bu durum, sporda şiddetle mücadelede yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını, cezaların caydırıcılığının artırılması ve UEFA'nın saha içi görüntülerinin yayınlanmaması gibi ek önlemlerin önemini ortaya koymaktadır. - [BİR İŞ YERİ ŞİDDETİ (MOBBİNG) - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-is-yeri-siddeti-mobbing-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Şiddet denilince ilk olarak akla fiziksel şiddet gelse de ancak şiddet tek boyutlu bir kavram değildir. Şiddetin pek çok sınıflaması yapılmıştır. Şiddet; fiziksel, duygusal, ekonomik, cinsel ve psikolojik olarak sınıflandırılabilir. Şiddet; her ne kadar vurmak, kırmak ve fiziksel zarar vermek olarak görülse de şiddetin öyle bir boyutu vardır ki insana doğrudan bir temas olmadığı halde Fiziksel şiddet kadar yıkıcı olan ve iş yerlerinde "mobbing" (bezdiri) olarak adlandırılan psikolojik şiddet, bireyin iş performansını, kişisel özelliklerini ve kurumsal eksiklikleri hedef alarak mağdurun savunmasız ve çaresiz hissetmesine yol açmaktadır. Bu ciddi toplumsal sorunla mücadele etmek için mağdurların hukuki yollara başvurmasının yanı sıra, işverenlerin bilgilendirme ve etik kurallar oluşturması, aynı zamanda konuyla ilgili kapsamlı araştırmalar ve acil yardım hatları gibi önleyici mekanizmaların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. - [Toplumsal Bakış Ekseninde Cinsel Şiddet - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/toplumsal-bakis-ekseninde-cinsel-siddet-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - “…güya namuslu geçiniyor, kız çocuğu diye okula göndermiyor ama anasını da satmayı düşünüyor, öyle bir insan işte.” Birey üzerindeki yıkıcı etkisi tartışmasız olan şiddet, çeşitli biçimlerle toplumu ve içerisinde bulunan bireyleri etkilemektedir. Bu etki günümüzde süreğen bir biçimde artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2019 verileri, küresel çapta her 5 kadının, erkeklerde ise her 13 erkekten Cinsel şiddet, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan ve tecavüzden sözel tacize kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan, mağdurun özgür rızası olmadan gerçekleştirilen veya teşebbüs edilen cinsel eylemlerdir ve bu eylemlerin çoğu zaman mağdurun tanıdığı kişiler tarafından gerçekleştirilmesi, toplumdaki tecavüz kültürü ile beslenen yanlış algıları ve cezasızlığı derinleştirmektedir. Cinsel şiddetle mücadele etmek için çocuklara bedenleri üzerindeki söz hakkı öğretilmeli ve toplumdaki ön yargılar yıkılarak rızanın olmadığı her eylemin bir cinsel şiddet olduğu vurgulanmalıdır. - [Flört Şiddeti ve Reddedilme Duyarlılığı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/flort-siddeti-ve-reddedilme-duyarliligi-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - İnsanın varoluşuyla başlayan birçok şey gibi, şiddetin başlangıcı da insanın varoluşuyla aynı zamana denk düşer. Karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya sahip olan şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından gücün ya da fiziksel kuvvetin amaçlı bir şekilde bir başkasına ya da kendine zarar vermek niyetiyle kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Bu çatı tanımla birlikte, şiddetin kendine yönelik Flört şiddeti, romantik ilişkilerde partnerlerden birinin diğerine uyguladığı alay, tehdit, hakaret, izolasyon ve kontrol gibi davranışları ifade ederken, reddedilme duyarlılığı ise bu tür şiddet eğilimleriyle hem saldırgan hem de mağdur olarak ilişkili, kaygı ve öfkeyle reddedilme beklentisiyle aşırı tepki verme eğilimi olarak tanımlanmaktadır. Bu duyarlılık, bireyleri istismarcı ilişkilerde kalmaya veya algılanan reddedilmeyle başa çıkmak için şiddete başvurmaya itebilir; bu da sağlıklı ilişki dinamiklerinin anlaşılmasının ve şiddet döngüsünün kırılmasının önemini vurgular. - [ROMANTIK İLIŞKİ BAĞLAMINDA ŞİDDET KAVRAMININ ELE ALINMASI](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/romantik-iliski-baglaminda-siddet-kavraminin-ele-alinmasi/) - Toplum yaşamında uzun süredir var olan ve farklı davranış şekilleriyle kendini gösteren şiddet olgusu günümüzde birden fazla başlık altında irdelenip ele alınmaktadır. Şiddeti fiziksel, duygusal gibi alt başlıklarla inceleyebilmek mümkün olduğu gibi kişiler arasında meydana gelişine göre de ebeveyn şiddeti, flört şiddeti olarak da adlandırmak mümkündür. Adlandırma her ne şekilde gerçekleşirse gerçekleşsin şiddetin temelinde taraflardan Şiddet, fiziksel ve duygusal zararın yanı sıra, romantik ilişkilerde bireylerin kendilerinden şüphe etmesine neden olan flört şiddeti gibi farklı türlerde de kendini gösterir. Sağlıklı bir ilişkinin temelinde bireylerin kendilerini özgürce ifade etmeleri, eşitlik ve karşılıklı saygı yatarken, kıskançlık veya kontrol gibi davranışların sevgi sanılması, bu tür şiddet eğilimlerinin farkındalığını zorlaştırmaktadır. - [GASHLİGHTİNG VE MANSPLANİNG - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/gashlighting-ve-mansplaning-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - İnsanın varoluşuyla başlayan birçok şey gibi, şiddetin başlangıcı da insanın varoluşuyla aynı zamana denk düşer. Karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya sahip olan şiddet, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından gücün ya da fiziksel kuvvetin amaçlı bir şekilde bir başkasına ya da kendine zarar vermek niyetiyle kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Bu çatı tanımla birlikte, şiddetin kendine yönelik Şiddet, Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanan ve kendine, kişilerarası ve kolektif biçimlerde görülen karmaşık bir olgu olup, özellikle ilişkilerde sıklıkla karşılaşılan mansplaining ve gaslighting gibi psikolojik şiddet türleri, fiziksel şiddetten daha az fark edilse de mağdurun akıl sağlığını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bu görünmez şiddet biçimlerinin toplumda normalleştirilmesinin önüne geçilmesi ve bu konuda farkındalık oluşturulması, hem uygulayan hem de maruz kalan bireyler için koruyucu ve önleyici bir adım olacaktır. - [Şiddete Çözümde Kilit Nokta: Okul - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/siddete-cozumde-kilit-nokta-okul-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Eğitim ortamları toplumun önemli bir çekirdeğidir. Okullardan beklenilen çocuğun paydaşlarla iş birliği içerisinde aldığı bilgi ile beraber belli değerleri içselleştirmesidir. Okul, çocukların ve gençlerin yetişkinler dünyasına hazırlanabilmeleri için oluşturulmuş özel bir çevredir (Öğülmüş, 2006). Bu noktada toplumda gündeme gelen şiddet haberlerine bakıp ‘toplum nereye gidiyor’ sorusu sorulduğunda, cevap aranılan önemli yerlerden biri de eğitim ortamlarıdır. Okullar, sosyoekonomik faktörler, kentleşme ve aile içi yetiştirme tarzları gibi çeşitli nedenlerle şiddet olaylarının görüldüğü, ancak aynı zamanda bu davranışları anlamak ve önlemek için en uygun ortamlardır. Çatışma çözümü, akran arabuluculuğu, drama, akran destek programları ve öfke kontrolü gibi etkin eğitim programları, okul psikolojik danışmanları, öğretmenler, aileler ve idareciler arasında iş birliğiyle uygulanarak okullardaki şiddetin azaltılmasında kritik rol oynamaktadır. - [İnsan ve Yıkıcılığı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/insan-ve-yikiciligi-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Tarih öncesi ve tarihe mal olmuş toplumlar bir yana günümüzün gelişmiş toplumlarına bakıldığında da insanın, saldırganlığı bir alışkanlık edinmiş olduğu görülecektir. Savaş ve benzeri toplumsal akıl tutulmaları bir yana günümüzde genç nüfusta en sık görülen ölüm nedenlerinin başında cinayetlerin gelmesi de bunu göstermektedir. Bunun yanında cinayete varmayacak düzeydeki şiddet olaylarının ise salgın düzeyinde olduğunu kabul İnsandaki saldırganlık, Freud'un "Haz İlkesinin Ötesinde" makalesinde belirttiği gibi, ruhsal yapının derinliklerinde yer alan, insanın inkar etme eğiliminde olduğu köklü bir dürtüdür. Bu yıkıcı eğilimin, günümüz toplumlarında savaşlardan günlük şiddet olaylarına kadar uzanan geniş bir yelpazede kendini göstermesi, kültürel ve çevresel faktörlerle pekişerek toplumsal bir sorun haline gelmesini engellemek için bilinçli bir mücadele ve eğitim gerektirmektedir. - [Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Yankısı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/siddetin-cocuklar-uzerindeki-yankisi-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Şiddet, hiçbir türüyle kabul edilemezken, her gün bir yenisiyle önü alınamayan bir hastalık gibi yayılmaktadır. Diğer yandan, çocuk kelimesi şiddetle hiç anılmaması gereken kelimelerden biridir. Çocuk ve şiddetin karşı karşıya geldiği bir durum tüm gerçekliğiyle kendini gösteriyorsa da en çok anılması ve pür dikkat üzerinde çalışmalar yapılması gereken hayati bir konudur. Çocuğa yönelik şiddetin dünyada Çocuğa yönelik şiddet, fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik boyutlarıyla yaygın bir sorun olup, özellikle duygusal şiddet çocukların ruhunda kalıcı yaralar bırakarak gelecekteki davranışlarını etkilemektedir. Bu şiddet döngüsünü kırmak için eğitim temel bir araç olup, empati, problem çözme ve etkili iletişim gibi sosyal becerilerin kazandırılmasına odaklanan bütüncül programlarla aile, okul ve toplumun iş birliği elzemdir. - [Sosyal Öğrenme Kuramı ve Şiddet: BOBO DOLL DENEYİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sosyal-ogrenme-kurami-ve-siddet-bobo-doll-deneyi-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Şiddet gören bugünkü mazlum çocuk, yarının şiddet gösteren zalimi olur. Adem Güneş Dünyaya gelen birey ilk sosyal etkileşimini anne ve babası ile yaşamakta, daha sonra çevresindekilerle etkileşime geçmektedir. Çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi, gelişebilmesi ve öğrenmeye karşı olumlu tutumlar geliştirebilmesi için nitelikli bilişsel uyarıcıların, zengin dil etkileşimlerinin, olumlu sosyal ve duygusal deneyimlerin çocuğa sunulduğu ve Bireyin sosyal öğrenme yoluyla kazandığı davranışlar, aile ve çevreden alınan olumlu özelliklerin yanı sıra şiddet gibi olumsuz unsurları da içerir; Albert Bandura'nın Bobo Doll deneyi, çocukların şiddeti dolaylı yoldan öğrendiğini ve uygun koşullar sağlandığında bu öğrenilen davranışları performansa dönüştürebildiğini göstermektedir. Bu bağlamda, ailelerin ve toplumun çocuklara olumlu modeller sunması, şiddet içeren çevresel etkenlerden koruması ve kitle iletişim araçlarının dikkatli denetlenmesi, şiddetin nesiller boyu aktarılmasını engellemek adına büyük önem taşımaktadır. - [ŞİDDET OLGUSUNUN PSİKODİNAMİĞİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/siddet-olgusunun-psikodinamigi-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - İnsan biryandan kendi türüyle kavga etmesi yönünden birçok hayvan türünün akrabasıdır. Ama öte yandan da o, kavga eden binlerce tür arasında, kavgasını yıkıcılığa ulaştıran tek türdür... İnsan, kitle katliamcısı olan tek türdür, kendi toplumu içinde bir çıbanbaşı olan tek varlıktır (N. Tinbergen; Akt. Fromm, 2016, s.19). Tarihsel süreç boyunca pek çok boyutuyla karşılaşılan şiddet olgusunun Toplumda artan şiddet davranışları, yaş ve cinsiyet fark etmeksizin binlerce kişinin ölümüne veya kalıcı travmalarla yaşamasına neden olmaktadır; bu durum, şiddetin nesiller arası aktarılan yıkıcı bir miras olduğunu gözler önüne sermektedir. Psikolektif Dergisi olarak, Emine Bulut ve Mertcan gibi şiddet kurbanlarını anarak, "Şiddet" konusunu ele alıyor ve şiddetin nedenleri ile etkilerini görünür kılmayı hedefliyoruz. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 5](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-5/) - Toplumun büyük bir kesiminde, yaş ve cinsiyet fark etmeksizin görülen şiddet davranışı, günümüzde giderek artmaktadır. Artan şiddet davranışları nedeniyle her yıl binlerce kişi hayatını kaybetmekte, yaşamayı sürdürenler ise süregelen travmalar ile geleceğini inşa etmeye çabalamaktadır. İnşa etmeye çabaladığı bu gelecek içerisinde birey ruhsal mirasını da travmalarla şekillendirmekte ve bir sonraki nesillere aktarmaktadır. Nitekim şiddet, yüzyıllardır Toplumda artan şiddet davranışları, yaş ve cinsiyet fark etmeksizin binlerce kişinin ölümüne veya kalıcı travmalarla yaşamasına neden olmaktadır; bu durum, şiddetin nesiller arası aktarılan yıkıcı bir miras olduğunu gözler önüne sermektedir. Psikolektif Dergisi olarak, Emine Bulut ve Mertcan gibi şiddet kurbanlarını anarak, "Şiddet" konusunu ele alıyor ve şiddetin nedenleri ile etkilerini görünür kılmayı hedefliyoruz. - [Psikolektif Dergisi Sayı - 5: Şiddet](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-5-siddet/) - Psikolektif dergisinin ''Şiddet'' temalı 5. sayısı yayında. Dergimiz bu sayıdan itibaren iki ayda bir siz değerli okuyucularımızla buluşacak. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 20: EDİTÖRDEN](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-20-editorden/) - Psikolektif Dergisi'ne 19 sayıda editörlük yapmış ruh sağlığı uzmanları Psikolektif Dergisi'nin ''Editörden'' sayısı için yazdılar. Psikolektif Dergisi'nin ''Editörden'' sayısı sizlerle: - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 19 - Yaşlılık](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-19-yaslilik/) - Psikolektif Dergisi'nin merakla beklenen, ''Yaşlılık'' temalı 19. sayısı yayında! Girişte okuyucuları karşılayan editörden yazısının yanında, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanları tarafından yazılmış 7 yazının yer aldığı dergiyi okumak için: - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Yaşlılık literatürde en temel anlamda yetişkinliğin bir uzantısı olarak yaşam süresinin ileriki döneminde fiziksel ve ruhsal değişimlerin yaşandığı bir evreyi ifade etmektedir. Yaşlılık dönemini değerlendirirken psikolojik iyilik halinden sosyal politikalara, kültürel söylemlerden fizyolojik unsurlara değin birçok faktör önümüze çıkmaktadır. İnsan yaşamında önemli bir zamanı kapsayan yaşlılık olgusu hayatın bir dönüm noktası olarak da görülmekte ve Yaşlılık, biyolojik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla ele alınması gereken karmaşık bir yaşam evresidir. Bu sayı, yaşlılığı yalnızca fiziksel değişimlerin ötesinde, toplumsal algıları sorgulayarak ve yaş almanın bir dönüm noktası olarak kişisel gelişimi ifade ettiğini vurgulayarak bütüncül bir bakış açısı sunmayı hedefliyor. - [Yaşlanmaya ne dersiniz? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yaslanmaya-ne-dersiniz-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Cahit Sıtkı Tarancı Doğan, büyüyen ve en nihayetinde ölüm gerçeğiyle yüzleşen insanın bu gerçeği kabul edip benimsemesi oldukça zordur. Yaşamın sonuna yaklaşıldığının somut göstergelerinden olan yaşlanma kavramı, sürece bağlı Yaşlanma kaçınılmaz bir süreç olsa da, başarılı yaşlanma kavramı, bireylerin bu evreyi fiziksel, psikolojik ve sosyal açılardan aktif ve üretken geçirmelerini ifade eder. Bu kavram, orta yetişkinlik döneminden itibaren yaşam koşullarını iyileştirme ve anlamlı bir hayat sürme hedefiyle, yaşlanmaya yönelik olumlu bir bakış açısı geliştirmeyi ve toplumsal algıları değiştirmeyi amaçlamaktadır. - [Yaşlılıkta Çocuk Yanımız - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yaslilikta-cocuk-yanimiz-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Kişilik kuramcısı Erik Erikson Psikososyal Gelişim Kuramında insan yaşamının sekiz yaşam döneminden oluştuğunu ve bu dönemlerin her birinde o döneme özgü çözümlenmesi umulan bir psikososyal kriz olduğunu belirtmiştir. Erikson, bireylerin yaşam dönemlerindeki psikososyal krizleri çözümlediklerinde psikolojik olarak sağlıklı bir ego yaşantısı sürerken çözümlenemeyen psikososyal krizlerin bireylerde patolojiye yol açtığını ifade etmiştir. Erikson’un kuramında sekizinci yaşam Erik Erikson'un Psikososyal Gelişim Kuramı'nda yaşlılık, "içsel bütünlüğe karşı umutsuzluk" kriziyle karakterize edilir; geçmişiyle barışık olanlar bilgeliği, pişmanlıklarla dolu olanlar ise kibiri deneyimler. Şema terapi perspektifinden bakıldığında, bu durum kızgın çocuk modu ve mutlu çocuk modu ile ilişkilendirilebilir ve bireyin geçmiş travmalarıyla yüzleşmesi ve sosyal katılımla mutlu çocuk modunu güçlendirmesi yoluyla bilgelik deneyimi desteklenebilir. - [Yalnızlık Yaşlılara mı mahsus? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yalnizlik-yaslilara-mi-mahsus-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Yaşlanma, yaşam döneminin sonuna yaklaştıkça işlevselliğin azalmasıyla birlikte psikolojik, fiziksel ve sosyal boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir süreçtir (Çam vd, 2019). Yaşlılık; çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik gibi yaşam süreçlerinin bir parçasıdır. Günümüzde küreselleşmenin etkisiyle birlikte sağlık sektörü ve teknolojinin gelişmesi ölüm oranlarının azalmasına sebep olmakta böylelikle yaşlı nüfusu giderek artmaktadır. Yaşlı nüfusunun artması dünyada sosyal Yaşlanma, küreselleşmenin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle artan yaşlı nüfusunun getirdiği zorluklarla birlikte, bireysel ve sosyal yalnızlığı da beraberinde getirebilen çok boyutlu bir süreçtir. Yaşlılarda yalnızlık; eş kaybı, sosyal izolasyon ve değişen aile yapıları gibi faktörlerden kaynaklanırken, sosyal destek sistemleri, aile bağları ve nitelikli bakım hizmetleri aracılığıyla bu hissin azaltılması mümkündür. - [HİÇBİR ŞEY BİTMEZ HER ŞEY DEĞİŞİR! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/hicbir-sey-bitmez-her-sey-degisir-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - İnsan yaşamı boyunca yeni durumların oluşmasına bağlı olarak yeni uyum problemlerin ortaya çıkması doğaldır. Bu durumlar ve uyum problemleri içerisinde olan konulardan biri de yaşlanmak ve yaşlılıkta cinsel yaşamdır. Yaşlılıkta bazı olumsuz yaklaşımlar ve inançların varlığı yaşlı cinsel yaşamına dair aydınlatıcı çalışmalara ihtiyaç doğurmaktadır (Özmen,1999). Dünyada nüfus artışı ve sağlık sektöründeki olumlu gelişmeler ülkemizde ve Yaşlılıkta cinsel yaşam, fizyolojik değişimlerin yanı sıra psikososyal ve kültürel faktörlerden de etkilenen, ancak tamamen ortadan kalkmayan doğal bir insan deneyimidir. Toplumsal önyargılar ve yanlış inançlar, yaşlı cinselliğini tabu haline getirse de, bu dönemde cinsel ilişkinin ötesinde yakınlık, dokunma ve haz gibi farklı ifadeleri olduğu kabul edilmeli ve cinsel sağlık eğitimleriyle bu algılar düzeltilmelidir. - [BAKIM YÜKÜNÜN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bakim-yukunun-dayanilmaz-hafifligi-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Ortalama ömür beklentisinin yükselmesi ve nüfusun yaşlanması gelişmiş ya da gelişmekte olan tüm ülkelerde pek çok sorun meydana getirmektedir (Koşar, 1996). Yaşlanmayla beraber kronik hastalıklar artmaktadır. Bu artış sonrasında yaşlı bireylerin bakım ihtiyacı ortaya çıkmakta, yardıma gereksinim duymaktadırlar (Özyeşil ve ark., 2014). Yaşlılar ile ilgili bakım işleri devlet, devlet kontrolünde özel kuruluşlarca veya yaşlı bireylerin Artan ortalama ömür beklentisiyle yaşlı nüfusunun yükselişi, özellikle aile bireyleri, çoğu zaman kadınlar üzerinde yoğun bir bakım yükü oluşturarak fiziksel, psikolojik, finansal ve sosyal stres faktörlerine yol açmaktadır. Bu yükün azaltılması için evde bakım hizmetlerinin geliştirilmesi, sosyal sigorta sistemlerinin oluşturulması, psikososyal destek programlarının uygulanması ve bakım verenlerin kendi ihtiyaçlarına zaman ayırabilmelerine yönelik politikaların benimsenmesi elzemdir. - [YAŞLILIKLA BEREBER GELEN YALNIZLIK ÖNLENEBİLİR Mİ? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yaslilikla-bereber-gelen-yalnizlik-onlenebilir-mi-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Yaşlanma, yaşam döneminin sonuna vardıkça her insanın karşı karşıya kaldığı bedenin fonksiyonel kapasitesinde azalma ve işlevlerde azalmayla karakterize, durdurulması olanaklı olmayan ve bedensel, psikolojik, sosyal bir çerçeve ile değerlendirilmesi gereken bir dönem olarak tanımlanmaktadır (Çam ve ark., 2018). Yalnızlık ise bireyin sosyal ilişkiler içinde istediğinden daha az doyum algılamasına ve buna bağlı yaşanan bir duygu Yaşlanma, fiziksel kapasitede azalma ve işlev kaybıyla karakterize, durdurulamayan doğal bir süreç olup, artan yaşlı nüfusuyla birlikte yalnızlık ve sosyal izolasyon gibi psikososyal sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların üstesinden gelmek için sosyal destek sistemleri, kuşaklar arası etkileşimi artıran projeler ve psikolojik danışmanlık hizmetleri gibi kapsamlı yaklaşımlar, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini ve psikolojik refahını iyileştirmek için hayati önem taşımaktadır. - [YA YAŞLANIRSAM: YAŞLANMA KORKUSU - Psikolektif Dergisi - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ya-yaslanirsam-yaslanma-korkusu-psikolektif-dergisi-sayi-19/) - Yaşlanma, her canlıda görünen evrensel bir süreçtir. Yaşlanma süreci doğumla birlikte başlar ve canlıların doğumundan ölümüne kadar birçok değişikliğe uğrayarak devam eder. Yaşlanma sabit bir süreç değildir ve kişiler arasında değişiklikler gösterir. Bu sürecin son bölümü yaşlılık olarak adlandırılmaktadır. Yaşlılığın başlangıcı toplumdan topluma ve aynı toplumda yıllar içinde, cinsiyet, eğitim düzeyi, ekonomik koşullar, fizyolojik ve Yaşlanma, doğumu takiben başlayan ve her bireyde farklı seyreden evrensel bir süreç olup, genellikle üretimden çekilme, kronik hastalıklar ve fiziksel kayıplarla ilişkilendirildiğinden toplumda olumsuz algılarla karşılanmaktadır. Bu olumsuz algı, modern kültürün ideal beden ve gençlik yüceltmesiyle pekişerek, yaşlanma korkusu (gerontofobi) gibi sosyokültürel ve eleştirel yaklaşımlarla açıklanan bir fobiye dönüşmekte ve bireyleri yaşlanmayı kaçınılması gereken bir durum olarak görmeye itmektedir. - [Göçmenlerin Kimlik ve Aidiyet Arayışı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/gocmenlerin-kimlik-ve-aidiyet-arayisi-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Kimlik, genellikle bir kişinin "kim/ne olduğu" ile ilgili düşünceleri ve imgeleri barındıran bir terimdir. Bununla birlikte, kimlik aynı zamanda, bazen açık bazen de gizli bir biçimde bireyin "kim/ne olmadığını" da ifade eder. Bu yüzden kimlik, sıkça "var olmak" ve "var olmamak" arasındaki dinamik etkileşimin bir ürünü olarak ele alınır. Bu dinamik gerilim nedeniyle, kimliği tanımlamak Kimliği "var olmak" ve "var olmamak" arasındaki dinamik bir etkileşim olarak tanımlarken, özellikle göçün bu çok boyutlu yapıyı nasıl dönüştürdüğünü ve hibrit kimliklerin oluşumunu inceliyor. Göçmenlerin yeni kültürel bağlamlarda aidiyet arayışı, ötekileştirme deneyimleri ve kimliklerini yeniden inşa etme süreçlerinin hem bireysel hem de toplumsal dönüşümleri nasıl şekillendirdiğini vurguluyor. - [Kültürel Kimlik Bağlamında Sağır Toplumu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kulturel-kimlik-baglaminda-sagir-toplumu-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Sağır denilince ilk aklınıza gelen nedir? Sadece hiç konuşamayan ya da tamamen duyamayan bir birey mi? Eğer öyle ise yanıldınız. Tıbbi açıdan baktığımızda belki de bu soruya evet diyecektiniz? O zaman da karşımıza ‘işitme engelli’ kavramı çıkmaktadır. Her ne kadar toplumda ‘sağır’ ve ‘işitme engelli’ kavramları aynı anlama gelecek şekilde birbirinin yerine kullanılsa da aslında "Sağır" kavramını odyolojik bir engel olmaktan öte, kendine özgü bir kimlik ve kültürü ifade eden bir olgu olarak açıklıyor. Sağır kültürünün işaret dili, ortak değerler ve yaşam biçimleri etrafında şekillendiğini vurgulayarak, işiten toplumun bu kültüre ve kimliğe dair farkındalık kazanmasının önemini belirtiyor. - [Cinsel Kimlik ve İlişkili Kavramlar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/cinsel-kimlik-ve-iliskili-kavramlar-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Bu yazıda cinsel kimlik, cinsel kimlik gelişimi ile cinsel kimlik bozukluğu ele alınacaktır. Yazının temel amacı okuyucuda bu başlıklarda farkındalık kazandırmak olduğundan, ilgili başlıklar kapsamlı bir biçimde açıklanmayacaktır. Cinsel kimlik, öznel bir özdeşim duygusuyla karakterize olan, kişinin kendini kadın ya da erkek cinsiyetine ait hissetmesi olarak ifade edilebilir. Çocuğun kız ya da erkek olduğunu fark Cinsel kimliği bireyin kendini kadın veya erkek hissetmesi olarak tanımlarken, bu kimliğin gelişiminde biyolojik cinsiyetin yanı sıra sosyalleşme süreci, aile ve kültürel faktörlerin önemini vurgular. Ayrıca, cinsiyet hoşnutsuzluğunu (cinsel kimlik bozukluğu), kişinin doğumdaki cinsiyeti ile kendini hissettiği cinsiyet arasındaki uyumsuzluk olarak ele alarak, bu durumun bireyin ruh sağlığı üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. - [Ergenlik Döneminde Aile İletişimi ve Kimlik Gelişimi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ergenlik-doneminde-aile-iletisimi-ve-kimlik-gelisimi-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Ergenlik dönemi, bireylerin sadece bireysel kimliklerini değil, aynı zamanda sosyal bağlamları içinde nasıl konumlandıklarını da anlama sürecidir. Bu aşamada, gençler, akran gruplarıyla etkileşim içinde olmanın yanı sıra toplumsal normları ve değerleri de keşfederler. Arkadaş ilişkileri, gençlerin sosyal becerilerini geliştirmeleri, empati kurmaları ve grup içinde kendilerini ifade etmeleri açısından önemlidir (Smith ve Hart, 2020). Ergenlik dönemi ergenlik dönemindeki kimlik gelişiminin aile, akranlar, öğretmenler ve toplumsal beklentilerle olan çok boyutlu etkileşimini inceliyor. Gençlerin bu süreçte sağlıklı kimlik edinmeleri için aile içi iletişimin güçlendirilmesi, rehberlik hizmetlerinin artırılması ve olumlu rol modellerin sağlanması gibi stratejilerin önemine vurgu yaparak, aksi takdirde oluşabilecek olumsuz kimlik gelişim risklerine dikkat çekiyor. - [Kimlik Gelişiminin Uyum Sorunlarına Etkisi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kimlik-gelisiminin-uyum-sorunlarina-etkisi-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Kimlik, bu güne kadar çok çeşitli bağlamlarla tanımlanan bir kavramdır. Ego kimliği, öz kimliği, kişisel kimlik, grup kimliği, ulusal kimlik, kültürel kimlik ve daha başkaları. Bunlar bireyin kimliğinin farklı yanlarını oluşturmaktadır ancak kimlik duygusunun kaynağına inmek için üzerinde durulması gerekenin ego kimliği olduğunu ifade eder Dereboy. Ego kimliği, egonun işlevselliği sonucu yaratılan ve sürdürülen kimlik kimlik kavramının çok boyutlu doğasını ele alarak, Erikson ve Marcia gibi kuramcıların tanımları üzerinden özellikle ergenlik dönemindeki kimlik gelişiminin önemini vurgulamaktadır. Ergenlikte yaşanan bilişsel, bedensel ve psikolojik değişimlerin getirdiği zorluklar ile bu süreçte ortaya çıkabilecek uyum sorunları ve ruhsal bozukluklara dikkat çekerek, sağlıklı kimlik gelişimi için çocukluk deneyimlerinin ve olumlu sosyal ilişkilerin kritik rolünü vurgulamaktadır. - [“Kimlik Karmaşası” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kimlik-karmasasi-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - “Biz aslında bir anlamı olmayan, evrene fırlatılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla baş etmek zorunda olan, anlam arayan yaratıklarız.” İnsan yaşamı boyunca ve/veya yaşamının bazı dönemlerinde bir anlam arayışına girebilmektedir. Kişiye özgü, öznel bir süreç olan bu arayış kimi zaman bir sonuca bağlanabilirken kimi zaman ise uzun ve bitişi olmayan bir yolu ifade etmektedir. Her ne kadar Özgür Bolat'ın başarı ve mutluluk üzerine kişisel deneyimleriyle başlayarak, ergenlik dönemindeki kimlik karmaşasının epigenetik yapısını ve günümüz dünyasındaki zorluklarını inceliyor. Erikson'un psikososyal gelişim evreleri bağlamında, sosyal medya kullanımının ve küresel krizlerin bu karmaşa üzerindeki etkisine dikkat çekerek, bireylerin kendi iç huzurlarını bulmaları gerektiği mesajını veriyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 20 - Editörden](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-20-editorden/) - Zaman, Psikolektif Dergisinin ilk sayısının ilk kelimesi… Tüm süreci özetleyen yegâne kelimedir belki de zaman. PDR Öğrenci Dayanışması adı ile başladığımız bu yolda zamanla büyüyüp gelişerek ‘kolektiflik’ vurgusu yapan Psikolektif’i oluşturduk. Bu ekibe dahil olduğumda psikolojik danışma ve rehberlik bölümüne yeni başlamış bir lisans öğrencisiydim. Alanımda kendimi geliştirmeye oldukça hevesliydim ve bugün dönüp baktığımda varlığından Ruh sağlığı alanında daima birlik ve beraberliğe öncelik veren ekibimizin, bu alana hitap eden elektronik bir dergiyi okurlarıyla buluşturmak amacıyla ilk olarak Persona Dergisi ile başladığımız çalışmalara 10 sayının ardından kısa bir ara verdik ve bugün daha iyisini yapma motivasyonuyla oluşturduğumuz Psikolektif Dergisinin 20. sayısını yayınlamanın gururunu yaşıyoruz. - [Belirsizliğe Ne Kadar Tahammül Ediyorsunuz? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/belirsizlige-ne-kadar-tahammul-ediyorsunuz-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Belirsizlik denilince aklınıza ne geliyor? Belirsizlik sözcüğünü düşününce kaygı seviyenizde artış oldu mu? Yoksa merak ve heyecan duyguları mı baskın geldi? Belirsizlik yüzleşmemiz gereken bir gerçek midir? Belirsizlikleri azaltıp hayatımızı gerçekten kontrol edebilir miyiz? Yazıya başlamadan önce bu soruları kendi kendinize düşünüp onlara yanıt vermenizi istiyorum. Belirsizliğe tahammül, netliği barındırmayan, sürprizlerle dolu insan yaşamında, kişilerin Bu metin, belirsizliğe tahammülsüzlüğü, netlik içermeyen durumları tehdit olarak algılama eğilimi olarak tanımlarken, bunun kaygı, psikolojik iyi oluşta düşüş ve umutsuzlukla ilişkisini vurgulamaktadır. Aynı zamanda, belirsizliğe tahammülün ruhsal iyi oluş ve mutlulukla bağlantılı olduğunu ve yaşamın belirsizliklerini kabul etmenin önemini belirtmektedir. - [Rota Yeniden Oluşturuluyor: Çeyrek Yaşam Krizi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/rota-yeniden-olusturuluyor-ceyrek-yasam-krizi-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Bireyin yaşamında görülen ruhsal bunalım olarak tanımlanan kriz, anlamlı bir değişime yol açan belirsizlik içeren bir dönüm noktası olarak da görülmektedir. Temel kriz türlerinden olan gelişimsel kriz dönemlerinde, bireyler rahatsız edici bir iç uyumsuzluk yaşarlar ve bunu çeşitli baş etme yöntemleri yoluyla azaltmak için motive olurlar. Erikson’un psikososyal gelişim teorisinde yer alan 18-40 yaş aralığını Bu metin, beliren yetişkinlik dönemindeki "çeyrek yaşam krizi" kavramını ele alarak, Erikson'un gelişim teorisini güncel sosyal koşullar bağlamında yeniden yorumluyor. Özellikle işsizlik, finansal bağımlılık ve toplumsal beklentilerin bu krizi tetiklediğini vurgularken, bireysel baş etme yöntemlerinin yanı sıra politika yapıcıların ve ruh sağlığı uzmanlarının rolünün önemine dikkat çekiyor. - [Anlam-ak Mümkün Mü? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/anlam-ak-mumkun-mu-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - “Biz aslında bir anlamı olmayan, evrene fırlatılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla baş etmek zorunda olan, anlam arayan yaratıklarız.” İnsan yaşamı boyunca ve/veya yaşamının bazı dönemlerinde bir anlam arayışına girebilmektedir. Kişiye özgü, öznel bir süreç olan bu arayış kimi zaman bir sonuca bağlanabilirken kimi zaman ise uzun ve bitişi olmayan bir yolu ifade etmektedir. Her ne kadar Bu metin, insanın varoluşsal anlam arayışını öznel bir yolculuk olarak tanımlarken, bunun sorumluluk, sevgi ve acı gibi temel faktörlerle ilişkili olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda, anlamın dışsal kaynaklarda değil, bireyin kendi benliğini tanıması ve yaşamına aktif katılımıyla keşfedilebileceğinin altını çiziyor. - [Post Truth Çağda Bir Ebeveyn Pratiği: Sharenting - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/post-truth-cagda-bir-ebeveyn-pratigi-sharenting-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - İki kavram: post truth ve sharenting. Her iki kavramda Türkçeleştirilmesinde zorluk çekilen kavramlardandır. Post truth 2016 yılında Oxford sözlüğü tarafından yılın kelimesi seçilmiş, Türkçe’de karşılığı gerçek ötesi, doğruluk sonrası, hakikatin önemsizleşmesi, hakikat ötesi gibi çevrilmiştir (Orak, 2020). Sharenting kavramı ise paylaşananababalık (Erişir ve Erişir, 2018), paylaşan ebeveynlik olarak çevrilmektedir. Anne-babaların sosyal paylaşım sitelerinde çocuklarına ait Bu metin, "post-truth" çağın özelliklerini ve "sharenting" olarak adlandırılan dijital ebeveynlik pratiklerini ele alarak, bu iki kavramın çocuklar üzerindeki psikolojik ve hukuki risklerine dikkat çekiyor. Yazar, hakikatin önemsizleştiği bu dönemde, ebeveynlerin ve diğer ilgili kişilerin çocukların dijital mahremiyetini korumak için sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor. - [Herkesin Aşkına Kimse Karışamaz “Mı”? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/herkesin-askina-kimse-karisamaz-mi-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Dünya geneline ve geçmişe baktığımızda heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelime sahip kişilerin ayrımcılıkla ve önyargıyla sıklıkla karşılaştıklarını görmek mümkündür. Homofobi kelimesi ise bu ayrımcılık ve önyargıları açıklamak için kullanılan bir terimdir. Sözlük karşılığı; eşcinsellere veya eşcinselliğe karşı duyulan nefret, önyargı, hoşnutsuzluk, korku veya ayrımcılık olan homofobi geniş anlamı ile yalnız eşcinsellere yönelik değil tüm LGBTİQA+ bireylere Bu metin, homofobiyi eşcinsellere ve geniş anlamda LGBTİQA+ bireylere yönelik ayrımcılık, önyargı ve nefret olarak tanımlayarak, bunun bireysel ve sosyo-kültürel bağlamlarda şekillenen karmaşık bir olgu olduğunu açıklıyor. Metin, bilimsel ve tıbbi otoritelerin eşcinselliği bir hastalık olarak görmediğini vurgulayarak, homofobik söylemlerin bir tehdit oluşturduğunu ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemini vurgulayarak herkesin kendi kimliğiyle var olabildiği bir gelecek çağrısı yapıyor. - [Her Arayan Bulamaz Ama Bulanlar Arayanlardır... - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/her-arayan-bulamaz-ama-bulanlar-arayanlardir-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Mükemmelin peşinde olanlar acaba neyi ararlar! Simyacılar değerli maddeyi, kaşifler yeni yerleri, filozoflar doğru olan düşünceyi, sanatçılar en estetik olanı... Aramak için mükemmeli bulma arzusuna da ihtiyaç yoktur sanki. Dünya var olduğundan, canlılar nefes almaya başladığından bu yana hep bir arayış var olmuştur. Bilinmezi açıklamak adına, davranışı anlamlandırmak üzere, hayatta kalmak ve hayatı kolaylaştırmak namına Bu metin, mükemmeliyet arayışının ve insanoğlunun bitmeyen keşfetme dürtüsünün derinlemesine bir incelemesini sunarken, bu arayışın başlangıç noktasının bireyin kendini tanıması ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguluyor. Yazar, yaşam yolculuğundaki arayışta, doğru yardım arama davranışının hedeflere ulaşmada kritik bir rol oynadığının altını çiziyor. - [Eski Bir Editörün Yarım Kalmış Yazısı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/eski-bir-editorun-yarim-kalmis-yazisi-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Sınırlarını ve sınırlarının dışını bilmediğimiz evrendeki trilyonlarca galaksiden birindeyiz. Trilyarlarca yıldızdan birinin etrafında dönen bu soluk mavi noktayı bile adımlarımızla tüketemeyiz. Buna rağmen sanki sonsuza kadar yürüyecekmişiz gibi hep yarım kalan önceki adımımızı tamamlamaya çalışırız. Dünyamız güneşin etrafında sürekli turunu tamamlamaya çalışırken bizim için her gün, yarım kalmış bir dünü tamamlama çabasıdır. Duygularımız, düşüncelerimiz ve Bu yazı, Zeigarnik Etkisi'ni, yani yarım kalan işlerin zihni meşgul etmesini, hayatın devamlılığını ve güzelliklerin sürekliliğini sağlamak için bir araç olarak ele alıyor. Yazar, Psikolektif'e olan özlemini ve bitmemiş yazılarını, tıpkı tamamlanmayı bekleyen anılar gibi sonsuzluğa uzanan bir bağ olarak tanımlıyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 29: Anlam ve Arayış](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-29-anlam-ve-arayis/) - Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: < 1 dakika Bu sayımızda bireyin yaşamının hazzını keşfettiği ve bulduğu o günden sonra daha anlamlı yaşamaya başladığı “anlam ve arayış” temasıyla 29. sayımızda sizinle buluşmak istedik. Keyifli ve anlamı bol okumalar dileriz. Psikolektif Dergisi – Sayı – 29 - [TEKRAR BİR ARAYA GELEBİLMEK İÇİN BİRLEŞMEK: ERGENLİKTE AİLE BAĞLARI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tekrar-bir-araya-gelebilmek-icin-birlesmek-ergenlikte-aile-baglari-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Ergenlikte genç birey fiziksel ve zihinsel birtakım değişimler ile karşılaşırken, aile de eş zamanlı olarak bazı süreçler ile yüz yüze gelir. Yakında bir yetişkin olacak bu çocuk karşısında nasıl davranmalı? Eğer o da benim gibi bir yetişkin ise onu eşit mi görmeliyim? Peki bir yandan bana saygı duymasını, kurduğum çerçeve içerisinde kalmasını nasıl sağlayabilirim? Ve Ergenlik döneminin hem genç birey hem de ebeveyn için çift taraflı bir kriz ve değişim süreci olduğunu anlatan bu metin, çağımızın getirdiği dijitalleşme ve bilgiye kolay erişimin geleneksel ebeveyn otoritesini nasıl dönüştürdüğünü inceliyor. Metin, ebeveynlerin ergenin bireysel kimlik inşasına destek olurken, ona sağlam bir temel ve sınırlar sunmasının önemini vurgulayarak bu çift taraflı yas sürecinin sağlıklı yönetilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. - [Engellendim - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/engellendim-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Her bireyin yaşamında en temel haklarından bir tanesi sağlıklı olma hakkıdır. Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization) sağlıklı olma kavramını “Bireylerin sadece hasta ya da engelli olmaması değil; bedenen, ruhen ve sosyal yönlerden tam bir iyilik hâlinde olma” durumu olarak tanımlamaktadır (akt: Fişek, 1983). Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Engeli olan, vücudunda eksik veya kusuru bulunan Engelliliğin yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal faktörlerden kaynaklandığını belirten bu metin, engelli bireylere yönelik bütüncül yaklaşımlar ve psikoeğitimlerin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, toplumdaki kalıplaşmış düşüncelerin azaltılması için bilgilendirme yapılmasının gerekliliğinin altını çizmektedir. - [ŞİDDETİN GÖRÜNMEYEN TARAFI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/siddetin-gorunmeyen-tarafi-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Şiddet olgusu, insanlık tarihi ile beraber ortaya çıkmış olup, bünyesinde bireysel ve toplumsal bileşenleri de barındıran karmaşık bir yapı olarak varlığını sürdürmektedir. Bu yüzden şiddet olgusunu tanımlamak ve netleştirmek kolay olmamaktadır. Şiddet, birçok biçimiyle günümüzde hem bireysel hem de toplumsal boyutta sık karşılaştığımız bir durumdur. Ülkemizde şiddetin bir eğitim biçimi olarak tanımlanması ve bu durumun Şiddeti tanımlaması zor ve karmaşık bir olgu olarak ele alan bu metin, özellikle aile içi şiddetin fiziksel ve psikolojik etkilerini, kadınlar ve çocuklar üzerindeki yıkıcı sonuçlarını ve bunun toplum için bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguluyor. Metin, Türkiye'deki şiddetle mücadele politikalarının daha çok şiddet olayları meydana geldikten sonra devreye girdiğini belirterek, önleyici çalışmaların yetersizliğine ve bu alanda daha kapsamlı stratejilerin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. - [Beni Hiç Anlamıyorsunuz - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/beni-hic-anlamiyorsunuz-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - “Beni hiç anlamıyorsunuz” “Sanki sadece sen haklısın hiç benim açımdan bakmıyorsun” gibi serzenişler aile içindeki tartışmalarda çok sık duyduğumuz cümlelerden. Bu noktada toplumun en küçük birimi olan aileyi iletişim açısından incelemek günlük yaşamda karşılaştığımız iletişim sorunlarına da ışık tutacaktır. Aile; Türk Dil Kurumu (TDK, 2022) sözlüğünde evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler Aile içi iletişimin temel unsurlarını ele alan bu metin, demokratik ve saygılı iletişimin önemini vurgulayarak, ailede güven ve değerli hissetme gibi temel gereksinimlerin karşılanmasının bireyin psikolojik sağlamlığı için kritik olduğunu belirtiyor. Ayrıca, empati, göz teması ve etkin dinleme gibi becerilerin aile içi iletişimi nasıl güçlendirebileceğine dair pratik öneriler sunuyor. - [SEVGİ BEKLEYEN MİSAFİRLER - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sevgi-bekleyen-misafirler-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Aile sistemi içerisinde istenmeyen değişimler tüm aile üyelerini etkilemektedir. Dolayısıyla bu değişim ailenin doğal bir parçası olan çocukları da olumsuz yönde etkiler. Bu etkilerin içerisinde en dikkat çekici olanlardan biri de çocukların korunma ihtiyacı içerisine girmesidir. Korunma ihtiyacı içerisine giren çocuklar sağlıklı gelişimlerinin desteklenmesi için özel ve hassas bir yaklaşıma ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple geçmiş Korunmaya muhtaç çocukların ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla sunulan koruyucu aile hizmeti ve evlat edinme arasındaki farkları açıklayan bu metin, koruyucu aileliğin Türkiye'de yaygınlaşmasının önündeki bilgi eksikliği ve toplumsal ön yargılar gibi engellere dikkat çekiyor. Metin, kurum bakımına alternatif olan bu hizmetin çocukların sağlıklı gelişimi için önemini vurgulayarak, bu alanda daha fazla bilinçlendirme ve destekleyici politikaların gerekliliğini savunuyor. - [Bir Bütünden Fazlası: Tek Ebeveyn ve Çocuk - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-butunden-fazlasi-tek-ebeveyn-ve-cocuk-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Tek ebeveynli aile, bir ebeveyn ile yaşayan çocuk ya da çocuklardan oluşan aile olarak tanımlanmaktadır. Tek ebeveynli aile formunun ortaya çıkmasına neden olan etkenlere baktığımızda ebeveynlerden birinin ölümü, uzun süren ya da sürekli yokluğu veya boşanma ve tercih durumu gibi faktörler görülmektedir (Demir & Çelebi, 2017). Tek ebeveynli aile formundaki etken faktörlere bakıldığında sebebe bağlı Tek ebeveynli ailelerin oluşum nedenlerini (ölüm, boşanma, tercih) ve bu durumun ebeveynler üzerindeki psikolojik etkilerini inceleyen metin, aynı zamanda tek ebeveynli ailelerdeki çocukların yaşam deneyimlerini ve bu deneyimlerin iyilik hallerini nasıl etkilediğini ortaya koymaktadır. Yazı, tek ebeveynli aile yapısının zorluklarına rağmen, sağlıklı aile içi iletişimin ve duygusal desteğin önemini vurgulayarak, aile formundan bağımsız olarak sağlıklı aile ortamının devamlılığının altını çizmektedir. - [Psikiyatrik Hastalığı Olan Bireylerin Tedavisinde Ailenin Önemi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikiyatrik-hastaligi-olan-bireylerin-tedavisinde-ailenin-onemi-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Romalı felsefeci Çiçero sormuştur: "Neden bedenin bakımı ve korunması için bir sanat ortaya çıkmıştır da, ruhun iyileştirilmesi için bir sanat gereksinmesi derinden hissedilmemiştir ya da bunun üzerine düşünülmemiştir?" (Tuna, 1997;51). Toplumsal yaşamda biyolojik, psikolojik ve sosyal sebeplerden ötürü ruh sağlığı bozulmuş bireylerin var olduğu bilinmektedir. Ruh sağlığı bozulmuş bu bireyler, yaşamlarının önemli bir Ruh sağlığı sorunlarının yaygınlığına ve toplumsal damgalamanın etkilerine değinen metin, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde ailenin rolünün kritik önemini vurguluyor. Bu kapsamda, ailelerin doğru bilgi ve destekle donatılmasının, hasta bireylerin tedavi uyumu ve iyileşme süreçleri için hayati bir faktör olduğunun altını çiziyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 21 : AİLE](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-21-aile/) - Psikolektif Dergisi'nin ''Aile'' temalı 21. sayısı yayında! Keyifli okumalar dileriz! - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-21/) - Aile, birçoğumuz için içerisinde pek çok anlam barındıran, söylendiğinde bizi anılarımıza götüren, derinlerimizde taşıdığımız büyük bir kelime! Dünyaya yeni ayak bastığımızda tanışıyoruz ailelerimiz ile ya da belki ailesizliğimiz ile. Sonra zaman zaman yeni aileler de ediniyoruz kendimize, içine doğduğumuz ailelerin haricinde. Psikolektif Dergisi de bizim için hep birlikte inşa ettiğimiz biricik ailelerimizden bir tanesi! Birlikte Aile ve kimlik oluşumu üzerine odaklanan Psikolektif Dergisi'nin bu sayısı, aile kavramının birey üzerindeki etkilerini ve ruh sağlığı çalışmalarındaki önemini ele alıyor. Dergi, okuyucularını farklı aile yapıları ve deneyimler üzerine düşünmeye davet ederek 4. yılını kutluyor. - [Popüler Kültürün Son Sürümü: Aile Dizimi Terapisi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/populer-kulturun-son-surumu-aile-dizimi-terapisi-psikolektif-dergisi-sayi-20/) - Aile terapisi, aile yapısının bireysel terapi hizmetine olan etkisinin fark edilmesiyle ortaya çıkan psikoterapi şeklidir. Aile terapisi kavramı 1950'li yıllardan başlayarak günümüze kadar gelişimini sürdürmüş ve birçok ekole sahip olmuştur. Önde gelen klasik ekolleri Sistemik Yaklaşım, Psiko-analitik Ekol, Yapısal Aile Terapisi, Yaşantısal Aile Terapisi, Stratejik Aile Terapisi, Bilişsel-Davranışçı Aile Terapisi olarak sıralayabiliriz (Korkut, 2001). Aile Aile terapisi ekollerini ve amaçlarını tanıtan bu metin, son dönemde popülerleşen aile dizimi terapisine odaklanıyor. Metin, bu terapinin bireyin geçmiş aile dinamiklerinden nasıl etkilendiğini ortaya koyduğunu ve popülerliğinin artmasına rağmen bilimsel çalışmaların sınırlı olduğunu vurguluyor. - [BİR KADININ YÜREĞİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/bir-kadinin-yuregi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Maya ANGELOU Yayınevi: Everest Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Şubat 2020 Sayfa Sayısı: 350 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ ‘’Beyaz olarak dünyaya gelmiş bir kadına siyah bir çocuğun hayatını nasıl açıklayabilirdim. Bu iki kadın, oğluna ne çabalarla kazandığı gururundan başka verecek bir şeyi olmayan siyahi bir anneyi nasıl anlayabilirlerdi? Sonsuzluğa ve eski Maya Angelou'nun yaşamını anlattığı kitap, siyah bir kadının ırksal eşitsizlik ve toplumsal baskıya karşı verdiği mücadeleyi, sosyolojik ve psikolojik teorilerle harmanlayarak sunmaktadır. Metin, Maya'nın bireysel varoluşsal direnişini, Sosyal Kimlik Teorisi, Amigdala Aktivasyonu ve Kolektif Travma gibi kavramlarla analiz ederken, aynı zamanda onun Seçim-Gerçeklik Teorisi'ne dayalı olarak hayatta kalma ve özgürlük ihtiyaçlarını karşılama çabalarını güçlü bir dille anlatmaktadır. - [DÜNYANIN EN YALNIZ BEYNİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/dunyanin-en-yalniz-beyni-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Serkan Karaismailoğlu Yayınevi: Ortapia Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2023 Sayfa Sayısı: 312 “Yazı spoiler içermektedir.” Serkan Karaismailoğlu’nun kaleme aldığı Dünyanın En Yalnız Beyni, insan zihninin yalnızlıkla kurduğu çok katmanlı ilişkiyi hem bilimsel hem de insani boyutlarıyla ele alan özgün ve dikkat çekici bir eserdir. Nörobilim ekseninde şekillenen anlatım, psikoloji, Serkan Karaismailoğlu'nun "Dünyanın En Yalnız Beyni" adlı eseri, yalnızlığı yalnızca duygusal bir eksiklik olarak değil, nörobiyolojik ve sosyolojik boyutlarıyla ele alan disiplinler arası bir bakış sunmaktadır. Kitap, yalnızlığın beynin nörolojik yapısını nasıl yeniden şekillendirdiğini bilimsel verilerle açıklarken, modern yaşamın birey üzerindeki etkilerini ve sosyal bağların zihinsel sağlık için ne kadar hayati olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. - [BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/bilinmeyen-bir-kadinin-mektubu-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Stefan Zweig Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2025 Sayfa Sayısı: 50 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ “Sana, beni hiç tanımamış olan sana...” diye başlamaktadır, bilinmeyen ve hiç bilinemeyecek olan kadının mektubu. Tanınmış roman yazarı Bay R. için kaleme alınan bu mektup, çocukluktan itibaren süregelen yoğun bir Stefan Zweig'ın "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" eseri, tanınmış bir yazara duyulan saplantılı bir aşkı konu alırken, bu tutkuyu psikolojik kavramlarla derinleştirir. Eser, kadın karakterin bağımlı-kaygılı bağlanma stili ile yazarın narsisistik-kaçıngan özelliklerini ustalıkla işleyerek, çocukluk yaralarının ve görülme arzusunun bir insanın yaşamını nasıl belirlediğini güçlü bir biçimde ortaya koymaktadır. - [DUYGUSAL PUSULA - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/duygusal-pusula-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Ilse Sand Yayınevi: Sola Unitas Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2021 Sayfa Sayısı: 123 Yazı spoiler içermektedir. Kitabın yazarı Ilse Sand, Danimarka merkezli bir psikoterapist, yazar ve eski rahiptir. Üniversitede teoloji eğitimi almış ve yüksek lisans tezini İsviçreli psikiyatrist C.G. Jung ile Søren Kierkegaard'ın eserleri üzerine yazmıştır. Ilse Sand, özellikle Ilse Sand'ın kitabı, duyguları insan deneyiminin temel bir parçası olarak ele alarak, mutluluktan öfkeye kadar her duygunun ardındaki gerçek nedenleri anlamanın önemini vurgulamaktadır. Eser, okuyucuyu duygularına daha dikkatli bakmaya, onları bedenlerindeki izler aracılığıyla keşfetmeye ve yazarak dışsallaştırmaya teşvik ederken, değişim ve kabullenişin dengesini kurma üzerine psikoterapötik bir rehber sunmaktadır. - [Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/psikolektif-sayi-26/) - Psikolektif + Dergisinin kapağında Tuğba Doğan'ın yer aldığı 26. sayısı çıktı! Dergiyi okumak için: - [NEFASET LOKANTASI - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/nefaset-lokantasi-psikolektif-sayi-26/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Tuğba DOĞAN Yayınevi: YKY Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul – 2020 (6. Basım) Sayfa Sayısı: 127 Çağdaş Türk edebiyatı yazarlarından Tuğba Doğan, ilk kitabı “Musa’nın Uykusu” ile 2015 Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü Mansiyonu’nu almıştır. Bu incelemenin konusu olan Nefaset Lokantası ise yazarın ikinci kitabıdır. Yazar eserlerinde bireyin iç dünyasına, Tuğba Doğan’ın "Nefaset Lokantası" romanı, ana karakter Salih'in veda yemeği etrafında şekillenen, geçmişin izleriyle örülü, hafıza ve hatırlama üzerine bir içsel yolculuğu anlatmaktadır. Bu eser, Salih’in dışlanma ve kırgınlıklarla dolu hayat hikayesini Narrative Terapi kavramlarıyla ilişkilendirerek, anlatının psikolojik iyileşme ve benlik inşasında bir araç olduğunu güçlü bir şekilde göstermektedir. - [Aynı Döngünün İçinde: Tekrarlama Zorlantısı - Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/ayni-dongunun-icinde-tekrarlama-zorlantisi-psikolektiften-sayi-16/) - Tekrarlama zorlantısı, geçmiş travmalar da dahil olmak üzere erken yaşam deneyimlerini yansıtan davranışlarda tekrar tekrar bulunmayı veya deneyimler aramayı içerir (Corradi, 2009). Bireyler yaşadıkları olumsuz sonuçlara rağmen travmasını hatırlatan şeyleri aramaya devam eder. Travmayı yeniden canlandırma olarak da bilinen tekrarlama zorlantısı hem sembolik hem de gerçek biçimlerde olabilir. Sembolik biçimlerde, ilk travmaya benzer konulara odaklanan Tekrarlama zorlantısı, geçmiş travmaların bilinçdışı bir şekilde tekrar tekrar yaşanmasıdır; bireyler, olumsuz sonuçlarına rağmen, ilk travmaya benzer durumları sembolik veya gerçek biçimde yeniden canlandırırlar. Bu durum, Freud'un ölüm içgüdüsü teorisine dayanarak açıklanmış ve romantik ilişkiler, riskli davranışlar ve izolasyon gibi günlük yaşamdaki çeşitli davranışlarla kendini gösterir. - [Karar Verme Süreci: Seçimlerimizi Kim Yapıyor? - Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/karar-verme-sureci-secimlerimizi-kim-yapiyor-psikolektiften-sayi-16/) - “Bir karara varmak” çoğu zaman sıradan bir eylem gibi görünür. Çayını şekerli mi içeceksin, yoksa şekersiz mi? Bu akşam tiyatroya mı gideceksin, evde mi kalacaksın? İş değiştirmek mi, aynı yerde devam etmek mi? Basit gibi görünen bu tercihler, sandığımız kadar kolay olmayabilir. Peki bu kararları kim veriyor? Gerçekten biz mi, yoksa zihnimizin arka planında çalışan Karar verme, bilinçli ya da bilinçdışı olarak yapılan, mantık ve duyguların etkileşim içinde olduğu, bir dizi alternatifi değerlendirerek en uygun eylem yolunu belirleme sürecidir. Bu süreç, bir sorunu tanımlamaktan başlayarak kararın uygulanması ve değerlendirilmesine kadar uzanan altı aşamalı bir yolculuktur ve bireyin hayatında yön tayin eden önemli bir eylemdir. - [Psikanaliz, Sinema ve Müzikte ‘Perde’ - Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikanaliz-sinema-ve-muzikte-perde-psikolektiften-sayi-16/) - Perde hem somut hem soyut bağlamlarda çok katmanlı anlamlar taşıyan bir simge olarak karşımıza çıkar. Müzikten sinemaya, felsefeden psikanalize kadar pek çok disiplinde “perde”, duyunun sınırında konumlanan hem örten hem de aralayan bir ara yüz olarak işlenir. Bu yazı, “perde” kavramını farklı disiplinlerdeki yansımalarıyla ele almayı ve bu yansımalar arasında düşünsel bir köprü kurmayı amaçlamaktadır. Perde, psikanalizden sinemaya ve müziğe kadar farklı disiplinlerde hem gizleyen hem de ipucu veren, çok katmanlı bir simge olarak işlenir. Bu çok yönlü sembol, bilinçdışını örten bir yüzey, gerçeklik ile fantezi arasındaki bir sınır ve müzikte duyusal bir özgürlük alanı olarak işlev görerek, görmeye, duymaya ve düşünmeye yönelik bir daveti temsil eder. - [Mutluluğun Gölgesi: Hedonik Adaptasyon - Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/mutlulugun-golgesi-hedonik-adaptasyon-psikolektiften-sayi-16/) - “Mutluluk bir hedef değil, bir süreçtir. Ancak bu süreç bazen insanı başladığı yere geri götürür.” Mutluluğun peşinden koşarken aslında bir çarkın içinde dönüp durduğumuzu fark etmiyoruz. Psikologlar buna “hedonik adaptasyon” diyor. Belki de en doğrusu “hedonik çark” demektir çünkü o çarkta, tıpkı bir hamster gibi koşuyoruz ama aslında yerimizde sayıyoruz. Hayal ettiğimiz paraya, makama ya "Mutluluk arayışında bireyler, 'hedonik adaptasyon' veya 'mutluluk koşu bandı' adı verilen bir döngüye girerek yeni kazanımlara hızla alışır ve sürekli daha fazlasını arar hale gelir." Ancak, şükran, sosyal bağlar ve anlamlı aktiviteler gibi pozitif psikoloji pratikleri sayesinde bu "ayar noktası" değiştirilebilir ve mutluluk pasif bir hedef olmaktan çıkarak aktif, sürdürülebilir bir yolculuğa dönüşebilir. - [Çocuk ve Hayali Arkadaşı - Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/cocuk-ve-hayali-arkadasi-psikolektiften-sayi-16/) - Erken çocukluk dönemi, bireyin bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminde kritik bir evredir. Bu dönemde çocuklar, gerçeklik ile hayal gücü arasındaki sınırları henüz tam olarak ayırt edemezler. Bu gelişimsel sürecin bir parçası olarak çocuklarda sıklıkla hayali arkadaş olgusu gözlemlenebilir. Çocuk, hayali bir figür yaratır ve bu figürü gündelik yaşantısına aktif olarak dahil eder; onunla oyun oynar, "Hayali arkadaşlar, erken çocukluk döneminde sembolik düşünme ve duygusal ihtiyaçları karşılama aracı olarak ortaya çıkan, genellikle tipik gelişimin doğal bir parçasıdır." Ancak, bu durumun aşırıya kaçtığı veya çocuğun sosyal gelişimini olumsuz etkilediği durumlarda profesyonel değerlendirme ve destek almak önemlidir. - [AS GOOD AS IT GETS - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/as-good-as-it-gets-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 1997 Tür: Komedi/Romantik Yapım: ABD Süre: 139 dakika Imdb Puanı: 7,7 Oyuncular: Jack Nicholson, Helen Hunt, Greg Kinnear Yönetmen: James L. Brooks “Yazı spoiler içermektedir.” Aşkı, sevmeyi bilmeden bu kavramları anlatmak, anlatılan romanlarla başarıyı yakalamak mümkün müdür? Melvin, yalnız yaşayan, sevmekten korkan, sosyal ilişkilerden kendini izole eden, obsesyonları ve kompulsiyonları olan "Melvin, takıntıları ve sosyal izolasyonuyla boğuşan bir aşk yazarıyken, bir köpekle başlayan beklenmedik olaylar zinciri ve Carol'a duyduğu hisler sayesinde sevginin iyileştirici gücüyle tanışıyor." Bu film, psikolojik rahatsızlıkların üstesinden gelmede sosyal desteğin ve duygusal bağların önemini vurgulayarak, sevginin dönüştürücü etkisini gözler önüne seriyor. - [Sarmaşık - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/sarmasik-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2015 Türü: Dram, Gerilim Yapım: Türkiye Süre: 104 Dk. Imdb Puanı: 7.9 Oyuncular: Nadir Sarıbacak, Osman Alkaş, Kadir Çermik Yönetmen: Tolga Karaçelik "Sarmaşık" filmi, iflas eden bir armatörün gemisinde mahsur kalan altı kişinin yaşadıklarını anlatmaktadır. Deniz hukuku gereği gemide kalmak zorunda olan beş gemici ve bir kaptan, bu huzursuz bekleyişte hem "Sarmaşık, iflas eden bir gemide mahsur kalan altı kişinin kapalı bir mekânda yaşadığı psikolojik çöküşü, güç savaşlarını ve insan doğasının karanlık yönlerini alegorik bir dille gözler önüne seriyor." Bu film, sınırlı kaynaklar ve belirsizlik altındaki insan davranışlarını derinlemesine inceleyerek izleyiciyi sarsıcı bir psikolojik analize davet ediyor. - [PRIDE & PREJUDICE - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/pride-prejudice-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2005 Tür: Dram Yapım : Birleşik Krallık (İngiltere) Süre: 127 dk Imdb Puanı: 7.8 Oyuncular: Keira Knightley, Matthew Macfadyen, Donald Sutherland Yönetmen: Joe Wright “Beni, bedenim ve ruhumla büyüledin ve seni seviyorum… Seni seviyorum… Seni seviyorum.” - Mr. Darcy Jane Austen’ın aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan “Aşk ve Gurur”, bireyin "Aşk ve Gurur, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda insanın kendini tanıma, ön yargılarını fark etme ve değişme cesaretini gösterme yolculuğudur. Karakterlerin birbirine yaklaşması, aslında kendilerine yaklaşmaları olarak göze çarpıyor ve bu film, aşkın bireyin kendi içsel çatışmalarıyla yüzleşmesi olduğunu gözler önüne seriyor." - [HIS THREE DAUGHTERS - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/his-three-daughters-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 20 Eylül 2024 Tür: Dram Yapım: ABD Süre: 101 dakika Imdb Puanı: 7,2 Seslendirenler: Carrie Conn, Natasha Lyonne, Elizabeth Olsen Yönetmen: Azazel Jacobs His Three Daughter, her biri farklı bir yaşam tarzına sahip ve farklı şehirlerde yaşayan üç kız kardeşin, kanserin son evresinde olup evde ölümü bekleyen babalarına bakmak için bir "Her biri farklı bir yaşam süren üç kız kardeşin, babalarının vefatı üzerine bir araya gelmesi, bitmemiş hesaplaşmaları ve aile içi dinamikleri sakin ama etkileyici bir dille ele alıyor." Bu alıntı, filmin temel konusunu ve kardeşlerin yaşadığı duygusal yüzleşmeleri vurgularken, aile içindeki karmaşık ilişkileri de özetliyor. - [THE RESTLESS - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/the-restless-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2021 Tür: Dram Yapım: Belçika Süre: 118 dk Imdb Puanı: 6.6 Oyuncular: Damien Bonnard, Leila Bekhti, Gabriel Merz Chammah Yönetmen: Joachim Lafosse Film, Damien’in, oğlu ile teknede yolculuk yaparken denizin ortasında tekneden atlayıp kıyıya yüzerek dönmesiyle başlar. Damien, ressamdır. Eşi Leila ve oğlu Amine ile yaşamaktadır. Damien, bipolar bozukluk tanısı nedeniyle "Manik ve depresif dönemler arasında sıkışmış ve bir arada kalmaya çalışan bir aile… Bir arada kalmaya çalışırken eşlerin birbirini tükettiğinin farkında olmaması, çocuğun ebeveynleri arasında kalışı ve o huzursuzluğun tüm filme hakim olması…" Bu alıntı, bipolar bozukluğun bir aileyi nasıl derinden etkilediğini ve içinden çıkılması zor bir döngüye soktuğunu çarpıcı bir şekilde özetliyor. - [Frankie & Alice - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif/frankie-alice-film-inceleme-psikolektif-sayi-26/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2010 Tür: Dram/Drama Yapım: Kanada Süre: 101 dakika Imdb Puanı: 6.4 Oyuncular: Halle Berry, Stellan Skarsgård, Phylicia Rashad, Chandra Wilson Yönetmen: Geoffrey Sax ‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’ Frankie ailesinden ayrı yaşayan bir striptizcidir. Bir gün işyerinde başlayan hatırlayamadığı olaylar dizisi Frankie’nin kendisini sorgulamasına yola açacaktır. Doktor Oz’un karşısına çıkması ve bu olaylar "Sanırım biz, olan her şeyle yüzleşmek zorundayız. Yaptığımız hatalar, izin verdiğimiz şeyler ve yaşanmış ne varsa yüzleşmeliyiz. Birleştirme sadece bir başlangıç…" Bu sözler, geçmiş travmatik olaylarla yüzleşmenin ve onlarla barışmanın iyileşme sürecindeki önemini vurguluyor. - [Psikolektif'ten - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-16/) - Psikolektif'tenin yeni sayısı olan 16. sayısı yayında. Bülteni okumak için: - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Bilinçleri olmayan algoritmaların kendi bilincimizle verdiğimiz kararları gitgide daha fazla yönettiği, büyük verinin mahsulü olduğumuz ve dolayısıyla mahremiyetimizi bir türlü sağlayamadığımız bir dönemde yalnızlıktan bahsetmek biraz daha güç olacağa benziyor. Biyososyal bir canlı olan insan tarafından yalnızlık çoğunlukla ciddi ve acı verici bir tehdit olarak algılanabiliyor. Bu tercih edilmeyen yalnızlık ve tehdit, insanın derin bir Dijitalleşen dünyada algoritmaların kararlarımızı etkilemesi ve mahremiyetin zedelenmesi yalnızlığı daha karmaşık hale getirirken, bireylerin sosyal kabul görme ihtiyacı kendi içsel dünyalarını anlamalarını engelliyor. Psikolektif Dergisi'nin 11. sayısı "Yalnızlık" temasıyla bu durumu ele alarak, kişinin kendini tanıması ve yalnızlıkla barışık bir sıcaklığı seçmesinin önemini vurguluyor. - [YALNIZLIK 2.0 - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yalnizlik-2-0-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Edebiyatta, müzikte, sinemada, tiyatroda ve birçok sanat alanında dikkat çeken bir tema olan yalnızlığın, psikoloji alanında da ilgi çektiği ve birçok tanımlamaların yer aldığı görülmektedir. Weiss (1973) tarafından yapılan bir çalışmada yalnızlık, kişinin sosyal ilişkilerinin mevcut olduğu ancak bu ilişkilerin istenen düzeyde samimi, içten ve duygusal olmaması durumu olarak tanımlanmıştır. Neto ve Barros (2000) ise Yalnızlık, psikolojide çeşitli tanımlarla ele alınan ve sosyal ilişkilerdeki tatminsizlikle ilişkilendirilen karmaşık bir duygudur. Günümüzde artan sosyal medya kullanımı ile yalnızlık arasında pozitif bir ilişki olduğu, hatta bazı araştırmaların sosyal medya bağımlılığının yalnızlık düzeyini artırdığını gösterdiği belirtilmektedir. - [Yalnızken İyi Miyiz? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yalnizken-iyi-miyiz-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Bilmezler yalnız yaşamayanlar, Nasıl korku verir sessizlik insana; İnsan nasıl konuşur kendisiyle; Nasıl koşar aynalara, Bir cana hasret, Bilmezler… der Orhan Veli Kanık ( Kanık, 2016, s. 122). Yalnızlık insanların yaşamları boyunca en azından bir defa deneyimlediği durumlardan biridir. Kavramın algılanışına göre insanlar üzerinde farklı etkilerinin olduğu yapılan bilimsel çalışmalar ve açıklamalar ile desteklenmektedir. Bireylerin Yalnızlık, bireylerin yaşamları boyunca deneyimlediği, modern çağda daha da belirginleşen ve hem olumsuz hem de olumlu yönleri olan karmaşık bir olgudur. Kişinin kendini kabulü, sağlıklı ilişkiler kurması ve anlamlı bir yaşam sürmesi gibi unsurları içeren iyi oluş kavramıyla yakından ilişkili olan yalnızlık; derin, anlamlı ilişkilerle ve bireyin kendine yöneldiği, yenilendiği dönemlerle iyi oluş düzeyini olumlu yönde etkileyebilir. - [Bu Yalnızlıkta Bir Yanlışlık Var - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bu-yalnizlikta-bir-yanlislik-var-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Bu yazıyı okumadan önce durup düşünelim, nedir yalnızlık? Eğer düşünmek için kendinize zaman tanıdıysanız pek çoğunuz yalnızlığa dair algılarınızın olumsuz yönde olduğunu fark etmişsinizdir. Sezen Aksu’dan ya da Sertap Erener’den dinlediğimiz Yalnızlık Senfosi’ndeki “Yalnızlığım yollarıma/Pusu kurmuş beklemekte.” sözleriyle kederli hissettiğimiz olmuştur. MFÖ “Yalnızlık ömür boyu.” diyerek nihayetinde yalnızlığın olacağına değinmektedir. Göksel’in “Yanlış yerde geziyor bu Yalnızlık algısı genellikle olumsuz çağrışımlar taşısa da, tek başınalık ve sosyal/duygusal izolasyon kavramları yalnızlığın farklı boyutlarını ortaya koyar. Tek başınalık tercih edildiğinde keyif verici ve üretken bir süreçken, sosyal ve duygusal izolasyon kişinin diğerleriyle bağ kuramamasından kaynaklanan olumsuz duyguları ve bağımlılıkları beraberinde getirir. - [Bir İhtimal Daha Var… - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-ihtimal-daha-var-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Yalnızlık; alanyazına göre, kişinin hayal ettiği kişiler arası ilişkiler ile gerçekte var olan kişiler arası ilişkilerin farklı olması sonucu yaşadığı negatif algılanan bir durumdur. Bu psikoloji biliminin tanımıdır (Yahyaoğlu, 2019). Edebiyatın, felsefenin ve hatta her bireyin farklı tanımları olması doğaldır (Yahyaoğlu, 2019). Teknolojinin getirdiği bağımlılıkların, salgın hastalıkların, ekonomik problemlerin kol gezdiği dünyada insanlar yalnızlığın kelime Yalnızlık, kişinin hayal ettiği ve gerçekte var olan kişilerarası ilişkiler arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanan olumsuz bir durum olarak tanımlanırken, bu durumun sosyal ilişki kurma becerilerini olumsuz etkileyebileceği ve intihar düşüncesiyle yakından ilişkili olduğu araştırmalarla desteklenmektedir. Ancak, hayatın sonsuz ihtimallerle dolu olduğu ve profesyonel destekle bu zorluğun aşılabileceği vurgulanarak, bireylerin yalnızlık duygusuyla başa çıkma ve intihar riskini azaltma yollarına dikkat çekilmektedir. - [Yalnızlığın Bir Yordayıcısı: Sosyal Anksiyete Bozukluğu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yalnizligin-bir-yordayicisi-sosyal-anksiyete-bozuklugu-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Yalnızlığına kaç, dostum! Seni büyük adamların gürültüsünden sersemlemiş, küçüklerin iğneleriyle de delik deşik olmuş görüyorum. Seninle nasıl susulacağını pek iyi bilir orman ve kaya. O sevdiğin ağaca benze yine sen, o geniş dallıya: sessiz ve dinlercesine sarkar o, denizin üstüne. Yalnızlığın bittiği yerde, pazar yeri başlar; pazar yerinin başladığı yerdeyse, büyük oyuncuların gürültüsü ve ağılı Yalnızlık, arzu edilen ve mevcut kişilerarası ilişkiler arasındaki farktan kaynaklanan negatif bir durum olup, özellikle sosyal anksiyete bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Sosyal fobiye sahip bireylerin başkalarının eleştirilerinden kaçınma eğilimi ve sosyal ortamlarda yaşadıkları fiziksel belirtiler, onları yalnızlığa iterek bu durumu bir seçenekten ziyade zorlantı haline getirebilir. - [KAYBEDİLENİN ARDINDAN: YAS ve YALNIZLIK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kaybedilenin-ardindan-yas-ve-yalnizlik-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - Ayrılık denildiğinde, doğumdan sonra anne karnından ayrılma, bir nevi bütün ihtiyaçların içinde bulunduğu, sıcak o yuvadan ayrılmak akla gelecektir. Dünyada olmak, ayrılmayı gerektirir ve bir kere doğduktan sonra da hep öyle olacaktır. Ayrılmak iki ucu keskin bıçak. Bir uçta yanından uzaklaşılan ne varsa ona veda etmek, diğer uçta ayrıldıktan sonra bekleyen yeni dünya. Ne tarafa Ayrılık, doğumdan itibaren insanın yaşamına eşlik eden, kaygı ve özlemle harmanlanmış, zorlayıcı ama aynı zamanda yenilenme fırsatı sunan bir olgudur. Sağlıklı bir yas süreci, kaybedilenle başa çıkmayı sağlayarak bireyin yalnızlık duygusuyla yüzleşmesine ve yeni bağlar kurmasına olanak tanır. - [Birlikte Ama Yalnız İki Yabancıyız - Psikolektif Dergisi - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/birlikte-ama-yalniz-iki-yabanciyiz-psikolektif-dergisi-sayi-11/) - “Sevgi yalnız belli bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur; kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek insanı seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa, sevgisi sevgi değil, birlikte yaşamaya bağlılık ya da yaygınlaştırılmış bir bencilliktir. – Erich Fromm” Yalnızlık çoğunlukla insana acı içinde hissettiren ve Romantik ilişkiler, bireyin arzu ettiği yakınlığı bulamadığında dahi yalnızlık hissini pekiştirebilir. Bu durum, aşk biçimleri (özellikle sahiplenici ve oyun gibi aşk), güvensiz bağlanma stilleri ve benlik algısı gibi faktörlerden etkilenerek, partnerlerin birlikteyken bile yalnızlaşmasına yol açabilir. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Kültür dendiğinde aklımıza ne gelir? Çoğumuz için hemen gözümüzün önüne benzersiz diller, farklı giysiler ve çeşitli yiyecekler gelir. Ancak bir toplumun kültürü aynı zamanda bir kişinin inançlarını, normlarını ve değerlerini de etkiler. Belirli fikirleri veya davranışları nasıl gördüğünüzü etkiler. Ve ruh sağlığı söz konusu olduğunda, yardım isteyip istemediğinizi, ne tür bir yardım aradığınızı ve etrafınızda Psikolektif Dergisi 10. sayısı, Ahmed Arif'in dizeleriyle Anadolu'nun kadim kültürüne vurgu yaparak, kültürün ruh sağlığı üzerindeki derin etkilerini ve ruh sağlığı profesyonelleri için kültürel yetkinliğin önemini ele alıyor. Dergi, dil ve giyim gibi görünen unsurların ötesinde, inanç ve değerlerin ruhsal iyi oluşu nasıl şekillendirdiğini inceliyor. - [Kültür ve Kültür Değişmesi Kavramlarının Tanımsal İncelenmesi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kultur-ve-kultur-degismesi-kavramlarinin-tanimsal-incelenmesi-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Pek çok bilim dalına farklı yönleriyle araştırma konusu olan kültür kavramı tanımlaması en güç olan kavramların başında gelmektedir. Kavram tanımlamasında yaşanan güçlüğün sebepleri incelendiğinde kültürün çok geniş bir içeriğe sahip olmasının başlıca etken olduğu göze çarpmaktadır. Birey ve toplumu ilgilendiren neredeyse her unsur ile ilişkisinden ötürü tanımlarda kavramın farklı yönlerine vurgu yapılmaktadır. Kelime kökeni olarak Bu metin, tanımlanması güç bir kavram olan kültürün çok yönlü yapısını ele alıyor; Latince kökeninden Hofstede, Tylor ve Ziya Gökalp gibi önemli düşünürlerin tanımlarına uzanarak, kültürün birey ve toplumla olan etkileşimini ve nesiller arası aktarımını inceliyor. Ayrıca, kültür değişiminin iç ve dış kaynaklı sebepleriyle birlikte serbest ve zorunlu değişim türlerini açıklayarak, değişimin kaçınılmazlığını ve kültürün kendini güncellemesinin önemini vurguluyor. - [Psikolojik Şiddetin Derinlerinde Bir İz: Kültür - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolojik-siddetin-derinlerinde-bir-iz-kultur-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Şiddet olgusunun incelenmesine yönelik olarak yapılan araştırmalar, şiddetin tek bir boyutta ele alınamayacak kadar karmaşık bir olgu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla şiddet; biyolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel bakış açılarıyla çok boyutlu bir biçimde incelenmelidir (Eren, 2005). Geniş anlamda şiddet; insan üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkileri açıkça ölçülemeyen, dolaylı ve somut bir biçimde hissedilen çeşitli baskılardır. Şiddet; fiziksel, Bu metin, şiddet olgusunun karmaşık doğasını biyolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel boyutlarıyla ele alırken, özellikle psikolojik şiddetin kültürel kökenlerini ve kuşaktan kuşağa aktarımını inceliyor. Kültürlenme süreci, aile ve oyun kültürü gibi unsurların psikolojik şiddetin oluşumundaki rolünü vurgulayarak, bu döngüyü kırmanın ancak egemen kültürün ve işlevsel olmayan aile yapılarının dönüştürülmesiyle mümkün olabileceğini belirtiyor. - [Türk Kültüründe Depresyon - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/turk-kulturunde-depresyon-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Geçmişten günümüze insan neslinin hayatında yer bulan depresyon kavramı çoğu toplumda olduğu gibi Türk toplumunda da kültüre has bir anlayışla yaşanmaktadır. Bu insanların depresyon kavramını bilinçli olarak kendi kültürlerine uyarlayarak yaşadıkları anlamına gelmemektedir Ancak kültür her toplumun acıyı, tatlıyı, iyiyi, kötüyü, yaşama şeklini hatta düşünme şeklini etkilemektedir. Hristiyan ve Yahudi kültüründe suçluluk ve günahkârlık duyguları Bu metin, depresyonun kültürel farklılıklar bağlamında nasıl deneyimlendiğini ve ifade edildiğini ele alırken, özellikle Türk kültüründe bedensel belirtilerin ön planda olmasını vurguluyor. Ayrıca, sosyoekonomik düzeyin depresyon sıklığı üzerindeki etkisine değinerek, ruh sağlığı bilincinin artırılmasının ve hizmetlere erişimin kolaylaştırılmasının önemine dikkat çekiyor. - [ÖYKÜMÜZDEKİ KÜLTÜRÜN TERAPİDEKİ İZDÜŞÜMÜ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/oykumuzdeki-kulturun-terapideki-izdusumu-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Kültür, bir öğrenme süreci ve bir sembolik iletişim ağı gibi düşünülen insan davranışıdır (Kroeber & Kluckhon, 1957; Akt. Bilgin, 2007). Her insanın davranışı içinde bulunduğu kültürden etkilenmektedir (Kağıtçıbaşı, 2017 s.35). Psikolojik işlevler sosyal, fiziksel ve kültürel bir ortam içinde oluşur ki, bu ortam yaşantıların tanımlanmasını, anlamlandırılmasını ve sorunlarla başa çıkılmasını kolaylaştırabilir veya zorlaştırabilir (Creamer, 1995; Bu metin, kültürün psikoterapideki ayrılmaz rolünü ve danışanın algılarını, beklentilerini nasıl şekillendirdiğini vurgulayarak, klasik psikoterapi yaklaşımlarının yetersiz kaldığı durumlarda narrative terapinin önemine odaklanıyor. Postyapısalcı ve postmodern temelleriyle narrative terapi, kültürel söylemlerin birey üzerindeki etkilerini sorgulayarak danışana kendi kimliğini yeniden inşa etme ve sorunları dışsallaştırma imkanı sunan, kültüre duyarlı bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. - [İnsan Var Olduğu Kültürden Bağımsız Düşünülebilir Mi? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/insan-var-oldugu-kulturden-bagimsiz-dusunulebilir-mi-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - “Hɑfızɑyɑ çɑkıl tɑşı gibi sɑplɑnɑn bilgi kırıntılɑrınɑ yeni bir ɑd bulduk: kültür. / Cemil Meriç” Kültür en geniş anlamda bir toplumda düşünme ve duyumsama birliği oluşmasını sağlayan gelenek halini alan yaşayış, düşünce ve sanat varlıklarının tümü olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda kültür, bulunduğumuz toplumun ve tarihin içinde yarattığımız değerleri kullanma ve bunları gelecek kuşaklara aktarma sürecini Bu metin, Cemil Meriç'in "kültür" tanımından yola çıkarak, kültürün insan davranışları ve zihinsel süreçler üzerindeki çok yönlü etkisini inceliyor. Kültürel psikoloji perspektifinden, bireylerin kendi kültürleri içinde nasıl şekillendiğini ve bu bağlamda psikolojik danışma süreçlerinde kültürel faktörlerin göz önünde bulundurulmasının önemini vurguluyor. - [SKORLARA TAKILMAYAN BİR ZEKA TÜRÜ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/skorlara-takilmayan-bir-zeka-turu-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Kültürel zekâ (CQ), 21. yüzyılın başında dünyanın benzeri görülmemiş bir küreselleşme yaşadığı bir dönemde, gelişmiş iletişim ve ulaşım teknolojileri sayesinde ülkeler arası seyahat ve ikamet etmenin daha uygun maliyetli ve erişilebilir hale gelmesiyle dikkat çeken bir kavram olmuştur (Ang, Van-Dyne & Tan, 2011). Kültürel zekâ terimi ilk olarak 2003 yılında Earley ve Ang adlı iki Bu metin, 21. yüzyıl küreselleşmesiyle öne çıkan kültürel zeka (CQ) kavramını ve Earley ile Ang tarafından yapılan çok boyutlu tanımını açıklıyor. Ayrıca, CQ'nun üst bilişsel, bilişsel, motivasyonel ve davranışsal boyutlarını detaylandırarak, kültürel farklılıkları yönetme ve etkili iletişim kurma yeteneği olarak ruh sağlığı profesyonelleri için önemini vurguluyor. - [HERA’NIN İSYANI: POSTPARTUM DEPRESYON - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/heranin-isyani-postpartum-depresyon-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Her insanın dünyaya geliş serüveni bir bitişi ve beraberinde bir başlangıcı içermektedir. Anne karnındaki yalıtılmış ve güvenli bölgeden kopuş ile aktif mücadelenin başladığı dış dünyaya uyanış doğum sonucu gerçekleşmektedir. Birey, ana rahmine düşmesiyle birlikte başka bir canlı ile hem fiziksel hem mental olarak bağlanmaktadır (Soysal, Bodur, İşeri & Şenol). Gebeliğin olumlu algılanması ve olumlu karşılanmasıyla Bu metin, doğumla başlayan anne-bebek bağlanmasının önemini ve postpartum depresyonun (PPD) kültürel, biyolojik ve psikolojik faktörlerle ilişkisini inceliyor. Özellikle Türk toplumunda PPD'nin bedensel yakınmalarla ortaya çıkışını ve sosyoekonomik durum, göçmenlik gibi faktörlerin risk artırıcı etkilerini vurguluyor. - [Kültüre Duyarlı Psikolojik Danışma - Psikolektif Dergisi - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kulture-duyarli-psikolojik-danisma-psikolektif-dergisi-sayi-10/) - Psikolojik danışma hizmeti, genel hatlarıyla bireyin güçlü ve sınırlı yönlerini fark etmesine yardımcı olma, onun kendini tanıma yolculuğunda desteklenmesini sağlama, karşılaştığı güçlüklerle başa çıkabilme ve yeni durumlara uyum sağlama kapasitesini arttırma noktasında sunulmaktadır. Psikolojik danışma hizmeti sunulurken zaman zaman bireyin doğduğu yer, yetiştiği ortam ve sahip olduğu kültürel özellikler yeterince önemsenmeyebilmektedir. Batı dünyasının felsefesini daha Bu metin, Batı kökenli psikolojik danışma yaklaşımlarının kültürel farklılıkları göz ardı edebilme potansiyeline dikkat çekerek, kültüre duyarlı psikolojik danışmanın tanımını, önemini ve uygulama esaslarını detaylandırıyor. Aynı zamanda, danışmanın kendi kültürel önyargılarının farkında olmasının ve danışanın dünya görüşüne uygun yöntemler kullanmasının, başarılı bir danışma süreci için hayati olduğunu vurguluyor. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Bireyin, adeta yaşamı boyunca belki de yaşadığı her saniye içerisinde dünyaya, topluma, kendi çekirdek çevresine, yaşam olaylarına ve hatta kendisine uyum sağlamak, uyumlu olmak zorunda olduğu söylenebilir. Spinoza uyumun kritik olduğuna vurgu yapmış ve ruhsal sağlığın doğru yaşamın bir göstergesi, ruhsal bozukluklar ve mutsuzlukların da insan doğasının gerekleriyle uyum içinde yaşayamamasının bir sonucu olduğunu ifade etmiştir. Bu Yaşam boyu uyum sağlama gerekliliği ruhsal sağlık için kritik olup, pandemi süreci bu uyum becerisini daha da önemli kılmıştır. Uyumun mutlak teslimiyet olmayıp yaratıcılık ve esneklik gerektirdiği vurgulanmıştır. - [Uyum Kavramının Psikoloji Bilimi Bağlamında İncelenmesi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/uyum-kavraminin-psikoloji-bilimi-baglaminda-incelenmesi-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Pek çok bilim dalı tarafından inceleme konusu olan uyum kavramının sınırlarını belirli hale getirmek kavramın anlaşılırlığına katkı sağlaması açısından önem taşımaktadır. Alan yazınında yapılan bazı uyum tanımları şu şekilde sıralanabilir: Uyum, organizmanın çevresinden gelen uyaranlara düzenli ve tutarlı yanıtlar verebilme yeteneğidir (Aydın, 2001). Tomanbay’a (1999) göre uyum; “bireyin, çevresiyle, içinde yaşadığı toplulukla/toplumla arasındaki çatışma, sürtüşme Uyum, farklı bilim dallarınca incelenen ve organizmanın çevresel uyaranlara düzenli yanıtlar verebilme yeteneği olarak tanımlanan dinamik bir süreçtir. Kavram, bireyin benliği ve çevresiyle dengeli ilişkiler kurabilmesi, çatışmaları yönetebilmesi ve değişime adapte olabilmesi gibi boyutlarıyla ele alınırken, psikanalitik kuramlar uyumu kişiliğin farklı katmanları arasındaki dengeyle ilişkilendirir. - [Sınırın Ardına Geçenler - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sinirin-ardina-gecenler-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Göç; en geniş anlamda uluslararası bir ülke sınırını geçerek ya da ulusal devlet içinde, sebebi fark etmeksizin insanların yer değiştirdiği hareketler olarak tanımlanmaktadır. Göç otoriter ya da doğal bir zorlanmadan kaynaklanmakta ise zorunlu göç olarak, kişi kendi iradesi ile özgürce yer değiştirdiyse gönüllü göç olarak ifade edilmektedir. Göç eden bireyin göçmen/mülteci olarak tanımlanması aslında göçün Göç, bireylerin sadece yer değiştirmesi değil, aynı zamanda psikolojik ve kültürel uyum sorunlarına yol açabilen derinlemesine bir deneyimdir. Bu süreçte yaşanan travmatik etkileri azaltmak ve uyumu güçlendirmek için sosyal destek, kriz müdahalesi ve toplumsal entegrasyon büyük önem taşımaktadır. - [Evlilik Uyumu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/evlilik-uyumu-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Sosyal hayattaki pek çok ortamda çiftlerin diyaloglarına ve etkileşimlerine şahit oluruz. Bu etkileşimler bazen bir uyumun göstergesi olurken bazen de anlaşmazlıkların göstergesi olabilir. Çift ilişkilerindeki olumlu yönlere odaklandığımızda çiftler arasındaki uyumun açıklanması ve incelenmesi yararlı olabilir. İlk olarak birbirine benzeyen evlilik uyumu ve evlilik doyumu kavramları arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Evlilik uyumunda evlilikteki etkileşimsel Evlilik uyumu, eşlerin etkileşimleri, ortak noktaları ve problem çözme yaklaşımlarını kapsarken, evlilik doyumu bireylerin ilişkiden aldığı kişisel mutluluğu ifade eder. Bu iki kavramın yüksek düzeyde olması, çatışmaların sağlıklı yönetilmesi, paylaşımların artması ve gerçekçi beklentilerin oluşmasıyla evliliğin devamlılığına katkıda bulunur. - [Benlik Kavramının Boyutlarında Uyum - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/benlik-kavraminin-boyutlarinda-uyum-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - “Oysa, ulaşabilseydim, onun kovuğunda ne büyük bir hazine bulabilirdim: Yaşamımın bütün ülküleri, hayalleri, düşleri- değerleri-; (amaçlarım, ereklerim, hedeflerim), tertipli, düzenli, anlamlı bütünlükler içinde, orada- pırıl pırıl, hiç eskimeyen, yıpranmayan, geçip gitmeyen bengilikleri içinde... -Kırk Haramilerin Mağarası'ndaki hazine gibi…” (Aruoba, 2016, s.88) Psikolojide benlik konusuna ilişkin ilk açıklamalar psikolog William James’e aittir. James’e göre; benlik en Benlik, kişinin kendini tanımladığı her şeyin toplamı olup, uyum sürecinde merkezi bir rol oynar; gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki uyum, bireyin ruhsal sağlığı ve özgüveni için kritik öneme sahiptir. Bu uyumsuzluk, kaygı ve depresyona yol açabilirken, öz-farkındalık ve öz-düzenleme ile uyumun sağlanması, bireyin kendini tanıması ve olumlu içsel konuşmalarla benlik değerini korumasına yardımcı olur. - [Covid-19 Sürecinde Okula Uyum - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/covid-19-surecinde-okula-uyum-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - “Dünya artık bir daha hiç Bir okul çıkışı gibi kokmayacak mı?” (Madak, 2014, s. 24) Aralık ayında Çin’in Wuhan kentinde başlayan Covid-19 pandemisi o tarihten günümüze kadar birçok ülke ve insanı etkilemiş, bu etkinin en yoğun hissedildiği alanlardan biri de eğitim olmuştur. Dünya çapında 192 ülkede okullar kapatılmış, 1,58 milyara yakın öğrenci (toplamın 91,4’ü) yüz Covid-19 pandemisi, dünya genelinde eğitimi derinden etkileyerek öğrencilerin okula uyum süreçlerini zorlaştırmış; bu süreçte psikolojik tepkiler, davranışsal sorunlar ve akademik zorlanmalar gözlenmiştir. Çocukların bu duruma uyum sağlaması için duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması, doğru bilgilendirme, sevgi ve şefkat gösterilmesi ile aile ve okulun iş birliği kritik önem taşımaktadır. - [UYUMLA İLİŞKİLİ BİR KAVRAM: BİLİŞSEL ESNEKLİK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/uyumla-iliskili-bir-kavram-bilissel-esneklik-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Uyum, organizmanın çevresiyle etkileşimini betimleyen bir kavramdır. Yaşamda meydana gelen değişiklikler bir uyum süreci gerektirmekte ve uyumla birlikte belirli kavramlardan bahsetmek de gerekli olmaktadır (Özkan ve Yılmaz, 2010). Uyum denildiğinde akla gelmesi gereken bir kavram olarak bilişsel esneklik, bilişsel anlamda yönetici işlevler denilen bir kategorinin dikkat, algı, bellek, planlama ve geri bildirim gibi alt kategorilerinden Uyum kavramıyla yakından ilişkili olan bilişsel esneklik, bireyin değişen durumlar karşısında alternatif çözüm yolları düşünebilme ve yeni koşullara adaptasyon yeteneğini ifade eder. Yüksek bilişsel esnekliğe sahip bireyler, sorunlarla daha etkin başa çıkarak kaygı ve stresten daha az etkilenirken, bu esneklik yaşam doyumu ve mutluluk düzeyleriyle de pozitif ilişki içerisindedir. - [Boşanma ve Çocuk - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bosanma-ve-cocuk-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Günümüzde insanoğlu gelişen teknoloji ile birlikte modernleşse de uyum sağlama yeteneğinden bir şey kaybetmemiştir. Sözlük anlamına bakıldığında bir bütünün parçaları arasındaki benzeşme anlamına gelen uyum kelimesi psikolojide bireyin kendisinden veya dışsal sebeplerden kaynaklanan durumlara verdiği tepki olarak karşımıza çıkmaktadır (Gençöz, 1997). Kişiler hayat boyu çeşitli içsel ve dışsal durumlar ile karşılaşır. Bu durumlara uyum sağlayan Boşanma, taraflar için uyum gerektiren zorlu bir süreç olup, çocukların boşanmaya adaptasyonu kendilerine yönelik algıları, ebeveyn kabulü ve ebeveynlerin tutumlarıyla yakından ilişkilidir. Çocuğun boşanma hakkında bilgilendirilmesi ve ebeveynlerin olumlu iletişim kurması, çocuğun bu süreci en az zararla atlatmasına yardımcı olur. - [HAYATA TUTUNMAK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/hayata-tutunmak-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Ruhsal travma yaşamış olan bireyin, normal yaşantı süremeyip uyum sorunu yaşaması beklenilen bir durumdur. Peki ruh sağlığı çalışanı, istismar sonucu travma yaşamış olan bir çocuğun uyum sorununu sağlıklı atlatabilmesi için ne yapabilir? Bu yazıda bir psikolojik danışman gözüyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında (AÇSHB) sosyal çalışma görevlisi olarak deneyimlenen bir çocuk istismarı olayından yola Ruhsal travma yaşamış çocuklarda uyum sorunları beklenirken, psikolojik danışmanlar vaka bütüncüllüğü, güven ilişkisi, ilk görüşme teknikleri ve aileye rehberlik gibi unsurları kullanarak sağlıklı bir uyum süreci için destek sağlayabilirler. Bu destekler, çocuk ve ergen psikiyatristine sevk, psikolojik danışma hizmeti, psikososyal müdahaleler ve koruyucu tedbir kararları gibi çeşitli hizmet modellerini içermelidir. - [ZİHİNSEL HARİTAMIZ: ŞEMALAR - Psikolektif Dergisi - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/zihinsel-haritamiz-semalar-psikolektif-dergisi-sayi-9/) - Doğumuyla beraber insan yavrusu evrensel bir takım bedensel ve duygusal ihtiyaçlara sahiptir. Güvenlik, tutarlılık, aidiyet, özgüven, özerklik, ifade özgürlüğü bu ihtiyaçlar arasındadır. Bu bağlamda psikolojik sağlık kişinin ihtiyaçlarını uygun yollarla karşılayabilme becerisini ifade etmektedir (Rafaeli, Bernstein ve Young, 2011). Beck (1996)’in şema tanımlamasını detaylandırarak Young, Klosko ve Weishaar, (2003) erken dönem uyum bozucu şemalar odağında İnsan yavrusunun doğuştan gelen güvenlik, aidiyet ve özgüven gibi evrensel ihtiyaçları, psikolojik sağlığın temelini oluşturur; bu ihtiyaçların karşılanmaması, erken dönem uyumsuz şemaların gelişimine yol açarak bireyin yaşamla ve ilişkileriyle uyumunu olumsuz etkiler. Bu şemalar, çocukluk deneyimleri ve travmatik yaşantılarla şekillenen katı düşünce kalıpları olup, bireyin işlevselliğini azaltabilir ve ruhsal zorlanmalara neden olabilir. - [BİR MODERN ÜRETİM AÇISINDAN YALNIZLIK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-modern-uretim-acisindan-yalnizlik-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - Kökenlerini Aydınlanma, rasyonalite ve akıl ideasından alan modernite, siyasi ve iktisadi bakımdan sırasıyla Fransız ve Sanayi devrimleriyle kurumsallaşmış, bireysel, kültürel, toplumsal, ekonomik ve siyasi bir dönüşüm projesidir (Önder Erol, 2016). Modern insanın önemli gündemlerinden birinin de yalnızlık olduğu düşünülmektedir. Rollo May (1997) yalnızlığı günümüz insanının ‘karakteristik özelliği’ olarak nitelemiştir. Yalnızlık konusuna açıklık getirebilmek, kavramın karmaşıklığı Bu metin, modernitenin ve hız çağının getirdiği yalnızlık olgusunu incelerken, bireylerin toplumsal ve teknolojik değişimlerle birlikte nasıl bir yalnızlık girdabına sürüklendiğini ele alıyor. Yazar, yapıcı yalnızlık ile boşluk hissi yaratan yalnızlık arasındaki farkı vurgulayarak, artan iletişim araçlarına rağmen sığ ilişkilerin ve özgecilikten uzaklaşmanın modern insanın yalnızlığını derinleştirdiğini belirtiyor. - [Tüketim Kültürü ve Kadın Bedeni - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tuketim-kulturu-ve-kadin-bedeni-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - Beden sadece kişiye aitmiş gibi görünse de aslında toplumsal, politik ve ekonomik yönleri bulunmaktadır. Çok eski zamanlardan beri beden, içine doğulan kabilenin, kültürün, devletin ya da başka birçok şeyin “himayesinde” var olmuştur. Özellikle geleneksel toplumlarda patriarşi neyi uygun görürse birey ona dönüşmek durumundadır. Bu dönüşüm erkeğin cinsel partnerine, soyun devamını sağlayan bir üreticiye doğru olabilmektedir. Bu metin, bedenin toplumsal, politik ve ekonomik boyutlarını vurgulayarak, geleneksel ve modern toplumlarda kadın bedeninin bir nesne olarak algılanışını ve erkek egemenliğindeki normlarla şekillenişini inceliyor. Özellikle sosyal medyanın yükselişiyle görselliğin ve imaj sunumunun ön plana çıkmasını ele alırken, toplumsal onaylanma arayışının ve tüketim kültürünün kadın beden algısını nasıl etkilediğini tartışıyor. Metin, cinsiyetçi söylemlerin kültürel kökenlerine dikkat çekerek, kadınların idealize edilmiş beden imajına ulaşma çabasının estetik operasyonlar ve spor ürünleri gibi tüketim alanlarını nasıl beslediğini gözler önüne seriyor. - [REKABETİN DOĞASINDAKİ CANAVAR: ÖTEKİLEŞTİRME - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/rekabetin-dogasindaki-canavar-otekilestirme-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - “Gerçek bir eğitim sana rekabet etmeyi öğretmeyecek; yardımlaşmayı öğretecek. Savaşmanı ve birinci gelmeni öğretmeyecek. Sana kendini kimseyle kıyaslamadan yaratıcı olmayı, sevgi dolu olmayı, saadet içinde olmayı öğretecek (Osho, 2018).” İnsanlık varlığını sürdürdüğü ilk günden bu yana değişmektedir. Değişimler genel anlamda fiziksel, duygusal, ruhsal ve zihinsel şeklinde kendini göstermektedir. Bu değişimlerin gerçekleşmesinde kültürel özellikler ve Bu metin, insanlığın tarihsel süreçteki fiziksel, duygusal, ruhsal ve zihinsel değişimlerini ele alırken, modern insanın tanımını ve rekabetçi yapısının ötekileştirme olgusuna yol açtığını inceliyor. Küreselleşme, ekonomik rekabet ve farklılaşan sosyal çevre gibi faktörlerin bireyselleşmeyi artırdığı ve önyargılarla beslenen ötekileştirmenin yaygınlaştığı vurgulanıyor. Metin, ulusal ve uluslararası platformlarda yaşanan rekabetin, modern insanın doğal bir özelliği olarak ötekileştirme süreçlerini nasıl tetiklediğini çeşitli örneklerle açıklıyor. - [Modern İnsanın Yarını: Transhümanizm - Psikoelektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/modern-insanin-yarini-transhumanizm-psikoelektif-dergisi-sayi-8/) - “Aliya İzzetbegoviç'in Yugoslav bir şairden alıntıladığı şu yaklaşım bugünlerde daha anlaşılır ve anlamlı hale geldi. Teorik olarak insanoğlunun yapabildiği her işi, gelecekte bilgisayarlar yapabilir hale gelecek fakat dindar olamayacaklar ve şiir yazamayacaklar” (Taştekin, 2016). 4.5 milyar yıllık dünya tarihinde binlerce yıllık evrimsel süreç sonucu insanlık bugüne ulaştı. Yetmiş bin yıl önce Homo sapiens sadece hayal Bu metin, insanlığın evrimsel sürecini ve bilişsel devrimle başlayan hayal gücünün medeniyetin gelişimindeki rolünü inceliyor. Özellikle modern çağda teknolojinin insan üzerindeki etkilerine odaklanarak, hümanizmden transhümanizme geçişi ve insanın ölümsüzlük arayışını tartışıyor. Yazar, dijital çağda insanın makineleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtirken, duygusal zeka, yaratıcılık, eleştirel düşünme gibi insani yetkinliklerin gelecekteki önemini vurgulayarak, insanın varoluşsal anlam arayışına ve kendi özünü korumasına dikkat çekiyor. - [KUŞAKLAR BİZE NE SÖYLÜYOR? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kusaklar-bize-ne-soyluyor-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - Tarihsel açıdan değişen olayların etkileyeni ve etkileneni olarak yüzyıllardır varlığını sürdüren insanı, içinde yaşadığı ve her an değişen çağdan bağımsız düşünmek imkansızdır. Değişen çağların içinde insanın varlığını topluluklar halinde devam ettiren bir yapıda olduğu da gerçektir. Sosyolojik ve psikolojik açıdan çağları ve insanı daha iyi anlayabilmek için belli özellikler gruplandırılmış bu da kuşaklar şeklinde kendini Değişen çağların ve teknolojinin insanı kuşaklar halinde şekillendirdiğini belirten bu metin, Sessiz Kuşak'tan Alfa Kuşağı'na kadar her dönemin kendine özgü sosyo-ekonomik ve kültürel koşullarının bireylerin değer, tutum ve davranışlarını nasıl etkilediğini inceliyor. Özellikle Z Kuşağı ve Alfa Kuşağı'nın dijitalleşen dünyayla iç içe büyüyerek geleneksel kodları değiştirmesi ve yeni yaşam biçimleri geliştirmesi üzerinde durulurken, kuşaklar arası iletişim ve empati becerilerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekiliyor. - [DEĞİŞEN ZAMANIN SANCISI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/degisen-zamanin-sancisi-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - “Kendimizden yoksunsak, elbette her şeyden yoksun kalıyoruz (Goethe, 2018: 51).” İnsanın biyolojik yapısını yaşayan ve anlamlılığa ulaştıran ruhsal yönü geçen yüzyıllar içinde ait olduğu zamanla birlikte değişimin etkilerini hissetmiştir. Göçebe yaşam tarzından yerleşik düzene geçilmesi, üretimin ve ticaretin başlaması, toplumsal sınıfların oluşması, aydınlanma çağı ve endüstri devrimleri sonucu teknolojik gelişmelerde bilim ve sanatta yeniliklerin ortaya Modern çağın getirdiği değişimler ve teknolojik gelişmeler, insanın biyolojik ve ruhsal yapısını derinden etkileyerek onu güç ve otorite hırsıyla yıkıcı dürtülere, aynı zamanda varoluşsal bir boşluğa sürüklemiştir. Varoluşçuluk felsefesi, bu yıkıcı etkiye karşı duruşu temsil ederken, insanın özgür iradesiyle kendi varoluşunu anlamlandırmasını ve seçimler yapmasını vurgular. Ancak, modern çağın tüketim odaklı, bireyselleştiren ve rekabetçi yapısı, insanı kendine yabancılaştırarak ve güvenilir dünya algısını sarsarak anlam arayışına itmektedir. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - 21.yüzyılın getirilerini ve getireceklerini anlamlandırma çabaları, disiplinlerarası bir uğraşla sürerken Modern İnsan sayımızla karşınızdayız. Endüstri 4.0 devrimi, yapay zeka ve iklim değişikliği konularında gelecek bilimcilerin tahminleri insan olma alışkanlıklarımızı nasıl etkileyeceği noktasında derin bir korku ve endişe yaratırken, bu belirsizlik nedeniyle bugünü iyi yönetme kaygısı da bir baskı yaratıyor. Güncel kalma baskısı, gelişmeleri kaçırma korkusu Bu sayı, Endüstri 4.0 ve yapay zeka gibi 21. yüzyılın getirilerinin insan alışkanlıkları üzerindeki etkilerini ele alarak, modern kaygılar karşısında içsel keşif ve anlam arayışına odaklanıyor. Dergi, okuyucularını karanlık bir tablo çizmek yerine, çağın gerçekleriyle yüzleşmeye ve yaratıcı güçlerine inanarak doğru seçimler yapmaya davet ediyor. - [Sharenting ve Dijital Mahremiyet - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sharenting-ve-dijital-mahremiyet-psikolektif-dergisi-sayi-8/) - İletişim tarihsel süreçte farklı aşamalardan geçmiştir. Telgraf, telefon, radyo, televizyon gibi teknolojik gelişmeler, yavaş bir şekilde yayılmıştır (Türkten, 2018). Ancak internet, bu teknolojik gelişmelerin hepsinden daha hızlı gelişim göstermiştir. Geliştirilen Web 1.0 teknolojisi kullanıcılara içerik üretme ve paylaşım yapma imkanı tanımamaktadır. Daha sonra geliştirilen Web 2.0 teknolojisi ise internet kullanıcılarının istedikleri herhangi bir konuda içerik Bu metin, internetin hızlı gelişiminin ve Web 2.0 teknolojisinin yükselişiyle sosyal medyanın merkezi bir iletişim aracı haline gelmesini ele alıyor. Özellikle ebeveynlerin çocuklarının dijital ayak izlerini oluşturduğu "sharenting" kavramına odaklanarak, bilinçsiz paylaşımların çocukların mahremiyet hakkını ihlal edebileceği ve uzun vadeli zararlar yaratabileceği risklerini vurguluyor. Metin, ebeveynleri paylaşımlar yapmadan önce gizlilik, çocuğun gelecekteki utancı ve dijital mahremiyetin genel sınırları hakkında düşünmeye teşvik ediyor. - [Deliliğin Doğum Günü Partisi’nden 4.48 Psikoz’a Evrimi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/deliligin-dogum-gunu-partisinden-4-48-psikoza-evrimi/) - Edebiyatın özellikle postmodern süreçle birlikte psikoloji, felsefe ve sosyoloji gibi birçok kuramla paralel olarak evrilmekte olduğu görülür. Bu noktada edebiyat kendine ait bir uzam inşa etmekte ve bu kuramların mevcut gerçekliğinden sıyrılarak disiplinler arası bir işlev edinerek yeni alternatif yapılara dönüşmektedir. Lacan’ın aynı teorisine yönelik yapıtları ve araştırmaları okunarak bu teorinin ana hatları öğrenildiğinde, çeşitli Bu metin, edebiyatın postmodern süreçte psikoloji, felsefe ve sosyoloji gibi disiplinlerle etkileşimini ve delilik kavramının tiyatro sanatındaki yansımalarını inceliyor. Özellikle Harold Pinter'ın "Doğum Günü Partisi" ve Sarah Kane'in "Psikoz 4.48" adlı oyunları üzerinden, gerçeklik algısının sorgulanması, içsel çatışmaların tasviri ve dilin sınırlarının zorlanması gibi temalar ele alınıyor. Metin, tiyatronun deliliğin kalıplaşmış tasvirlerini yıkmadaki gücünü ve modern insanın varoluşsal arayışlarını vurguluyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 6 : KADIN](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sayi-6-kadin/) - Psikolektif Dergisinin ''KADIN'' temalı 6. sayısı yayında! - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 8: Modern İnsan](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-8-modern-insan/) - Psikolektif Dergisi'nin "MODERN İNSAN" temalı 8. sayısı yayında! Keyifli okumalar dileriz. - [EDİTÖRDEN - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Simone de Beauvoir Genç Kızlık Çağı (1993) adlı eserinde kadını şu şekilde ifade etmektedir: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Türk Dil Kurumu Güncel Sözlük incelendiğinde ise kadın; “Erişkin dişi insan, hatun, analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri becerileri olan, hizmetçi bayan” şeklinde tanımlanmaktadır. Beauvoir’in de ifade ettiği gibi ve TDK’nın kadın tanımından da anlaşılabileceği gibi "Kadın doğulmaz, kadın olunur" diyen Beauvoir'dan ilhamla, Psikolektif Dergisi olarak "Kadın" temalı 7. sayımızda toplumsal rol ve beklentilerin kadını güçsüzlüğe ittiğini vurguluyor; ancak kadının sınırsız potansiyeline dikkat çekerek cinsiyetçi söylemleri geride bırakıp eşitlikçi bir bakış açısıyla insanı insan olarak sevmeyi diliyoruz. - [Takım Elbiseli Kadın - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/takim-elbiseli-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - "Bir milletin uygarlık seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın." Düşünce ve Tartışma Özgürlüğü Üzerine, John Stuart Mill. Kadın cinsiyeti ve kadınlık olgusuna yönelik tanımlamalar çoğu kez toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden yapılmaktadır. Toplumsal cinsiyet perspektifinden bakıldığında kadına ve kadınlığa yüklenen anlamlar ev-ev işi-çocuk bakımı gibi geleneksel roller odağında açıklanmakta, söz konusu durumlar pek çok John Stuart Mill'in "Bir milletin uygarlık seviyesini ölçmek isterseniz, derhal kadının hayat şartlarına bakın" sözüyle başlayan bu makale, kadın cinsiyeti ve kadınlık olgusuna atfedilen geleneksel rollerin ötesine geçerek, kadınların iş hayatındaki dönüşen konumunu ve karşılaştığı "cam tavan", "cam uçurum" ve "kraliçe arı sendromu" gibi eşitsizlikleri inceliyor. Kadınların "dual rol" mücadelesini ve maruz kaldığı ayrımcılıkları CEDAW gibi uluslararası düzenlemelerle destekleyerek, toplumsal ve bireysel düzeyde cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik çözüm önerileri sunulmaktadır. - [Yürüsene Be Kadın! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yurusene-be-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre son 10 yıl içerisinde kadın sürücü sayısında önemli bir artış yaşanmaktadır. 2007 yılında kadınlar, toplam sürücü sayısının yüzde 16.7’sini oluştururken, 2017 yıl sonu itibariyle bu oranın yüzde 24.1’e yükseldiği görülmektedir (EGM, 2017). Kadın sürücü sayısında görülen hızlı artış nedeniyle sürücülükte insan faktörleri değerlendirilirken kadın ve erkek sürücülere atfedilen özellikler farklılık Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre kadın sürücü sayısındaki artışa rağmen, toplumsal önyargılar kadınları hala "yetersiz sürücü" olarak damgalarken, bilimsel araştırmalar bu klişelerin aksine kadınların güvenlik becerilerinde erkeklerden daha üstün olduğunu gösteriyor. Makale, bu stereotiplerin performans üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, cinsiyetçi algıların kırılması ve trafik adabının geliştirilmesi için eğitim ve medya kampanyalarının önemini vurguluyor. - [Psikoloji Dünyasından Kadın Teşhisi (!) - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikoloji-dunyasindan-kadin-teshisi-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Psikolojik rahatsızlıkların ne olduğu ya da görülme sıklığı cinsiyet açısından değerlendirilebilir mi? Cinsiyetin psikolojik rahatsızlıklara dair bir belirleyici yönü var mıdır? Bu sorunun cinsiyetçi bir tutum olarak değerlendirileceği öngörülmektedir ancak cevabın birçok açıdan aydınlatıcı olması beklenmektedir. ‘Psikoloji ile kadın’ çağrışımına dair başlangıcın Eski Mısır ve Antik Yunan’da bilinen histeri ile olduğu söylenebilir. Rahmin bedenin içinde Psikolojik rahatsızlıkların cinsiyetle ilişkisi, tarihsel histeri tanımlarından güncel istatistiklere kadar uzanan karmaşık bir alanı işaret eder. Kadınların duygudurum ve anksiyete bozukluklarında daha sık tanı alması, erkeklerin ise DEHB ve dışa yönelim bozukluklarına daha yatkın olması, biyolojik ve toplumsal faktörlerin etkileşimini düşündürmektedir. Makale, kadınların psikolojik yardım arama konusunda daha istekli olduğunu ve bunun toplumsal cinsiyet rolleriyle ilişkili olabileceğini belirtirken, bu durumun bir "kusur" değil, çözüm ve farkındalık gerektiren bir olgu olduğunu vurgulamaktadır. - [Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas Röportajı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/doc-dr-aysenur-buyukgoze-kavas-roportaji-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Sizi yakından tanımayan meslektaşlarımız için kendinizi tanıtır mısınız? Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas kimdir? Akademisyen kimliğiniz dışında kendinizle ilgili ne söyleyebilirsiniz? İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Samsun’da tamamladıktan sonra 1999-2003 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programından mezun oldum ve aynı yıl Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde Psikolojik Danışma ve Rehberlik yüksek Doç. Dr. Ayşenur Büyükgöze Kavas, Hacettepe Üniversitesi PDR mezunu olup ODTÜ'de yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamış, şu an Ondokuz Mayıs Üniversitesi'nde görev yapan, evli ve iki çocuk annesi bir akademisyendir. Kendisi pozitif, azimli ve meraklı bir kişiliğe sahip olup, mesleki gelişim ve bilginin paylaşımına önem vererek akademisyenliği seçmiştir. Kadın bir akademisyen olarak toplumsal cinsiyet rolleri ve cam tavan sendromu gibi zorluklarla karşılaştığını belirtirken, bu zorluklara rağmen azimle çalıştığını ifade etmektedir. - [İnfertilite ve Kadın - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/infertilite-ve-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Kadının, çocuğu dünyaya getiren kişi olarak annelik rolü, biyolojik bir özellik olmaktan çok toplumsal yönüyle tartışılan bir konu haline gelmiştir. Annelik kişi için doğal bir süreç olmaktan çıkıp kültürel bir boyut kazanmıştır. Kültürel etkiler, anne olan kadın üzerinde bir baskı oluşturarak onun ne yapması gerektiğine ilişkin görüşleriyle adeta ona neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyler Annelik rolünün toplumsal beklentilerle kültürel bir yüke dönüştüğü belirtilen bu metin, özellikle infertilite (kısırlık) durumunda kadınların yaşadığı psikolojik zorlukları, damgalanmayı ve artan stres düzeylerini ele alıyor. Metin, infertilite tedavisinin kadınlar üzerindeki duygusal yükünü ve sosyal desteğin bu süreçteki kritik önemini vurgulayarak, cinsiyet farkının kadınların psikolojik etkilenimini artırdığını ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. - [KORKU VE KADIN - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/korku-ve-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - İnsan davranışlarında duygular bireyi bir bütün yapan varlığının önemli bir parçasıdır. Temel duygulardan olan korkunun genel anlamıyla ifade edilerek cinsiyet faktörü üzerinden kadınlarda görülme yoğunluğu üzerine dikkat çekilmektedir. Korku üzerine net bir tarif yapılması bu kavramın somut olarak ele alınamamasından kaynaklı bir karmaşıklığı karşımıza çıkarmaktadır. Antik Yunan’da korku belirsiz bir nedenden kaynaklanmamaktadır. Bu durumu Platon Bu metin, korku duygusunun antik Yunan'dan modern psikolojiye uzanan tanımlarını incelerken, bu evrensel duygunun birey üzerindeki koruyucu işlevine odaklanıyor. Özellikle cinsiyet faktörü üzerinden kadınlarda korkunun daha yoğun yaşandığına dair araştırmalara dikkat çekerek, bu durumun çocukluktan gelen çevresel, bilişsel ve biyolojik etkenlerin birleşimiyle açıklanabileceğini vurgulamaktadır. - [MADALYONUN GÖRÜNMEYEN YÜZÜ: KADIN SIĞINMA EVLERİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/madalyonun-gorunmeyen-yuzu-kadin-siginma-evleri-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - #post_excerptAile içi şiddeti, toplumun "özel alan" algısıyla görmezden geldiği bir sorun olarak ele alırken, kadına yönelik şiddetin temelinde güç eşitsizliği yattığını vurgular. Kadın sığınma evlerinin şiddet mağduru kadınlar için bir güvenli liman ve güçlenme aracı olduğunu belirten metin, bu kurumların sunduğu psikolojik, hukuki ve sosyal destek hizmetleriyle kadınların hayata yeniden tutunmalarını sağladığını ortaya koyar. - [Savaşın Kadınlar Üzerindeki Etkisi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/savasin-kadinlar-uzerindeki-etkisi-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - İnsanlık tarihi boyunca bazı topluluklar ile diğer topluluklar arasında çeşitli sebepler dahilinde saldırı ve çatışmaların yaşandığı bilinmektedir. Bu çatışmalarda topluluklar gerek çıkarlarını gerek kendilerini korumak ve savunmak amacı gütse dahi pek çok insanın bu durumdan zarar gördüğü aşikârdır. Savaş, insanların yeryüzünde var olmasıyla ortaya çıkan ve özünde ülke/ülkelerin maddi ve manevi değerlere sahip olması dürtüsüne İnsanlık tarihi boyunca süregelen savaş ve çatışmaların, özellikle kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini ele almaktadır. Kadınların, toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle savaşın getirdiği yokluklar ve kayıplarla daha fazla yüzleştiği, ayrıca cinsel istismar, tecavüz ve seks köleliği gibi insanlık dışı muamelelere maruz kaldığı vurgulanmaktadır. Metin, savaşın kadınların psikolojik sağlığı üzerindeki travmatik sonuçlarına dikkat çekerken, kadın bedeninin bir savaş alanı olarak algılanması ve sığınmacı kadınların karşılaştığı ek zorluklar gibi konuları da irdelemektedir. - [Feminist Terapi Bağlamında Kadın - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/feminist-terapi-baglaminda-kadin-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Feminizm; Latince bir kelime olan ve kadın anlamı taşıyan “femine” kelimesinden türemiştir. Feminizm, kadınların biyolojik kimlikleri ile birlikte gelen toplumsal cinsiyet rollerini ve bunlardan doğan zorluk, ayrımcılık, şiddet, tahakküm ve benzeri durumların birbiriyle ilişkisini tüm sosyokültürel etkenler açısından elen alan bir bilim dalı olarak tanımlanmaktadır. Feminizm cinsiyet ayrımcılığına karşı durarak toplumsal eşitliği temel alan bir Latince "femine" kökenli feminizm, kadınların biyolojik kimliklerinin ötesinde toplumsal cinsiyet rolleri, ayrımcılık ve şiddet gibi sorunları sosyokültürel açıdan ele alan bir bilim dalıdır. Feminist Terapi ise, bu sorunların kişisel değil, toplumsal baskı ve ayrıştırmalardan kaynaklandığını savunarak, kadını güçlendirmeyi ve ataerkil sistemin etkilerine karşı farkındalık yaratmayı amaçlar. - [Pilot Merve Sezen Sarı Röportajı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/pilot-merve-sezen-sari-roportaji-psikolektif-dergisi-sayi-6/) - Sizi tanımayan okuyucularımız için kendinizi tanıtabilir misiniz? Sezen Sarı kimdir? Öncelikle herkese merhaba. İsmim Merve Sezen Sarı. 24 Şubat 1994 Adana doğumluyum ve tek çocuğum. Hobilerim arasında tiyatro, yüzme, voleybol, bisiklet sürme, kickbox ve yan flüt çalma var. İlkokuldan itibaren çeşitli tiyatro oyunlarında yer aldım. Üniversitenin ilk yılında hazırlık okurken biri İngilizce biri Türkçe olmak Pilot Merve Sezen Sarı, çocukluk hayali olan pilotluğu, lise döneminde askeri havacılık yerine sivil havacılığı tercih ederek gerçekleştiren genç bir kadın. Mesleğinde kadın pilot olmanın getirdiği önyargılar ve cinsiyetçi söylemlerle sıkça karşılaşsa da, bu durumun kendisini güçlendirdiğini ve diğer kadınlara ilham kaynağı olmayı hedeflediğini belirtiyor. Uçuşların psikolojik zorluklarına rağmen, kokpitteki eşsiz manzaraların ve mesleğinin ona hissettirdiği eşsiz duyguların tüm stresini alıp götürdüğünü ifade ediyor. - [Psikolektif Dergisi Sayı - 4: Psikolojik Sağlamlık](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-4-psikolojik-saglamlik/) - Psikolektif Dergisinin ''Psikolojik Sağlamlık'' temalı 4. Sayısı yayında! İlk üç sayıda dergimizin editörlüğünü üstlenen Asiye Dursun Hocamıza bu sayıyla birlikte veda ederken gelecek sayıdan itibaren yöneticimiz Psikolojik Danışman Okan Uslu editörümüz Psikolojik Danışman Şafak Atay ile dergimizin daha ileriye gitmesine katkı sağlayacak. - [KURTULUŞ SAVAŞI’NDAN PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞA BAKIŞ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kurtulus-savasindan-psikolojik-saglamliga-bakis-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Psikolojik sağlamlık insanların olumsuz yaşam koşullarının neden olduğu tatsız deneyimlerinden sıyrılabileceklerine ve bu zorlukların üstesinden geldikçe daha da güçleneceklerine ilişkin yorumlarıyla psikoloji alanında araştırmalara konu olmuştur. Psikolojik sağlamlığa akademik anlamda bakıldığında birçok tanımı mevcuttur, bunlardan biri “zor koşullar altında olumlu ve beklenmedik başarılar kazanma ve sıra dışı koşul ve durumlara uyum sağlama becerisi” şeklindedir. Psikolojik Psikolojik sağlamlık, bireylerin olumsuz yaşam koşullarının etkisinden sıyrılarak güçlenmelerini ifade eder ve zorluklara uyum sağlayıp başarı elde etme becerisidir. Kurtuluş Savaşı örneği, yaşanan travmatik işgal sonrası Mustafa Kemal'in "Geldikleri gibi giderler" sözü ve milletin direnişiyle sergilenen yılmazlık, risk altındaki bir toplumun uyum sağlayıp başarıya ulaşma yönündeki psikolojik sağlamlığını gösterir. - [Asla Yalnız Değilsin - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/asla-yalniz-degilsin-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - İşsizlik geçmişten beri insanlığın kalıcı çözüm bulamadığı en önemli sorunlardan biridir. Günümüzde ön lisans ya da lisans düzeyinde profesyonel eğitim alarak meslek sahibi olan birçok birey, mesleki bilgi ve becerilerini uygulamada kullanamamakta yani iş sahibi olamamaktadır. Mesleği olan ancak henüz işi olmayan bireyler bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Başta fizyolojik olmak üzere, ihtiyaçlarını karşılamak için paraya İşsizliğin bireyler üzerindeki olumsuz etkilerine ve psikolojik sağlamlığın bu süreçteki önemine odaklanan bu metin, işsizliğin özellikle gençlerin temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda dışa bağımlılık yaratması ve yetersizlik hissine yol açmasıyla psikolojik dayanıklılığı azalttığını belirtiyor. Psikolojik sağlamlığın korunmasında bireysel özelliklerin yanı sıra çevresel desteğin kritik rolü vurgulanırken, işsiz bireylere yönelik destekleyici ve anlayışlı yaklaşımların onların kendilerini iyi hissetmelerine, yalnız olmadıklarını düşünmelerine ve akılcı olmayan inançlarını azaltmalarına yardımcı olabileceği ifade ediliyor. Sonuç olarak, hem kendi psikolojik sağlamlığımızı güçlendirmenin hem de çevremizdeki insanların psikolojik dayanıklılığını desteklemenin önemine dikkat çekiliyor. - [FRİDA VE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/frida-ve-psikolojik-saglamlik-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Evren sürekli bir değişim içindedir. Değişim ise adaptasyonu ve ilerlemeyi zorunlu kılar. Adaptasyon süreci, evrendeki tüm canlıları içine katmış ve bu süreçte en faal rolü insanlar almıştır. Değişime ayak uyduramayan bitkiler ve hayvanlar neslin kapanmış olan yüzüne bir daha gün yüzüne çıkmamak üzere teslim olmuşlardır. Oysa insan tüm değişim süreçlerine adapte olmayı başarabilmiştir. Adaptasyon veya Evrenin sürekli değişimi ve adaptasyonun canlılar için zorunluluğu vurgulanarak, psikoloji biliminde uyum kavramının "psikolojik sağlamlık" başlığı altında ele alındığı belirtiliyor. Psikolojik sağlamlık, olumsuz yaşantılar karşısında güçlü kalabilme ve uyum gösterme yeteneği olarak tanımlanırken, stresli yaşam olaylarına uyum sağlamada bireysel farklılıklar ve savunma mekanizmalarının rolü üzerinde duruluyor. Frida Kahlo'nun geçirdiği travmatik kazaya rağmen resme yönelerek uyum sağlaması ve psikolojik sağlamlığını devreye sokması örnek verilerek, psikolojik sağlamlığın bireyin potansiyelinde gizli olduğu ve stresli yaşam koşullarına adapte olma gücünün herkeste var olduğu sonucuna varılıyor. - [PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK ve KADINLIK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolojik-saglamlik-ve-kadinlik-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Son yıllarda oldukça popüler olan psikolojik sağlamlık kavramı kökenini Latinceden almaktadır. Resilire kökünden türeyen resilient kelimesi elastik olan, esneyebilen anlamına gelir (Öz ve Yılmaz, 2009). Bu kelimenin kökeninden yola çıkıldığında psikolojik sağlamlık, zorlu hayat deneyimlerinden sonra bedensel ve ruhsal sağlığı koruyabilme, değişen ve zorlu durumlara uyum sağlayabilme olarak tanımlanabilir (Soylu, 2017). Psikolojik sağlamlık kavramı pozitif Psikolojik sağlamlığın Latin kökeni ve zorlu deneyimlere uyum sağlama yeteneği olarak tanımlandığı bu metinde, pozitif psikolojinin bu kavramı ruhsal iyi oluş için gerekli gördüğü belirtiliyor. Travmanın bireysel farklılıklara göre değişen etkileri vurgulanırken, psikolojik sağlamlık ve cinsiyet arasındaki ilişki kadınlarla yapılan çalışmalar üzerinden inceleniyor. Araştırmaların kadınların genellikle erkeklere göre daha yüksek psikolojik sağlamlık düzeyine sahip olduğunu gösterdiği ifade edilirken, toplumsal cinsiyetçi söylemlerin aksine kadınların toparlanma gücünün daha fazla olabileceği sonucuna varılıyor ve bu durum Orhan Veli'nin bir şiiriyle destekleniyor. - [PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN İZDÜŞÜMÜ: HACIYATMAZ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolojik-saglamligin-izdusumu-haciyatmaz-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Mutluluğu, en karanlık zamanlarda bile, sadece ışığı açmayı hatırlarsa bulur. J.K.Rowling Yaşamınızda zaman zaman güçsüz düştüğünüz anlar oldu mu? Telefon rehberinizi önce rastgele, ardından alfabetik sırayla ve büyük bir özenle incelerken bir şeyler paylaşabileceğiniz, insan sayısının sınırlı olduğu anları yaşadınız mı? Veyahut kendinizle baş başa kalırken içsel olarak çözmeyi amaçladığınız ancak üstesinden gelmekte zorlandığınız zamanlar Zorlu yaşam koşulları karşısında bazı insanların "hacıyatmaz" gibi direnç gösterirken bazılarının zorlandığı belirtilen bu metinde, psikolojik sağlamlık kavramı olumsuzluklara rağmen uyum sağlama ve başarıyla üstesinden gelme yeteneği olarak tanımlanıyor. Risk ve koruyucu faktörlerin bu sağlamlık düzeyini etkilediği, koruyucu faktörlerin baskınlığının psikolojik sağlamlığı artırdığı vurgulanarak, bireyin yaşamındaki olaylara karşı gösterdiği direncin yaşamını şekillendirdiği ifade ediliyor. - [PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK IŞIĞINDA CEMİL MERİÇ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolojik-saglamlik-isiginda-cemil-meric-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - “Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir” Cemil Meriç Psikolojik sağlamlık açısından bir insanı ele almak bilimsel ölçme araçları ve doğrudan gözlem yoluyla doğruluk kazanacaktır (Akar, 2019). Bu yazıda topluma mal olmuş bir portre olan ve ‘Anadolu irfanının güçlü dehası’ olarak nitelendirilen, fikirleri, yazdıkları ve yaptıklarıyla toplumu etkilemiş bir düşünür olan Meriç’i psikolojik sağlamlığın başlıkları ışığında incelemek Cemil Meriç'in yaşamı üzerinden psikolojik sağlamlık kavramını inceleyen bu yazı, Meriç'in çocukluk döneminden itibaren karşılaştığı göçmenlik, fiziksel engellilik, yoksulluk ve politik baskılar gibi risk faktörlerine rağmen okuma sevgisi, olumlu kendini tanımlama ve sosyal destek gibi koruyucu faktörler sayesinde nasıl direnç gösterdiğini ve fikirleriyle toplumu etkileyen bir düşünür haline geldiğini ele alıyor. Meriç'in yaşamındaki zorluklara rağmen akademik başarısı, sporla ilişkisini sürdürmesi ve çevresine neşe saçması gibi olumlu sonuçlar, psikolojik sağlamlığın stresli yaşam olaylarına karşı bir direnç kaynağı olduğunu ve bireyin kendi iradesiyle olumsuzlukların üstesinden gelebileceğini gösteriyor. - [PSİKOLOJİK SAĞLAMLIK İLE MUTLULUĞA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolojik-saglamlik-ile-mutluluga-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Yaşamımız içinde sevdiğimiz birini kaybettiğimizde, herhangi bir doğal afet yaşadığımızda, başarısızlık elde ettiğimizde, ölümcül bir hastalıkla karşılaştığımızda tüm yaşam düzenimiz ve duygusal dengemiz bozulmaktadır (Oktan, 2008). Kimileri bu tarz olumsuz yaşantılar sonucunda travmatize olarak ciddi anlamda depresyon ve kaygı durumu gibi sıkıntılar yaşayıp olumsuz ruh hallerine bürünürken; kimileri de bu yaşantıların oluşturduğu duygularla aktif bir Olumsuz yaşam olaylarının bireyler üzerindeki farklı etkilerini ve bu olaylarla başa çıkmada psikolojik sağlamlığın rolünü ele alan bu metin, psikolojik sağlamlığın tanımını, yılmazlık kavramıyla ilişkisini ve geliştirilebilir dinamik bir süreç olduğunu vurguluyor. Risk ve koruyucu faktörlerin psikolojik sağlamlık gelişimindeki önemine değinilirken, psikolojik sağlamlığın mutlulukla olan yakın ilişkisi ve bu nedenle psikolojik danışma hizmetinin önemi üzerinde duruluyor. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 4](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-4/) - Dünya çapında insanlar zorlu yaşam koşullarıyla hayatlarının bir bölümünde mutlaka karşılaşıyor. Yaşanan bu deneyim karşısında bocalıyor ve acı çekiyor. Çekilen acıyı zorlu kılan şey ise bu deneyimden sonra hissedilen belirsizlik, korku ve umutsuzluk oluyor. “Tüm dünya acı çekmeyle doludur. Aynı zamanda bunun üstesinden gelmeyle de” diyerek acı ve psikolojik sağlamlık ilişkisinin bağlılığını özetliyor James Oppenheim. Dünya üzerindeki zorlu yaşam koşulları karşısında hissedilen acı, belirsizlik ve umutsuzluğun üstesinden gelme becerisi olan psikolojik sağlamlık, yaşamın değerini bilme, gerçekliğin farkında olma, yeniden denge kurma cesareti ve zorlu duygularla mücadele etme yeteneğiyle sağlıklı bireylerin temel özelliği olarak vurgulanıyor. Psikolektif Dergisi'nin bu sayısında psikolojik sağlamlık konusu ele alınırken, dergiye katkıda bulunan yazarlara teşekkür ediliyor ve editörüne veda ediliyor. - [Psikolektif Dergisi Sayı - 3: Mükemmeliyetçilik](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-3-mukemmeliyetcilik/) - Psikolektif Dergisi'nin 3. Sayısı 'Mükemmeliyetçilik' teması ile yayında! - [MÜKEMMEL FOTOĞRAF - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/mukemmel-fotograf-psikolektif-dergisi-sayi-3/) - Mükemmeliyetçilik henüz üzerinde anlaşılmaya varılmış tek bir tanıma sahip olmasa da, bireyin kendisi için ulaşılamaz standartları kendi kendine dayatma eğiliminin yanı sıra, hata yapmaktan kaçınmasını içeren çok boyutlu bir kişilik yapısı olarak ifade edilmektedir (Burns, 1980). Oysa insan, yüzyıllardır doğası gereği deneme - yanılma yönetimi ile hata yaparak doğru davranışı kazanmıştır. Bu noktada hata yapmaktan Mükemmeliyetçiliğin, bireyin ulaşılmaz standartlar dayatması ve hata yapmaktan kaçınmasıyla kendini gösteren çok boyutlu bir yapı olduğu belirtilen bu metinde, bu durumun doğal öğrenme sürecini engellediği ve durağanlığa yol açtığı vurgulanıyor. Sosyal medyanın idealize edilmiş yaşamları sergileyerek mükemmel olma arzusunu artırdığı, bu karşılanmayan arzunun engellenmişlik ve öfke doğurduğu ifade ediliyor. Akılcı davranışçı yaklaşımla 'ya hep ya hiç' düşünce biçiminin normalize edilebileceği, psikolog desteğiyle mükemmeliyetçiliğin ve kaygının kaynaklarına inilerek gerçekçi yaşam standartları oluşturmanın ve böylece sosyal medya paylaşımlarından ve anlardan daha fazla tatmin sağlamanın mümkün olduğu sonucuna varılıyor. - [MÜKEMMELE GİDEN YOLDA ÖFKE - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/mukemmele-giden-yolda-ofke-psikolektif-dergisi-sayi-3/) - Artan teknolojiyle mekanikleşen insan hayatı adeta yarış halinde bir yaşam mücadelesi resmi ortaya çıkarmaktadır. Böyle bir ortamda insanlar rol ve sorumluluklarını yerine getirirken mükemmeli arzulayarak en iyi olmak veya en güzel sonucu elde etmek adına çabalamaktadır. Her birey parmak izi kadar kendine özgü bir karakterdeyken mükemmellik duygusu da kişilik özelliklerinin etkisiyle kişiden kişiye göre değişen Teknolojinin etkisiyle artan rekabetçi yaşam ortamında, mükemmeliyet arayışının bireylerde öfke duygusunu tetikleyebileceği belirtiliyor. Mükemmeliyetçiliğin kendine, başkalarına ve sosyal odaklı olmak üzere üç boyutu ele alınırken, özellikle sosyal olarak dayatılan mükemmeliyetçiliğin başarısızlık durumlarında kaygı, depresyon ve öfkeyi artırdığı vurgulanıyor. Mükemmeliyetçilik ve öfke arasındaki pozitif ilişkiye dikkat çekilerek, duygusal farkındalık çalışmaları, öfke kontrolü eğitimleri ve profesyonel yardımın bu olumsuz döngüyü kırmak için önemli olduğu ifade ediliyor. - [SANAT MÜKEMMEL İÇİNDİR: YAHYA KEMAL BEYATLI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sanat-mukemmel-icindir-yahya-kemal-beyatli/) - Sanat, insanın kendini ifade etme yollarından biridir. Sanatçı, kendini ifade ederken şiiri, resmi, müziği ve diğer birçok yolu kullanabilir. Sanatın hangi dalı olursa olsun, eser sanatçıya dair ipuçları içerir çünkü hiçbir eser yaratıcısından tamamen bağımsız değildir. Eserde sanatçının kişilik özelliklerine rastlamak mümkündür. Bu kişilik özelliklerinden bir tanesi de mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçilik, kusursuzluk için harcanan çaba ve Sanatın bir ifade biçimi olduğu ve sanat eserlerinin yaratıcısının izlerini taşıdığı belirtilen bu metinde, mükemmeliyetçilik kişilik özelliğinin sanattaki yansıması, özellikle edebiyatımızda "saf şiiri" arayışıyla öne çıkan Yahya Kemal Beyatlı örneği üzerinden inceleniyor. Şairin yıllarca süren titiz çalışma temposu, kendi şiirleri üzerindeki aşırı eleştirel yaklaşımı ve diğer şairlerin eserlerindeki kusurları arayışı, mükemmeliyetçiliğin hem bireysel hem de sosyal dayatmalarla kendini gösterebildiği vurgulanarak, bu özelliğin sanatçının ün kazanmasına katkı sağlarken eserlerini bir kitapta toplamasına engel olabileceği sonucuna varılıyor. - [MÜKEMMELİYETÇİLİK BOYUTLARI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/mukemmeliyetcilik-boyutlari-psikolektif-dergisi-sayi-3/) - Mükemmeliyetçi kişi, kusursuza ulaşmak için çabalayan, başarısını gerçekçi olmayacak derecede yüksek standartlara bağlayan ve olası bir başarısızlıkla ilgili çok fazla kaygılanan kişi olarak tanımlanır (Hewitt & Flett, 1991; Stoeber & Otto, 2006). Bu tanım her ne kadar mükemmeliyetçilik kavramını olumsuz bir kişilik özelliğiymiş gibi gösterse de ilgili literatür incelendiğinde pek çok farklı yaklaşım ve sınıflandırma Mükemmeliyetçilik kavramının tek bir olumsuz kişilik özelliği olarak tanımlanmasının aksine, literatürde normal/nevrotik, patolojik/olmayan, kendine/başkalarına/sosyal odaklı gibi farklı yaklaşımlar ve sınıflandırmalar bulunmaktadır. Bu sınıflandırmalar, kişisel standartlar, değerlendirici kaygılar, mükemmeliyetçi uğraşlar ve kaygılar ile uyumlu/uyumsuz mükemmeliyetçilik gibi boyutları içerir. İşlevsel bir mükemmeliyetçilik için gerçekçi standartlar belirleme, hata yapmaktan kaçınmama, öz değerini başarıya bağlamama ve eleştiriye açık olma gibi unsurlar önem taşırken, aksi takdirde uyumsuz mükemmeliyetçilik patolojik sıkıntılara yol açabilir. - [MÜKEMMELİYETÇİLİĞE GENEL BİR BAKIŞ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/mukemmeliyetcilige-genel-bir-bakis/) - Mükemmeliyetçilik kavramı hemen herkesin kullandığı ancak tanımı da herkese göre değişebilecek bir kavramdır. Bu kavramın ele alınması psikoloji literatüründe psikanalitik kurama kadar dayanmaktadır. Bu kuramı benimsemiş olan Adler (1930; 1956; 1964) mükemmeliyetçiliği açıklamaya çalışmıştır. Adler’in ‘bireysel psikoloji’ kuramında ele aldığı üstünlük çabası kavramı ile mükemmeliyetçiliğin açıklanabileceği görülmektedir (Akt., Satıcı, 2018). Diğer yandan mükemmeliyetçilik kavramının tek Psikoloji literatüründe kökleri psikanalitik kurama dayanan ve Adler'in üstünlük çabası kavramıyla ilişkili olan mükemmeliyetçilik, Oxford ve TDK tanımlarıyla birlikte Stoeber ve Childs'ın kişilik özelliği tanımını da içeren farklı açılardan ele alınmaktadır. Etiyolojisi tam olarak bilinmemekle birlikte aile tutumlarının önemli bir rol oynadığı bu olgu, başarıya yönlendirebilen olumlu etkilerinin yanı sıra başarısızlık kaygısı, depresif belirtiler ve yüksek kaygı düzeyleriyle de ilişkilendirilmekte, ancak psikolojik destekle bu tutumlarla başa çıkma stratejileri geliştirilebileceği ve olumsuz etkilerinin azaltılabileceği belirtilmektedir. - [Sahadaki Mükemmeliyetçilik - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sahadaki-mukemmeliyetcilik-psikolektif-dergisi-sayi-3/) - Başarıyı hedef alın, mükemmel olmayı değil, yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar, insan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin, daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz. -David Burns Sportif aktivitelerde, rekabet ve kazanma isteği her zaman üst düzeyde bulunmaktadır. Bireylerdeki bu üst düzey rekabet ve Spor psikolojisi bağlamında mükemmeliyetçiliğin ne anlama geldiğini ve sporcular üzerindeki baskı, hata korkusu ve performans düşüşü gibi olumsuz etkilerini ele alan bu yazı, sağlıklı olmayan mükemmeliyetçilikle başa çıkmak için farkındalık ve mantık dışı inançları sorgulamanın önemini vurguluyor. Başarıyı hedeflemenin ancak mükemmel olmayı dayatmanın öğrenme ve gelişimi engellediği, korkularla yüzleşerek daha mutlu ve etkili bir sporcu olmanın mümkün olduğu belirtiliyor. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 3](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-3/) - Evrende bulunan canlılar arasında insan, vahşi doğada bedensel olarak zayıflığını ve eksikliğini zihinsel performansıyla fark yaratarak belirli standartlara getirmiş bir türdür. Hayatımız en başından çevresel ve kişisel uyarılarla evrimsel olarak davranışlarımızı geliştirdiğimiz bir sistem içine kuruludur. Bu davranışçı sistemin içerisinde belirlenen standartlara eriştiğimizde ödüllendirilir, erişemediğimizde ise cezalandırılırız. Türk eğitim sistemi içerisindeki sınavlar bunun en ilkel İnsan türünün zihinsel yetenekleriyle hayatta kalma mücadelesinde öne çıktığı bu çağda, başarı odaklı sistemler ve yapay zeka gelişimi bireyleri yüksek standartlara zorluyor. Psikolektif'in yeni sayısı, mükemmeliyetçiliğin ödüllendirici yüzünün ardındaki zorluklara ve ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanarak, insan olmanın şefkatini sunan bir gelecek vizyonu sunuyor. - [EROS OKUNU FIRLATIRSA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/eros-okunu-firlatirsa-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - İnsanlar başkalarıyla birlikte var olan ve yakın ilişkiler kuran varlıklardır. Çağlar öncesinden beri insanlar yaşamlarını sürdürebilmek, ticaret yapabilmek, türeyebilmek ve daha birçok nedenden ötürü hep başka birilerine ihtiyaç duymuş ve tüm bunlar ilişkilerin varlığını gerekli kılmıştır. Yaşamda birçok ilişki tarzı bulunmaktadır. Bunlar arasında aile ilişkileri, arkadaş ilişkileri, iş ilişkileri, yakın ilişkiler, romantik ilişkiler gösterilebilir. Sayılan "İnsanlar, yalnızlık kaygısı ve sevgi ihtiyacı gibi temel güdülerle yakın ve romantik ilişkiler kurarlar; bu ilişkiler bireyin kimlik gelişimine, sosyal becerilerine ve cinsel dürtülerle başa çıkmasına olanak tanırken, partner seçiminde fiziksel çekicilik ve duygusal yakınlık gibi çeşitli kriterler rol oynar. Ancak, sosyal medyada sergilenen idealize edilmiş aşk imajlarının aksine, gerçek ilişki doyumu yaşayan çiftler bu tür gösterişten kaçınırken, uyumsuz ilişkilerde bu durum bir 'mükemmel aşk' yanılsaması yaratma çabası olarak gözlemlenmektedir." - [ROMANTİK İLİŞKİLERDE SOSYAL AĞ VE ETKİLERİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/romantik-iliskilerde-sosyal-ag-ve-etkileri-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - Günümüzde insan hayatında önemli bir yer tutan teknoloji ve teknolojik cihazlar bireylerin birbirleriyle kurdukları iletişime ve kişiler arası romantik ilişkilere yön vermektedir. Yapılan araştırmalar Facebook, Instagram, Twitter, Whatsapp, Tango gibi sosyal ağ kanalları/online arkadaşlık sitelerindeki anında mesajlaşma ya da e-posta yazma gibi gerçekleşen iletişim yöntemleriyle kurulan ilişkilerin, kişilerin benlik algıları üzerinde güçlü bir etkiye sahip "Günümüzde sosyal medya ve online arkadaşlık siteleri, romantik ilişkilerin kurulma, sürdürülme ve sonlandırılma süreçlerinde önemli bir rol oynamakta ve bireylerin benlik algıları üzerinde etkili olmaktadır. Ancak, bu online ilişkilerde fiziksel temas ve duygusal derinliğin eksikliği, kıskançlık ve güvensizlik gibi sorunlara yol açabilmekte ve ilişkilerin yüzeysel, mekanik bir hale dönüşerek kolayca sonlanmasına neden olabilmektedir." - [AŞKIN FİZYOLOJİSİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/askin-fizyolojisi-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - Aşk “vücutta kalbin çarptığına beynin onay vermesi” olarak tanımlanabilir. Aşk duygusu ilk olarak edebiyatçıların, şairlerin, sanatçıların ve filozofların çalışma konusu iken son 30 yıldır sosyal psikologlar tarafından da çalışma konusu seçilerek incelenmeye başlanmıştır. Aşk psikoloji alanında çalışma konusu olduktan sonra birçok araştırmacı tarafından çeşitli aşk tanımları ve türlerini açıklamaya yönelik araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Rubin’in 1970’li "Aşk, ilk olarak fiziksel çekim ve feromonlarla başlayan, ardından beyinde dopamin ve oksitosin gibi hormonların salgılanmasıyla pekişen, irade dışı gelişen fizyolojik bir süreçtir. Bu hormonal değişimler, aşık olan kişide mantıksal düşünme yetisinin geçici olarak baskılanmasına, yoğun bir bağlanma ve güven duygusunun oluşmasına neden olarak romantik aşkı doğal olarak monogamik bir yapıya büründürür." - [BİR ROMANTİK İLİŞKİ SORUNSALI OLARAK GELİN-KAYINVALİDE ROL ÇATIŞMALARI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/bir-romantik-iliski-sorunsali-olarak-gelin-kayinvalide-rol-catismalari-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - Türk toplumu geleneksel toplum yapısından sanayi toplumuna yönelmiş bir geçiş toplumudur ve Türk aile yapısı hem geleneksel hem de çekirdek aile özelliği göstermektedir. Bu durum ister kırsalda ister kentte olsun aile içinde ilişkiselliğin devamını sağlamaktadır (Kağıtçıbaşı, 1996). Türkiye’de tarihsel süreçte sosyolojik açıdan birçok değişim meydana gelse de aile yapısı ve kadının toplumdaki cinsiyet rolleri pek "Türk toplumunda geleneksel aile yapısının etkisiyle kayınvalide ve gelin arasında tarihsel süreçten gelen ve günümüzde de devam eden rol çatışmaları, aile içi huzursuzlukların ve geçimsizliklerin önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu çatışmaların temelinde başkasını yönetme isteği, önyargılar, kişilik farklılıkları ve güç mücadeleleri gibi çeşitli faktörler yer alırken, çözüm önerileri arasında iyi niyet, karşılıklı saygı, sınır koyma ve her iki tarafın da birbirini anlamaya çalışması öne çıkmaktadır." - [İLİŞKİ Mİ İSTİSMAR MI? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/iliski-mi-istismar-mi-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - İstismar derken genelde çocuklara yapıldığı algılanıyor fakat yetişkinler de birbirlerine istismar uygulayabilir. Hatta bu durum ilişkilerde çok fazla olabiliyor. Ele aldığımız konu romantik ilişkiler olunca işin içine duygular da karışıyor elbet. Lakin bu yoğun yaşanan duygular o dönemde bizim bir ilişki mi yoksa çok da normal olmayan bir durum mu yaşadığımızı anlamamıza engel olabilir. Sağlıklı "Yetişkin romantik ilişkilerinde de sıklıkla karşılaşılan istismar, sağlıklı ilişkilerdeki karşılıklı saygı ve kişisel bütünlüğün aksine, duygusal ihmal, azarlama, şiddet veya cinsel zorlama gibi davranışlarla kendini gösterir ve güvensiz bağlanma stilleri ile düşük benlik saygısı bu tür istismarın ortaya çıkmasında önemli risk faktörleri oluşturabilir. Çoğu zaman mağdurların farkında olmadığı bu sağlıksız ilişki dinamikleri, uzman desteği almayı ve farkındalığı artırmayı gerektirmektedir." - [Aşka Hudut Çizilmiyorsa Lambada Titreyen Alev Üşür - Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/aska-hudut-cizilmiyorsa-lambada-titreyen-alev-usur-editorden-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - “Gerçek aşk, şans oyunları gibi. Hayali bile mutlu edebiliyor insanı; fakat tutturabilene aşk olsun.” Cemal Safi “Aşk eski bir yalan Adem’le Havva’dan kalan” diyen de var “ ölümü bile ikinci sıraya düşürüyor aşk.” Diyen de… peki insanların kafasını bu kadar karıştıran Aşk’ın hayattaki yeri neresi? Doğumundan itibaren insanın en temel ihtiyacının sevme ve ait olma "Aşk, doğumdan itibaren temel bir insan ihtiyacı olarak bağlanma ile başlayıp, yaşam boyu süren romantik ilişkilerde güven ve saygı gibi unsurlarla derinleşen, edebiyat ve psikoloji gibi farklı disiplinlerce çeşitli şekillerde tanımlanan karmaşık bir olgudur. İnsanın mutluluğu üzerinde önemli bir etkiye sahip olan aşkın sağlıklı yaşanmaması durumunda ise mutsuzluk ve çeşitli olumsuz baş etme mekanizmaları ortaya çıkabilmektedir." - [ROMANTİK İLİŞKİLERİN BAŞLANGICI SOSYAL MEDYA AMAÇ MI ARAÇ MI? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/romantik-iliskilerin-baslangici-sosyal-medya-amac-mi-arac-mi-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - Günümüzün en büyük ve en kapsamlı sosyalleşme aracı şüphesiz ki sosyal medya. Artık insanlar bireysel bir şekilde sosyalleşiyorlar. Önceden sosyalleşmek için kişiler birbirleri ile görüşüp ortak faaliyetlerde bulunurlardı, şimdi ise yaşamımızın temel bir parçası olmaya yüz tutmuş sosyal medya üzerinden farklı yerlerde olsalar da mesajlar, yorumlar ve çeşitli görseller ile bu iletişim ve etkileşimi sağlıyorlar. "Sosyal medya, özellikle iletişim sorunları yaşayan veya farklı coğrafyalardaki bireyler için romantik ilişkilerin başlamasında yeni olanaklar sunsa da, bireylerin idealize edilmiş sanal kimlikleri üzerinden kurulan bu ilişkiler gerçek hayattaki uyumsuzluklar nedeniyle hayal kırıklığına dönüşebilmektedir. Zamanla kıskançlık ve kontrolcü davranışlara evrilebilen sosyal medya kullanımı, flört şiddetine ve ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabileceği için bireylerin kendilerini iyi tanıyıp beklentilerini netleştirmeleri sağlıklı ilişkiler için önem taşımaktadır." - [Aşıktım Hatırlıyorum: Romantik İlişkilerde Akılcı Olmayan İnançlar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/asiktim-hatirliyorum-romantik-iliskilerde-akilci-olmayan-inanclar/) - "Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor." John "Romantik ilişkilerde sıklıkla uzun süreli mutluluk beklentisiyle kurulan birlikteliklerde, bireylerin beraberlerinde getirdikleri akılcı olmayan inançlar ilişki doyumunu olumsuz etkileyebilmekte ve sağlıksız ilişki dinamiklerine yol açabilmektedir. Bu mantık dışı düşünce örüntülerinin farkına varmak ve üzerlerinde çalışmak, daha sağlıklı ve uyumlu ilişkiler inşa etmek için önemli bir adımdır." - [ROMANTİK İLİŞKİLERDEKİ FLÖRT ŞİDDETİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/romantik-iliskilerdeki-flort-siddeti-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - ‘Kendinizi sürekli partnerinize açıklama-savunma yaparken; kendi istek ve planlarınızdan o istemediği için vazgeçerken veya bu planı onun için erteleyebilirim yapmasam da olur deyip ertelerken; onunla istemediğiniz halde fiziksel temasta bulunmak zorundaymışsınız gibi hissederken; o istemediği ve mutlu olmadığı için tanıdıklarınızla görüşemezken ve bu durumdan dolayı mutsuz hissederken; acaba bunu duysa bana kızar mı, yine sinirlenecek, "Flört şiddeti, romantik ilişkilerde bir partnerin diğeri üzerinde güç ve kontrol kurmaya çalıştığı, zarar verici davranış biçimlerini içeren ve dünya genelinde gençler arasında yaygın olarak görülebilen bir şiddet türüdür. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, yanlış inanışlar ve iletişim sorunları gibi çeşitli faktörlerden kaynaklanabilen flört şiddeti, psikolojik, fiziksel, cinsel, sosyal, dijital ve ısrarlı takip gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabilir ve mağdurları üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabilir." - [ROMANTİK İLİŞKİLERİN DOĞASINI ANLAMAK - Psikolektif Dergisi - Sayı - 2](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/romantik-iliskilerin-dogasini-anlamak-psikolektif-dergisi-sayi-2/) - ‘’… Kader: Nevada söyler misin bana, sence aşk nedir? Nevada: Doğu inançlarına göre aşk ulaşılamayanı aramak, ama dünyanın bizim tarafındaki insanların ulaşılmazlığa tahammülü olmadığından yanılsamaların boşluğunda acı çekiyorlar.’’ Engin Geçtan (Tren, syf 172). İnsan biyopsikososyal bir canlıdır (Kowalski ve Westen, 2005; Akt. Topçu, Saraçlı, Dursun ve Gazeloğlu, 2012). Hümanistik psikolojinin oluşmasına katkı sağlayan Amerikalı psikolog "İnsan biyopsikososyal bir varlık olarak temel fizyolojik ihtiyaçlarının yanı sıra sevgi, ait olma ve kabul görme gibi duygusal ve sosyal ihtiyaçlara da sahiptir. Bu bağlamda, partnerle kurulan romantik duygusal ilişki, çoğu insan için önemli bir deneyim olup, beyindeki ödül sistemlerini ve çeşitli hormonları harekete geçiren karmaşık bir süreçtir." - [Psikolektif Dergisi Sayı - 2: Romantik İlişkiler](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-2-romantik-iliskiler/) - Psikolektif Dergisinin ''Romantik İlişkiler'' temalı 2. sayısı yayında. - [YAŞAM – OYUN DİYALEKTİĞİ ÜZERİNE - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yasam-oyun-diyalektigi-uzerine-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Yaşam bir oyun mudur? Yaşam oyun olarak kabul edildiğinde gerçekliğinden ne kaybeder? Yaşamak biraz da oyun kurmak mıdır yoksa oynarken mi yaşarız? Oynamak ve yaşamak arasındaki fark nedir örneğin? Uzun zamanlardan beri çeşitli disiplinlere ve diyaloglara konu olan oyun metaforuna birçoğumuzun bildiği üzere Oğuz Atay’ın eserlerinde sıkça rastlarız. Ortaya koyduğu birçok eserinde yaşam biçimleri oyun Oyun, hür iradeyle kabul edilen kurallar çerçevesinde belirli zaman ve mekanda gerçekleşen, insanın kendini ve yaşamını kurgulamasının temelini oluşturan bir etkinliktir ve Huizinga'ya göre kültürün başlangıcında yer alarak yaşamın kendisi olabilmektedir. Oğuz Atay'ın eserlerinde de sıklıkla işlenen bu metafor, yaşamın oyun gibi kurgulanabileceğini ve bireylerin bu oyundaki rollerini fark etmelerinin önemini vurgular. - [OYUNCAĞIN CİNSİYETLEŞME SÜRECİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/oyuncagin-cinsiyetlesme-sureci-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Kişilik gelişimi, "Ben kimim?" sorusuna verilen yanıtlarla başlar ve yaşamın her aşamasında farklı yanıtlarla devam eder. Çocuk, çevreden gelen yoğun bilgi ile başa çıkabilmek için dünyayı gruplar halinde kavrama eğilimi gösterir ve bu yüzden insanları da en basit şekilde kadın ya da erkek olarak sınıflandırmaya tabi tutar. Bu esnada toplum da cinsiyet kimliklerini çocuk için Kişilik gelişiminde önemli bir yer tutan cinsiyet kimliği, çocukların dünyayı kadın ve erkek olarak sınıflandırmasıyla başlar ve toplumun cinsiyet rolleriyle şekillenir; ailelerin bu konudaki tutumları çocukların oyun ve oyuncak seçimlerine yansır. Geleneksel oyuncak seçimlerinde belirginleşen cinsiyet ayrımcılığı, çocukların kimlik kazanımı ve eğitimi açısından sınırlayıcı olabilirken, oyuncakların işlevselliğini ön planda tutan eşitlikçi yaklaşımlar çocukların çok yönlü gelişimini destekler. - [Oyuna Bağlanmak - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/oyuna-baglanmak-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun kelimesini duyduğumuzda hemen hemen herkesin aklında farklı imgeler canlanır. Herkesin oyuna dair bir anısı ya da anlatacak herhangi bir şeyi muhakkak vardır. Hatta oyun, uluslararası anlaşma metinlerine bile konu olmuştur. Oyunun tüm çocuklar için bir hak olarak belirtilmesi çocuğun gelişimi noktasındaki önemini vurgulamıştır diyebiliriz. Oyun oynarken yepyeni bir dünya kurulur, bu dünyadaki tüm kurallar Oyun, çocukların gelişimi için hayati bir hak ve öğrenme aracı olup, hayal güçlerini desteklerken gerçek yaşama dair deneyimler kazanmalarını sağlar. İnternetin yaygınlaşmasıyla sanal oyunlar ortaya çıkmış, aşırıya kaçılmadığında problem çözme gibi becerileri destekleyebilse de, uzun süreli ekran başında kalmak fiziksel ve ruhsal sorunlara yol açabilir ve bağımlılık riski taşır; bu nedenle ailelerin bilinçli kullanım konusunda rehberlik etmesi ve sınırlar koyması önemlidir. - [OTİZMLİ ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE OYUN VE OYUN TERAPİSİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/otizmli-cocuklarin-gelisiminde-oyun-ve-oyun-terapisi-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun tüm çocukların gelişimi için önemli bir role sahiptir, onların fiziksel, zihinsel, duygusal olarak gelişimlerini sağlar. Otizmli çocuklarda normal gelişim gösteren çocuklar gibi oyun yoluyla eğlenip öğrenirler. Otizm yaklaşık yüz kişiden birini etkilemektedir. Oluşum nedenleri arasında genetik etmenlerin önemli rol oynadığı bu hastalıktaki temel problemler, sosyal ilişkiler, dil gelişimi ve iletişim becerilerinde kendini göstermektedir. (Yosunkaya, Oyun, otizmli çocukların sosyal ilişkilerini, dil gelişimini ve iletişim becerilerini pekiştirmesinde önemli bir rol oynar ve ebeveynler, uzmanlar tarafından öğretilen yöntemlerle çocuklarının oyunlarına dahil olarak gelişimlerine destek olabilirler. Oyun terapisi, otizmli bireylerin sosyal becerilerini geliştirme, problem davranışlarını azaltma ve aileleriyle daha sağlıklı iletişim kurmalarına yardımcı olma gibi olumlu sonuçlar sunmaktadır. - [E-YAŞAM HAYALİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/e-yasam-hayali-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun bireyin tüm gelişim evrelerinde deneyimlenmesine rağmen sıklıkla çocukluk yaşantısı ile özdeşleştirilmektedir. Oyun, sadece çocukluk çağına indirgemeden geniş perspektif içerisinde kültürel bir olgu olduğu dikkate alınarak tanımlanmalıdır (Gülsoy, 2019). Oyun insanların boş vakitlerini geçirdiği, sosyal aktiviteye dayalı ya da bireysel olarak sürdürülebilen haz almaya dayalı eylemler bütünüdür (Biricik, 2021). Oyun kültürünün değişimi tarih içerisinde birçok Oyun, bireyin gelişim evrelerinde deneyimlenen kültürel bir olgu olup, tarihsel süreçte kamusal alanlardan internet kafelere ve nihayetinde oyun evlerine doğru bir değişim göstermiştir. Postmodern dünyada yalnızlıkla baş etme ve ait olma ihtiyacı güden gençler arasında yaygınlaşan amatör oyun evleri, e-spor hayalleri ve ailelerine başarı gösterme isteğiyle şekillenirken, sağlıksız beslenme, sosyal kopukluk ve oyun bağımlılığı gibi riskleri de beraberinde getirebilmektedir. - [BENİMLE OYNAR MISIN? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/benimle-oynar-misin-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun, doğduğumuz günden itibaren hayatımıza girer ve ömrümüzün sonuna kadar hayatımızda yer almaya devam eder. “Oyun nedir?” diye sorduğumuzda herkes kendine göre birçok tanım yapacaktır. Alanyazın incelendiğinde ise, oyuna ilişkin çeşitli tanımlamaların yapılmış olduğu görülmektedir. Bu tanımların çok sayıda olması oyunun önemini açıkça göstermektedir. Bu tanımlardan bazıları şu şekildedir: Oyun; “her yaş kesimindeki ferdin, kendi Oyun, her yaştan birey için fiziksel, moral ve sosyal becerilerin gelişimini destekleyen önemli bir aktivite olup, işitme engelli çocuklar için dünyayı anlama, yeteneklerini geliştirme ve sosyal iletişim kurma konusunda özel bir öneme sahiptir. İşitme engelli çocukların oyun davranışlarında akranlarıyla farklılıklar gözlemlenebilse de, uygun oyun olanakları ve yetişkin desteği sayesinde sosyal bütünleşmeleri ve kendilerine güven duymaları sağlanabilir. - [7’den 70’e İyileştirici Oyunlar: Psikodrama - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/7den-70e-iyilestirici-oyunlar-psikodrama-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun kavramı birçok disiplin, yöntem ve çalışma alanında yer almaktadır. Bu alanlardan birisi de psikodramadır. Psikodrama, bireylerin yaşamındaki pişmanlıkları, hayalleri, beklentileri, umutları, söylemek isteyip de söyleyemedikleri hayata dair her olayın, durumun sahnede vücut bulmuş halidir (Akgün & Vuçinas, 2021). Moreno (1946), psikodramayı şu sözlerle tanımlamaktadır: "İki kişi karşılaşırlar; göz göze, yüz yüze; yakınlaştıklarında ben senin Psikodrama, bireylerin yaşamındaki önemli olayları sahnede canlandırarak empatik bakış, farkındalık ve yeniden değerlendirme imkanı sunan, ısınma, oyun ve paylaşım aşamalarından oluşan bir yaklaşımdır. Yapılan çalışmalar, psikodramanın farklı yaş ve meslek gruplarında saldırganlığı azaltma, empati becerilerini geliştirme, sosyal kaygıyı düşürme ve aile içi şiddetin etkilerini azaltma gibi olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Oyun deyince aklımıza ilk ne geliyor? Sanırım içinde bulunduğumuz duygu ve durumlara göre pek çok yanıt bulunabilir bu soruya. Çocukluk, eğlence, rekabet, bilgisayar, heyecan, dostluklar… Ve daha nicesi… Hayatımızın her döneminde bir şekilde bizimle olan bir kavram oyun. Çocukluk çağında zamanımızın çoğunu verdiğimiz, büyüdükçe yerini arkadaşlarla geçirilen hoş zamanlara bırakan, bazen bizi çocukluğumuza götüren, bizi Oyun, hayatın her döneminde çocukluktan yetişkinliğe kadar bizimle olan, yaşamı anlamamızdan sosyalleşmemize, duygusal ifademizden boş zaman etkinliğimize kadar pek çok farklı işleve sahip temel bir kavramdır. Bu sayıda oyunun yaşam serüvenindeki çeşitli yönleri, yaşamla olan diyalektiğinden romantik ilişkilere, eğitimden terapiye ve dijital dünyaya kadar farklı başlıklar altında ele alınıyor. - [OYUN TEMELLİ ÖĞRENME: HEMŞİRELİK EĞİTİMDE BİR UYGULAMA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/oyun-temelli-ogrenme-hemsirelik-egitimde-bir-uygulama-psikolektif-dergisi-sayi-22/) - Dünya nüfusunun hızla artması sağlık bakım ihtiyacının da artmasına neden olmuştur. Giderek artan sağlık bakım ihtiyacı tüm sağlık alanını etkilese de gerek lisans mezunu gerekse aktif şekilde hemşirelik mesleğini yapan bireylerin çoğunlukta olması ve bütüncül bakım vermelerinden ötürü hemşire ile hemşirelik öğrencileri bu değişim ve gelişimlerden büyük oranda etkilenmektedir. Gelişen ve değişen dünya ile birlikte Hızla artan sağlık bakım ihtiyacı ve teknolojik gelişmeler, hemşirelik eğitiminde yeni yaklaşımların benimsenmesini zorunlu kılarken, oyun temelli öğrenme yöntemi öğrencilerin aktif katılımını sağlayarak bilgi, beceri ve tutumlarını geliştirmede etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır. Sanal oyun simülasyonları gibi uygulamalar, öğrencilere güvenli bir ortamda klinik deneyim kazanma, karar verme becerilerini geliştirme ve hemşirelik rollerini somutlaştırma imkanı sunmaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 22 : OYUN](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-22-oyun/) - Oyun ile yaşam diyalektiğinden romantik ilişkilerimizdeki oyun yansımalarına, oyun temelli öğrenmeden oyun terapisine, oyuncak seçimlerinden dijital alan ve oyun ilişkisine uzanan başlıklarımızla oyun temalı 22. sayımız sizlerle! Keyifli okumalar dileriz. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - Dürtünün sözlük karşılığına bakıldığında, “dürtme eylemiyle ortaya çıkan bir davranış örüntüsü” olarak karşımıza çıkmaktadır. Dürtüye bu çerçeveden yani yola çıkış hikayesinden baktığımızda, insanları harekete geçiren davranışlara verilen tepki olarak tanımlamak yerinde olacaktır. Dürtüleri sınıflandırmak veya bir kalıp içerisinde değerlendirmek zor olsa da ortaya çıkan davranışın şiddetini anlamak gereklidir. Davranışın şiddeti ise bireylerin yaşadıkları haz ve Dürtü, insanları harekete geçiren davranışların temelini oluşturur ve şiddeti bireyin haz ve doyum arayışıyla, yaşam değerleriyle ve psikososyal gelişim dönemleriyle ilişkilidir. 23. sayı olan bu sayıda dürtülerin yaşamımızdaki yerini ve önemini keşfetmeye odaklanılıyor. - [“HOCAM BU ÇOCUK DURMUYOR!” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/hocam-bu-cocuk-durmuyor-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - Okullarda görev alan birçok psikolojik danışman kariyeri boyunca en az bir kere bu cümleyi duymuştur. Arkadaşları tarafından dışlanan, sürekli hareket halinde, ailesi ve dersine giren öğretmenleri tarafından yaramaz, uyumsuz gibi sıfatlarla nitelenen bu öğrenciler eğitim öğretimin içerisinde uzunca bir süre problem çıkaran çocuklar olarak algılandı. Bu ve benzeri davranışları olan çocukları anlamaya çalışmak yerine daha Okullarda sıkça "Bu çocuk kesin DEHB" şeklinde etiketlenen, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan öğrenciler, dürtü kontrolünde zorluk yaşayabilir ve bu durum öğretmenler için zorlayıcı davranış sorunlarına yol açabilir. DEHB'in farklı alt tipleri ve tanı kriterleri göz önünde bulundurularak, öğrenciyi doğru gözlemlemek, hareketlilik ile dürtüselliği ayırt etmek, öğretmen-veli iş birliğini güçlendirmek ve dikkat eğitim programları uygulamak gibi yaklaşımlar bu öğrencilere yardımcı olabilir. - [PSİKİYATRİK HASTALIKLARDA AGRESYON DÜRTÜSÜ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikiyatrik-hastaliklarda-agresyon-durtusu-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - İnsan davranışının temel bir özelliği ve sık görülen klinik bir problem olan dürtüsellik, farklı şekillerde ifade edilebilmekle beraber genel anlamda, iç ve dış uyaranlara karşı, bireyin, kendisi ya da başkaları için sonucun olumlu veya olumsuz olabileceğini düşünmeden, hızlı, planlanmamış davranışlar ile bilinçli olmayan kararlar gibi durumları kapsamaktadır (Köksal ve ark., 2020). Bu davranışlar dürtüsellikte sabırsızlık, Dürtüsellik, iç ve dış uyaranlara karşı düşünülmeden yapılan hızlı davranışları içerir ve sabırsızlık, öfke gibi özelliklerle kendini gösterirken, agresyon dürtüsüyle de yakından ilişkilidir. Psikiyatrik hastalıklar, özellikle şizofreni ve duygu durum bozuklukları gibi durumlar, dürtüsel ve agresif davranışların ortaya çıkmasında önemli bir rol oynayabilir ve bu durum hem hastalar hem de çevreleri için risk oluşturabilir. - [TAMAMLAMALIYIM! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tamamlamaliyim-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - Bazen kendimizi durdurmakta alıkoyamadığımız tekrarlayıcı davranışlarımız vardır: Sakallarla oynamak, saç çevirmek, boğaz temizlemek, ayakları sallamak. Bu alışkanlıklar gündelik hayatımızda alışkanlık haline gelmiş şeklinde normalleştirilebilirken saç, kıl ve deri yolmak ise ruh sağlığında göz ardı edilmemesi gereken durumlardır. Çünkü psikopatolojide saç ve deri yolma, tırnak yeme, yanak içi çiğneme gibi bazı beden odaklı yineleyici davranışlar karşımıza Trikotillomani, saç, kirpik gibi vücut kıllarını yolma dürtüsüyle karakterize, belirgin kıl kaybına ve işlevsellikte bozulmaya yol açan, OKB ile ilişkili bir bozukluktur ve utanç, suçluluk gibi duygularla başvurusu sınırlı olabilen, genellikle ergenlikte başlayan kronik bir seyir izler. Tedavisinde farmakolojik yaklaşımların yanı sıra, özellikle alışkanlığı tersine çevirme eğitimi (HRT) ve bilişsel davranışçı terapiler gibi psikoterapiler umut verici sonuçlar sunmaktadır. - [Dürtülerin Gücü Adına! - Psikolektif Dergisi - Sayı -23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/durtulerin-gucu-adina-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - Birçok nörolojik ve psikiyatrik hastalığın temelinde yatan dürtüsellik olgusunun tedavisi ve doğru tanımlanması farkındalık bakımından önemlidir. Dürtüselliğin tanımına baktığımızda istenmeyen sonuçlara yol açan riskli, uyumsuz ve anormal davranışlar diyebiliriz. Dürtüsellik, sıklıkla istenmeyen sonuçlara ve uygun olmayan durumlara neden olan zamansız ifade edilmiş ve risk taşıyan yaygın bir eylem olarak da ifade edilebilir (Özdemir vd, 2012). Dürtüsellik, istenmeyen sonuçlara yol açan riskli davranışlar olarak tanımlanır ve bipolar bozukluk, dikkat eksikliği gibi birçok psikiyatrik rahatsızlığın belirtisi olabileceği gibi, aralıklı patlayıcı bozukluk, kleptomani gibi sınıflandırılmamış dürtü kontrol bozuklukları da mevcuttur. Dürtü kontrol bozukluklarının karmaşık yapısı nedeniyle kesin bir tedavisi olmamakla birlikte, bu alandaki farkındalığı artıracak tanımlayıcı ve eğitici çalışmaların tedaviye katkı sağlayacağı düşünülmektedir. - [DÜRTÜ 101 - Psikolektif Dergisi - Sayı - 23](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/durtu-101-psikolektif-dergisi-sayi-23/) - Dürtünün sözlük anlamı incelendiğinde, ‘‘herhangi bir planlama yapmadan ve olabilecek etkilerini düşünmeden aniden yaptığınız davranış’’ olarak tanımlanmaktadır (‘‘impulsiveness, 2023’’). Sözlük anlamını ifade ettiğimiz dürtüselliğin psikopatolojide genel çerçevede üç farklı tanımı mevcuttur. Bunlar: Düşünmeden, bilinçli yargılamadan hızlı şekilde tepki verme, yeterince düşünme eylemini gerçekleştirmeden hareket etme, benzer düzeyde bilgi ve beceriye sahip diğer bireylere kıyasla daha Dürtüsellik, düşünmeden ve sonuçlarını öngörmeden hızlı tepki verme eğilimi olarak tanımlanır ve hem normal bir davranış özelliği olabileceği gibi, hem de dikkat eksikliği, bipolar bozukluk gibi birçok psikiyatrik rahatsızlığın temel belirtisi olabilir. İşlevsel dürtüsellik nadiren ortaya çıkabilen normal bir durumken, işlevsiz dürtüsellik riskli davranışlara yol açan psikiyatrik bozukluklarla ilişkilidir ve tedavisi yaşa göre farklılık gösterir. - [Psikolektif Dergisi - Sayı 23 - DÜRTÜ](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-23-durtu/) - Psikolektif Dergisi'nin ''Dürtü'' temalı 23. sayısı çıktı! 2023 bahar döneminin son sayısı olan dergimizin bu sayısında birbirinden nitelikli yazıları okuyup hafta sonunuzu daha keyifli kılabilirsiniz. İyi okumalar dileriz. - [OKULLARDA AKRAN ZORBALIĞI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/okullarda-akran-zorbaligi-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - Akran zorbalığı, özellikle eğitim öğretim kurumlarında yaygın ve üzücü bir sorun olarak ortaya çıkmakta ve bu durumla eğitimcilerin, politikacıların ve ebeveynlerin özellikle ilgilenmesini gerektirmektedir. Bu bölümdeki yazımızda ise , okullardaki akran zorbalığının doğasını ve sonuçlarını vurgularken; nedenleri, biçimleri ve potansiyel çözümlerinden bahsedeceğiz. Çünkü zorbalığın psikolojik ve sosyal sonuçlarını incelemenin, önleyici tedbirlerin uygulanması açısından faydalı olabileceği Okullarda yaygın bir sorun olan akran zorbalığı, fiziksel, sözel, duygusal, sosyal ve siber olmak üzere çeşitli biçimlerde ortaya çıkar ve mağdurlarda mutsuzluk, kaygı, depresyon gibi ciddi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bu sorunla mücadelede, okulların fiziksel koşullarının iyileştirilmesi, rehberlik servislerinin güçlendirilmesi, zorbalık karşıtı politikaların uygulanması, farkındalık eğitimleri ve etkili iletişim yollarının desteklenmesi gibi çok yönlü önlemler alınması gerekmektedir. - [Zorbalığın Görünmeyen Yüzü: Siber Zorbalık - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/zorbaligin-gorunmeyen-yuzu-siber-zorbalik-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - Bilgi ve iletişim teknolojilerinin bir kişi ya da grup tarafından başkalarına zarar vermek amaçlı kasıtlı ve tekrarlanan bir şekilde kullanılması (Belsey, 2006) olarak tanımlanabilecek siber zorbalık, son yıllarda dikkat çekmeye başlanan bir durumdur. Siber zorbalık aşağılama, hakaret etme, zarar verme, başkalarına ait bilgileri izinsiz bir şekilde kullanma ve yayma, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi gibi Siber zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla kasıtlı ve tekrarlanan zarar verme davranışlarını içerir ve farklı yaş gruplarında değişen oranlarda görülürken, internet kullanım süresi ve sosyo-ekonomik düzey gibi faktörlerle ilişkilidir. Bu çok boyutlu sorunla mücadelede, öğrencilerden politika yapıcılara kadar tüm paydaşların iş birliği içinde olduğu ekolojik sistem yaklaşımı önem taşımakta ve ruh sağlığı uzmanlarının rolü büyüktür. - [Kesin O Yapmıştır - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kesin-o-yapmistir-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - Bir anne yaşadığı olayı şöyle aktarıyordu: “Çocuğumun okul arkadaşının annesi beni aradı. Çocuğunun okulda darp edildiğini, şikâyet edeceğini ve kesin benim çocuğumun yaptığını söyledi.” Anne şoktaydı çünkü o gün çocuğu hasta olmuş ve okula gitmemişti! Çocuklar sosyalleşmeye, aile ortamında, mahallede, okul öncesi dönemde ve okulda başlamaktadır. Çocukların okula başlamasıyla birlikte zorbalığa uğrayan çocukların ve ebeveynlerinin Okul ortamında sıkça karşılaşılan akran zorbalığı, bilinçli ve tekrarlayıcı zarar verme davranışlarını içerir ve zorba, kurban ve seyirci olmak üzere farklı rollere sahip bireyleri etkiler. Bu sorunla mücadelede, "Kesin O Yapmıştır" gibi etiketleyici yaklaşımlardan kaçınarak, multidisipliner bir bakış açısıyla aile, okul ve sosyal hizmet uzmanlarının iş birliğini içeren bütüncül çözümler üretmek gerekmektedir. - [ZORBALIKTA BAĞLANMA ÖRÜNTÜLERİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/zorbalikta-baglanma-oruntuleri-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - Zorbalık; Uygulama biçimi ve uygulandığı zemine ve alanlara göre farklı biçimlerde tanımlanmaktadır; literatürdeki temel karşılığının İngilizce kökenli “bullying” kelimesiyle ifade edilmeye çalışıldığı görülse de zorbalığın iş zemininde kendisini göstermesi durumunda “mobbing” kavramıyla ifade edildiği görülmektedir. Her iki tanımlama biçiminin ortak noktasına bakıldığında, zorbalık davranışını bir kişinin bir başka kişiye karşı, ona zarar verme amaçlı davranışları Zorbalık, iş ortamında "mobbing" olarak da adlandırılan, mağdura zarar verme amaçlı davranışlar bütünüdür ve zorba ile kurban arasında bir güç dengesizliği söz konusudur. Araştırmalar, zorbalık davranışlarında cinsiyet açısından niceliksel bir fark olmamasına rağmen, erkeklerin fiziksel, kızların ise ilişkisel zorbalığa daha yatkın olduğunu ve erken çocukluk dönemindeki bağlanma stillerinin (güvenli, kayıtsız, korkulu, saplantılı) zorba veya kurban olma eğilimlerinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. - [ZORBALIK NEYDİ? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/zorbalik-neydi-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - Zorbalık, tüm insanların toplumsal yapı içinde etnik kökenine, yaşına, cinsiyetine, sosyoekonomik durumuna ya da dini inancına bağlı olmaksızın her yaş grubunda, her ortamda ve farklı zamanlarda görülebilen bir sorundur. Zorbalık dediğimiz bu sorun, sadece yapanı ve zorbalığa uğrayan kişiyi ilgilendirmemekle birlikte bu durum bireyi, aileyi hatta tüm toplumu ilgilendirir. Zorbalık, tüm ulusları ilgilendiren bir sorun Zorbalık, etnik köken, yaş, cinsiyet gibi faktörlerden bağımsız olarak her yaş grubunda görülebilen, bireyden topluma kadar geniş bir etki alanı olan evrensel bir sorundur ve fiziksel, sözel, sosyal gibi farklı türleri bulunmaktadır. İhmal, olumsuz aile tutumları, dürtüsellik, model alma ve şiddet içerikli yayınlar gibi çeşitli nedenleri olan zorbalıkla mücadelede, mağdurlara başa çıkma becerileri kazandırmanın yanı sıra zorbalara ve seyircilere yönelik çözüm önerileri geliştirmek ve uzman iş birliği önem taşımaktadır. - [Zorbalığın Gölgesinde: Neden Bazıları Bu Yolu Seçer? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/zorbaligin-golgesinde-neden-bazilari-bu-yolu-secer/) - Şiddet, günümüzde büyük bir sorun haline gelmişt ve ana nedeni toplumsal sosyal etkileşimler olarak kabul edilmektedir. Şiddetin çeşitli formları mevcut olmakla birlikte bu formlar arasında fiziksel, duygusal, sözel, cinsel, ekonomik ve kültürel şiddet yer almaktadır. Temelde, şiddet bir agresyon türüdür ve bu agresyonun sadece şiddeti değil, aynı zamanda zorbaca davranışları da içerdiği belirtilebilir (Turan, Çubukçu Şiddetin bir alt türü olarak kabul edilen zorbalık, fiziksel, sözel ve duygusal gibi farklı biçimlerde kendini gösterir ve bilinçli zarar verme niyeti, süreklilik ve güç dengesizliği temelinde tanımlanır. Zorba davranışların psikolojik kökenleri incelendiğinde, aile içi şiddet, ihmal, güvensiz bağlanma gibi erken yaşam deneyimleri, düşük özsaygı ve duygusal dengesizlikler gibi bireysel faktörler ile sosyal öğrenme ve toplumsal normların etkileşimi önemli rol oynamaktadır. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 24](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-24/) - İnsanın var olduğu ve haz duyduğu her şeyin üzerinde bir saldırganlık güdüsünün olduğunu söylemek yanlış olmaz. Geniş bir genelleme olsa da haz odaklı davranışların altındaki birikim ve ortaya çıkışındaki patlamalarda bunu daha net ve somut bir biçimde görebiliriz. Sosyal medyada ortaya çıkan linç kültürünü, toplumsal yaşamdaki bakışlarla bir tutabilir veya bilmediğimiz ve emin olmadığımız bilgileri Bu sayıda zorbalık teması, hazzın ardındaki saldırganlık güdüsünden sosyal medyada ve toplumsal hayattaki tezahürlerine, ikili ilişkilerden iş yaşamına kadar geniş bir perspektifte ele alınıyor. Okuyuculara kendi davranışlarını sorgulama ve daha güvenli, şefkatli bir iletişim için adımlar atma çağrısında bulunularak, zorbalığa karşı bilinçlenme ve çözüm önerileri sunuluyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 24 : Zorbalık](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-24-zorbalik/) - Psikolektif Dergisi'nin merakla beklenen ''Zorbalık'' temalı 24. sayısı çıktı! Dergimizin bu sayısında özellikle eğitim kurumlarında karşılaşılan ve ciddi bir sorun haline gelen Zorbalık ele alındı. Zorbalıkla ilgili çalışmalara katkı sağlaması dileğiyle. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 25](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-25/) - Kimlik, bireyin kendini dünyasını anlaması, kabul etmesi ve diğerleriyle olan ilişkilerinde şekillendirdiği temel bir kavramdır. Bu kavram, bireylerin soyadları veya kimlik kartlarındaki bir numara ile sınırlı olmaktan ziyade derinlemesine bir keşfe yol açan karmaşık ve çok katmanlı bir olgudur. Bireylerin geçmişi, kültürel bağları, inançları, deneyimleri ve değerleri, benzersiz bir kimlik oluşturmalarına katkıda bulunur. Bu sayıda, Kimlik, bireyin kendini ve dünyasını anlamlandırması, kabul etmesi ve başkalarıyla kurduğu ilişkilerde şekillenen çok katmanlı bir kavramdır. Bu sayıda kimlik teması, gelişim dönemlerinden kültürel etiketlemelere, cinsel kimliklerden göçmenlerin aidiyet arayışına kadar geniş bir yelpazede ele alınarak okuyuculara kendi kimliklerini keşfetme ve farklılıkları anlama konusunda ilham vermeyi amaçlamaktadır. - [PANDEMİNİN YAŞLI BİREYLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ “COVİD-19 ÖRNEĞİ” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/pandeminin-yasli-bireyler-uzerindeki-etkileri-covid-19-ornegi/) - İnsanlığın var olduğu günden bugüne gerek bölgesel gerekse küresel ölçekte afetler, krizler ve salgınlar yaşanmıştır. Yaşanılan her olayın bireyler ve toplumlar için sosyal, psikolojik ve ekonomik açıdan yıkıcı etkileri olmuştur. Bilindiği gibi Covid-19 (koronavirüs pandemisi) da ilk olarak Çin’in Wuhan Eyaleti’nde ortaya çıkan sonrasında Avrupa ve Amerika başta olmak üzere tüm dünyayı etkileyen küresel bir Pandemi sürecinde geriatri alanındaki ruh sağlığı uzmanlarının psikososyal destek çalışmalarının önemine dikkat çekilerek, gelecekteki çalışmalarda yaşlı bireylerin biyopsikososyal iyilik hallerinin artırılmasına yönelik desteklerin sürdürülmesinin gerekliliği belirtiliyor. - [KANSER TANISI ALAN BİREYLERDE PSİKOSOSYAL ONKOLOJİNİN ÖNEMİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/kanser-tanisi-alan-bireylerde-psikososyal-onkolojinin-onemi/) - Kanser, günümüzün en yaygın hastalıklarının başında gelen ve insan sağlığını tehdit eden en yıkıcı hastalıklardan birisidir. Her geçen gün görülme sıklığı artan kanser, fiziksel zorlukların yanı sıra tanı alan bireyin üzerinde psikolojik etkisi ağır ruhsal sorunlara yol açabilmekte, bu durum da hastalığın seyrini olumsuz etkilemektedir (7). Kanser; tedavi süreci, ağır ve uzun bir dönemi kapsadığı Psikososyal onkolojinin kanserin tüm aşamalarındaki sosyal, psikolojik, ruhsal ve işlevsel yönlerini ele alan multidisipliner bir uzmanlık alanı olduğu tanımlanmakta ve kanser hastalarının ve yakınlarının yaşam kalitesini artırmada, tedaviye uyum sağlamada ve hastalıkla baş etmede psikososyal desteğin gerekliliği ifade edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'nün bu konudaki önerilerine de değinilerek, kanser tedavisinin multidisipliner bir yaklaşımla ele alınması ve psikososyal hizmetlerin yaygınlaştırılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. - [Krizlerin Gölgesinde: Psikososyal Etkiler “Deprem ve Covid-19 Örneği” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/krizlerin-golgesinde-psikososyal-etkiler-deprem-ve-covid-19-ornegi-psikolektif-dergisi-sayi-26/) - Dünya var olduğundan bu yana insanlar, çeşitli hastalıklar ve salgınlarla yaşamları boyunca mücadele etmiştir. Bu mücadele insan yaşamının her alanına etki etmiş, ekonomik, sosyolojik aynı zamanda da psikolojik etkiler ortaya çıkmıştır. Olumsuz durumlar insanlığın salgınlar karşısında hem hazırlıklı hem de hazırlıksız olduğunu gösterse de ortaya çıkan tıbbi yöntemlerle salgınlar bir şekilde aşılmıştır (5). Dünya’nın oluşumunu İnsanlık tarihinin salgınlar ve doğal afetler gibi krizlerle mücadelesini ele alarak, bu olayların ekonomik, sosyolojik ve psikolojik etkilerini vurgulamaktadır. Krizlerin ardından insanların yaşama tutunma ve yeni normaller oluşturma çabası üzerinde durulmaktadır. Kahramanmaraş depremi ve Covid-19 pandemisi örnekleri üzerinden, kriz anındaki toplumsal dayanışmanın ve psikososyal desteğin önemi belirtilirken, kriz yönetimi ve psikososyal destek çalışmalarının planlı ve yaygın bir devlet politikası haline getirilmesinin gerekliliği ifade edilmektedir. Ayrıca, artan şiddet olaylarına karşı kapsamlı psikososyal destek çalışmalarının önemi vurgulanmaktadır. - [İntihar Olgusunun Psikososyal Etmenler Aracılığıyla İncelenmesi: Risk Ne Kadar Bizimle? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/intihar-olgusunun-psikososyal-etmenler-araciligiyla-incelenmesi-risk-ne-kadar-bizimle/) - İnsanlık tarihi boyunca ölüm olgusu insanlar tarafından hep sorgulanan bir durum olmakla birlikte isteyerek veya istemeyerek şiddet ve saldırganlığa yatkınlığı olan, çaresizlik içinde kalan ve genetik yaklaşım ile de ilgili durumlar sebebiyle insanlar tarafından denenmiştir. Bu vb. davranış içinde bulunan insanlar, yaşamının bir döneminde intihar girişiminde bulunabilmekte, bu girişimlerin bir kısmı ölümle sonlanmaktadır. İntihar düşüncesi İntihar olgusunu insanlık tarihi boyunca süregelen bir sorun olarak ele alarak, bireysel ve toplumsal nedenlerini, farklı kuramcıların (Adler, Durkheim) görüşlerini ve egoistik, altruistik, anomik intihar türlerini açıklamaktadır. Yaş gruplarına göre intihar nedenlerindeki farklılıklar ve psikososyal etmenlerin (evlilik sorunları, işsizlik, sosyoekonomik düzey, yalnızlık, göç, stresli yaşam olayları) intihar riski üzerindeki etkileri vurgulanırken, Türkiye'deki intihar oranları ve risk faktörleri de dünya geneliyle karşılaştırılarak incelenmektedir. - [Toplumsal Kaos Ortamında Bir Kriz: “ Toplumsal Şiddet ve Etkin Ruh Sağlığı Çalışanları” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/toplumsal-kaos-ortaminda-bir-kriz-toplumsal-siddet-ve-etkin-ruh-sagligi-calisanlari/) - Şiddet kavramını farklı açılardan tanımlayarak, oluşumunda etkili olan çevresel, toplumsal, ailesel ve bireysel faktörleri incelemektedir. Medyanın etkisi, toplumsal normlar, aile içi ilişkiler ve bireysel özelliklerin şiddet davranışları üzerindeki rolü vurgulanmaktadır. Şiddetin önlenmesine yönelik öneriler sunulurken, eğitim sisteminin rolü, aile eğitiminin önemi, medyanın etik sorumluluğu ve toplumsal kınamanın gerekliliği üzerinde durulmakta, ruh sağlığı uzmanlarının bu mücadeledeki kritik rolü ve okullarda ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılmasının önemi vurgulanmaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 26 : Psikososyal](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-26-psikososyal/) - Dünya’da ve ülkemizde 2019-2023 yılları arasında geçen dört senede üzerinde sıkıca durulan ancak yaşanan krizlerin etkisi geçince yine rafa kaldırılan bir alan diyebiliriz. Toplumun her kesimindeki bireylerin yaşam standartlarını etkileyen, ani ölüm, doğal afet, pandemi, kısıtlayıcı yaşam koşulları, intihar, yaşlılık vb. durumların her yönünü kapsayan etkili bir iyileşme aracına dikkat çekmek adına 26. Sayımız olan - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-26/) - İnsanlık tarihinin tanık olduğu yıkıcı olaylara değinerek, günümüzde teknolojik gelişmelere rağmen kriz yönetimi konusunda eksiklikler olduğunu ve özellikle doğal afetler ile salgınların etkilerinin devam ettiğini belirtiyor. Psikososyal kavramının kriz ve afet durumlarında multidisipliner bir ilk yardım yaklaşımı olarak önemine vurgu yapılırken, Türkiye'de bu alandaki çalışmaların yetersizliği ve 6 Şubat depreminin yıldönümü anılarak, yaşanan kayıplara dikkat çekiliyor ve psikososyal destek ihtiyacı vurgulanıyor. - [“Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/afet-ve-acil-durumlarda-psikososyal-destek-psikolektif-dergisi-sayi-26/) - Afet, yol açtığı kayıplar nedeniyle toplumun kendi çabaları ve imkânlarının yetersiz kaldığı olaylardır. Genellikle hızlı ve ani gelişmesi, büyük can ve mal kayıplarına neden olması sebebiyle ortaya çıkardığı yıkımların onarılması uzun dönemde mümkün olabilmektedir (1). Acil durum, toplumun normal yaşamını ve faaliyetlerini kısmen veya tamamen kesintiye uğratan, birçok kurum, kuruluş ve organizasyonun iş birliği halinde Yazı, afet ve acil durumlarda sunulan psikososyal destek hizmetlerinin önemini ve temel amaçlarını açıklayarak, bu hizmetlerin doğru ve uzmanlar tarafından verilmesinin gerekliliğini vurguluyor. Türkiye'de yaşanan afetler ve acil durumlar göz önüne alındığında, psikososyal destek hizmetlerinin koordinasyonunun ve önleyici çalışmaların yaygınlaştırılmasının, olası olumsuz etkileri en aza indirmede kritik bir rol oynadığı belirtiliyor. - [Felaket Anlarında Birlik: Depremlerde Toplumsal Dayanışmanın Önemi - Psikolektif Dergisi - Sayı - 26](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/felaket-anlarinda-birlik-depremlerde-toplumsal-dayanismanin-onemi/) - Afetler, bir topluluğun kendi kaynaklarını kullanarak başa çıkma kapasitesini aşan ve ciddi aksamalara neden olan olaylar olarak tanımlanmaktadır. AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) sözlüğüne göre, afetler, fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara yol açan, normal yaşamı durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yetersiz olduğu doğal, teknolojik, virüs veya insan kaynaklı olaylardır. Depremlerin sadece doğal bir olay olmanın ötesinde, bireylerin yaşamlarını ve toplumsal yapıyı derinden etkileyen karmaşık sonuçları olduğunu belirtiyor ve deprem sonrası psikososyal müdahalelerin ve toplumsal dayanışmanın önemini vurguluyor. 6 Şubat depremleri örneği üzerinden sivil toplum kuruluşları, devlet ve gönüllülerin koordineli çalışmalarının önemine dikkat çekilirken, yaşanan kayıpların ihmalkarlık sonucu olduğu belirtilerek, gelecekteki afetlere karşı daha etkili tedbirler alınması ve toplumsal dayanışmanın sürdürülebilir kılınması gerektiği ifade ediliyor. - [TUTKUDA AŞIRIYA KAÇMA: HOLİGANİZMİN EŞİĞİNDE FUTBOL TARAFTARLIĞI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tutkuda-asiriya-kacma-holiganizmin-esiginde-futbol-taraftarligi-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Bu yazıda tutku kavramı bağlamında futbol taraftarlığı, taraftarlığın en görünür halleri arasında yer alan fanatizm ve holiganizm olguları ele alınacaktır. Tutkunun temel bir dinamik olarak yer aldığı fanatizmin ve holiganizmin daha az olumsuz sonuçlara yol açmasının nasıl mümkün olabileceği ile ilgili öneriler paylaşılarak yazı sonlandırılacaktır. Tutku, istenç ve yargıları aşan güçlü bir coşku ya da Yazı, futbol taraftarlığı bağlamında tutku kavramını ele alarak, fanatizm ve holiganizm gibi olumsuz tezahürlerini tanımlıyor ve tutkunun aşırıya kaçması sonucu ortaya çıkan zararlı davranışlara dikkat çekiyor. Tutkunun özünde bağlılık ve coşku barındırdığı, ancak benmerkezci yaklaşımlarla zararlı eylemleri tetikleyebildiği vurgulanarak, futbol taraftarlarının şiddet ve holiganizmden uzak durup, spordaki kardeşlik ve centilmenlik ruhunu benimsemeleri gerektiği ifade ediliyor. - [FORMDA OLMANIN ÖTESİNDE: SPORDA TUTKU - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/formda-olmanin-otesinde-sporda-tutku-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Spor ortamında bireylerin hareketlerini, duygusal değişimlerini, katılım veya devam etme sebeplerini açıklamak için farklı terimler kullanılmaktadır. Bu kapsamda, son yıllarda sadece güdülenme, motivasyon ve başarı hedefi gibi kavramlarla sınırlı kalmayıp tutku kavramının da sporcuların egzersiz ortamındaki davranışlarının anlaşılmasında önemli bir role sahip olduğu gözlemlenmektedir. Genel olarak, bireyin fiziksel kapasitesini artıran faktörler, bireyin eğitim kapasitesi, uyku Metin, sporda tutkunun bireylerin davranışlarını anlamada önemli bir kavram olduğunu belirterek, uyumlu ve takıntılı tutku olmak üzere iki farklı türünü tanımlıyor ve bu türlerin sporcuların motivasyonu, bağlılığı ve genel sağlıkları üzerindeki farklı etkilerini vurguluyor. Sonuç olarak, tutkunun sporcularda başarıya ulaşmada kilit bir rol oynadığı ve yaşamın her alanında bireyleri harekete geçiren, motive eden ve zorluklarla başa çıkmalarına yardımcı olan önemli bir güç olduğu ifade ediliyor. - [Tutkulu Bir Aşkın Anatomisi: Bağlanma Stilleri ve Romantik İlişkiler - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tutkulu-bir-askin-anatomisi-baglanma-stilleri-ve-romantik-iliskiler-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Romantik ilişkilerin başlangıcında, genellikle birbirine karşı yüksek olumlu bir çekim ve tutku hissi vardır. İki kişi, birbirlerine olan tutkularıyla adeta kendilerini kaybederler ve bu heyecan dolu duygularla dolup taşarlar. Tutkunun getirdiği bu yoğun duygusal durum, ilişkinin ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı ve çiftin birbirine olan bağlılığını güçlendirdiği düşünülmektedir. Yaşamın birçok alanında her birimizin tutkuları vardır Metin, romantik ilişkilerin başlangıcındaki yüksek tutkuya odaklanarak, Türk Dil Kurumu'nun tanımı üzerinden aşkla benzerliklerini irdeliyor ve aşk kavramının psikolojik yaklaşımlarını, bağlanma teorilerini ve Stendhal'ın Tutkulu Aşk Kuramı'nı yedi aşamada ele alıyor. Romantik ilişkilerdeki tutkunun önemine vurgu yapılırken, aşkın evrenselliği ve insanlık tarihi boyunca süregelen varlığı belirtiliyor ve alanyazındaki çalışmaların aşkı bir yakınlık ilişkisi olarak incelediği sonucuna varılıyor. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 27: TUTKU](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-27-tutku/) - Psikolektif Dergisi'nin ''Tutku'' temalı 27. sayısı yayında. Dergiyi okumak için: - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - İnsan, yaşadığı toprakta, coğrafyada ve dünyada, çağlar boyunca, sürekli kurcalayan, kurgulayan, üreten, saldıran, yapan, yıkan, zarar veren, toparlayan, yenilikler katan bir yapıda olmuştur. İnsanın her davranışı bir amaç için olmuştur. Bu amaç gerek kişisel gerek topluluk amacı üzerinedir. Bazı insanlar uyum sağlar, bazı insanlar ise liderlik eden tipte var olmuştur. Bu yapıcılık ve yıkıcılığa bakış İnsanın varoluşundan bugüne dek süregelen yolculuğunda, hayatta kalma temel ihtiyacının ötesinde, tutkunun vazgeçilmez bir itici güç olduğu vurgulanıyor. Yaşamın her alanında, bireysel ve toplumsal davranışlarda, yapıcı ve yıkıcı eylemlerde kendini gösteren tutku, haz ve mutluluk arayışıyla derinlemesine inceleniyor. Spordan yemeğe, fanatizmden romantik ilişkilere kadar geniş bir yelpazede ele alınan bu kavram, insanın özünde var olan bir motivasyon kaynağı olarak 27. sayıda okuyucuyla buluşuyor. - [TUTKUNUN ÖTESİNDE: YAŞAM HAZ VE MUTLULUK İLİŞKİSİ - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tutkunun-otesinde-yasam-haz-ve-mutluluk-iliskisi-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Tutku; kavram olarak bakıldığında daha çok harekete geçiren enerjinin yüksek şekilde yansıması ve kullanılması olarak dikkati çekmektedir. Literatür tutkuyu, olumlu ve olumsuz yüksek duyguların etkileşimi olarak ortaya koysa da genel kanı olarak toplumda ise daha çok olumlu harekete geçirici etki olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple tutkunun günümüzde daha çok odaklandığı yer ve alan olumlu yüksek davranışlar Tutku, bireyi harekete geçiren yüksek bir enerji olup, mutluluğa ulaşmada temel bir unsur olan hazla yakından ilişkilidir ve yaşamın çeşitli alanlarında kendini gösterir. Ancak, bu hazzın ve tutkunun dengeli bir şekilde yaşanması, bireysel mutluluk ve başkalarına zarar vermeme açısından büyük önem taşımaktadır. - [YAŞAMA TUTKUSU: “IKIGAI” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yasama-tutkusu-ikigai-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Tutku kelimesini ilk duyduğumuzda aklımıza genellikle aşk, sevgi ve bağlılık gelmektedir. Türk Dil Kurumu ise tutkuyu “irade ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras” olarak tanımlamaktadır. Peki bu tanımlardan ziyade tutku bize ne verir? Bizi nereye götürür? Japonya’nın Tokyo şehrinde bu sorular ekseninde sohbet eden iki yazar Hêctor Garcîa ve Francesc Miralles “ikigai” kelimesi ile Metin, tutkunun aşk ve bağlılığın ötesinde güçlü bir coşku olduğunu vurgulayarak, Japon felsefesi "ikigai" ile hayatın anlamını ve psikolojik sağlamlığı arasındaki ilişkiyi ele alıyor. İkigai'sini keşfeden bireylerin mesleklerine tutkuyla bağlandığı ve bu durumun iş tatmini, mutluluk gibi olumlu sonuçlar doğurduğu belirtiliyor. - [TUTKULARIMIZ HIRSA DÖNÜŞÜRSE: ANOREKSİYA NERVOZA - Psikolektif Dergisi - Sayı - 27](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/tutkularimiz-hirsa-donusurse-anoreksiya-nervoza-psikolektif-dergisi-sayi-27/) - Tutku, bireyin iradesini aşan güçlü duygu, düşünce ve davranışı çağrıştırmaktadır (1). Bir başka tanımıyla tutku; yapılan bir işe, kavrama, nesneye, çalışmaya ve yaşama coşkulu bir istekle ve sevgiyle yaklaşmaktır (2). Literatürde pek çok tanımı olmakla birlikte genellikle, bireyin yaşamdaki fazla ve aşırı aktivasyonu ile motivasyonunun kuvvetini ortaya çıkaran bir gövde gösterisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hayatımızın Metin, tutkunun güçlü bir duygu ve motivasyon kaynağı olduğunu belirtirken, kontrolsüz tutkunun hırsa dönüşebileceği ve olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Herman Melville'in Moby Dick eseri üzerinden tutkunun takıntıya dönüşmesinin yıkıcı etkileri örneklendirilirken, günümüzdeki aşırı zayıflama tutkusu olan anoreksiya nervoza da kontrolsüz tutkunun bedensel ve psikolojik sağlığa verdiği zararın bir örneği olarak sunuluyor ve tutkunun dengeli yönetilmesinin önemi vurgulanıyor. - [Psikolektif Dergisi Sayı - 28: SINIR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-28-sinir/) - Psikolektif Dergisi'nin 2024 yazının son sayısı olan Sınır temalı 28. sayısı çıktı! Derginin bu sayısında Maya Vakfı ile yapılan özel röportaj ile birlikte dört yazı bulunmaktadır. Sınırları mercek altına aldığımız yeni sayımızı okumak için: - [CHILDISM (ÇOCUK DÜŞMANLIĞI) - Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/childism-cocuk-dusmanligi-psikolektiften-sayi-15/) - “Çocuklar, acıları paylaşmaz demiştim omuz silkerek. Acılardır paylaşan çocukları. Gün geldi, paylaşıldı acılar. Çocuklar paylaşıldı.” İsmet ÖZEL Çocuk kimdir? Çocuk kimindir? Çocuk, sahip olunan bir varlık mıdır? Çocuk masum mudur, yaramaz mıdır? Çocuklar politik özne midir? Çocuğa ve çocukluğa karşı ön yargıların temeli nereye dayanır? Çocuk nefreti ve düşmanlığı diye bir durum söz konusu mudur? Çocukluğa karşı önyargıların toplumsal algı, kültürel inanışlar ve tarihsel aktarımlardan beslendiği vurgulanırken, çocukların salt korunması gereken varlıklar olmanın ötesinde politik özneler olarak tanınmasının önemi çizilmektedir. Çocuk haklarının tarihsel gelişimine dikkat çekilerek, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin bu alandaki en kapsamlı belge olduğu belirtilirken, toplumsal düzlemde normalleştirilen çocuk düşmanlığına karşı farkındalık yaratmanın ve dilsel dönüşümün gerekliliği vurgulanmaktadır. Nihayetinde, çocuk haklarının sadece yasal değil, aynı zamanda toplumsal ve etik bir sorumluluk olduğu ve çocuk düşmanlığıyla mücadele etmenin daha adil bir toplum inşası için kritik bir adım olduğu sonucuna varılmaktadır. - [Ebeveynlikte Aşırılıklar: Fanusta Büyüyen Çocuklar - Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/ebeveynlikte-asiriliklar-fanusta-buyuyen-cocuklar-psikolektiften-sayi-15/) - Ebeveynlik aslında toplumun bizden ne beklediğiyle çok iç içe bir mesele. Yüzyıllar boyunca annelik; duygusallık, şefkat, ev işleriyle özdeşleştirildi. Babalıksa güç, sorumluluk ve dış dünya ile… Yani biz daha çocukken bile bu roller çoktan bizim adımıza belirlenmişti. Özellikle ataerkil yapı ve toplumsal cinsiyet normları, anneliği neredeyse “doğuştan gelen bir görev” olarak kodlarken; babalık zamanla öğrenilen, Geleneksel ebeveynlik rollerinin modernleşmeyle değiştiği günümüzde, özellikle çekirdek aile yapısında çocukların duygusal merkez haline gelmesiyle ortaya çıkan aşırı ebeveynlik (helikopter ebeveynlik) ve kaygılı ebeveynlik gibi yaklaşımlar, çocukların sosyal hayatta hayal kırıklığı yaşamasına ve zorluklarla baş etme becerilerinin gelişmemesine neden olabilmektedir. İdeal ebeveynlik, ne aşırı kontrol ne de ilgisizlik gerektirir; önemli olan çocuğun kendi yolunu yürürken arkasında güvenli bir alan hissetmesi, hayata karşı dayanıklı hale gelmesi ve uzun vadede kendi ayakları üzerinde durabilen mutlu ve sağlıklı bir birey olarak yetişmesidir. - [Eylemin İnsanı Var Etme Etkisi - Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/eylemin-insani-var-etme-etkisi-psikolektiften-sayi-15/) - İnsan, sadece düşünen ya da hisseden bir varlık değildir; aynı zamanda eyleyen bir varlıktır. Ancak birey her zaman davranış gösteremeyebilir. Bu durum içsel motivasyonla ilgili olmanın yanı sıra zorlayıcı toplumsal koşulların etkisiyle de oluşabilir. Bağlam adı verilen bu koşulların bireye sağlanamadığı ortamlarda birey, eylemek için içsel motivasyonunu destekleyecek bir dışsal motivasyonu bulamamanın çökkünlüğünü yaşayabilir. Bu İnsan sadece düşünen değil, eyleyen bir varlıktır ve eylemde bulunmak bireyin psikolojik iyi oluşu için dönüştürücü bir güce sahiptir; özellikle depresyon gibi durumlarda davranışsal aktivasyon yoluyla harekete geçmek, bireyin edilgenlikten çıkıp özneleşmesini sağlayarak hem kendi iç dünyasını hem de toplumsal bağlarını güçlendirir. Ruhsal sıkıntıların bireysel görünümüne rağmen, toplumsal koşullar ve bağlamın elverişliliği eyleme katılımı etkileyebilir ve bireyde gözlemlenen özellikler aslında toplumsal yapıların bir yansıması olabilir. - [Sakin Olmak: Teoriden Pratiğe Benzersiz Bir Yolculuk - Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/sakin-olmak-teoriden-pratige-benzersiz-bir-yolculuk/) - Günlük yaşantımızda sakin olabilmek, sakince yaşayabilmek zaman geçtikçe daha değerli bir yeti haline gelmektedir. Hızına yetişemediğimiz teknolojik aktivitelerin, ekonomik ve siyasi çöküşlerin, modern şehirlerin akıl almaz temposunda bireyler, adeta stresin, kaygının ve öfkenin kıskacında yaşam sürmektedir. Örneğin X kişisi, trafikte yanlış bir hareketinizde aniden size saldırılabilmekte, Y kişisi sesinden rahatsız olduğu komşusunun evini gözünü kırpmadan Günümüzün hızlı ve kaotik dünyasında sakinlik giderek daha değerli bir yeti haline gelirken, Alman yazar Wilhelm Schmid'in de belirttiği gibi bir yaşam sanatı ve öz değer olarak kabul edilmektedir. Sakinlik, düşünce, duygu ve davranışları dengeleyerek hem benlikle hem de dış dünyayla uyum içinde olmayı ifade eder ve doğadan ilham alınarak nefes, meditasyon gibi pratik yöntemlerle günlük hayata taşınabilir. - [PSİKOTERAPİSTLER APOLİTİK Mİ OLMALI? EKOSİSTEMSEL BİR BAKIŞ - Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikoterapistler-apolitik-mi-olmali-ekosistemsel-bir-bakis/) - Evrimsel süreçte daha yüksek iş birliği sağlama becerisi ve değişen şartlarla baş etme dayanıklılığıyla diğer türlerden ayrılan insan, hakimiyet kurduğu her alanda varoluşunu sürdürebilmek adına hala mücadelesini sürdürmektedir. Modern çağ koşulları, temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için artık “görece” daha konforlu ve daha az efor sarf ettiğimiz bir dönemde yaşadığımızı düşündürmektedir. Ancak artan roller, rekabet ve kaynakların "İnsanın evrimsel başarısı iş birliği ve uyum becerisine dayanırken, modern çağın artan zorlukları bireysel refahı kolektif iyilik halinden ayırmayı imkansızlaştırmaktadır. Bu nedenle, psikoterapinin apolitik kalması gerçekçi değildir; zira terapistlerin rolü, danışanların haklarını savunmak ve topluma makrosistemdeki sorunların ruh sağlığını nasıl etkilediğini anlatmak sorumluluğunu içerir." - [Psikolektif'ten - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektiften/psikolektiften-sayi-15/) - Sevgili okurlarımız, Bu bahar, anlam arayışında dünyaya sorduğumuz pek çok sorunun izini sürdük. Her araştırmada, yeni düşüncelerle ve duygularla karşılaştık. Vardığımız en net cevaplardan biri ise şuydu: Ruhsal olan, aslında toplumsal olandır. Yeni anlamlar bulmaya, sakinleşmenin akışında kalmaya, yeni söylemler ve eylemler keşfetmeye ilham vermesi dileğiyle... Dayanışmayla kalın. - [Maya Vakfı ile Röportaj - Psikolektif Dergisi - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/maya-vakfi-ile-roportaj-psikolektif-dergisi-sayi-28/) - Maya Vakfı Kıdemli Klinik Koordinasyon Sorumlusu / Klinik Psikolog Melisa Varol ile gerçekleştirdiğimiz röportajda “Maya Vakfı bünyesinde yapılan çalışmaların neler olduğu, toplumsal travma, sosyal ilişkiler, psikolojik iyi oluş ve özellikle psikososyal destek çalışmaları noktasındaki faaliyetlerine” yönelik gerçekleştirdiğimiz röportajımızı “Sınır” sayımızda siz okuyucularımızla buluşturmak istedik. Bu röportajda bizlere destek olan ve her türlü kolaylığı sağlayan omg! Maya Vakfı Kıdemli Klinik Koordinasyon Sorumlusu / Klinik Psikolog Melisa Varol, vakfın doğal afetler, göç ve şiddet gibi travmatik olaylardan etkilenen 5-24 yaş arası çocuk ve gençlere yönelik psikososyal destek çalışmalarını anlatıyor. Röportajda, 6 Şubat depremlerinde sahada yürütülen çalışmalar, depremin özel ve ev yaşamı dengesine etkileri ve sınırların korunması için yapılması gerekenler ele alınıyor. - [Sınırsızlığın Sınırları: “Çocuklarda Sınır Koyma” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sinirsizligin-sinirlari-cocuklarda-sinir-koyma-psikolektif-dergisi-sayi-28/) - Çocuklar istek ve ihtiyaçlarını ebeveynlerine anlatırken birçok yol izlerler. Bu yollar bebeklikten başlayarak ebeveynlerin de tutumu ile değişikliğe uğrayarak sürmektedir. Sosyal ortamlarda (sinema, tiyatro, alışveriş merkezleri, restaurant, uçak, otobüs vb alanlar) özellikle son zamanlarda “ağlayan, bağıran, öfke patlamaları yaşayan” ve bir türlü susturulamayan, tatmin edilemeyen çocuklar görmüşüzdür. Onların bu davranışı karşısında çevredekilerin tepkilerini gözlemleyen ebeveynlerinin Çocukların sağlıklı gelişimi ve toplumsal uyumu için sınır koymanın önemini vurgulayarak, etkili sınır koyma stratejileri olan tutarlılık, açıklık ve empatiyi ele almaktadır. Aynı zamanda, sınırların çocuğun yaşına ve bireysel ihtiyaçlarına uygun olması gerektiği ve koşulsuz sevgiyle desteklenmesinin önemi üzerinde durulmaktadır. - [İlişkilerde Sınırların Gücü: “Kişisel Alan”](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/iliskilerde-sinirlarin-gucu-kisisel-alan/) - Romantik ilişkilerde kişisel alanın önemi çoğu zaman fark edilmeyen ancak sağlıklı bir ilişkinin temel taşlarından biridir. Bir çiftin birlikte vakit geçirmeye başlamasıyla birlikte genellikle kişisel alan meselesi pek gündeme gelmez. Çiftler birbirlerine ait olmanın coşkusuyla ne kadar alan verip ne kadar alacağı durumu o an pek de önemli olmaz. Sadece birlikte olmanın keyfini çıkarırlar. Ancak Romantik ilişkilerde çoğu zaman göz ardı edilen ancak sağlıklı bir ilişkinin temelini oluşturan kişisel alanın önemini vurgulamaktadır. "Öz Belirleme Kuramı" üzerinden kişisel alanın özerklik, ilişkisellik ve yeterlilik ihtiyaçlarıyla olan bağlantısı açıklanırken, ideal kişisel alan miktarının çiftlere göre değiştiği ve bu sınırların belirlenmesinde açık iletişimin kritik rol oynadığı belirtilmektedir. - [Sınırda Kişilik Bozukluğu - Psikolektif Dergisi - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sinirda-kisilik-bozuklugu-psikolektif-dergisi-sayi-28/) - Sınırda kişilik bozukluğu, genç yetişkinlik döneminde başlayan ve aşırı dürtüsellik, duygulanımda ve kişiler arası ilişkilerde dengesizlik, benlik algısında yetersizlik ile terk edilmeye karşı aşırı hassasiyet göstermeyle kendini göstermektedir. Sınırda kişilik bozukluğu tanısının konulabilmesi için psikiyatri hekimlerinin DSM-5 tanı kriterlerinden aşağıda yer alan dokuz kriterden en az beş tanesini gözlemlemesi gerekmektedir: Terk edilmekten kaçmak için aşırı Genç yetişkinlikte başlayan sınırda kişilik bozukluğunun temel özelliklerini, tanı kriterlerini (DSM-5'e göre en az beş tanesi), görülme sıklığını ve kadınlarda erkeklere oranla daha yaygın olduğunu özetlemektedir. Ayrıca, bu bozukluğun tanı ve tedavi sürecine yönelik farklı yaklaşımlar (Diyalektik Davranışçı Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanalitik yaklaşım, Şema terapi, bağlanma kuramı, genetik ve travma) açıklanmakta ve tedavi sürecinde ruh sağlığı uzmanlarının yanı sıra aile ve çevrenin olumlu tutumunun önemi vurgulanmaktadır. - [Sınırların Gücü Adına: “Toplumsal Sınırlar ve Yaşam Gizliliği” - Psikolektif Dergisi - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/sinirlarin-gucu-adina-toplumsal-sinirlar-ve-yasam-gizliligi-psikolektif-dergisi-sayi-28/) - Toplumsal yaşamın bir parçası olan insanlar, ilk çağlardan bugüne birçok alanda buluşlara imza atmış, çeşitli çağlardan geçmiş ve ulaşılabilirlik açısından büyük kolaylıklar sağlamışlardır. Çok önceleri dumanla kurulan, duvar yazısıyla kurulan iletişim mektup, telgraf, radyo büyük telefonlar ve sonrasında internet ve teknolojinin çağ atlamasıyla birlikte mili saniyelerle çalışan cihazlara kadar ilerlemiştir. Tüm bu ilerlemelerle, dünya değişmeye Teknolojinin hızlı gelişimiyle birlikte özel ve sosyal yaşam arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğini ve iç içe geçtiğini tartışmaktadır. İletişim araçlarındaki ilerlemeler, konum takibi ve sosyal medya paylaşımları gibi faktörlerin mahremiyet ihlallerine ve teşhire yol açtığı belirtilirken, empatiden uzak benmerkezci davranışların ve sosyal medyadaki linç kültürünün bu durumu daha da olumsuz etkilediği vurgulanmaktadır. - [Editörden - Psikolektif Dergisi - Sayı - 28](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/editorden-psikolektif-dergisi-sayi-28/) - İnsan, nefes almaya başladığı ilk andan itibaren, yani doğum süreci ile birlikte anne karnında ilk kez bir sınırla tanışıyor aslında. Bu sınır, insanı koruyan ona konfor alanı sağlayan bir sınır olarak gelişiyor. Ülkelerin de benzer şekilde sınırları olmuştur bugüne kadar. Uğruna savaşlar verilmiş hatta surlar çekilmiş, yer altlarına şehirler yapılmıştır. İnsan hep bu yönüyle tehlikeden Doğumdan itibaren insanın yaşamının her anında var olan sınır kavramını çeşitli örneklerle ele alıyor. Bireysel konfor alanlarından toplumsal düzenlemelere, salgın dönemindeki mesafelerden kişisel tercihlere kadar pek çok alanda sınırların insan hayatındaki koruyucu ve düzenleyici rolü vurgulanıyor. - [Yaşlılıkta Hayatın Anlamı - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yaslilikta-hayatin-anlami/) - Yaşlılık bu yazıda gelişim dönemi ve ruh sağlığı bağlamında ele alınmış olup yaşlılıkta hayatın anlamı ise benlik algısı ve benlik bütünlüğü kavramları aracılığıyla tartışılmıştır. Yaşlılık, olgunluktan sonra ortaya çıkan ve organizmadaki değişikliklerle karakterize olan bir dönem olarak ifade edilebilir. Yaşlılık dönemi birçok kuramcı tarafından ele alınmış olup bu yazıda en çok bilinen ve yazının kapsamıyla Yaşlılık dönemini gelişim psikolojisi ve ruh sağlığı çerçevesinde ele alarak, hayatın anlamını benlik algısı ve benlik bütünlüğü kavramları üzerinden tartışmaktadır. Erikson'un psikososyal gelişim kuramına göre yaşlılık, benlik bütünlüğüne karşı umutsuzluk dönemidir ve bu dönemde bireyin yaşamını sorgulaması, olumlu bir değerlendirme yapması halinde benlik bütünlüğüne ulaşacağı, aksi takdirde umutsuzluğa kapılacağı belirtilmektedir. - [Anlam ve Arayış Yolculuğunda İnsan - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/anlam-ve-arayis-yolculugunda-insan/) - “İnsan var olduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur.” Geçtan’ın (2017) söylediği bu ifadelerin anlamı ile başlamayı seçtim size seslenirken. Ne tuhaf değil mi? Tüm bu çabanın içinde kendini ararken gittikçe kendinden uzaklaşmak. Sonra bir ben Bu metin, insanın varoluşundan bu yana kendini ve dünyayı anlamaya çalışırken paradoksal bir şekilde kendinden uzaklaşabileceğini, "ben" kavramının derinliğini ve anlam arayışının insanı insan kılan temel özelliklerden biri olduğunu vurgulayarak başlamaktadır. Hayatın anlamının kişiye özel ve deneyimlerle şekillenen bir olgu olduğu belirtilirken, modern çağın insanı özünden uzaklaştırarak içsel bir boşluğa sürüklediği ifade edilmektedir. - [Yaşam Olgusunda Anlam ..? - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yasam-olgusunda-anlam/) - İnsan, yaşadığı toplumda yapıp yapamayacakları ya da yaşadığı varoluş krizleri noktasında hayatın anlamını ve amacını sorgulamaya başlar. İnsana özgü olan bu sorgulayışlarında çoğu zaman yetersiz kalır ve kendisini bir çıkmazda bulur. Böyle zamanlarda hayatı birdenbire tüm anlamını yitirebilir (2). İnsanın yaşadığı bu krizlerin temelinde ise içinde doğduğumuz toplumun kültürel kodları büyük oranda etkilidir. Bu kültürel İnsanın toplumsal ve varoluşsal krizler neticesinde hayatın anlamını sorgulamaya başladığını ve bu arayışın kültürel kodların eleştirilmesiyle tetiklendiğini belirtmektedir. Özellikle yaşlılık, engellilik, hastalık gibi zorlu yaşam süreçlerinde anlam arayışına giren bireyler için maneviyatın önemli bir destek mekanizması olduğu vurgulanmakta ve maneviyatın sadece dini inançlarla sınırlı olmayıp, bireyin öznel anlam ve duygularını kapsadığı ifade edilmektedir. - [Fırça Darbelerinde Anlam Arayışı: Van Gogh - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/firca-darbelerinde-anlam-arayisi-van-gogh/) - Vincent van Gogh, 1853'te Hollanda'da doğmuş, 1880'lerde sanata olan tutkusunu geliştirerek kendine özgü bir tarz oluşturmuştur. Yaşamı boyunca sanatıyla hem kendini hem de varoluşunu anlamlandırmaya çalışmış bir sanatçıdır.Yalnızlık, ruhsal sıkıntılar ve zorlu yaşam koşulları onun sanatında derin bir şekilde yansımaktadır. Empresyonist akımdan uzak durması ve akademik kuralları reddetmesi sanatsal ruhunu ve içsel çatışmalarını ortaya koymaktadır. Van Gogh'un gençlik yıllarından itibaren yaşadığı karamsarlık, sosyal izolasyon ve başarısız ilişkilerin sanatına yansıdığı, ancak sanatın onun için bir ifade ve iyileşme aracı olduğu belirtilmektedir. Sanatçının kardeşi Theo'ya yazdığı mektuplardan alıntılarla yalnızlık, sevgi arayışı ve içsel çatışmaları vurgulanmakta, nihayetinde umutsuzluğa yenilerek intihar ettiği ancak sanatının insan ruhunun anlam arayışının sonsuzluğunu gösterdiği ifade edilmektedir. - [Yaşamdaki Yerini Arayan İnsan - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/yasamdaki-yerini-arayan-insan/) - İnsanlık tarihine baktığımızda, her dönemde ve her kültürde ortak bir arayışın izlerini görebiliriz: Anlam arayışı. Filozoflardan yazarlara, bilim insanlarından sanatçılara kadar birçok büyük zihnin hayatın anlamı üzerine düşündüğünü ve bu konuda eserler verdiğini görebiliriz. Bu durumdan hareketle, insanların kendi varlıklarına dair pek çok soru işaretinin olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. “Hayatın anlamı nedir, nereden Anlam arayışının öznel bir süreç olduğu ve her birey için farklı yorumlanabileceği vurgulanırken, modern dünyanın getirdiği tüketim kültürü ve başarı beklentilerinin bu arayışı zorlaştırabileceği ancak insanın anlam yaratma potansiyelinin her zaman var olduğu ifade edilmektedir. - [VAROLUŞ, YAŞAM VE ANLAM ARAYIŞI: VİKTOR E. FRANKL - Psikolektif Dergisi - Sayı - 29](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/varolus-yasam-ve-anlam-arayisi-viktor-e-frankl/) - Avusturyalı Psikolog Viktor Emil Frankl, 1942-1945 yılları arasında, Nazi Toplama Kampları, Auschwitz ve Dachau’da esir tutulmuştur. Nazilerin II. Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle birlikte Frankl, özgür kalmış ve Toplama Kampları’ndan sağ kurtulan ender kişiler arasında yer almıştır. Onun ölüm odalarına gitmekten kurtulup, hayatta kalmasında, hayat ve anlam arasında kurduğu ilişkinin önemli bir rolünün olduğunu anlaşılmaktadır (1). Kendi Frankl'ın "kendini aşma" kavramı üzerinden anlam arayışının önemini vurgularken, mutluluğu doğrudan hedeflemek yerine anlama yönelmenin gerçek mutluluğu getireceğini ve acının bile bir anlamı olduğunu savunmaktadır. - [Duygusal İstismar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/duygusal-istismar/) - İstismarın bir çeşidi olarak karşımıza çıkan duygusal istismar; çocuk ve gençlerin, psikolojik gelişmenin duraklamasına neden olacak sözel istismarı veya aşırı emirleri kapsayan, gereksinim duydukları ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılarak, çocuğun kimliğini zedeleyen ve bozuk davranışları ortaya çıkaran tavırları içerir. Duygusal istismar veya psikolojik örselenme diğer tüm istismar biçimlerini şemsiye gibi altında toplar. Tek başına - [TOPLUMUN SESSİZ ÇIĞLIĞI: ÇOCUK İSTİSMARI - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/toplumun-sessiz-cigligi-cocuk-istismari/) - Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin birinci kısım birinci maddesinde ‘’ Bu sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.’’ denilerek çocuğun evrensel olarak kabul görülen bir tanımı yapılmıştır. Aynı sözleşme boyunca çocuğun Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin çocuğun tanımını ve haklarını vurguladıktan sonra, günümüzde çocukların bu haklara yeterince sahip olamadığını ve şiddetin çeşitli türleriyle karşılaştığını belirtmektedir. Çocuk istismarının farklı tanımları ve türleri (fiziksel, cinsel, duygusal ihmal dahil) açıklanırken, istismarın çocuğun biyopsikososyal sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve fark edilmesinin zorlukları üzerinde durulmaktadır. - [İHMAL VE İSTİSMARA DUR DE! - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/ihmal-ve-istismara-dur-de/) - İhmal ve istismar konuları senelerdir süregelen üzerinde fazlaca araştırmalar yapılan, halen etkinliğini koruyan bir sorundur. Yapılan araştırmalar, ihmal ve istismara maruz kalan kitlelere ulaşmakla birlikte hazırlayıcı risk faktörlerini incelemiş, ihmal ve istismarın olası sonuçlarını ortaya koymuşlardır. Araştırmalarda ulaşılan kitlelerin çoğunluğunu çocuklar oluşturmaktadır. Bu noktada çocuklara ihmal ve istismara yönelik farkındalık eğitimleri verilmesi şart olmuştur. Aksi Çocuk ihmali ve istismarının yaygın ve kalıcı sorun olduğunu belirterek, çocukların kendilerini koruma yöntemleri ile ailelerin ihmal ve istismar belirtilerini nasıl fark edebileceğine odaklanmaktadır. Çocuklara iyi ve kötü dokunma ayrımının öğretilmesi, özel bölgelerin korunması ve güvendikleri yetişkinlerle iletişim kurabilmeleri gerektiği vurgulanırken, ailelerin çocuklarıyla güven ilişkisi kurmasının önemi anlatılmaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-1-istismar/) - Psikolektif dergisinin, ''İSTİSMAR'' temalı 1. sayısı yayında. - [DİZİLERDEKİ SOSYAL HİZMET AKIMI](https://psikolektif.com/psikososyal/dizilerdeki-sosyal-hizmet-akimi/) - Medya günümüzde önemli bir yere sahip kitle iletişim aracıdır. Medya, bireyleri ve toplumu çeşitli şekillerde etkilemekte ve algı oluşturmaktadır (Arslan, 2002). Kitle iletişim araçları içinde televizyon ve özelde televizyonda yayınlanan diziler de bu etkileşimin bir parçasıdır. Televizyon dizilerinde birçok konu işlenmektedir ve bu konuların sunumunda izleyicileri yönlendirdiği veya bilgiyi yanlış şekilde verdiği yöntemler olabilmektedir (Kırtepe, - [GÜCÜN KÖTÜYE KULLANIMI: ZORBALIK](https://psikolektif.com/psikososyal/9903/) - Gücü elinde bulunduran bir kimsenin, şahsi kazanç veya doyum uğruna kendisinden daha güçsüz bir kimseye tekrarlayan ve acı veren nitelikte saldırılarda bulunması eylemi “zorbalık” olarak nitelendirilmektedir. Zorbalık, toplumun hemen her kesiminde görülebilen; fiziksel, psikolojik, sosyal ve/veya sözel olarak gerçekleştirilebilen, oldukça yaygın bir şiddet çeşididir. Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlükte zorbalık, “gücüne güvenerek hükmü altında - [KÜÇÜK KURŞUNLA ÖLDÜRÜLMEYEN ÇOCUKLAR](https://psikolektif.com/psikososyal/9950/) - “Barış zamanında çocuklar babalarını, savaş zamanında babalar çocuklarını toprağa verirler.” John Ronald Reuel Tolkien Çocukluk dönemi, bireylerin hayatında çok önemli bir yere sahiptir (Eroğlu, 2020). Bu dönemde çocuklar, ailelerinden ve çevrelerinden edindikleri yaşantılar aracılığıyla ilerleyen yaşamlarının temelini atmaktadır. Bu sebeple çocukluk döneminde karşılaşılan acı yaşantılar yaşamlarının diğer kısmında kendini gösterebilmektedir. Öyle ki suç işleyen bireylerin - [EYVAH, ÇOCUĞUM ALTINI ISLATIYOR!](https://psikolektif.com/psikososyal/10102/) - Halk arasında “alt ıslatma/altına işeme” olarak anılan ve literatürde de “istem dışı idrar kaçırma hastalığı” olarak tanımlanan enürezis, etiyolojisi kesin olarak belirlenemeyen ve tedavisi konusunda çeşitli yöntemlerin bulunduğu bir sağlık problemidir. Enürezis, her toplumda ve her yaş grubundan çocuklar arasında görülebilen; çoğu zaman ebeveynleri kızdıran yahut üzen ve çocukta utangaçlığı/çaresizliği tetikleyen karmaşık bir problemdir. Tıp - [İnsan Niye İsyan Eder?](https://psikolektif.com/psikososyal/insan-niye-isyan-eder/) - Tarihsel süreçte toplumların değişim ve dönüşümlerinin kaynağına bakıldığında isyanın mevcut olduğu görülmektedir. Yaşanan isyanlar bazen bir kişi bazen toplumun bir kesimi tarafından başlatılıp yayılmıştır. Fransız ihtilali, Amerikan devrimi, işçi hareketleri, kadın hareketleri, Arap baharı, Gezi olayları, Seattle hareketi vb. sayısız birçok toplumsal olayın temelinde ortak bir isyan vardır. “İnsan niye isyan eder?” sorusu bilimsel araştırmalarda - [SOSYAL HİZMET İÇİN SAATLİ BİR BOMBA: AÖF TEHDİDİ](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-icin-saatli-bir-bomba-aof-tehdidi/) - Günümüzde eğitim sisteminde bazı problemlerin var olduğu bilinmektedir. Bu problemlerden en önemlisi ve en tehlikelilerin birisi de sosyal hizmet mesleğinin eğitiminin açık öğretim fakülteleri aracılığıyla verilmesidir. Sosyal sorunlarla mücadele eden sosyal hizmet uzmanlarının iyi kurgulanmış bir eğitim sürecinde nitelikli eğitim alması oldukça önemlidir (Erbay ve Sevin, 2013). Sosyal hizmet eğitimini bu şekilde vermeye çalışmak, eğitiminin - [SOSYAL HİZMET BİRİKTİRME BOZUKLUĞUNDA NEREDE?](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-biriktirme-bozuklugunda-nerede/) - Biriktirme bozukluğu yakın bir zamanda ayrı bir tanı kategorisi olarak Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı Beşinci Basımda (DSM-V) obsesif-kompulsif bozukluğu ve ilişkili bozukluklar başlığı altında yer almıştır. Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı Beşinci Basımında biriktirme bozukluğu; değerini gözetmeksizin, sahip oldukları nesneleri bırakma ve nesnelerden ilişkisini kesmede güçlük ve sıkıntı olarak tanımlanmıştır. - [MODERN DÜNYANIN MODERN EBEVEYNLİK SORUNU: KAR KÜREYİCİLİK](https://psikolektif.com/psikososyal/modern-dunyanin-modern-ebeveynlik-sorunu-kar-kureyicilik/) - Değişen dünya düzeniyle beraber ebeveynlerin çocuk yetiştirme modellerinde de değişim gözlenmektedir. Çocuk yetiştirmede yeni kavramlar ve terimler ortaya çıkmakla beraber ebeveynlerin tutum ve davranışları yeni kavramlar üzerinden şekillenmektedir. Modern dünyanın ebeveyn sorunlarından olan bu kavramlardan bir tanesi kar küreyiciliktir. Kar küreyicilik ifadesi, çocuklarının önüne çıkan her engeli kaldıran ve çocukların karşılaştığı her sorunu çözmeye çalışan - [Meskeni “Sokak” Olan Çocuklar](https://psikolektif.com/psikososyal/meskeni-sokak-olan-cocuklar/) - Onlar, yolda yürürken çok sık karşılaştıklarımızdır. O sırada göz çevirdiklerimiz veyahut yüzlerine bakmadan geçtiklerimizdir. Bazen ellerinde, içinde sarımtırak bir sıvı olan torbayla görürüz onları ve hızlıca uzaklaşırız. Bazen mukavva parçasının üstünde uyurken görür ve hallerine üzülürüz. Aklımızın derinliklerine “tehlikeli” olarak kodlansa da içten içe ne yapabiliriz onlar için diye düşünmekten kendimizi alamayız. Peki “onlar” kim - [SİZİ KARI-KOCA İLAN EDEMİYORUM](https://psikolektif.com/psikososyal/sizi-kari-koca-ilan-edemiyorum/) - Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünde evlenme, “erkekle kadının, aile kurmak için yasaya uygun olarak birleşmesi, izdivaç etmek” olarak tanımlanmıştır. Burada ‘yasaya uygun olmak’ ifadesi evliliğin temelini oluşturmaktadır. Evlilik için ülkemizde Türk Medeni Kanunu’nda evlenme ehliyeti ve engelleri belirtilmiştir. Evlenme ehliyetleri şunlardır: yaş, ayırt etme gücü, yasal temsilcinin izni. Evlenme engelleri ise hısımlık, önceki evlilik, - [TOPLUM VE SOSYAL HİZMET BAĞLAMINDA AİLE KURUMU](https://psikolektif.com/psikososyal/toplum-ve-sosyal-hizmet-baglaminda-aile-kurumu/) - Aile nedir? Ailenin özellikleri nelerdir? Aile denilince akla neler geliyor? Bu sorulara her birey, her aile üyesi farklı cevaplar verebilir. Kimi aileyi neslin devamı olarak kimi üretim, tüketim ve paylaşımın yapıldığı bir grup kimisi de sadece aralarında evlilik ve kan bağı bulunan, eşlerin ve çocukların oluşturduğu küçük bir toplum olarak görmektedir. Tarihte bilinen tüm toplumlarda - [KAĞITTAN HAYATLAR’A SOSYAL HİZMET PENCERESİNDEN BİR BAKIŞ](https://psikolektif.com/psikososyal/kagittan-hayatlara-sosyal-hizmet-penceresinden-bir-bakis/) - Geçtiğimiz ay netflix platformu üzerinde yayınlanan, birçoğumuzun çoktan izlemiş olduğu ya da izlemek için sıraya koyduğu filmlerden biri oldu Kağıttan Hayat’lar. Peki bir mücadele çıkmazında, kağıt toplayarak hayatını idame ettirme çabası içerisinde olanların yaşantısından bir kesit sunan filmin konusuna bir de sosyal hizmet penceresinden bakmaya ne dersiniz? Kağıttan Hayatlar filminin “atık madde toplayıcılığı” konusunu üzerinden - [CİN DE ÜÇ HARFLİ TIP DA!](https://psikolektif.com/psikososyal/cin-de-uc-harfli-tip-da/) - Ruhsal hastalığı olan bireyler ve yakınları bazen tıp dışı yardım arama davranışlarında bulunabilir. Tıp dışı yardım arama davranışlarına yönelmenin çeşitli nedenleri vardır. Tıbbi yardım alırken etiketlenme korkusu bu nedenlerden biridir (Özkorumak ve ark, 2006). Yine bilgi ve bilinç düzeyinin düşük olması ve alt toplumsal sınıfta olma gibi nedenlerle hastalar ve yakınları tıp dışı yardım arama - [SİLAH TUTMAYA ZORLANAN KÜÇÜK BEDENLER: ÇOCUK ASKERLER](https://psikolektif.com/psikososyal/silah-tutmaya-zorlanan-kucuk-bedenler-cocuk-askerler/) - Çocuk asker kavramı geçmişten günümüze kadar gelen bir olgudur. Bu olgu; 18 yaş altındakilerin savaşlarda, iç karışıklıklarda, çeşitli örgütsel olaylarda kullanılmasıyla karşımıza çıkar. Tarih boyunca farklı zaman ve yerlerde çocuk asker kullanımı yaygın olarak görülmektedir. Çocuklar bazı ülkelerde devlete bağlı silahlı kuvvetler kapsamında kullanılırken bazı ülkelerde terör örgütlerine bağlı kullanılmaktadır. Çocuk askerler kimi zaman silahlı - [BİZ’DEN BİRİ: UBUNTU](https://psikolektif.com/psikososyal/bizden-biri-ubuntu/) - Her yıl Mart ayının üçüncü salısı Dünya Sosyal Hizmet Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya sosyal hizmet gününün başlangıcı 1980’li yıllara dayansa da resmi olarak 2004 yılında Güney Avusturalya’nın Adelaide kentinde International Federation Of Social Work (IFSW) (Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu) genel kurulunda karar alınarak kutlanmaya başlamıştır (http://psikolektif.com/psikososyal/bir-gunun-dogusu-dunya-sosyal-hizmet-gunu/). Her yıl (bazı zamanlar iki yıllık da olabiliyor) - [BİR GÜNÜN DOĞUŞU: DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜ](https://psikolektif.com/psikososyal/bir-gunun-dogusu-dunya-sosyal-hizmet-gunu/) - Günümüzde küresel ölçekte meydana gelen kompleks sorunlarla mücadele etme hususunda sosyal hizmet disiplininin önemli bir katkı sunduğuna dair bir fikir birliği oluşmaya başlamıştır (Selcik ve Güzel, 2016). Globalleşme ile birlikte, bu katkının büyümesi ve güçlenmesi için, sadece bireysel sorunlarla değil uluslararası arenada ortaya çıkan çok boyutlu problemlerle de mücadele eden sosyal hizmet uzmanlarının bir araya - [İNSAN HAKLARI İHLALİNİN, AYRIMCILIĞIN VE YALNIZLIĞIN ADRESİ:DOĞU TÜRKİSTAN](https://psikolektif.com/psikososyal/insan-haklari-ihlalinin-ayrimciligin-ve-yalnizligin-adresidogu-turkistan/) - Geçmişten günümüze dek insanlık tarihi boyunca dünyanın birçok bölgesinde etnik, dini, ekonomik, sosyal, siyasi çıkarlara dayalı çatışmalar yaşanmaktadır. Bu tür çatışmalarda yaşanılan bölgelerde ise en fazla zararı siviller görmekte ve en fazla insan hakları ihlaline maruz kalanlar bölgede yaşayan siviller olmaktadır. Savaşı önleme, çatışmalara çözüm arama, suçluların cezalandırılması gibi girişimler çeşitli örgütler, kurum ve kuruluşlar - [“İstanbul Sözleşmesi Yaşatır.” Mı?](https://psikolektif.com/psikososyal/istanbul-sozlesmesi-yasatir-mi/) - Yazının başlığı bir hashtag ile 2020 yılının bir döneminde sosyal medyalarımızın konuğu olmuştur. Halen dönem dönem paylaşımlarda kendini göstermektedir. Herhangi bir kadın cinayeti, kadına karşı şiddet veya taciz haberinde toplum bu hashtag etrafında toplanmaktadır. Çünkü sosyal medya üzerinden başlayan hashtag dayanışması hukuksal süreçleri etkilemiştir. Bu cümleden sonra şu sorulabilir. “Hukuksal süreçleri etkilemek mi? Türk hukuku - [SOSYAL HİZMET UYGULAMALARINDA MOTİVASYONEL GÖRÜŞME TEKNİĞİNİN YANSIMALARI](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-uygulamalarinda-motivasyonel-gorusme-tekniginin-yansimalari/) - Kişi merkezli yaklaşımdan temellerini alan motivasyonel görüşme ailelerle, çocuklarla ve ergenlerle çalışırken uygulanabilecek etkili bir tekniktir. İş birliğini benimseyen bu teknik, mikro ve mezzo düzeyde yapılan müdahalelerde müracaatçıda istenilen davranış değişikliklerinin sağlanması açısından oldukça faydalıdır (Yıldız ve Bayat, 2018). Son zamanlarda motivasyonel görüşme tekniği sosyal hizmet uygulamalarında birçok yaklaşımın esası haline gelmiştir (Livingston, 2019). Bu - [PSİKİYATRİ HASTALARININ HAKLARI YOK MU?](https://psikolektif.com/psikososyal/psikiyatri-hastalarinin-haklari-yok-mu/) - Hasta hakları, temelde insan haklarının bir alt başlığını oluşturmaktadır. Bu nedenle de insanın sadece insan olmasından kaynaklanan ve doğumundan itibaren kazandığı haklar arasında yer almaktadır (Aksüt, 2015). Nitelik olarak üçüncü kuşak hakları arasında olan hasta hakları, insan haklarının sağlık hizmetindeki yansımasıdır (Taylan ve Baydoğan, 2015). Sosyal hizmet mesleğinin en önemli temel ilkelerinden biri, bireyin değer - [Sosyal Hizmet Merkezlerinde Yaşlıya Yer Var Mı?](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-merkezlerinde-yasliya-yer-var-mi/) - Malumunuz daha önceki yazımızda VEFA Sosyal Destek grupları ve yaşlılar üzerine bir değerlendirmede bulunulmuştuk. Bu yazıda ise sosyal hizmet merkezlerinde (SHM) yaşlılara yönelik sunula(maya)n hizmetler üzerine paylaşımda bulunulacaktır. 2013 yılında Mülga Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından Sosyal Hizmet Merkezleri açılmaya başlanmıştır. SHM’lerin yeni bir hizmet modeli olduğu belirtilmiştir. Daha önceki farklı sosyal hizmet kuruluşlarının - [Sosyal Hizmetlerde Feminist Söylem](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmetlerde-feminist-soylem/) - Feminizm, kadınların toplumda ait oldukları yeri bulma mücadelesi ile oluşmuş ve halen kendini güncelleyerek gelişmekte olan bir kuramdır. Kavram, düşünsel olduğu gibi eylemsel bir boyuta da sahiptir. Genel bir şekilde feminizmi, kadınların kendilerini baskı altına alan düzeni algılama, politik olarak tanımlama ve ona karşı mücadele yöntemleri geliştirme olarak tanımlayabiliriz (Çakır, 2015). Tarihine kısaca değinecek olursak kadınların - [YAŞLILIKTA TEKNOLOJİ GÜVENLİĞİ](https://psikolektif.com/psikososyal/yaslilikta-teknoloji-guvenligi/) - Klasik çağda düşünürler insancı ve akılcı değerler sistemini kuşaktan kuşağa aktarırlardı. Fakat yakın zamanda bilim ve teknolojinin süratle gelişerek kitlelere birçok kolaylıklar ve imkanlar sağlaması sonucunda, insanların yaşadığı dünya, temelli bir değişikliğe uğramıştır. Çevre şartlarını değiştiren insanın kendisi de değişmiştir (Sinanoğlu, 1972). Bilgiye ulaşmak kolaylaşmış, bu da insanoğlunu birçok şeyi bilme çabasına sürüklemiştir, daha gerçekçi - [İNTİHAR VE İNTİHAR GİRİŞİMİ İKİ FARKLI DAVRANIŞ BİÇİMİ MİDİR?](https://psikolektif.com/psikososyal/intihar-ve-intihar-girisimi-iki-farkli-davranis-bicimi-midir/) - Birçok çalışma intihar ile intihar girişimin iki farklı durum olduğunu, intihar girişiminin intihar için risk faktörü olduğunu ve bu iki davranışın genellikle iç içe geçmiş olduğunu ifade etmektedir (Bronisch, 2004; Akt., Alptekin ve Duyan, 2012; Retterstol, 1993; Okti̇k, Top, Sezer ve Bozver, 2003). Ölen kişi tarafından ölümle sonuçlanacağı bilinerek yapılan olumlu ya da olumsuz bir - [YALNIZ DEĞİLSİN KÜÇÜĞÜM!](https://psikolektif.com/psikososyal/yalniz-degilsin-kucugum/) - Sahi anne babalar niçin çocuk sahibi olurlar? Hiç baktın mı etrafına, sorguladın mı ebeveynleri? Ebeveynleri sorgulamak kolay peki ya ebeveyni olmayanlar? Kendine hem anne hem baba olanlar… Onlar yalnız değiller! Anne-baba çatısı altında olmayıp, olamayıp, yüksek yararı gözetilerek koruma altına alınan çocuklarımız var. Neden mi koruyoruz, bir çocuğu ailesinden daha iyi kim koruyabilir dediğinizi duyar - [Sosyal Politika’ya Genel Bir Bakış](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-politikaya-genel-bir-bakis/) - Sosyal politika, 18.yy Avrupası’nda, Sanayi Devrimi ile başlayan şiddetli sınıf çatışmaları, açlık, yoksulluk, insanlık dışı çalışma koşulları sonucu devletlerin anlayış değişimleri ile ortaya çıkmıştır. Orta Avrupa’nın tarihine bakıldığında yoksulluk olgusunun göz önünde bulunmadığı, zenginlerin yoksulları kendi kurtuluşları için bir araç olarak gördükleri bunu da hayırseverlik mantığı çerçevesinde yaptıkları bilinmektedir. Gönüllü ve bireysel olarak yapılan hayırseverlik - [Türkiye Odağında Mülteci Sosyal Hizmeti](https://psikolektif.com/psikososyal/turkiye-odaginda-multeci-sosyal-hizmeti/) - İçinde barındırdığı insan hakları, sosyal adalet ve savunuculuk gibi kavramlarla dezavantajlılık konusuna değinen bir meslek olan sosyal hizmet, mültecilik konusu ile yakından ilgilidir. Özellikle kendine has güçlendirme, baskı karşıtı uygulama ve hak temelli yaklaşım gibi yöntemleri ile mültecilerin insan haklarına yaraşır bir biçimde desteklere ulaşması ve sağlıklı bir entegrasyon süreci geçirmeleri adına sosyal hizmet uzmanları - [SOSYAL HİZMET BAĞLAMINDA İNTİHAR OLGUSU- II](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-baglaminda-intihar-olgusu-ii/) - İntihar Davranışı[1] İntihar davranışına yönelik -yaygın olarak kabul edilen- bilimsel manada ilk çalışmalar Durkheim’in 1897 yılında yayımladığı “Le Suicide (İntihar)” isimli eseri ile başlamıştır. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren hareketlenen bilimsel faaliyetler 1950’li yıllardan itibaren ABD ve Avrupa’da açılan intiharı önleme merkezleriyle hız kazanmıştır (Alptekin, 2008). İntihar denilince genellikle ölümle sonuçlanmış intihar davranışı akla gelmektedir. - [SORUMLULUK AL MUTLU KAL!](https://psikolektif.com/psikososyal/sorumluluk-al-mutlu-kal/) - Toplum yaşamının her alanı devlet organlarıyla bağlantılıdır. Aile birliğiyle başlayan toplu yaşam süreci kişilerin düşünebilen, üretebilen, fikirlerini özgürce dile getiren birey olmalarıyla, kimi alanlarda toplumda devlet müdahalesi olmadan, aynı düşünce ekseninde bir arada olma ihtiyacını doğurmuştur. Devletin hegemonyasına yönelik mücadele etme, birey ve grupların salt kendi çıkar ve arzularına yönelik bir araya gelmeleri, örgütlenmeleri, faaliyette - [VEFA-SIZ YAŞLI](https://psikolektif.com/psikososyal/vefa-siz-yasli/) - Günümüzde sağlık alanındaki bilimsel gelişmeler sonrası yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin bulunması, halk sağlığının iyileştirilmesi, doğumdaki ölüm oranlarının düşmesi, yaşam standartlarının iyileşmesi ile birlikte ortalama yaşam süresi giderek artmaktadır. Haliyle yaşam süresinin uzaması, yaşlı nüfusun genel nüfusa oranını yükselmektedir. İnsan yaşamının son gelişim evresi olan yaşlılık döneminde fiziksel olarak gerileme, biyolojik, bilişsel kapasitede azalma gibi - [SOSYAL HİZMET BAĞLAMINDA İNTİHAR OLGUSU- I](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmet-baglaminda-intihar-olgusu-i/) - Giriş[1] İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan intihar; oranları değişmekle birlikte dünyanın her yerinde görülmektedir. İntihar en genel ifade ile bireyin ölmek amacıyla bilerek ve kasıtlı bir şekilde öz yaşamına son vermesi olarak tanımlanmaktadır (Alptekin ve Duyan, 2012; Siyez, 2006). İntihar kişiyi ve kişinin etkileşimde olduğu çevresel sistemleri etkileyen üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir - [Geçmişten Günümüze İnsani Yardım](https://psikolektif.com/psikososyal/gecmisten-gunumuze-insani-yardim/) - İnsani yardım eylemi, hak odağında sadece insan olmasından kaynaklı bireye ve yaşadığı çevreye dair yapılan yardım ve çalışmalardır. Her insanın yardım alma ve yardım etme hakkı bulunmaktadır. Bu bağlamda düşünüldüğünde insani yardım bireysel bazda olacağı gibi devletler ve uluslararası boyutta da olabilir. Özellikle savaş ve doğal afet gibi olguların insanlara verdiği yıkıcı zararı önlemek, gelişmemiş - [Yaşlılıkta “Kaybetmenin” Derinliği](https://psikolektif.com/psikososyal/yaslilikta-kaybetmenin-derinligi/) - Kaybetmek sözlükte; yitirmek, yenik düşmek, yenilmek anlamındadır. Yaşlanma olgusunda ise kişiyi birçok açıdan etkileyen, izler bırakan derin bir anlam vardır. Yaşlılıkta kaybetme denince çiftlerden birinin vefatı ilk akla gelendir. Sosyal çevresi içinde varlık, sevdikleri ile var olduğunda anlam kazandığı için ilk akla gelen doğumun, var oluşun sevincinin tam karşıtı olan ölümdür. Unesco’nun yaşlılık tanımına göre; - [SOSYAL HİZMETİN BİTMEZ TARTIŞMASI: “UNVAN MESELESİ”](https://psikolektif.com/psikososyal/sosyal-hizmetin-bitmez-tartismasi-unvan-meselesi/) - Sosyal hizmet(sosyal çalışma)[1] disiplini sosyal sorunları çözüm üretmek amacıyla 19. yüzyılda bir ihtiyaç olarak doğarken, önceki dönemlerde de hali hazırda sosyal sorunlar hep vardı (Okay, 2019). 20. yüzyılda ise sosyal sorunlar, sosyal hizmetin çalışma alanına dönüşmüştür. Bireysel ve toplumsal sorunlar sosyal hizmetin çalışma alanına girmekte, bu sorunlar yapısal nitelik taşımaktadır (Şeker, 2012). Çelişkilerden doğan sorunların - [ÇOCUĞUM YABANCILARLA KONUŞMUYOR!](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9354/) - Ebeveynler çocuklarına tanımadıkları insanlarla konuşmaması konusunda telkinlerde bulunur. Peki, yabancılarla konuşamamak günümüz toplumunda çocukları korumak için aileler tarafından alınan önlemlerden daha ziyade bir uyum sorunu olan mutizmden kaynaklıyor olabilir mi? Seçici konuşma bozukluğu veya selektif mutizm kaygı bozukluklarından biridir. Selektif Mutizm (SM), konuşabilme becerisinin olmasına rağmen konuşmanın beklendiği birtakım ortam ve durumlarda konuş(a)mama olarak tanımlanmaktadır. - [A/Normallik](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9532/) - Hayatın olağan akışında farkında olmadan kullandığımız kavramlardan olan normallik ve anormallik üzerine daha önce hiç düşündünüz mü? Bir davranışı normal kılan veya anormal yapan nedir? Gelin beraber bu sorulara yanıt arayalım. Normal kelimesine baktığımız zaman “Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü veya aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum.” olarak sözlüklerde kendine yer bulduğunu görüyoruz - [ÖZNEL GEÇERLİLİK: BARNUM ETKİSİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9816/) - Fala inanma falsız da kalma diyenlerden misiniz? Peki, burcunuzun özelliklerini taşıdığınızı düşünüyor musunuz? Nasıl oluyor da tüm bunlar bizi bize anlatan ifadelerden oluşuyor? İşte şimdi bütün sırrı beraber bozuyoruz. Gelin size Barnum etkisinden söz edeyim. Barnum veya Forer etkisi “Genel ifadeleri, bilhassa gurur okşayıcı olanları, doğru bilimsel tanımlanma olarak kabul etme eğilimi.” olarak ifade edilebilir. - [BAŞARIDAN KAÇMAK](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9915/) - Başarılı olmak her zaman arzulanan bir durum sanılsa da başarı korkusu bireylerin gerçek potansiyellerini ortaya koymalarına engel oluyor. Evet, kulağa oldukça ilginç gelse de insanlar başarılı olmaya yönelik kaygı duyabiliyor. Öyleyse buyurun, başarı korkusunu mercek altına alalım. Öncü araştırmacılardan Horner (1972) başarı korkusunu, “bir kişinin, başarının olası dezavantajları ile ilgili kendisini kaygılı hissetmeye meyilli olması” - [AYASOFYA’NIN KAPISINI KİM YEDİ?](https://psikolektif.com/unipsikolektif/9990/) - Tahtaya vurmak, türbe duvarlarına dilek yazmak, kara kedi görmenin şanssızlık getireceği düşüncesi, nazar boncuğu, 13 sayısı, kişinin göbek kordonunun gömüldüğü yerde yaşayacağı inancı… Yaşamımıza parçalar halinde yayılmış bu davranışlar batıl inançların birer göstergesidir. Batıl inançlar, hemen her kültürde bulunmaktadır ve geçmişten günümüze var olmaktadır. Wuttke, batıl inancı “eşyaya doğaüstü, insana da insanüstü nitelikler atfetme” şeklinde - [KADININ İKİNCİL KONUMU EFSANESİ](https://psikolektif.com/unipsikolektif/10086/) - Kişinin, bulunduğu toplumun bir üyesi olabilmesi, o topluma uygun bir kimlik geliştirebilmesiyle mümkün olmaktadır. Cinsiyet yargıları da kimlik geliştirme sürecinde edinilen kazanımlardır (Kaypak, s.345, 2014). Kişi, cinsiyeti ile toplumsal cinsiyet rolleri arasında yapacağı eşleştirmeyle birlikte, toplumda bir yer edinmeye başlamaktadır. Toplumsal cinsiyet rolleri; sosyal ortamda erkek ve kadının ifade edilme şeklidir. Bu bağlamda, kadın için - [Göçün Psikolojik Etkileri](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/gocun-psikolojik-etkileri/) - İnsanlar geçmişten günümüze birçok sebepten dolayı bulundukları yerden göç etmeyi tercih etmekte veya göç etmek zorunda kalmaktadır. İnsanları göç etmeye yönelten sebeplere örnek olarak yaşam koşullarını iyileştirme umudu, savaş veya mübadele durumlarında zorunlu göç etme, beyin göçü gösterilebilir. Tanım itibariyle göç, bireylerin yaşamlarının tamamını veya bir kısmını geçirmek üzere bir bölgeden başka bir bölgeye hareketliliğini - [Vazgeçilmez Üçlü: Oyun, Oyuncak ve Çocuk](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/vazgecilmez-uclu-oyun-oyuncak-ve-cocuk/) - Çoğu çocuğun oyunlarının vazgeçilmez parçası olan oyuncak; Türk Dil Kurumunun Sözlüğünde eğlenip oyalanmaya yarayan araç olarak tanımlanmaktadır. Oyun ise yetenek ve zekâ geliştirici olan, belli kuralları sahip, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence olarak ifade edilmektedir (“Türk Dil Kurumu”, t.y.). Çocuk gelişimi üzerinde oyunun etkisine bakıldığında ise, oyunu sadece eğlence aracı olarak görmek yetersiz kalmaktadır. Oyun - [TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRENİM MEZUNU İŞSİZ OLMANIN PSİKO-SOSYAL AÇIDAN İNCELENMESİ](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/turkiyede-yuksekogrenim-mezunu-issiz-olmanin-psiko-sosyal-acidan-incelenmesi/) - …Neden bilmem, etrafımdakilerden utanıyorum. Herkesin yemeğe gittiği bir saatte benim parasız pulsuz Buralarda dolaşmam bir suçmuş gibi geliyor bana… Orhan Veli KANIK-İşsizlik Türk dil kurumuna göre işsizlik; işsiz kalma, iş bulamama durumu olarak tanımlansa da iş sahibi olmanın, çalışmanın bireyler açısından anlamı sadece para kazanmaya indirgenemeyecek kadar fazladır. İş kişiye maddi kaynak, statü, sosyal destek, - [TikTok ve Sosyal Medya Platformları Çerçevesinde Günümüz İnsanını Anlamak](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/tiktok-ve-sosyal-medya-platformlari-cercevesinde-gunumuz-insanini-anlamak/) - O, hastayken sizi yalancı gülüşleriyle aldatmaya, etrafındakileri sahte bir mutluluk içinde kandırmaya çalışan, derinliklerinde hasta ruhu ağlarken gülen gözleri! Halit Ziya Uşaklıgil Günümüz toplum yapısı, insanların birbirlerine yabancılaşmaya başladığı, diğerinin öteki gözünde kendi benliğini karşılaştırma amacı dışında pek bir öneminin kalmadığı bir toplum yapısı olarak belirtilebilir. Bireyselliğin ve bununla bağlantılı olarak mükemmeliyetçiliğin ön plana çıktığı - [Mutluluk Bilimi](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mutluluk-bilimi/) - İnsanoğlu var olduğu günden bu yana mutluluk arzulanan bir hazine olmuştur. Bu nedenle toplumlar mutluluğa ulaşmak için sürekli bir arayış içinde olmuşlardır. Sokrates’in ifadeleri baz alınarak kabul edilebilir ki mutluluk, varlığına ihtiyaç duyulan temel bir öz değerdir. Bu nedenledir ki, “İnsan neden mutlu olmak ister?” sorusuna cevap aramak gerekmemektedir. (Şehirli ve Taşkent, 2017). İnsanların bir - [NEDEN SINIFTA KALDIK?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/neden-sinifta-kaldik/) - Her insanın ikinci yuvası olma niteliği taşıyan okul Türk Dil Kurumuna göre; her türlü eğitim ve öğretimin toplu olarak yapıldığı yer olarak tanımlanmaktadır (“Türk Dil Kurumu”, t.y.). Okullar bir ülkenin gelişmesi ve ilerlemesi için zaruri olan kurumlardır. Okul çocukların ailesinden sonra karşılaştıkları önemli sosyal çevrelerden biri olmakla birlikte öğrencilerin yaşamlarını düzenleyen kurumdur (Gömleksiz ve Özdaş, - [Anne Baba Lütfen Mutlu Yarınlar Biriktirmeme Yardım Edin!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/anne-baba-lutfen-mutlu-yarinlar-biriktirmeme-yardim-edin/) - “Hep düşünüp durmuşumdur, büyükler çocukluk yaşamlarını anımsadıkları zaman ne güçte bir coşku duyarlar varlıklarında. Yaşam, onu ne güçte bağımsız yaşarsak, o güçte bir derinlik çizer bizde.” Kemal DEMİREL Her dört ebeveynden beşinin ortak gayesi çocukları için iyi bir gelecek çizmek ve çizdikleri bu gelecek kalıpları içerisinde çocuklarının hareket etmesini beklemektir. Coğrafi ve kültürel olarak - [UTANGAÇLIK GENETİK MİDİR?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/utangaclik-genetik-midir/) - "Utangaçlık yarı erdemlilik yarı günahkârlıktır." Utangaçlık; bir insanın başkalarının yanında nasıl hissettiğini ve davrandığını etkileyen bir duygudur. Utangaçlık, toplumsal durumlarda aşırı düzeyde kaygı hissedilmesi ve yapılacak olan davranışın engellenmesini içermektedir. Kişinin değerlendirilme ve eleştirilme kaygısı yaşadığı durumlarda veya yeni oluşan ortamlarda sıkça karşımıza çıkmaktadır (Ökten, 2019). Kişilerarası ilişkilerde kişinin kendini rahatsız hissetmesi olarak ifade edilen utangaçlık; - [YAZ GELİP GEÇERKEN RUHUNUZ NASIL?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/yaz-gelip-gecerken-ruhunuz-nasil/) - ...ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar. Atilla İLHAN/Adım Sonbahar Mevsim geçişlerine bağlı olarak gün ışığı ve sıcaklık değerlerindeki değişimler mevsimsel değişim olarak adlandırılmaktadır. Mevsimsel değişimler yeryüzünde basınç miktarı ve nem miktarının farklılaşmasında etkili olurken insanları da fizyolojik ve psikolojik açıdan etkileyebilmektedir. Kan basıncının değişimi bu etkinin fizyolojik kısmını, duygu durumunda meydana gelen - [REDDEDERKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/reddederken-bir-kez-daha-dusunun/) - Daha önce hiç reddedildiniz mi? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi o ana geri dönüp neler hissettiğinizi bir düşünmenizi istiyorum… Blackhart ve arkadaşları (2009) reddedilmenin geniş bir olgu olarak kullanılmasına karşı asıl anlamını; belirgin bir şekilde sosyal ilişki isteğinin geri çevrilmesi olarak tanımlamışlardır (Akt. Soylu, 2010). Bu durumda kişiye daha önce, uzun yahut kısa süreli ilişki - [Benlik Enformasyonu: Narsizm](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/benlik-enformasyonu-narsizm/) - Kendime olan aşk ile yanıyorum Aşk ateşini yakan benim, aşk ateşiyle yanan yine benim. Ve her ikisinden de çok acı çekiyorum. Ne yapabilirim acaba? Aşık mı olmalıyım veya aşık mı olmalı? Neden aşk? Ne arzu ettiğime sahibim; içimdeki aşırı zenginlik bana yakarıyor. (Ovid, Metamorphoses). Tarihsel süreç boyunca insanoğlu; bireyi diğerlerinden ayıran ve doğuştan gelen, - [BEN YEMEDİM Kİ RUHUM YEDİ!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ben-yemedim-ki-ruhum-yedi/) - Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı. Cemal SÜREYA “Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir davranıştır.” Yemek yeme ihtiyacını, açlık ve iştah duyumu tetiklemektedir. Açlık duyumu, fizyolojik bir ihtiyaçtır ve güdülenmektedir. Buna karşın - [BİLGİ KURAMI](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/bilgi-kurami/) - Milli eğitim bakanımız Ziya Selçuk geçtiğimiz hafta yeni eğitim modelimizi açıkladı. Bu modelde pek çok yenilik bizleri gelecek yıllarda bekliyor olacak. Bu yeniliklerden dikkati çekenlerden biri de bilgi kuramı dersi oldu. Bu dersi kim verecek, ders kapsamında neler işlenecek pek çoğumuzun kafasında soru işareti bırakan bir konu oldu. Bu yazımda bu soru işaretlerine cevaplar bulmaya - [ÖZ DEĞER DEĞİŞİR](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ozdeger-degisir/) - İnsanların güvendikleri kişinin yine kendi benliklerinde varolması yeraltında hazine aramak kadar değerli olabilmektedir. Demek oluyor ki aslında bireylerin benliklerini keşfetmesi oldukça önemli bir uğraşıdır. Sahip olunan benlikte nelerin saklı olduğunu bilmeyi istemek veya bireyin kendisinde keşfetmesi gereken özellikleri merak edebilmesi sıkça rastlanan bir durumdur. Zayıf noktaların bilinmesi, onların kabul edilmesi veya güçlü yönlerin bilinmesi isteği - [FANUSTA BÜYÜYEN ÇOCUKLAR](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/fanusta-buyuyen-cocuklar/) - “Beni öldürmeyen şey güçlendirir.” (Friedrich Nietzsche) Bireyler “aman çocuğumuza kızmayalım, derslerde zorlamayalım, arkadaşları dışlamasın, aman şu olmasın bu olmasın” cümleleriyle çocuklarını adeta bir fanusta yetiştirmeye başlamıştır. Ebeveynler çocuklarının yaşamlarında zorluk çekmesin isterken aslında çocuklarına en büyük kötülüğü yaptığının farkına varamamaktadır. Ebeveynlerin bu şekilde davranmasıyla çocukların psikolojik dayanıklılığının gelişmesi nasıl mümkün olabilir? Bireyler hayattaki zorluklarla - [DİKKAT ! BU İNDİRİMLER KRİZ YARATIR !](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/dikkat-bu-indirimler-kriz-yaratir/) - Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü derken alışveriş tutkusu ile tüketimi arttırmak amacıyla özel bir gün daha eklendi. Bu alışveriş çılgınlığının adı Black Friday… Neden Black Friday denilmesi tercih edildi? Psikolog ve eğitimci Kutay Ürkmen bu durumu şöyle ifade ediyor, insanların alışveriş mağazalarına topluluklar halinde yığılması sonucuyla yaşanan izdiham beraberinde yaralanma ve ölümleri de getirerek - [UYKUDA ÖĞRENMEK MÜMKÜN MÜ?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/uykuda-ogrenmek-mumkun-mu/) - Uyku insanoğlunun yaşamak için gereksinim duyduğu temel ihtiyaçlardan biridir. Uyku, bireylerin yaşam kalitesini ve sağlığını etkileyen temel ve vazgeçilmez, günlük yaşam aktivitelerinden biri olup fizyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan bir kavramdır (Karakaş ve ark., 2017). Ulusal Uyku Vakfının yaptığı araştırmalara göre kişilerin ihtiyaç duyduğu uyku süreleri şu şekilde belirlenmiştir: Bebekler (4-11 ay): 12-15 saat - [Çocuğun Can Suyu Ailesidir](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocugun-can-suyu-ailesidir/) - Aile, biyolojik veya psikolojik bağları olan ve aralarında tarihsel, duygusal ve ekonomik bir birliktelik olan ve kendilerini aynı evin üyeleri olarak hisseden bireylerin oluşturduğu birliktir (Gür, 2011). Ailenin tanımında yer alan kavramlara dikkat edildiğinde görülmektedir ki bir bireyin hayata dair temel taşı bu yapının içinde atılmaktadır. Aile içinde acemiliğini atan ve temel bilgilerini edinen birey, - [OLUMLU DUYGULAR İNŞAAT ALANI: TETRİS](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/olumlu-duygular-insaat-alani-tetris/) - "İnsanların talihsizlikten fayda sağlamalarını veya sefil bir duruma düşmelerini belirleyen şey sıkıntıya nasıl yanıt verdikleridir.” Mihaly Csikszentmihalyi Rasim Özdenören “Beklemek burada bir umut değil, endişedir.” derken beklemenin bireye olan etkisini etkili bir biçimde özetlemiştir. Birey 24 saate sığdırdığı günlük yaşamı veya yıl kavramı ile ifade edilen hayatı boyunca bir şeyleri beklemek durumunda kalmıştır, - [Sanal Dünyanın Gerçekliğinde Terapi](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/sanal-dunyanin-gercekliginde-terapi/) - Hızla gelişmekte olan bilgi çağında, teknoloji de durmaksızın ilerlemekte ve benzersiz düşünce, teori ve uygulamalarla gündeme gelmektedir. Son zamanlarda da oldukça ilgi çeken ve üzerine ciddi çalışmaların yapıldığı uygulamalardan biri “sanal gerçeklik”tir. Gerçek ve hayalin birleşimi olan sanal gerçeklik, duyulara hitap ederek kişiye farklı bir boyut sağlamaktadır. Sanal gerçeklik (virtual reality), bilgisayar ortamında oluşturulan 3 - [Anne- Baba İlgisizliğinin Bedeli](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/anne-baba-ilgisizliginin-bedeli/) - Yetiştirilme tarzı ve ebeveynlerin davranışlarının çocukları etkilediği gerçeği yadsınamaz. Birey gözlem yaparak, taklit ederek de öğrenme yaşantısı geçirir. Kişilerarası etkileşim bu hususta önemli denilebilmektedir. Özellikle de bireyin ilk öğrenme yaşantılarını geçirdiği anne-babaları ile olan ilişki, birey olarak şekillenmesinde oldukça etkilidir. Ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumları, ilgileri, sevgilerini nasıl gösterdikleri, onları bir birey olarak kabul edip etmedikleri, - [Mutluluğun Tarifi Nedir?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mutlulugun-tarifi-nedir/) - Geçmişten günümüze doğru sürmekte olan yolculukta bireylerin hayata karşı öncelikleri, ihtiyaçları ve seçtikleri hedefler evrilmektedir. Bu yolculukta kimisi önceliklerine ailesini, kimisi ise kariyerini veya parayı koyabilmektedir. Birey bu seçenekler arasında seçim yaparken ise belli yollara yönelmekte, kayıplar vermekte ve kazançlar sağlamaktadır. Hangi tünelin sonunda mutluluğun olduğu ise insanların genel kaygıları arasında yer alabilmektedir. Peki, birey - [Çocuk Ruh Sağlığında Kayıp Aranıyor: Veliler](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuk-ruh-sagliginda-kayip-araniyor-veliler/) - “Tanrı, hiç bir çocuğu kötü olsun diye yaratmaz! Onu kötü yapan, kötü eğitimdir! Kötü anne ve baba, kötü çevre, kötü yönetim balçık gibidir, zavallı yavruları da çekip yutar.” Victor Hugo Öğretmen, veli, idare, toplum… Günümüzde her bireyin şikayet ettiği ortak unsur öğrenciler yani çocuklar olmaktadır. Birçok kişi yeni neslin bozukluğundan, eskisi gibi olmamasından, yerinde durmamasından, - [MÜKEMMEL TOPLUM, ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERLE MÜMKÜN !](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mukemmel-toplum-ozel-gereksinimli-bireylerle-mumkun/) - Türkiye İstatistik Kurumu’ndan elde edilen verilere göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon engelli birey yaşamaktadır. Elde edilen veriler sonucunda Türkiye nüfusunun yüzde 6.6’sını engelli bireyler oluşturduğu yapılan incelemeler sonucunda ulaşılmıştır. Bireylerde bedensel, görme, işitsel,zihinsel,otizm gibi engeller görülmesi mümkündür. Bu engellere kişi doğuştan, doğum sırasında veya doğumdan sonra rastlanabilmektedir. Türkiye nüfusunun yüzde 6.6’sı engelli bireylerin oluşturması toplumu - [KİTAP OKUMA ORANLARINA SOSYAL MEDYA ENGELİ](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/7200/) - Kitap okuma oranlarındaki düşüşün artık inkar edilemeyecek seviyelere geldiği söylenebilir. Artan sosyal medya kullanımının büyük payının bulunduğu bu durum özellikle gençler için çeşitli tehlikeleri de beraberinde getirmektedir. Günlük hayatta yaşanan bir güne dikkat edildiğinde bile sosyal medya kullanımının artık hayatın bir parçası olduğu görülmektedir. Bu sebeple sosyal medyanın iletişime getirdiği yeni boyutu tamamen bir kenara - [Cinsel İstismarın DNA'SI](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cinsel-istismarin-dnasi/) - Son yıllarda çocuklara yönelik olan cinsel istismar konusu her geçen gün istismar vakalarında gözlenen artışla gündemdeki yerini korumaktadır. Bu sorun, tüm kültürlerde ve toplumlarda görülmesiyle evrensel bir sorun haline gelmiştir. Dünyayı ilgilendiren cinsel istismar konusu tüm insanların ruh sağlığını ciddi anlamda etkilemekte ve travmaya neden olmaktadır. Birçok araştırma travmanın yalnızca travmatik olaya maruz kalan kişiyle - [Mülteci Bir Çocuğun Gözünden Hayat](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/multeci-bir-cocugun-gozunden-hayat/) - Kendi ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletinde kendini güvende hissetmeyen, devletinin ona tarafsız davranmayacağı düşüncesi ile ülkesini terk edip başka bir ülkeye sığınma talebinde bulunan ve bu talebi o ülke tarafından kabul edilen kişilere mülteci denir. Tanımın içerisinde yer alan baskı, güvende hissetmeme, - [Psikolojik Danışman: Olmak Ya da Olmamak](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/psikolojik-danisman-olmak-ya-da-olmamak/) - Mesleki Yeterlik Kurumu (2017) tarafından okul psikolojik danışmanı şu şekilde tanımlanmaktadır: “Okul Psikolojik Danışmanı (Seviye 7) iş sağlığı ve güvenliği, çevre koruma ve kalite gereklilikleri çerçevesinde öğretmen, aile ve diğer paydaşlarla işbirliği halinde, okul öncesi dönemden ortaöğretim sonuna kadar öğrencilerin akademik, kariyer ve kişisel-sosyal gelişimlerine yardımcı olmak amacıyla; bireyi tanıma tekniklerinden yararlanarak, önleyici, geliştirici ve - [Toplumsal Cinsiyet Rollerinde Önemli Etken: Reklamlar](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/toplumsal-cinsiyet-rollerinde-onemli-etken-reklamlar/) - Reklamların bireyler üzerindeki etkisi, işin mantığı gereği yadsınamaz. Bireyi birçok yönden kolaylıkla etkisi altına alabilecek güçtedirler. Örneğin reklam; tanıtılan ürün açısından kişinin ilgisini çekmiş olabilir, reklamda beğendiği bir sanatçı oynatılmış olabilir veya kurgusal yönüyle beğenilmiş olabilir. Bazen de boş boş televizyon seyredilen bir anda sizi etkisi altına rahatlıkla alabilir. İşin aslı reklamlar, biz çok da - [YALNIZLIĞIN BİLİNMEYENLERİ](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/yalnizligin-bilinmeyenleri/) - "Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz. İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendisini sevmesindendir." Irvin D. Yalom - Nietzsche Ağladığında İnsan kendini yalnız hissetmesi de bu sevgiye dâhil edebilir mi? Yalnız olmak kendimizi ne kadar sevdiğimizin göstergesi midir? Aslında bu durum söz konusu duruma nerden - [Sertifikalı Değil Kodlamalı Rehber Öğretmen!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/sertifikali-degil-kodlamali-rehber-ogretmen/) - Teknoloji, her geçen gün dur durak bilmeden ilerlemeye devam etmektedir. Teknolojinin bu şekilde ilerlemesi birçok yeniliği ve değişimi beraberinde getirmektedir. Bir toplumun da bu yenilikler arasında yapması gereken diğer çağdaş toplumlara ayak uydurmak ve denk düşmeyi denemektir. Bugünümüze damga vuran son yeniliklerden biri de insansı robotlardır. Bundan bir süre öncesine kadar hayal edilemeyen, ütopik bulunan - [Beni Kıyafetimle Anlayabilir Misin?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/beni-kiyafetimle-anlayabilir-misin/) - Tolstoy, “İnsan acı duyabiliyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyabiliyorsa insandır.” Sözüyle bireylerin birbirlerini anlamalarının önemine vurgu yapmıştır. Günümüz toplum düzeni içerisinde varlıklarını sürdürmekte olan her bireyin zaman zaman anlaşılmaz ve yalnız hissettiği düşünüldüğünde “başkasının acısını duyumsamak” oldukça önemlidir. Toplumsal yaşam içerisinde belirli kalıplar içerisine sokulan insan kavramı ve kavramın oyunculuğunu yapan bireyler, birbirlerini anlamaya çabalarken bu - [GERÇEKTEN Mİ ÇOCUK HAKLARI?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/gercekten-mi-cocuk-haklari/) - İnsanın dönüp döneceği yerdir Çocukluğu... Bejan MATUR Woodhead 2006 yılındaki araştırmasında çocukluğu genetik özellikler, çevre ve kültürün etkileşimiyle şekillenen çok boyutlu bir kavram olarak tanımlamıştır. Çocukluk psikolojik kuramlar çerçevesinde gelişim dönemlerinden biri olarak yer alsa da bu adlandırma anlamını tam olarak karşılayamamaktadır. Bunun yerine çocukluğun, sosyal ve siyasal bir durum olarak yaşam akışı içerisinde - [“DİLENMEK” ZOR İŞ!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/dilenmek-zor-is/) - “Dilencilikte merhamet başta geliyor. Sanatın bütün inceliği o damarı yakalayıp derin derin sızlatmaktır”. Reşat Nuri Güntekin Kimlerin gerçekten ihtiyaç sahibi olduğu gerçek anlamıyla bilinememektedir. Bu durumda, dilenen kimselerin gerçekten ihtiyacı olduğu için dilendiği ya da bu iş ile insanların duygularını sömürmenin amaçlandığı gibi düşünceler ortaya çıkabilmektedir. Aslında çalışamayacak durumda olan kimseler için yardımda bulunmanın istenmesinin - [Ruhsal Miras: Travma](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ruhsal-miras-travma/) - Çocukluk döneminin sağlıklı bir şekilde geçirilmesi çocuğun yetişkinlik dönemindeki işlevselliğini olumlu yönde etkilemektedir. Çocuğun biyo-psikososyal açıdan sağlıklı bir çocukluk geçirmesinden birincil derecede sorumlu olan çocuğun ailesidir. Ebeveynlerin sağlıklı ve otonom çocuklar yetiştirilmesinde önemli rolleri bulunmaktadır. Ailenin yetiştirme tarzı ve çocukluk döneminde yaşanılan olaylar çocukların gelecekteki hayatının nasıl olacağına dair mesajları veren ipuçlarını oluşturmaktadır. Bireyin başarılı - [Kalabalığın Ortak Noktası: Bireyselleşen Hayatlar](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/kalabaligin-ortak-noktasi-bireysellesen-hayatlar/) - Günümüzde dünya nüfusu dur durak bilmeden artmaya devam etmektedir. Nüfusun artmasıyla beraber de toplum düzeni, insanların hayatlarının ilerleyiş şekli ve aile yapısında değişimler meydana gelmektedir. Değişimlerin sonucunda ise kalabalıklaşan nüfusla insanlar daha çok yalnızlaşmaya başlamaktadır. Harry Stack Sullivan tarafından yalnızlık, ‘‘İnsanlar arası yakınlık ihtiyacının yeteri kadar doyurulamamasından kaynaklanan rahatsız edici bir deneyim’’ şeklinde ifade edilmiştir - [BÜTÜN, PARÇALARIN TOPLAMINDAN DAHA DEĞERLİDİR!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/butun-parcalarin-toplamindan-daha-degerlidir/) - “Bir iple intihar da edebilirsin, salıncak da kurabilirsin. Hayatın ipleri senin elinde…” Suç ve Ceza, Dostoyevski Yaşar Kemal’in “İnsan düşleri öldüğü gün ölür.” betimlemesi ile anlatmaya çalıştığı ölüm kavramının bir yansıması olan intihar, günümüzde ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Bireyin, kendine sunulmuş olan yaşam hakkını kendi eliyle geri çevirmesi, yaşam hakkının dışına çıkması - [ŞİDDET KRİMİNAL SUÇTUR!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/siddet-kriminal-suctur/) - Şiddetin çocuk ruh sağlığına olan etkisi üzerine birçok araştırma yapıldığı bilinmektedir. Tüm bireylerin şiddetin olumsuz bir davranış şekli olduğu görüşünde olması ne yazık ki şiddeti yok saymamaktadır. Özellikle çocuklar üzerinde uygulanan şiddet onların ruh sağlığında önemli çöküntülere neden olmaktadır. Araştırmalara göre çocukların birtakım davranışlarını engellemek amacıyla uygulanan şiddet çocukların sağlıklı birer birey olma konusunda etkili - [Freud’un Tüketim Toplumu](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/freudun-tuketim-toplumu/) - Her türlü gereksinimin sınırsızca tatmini en cazip yaşam tarzı olarak görünse de, böyle bir yaşam hazza öncelik tanıyıp ihtiyatı göz ardı etmek demektir ve kısa bir süre sonra bedelini ödetir.’’ Sigmund Freud (Uygarlığın Huzursuzluğu'ndan) 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar pek çok ülkedeki ekonomik sistem, tarıma dayalı ve durağandı. İnsanların çok büyük kısmı kırsal alanda yaşamakta, tarıma - [STRES BİR TIK ÖTEMİZDE](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/stres-bir-tik-otemizde/) - Bu yazıyı okumadan önce düşünün! İnternet yaşamınızı ne kadar etkiliyor? Gününüzün ne kadarını internette, sosyal medya hesaplarınızda geçiriyorsunuz? İnternete giremediğinizde tepkiniz ne oluyor? Eğer sosyal medya ve internet gününüzün büyük bir kısmını alıyor ve internete giremediğinizde kendinizi kötü hissediyor, stres yaşıyorsanız internet bağımlılığı hakkında düşünmelisiniz. İnternet bağımlılığı genel olarak internetin aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi, - [“DAHA” İYİYİM!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/daha-iyiyim/) - İnsanlığın var olduğu günden beri yaşanılan dünya ve içindeki insanlar bir değişimin, gelişimin ve ilerlemenin döngüsü içerisindedir. Alınan kararların, gerçekleştirilen davranışların hem bir sebebi hem de bu sebebin doğurduğu sonuçlar vardır. Bu sebep ve sonuçlar kümesinde dengeli bir yaşantı sürmenin de belli getiri ve götürüleri olmaktadır. Bir insanın yaşam grafiği; düz bir çizgiden ziyade iniş - [Senden Nefret Ediyorum Ama Seni Seviyorum](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/senden-nefret-ediyorum-ama-seni-seviyorum/) - Bir Çin atasözü insanların hayatları boyunca mutsuz olma isteklerinin yaratıcısı olarak bireyin insanlarla uğraşma çabalarına işaret etmektedir. Üzerinde oldukça tartışılması gereken bir söz olsa da kimi bireyler yaşamları boyunca yanlarında onlara eşlik edecek birilerine ihtiyaç duymazken bunun aksidir ki kimi bireyler ise diğer bireylere yoğun ihtiyaç duymaktadır. Bu durumlar karşısında ise pek tabii insanlarla iletişim - [SANAL ZORBALIK](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/sanal-zorbalik/) - İnternetin hayatımızda vazgeçilmez bir parça haline gelmesi öneminin artmasına neden olmuştur. Hızla hayatımızda yer alması kişiler arasında ki iletişimi de bir o kadar etkilemiş durumdadır. Sosyal ağların yaygın olarak kullanılmasıyla internet üzerinden yapılan iletişim de son derece hız kazanmıştır. Ayrıca sohbet odaları veya internet üzerinden oynanan oyunlar aracılığıyla kurulan iletişim insanlar arasında iletişimi sağlayan diğer - [Gelecek Yeni Fikirlerle Gelecek](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/gelecek-yeni-fikirlerle-gelecek/) - 11-12 Kasım’da MEF Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen ve Boğaziçi, ODTÜ işbirliği ile düzenlenen Eğitimde Gelecek Konferansı’na (EGK) katılma fırsatım oldu. Meslekte ikinci yılına başlayan bir okul psikolojik danışmanı olarak ilk yılımda kendimi tamamen okul çalışmalarına verdiğimden dolayı bu etkinlik benim mezun olduktan sonra ilk kapsamlı etkinliğimdi. Şimdi sizlerle birlikte organizasyondan mekâna, çalıştaylardan panellere uzanan bu - [YAŞAMIN HER ALANINDA SOSYAL HİZMET](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/yasamin-her-alaninda-sosyal-hizmet/) - Sosyal hizmet diğer ismiyle sosyal çalışma mesleği Türkiye’de yeni yeni duyulmakta ve öğrenilmektedir. Sosyal hizmet mesleğini tanımlamak sanıldığından daha zordur. Toplumdaki genel algıya baktığımızda sosyal hizmet sadece bir yardım mesleği olarak görülmektedir. Örneğin; yoksullara, yaşlılara, kimsesizlere yardım eder, maddi destek sağlar. Meslek sadece bunlardan ibaret değildir. Sanıldığının aksine hizmet yelpazesi çok geniştir. Yeri geldiğinde toplumun - [Özgür Fikirler Neden Asimile Oluyor?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ozgur-fikirler-neden-asimile-oluyor/) - Toplumun davranışlarına uyum sağlamak, içselleştirmek vb. denildiğinde akla ilk hangi kavram gelir? Bu soruya cevabım sosyal etki kavramına işaret etmektedir. Peki, anlam bakımından sosyal etki nedir? Bir bireyin davranış veya inançlarını, bir kişinin veya bir grubun gerçek veya hayali varlığının sonucunda değiştirme durumu sosyal etki olarak tanımlanmaktadır. Peki, insan davranışını değiştirirken neden başka bir - [GELECEĞİN KATİLİ: İSTİSMAR VE İHMAL - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/gelecegin-katili-istismar-ve-ihmal/) - Barınma, sağlık, beslenme ve eğitim gibi insanoğlu için önemli olan ihtiyaçların karşılanmasında toplum, aile ve çevrenin sosyo-ekonomik düzeyinin farklı olması, bilgi eksikliği gibi nedenlerden dolayı bir ihtiyaca önem verilirken diğer ihtiyaçlar göz ardı edilebilmekte veya o ihtiyacın önemsiz olduğu düşünülebilmektedir. Bu düşünce nedeni ile de ihtiyaçların karşılanmaması sonucunda oluşan eğitimsizlik, tıbbi rahatsızlık, korunmaya muhtaç olma Çocuk istismarı ve ihmali konusunun tarihsel gelişimini, farklı kültürlerdeki yansımalarını ve tanımlarını ele alarak başlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü'nün ve diğer kaynakların tanımları üzerinden istismar ve ihmal arasındaki farklar vurgulanırken, bu sorunla mücadele etmek için uluslararası ve ulusal düzeyde yapılan çalışmalara değinilmektedir. - [HER ÇOCUK BİR BAMBU TOHUMU - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/her-cocuk-bir-bambu-tohumu-psikolektif-dergisi-sayi-1-istismar/) - Çocuk, yaşamına doğumla başlayıp ergenliğe kadarki süreç içinde devam eden ve ergenlik çağından önceki birey olarak tanımı yapılmaktadır. Aile ise çocuğun ruhsal ve bedensel olarak huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir yaşamı devam ettirebilmesi için ihtiyacı olan bakımı, korunmayı, ilgiyi sevgi dolu bir ortamda sunan gelişimini desteklemekle sorumlu olan en küçük yapı taşıdır. Çocuğun korunması, kişiliğinin İhmal ve istismar davranışlarının aktiflik düzeyine göre ayrımı yapılırken, bu durumların çocuklarda depresyon, davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri gibi birçok olumsuzluğa neden olabileceği ifade edilmektedir. - [Etkileşimsel Sanal Dünya: Sosyal Medya ve İstismar - Psikolektif Dergisi - Sayı - 1: İSTİSMAR](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/etkilesimsel-sanal-dunya-sosyal-medya-ve-istismar/) - Günümüz teknolojisi ve internet kullanımı aldı başını gidiyor. Son yıllarda facebook, instagram ve twitter gibi sosyal medya siteleri insanların yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olmuş durumda. Pekiteknoloji ve sosyal medya platformları hakkında yeterli bilgiye sahip misiniz? Kendinizi ve aile üyelerinizi bu platformlardan gelecek zararlı etkiler konusunda koruyabiliyor musunuz? Bu platformları kullanmaya hazır mısınız? İnsan ilişkilerinde yüz Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte yüz yüze iletişimin azaldığını ve sanal ortamdaki etkileşimlerin beraberinde çeşitli riskler getirdiğini belirtmektedir. Özellikle çocukların sosyal medya kullanımındaki artışa dikkat çekilerek, istismarcıların bu platformları kullanma potansiyeli vurgulanmaktadır. - [Psikolektif Dergisi - Sayı - 29: Anlam ve Arayış - Editörden](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/psikolektif-dergisi-sayi-29-anlam-ve-arayis-editorden/) - Yaşam var olduğundan beri insanın yaşam yolculuğu hep bir sorgulama ve gelişme üzerine kurulmuştur. Bunu aslında gelişim psikolojisi kuramlarına göre de değerlendirecek olursak yaşamda bir birey sürekli bir gelişim ve değişim halinde olmuştur. Gelişimin bireyin ölüme kadar olan zaman diliminde süreklilik gösterdiği ve farklı alanlarda gelişimlerinin hep sürdüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. İşte bu durmayan gelişim süreci İnsan yaşamının doğası gereği bir sorgulama ve gelişim süreci olduğunu, gelişim psikolojisi kuramlarının da desteklediği gibi bireyin ölüme kadar sürekli değiştiğini ve bu durumun onu anlam arayışına ittiğini belirtiyor. - [Güncel Psikoloji Haberleri Üzerine Bir Derleme](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/guncel-psikoloji-haberleri-uzerine-bir-derleme/) - Psikogündem ekibi olarak çeşitli sebeplerle yazı konusu olarak alınıp yazılmayan, kimi zaman yazarların ilham perilerine dokunmayan ruh sağlığı ile ilgili çeşitli haberler oldu. Güncel haberlerin yetkinlik sınırları içerisinde okuyuculara duyurulmasını savunan bir ekip olarak bu durumda ne yapabiliriz diye düşündük. Freud’un (2016) da dediği gibi “İlham perileri bana gelmeyince, ben onlara gidiyorum” sözünün hakkını verme - [KÖLELİĞİN MODERN HALİ!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/koleligin-modern-hali/) - Kölelik, insanlık tarihinin başlangıcına kadar uzanan bir kavramdır. Tüm toplumlarda varlığını çeşitli şekillerde gösterebilmiştir. Geçmişten günümüze gerek yasal düzenlemeler gerekse teolojik yaklaşımlarla yasaklanmış olup aslında hiçbir zaman engel olunamayan kölelik dünya çapında 46 milyonu aşkın durumdadır. Küresel Kölelik Endeksi’nin yazarlarından Kevin Bales, Reddit’te katıldığı soru-cevap etkinliğinde “Kölelik hiçbir zaman bitmedi, ne ABD’de ne de dünyanın - [Distopya Değil Gerçek: Masallardaki Prensler Tacizci Mi?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/distopya-degil-gercek-masallardaki-prensler-tacizci-mi/) - Güzel kadınlar ve yakışıklı erkeklerden oluşan büyülü masal dünyası, olay örgüsü olarak çoğunlukla genel bir çerçeveye sahiptir. Prenses bazı sebeplerden dolayı zor duruma düşer örneğin zindana kapatılır, cadı tarafından zehirlenir, sonsuza dek uyutulur yani sebebi her ne olursa olsun prenses buna kendi başına çare bulamayacak durumda bırakılır. Derken mucizevi bir şekilde oldukça yakışıklı, güçlü ve - [PEKİ, YA RUH SAĞLIĞINIZIN SELFİESİ?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/peki-ya-ruh-sagliginizin-selfiesi/) - Eskiden suya ya da aynaya bakan, sonrasında fotoğraf, film çektiren birey, şimdilerde selfie fotoğraflar üzerinden ihtiyacını karşılamaktadır. İlk zamanlarda fotoğraf çektirmek bir lüks olarak görülürken şuan herkesin cebindeki telefonlarla fotoğraf çekmek çok kolaylaştı. Artık insanların kendi fotoğraflarının çekilmesi için başkalarına ihtiyaçları kısmen yok denilebilir. Örnek göstermek gerekirse 86. Akademi Ödülleri’nden itibaren başlayan, birçok ünlü ismin - [Nomofobi: Çağımızın Dijital Hastalığı](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/nomofobi-cagimizin-dijital-hastaligi/) - Gelişen ve değişen dünyayla birlikte her geçen gün yaşam standartlarında, hayatı idame etme şeklinde ve bulunulan ortama adapte olma konusunda yenilikler ortaya çıkmaktadır. Yaşanılan tarihsel zamanın en belirgin yeniliği ise “dijital çağ” olmuştur. Artık insanlar iletişim ihtiyaçlarını, temel gereksinimlerini, sosyalleşme ihtiyaçlarını, bilgi edinme işlerini dijital araçlar sayesinde gidermektedir. Tanım itibariyle teknoloji; insanların hayatlarına belli ölçüde - [MUTLUYSAN ANLATMAYA BAŞLIYORUM](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mutluysan-anlatmaya-basliyorum/) - Yalom (2014), “Biz aslında bir anlamı olmayan, evrene fırlatılmış olmanın verdiği rahatsızlıkla baş etmek zorunda olan, anlam arayan yaratıklarız.” derken insanın sonu olmayan anlam arayışına vurgu yapmıştır. Birey yaşamı boyunca sürecek anlam arayışında kimi zaman Diyojen misali elinde bir fenerle arayışını sürdürmekte kimi zaman ise sönen fenerinin karşısında güneşin doğmasına ihtiyaç duymaktadır. Yaşamı boyunca bir - [Hayvanların İyileştirici Gücü](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/hayvanlarin-iyilestirici-gucu/) - Hayvanların insan psikolojisini olumlu yönde etkilemesinde, onların terapist koltuğuna oturmasının önemli bir etkisi vardır. Şöyle ki; kimi zaman terapistlerin, psikolojik danışmanların yeterli olamadığı durumlarda insanların sevimli dostları bu eksikliği doldurabiliyor. İnsanların ruh sağlıklarının iyileşmesi adına pozitif yönde bir iyileşme sağlanabiliyor. Hayatın yoğun temposu ilerlerken insanların hayatlarında bir takım olumsuzluklar varolabiliyor. Kimi insanın hayatındaki yoğunluktan şikayetçi - [Çocukluğunu Yaşayamayan “Çocuk’’ İşçiler](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuklugunu-yasayamayan-cocuk-isciler/) - Neredeyse toplumların birçoğunun görünen yüzünde çocuklar adeta bir melektir, korunmaya muhtaçtır, eğitim almaları zorunludur, fiziksel veya psikolojik yönden istismarları asla kabul edilemez gibi uzayıp giden, çağdaş yaşamın onlara sunduğu pozitif ayrımcılığın içinde ele alınırlar. Ki bu sözler havada kalmasın, çocuklara yönelik bu haklar korunup uygulanabilsin diye de Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi hazırlanmıştır. Bir de dünyada - [Bana Sarılmayı Öğret](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/bana-sarilmayi-ogret/) - Bütün çocuklar sevildiklerini duymaya ve hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Bebeğin dünyaya gelmesiyle sevgi ihtiyacının karşılandığı ilk yer ailesidir. Bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması, gerekli ilgi ve sevginin bebeğe aktarılması bebeğin anne karnında olduğu gibi dış dünyada da kendisini güvende hissetmesini sağlamaktadır. Dünyaya geldikleri günden itibaren anne ve babasının sevgisini fiziksel olarak hisseden çocuklar dış dünya hakkında olumlu bir - [O Mobbing Duvarı Yıkılacak!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/o-mobbing-duvari-yikilacak/) - Yaşadığımız dünya gün geçtikçe değişmekte ve gelişmektedir. Fakat bu modern zamanların her birey için hem getirileri hem de götürüleri söz konusudur. Bir kere orta ve düşük gelirli her ailenin kafasındaki en büyük soru işareti geçim derdidir. Ayın sonunu getirme olgusu bu ailelerin hayatının ortasında yerini öyle bir sağlamlaştırmıştır ki bir nevi bu ailenin bireyleri çalıştıkları - [Çocuk İstismarında Bildirim Süreci ve Psikososyal Destek](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuk-istismarinda-bildirim-sureci-ve-psikososyal-destek/) - Türkiye’de 2005 ve 2015 yılları arasında çocuk cinsel istismarı nedeniyle açılan dava sayısı 131 bin 530 (“İşte dehşete düşüren”, 2016). Ancak çocuk cinsel istismarı ile ilgili görünürlük sadece %5 seviyelerinde. Çocuk cinsel istismarının %95’i çeşitli sebeplerle görmezden geliniyor ya da hiçbir zaman tespit edilemiyor. Nitekim bireylerce olmadığı kabul edilen ya da olması mümkün gözükmeyen cinsel - [Çocuk İstismarı ve İstismar Çeşitleri](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuk-istismari-ve-istismar-cesitleri/) - Çocuk zihinsel, fiziksel ve ruhsal olarak olgunluğa erişmemiş, bakıma ve eğitime ihtiyacı olan varlıktır. 18 yaşına kadar olan her birey çocuk olarak kabul edilir. Çocuk tanımı her toplumda her etnik kültürde ve her mezhepte aynıdır. Her çocuğun sağlıklı bir birey olarak yetiştirilmesi için uygun ortam ve koşulların oluşturulması gerekir. Günümüzde çocuğun gerek fiziksel gerekse ruhsal - [Çocuk İstismarı Nasıl Önlenir?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuk-istismari-nasil-onlenir/) - Çocuk istismarıyla ilgili, yakın zamanda yaşanan vahim olayların etkisiyle her kesimden insanın tepkisi toplanarak medyanın da katkılarıyla önemli bir kamuoyu oluşturulmuştur. Çocuk istismarı konusu tartışılırken daha çok böyle bir eylemde bulunan kişi nasıl yargılanır, hangi cezaları alır veya almalıdır gibi sonuç odaklı bir çerçeve yaratılır. Kesinlikle durumun hukuki yönü hakkında bilinçlenmek savunmaya geçilebilmesi ve alınan - [Aradığınız Mutluluğa Ulaşılamıyor](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/aradiginiz-mutluluga-ulasilamiyor/) - Tarih boyunca insanlar için en önemli konulardan biri “mutluluk” olmuştur. Geçmişten günümüze dek “Mutluluk nedir, nasıl mutlu olunur?” sorularına cevap aranmış ve mutluluk insanlar için temel konulardan biri haline gelmiştir. Bunun nedeni hemen hemen herkesin mutlu olmayı arzu etmesidir. Ancak tüm insanların mutluluğu istemesi, tarihin her döneminde insanların mutluluğa aynı şekilde baktığı anlamına gelmemektedir. Mutluluğun - [Kanayan Bir Yara: Kadın Cinayetleri](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/kanayan-bir-yara-kadin-cinayetleri/) - Türkiye’de sadece medyaya yansıyan ve resmi olmayan istatistiklere göre 2010 yılından bugüne 1853 kadın cinayete kurban gitti (“Medyaya yansıyan kadın”, 2017). Sayının sadece medyaya yansıyan cinayetlerden oluşması ve bu yazı hazırlanırken de bir kadının öldürülmüş olması ise aslında durumun vahametini ortaya koymaktadır. Türkiye’de her yıl cinsiyeti fark etmeksizin birçok birey cinayete kurban gitmektedir. Ancak kadın - [Ruh Sağlığımızın Sırrı Sosyal Medya Mı?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/ruh-sagligimizin-sirri-sosyal-medya-mi/) - Yediden yetmişe sürekli elimizde olan akıllı telefonlarımız ve aktif olarak kullandığımız sosyal medya hesaplarımız hayatlarımızın önemli bir bölümünü kapsar hale geldi. Artık telefonlarımız bizleri ele geçirmiş halde ve onlara dur demek de neredeyse imkânsız! “Nerde o sohbetler, nerde o beraber geçirilen an’lar” derken bulduk kendimizi. Artık herkes küçücük ekranlara bakarak yaşıyor. Uzun uzun sohbetler yerine - [BİLGİSAYAR OYUNLARI İÇİN SALT KÖTÜDÜR DİYEBİLİR MİYİZ?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/bilgisayar-oyunlari-icin-salt-kotudur-diyebilir-miyiz/) - Hangi konuda olursa olsun bir şeyin mutlak kötü olduğunu söylemek onu sadece o yönüyle ele alıp yaftalamaktan ibaret değil midir? Yin Yang felsefesini düşünürsek eğer; her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde de bir iyilik tohumu bulunduğunu söyleyebiliriz. Buradan bakıldığında bana sorarsanız, basit görünümünün aksine altından oldukça derin anlamlar çıkabilecek bir iyilik ve kötülük - [DEPRESYONA KİM NEDEN YAKALANIR?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/depresyona-kim-neden-yakalanir/) - Günlük konuşmalarımızda çok rahat bir şekilde dile getirdiğimiz “depresyon” aslında büyük bir tehlike arz etmektedir. Depresyon, kişinin tüm hayatını etkileyerek kişinin hayata karşı bakış açısını kökünden sarsmakta hatta köreltmektedir. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 7 Nisan’da kutlanan Dünya Sağlık Günü öncesinde depresyon vakalarının artışına dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için bu konu hakkında bir - [Modern Zamanların Mottosu: Erteleme!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/modern-zamanlarin-mottosu-erteleme/) - Günlük hayatta bireyler hayatın gidişatı içinde yerine getirmesi gereken işleri kendileri için uygun olan bir sıraya göre yapmaktadır. Bu listenin içerisinde bazı işlerin yapılması gecikmezken bazıları listenin sonunda yerini koruyabilmektedir. Bu durumu açıklamak için en işlevsel kelime ertelemedir. TDK’ye göre ertelemek sözcüğü; tehir etmek, sonraya bırakmak veya tecil etmek olarak açıklanmaktadır (“Türk Dil Kurumu”, t.y.). - [1,2,3 Tıp! : Durdurulamayan Düşünceler](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/123-tip-durdurulamayan-dusunceler/) - Kimi zaman önemli görülen bir olay karşısında, kimi zaman yoğun duygusal yaşantıdan sonra ya da kimi zaman günlük hayatın koşuşturmacası içerisinde her bireyin zihninde istemsiz ve tekrarlayıcı düşünceler dönebilmektedir. Her ne kadar herkeste böyle bir durumun varlığı söylenebilecek olsa da bu durumun dozu ve sıklığı psikolojik sağlık açısından önemli bir mesaj veriyor olabilir. Bu düşüncelerin - [ÇOCUKLARIN ZEKÂYA BAKIŞ AÇISI](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/cocuklarin-zekaya-bakis-acisi/) - Rölatif bir kavram olan zekâ hakkında çok çeşitli tanımlamalar yapılmıştır. Tanımlamayı yapanlar genel olarak kendi yaşantılarını temel alarak çeşitli açıklamalar yapmışlardır. Kimisi, bireyin çevreye uyumu üzerinde durarak kişinin çevresine uyumu ile zekâ düzeyi arasında önemli bir ilişki olduğunu söylerken, kimileri de zekâyı öğrenebilme yeteneği olarak ve soyut düşünebilme kabiliyeti olarak tanımlamışlardır. Kadın ve erkekler fiziksel - [YAKIN ARKADAŞLIĞIN GÖRÜNMEYEN KISMI: BENZER BEYİNLER](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/yakin-arkadasligin-gorunmeyen-kismi-benzer-beyinler/) - Yakın bir arkadaşınızla sohbet ederken o anda aynı şeyleri düşündüğünüz, bir konu hakkında aynı yorumlara sahip olduğunuz ya da bir komedi filmi izlerken aynı yerlerde güldüğünüz zamanlar mutlaka olmuştur. Güzel bir tesadüf olarak değerlendirdiğimiz ve o kişiyle arkadaşlık bağımızı kuvvetlendirici yönde etki eden bu anlar, aslında güzel bir tesadüften daha fazlası olabilir. Beyinlerimiz o anlar - [SÜPER BİR BABA OLMANIZ İÇİN SÜPER GÜÇLERE İHTİYACINIZ YOK](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/super-bir-baba-olmaniz-icin-super-guclere-ihtiyaciniz-yok/) - Yakın zamana kadar baba-bebek ilişkisi ve bu ilişkinin değeri pek fazla önemsenmemişti. Özellikle bebeklerin ilk yıllardaki bakımının anne tarafından yapılması ve annenin zamanının çok büyük bir kısmını bebeğiyle geçirmesi nedeniyle yalnızca anne-bebek bağının önemli olduğu kabul edilmişti. Erken yaştaki çocukların bakımı sadece annenin sorumluluğundaymış gibi algılanmaktaydı. Bu ilişkide baba unutulmakta hatta yok sayılmaktaydı. Ancak bu - [Mavi Balina Alarmı](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/mavi-balina-alarmi/) - Her insanın hayatını devam ettirirken gün içerisinde gerçekleştirdiği bir takım rutinler vardır. Ve insanlar bu rutinleri eyleme dökerken herhangi bir yadırgama duygusuna kapılmazlar. Bir nevi o davranışları yapmayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Peki, bu alışkanlıklar ne zaman bağımlılık boyutuna ulaşır? Eğer bahsedilen rutinlerin verdiği alışkanlıklar aşırı ölçüde yapılmaya başlanırsa ve gün içerisinde aklınızın bir yerinde - [YERLİ ZEK TESTİ’NDE SUÇLU, PSİKOLOJİK DANIŞMANLAR!](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/yerli-zeka-testinde-suclu-psikolojik-danismanlar/) - “Yine ne oluyor?” diyerek yazıyı açmış olabilirsiniz. Konunun bu boyutuna geçmeden önce dilerseniz önce zekâyı ve yerli zekâ testimizi biraz tanıyalım. Zekâ TDK Güncel Türkçe Sözlük’te “insanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı” olarak tanımlanmaktadır. Özgüven (2014) bireylerin var olan zihinsel becerilerinin birbirinden farklı yönlerinin sayısal olarak ölçülerek - [Toplumsal Barışa Giden Yol: Yeni Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği (!)](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/toplumsal-barisa-giden-yol/) - Uzun süredir PDR camiasını meşgul eden, psikolojik danışman ve psikolojik danışman adaylarının sonucunu merakla beklediği ve bir o kadar da tepkili oldukları yeni Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliği ile ilgili dün Eğitim Bilişim Ağı’nda (EBA) Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sayın Yusuf Tekin çeşitli açıklamalar ortaya koydu. Sayın Yusuf Tekin’in açıklamalarına geçmeden önce daha önce sızdırılan Rehberlik Hizmetleri - [Babaların Doğum Sancısı](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/babalarin-dogum-sancisi/) - Bir çocuğun dünyaya gelmesi aile için sevindirici bir durum olmasının yanında bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Aileye yeni birinin katılması, aile üyelerinin rollerinde bazı değişikliklere neden olur ve aile üyelerinin sorumlulukları artar. Çiftler, doğum sonrasında; anne baba olmaya hazır olmadıklarını fark etme, başarısız olma, kendilerini yetersiz görme gibi durumlar yaşayabilir. Bu durum anne-babaların bebek bakımına - [Duyguları Bastırmak Kötü Bir Şey Mi?](https://psikolektif.com/arsiv/psikogundem/duygulari-bastirmak-kotu-bir-sey-mi/) - Duygular insanı anlamada, düşünce ve davranışlarını anlamlandırmada çok önemli bir role sahiptirler. Peki duygular kültürden kültüre farklılık gösterir mi? Bu sorunun cevabı BBC’den. LindaGedde’in haberi hem bu soruyu aydınlatırken hem de duyguların dışa vurulmamasının ülkeler arasında ki farklılık göstermesini yaptığı araştırmada gözler önüne seriyor. Örneğin; İngilizler çekingen, mesafeli ve duygularını göstermeyen insanlar olarak bilinir. Gerçekten - [Ruhbilimde Bir İnceleme: Nevroz](https://psikolektif.com/arsiv/derinlemesineanaliz/ruhbilimde-bir-inceleme-nevroz/) - Nevroz psikoloji ile alakalı hemen her kitapta karşımıza çıkan bir terimdir. Kaynaklara baktığımızda bazı yerlerde psikonevroz olarak karşımıza çıkan terim de yine nevrozla eş anlamlıdır. Bu terim aslında sözcük anlamı açısından bakıldığında bir anlamı yoktur. Özellikle 19.yy başlarında nevroz terimi bedendeki sinirlerin organik ya da işlevsel hastalığını karşısında kullanılırdı. Ancak zamanla terimsel kullanımında farklılaşmalar meydana - [PSİKANALİTİK YAKLAŞIMA GİRİŞ](https://psikolektif.com/psikokuram/psikanalitik-yaklasima-giris/) - ‘İnsan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir.’ Sigmund Freud Kişiliğin doğası üzerine yıllarca fikir yürütülmüş olsa da bilinen ilk kişilik kuramcısı ancak 1800’lü yılların sonlarına doğru ortaya çıkmıştır. O yıllarda Nörolog Sigmund Freud (1856-1939), akıl almaz kavramlardan bahsetmeye başlamıştır. Küçük çocuklarda cinsel isteğin varlığı, anlaşılması zor fiziksel rahatsızlıkların bilinçdışı nedenleri, hastanın koltuğa uzanıp - [PSİKANALİTİK KURAMA GÖRE KİŞİLİK YAPISI](https://psikolektif.com/psikokuram/psikanalitik-kurama-gore-kisilik-yapisi/) - Psikanalizin öncüsü Sigmund Freud, insanı anlama ve onun ruhsal süreçlerini çözmeye dair yaptığı çalışmalarla 19. yüzyıla damga vurmuştur. Bireysel değerlendirmeleri haricinde klinik incelemeleriyle de kişilik kuramı üzerine araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucunda Freud, kişilik yapısını öncelikle topografik modelle açıklamıştır. Ancak zaman içinde bu modelin tek başına yeterli olmadığını, kişiliği açıklamak için destekleyici yeni bir modele - [FREUD VE PSİKOSEKSÜEL GELİŞİM KURAMI](https://psikolektif.com/psikokuram/freud-ve-psikoseksuel-gelisim-kurami/) - Bireyi başkalarından ayıran doğuştan getirdiği ve sonradan kazanılan, tutarlı olarak sergilenen özelliklerin bütünü kişilik olarak tanımlanmaktadır (Taymur ve Türkçapar, 2012). Freud kişiliği gelişim açısından inceleyen ve kişiliğin temel karakter yapısında bebeklik ve çocukluk döneminin önemini vurgulayan ilk kuramcıdır. Sigmund Freud (1856-1939), kişiliğin erken çocukluk döneminde geliştiğine inanmaktadır. Freud'a göre, çocukluk deneyimleri yetişkinlikte kişiliğimizi ve davranışlarımızı - [EGO SAVUNMA MEKANİZMALARI](https://psikolektif.com/psikokuram/ego-savunma-mekanizmalari/) - Hataların en büyüğü, bunların hiçbirinin farkında olmamaktır. Thomas Carlyle Ego savunma mekanizmaları, bireyin yaşadığı kaygı, suçluluk, utanç, üzüntü, aşağılanma, vicdan azabı gibi acı veren duyguları yumuşatma amacına hizmet eder. Ego savunma mekanizmaları otomatikleşmiş bir tepkidir ve çoğunlukla bireyin farkındalığının dışında oluşmaktadır (Talbutt ve Ersever, 2019). Ego savunma mekanizmaları egonun, idin ifade edilmeyi bekleyen - [PSİKOLOJİYE DAİR: JUNG’UN SÖYLEMLERİ](https://psikolektif.com/psikokuram/psikolojiye-dair-jungun-soylemleri/) - “Çevremizdeki herkes büyük olasılıkla, bizi kendimizi anlayabildiğimizden daha iyi anlar.” Carl Jung Carl Gustav Jung kişinin psikolojik yapısını psişe olarak adlandırmıştır. Jung kuramının merkezine egoyu almıştır, ona göre ego; ben ve benim demektir. Ego kişinin kişiliğinin farkında olduğu yönlerini kapsar. Persona kişinin bilinçli halidir, dışarıdaki kişilere kişiliğin sosyal olarak kabul edilebilir yönünü gösterir. Gölge ise - [TOPLUM İÇİNDEKİ İNSAN: BİREYSEL PSİKOLOJİ](https://psikolektif.com/psikokuram/toplum-icindeki-insan-bireysel-psikoloji/) - Freud’un evinde düzenlemiş olduğu tartışma grubundan doğan yeni bir psikanalitik yaklaşım; bireysel psikoloji. Freud ile birlikte psikanaliz üzerine tartışmalar yapan Alfred Adler, gerek görüşleri gerekse kişilik özelliklerinin uyuşmazlığı nedeniyle Freud ile devamlı fikir ayrılığına düşmüştür. Freud’un düzenlemiş olduğu grup etkinliklerine katılım göstermiş olsa da onu hiçbir zaman ‘akıl hocası’ olarak görmemiştir. Çünkü psikanalize yönelik görüşlerinde - [ADLERİAN TERAPİ- YAŞAM BİÇİMİ ANALİZİ](https://psikolektif.com/psikokuram/adlerian-terapi-yasam-bicimi-analizi/) - Adler’in psikoloji alanına yaptığı katkılar II. Dünya Savaşı’ndan sonra giderek artan bir önem kazanmıştır. Bunun başlıca nedenlerinden biri, kişiler arası ilişkileri ve diğer toplumsal etmenleri, insanın kendi hakkında geliştirdiği imgelerin temel belirleyicisi olarak tanımlamış olmasıdır. Ayrıca Adler, günümüzdeki psikoterapi teknikleri arasında her geçen gün daha da ilgi gören fenomenolojik yaklaşımın öncüsü olarak da çağdaş olma - [Kişiliği Öğrenme: Davranışçı Kuram](https://psikolektif.com/psikokuram/kisiligi-ogrenme-davranisci-kuram/) - Kişilik yapısını ve insan davranışlarını belirleyen tek unsuru ‘öğrenme’ olarak açıklayan yaklaşım davranışçı psikoloji yaklaşımıdır. Bu yaklaşımın temeli Rus fizyolog Ivan Pavlov’un yapmış olduğu deneylere dayanır. Pavlov’un koşullanma deneylerinden etkilenen Amerikalı psikolog John Broadus Watson, 1913 yılında yazdığı “Davranışçıların Gözüyle Psikoloji” adlı makalesinde psikolojinin saygın bir bilim olabilmesi için psikologların gözlenemeyen zihinsel durumları bir an - [Davranışçı Terapi: Birinci Kuşak Yaklaşımlar](https://psikolektif.com/psikokuram/davranisci-terapi-birinci-kusak-yaklasimlar/) - Davranışçılara göre insan, dürtülerin oluşturduğu gerilimi azaltmak amacıyla tepkide bulunmaktadır. Yaşamın ilk yıllarında birey açlık, susuzluk gibi bedensel dürtüler tarafında gerilime sokularak davranışa zorlanmaktadır. Daha sonra bunların arasın, öğrenme ile kazanılan başarma, sevilme gibi toplumsal-ruhsal güdüler de katılmaktadır (Bakırcıoğlu, 2005). Organizma bir uyarıcıya nasıl koşullanmaktadır? Bu soruya verilen cevaplar davranışçı yaklaşımın ilkelerini oluşturmaktadır (Ulusoy, 2011). - [EĞİTİMDE DAVRANIŞÇI YAKLAŞIM](https://psikolektif.com/psikokuram/egitimde-davranisci-yaklasim/) - Bilindiği gibi eğitim, en geniş anlamda, bireyin doğumuyla başlayan ve yaşamı boyunca devam eden bir süreci betimlemektedir. Bu süreçte birey, doğuştan getirdiği pek çok özelliği çevreyle etkileşim sırasında ortaya çıkarma olanağı bulmakta, yeni bilgi, beceri ve tutumlar kazanmaktadır. Öğrenme ise, bireyin yaşadığı çeşitli deneyimler sonucu bilgi ve davranışlarındaki görece kalıcı değişmeler olarak tanımlanmaktadır (Deryakulu ve - [YENİ BİR SÖYLEM: BİREY MERKEZLİ TERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/yeni-bir-soylem-birey-merkezli-terapi/) - “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde değişebilirim.” Carl Rogers İnsancıl bakış açısının doğduğu 20. yüzyılın ortasında psikolojide insanlığa dönük iki farklı bakış açısı vardı. Bunlardan ilki, hepimizin bilinçaltı tarafından davranışımızı yönlendiren saldırgan ve cinsel içgüdülerin kontrolü altında olduğumuzu söyleyen psikanaliz; diğeri ise insanı büyük bir fareden çok da farklı görmeyen davranışçı yaklaşım (Burger, 2006). Pek çok - [İNSAN TABULA RASA MI?](https://psikolektif.com/psikokuram/insan-tabula-rasa-mi/) - Klasik davranışçı yaklaşım 17. yy John Locke felsefesinden kaynak alan ve pragmatist yönü ağır basan felsefi bir temele dayanmaktadır. Temelde öğrenme kuramı olarak çevresel koşulların etkisini, determinizmi ve kültürel etmenlerin önemini vurgular. Davranışçı kuramcılara göre salt gözlenebilir davranışlarla ilgili inceleme ve araştırmaların bilimsel geçerliliği vardır (Topses, 2012). Günümüzde çoğu davranışçı terapist bilişsel-davranışçı topluluk içinde yer - [ROGERS -GÜÇ BİZ MİYİZ?-](https://psikolektif.com/psikokuram/rogers-guc-biz-miyiz/) - Birey merkezli terapi, Carl Ransom Rogers’ın (1902–1987) bir eseridir ve varoluşçu terapi gibi insancıl yaklaşımların bir koludur. İnsanın özünde iyi olduğu şeklinde temel önermesi birey merkezli terapinin en belirleyici özelliğidir. Üç farklı dönemden geçerek son aşamada birey merkezli terapi ismini almıştır(Murdock, 2016). Carl Ransom Rogers’ın aile ortamı; her bireyin eşit ölçüde saygı gördüğü, dini ve - [KOŞULSUZ KABUL İLE DEĞİŞİM](https://psikolektif.com/psikokuram/kosulsuz-kabul-ile-degisim/) - Birey merkezli terapi yaklaşımının çarpıcı ve radikal olduğunu ileri süren Carl Rogers, diğer psikoterapi yaklaşımlarının terapi için gerekli gördüğü birçok faktörü önemsiz sayarak yeni bir terapi anlayışı geliştirmiştir. Bu çabaları eleştirileri beraberinde getirse de günümüzde birey merkezli terapi yaklaşımının ilkeleri tüm yaklaşımlara göre danışma sürecinin önemli unsurlarıdır. Birey merkezli yaklaşıma göre danışma sürecini ele almak - [MASLOW PİRAMİDİNİN HANGİ BASAMIĞINDASIN?](https://psikolektif.com/psikokuram/maslow-piramidinin-hangi-basamigindasin/) - Abraham Harold Maslow, insancıl psikolojinin dalı olan hümanizmin ortaya çıkmasına katkılar sunan bir psikoloji profesörüdür. Maslow’un kendi adıyla anılan “Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi” 1943 yılında yayınlanmış bir çalışmada ortaya çıkan ve sonrasında geliştirilen bir insan psikolojisi kuramı veya teorisidir. İhtiyaçlar hiyerarşisi psikolojide olduğu gibi diğer alanlarda da çok kullanılan bir kuramdır (Ertem, 2002). Maslow’a göre güdülenmenin - [BİREYİN OTANTİK YOLCULUĞU: VAROLUŞÇU TERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/bireyin-otantik-yolculugu-varoluscu-terapi/) - Psikoterapide varoluşçu yaklaşımlar bir uygulama alanı olmaktan daha çok felsefi bir anlayıştır; kuramsal bir yaklaşım olmaktan daha çok da bir tutumdur. Varoluşçu Terapi’nin kaynağı; varoluşçu felsefeden veya varoluşu ve fenomenolojiyi (tek bildiğimiz şeyin bizim yaşantımız olduğunun vurgulanmasını) inceleyen çalışmalardan gelmektedir. Varoluşçu Terapi kuramcılarının temel felsefesine göre insanlar özgürdür, kendi yaşamlarından kendileri sorumludur, kendini gerçekleştirme kapasitesine - [ANLAMLI YAŞAM İÇİN ÖLÜME YAKLAŞMAK](https://psikolektif.com/psikokuram/anlamli-yasam-icin-olume-yaklasmak/) - “Güneşin ve ölümün yüzüne doğrudan bakamazsınız.” Irvin YALOM Güneş, içinde bulunduğu sistemin merkezinde yer alan ve dünya üzerinde ki hayatın var olmasını sağlayan bir yıldızdır. Onu çıplak gözle gözlemek ve ona yaklaşabilmek oldukça güçtür. Sürmüş olduğumuz yaşamın merkezinde de güneşe benzer bazı özelliklere sahip olan ‘ölüm’ olgusu yer almaktadır. Öyle ki ölüme yaklaşmak ve onu - [HER ŞEYE RAĞMEN YAŞAMA EVET DEMEK: LOGOTERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/her-seye-ragmen-yasama-evet-demek-logoterapi/) - Yaşamının anlamsız olduğunu düşünen bir kişi sadece mutsuz değildir; aynı zamanda güçlükle yaşamaktadır. Albert Einstein Tarih boyunca insanlık varoluşsal sorularla meşgul olmuş; “Neden buradayız?”, “Hangi amaçlarla dünyada yaşıyoruz?”, “Hayat ne anlama geliyor?” gibi temel soruların cevaplarını bulmanın gayreti ve çalışması içinde olmuştur. 20. yüzyıldan itibaren bilimsel noktada meydana gelen hızlı ve baş döndürücü değişim insanlığı - [ANLAMLI BİR ÖMÜR](https://psikolektif.com/psikokuram/anlamli-bir-omur/) - Varoluşçu terapi en basit şekliyle insanı varlık ve oluş olarak anlamaya yönelmektedir. Her insan kendi davranışlarından sorumludur ve fiziksel evrende küçük değişiklikler yapabilecek kapasiteye sahiptir (Karahan ve Sardoğan, 2016). Tüm varoluşçuluk terapistleri varoluşçu etkileşim için ilişkiyi esas olarak alırlar, ki bu da güven verici bir ilişki olmalıdır. Orada olmak ya da bir anda tamamen kendini - [HER ŞEYİN BÜTÜNÜ MAKBULDÜR](https://psikolektif.com/psikokuram/her-seyin-butunu-makbuldur/) - Gestalt terapi, Gestalt Psikoloji akımının ileri sürdüğü genel ilkeler ve insan anlayışı temel alınarak Perls’in öncülüğünde geliştirilen bir kuramdır. Perls, 1893 yılında Berlin'de Yahudi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Berlin Üniversitesi'nde tıp eğitimine başladığı yıllarda I. Dünya Savaşı başladı. 1920 yılında nöro-psikiyatrist unvanını aldı. 1933 yılında Hitler iktidarından kaçarak Güney Afrika'ya yerleşti ve burada - [Bitirilmemiş İşler: Gestalt Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/bitirilmemis-isler-gestalt-terapi/) - “Her şey kendi varlığı içinde sürekliliğini korumaya çalışır.” Spinoza Gestalt psikolojisi; insanın zihnine ve davranışlarına bütüncül bir şekilde yaklaşan bir düşünce okuludur. Çevremizdeki dünyayı anlamlandırırken her küçük bileşene odaklanmamamız gerektiğini çünkü zihinlerimizin nesneleri büyük bir bütünün parçası ve daha karmaşık sistemlerin unsurları olarak algılama eğiliminde olduğunu söyler (Cherry, 2019). Yaşamı; ihtiyaçları karşılama süreci olarak - [Bu İşte Bir Yarım Kalmışlık Var](https://psikolektif.com/psikokuram/bu-iste-bir-yarim-kalmislik-var/) - Gestalt terapinin psikoterapi alanına kazandırdığı kavramlardan olan tamamlanmamış işler, Perls’e göre; tamamlanmadıkça kişiyi ölene dek bırakmayan, tamamlanmamış erken dönem yaşantılarını kişiye tamamlanana kadar tekrar tekrar hatırlatan ve kişinin yaşamında çizdiği yolda, verdiği kararlarda önemli bir role sahip olan bir kavramdır (Sakarya, 2002). Bu tanımın yanı sıra Keskin (2018), beynimizin duygusal formunu oluşturan ve bize sorumluluğumuzu hatırlatan - [ALGISAL DEĞİŞİM İLE PROBLEM ÇÖZME](https://psikolektif.com/psikokuram/algisal-degisim-ile-problem-cozme/) - Eğitim sistemlerinin temelinde amaca hizmet edecek öğrenme kuramlarının etkili kullanımı önemli bir yere sahiptir. Farklı ilkelere sahip olan öğrenme kuramlarını ilkelerine göre eğitim sürecine uyarlamak bu süreci amacına ulaştırmaktadır. Öğrenme kuramlarından biri de 19. yüzyılın sonlarına doğru Avusturya ve Almanya’da ortaya çıkmış gestalt öğrenme kuramıdır. Okullardaki öğretim faaliyetleri ile ilişkilendirilen gestalt öğrenme kuramı bilişsel süreçler - [PSİKOLOJİK DANIŞMADA GESTALT TERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/psikolojik-danismada-gestalt-terapi/) - Günümüzde dünyanın her yerinde yayılan ve Türkiye’de de büyük ilgi görmeye başlayan Gestalt Terapi, bireyin öz-bilinçliliğe kavuşarak özünü gerçekleştirmesini amaçlamaktadır. Terapistin temel görevlerinden biri, terapinin hemen başında danışanlara kendi kişisel sorumluluklarını yüklemektir. Gestalt terapistlerine göre danışanlar bazen kendi davranışlarının sorumluluğunu almaktan kaçınırlar. Duygu, düşünce ve davranışlarından başkalarını sorumlu tutmak yerine kendi sorumluluklarını almaları gerekmektedir. Sorumluluktan - [Zihnin Önemine Vurgu: Bilişsel Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/zihnin-onemine-vurgu-bilissel-terapi/) - 1960 yıllarda davranışçı kuram psikanalizi bilimsel olmaması yönünde eleştirmeye başlamıştı. Beck, eğitimini aldığı psikanalitik kuramın varsayımlarının geçerliliğini bilimsel olarak gösterebilmek için depresyon alanında deneysel çalışmalar yapmayı planlamıştı. Beck yaptığı çalışmaları gözden geçirdikten sonra psikanalize karşılık deneysel bilimi tercih etti. Bir başka ifadeyle tercihi kuram yerine yöntem olur ve bu seçim bilişsel terapinin doğuşuna yol açar - [ENERJİMİZİ SÖMÜREN DÜŞÜNCELER: BİLİŞSEL ÇARPITMALARIMIZ](https://psikolektif.com/psikokuram/enerjimizi-somuren-dusunceler-bilissel-carpitmalarimiz/) - Bilişsel kurama göre bilişler dış ve iç dünyadan gelen uyaranları algı süreçlerine dönüştürür. Sonra bunları belirli bir düzen ve bütünlük içinde işler; değerlendirir yani anlamlandırır ve depolar. Daha sonra belleğe çağırır; anımsar ve yeniden değerlendirir. Dış dünyanın algılanması, algıların seçimi ve elemesi, algılanan uyaranların yorumlanması ve bunlara anlam verilmesi gerçek ve nesnel uyaran durumundan daha - [EĞİTİMDE YENİ BİR LİSAN: BİLİŞSEL YAKLAŞIM](https://psikolektif.com/psikokuram/egitimde-yeni-bir-lisan-bilissel-yaklasim/) - Jean Piaget psikoloji alanına adını altın harflerle yazdırmış isimlerden biridir. Çocuklardaki bilişsel öğrenme hakkındaki teorisi ile pedagojinin babası olarak kabul edilmiş bir figür. Mantık ilkelerinin içimizde oluşmaya başlamasının, dil becerisi edinmemizin de öncesine dayandığını keşfetmiştir. Bu ilkeler çevreyle, özellikle de sosyal kültürel çevreyle, duyusal ve motor aktivite aracılığıyla kurulan etkileşimden gelir. Piaget’ye göre gelişim, bir - [BU DÜŞÜNCENE KANITIN VAR MI?](https://psikolektif.com/psikokuram/bu-dusuncene-kanitin-var-mi/) - Bilişsel Terapi (BT); Aaron T. Beck tarafından, depresyondaki insanların onay arayışı içinde olduklarını keşfetmesiyle başlayan, bir dizi araştırma sonucu 1960’larda ortaya konulan kuramın adıdır (Murdock, 2016). Bilişsel terapi yapılandırılmış, iş birliğine dayalı, psikoeğitimsel olan ve 10-20 seans arası değişen bir müdahale şeklidir (Murdock, 2016). Beck tarafından formüle edilen bilişsel terapi, çeşitli ruhsal bozuklukları (örneğin, depresyon, - [ALGILARININ KONTROLÜ SENİN ELİNDE: BDT](https://psikolektif.com/psikokuram/algilarinin-kontrolu-senin-elinde-bdt/) - Bilişsel-davranışçı terapi, bilişsel ve davranışçı terapilerin temel ilke ve tekniklerinin bütünleştirilmesiyle gelişen bir kuramdır. Terapi sürecinde ise bilişsel tekniklerle davranışçı teknikler birlikte kullanılmaktadır. Bilişsel-davranışçı terapi, tıpkı bilişsel terapilerde olduğu gibi zaman sınırlı, probleme yönelik, hem terapistin hem de danışanın aktif katılımını gerektiren, eğitim odaklı ve psikolojik gelişimi hedefleyen bir terapötik süreci esas almaktadır (Karahan ve - [Bilişsel Düzenleme ile Değişim: Bilişsel Davranışçı Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/bilissel-duzenleme-ile-degisim-bilissel-davranisci-terapi/) - Bilişsel davranışçı terapi düşüncemizin, hissettiklerimiz ve davranışlarımız üzerindeki etkisini vurgulayan yapılandırılmış bir terapidir. BDT temellerini öğrenme kuramları ve bilişsel psikoloji ilkelerinden alır (Özcan ve Çelik, 2017). Fakat hangi uygulama olduğu fark etmeksizin kuramın merkezinde ‘‘öğrenme ve yeniden öğrenme’’ olgusu yer almaktadır (Türkçapar ve Sargın, 2012). Bilişsel davranışçı terapi temel ilkeleri şöyle sıralanabilir: Birey çevresinden çok - [EKLEKTİK BİR PSİKOTERAPİ: BDT](https://psikolektif.com/psikokuram/eklektik-bir-psikoterapi-bdt/) - Bilişsel-davranışçı terapi bilişsel ve davranışçı terapilerin temel ilke ve tekniklerinin bütünleştirilmesiyle gelişen bir kuramdır. Terapi sürecinde ise bilişsel tekniklerle davranışçı teknikler birlikte kullanılmaktadır. Bilişsel davranışçı terapi sürecinde; danışanın işlevsel olmayan inançları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan davranışlarının değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Terapi danışanın problemlerinin kapsamlı bir değerlendirmesiyle başlamaktadır. Tanı koyma yoluyla da, problemin bilişsel-davranışçı yaklaşıma göre - [KİME DANIŞTIĞINA DİKKAT ET](https://psikolektif.com/psikokuram/kime-danistigina-dikkat-et/) - Bilişsel Davranışçı Terapiler (BDT) günümüzde psikoterapi alanında en önde gelen yaklaşımlardan birisi haline gelmiştir. Bu psikoterapi türü tarihsel anlamda insanlığın ortaklaşa ulaştığı birtakım ortak noktaları içermenin yanı sıra bilimsel ve deneysel bilgiyi de psikoterapi pratiğine sokmayı başarmıştır (Özdel, 2015). Tarihsel kökenleri arasında Stoacılık, Kantçı felsefe gibi çeşitli akımlar yer alan bu yaklaşım günümüzde de doğu - [YAŞAMIN KONTROLÜ KİMDE?](https://psikolektif.com/psikokuram/yasamin-kontrolu-kimde/) - 1925 yılında doğan William Glasser ilk önce kimya eğitimi almış ve kimya mühendisi olmuştur. Daha sonra psikiyatriye ilgi duyup 1953’te tıpta lisans eğitimini tamamlamış, 1961 yılında ise psikiyatri uzmanı olmuştur. Freud’un psikodinamik görüşlerine karşı çıkarak 1962’de gerçeklik terapisi olarak tanımladığı yaklaşımını ilk kez ortaya koymuştur. 1970’lerin sonunda bütün çalışmalarını açıklayabilecek bir kuram arayışına girmiş ve - [Kalite Dünyasına Doğru Bir Keşif](https://psikolektif.com/psikokuram/kalite-dunyasina-dogru-bir-kesif/) - Glasser kuramında psikolojik problemlerin kaynağının birtakım zihinsel bozukluklar olduğu görüşüne katılmayarak bireyin seçimlerinin sorunların gerçek kaynağı olduğunu, davranışçı kuramlar başta olmak üzere diğer danışma kuramlarının söylediğinden farklı olarak davranışlarımızın dış faktörlerin etkisiyle değil, “Kalite Dünyası” denilen kendi iç faktörlerinin etkisiyle yönlendirildiğini söylemektedir (Cameron 2009; Akt. Tanrıkulu, 2013). Bu kurama dayalı olarak ortaya konan gerçeklik terapisi - [SEÇİYORSAM SORUMLUYUM](https://psikolektif.com/psikokuram/seciyorsam-sorumluyum/) - Gerçeklik yaklaşımı William Glasser tarafından 1960’lı yıllarda geliştirilen Glasser’in psikiyatrinin üç R’si olarak ifade ettiği gerçekçilik (realism), sorumluluk (responsibility), doğru ve yanlış (right and wrong) üzerinde odaklanması nedeniyle geleneksel psikiyatri, psikanaliz ve psikoterapi yöntemlerinden farklı bir terapi yöntemidir. Terapötik süreçte temel hedef; ait olma, sevme sevilme, güçlü olma, kendini değerli görme, kendi istek ve ihtiyaçları - [Gerçeklik Terapisi Bakış Açısıyla Türkiye’de Yapılan Çalışmalar](https://psikolektif.com/psikokuram/gerceklik-terapisi-bakis-acisiyla-turkiyede-yapilan-calismalar/) - Gerçeklik terapisi kelimesi akıllara William Glasser’i getirir. Glasser, gerçeklik terapisinin; bireylerin ruh sağlığının yerinde olmayı sürdürebilmesi için en büyük engelin, bireylerin genetik yapılarında yer alan ihtiyaçların karşılanmasındaki başarısızlık olduğunu kabul etmekte ve danışanların kendi yaşamlarının sorumluluğunu alarak daha gerçekçi seçimler yapmaları konusunda cesaretlendirmekte olduğunu savunur (Glasser, 1975, 2005; Akt., Türkdoğan, 2015). Bireylerin genetik yapılarında bulanan - [ÇÖZÜM ORALARDA BİR YERDE](https://psikolektif.com/psikokuram/cozum-oralarda-bir-yerde/) - Çözüm odaklı danışma yaklaşımı; klinik uygulama olarak Toplum Ruh Sağlığı hareketi ile birlikte başlayan ve Milton H. Ericson'un öncülüğünde gelişen bir tedavi yöntemidir. Çözüm odaklı danışma, “çözülmesi gereken sorun” üzerinde yoğunlaştığı için sıklıkla “sorun çözme terapisi” olarak bilinir(Doğan, 1999). Çözüm odaklı model başlangıçtan insanın doğal birtakım öz-kaynaklarla donanık olduğu şeklinde formüle edilen Eriksonian görüşün geçerliliğini - [FARZ ET Kİ BİR MUCİZE GERÇEKLEŞTİ](https://psikolektif.com/psikokuram/farz-et-ki-bir-mucize-gerceklesti/) - Neye odaklanırsan onu daha fazla görürsün ilkesinden yola çıkan çözüm odaklı kısa süreli danışma yaklaşımı problemler yerine çözüme odaklanması, birkaç görüşmede problemlerin çözümüne yardımcı olmasından dolayı umut veren bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın temel amacı, danışanın "sorun üzerinde konuşmak" yerine "çözüm üzerinde konuşmak" yöntemini uygulamasına yardımcı olmaktır (Ünal, 2020). Bunu kolaylaştırmak için bir dizi tekniğin geliştirildiği - [Okullarda Çözüm Odaklı Psikolojik Danışma Yaklaşımının Kullanımı](https://psikolektif.com/psikokuram/okullarda-cozum-odakli-psikolojik-danisma-yaklasiminin-kullanimi/) - Düşünün ki üniversiteden okul psikolojik danışmanı olarak mezun oldunuz ve öğrencilerinize psikolojik danışma hizmetleri konusundaki etkililiğinizi göstermeye çok istekliniz. Aradan bir yıl geçti ve resim bulandı. Çünkü okulda ilgilenmeniz gereken öğrencilerin sayısı oldukça fazla ve hepsine ulaşıp gerekli hizmetleri sağlama durumunuz güçleşmekte. Ancak bu mesleği yaparken amaçlarınızdan birisi de öğrencilerinizle danışma yapmaktı ama hayal kırıklığına - [Danışanın uzman konumu: ÇOPD](https://psikolektif.com/psikokuram/danisanin-uzman-konumu-copd/) - Terapistler danışanlarının getirdiği problem hakkındaki uçsuz bucaksız bilgiler denizinde kayboldukları zaman çözümü bulmakta zorlanırlar. Danışanlar sanki terapistin çözüm yolunu bulmasını istemezler. Çözüm odaklı terapi birçok geleneksel yaklaşım gibi sorunu çözmeye odaklanmak yerine, tamamen çözüme odaklanır. Terapistin görevi çözüm yolları ve gerçekçi hedefler konusunda danışanla iş birliği yapmaktır (Selekman, 2005; Akt. Güner, 2018). Aynı şekilde Bertolino - [Benim Bir Hikayem Var: Öyküsel (Anlatımsal) Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/benim-bir-hikayem-var-oykusel-anlatimsal-terapi/) - Öyküsel terapi (naratif terapi, anlatı terapisi) 1990 yılında Avustralyalı terapist Micheal White ve Yeni Zelandalı David Epston’un aile terapileri uygulamalarında geliştirilmiştir (Payne, 2006; Akt., Karataş ve Yavuzer, 2020). Epston’un “Narrative Means to Therapeutic Ends” isimli kitabının yayınlanması ile bu yaklaşım, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ilgi görmeye başlamıştır (İlgar ve İlgar, 2018). Danışanlarının - [Senin Hikayen Ne?: Öyküsel Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/senin-hikayen-ne-oykusel-terapi/) - Psikoterapi alanında ‘‘dördüncü dalga’’ olarak kabul edilen ‘‘Öyküsel Terapi’’ Michael White ve David Epston (1992) tarafından geliştirilmiştir (Corey, 2015). Danışanları terapiye getirdiği hikayeler üzerinden anlamaya çalışan Öyküsel Terapi, postmodernist anlayışa dayalı olması nedeni ile geleneksel yaklaşımlardan büyük ölçüde ayrılır (Morgan 2000; Parry ve Doan 1994; akt. Akkuş, Kütük ve Samar, 2020). Sistematik olmayan bu terapi - [KİMİN ÖYKÜSÜ BU?](https://psikolektif.com/psikokuram/kimin-oykusu-bu/) - “Kişi üzerinde daha etkili olan şey sorun hakkında konuşmak mı yoksa sorun üzerinde daha etkili olan şey kişinin konuşması mı?” (Bjorøy, Madigan ve Nylund, 2015, s. 336) Öyküsel terapi, 1980’lerde postmodernist temelleri olan sosyal yapılandırmacı yaklaşımın bir uygulama şekli olarak ortaya çıkmıştır (İlgar ve İlgar, 2018). Bu yaklaşım hem dayandığı felsefi ve teorik ilkeler hem - [HİKAYESİNİ YENİDEN YAZAN İNSAN](https://psikolektif.com/psikokuram/hikayesini-yeniden-yazan-insan/) - Yaşamda anlam arayışında olan insanlar için, kendi deneyimlerine dayalı öyküler oluşturmak, öyküsel terapide temel meseledir. Bu noktada öyküler yalnızca kişinin kendi deneyimleriyle oluşmamakta; aynı zamanda toplumsal norm ve söylemler gibi dışsal bakış açıları ile de şekillenmektedir (Çelik, 2017). Psikolojik danışma sürecinde danışan öyküleri, danışanı sosyal ve bireysel olarak yapılandırdığı gerçeğini yansıtan metaforik anlatımlardır. Başka bir - [Terapide Duyguların Yeri: DOT](https://psikolektif.com/psikokuram/terapide-duygularin-yeri-dot/) - Duygu Odaklı Terapi, Leslie Grenberg tarafından geliştirilmiş süreç odaklı deneyimsel bir terapi yöntemidir (Pulat, Gündüz ve Kılıç, 2020; Sezgin, 2016; Akt., Kavun, 2019). 25 yaşında bir mühendis olan Grenberg’ in psikoloji ile tanışması, psikoloji asistanı eşinin istatistik çalışmasına yardımcı olurken olmuştur. Grenberg daha sonra 30’ lu yaşlarda New York üniversitesinde psikoloji asistanlığına başlamış ve kuramları - [BEN’İN ÖTEKİ TARAFI: “DUYGULAR”](https://psikolektif.com/psikokuram/benin-oteki-tarafi-duygular/) - Duygu odaklı psikolojik danışma; Gestalt, terapi, birey merkezli terapi, yaşantısal terapi, öyküsel terapi ve bağlanma, psikodinamik ve kişiler arası kuramların harmanlanmasıyla oluşturulan, bütüncül ve yaşantısal bir yaklaşımdır (Greenberg, 2010; Akt., Aras-Kemer ve Tuzgöl-Dost, 2020). Terapötik ilişkide insanlara acı veren duygulara ulaşmanın ve onları ifade etmenin birey merkezli ve gestalt terapi gibi yaklaşımlarda önemli olduğu söylense - [Duygu Odaklı Terapi: Alanyazın Bize Ne Söylüyor?](https://psikolektif.com/psikokuram/duygu-odakli-terapi-alanyazin-bize-ne-soyluyor/) - Greenberg ve Johnson öncülüğünde geliştirilen Duygu Odaklı Terapi ortaya çıktığı ilk yıllarda çift terapilerinde kullanılan bir yaklaşım olarak görülmüş ve ağırlıklı olarak çift terapilerinde kullanılmıştır. 1990’lı yıllardan sonra ise bireysel danışmada da duygunun öneminin anlaşılması, bireyin benlik yapısında ve terapötik süreçte duygunun temel bir kaynak olduğunun anlaşılması ile bireysel terapilerde de kullanılmaya başlanmıştır. Çift ve - [DUYGULARININ FARKINDA MISIN?](https://psikolektif.com/psikokuram/duygularinin-farkinda-misin/) - Bir yere varmadan oradan dönemezsiniz. Leslie Greenberg Psikolojik sıkıntılardan dolayı yardım almak isteyen pek çok kişi yıkıcı duyguların, düşüncelerin ve davranışların esaretinde sıkışıp kalmışlardır. Psikoterapide duyguları ayrı bir yerde konumlandıran Leslie Greenberg ve Sue Johnson’a göre duygular terapinin ana malzemeleridir ve psikoterapötik değişimde duyguların rolü hayati derecede önemli ve karmaşıktır (Çelik ve Aydoğdu, 2018).Duygu Odaklı - [Mutluluk Arayışına Katkı: Pozitif Psikoloji](https://psikolektif.com/psikokuram/mutluluk-arayisina-katki-pozitif-psikoloji/) - Psikoloji yalnızca tıp bilimi ya da yalnızca sağlıksız şeyleri iyileştirmek değildir. Eğitimle, işle, evlilikle hatta sporla alakalıdır. Benim görmek istediğim şey psikologların insanlara her alanda güçlenmeleri için yardımcı olmaya çalışmalarıdır. Martin Seligman Pozitif psikoloji terimi son yıllarda psikolojide son yıllarda popülerleşmeye başlayan bir yaklaşımdır. Pozitif psikolojiyi, insanın zayıf yönleri yerine güçlü yönlerine odaklanan, kötüleri onarmak - [Pozitif Psikoterapi Konsepti](https://psikolektif.com/psikokuram/pozitif-psikoterapi-konsepti/) - Pozitif psikoterapi, insanın iki temel kapasite ile dünyaya geldiğini belirtir. Bu kapasitelerden ilki sevme kapasitesi, ikincisi de bilme kapasitesidir. Sevme ve bilme kapasiteleri doğuştan getirilmiştir. Sevme kapasitesine bağlı olarak birincil yetenekler ortaya çıkar. Sevgi, sabır, zaman, cinsellik, ilişki, umut, güven ve inanç gibi yetenekler birincil yetenekler grubuna girer. Bilme kapasitesine bağlı olarak ikincil yetenekler ortaya - [Psikolojik Açıdan Bağışıklanma: Pozitif Psikoloji](https://psikolektif.com/psikokuram/psikolojik-acidan-bagisiklanma-pozitif-psikoloji/) - Postmodernizm ve psikolojideki çağdaş yaklaşımlar ile birlikte sosyal bilimler alanında sorun odaklı yaklaşımların yerini bireyin güçlü yönlerine ve iyilik haline önem veren yaklaşımlar almıştır (Siviş ve Karaırmak, 2008). Pozitif psikoloji akımı da bireyin sağlıklı gelişimi ve güçlü yönlerini vurgulaması ile bu yaklaşımlardan biri olmuştur (Seligman, Steen, Park ve Peterson, 2005). Pozitif psikoloji görüşü, davranış bilimlerinde - [FARKIMIZ: “GÜÇLÜ YANLARIMIZ”](https://psikolektif.com/psikokuram/farkimiz-guclu-yanlarimiz/) - Pozitif psikolojik danışma yaklaşımı, danışanların doğuştan getirdikleri güçlü yanlarının olduğunu dikkate alarak bu güçlü yanları geliştirmeye odaklanmanın ruh sağlığını korumada ve uyum bozukluklarını gidermede en etkili yaklaşım olduğunu vurgulayan modern bir yaklaşımdır. Bu bağlamda, psikoloji biliminin “normal” insanın daha iyi ve daha mutlu yaşamasını hedef alması gerektiğine vurgu yapan pozitif psikolojik danışma yaklaşımı, danışanların güçlü - [FEMİNİZM HERKES İÇİNDİR!](https://psikolektif.com/psikokuram/feminizm-herkes-icindir/) - ‘Kimsenin kimseye hükmetmediği bir dünyada yaşadığımızı düşünün. Kadınlarla erkeklerin birbirine benzemediği ve hatta daima eşit de olmadığı; ama ilişkilerimizi şekillendiren yaşam felsefesinin karşılıklılık esası üzerine inşa edildiği bir dünyada yaşadığımızı düşünün. Her birimizin kendimiz olabildiğimiz bir dünyada, barış ve olanaklar dünyasında yaşadığımızı düşünün.’ Bell Hooks Toplum içerisinde bireyler, kadın ve erkeklere yönelik genel fikir ve - [Bastırılanların Sesi: Feminist Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/bastirilanlarin-sesi-feminist-terapi/) - Feminist Terapi’ nin temelleri diğer psikolojik danışma ve terapi kuramları gibi psikolojiye değil, felsefeye dayanır. Temellerinin dayandığı ‘’feminizm’’ kültürel ve sosyal değişim aracılığıyla cinsiyete dayanan ataerkil düzeni ve eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı amaçlayan felsefeler bütünüdür (Brown, 1994). Bu bağlamda, Feminist Terapi’ nin temel amacı, kadının toplum içinde sosyal ve politik güç kazanıp, kendi yaşamı üzerinde kontrolü - [“KİŞİSEL OLAN POLİTİKTİR”](https://psikolektif.com/psikokuram/kisisel-olan-politiktir/) - Feminist psikolojik danışma yaklaşımı, değişik kültürlerden gelen kadın ve cinsiyet psikolojisi konusunda uzmanlaşmış psikolojik danışmanların çalışmalarına dayalı olan, feminist psikoloji ve analiz konusunda bilgileri içeren bir psikolojik danışma uygulamasıdır. Bu yaklaşım; hem psikolojik danışman hem de danışanlar için günlük yaşamın içinde ve de sosyal, duygusal ve politik çevre ile olan ilişkilerde feminist direnci oluşturma, dönüşümü - [BİR KADIN HAREKETİ: FEMİNİST TERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/bir-kadin-hareketi-feminist-terapi/) - 1960’lı yıllarda başlayan kadın özgürlük hareketi, kadınlar hakkındaki sosyal, kültürel ve politik inanışları değiştirmeye yönelik bir harekettir. Psikoloji içindeki feminist yaklaşımların ilk ortaya çıkışı da kadın hareketi ile teorik tartışmaların başladığı 1970’li yıllara rast gelmektedir (Eyüboğlu, 2008). Son yıllarda özellikle danışmanlık sağlamaya yönelik feminist terapi oluşumları üç bakış açısıyla hareket etmektedir: bilinç yükseltme çalışmaları, taciz - [“GEÇMİŞİNLE SAVAŞI BIRAKTIĞINDA NELER OLABİLİR?”](https://psikolektif.com/psikokuram/gecmisinle-savasi-biraktiginda-neler-olabilir/) - Bilişsel Davranışçı Terapilerin kuramsal arka planları, 1925’lere kadar uzanmakla birlikte bunların uygulama alanına yansımalarının 1950’lerin başına denk geldiği görülmektedir. Bu tarihçe içerisinde temel olarak üç kuşak yer almaktadır (Hayes 2004, Akt., Vatan, 2016). Birinci kuşak; davranışçı yaklaşımların baskın olduğu uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kuşaktaki uygulamalarda davranışların gözlemlenmesine, yordanmasına ve değiştirilmesine odaklanılmış ve sonrasında bu - [Derinlerdeki Bilişsel Yapılar: Şema Terapi](https://psikolektif.com/psikokuram/derinlerdeki-bilissel-yapilar-sema-terapi/) - Aaron Beck’ in geliştirdiği Bilişsel Terapi, düşüncelerin gerçekçi bir şekilde yeniden değerlendirilip değiştirilmesinin, duygularda ve davranışlarda düzelmelere yol açacağına vurgu yapmakta ve işlevsel olmayan temel inançların değiştirilmesi için danışana yardımcı olmaktadır (Dinç, 2012). İlk başlarda Bilişsel Davranışçı ekolle çalışan Jeffrey Young, bu yaklaşıma bazı danışanların yanıt vermediğini görmüş (Young ve Klosko, 2017) ve problem duyguları - [AN’DA KAL: MİNDFULNESS](https://psikolektif.com/psikokuram/anda-kal-mindfulness/) - Bireylerin, yaşamlarında başarılı olabilmeleri için, kendilerini iyi tanımaları, güçlü ve zayıf yönlerini iyi bilmeleri ve özellikle zayıf yönlerini kontrol ederek planladıkları sonuçlara ulaşma yolunda gerekli çabaları göstermeleri gerekmektedir. Bireylerin kendilerini iyi tanımaları noktasında bilinçli farkındalık (mindfulness) kavramı ortaya çıkmaktadır. Bilinçli farkındalık kavramının temeli doğu kültürlerindeki meditasyon geleneğine dayanmaktadır. Pozitif psikolojinin son 15 yıl içerisinde yaygınlaşıp - [TOPLUMUN MİHENK TAŞI AİLE](https://psikolektif.com/psikokuram/toplumun-mihenk-tasi-aile/) - Aile her kültürde bulunan sosyal bir kurumdur. Toplumun temelini oluşturan aile, insanlığın varoluş süreciyle birlikte ortaya çıkmış bir kurumdur. Aile tanımında farklılıklar olmakla birlikte “biyolojik ve psikolojik bağları olan; aralarında tarihsel, duygusal, ekonomik bir birliktelik olan ve kendilerini aynı evin üyeleri olarak hisseden bireylerin oluşturduğu birliktelik” olarak aileyi tanımlamak kapsayıcı olacaktır (Demirbilek, 2015). Nathan Ackerman, - [AİLE DANIŞMANLIĞINA SİSTEMATİK BAKIŞ: ÇOK KUŞAKLI AİLE TERAPİSİ](https://psikolektif.com/psikokuram/aile-danismanligina-sistematik-bakis-cok-kusakli-aile-terapisi/) - Aile danışmanlığı son yıllarda daha çok duyulsa da yıllardır devam eden ve gelişen bir süreçtir. Aile danışmanlığı, kişilik kuramlarında olduğu gibi birçok farklı bakış açısına dayanan farklı ekollere ayrılmıştır. Bu ekollerden biri de Murray Bowen’ın kuşaklar arası aile terapisidir. Murray Bowen 1950’li yıllardan itibaren ailelerle çalışmıştır. 1960’lı yıllardan sonra ise “Bowen kuşaklar arası aile terapisi”, - [İlk Bağlarımız: Aile](https://psikolektif.com/psikokuram/ilk-baglarimiz-aile/) - Zaman içinde yaşadığımız çağın getirileri sonucunda klasik geleneksel aile yapısında değişimler söz konusu olmuştur. Çağın getirisi olan bireyselci kültür sonucu gelecek nesille çatışma yaşayan aileler profesyonel yardım arayışına girmiştir. Bu yardım arayışında aile danışmanlığı ailede sağlıklı iletişim ortamının sağlanmasında aile bireylerine sunulan psikolojik danışma hizmetidir (Sarı, 2015). Aile danışmanlığı, ailelerin yaşadıkları sorunlarla ilgili karar verilmelerine - [“BİREY, SİSTEMİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR.”](https://psikolektif.com/psikokuram/birey-sisteminden-bagimsiz-degildir/) - Sistemik psikolojik danışma yaklaşımı, 1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar odağına aileyi alarak psikolojik danışma alanında çalışmalarını sürdürmüştür. O dönemlerde aileye odaklanıldığından, müdahale birimi de aile olmuştur. Oysa aile bir sosyal organizasyondur; bireyin bu organizasyonunu gerçekleştirdiği başka sosyal birimler de vardır. Diğer aile terapisi kuramlarından farklı olarak sistemik yaklaşım, kendini sadece aile ile sınırlandırmamaktadır (Sanberk ve - [Şimdi Reklamlar!](https://psikolektif.com/psikokuram/9166/) - Psikanaliz bilimi ve kavramları edebiyat, sinema, ekonomi, siyaset gibi birçok alanda kullanılmaktadır. Özellikle psikanalizin bilinçdışı, arzu, özdeşleşme, ayna evresi gibi kavramları birçok çalışmada sıkça yer almaktadır. Bu alanda çalışanların odak noktası kişilerin irrasyonel güdülerini, bilinçdışı süreçlerini ele alarak onları etkileyip manipüle etmektir. Özellikle pazarlamacılar, reklamcılar ve halkla ilişkiler uzmanları tarafından geçmişten günümüze kişilerin en derinde - [Bilinçdışına Giden Kral Yolu](https://psikolektif.com/psikokuram/9230/) - Gece korkunç bir rüya gördüğümüzde hangimiz en yakınını arayıp anlatmadı ya da Google’ a yazıp anlamına bakmadı. Bazı kişiler diğerlerine göre rüyalarını daha iyi hatırlar ama yine de çoğumuz komik, şaşırtıcı ya da korkutucu rüyaları hatırlarız. Örneğin ben rüyalarımda hayvanlarla konuşabildiğimi görmüştüm. Öyle ya hayal gücümüzün genişliğine göre şekillenen rüyalarda her şey mümkündür. Belki siz - [FIKRALARLA SAVUNMA MEKANİZMALARI](https://psikolektif.com/psikokuram/9300/) - İnsanoğlunun yeryüzündeki var olma savaşımı milyonlarca yıldan beri sürmektedir. Bu savaşta biyolojik yapımız değişen koşul ve durumlara uyum sağlamayı başarmıştır. Peki var olma savaşımızda savaşı sürdüren ve yeni durumlara uyum sağlayarak evrimleşen sadece biyolojik yapımız mıdır? Biyolojik yapının üzerinde filizlenmiş olan ruhsal yapımız da benzer bir evrimi ve uyum sürecini yaşamaktadır. Bu süreç içerisinde ilkel - [“SUÇUMUZ NEYDİ BİZİM?”](https://psikolektif.com/psikokuram/9373/) - İnsanlık tarihi ne kadar eski ise suçun tarihi de o kadar eskidir. Öyle ki bazı inanışlarda insanlığın dünyaya geliş hikâyesi, ilahi bir suçun işlenmesine dayandırılmaktadır. İlk suçun kim tarafından işlendiği konusu bir tarafa, suç olgusunun insanlık tarihinin başlangıç noktasından bugüne kadar toplumsal hayatın en önemli problemlerinden biri olduğu değişmez bir gerçektir. Çünkü her grup, topluluk - [Senin Yaşam Biçimin Hangisi?](https://psikolektif.com/psikokuram/9409/) - Adler, bireyin çocukluk dönemlerinde etkileşimler sonucunda kendine özgü davranış örüntüleri geliştirdiğini savunur ve bunu yaşam biçimi olarak adlandırır. Bu kavram bireylerin amaçlarını, kendisine ve dünyaya ilişkin görüşlerini ve amaçlarına ulaşmak için alışılmış tepki örüntülerini içerisinde barındırır (Geçtan, 2017). Yaşam stili kalıtımsal özellikler, bireyin yaratıcı gücü, aile içi iletişim biçimleri, psikolojik doğum sırası ve erken dönemde - [YETERSİZLİK DUYGUSU](https://psikolektif.com/psikokuram/9438/) - “İnsan olmak kendini aşağı hissetmek demektir. Her psikolojik yaşamın başlangıcında, derin bir aşağılık duygusu yer alır.” (Alfred Adler) Sizce davranışlarımızın arkasındaki dinamik güç nedir? Başarı mı, para mı, mutluluk mu? Adler’e göre insanoğlunun tüm yaşam çabaları kendisinde güven duygusu uyandıracak bir konuma ulaşma amacına yöneliktir. Bu nedenle de her çocuk doğumundan itibaren yetersizliğinin üstesinden gelmek - [‘‘Taklitler Aslını Yaşatır’’](https://psikolektif.com/psikokuram/9497/) - İnsanların sergilediği birçok davranış, diğer insanların yaptıkları davranışları gözlemleme ve onları model almaları yoluyla kazanılmaktadır. Birçok davranış, en azından bir parça da olsa modelleme yoluyla öğrenilebilir. Örneğin, öğrenciler ebeveynlerini kitap okurken izleyebilirler, matematik problemlerinin çözümlerini izleyebilirler ya da bir kişinin cesurca ve korkusuzca hareket ettiğini gözlemleyebilirler. Saldırganlık da model alma yoluyla öğrenilebilir. Birçok araştırma göstermektedirki - [Psikolojik Hapishane: Öğrenilmiş Çaresizlik](https://psikolektif.com/psikokuram/9547/) - İlkokul 4. sınıftaki bir öğrencinin matematik sınavından zayıf alınca sonraki sınavlarda da başarısız olması, bir kadının işinden kovulmasından sonra iş araması ve bulamaması sonucunda onda oluşan umutsuzluk ve hiçbir sosyal etkinlikte bulunmak istememesi, huzurevine yerleşen yaşlı bir amcanın artık işleri kendisi yapmayacağını öğrenmesi ve gittikçe neşeli halinin kaybolması gibi örnek durumları düşündüğünüzde aklınızdan neler geçiyor? - [PSİKANALİZİN VELİAHTI: ANALİTİK PSİKOLOJİ](https://psikolektif.com/psikokuram/psikanalizin-veliahti-analitik-psikoloji/) - “Tanrı” bir mit değil, insanın içindeki Tanrısallığın ortaya çıkmasıdır (Jung). Carl Gustav Jung 26 Temmuz 1875 Kesswil, İsviçre’de doğmuş 6 Haziran 1961 Zürih, İsviçre’de ölmüştür. İsviçreli psikiyatr, Analitik psikolojinin kurucusudur. Derinlik psikolojisinin Sigmund Freud ve Alfred Adler ile beraber üç büyük kurucusundan birisidir. Carl Gustav Jung’ın fikirleri üzerinde yaşadığı çevrenin yanında annesinin de etkisi çok - [CARL GUSTAV JUNG’UN ANNE ARKETİPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/9600/) - Psikolojide ilk defa Carl Gustav Jung tarafından kullanılan “arketip” kavramı, kolektif bilinçaltını oluşturan öğelerdir. Kalıtsal eğilimler doğrultusunda bireyin hayatlarına rehberlik eden ve ortak bilinç dışının içinde yer alan arketipler, yoğun duygusal ögeler ve enerjiler taşıyan evrensel düşünce biçimleridir (Yılmaz, 2018). Arketip antik çağda da kullanılan Platon’un ideasıyla benzer bir kavramdır (Jung, 2020). Arketiplerin kaynağını insanlığın - [Görünmez Bulut: Kolektif Bilinç Dışı](https://psikolektif.com/psikokuram/9652/) - Dedesi erik yemiş, torunun dişleri kamaşmış sözünü çoğumuz duymuşuzdur. Bu söz bize en basit hali ile nesiller arası kişilik paylaşımını anlatmak için kullanılmıştır. Psikoloji kuramlarında bu deyimi tanımlayabilmek için kullanabileceğimiz kavram ise ‘’kolektif bilinç dışı’’dır. Kolektif bilinç dışı kavramı ilk duyulduğumuzda felsefik gelse de basit bir şekilde bu kavramı anlatmaya çalışacağım. Çağımızın en önemli düşünürlerinden - [“WALTER WHİTE’IN GÖLGESİNDE”](https://psikolektif.com/psikokuram/9667/) - Sinema, insana dair meseleleri farklı bir şekilde izlememiz ve değerlendirebilmemiz için bizlere olanaklar sunar. Joseph Campbell’a göre “kahramanlar’’ ve ‘‘kötü adamlar” kendimize ve başkalarına yeni bir pencereden bakmamızı sağlar. Çünkü film ve dizi kahramanları insan hayalinin ürünleridir. Sinemanın bu özelliği insanın neler yapıp yapamayacağı hakkında en uç noktadaki sınırlarını yansıtan güçlü örnekler ortaya koyar. (Frampton, - [“İHTİYAÇLAR HİYERARŞİSİ 2.0”](https://psikolektif.com/psikokuram/9731/) - Abraham Maslow tarafından 1943 yılında oluşturulan İhtiyaçlar Hiyerarşisi incelendiğinde literatüre giriş hikâyesinde psikoloğun klinik ortamda yaptığı araştırma sonuçları yer almaktadır. Bireyin yaşamı boyunca her anında ihtiyaçlarının olması ve ihtiyaçları doğrultusunda hedefler koyması hiyerarşinin teorik düzenini oluşturmuştur. İhtiyaçlar kategorilere ve basamaklara ayrılmıştır. Hiyerarşi içerisinde bir üst basamağa geçen bireyin alttaki basamaktan yeterli düzeyde ihtiyaçlarını karşılıyor olması - [BENLİĞE SOSYAL MEDYA ETKİSİ](https://psikolektif.com/psikokuram/9765/) - Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisine göre ihtiyaçlar aşamalı bir sistem halindedir ve bireyler en alt basamaktan itibaren ihtiyaçlarını karşıladıkça, üst basamaklara doğru hareket edecektir. Bu sürecin sonunda ise bireyin ulaşabileceği en üst seviye; kendini gerçekleştirme basamağıdır. Kendini gerçekleştirme kavramı; bazı bireyler için anlık yaşadıkları bir deneyim iken, bazıları içinse daha uzun vadeli olarak yaşanan bir deneyim olmaktadır. - [Yaşamın Anlamı Var Mı?](https://psikolektif.com/psikokuram/9821/) - “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.” Nietzsche bu sözleriyle insanın yaşamında anlamın ne kadar önemli olduğunu bizlere özetlemiştir. Böylesi bir zaman diliminde ise anlam üzerine konuşmak her zamankinden daha fazla anlamlı hale gelmiştir. Peki nedir bu anlam? Neden bu kadar önemli? İnsanlar her zaman kendilerini ve çevrelerini anlamak için güçlü bir - [YAŞAMIN İKİ UCU: ÖLÜM VE YAŞAM](https://psikolektif.com/psikokuram/9838/) - Uğruna yaşamak için bir nedeni olan, neredeyse her nasıla dayanabilir. Nietzsche yüzyılda akıl ve sanayi aracılığıyla doğaya hükmetmeye başlayan insanlık, 20.yüzyılda geçmişten getirdiği temel inanç ve düşüncelerini sorgulamaya başlamıştır. İnsanoğlu, kurmaya başladığı bu yeni dünya düzeninde kendisini kaybetmiş, savaşlar ve ekonomik bunalımlarla birlikte toplum içerisinde eriyip gitmiştir. İnsan değerinin “hiç”e indiği bu dönemde varoluşçuluğun fenomenolojik - [“ANLAM ÇAĞI”](https://psikolektif.com/psikokuram/9888/) - Victor Frankl, 1943-1946 yılları arasında tıpkı diğer İkinci Dünya Savaşı mağdurları gibi eşi, annesi, babası, kız ve erkek kardeşi ile birlikte Naziler tarafından toplama kampında tutsak edildi. Kendisi ve kız kardeşi dışında bütün aile üyeleri gaz odalarında öldürüldü. Bu kampta geleceğe dönük hedefleri ve yerine getirilmesi gereken görevleri olduğunu düşünen tutukluların yaşlı ve güçsüz olmalarına - [YARATICILIK VE GESTALT TERAPİ](https://psikolektif.com/psikokuram/9926/) - İnsanların terapiye gitme amaçları kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Terapiye bir rahatsızlık ya da bir kriz durumunda gidebildikleri gibi kendini keşfetmek ve kendi potansiyeline ulaşmak isteyen kişiler de terapiye gidebilirler. Bu noktada Gestalt terapisinin amacı, kişinin bütünleşmesine ve büyümesine yardımcı olmaktır (Bilgin, 1998). Bu yüzden Gestalt yaklaşımı sadece sorunlarla ve bozukluklarla ilgili değil, aynı zamanda kişinin - [“ZITLIKLAR, İNSANI ÖZGÜRLEŞTİRİR.”](https://psikolektif.com/psikokuram/9962/) - Uzun yıllar Freud'cu bir ruh sağlığı uzmanı olan Fritz Perls, psikanalitik kurama yönelik yaptığı eleştirilerinin pek de dikkate alınmaması üzerine Gestalt yaklaşımını kurmuştur. Gestalt kelime anlamıyla "biçim", "tamamlama", "bütünleştirme’dir.” Aynı kelime ruh sağlığı uzmanlığı alanında kullanıldığında, kişinin bütünleşmesini, yaşamının bitmemiş, bir sonuca ulaşamamış yönlerini anlamlı bir biçimde oluşturup tamamlamasını ifade eder (Cüceloğlu, 2019). Gestalt terapinin - [Geçmişin İzleri](https://psikolektif.com/psikokuram/9976/) - Gestalt terapinin ortaya koyduğu bitirilmemiş işler kavramı, karşılaşılan birçok problemin altında yarım kalan işlerin olduğunu öne sürer. Bitirilmemiş işler bireylerin enerjisini alır, kompülsif davranışlara, güvensizliğe ve kendine yönelik yıkıcı davranışlara neden olur. Bitirilmemiş işlere sahip bireyler sık sık geçmişte yaşadıkları için gündelik yaşamda yapmaları gereken bazı işleri yolunda gitmeyebilmektedir. Sosyal normlar, toplumsal statüler, iletişim ve - [“ŞARKILAR BİZİ SÖYLER.”](https://psikolektif.com/psikokuram/10001/) - İçerisinde pozitif ve negatif etkiler barındıran müziğin insanların duygudurum ve psikolojik yapılarında değişiklik meydana getirdiği ve beyinlerinde farklı etkiler yarattığı söylenebilir. Müzik sadece kişinin duygu ve düşüncelerini çevrelemekle kalmaz aynı zamanda hislerini ve düşüncelerini yansıtma işlevi de görür. Duyguları harekete geçirerek yaratıcılığı artırır (Baydağ, 2019). Bu yazıda Tarkan’ın bazı şarkılarının sözleri Bilişsel Davranışçı Terapinin temel - [Kurban Rolü ve Erken Dönem Uyumsuz Şemalar](https://psikolektif.com/psikokuram/10033/) - Flört şiddeti, romantik bir beraberlik içerisinde ya da beraberlik bittikten sonra bir partnerin diğer partner üzerinde güç kullanmaya çalıştığı, zarar verici davranış biçimidir. Bu davranış biçimini her iki cins de uygulayabilir. Romantik ilişkideki güç davranışları her zaman gözle görülür olmayabilir ve fiziksel bir temele dayanmayabilir. Temelde güç kullanan partner sadece kendi ihtiyaçlarının karşılanması için kurban - [KNIVES OUT (BIÇAKLAR ÇEKİLDİ) - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/knives-out-bicaklar-cekildi-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Polisiye / Gizem Yapım: ABD Süre: 2 Saat 10 Dakika IMDb: 7,9 Oyuncular: Daniel Craig, Chris Evans, Ana de Armas Yönetmen: Rian Johnson Ünlü polisiye yazarı Harlan Thrombey, 85. yaş gününü kutladığı gecenin sabahında evinde ölü bulunur. İntihar gibi görünen ölüm vakası Dedektif Benoit Blanc’ın gizemli şekilde soruşturmaya dahil olmasıyla farklı "Film, olay örgüsünde polisiye klişelerini barındırsa da klasik 'Katil kim?' hikâyelerine eğlenceli ve hareketli bir tarz katmıştır. Senaryoda merkeze alınan konu suçluyu bulmaktan ibaret değildir, politik mesajlar da içermektedir." "Büyük bir servete sahip olan Harlan Thrombey, gerçekten intihar mı etmiştir yoksa o gece cinayet için sebebi bulunan biri tarafından öldürülmüş müdür?" - [Joker - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/joker-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Suç, Drama Yapım: ABD, Kanada Süre: 122 Dakika IMDb Puanı: 8.5 Oyuncular: Joaquin Phoenix, Robert De Niro, Zazie Beetz Yönetmen: Todd Phillips Uzun yıllardır tanıdığımız Joker, bu sefer kendisini oluşturan çevresel ve psikolojik etmenlerle karşımıza çıkmakta. Todd Phillips’in yönettiği, Joaquin Phoenix’in Joker’e hayat verdiği film, bu kötü kahramanın çıkış noktasını bizlere "Uzun yıllardır tanıdığımız Joker, bu sefer kendisini oluşturan çevresel ve psikolojik etmenlerle karşımıza çıkmakta. Todd Phillips’in yönettiği, Joaquin Phoenix’in Joker’e hayat verdiği film, bu kötü kahramanın çıkış noktasını bizlere sunmakta." "Bir insanın neden suç işlediğinin, neden şiddete başvurduğunun incelenmesi ve altında yatan bir sebep olduğunun düşünülmesine sebebiyet vermesi açısından çok beğendiğim bir film oldu." - [LİON - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/lion-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 3 Şubat 2017 Tür: Biyografi, Dram Yapım: Avustralya, İngiltere, ABD Süre: 118 dakika İmdb Puanı: 8,0 Oyuncular: Dev Patel, Sunny Pawar, Nicole Kidman Yönetmen: Garth Davis Kayıp bir çocuk, kayıp bir genç, kayıp bir insan. Hindistan’ın unutulmuş bir köyünde, yoksul bir ailenin ikinci çocuğu olan küçük Saroo’nun kayboluşu ve sonrasının hikayesi. "Kayıp bir çocuk, kayıp bir genç, kayıp bir insan. Hindistan’ın unutulmuş bir köyünde, yoksul bir ailenin ikinci çocuğu olan küçük Saroo’nun kayboluşu ve sonrasının hikayesi." "Yaşanmış bir olayı gözler önüne seren filmde birçok ayrıntı ve üzerinde durulması gereken noktalardan sadece birkaçına değinebildim." - [HAYAT VAR - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/hayat-var-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2008 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 121 dk Imdb Puanı: 7.4 Oyuncular: Elit İşcan, Erdal Beşikçioğlu, Levent Yılmaz Yönetmen: Reha Erdem Hayat Var, Reha Erdem’in altıncı filmidir. Film, Hayat’ın okul çıkışında tek başına oturmuş bir şekilde babasının onu tekneyle eve götürmesini beklemesiyle başlamaktadır. Hayat’ın bu tek başınalığı, yaşadığı sorunlarla baş ederken "Hayat Var, Reha Erdem’in altıncı filmidir. Film, Hayat’ın okul çıkışında tek başına oturmuş bir şekilde babasının onu tekneyle eve götürmesini beklemesiyle başlamaktadır. Hayat’ın bu tek başınalığı, yaşadığı sorunlarla baş ederken ve ergenlik döneminde kendini tanımaya çalışırken de devam edecektir." "Kaygılı, yaşadığı stres durumuyla sessiz sakin baş etmeye çalışan ve tüm bunların yanında kendini keşfetmek için uğraşan bir çocuk olarak karşımıza çıkan Hayat, son sahnede bize gülümseyerek veda etmiştir. Hayat var mıdır Hayat’ın bu gülümsemesinde?" - [ROOM - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/room-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - FİLM KÜNYESİ Vizyon Tarihi: 2015 Tür: Dram/Gerilim Yapım: Brezilya Süre: 118 dakika Imdb Puanı: 8.1 Oyuncular: Brie Larson, Jacob Tremblay, Sean Bridgers Yönetmen: Lenny Abrahamson Yazı spoiler içermektedir. Bir odanın içine sıkıştırılmış dünyaya doğmak, yaratıcılığın dört duvarla sınırlandırılması, yaşamın birçok kritik dönemini içinde barındıran ilk beş yılının bir tepe penceresinin altında geçirilmesi hayatını normal şekilde "Bir odanın içine sıkıştırılmış dünyaya doğmak, yaratıcılığın dört duvarla sınırlandırılması, yaşamın birçok kritik dönemini içinde barındıran ilk beş yılının bir tepe penceresinin altında geçirilmesi hayatını normal şekilde sürdüren bireylere ters veya imkansızmış gibi gelse de filmimizin küçük kahramanı Jack için normal olan budur." "Kitaptan uyarlanan Room filmi, bir odada sıkışıp yıllarını geçirmeyi etkileyici bir şekilde izleyiciye aktarmaktadır. Film kimi noktalarda çaresiz hissettirse de geleceğe yönelik umudun asla kaybolmaması gerekliliğini sık sık hatırlatmıştır." - [THE BOY WHO HARNESSED THE WİND - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/the-boy-who-harnessed-the-wind-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Dram / Biyografi Yapım : İngiltere Süre: 113 dk Imdb Puanı: 7.6 Oyuncular: Maxwell Simba, Chiwetel Ejiofor , Aïssa Maïga Yönetmen: Chiwetel Ejiofor “Çevremdeki insanların, hatta ailemin bile bana deli gözüyle bakmasını hiç umursamadan sadece amacıma odaklandım. Denedim ve başardım da!” diyor William. Sahiden de rüzgârlara dizgin vurmuş, kendi köyünün kurtarıcısı "Sahiden de rüzgârlara dizgin vurmuş, kendi köyünün kurtarıcısı olmuş bir çocuk. O da sen gibi, ben gibi, içimizden biri." "Film, iyilik yaparak yahut iş yaratarak kendi hayatının anlamını bulmuş bir gencin öyküsü ile bizlerin de yoluna ışık tutmaktadır." - [NEVROZLAR VE İNSAN GELİŞİMİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/nevrozlar-ve-insan-gelisimi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Yazarın Adı: Karen Horney Yayınevi: Sel Yayıncılık Yayınlanma Tarihi: 1950 Basım yeri ve Tarihi: Aralık 2017, İstanbul Sayfa Sayısı: 423 Karen Horney 1885’te Almanya’da doğmuştur. 1913’te Berlin Üniversitesi’nden Tıp diplomasını aldıktan sonra 1914-1918 yılları arasında Berlin Lankwitz’de psikiyatri okumuştur. 1932’ye kadar Berlin Psikanaliz Enstitüsü’nde görev yapmıştır. 1932’de ABD’ye taşınmış ve iki yıl Chicago Psikanaliz Enstitüsü’nde "Karen Horney, insanın uygun koşullarda kendini gerçekleştirme potansiyelini harekete geçirecek enerjiye sahip olduğunu savunmuştur. Bu eserinde insan gelişiminin özel bir biçimi -aynı zamanda insanın kendini gerçekleştirme enerjisini boşa harcamasına sebep olduğu için de talihsiz sayılabilecek- olan nevrotik süreci ele almıştır." "Horney bu kitabında kişiliğe dair analizleriyle Psikanalizden çıkan ve modern terapilere uzanan sağlam bir köprü kurmuştur. Ürettiği bütün kavramlar açıklamak istediğini çok net yansıtmaktadır. Ayrıca her başlığa yönelik gözlemleri, analiz sonuçları ve verdiği örnekler de bu eseri oldukça güçlendirmiştir." - [OTOMATİK PORTAKAL - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/otomatik-portakal-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Yazarın Adı: Anthony Burgess Çevirmen: Aziz Üstel Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2020 Sayfa Sayısı: 171 1917 yılında İngiltere’de doğan dünyaca ünlü İngiliz romancı Anthony Burgess, 1959 yılında beyin tümörü olduğunu öğrendikten sonra ilk karısıyla olan evliliğinde geçimini sağlamak amacıyla on iki ay içinde altı tane roman yazmıştır. "Otomatik Portakal, başkahraman olan Alex ve çete arkadaşlarının sokaktaki terörizmi, Alex’in hapishanede yaşadıkları ve sonrasını konu alan; iyilik, kötülük, suç, ceza, din, devlet ve tüm değerlerin sorgulandığı bir kitaptır." "Kitapta; toplumsal gözlemlerle, dönemin müziğine, hükümetine, insanlara baskı uygulayarak insanların otomatik bir makine haline getirilmesine abartılı bir dille eleştiri getirilmesi göze çarpmaktadır." - [KAPILARIN DIŞINDA - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/kapilarin-disinda-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Yazarın Adı: Wolfgang Borchert Çevirmen: Behçet Necatigil Yayınevi: Can Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2017 Sayfa Sayısı: 120 Şair, oyun ve öykü yazarı Wolfgang Borchert 1921’de Hamburg’da doğdu. Gençlik yıllarında bir kitapçıda çıraklık yaptığı ve oyunculuk dersleri aldığı sırada II. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla silah altına alındı. Irkçılık ve savaş karşıtı düşüncelerinden ötürü tutuklandı. Cezaevindeyken "Kapıların Dışında; hiçbir tiyatronun oynamak, hiçbir seyircinin izlemek istemeyeceği bir oyundur. II. Dünya Savaşı’nda Sibirya’da görev alıp savaş bittikten sonra memleketine dönen Beckmann adlı bir Alman askerinin yaşadıklarını konu almaktadır." "Kitap, her ne kadar tiyatro oyunu olarak kaleme alınsa da adeta bir roman gibiydi. Savaş sonrasında hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamayan, kendi de olduğu gibi kalamayan bir gencin yaşadıkları, hayal kırıklıkları çarpıcı bir biçimde yansıtılmıştı." - [Keşanlı Ali Destanı - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/kesanli-ali-destani-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - OYUNUN YAZARI: Haldun TANER SAHNE YERİ: Eskişehir Devlet Tiyatrosu OYUNCULAR: Mete AYHAN, Gonca YAKUT, Burcu Tutkun ORUÇ YÖNETMEN: Kazım AKŞAR OYUN SÜRESİ: 150 dakika (2 Perde) OYUN ÖZETİ: Oyun; Anadolu’nun varoş ve yoksul bir mahallesinde, Sineklidağ’da geçmektedir. Sineklidağ herkesin kendi halinde yaşamını sürdürdüğü bir yerdir. Halkın kendi halindeki yaşamını bir boşluk olarak değerlendiren bir grup "Haldun Taner’in belki de en çok duyulan oyunu Keşanlı Ali Destanı birçok bilişsel çarpıtmayla karşımıza çıkmaktadır. Bu bilişsel çarpıtmalar hayatın içinden çıkageldiği için oyuna bir gerçeklik katmaktadır." "Oyun ; ışık, müzik ve dekor anlamında değerlendirildiğinde her bir kategoride yer alan ekibi gerçekten kutlamak gerekir. Nitekim son derece başarılı işler çıkarmışlar. Bunun yanında bütün bu efektlerin dengeli ve uyum içerisinde gerçekleşmesi de büyük bir emeğin ürünü." - [AKIL DEFTERİ - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/akil-defteri-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Oyunun Yazarı: Jean-Claude CARRİERE Çeviren: Esen ÖZMAN Yöneten: Batuhan KOZANOĞLU Oyuncular: Serenay İDUĞ, Sercan ŞEKERCİ Oyun Süresi: 1 saat 11 dakika Sahne Yeri: Reşat Nuri Tiyatrosu Sezon: 2017-2018 Ellerinizle çizdiğiniz sınırları aşan, kendi koyduğunuz kuralları ihlal eden ve bütün bildiklerinizin yerle yeksan olmasına sebep olan biri hayatınıza dalıverse ne yapardınız? Ve bu kişi içinizdeki bazı "Ellerinizle çizdiğiniz sınırları aşan, kendi koyduğunuz kuralları ihlal eden ve bütün bildiklerinizin yerle yeksan olmasına sebep olan biri hayatınıza dalıverse ne yapardınız? Ve bu kişi içinizdeki bazı korkularınızla, geçmişinizle yüzleşmenize sebep olursa?" "Oyunun bir sonuca bağlanmamış olması oyunu tipik sonlardan ayırdığını, oyun bitiminde gelişecek olayları seyircinin hayal gücüne bırakması dikkatimi çeken en önemli ve benim nezdimde olumlu bir unsurdur." - [THE SHİNİNG / CİNNET - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 8](https://psikolektif.com/psikolektif/the-shining-cinnet-film-inceleme-psikolektif-sayi-8/) - Vizyon Tarihi: 1980 Tür: Gerilim Yapım: ABD Süre: 119 dakika İmdb Puanı: 8,4 Oyuncular: Jack Nicholson, Shelley Duvall, Danny Lloyd Yönetmen: Stanley Kubrick Stephen King’in aynı adlı romanından uyarlanan film romanla ilk bakışta ortak unsurlar içerse de Stephen King’in romanında korku sebebi olarak doğaüstü olaylar ağır basarken, Kubrick’in filmi daha çok psikoanalitik, toplumsal ve şiddet "En önemli özelliği derdini simgeler kullanarak anlatmak olan Kubrick, film boyunca karakterlerin iç dünyalarında artan gerilimi seyirciye pek çok simge ile sunmuştur." "Film her ne kadar temelinde psikolojik gerilim unsurunu barındırsa da hikâyenin alt metninde karakterler üzerinden, Amerikan siyasal ve toplumsal tarihine de açık göndermelerde bulunmaktadır ve film bu bağlamda romandan çok farklı noktalara değinmektedir." - [DELİ KADIN HİKAYELERİ - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/deli-kadin-hikayeleri-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Oyunun Yazarı: Mine Söğüt Yöneten: Tufan Afşar Oyuncular: Burcu Ger, Hande Acarel, Demet Kadıoğlu (Yasemin Çitak) Oyun Süresi: 51 dakika Sahne Yeri: Kadıköy Theatron Sezon: 2017-2018 21 kadın, 21 hayat…Her birinin hikayesi farklı, sonu benzer… Acının getirdiği delilik hali… Odalarının tek pencerelerinin karanlığa baktığı, geçmişi de geleceği de göremeyen kadınlar… Kapalı kapılar ardında yaşanan, kendini "Deli Kadın Hikayeleri", Mine Söğüt'ün çarpıcı eserinden uyarlanan, toplumun görünmeyen yüzündeki 21 kadının acı dolu hikayesini, cesur bir sahne diliyle anlatıyor. Oyun, kadınların iç dünyalarındaki karanlık dehlizlere inerek, acının, yalnızlığın ve deliliğin sınırlarında dolaşan, sarsıcı ve düşündürücü bir deneyim sunuyor. - [Kadın Aklı Erkek Aklı - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/kadin-akli-erkek-akli-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan/Uyarlayan: Savaş Özdural Yöneten: Savaş Özdural Oyuncular: Yosi Mizrahi, Pelin Turancı, Savaş Özdural Oyunun Süresi – Perde Sayısı: 1 saat 40 dakika – 2 Perde Yer: Tiyatro Ak’la Kara Sahnesi Sezon: 2017 - 2018 Korona virüsten ötürü evde kaldığımız günlerde birçok özel tiyatro, sahneledikleri oyunları çevrimiçi erişim aracılığıyla seyircilere açtı. Bu bağlamda "Kadın Aklı Erkek Aklı", kadın ve erkek arasındaki iletişim farklılıklarını mizahi bir dille ele alırken, izleyiciye ilişkiler üzerine düşündüren ve eğlenceli bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Oyun, cinsiyetler arasındaki algı ve tepki farklılıklarını abartılı ve komik durumlar üzerinden işleyerek, bireysel farklılıkların romantik ilişkilerdeki yansımalarını sahneye taşıyor. - [Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/sana-gul-bahcesi-vadetmedim-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Yazar Adı: Joanne Greenberg Yayınevi: Metis Yayıncılık Yayınlanma Tarihi: 1964 Basım Yeri ve Tarihi: Ekim 2019, İstanbul Sayfa Sayısı: 293 Kitaplarında uzun süre Hannah Green takma adını kullanan Joanne Greenberg, 1932 yılında Amerika’da dünyaya gelmiştir. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim adlı eseri, yazarın Türkçeye çevrilmiş ilk yapıtıdır. On altı yaşındaki Deborah adında bir genç kızın şizofreni "Sana Gül Bahçesi Vadetmedim", şizofreni ile mücadele eden bir genç kızın iç dünyasına derinlemesine bir yolculuk sunarak, hastalığın karmaşıklığını ve tedavi sürecinin zorluklarını çarpıcı bir gerçeklikle ele alıyor. Kitap, umut, direnç ve insan ruhunun iyileşme potansiyeli üzerine dokunaklı bir hikaye anlatırken, ruh sağlığı alanındaki tabuları yıkmaya ve farkındalık yaratmaya katkıda bulunuyor. - [Dorian Gray’in Portresi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/dorian-grayin-portresi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Yazar Adı: Oscar Wilde Çevirmen: Nihal Yeğinobalı Yayınevi: Can Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2002 Sayfa Sayısı: 252 Oscar Wilde 1854’te İrlanda’nın Dublin şehrinde doğdu ve 1900’de Paris Fransa’da hayata gözlerini yumdu. Babasının ünlü bir göz cerrahı, annesinin de başarılı bir şair olmasından dolayı lüks bir çocukluk geçirdi. Kolejdeyken saçlarını uzattı, erkeklere özgü görülen şeylere "Dorian Gray'in Portresi", güzelliğin ve hedonizmin tehlikeli cazibesini, ahlaki yozlaşmanın iç karartıcı sonuçlarını gözler önüne seren, gotik bir başyapıttır.Kitap, Oscar Wilde'ın kendine özgü üslubuyla, insan doğasının karanlık yönlerini, sanatın ve güzelliğin sorgulanabilir değerini, okuyucuyu derinden etkileyen bir hikaye aracılığıyla ele alıyor. - [Bay Milligan’ın Zihinleri - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/bay-milliganin-zihinleri-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Yazarın Adı: Daniel Keyes Çevirmen: Handan Ünlü Haktanır Yayınevi: Koridor Yayıncılık Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2020 Sayfa Sayısı: 608 1927’de Brooklyn’de dünyaya gelen Daniel Keyes, bir kurgu yazarıdır. Aynı zamanda tüccar denizci, lise öğretmeni ve profesör olarak da çalışmıştır. 5 milyondan fazla satılan Algernon’a Çiçekler kitabıyla tanınmış, yazın hayatına 8 kitap sığdırmış, ödüller almıştır. "Billy Milligan'ın Zihinleri", çoklu kişilik bozukluğunun karmaşık dünyasına, gerçek bir vakanın etkileyici hikayesi üzerinden derinlemesine bir bakış sunuyor. Kitap, insan zihninin sınırlarını zorlayan, psikolojik bir labirentte okuyucuyu şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarırken, adalet, akıl sağlığı ve insan doğası üzerine düşündürücü sorular soruyor. - [Systemsprenger/Oyunbozan - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/systemsprenger-oyunbozan-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Dram Yapım: Almanya Süre: 118 Dakika IMDb Puanı: 7.8 Oyuncular: Helen Zengel, Albrecht Schuch, Gabriela Maria Schmeide Yönetmen: Nora Fingscheidt Nora Fingscheidt’ın yönetmenliğini üstlendiği ve ilk uzun metrajlı filmi olma özelliği taşıyan Systemsprenger, 9 yaşındaki Benni isimli küçük kızın var olan sisteme ayak uyduramayışını bizlere aktarmakta. Toplumun alışık olduğunun dışında bir "Systemsprenger", toplumun dışına itilmiş, öfke ve çaresizlik içinde savrulan bir çocuğun, sistemle ve kendi iç dünyasıyla verdiği acımasız mücadeleyi, sarsıcı bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. Film, çocukluk travmalarının derin izlerini, ebeveynlik sorumluluğunun ağırlığını ve sistemin yetersizliklerini cesur bir şekilde ele alarak, izleyiciyi insan ruhunun kırılganlığı üzerine düşündürmeye davet ediyor. - [EDDIE THE EAGLE - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/eddie-the-eagle-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 1 Nisan 2016 Tür: Biyografi, Komedi Yapım: İngiltere, ABD, Almanya Süre: 105 dakika İmdb Puanı: 7,4 Oyuncular: Taron Egerton, Hugh Jackman, Christopher Walken Yönetmen: Dexter Fletcher Film, İngiltere tarihinin en ünlü kayakla atlamacısı olan “Kartal Eddie” olarak nam salmış Michael Edward’ın bu ünü kazanana kadar verdiği mücadeleyi konu almaktadır. Film "Kartal Eddie", imkansız hayallerin peşinden koşan, sıradan bir insanın azmi ve tutkusuyla olağanüstü başarılara imza atabileceğini gösteren ilham verici bir biyografik komedidir. Film, sporun sadece kazanmaktan ibaret olmadığını, asıl önemli olanın kendini aşmak ve hayallerine ulaşmak için verilen mücadele olduğunu, sıcak ve esprili bir dille anlatıyor. - [CANDY - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/candy-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Vizyon Tarihi: 2006 Tür: Romantik/Dram Yapım: Avustralya Süre: 1 Saat 56 Dakika IMDb: 7,2 Oyuncular: Heath Ledger, Abbie Cornish, Geoffrey Rush Yönetmen: Neil Armfield Luke Davies’in Candy: A Novel Of Love And Addiction adlı romanından yola çıkılarak sinemaya uyarlanan film; iki gencin birbirlerine ve uyuşturucuya olan bağımlılıklarını anlatmaktadır. Filmde karakterlerin hayat akışları bağımlılıkları penceresinde “Cennet” "Candy", tutkulu bir aşkın uyuşturucu bağımlılığıyla iç içe geçtiği, iki gencin kendini ve ilişkilerini yok edişini acımasız bir gerçeklikle anlatan sarsıcı bir dramdır. Film, aşkın ve bağımlılığın yıkıcı gücünü, karakterlerin iç dünyalarındaki çalkantıları ve ilişkilerindeki çöküşü, etkileyici oyunculuk performansları ve çarpıcı bir sinematografiyle gözler önüne seriyor. - [THE KİLLİNG / SON DARBE - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/the-killing-son-darbe-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Vizyon Tarihi: 1956 Tür: Polisiye,Gerilim Yapım: ABD Süre: 85 dakika İmdb Puanı: 8,0 Oyuncular: Sterling Hayden, Coleen Gray,Vince Edwards ,Jay C. Flippen , Elisha Cook Jr. Yönetmen: Stanley Kubrick “Bir suçluyu, suç işlemeye iten nedir? ”Elbette ki her suçlu suç işlediğinde, eninde sonunda ceza çekeceğinin farkındadır. Peki, bu farkındalık neden suç işlemekten alıkoymaz insanı? Stanley "The Killing", Stanley Kubrick'in erken dönem başyapıtlarından biri olarak, bir soygunun karmaşık ve talihsiz planını, zamanın doğrusal olmayan kullanımıyla ustaca anlatıyor. Film, suçun doğası, insan zaafları ve kaderin acımasızlığı üzerine derinlemesine düşündürürken, kara film türüne getirdiği yenilikçi yaklaşımla sinema tarihinde önemli bir yere sahip. - [PANDORA’NIN KUTUSU - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/pandoranin-kutusu-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2008 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 112 dk Imdb Puanı: 7.2 Oyuncular: Tsillo Chelton, Derya Alabora, Onur Ünsal Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu Pandora’nın Kutusu, Yeşim Ustaoğlu’nun dördüncü uzun metrajlı filmidir. Film, adını Yunan mitolojisinden alır. Pandora’nın Kutusu, içinde kötülüklerin bulunduğuna inanılan ve açılmaması gereken bir kutudur. Pandora, bir gün merakına yenilerek kutuyu "Pandora'nın Kutusu", aile bağlarının karmaşıklığını, yabancılaşmayı ve varoluşsal arayışları, demans hastalığıyla örülü bir hikaye üzerinden derinlemesine inceliyor. Film, Yeşim Ustaoğlu'nun kendine özgü sinematik diliyle, kayboluş, yeniden keşif ve anlam arayışının dokunaklı bir portresini çizerken, izleyiciyi insan ruhunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. - [MARY AND MAX - FİLM İNCELEME - PSİKOLEKTİF + - SAYI -9](https://psikolektif.com/psikolektif/mary-and-max-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Vizyon Tarihi: 2009 Tür: Animasyon Yapım: Avustralya Süre: 1 Saat 32 Dakika Imdb Puanı: 8.1 Oyuncular: Toni Collette, Philip Seymour Hoffman, Eric Bana Yönetmen: Adam Elliot Yazı spoiler içermektedir. Yalnızlık, bir insanın boşluk duygusuyla karışık kendini dünyadan kopmuş hissetmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Filmin başkahramanları Mary ve Max, biri Avustralya’da biri New York’ta yalnızlığı iliklerine kadar yaşamaktadır. "Mary ve Max", yalnızlığın evrensel dilini, beklenmedik bir dostluğun sıcaklığıyla harmanlayan, dokunaklı bir animasyon başyapıtıdır. Film, farklılıkların insanları nasıl bir araya getirebileceğini ve kusurların aslında birer zenginlik olduğunu, stop-motion'ın benzersiz estetiğiyle gözler önüne seriyor. - [COACH CARTER - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/coach-carter-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2005 Tür: Biyografi / Spor Yapım : ABD / Almanya Süre: 136 dk Imdb Puanı: 7.3 Oyuncular: Samuel L. Jackson, Robert Ri’Chard, Rick Gonzalez Yönetmen: Thomas Carter “En korktuğumuz şey yetersiz olmak değil, ölçüsüz derecede güçlü olmak. Karanlığımız değil, ışığımız korkutuyor bizi en çok.” Thomas Carter’ın yönetmenliğinden izlediğimiz Coach Carter, gerçek "Coach Carter", sadece bir spor filmi olmanın ötesinde, gençlerin hayatına dokunan, onları sadece sahada değil, hayatta da başarıya hazırlayan ilham verici bir biyografidir. Film, disiplin, sorumluluk ve eğitimin gücünü vurgulayarak, bir koçun öğrencileri üzerindeki dönüştürücü etkisini ve onların geleceğini nasıl şekillendirebileceğini etkileyici bir şekilde anlatıyor. - [FISHER KING / BALIKÇI KRAL - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 9](https://psikolektif.com/psikolektif/fisher-king-balikci-kral-film-inceleme-psikolektif-sayi-9/) - Film Künyesi Yönetmen: Terry Gilliam Oyuncular: Robin Williams, Jeff Bridges, Amanda Plummer, Mercedes Ruehl Türü: Dram, Komedi, Romantik Yapım: 1991 Süre: 137 Imdb: 7.5 Şöhretinin doruğunda bir radyo sunucusu olan Jack Lukas (Jeff Bridges), radyodaki programında gerçekleşen canlı bir telefon konuşmasının ardından hızlı ve renkli hayatına veda eder. Ciddiyetsiz bir tavır ile bir kişinin hayatına "Balıkçı Kral", iki sorunlu ruhun, kendi içsel savaşlarıyla yüzleşirken birbirlerinde iyileştirici bir güç bulduğu, sıra dışı ve dokunaklı bir masal anlatısıdır. Film, gerçeklikle hayal gücünün sınırlarını zorlayarak, umut, bağışlama ve insan ruhunun iyileşme potansiyeli üzerine derinlemesine düşündüren, görsel bir şölen sunuyor. - [NUH TEPESİ - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/nuh-tepesi-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 1 saat 49 dakika IMDb: 7,3 / 10 Oyuncular: Ali Atay, Haluk Bilginer, Mehmet Özgür Yönetmen: Cenk Ertürk Yönetmen Cenk Ertürk’ün ilk uzun metraj filmi olan Nuh Tepesi, usta oyuncu kadrosuyla dikkat çekmektedir. Bununla birlikte 2019 yılında Tribeca Film Festivali’nde En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Film, baba-oğul ilişkisi ve toplumsal olaylara değinirken, Ömer karakterinin psikolojik derinliği dikkat çekiyor. Ömer'in kırılgan narsisizm ve drama üçgeni içindeki rolleri, izleyiciye karmaşık bir karakter analizi sunuyor. Ayrıca, filmde batıl inançlar ve toplumsal dinamikler de ele alınıyor. - [Jackie - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/jackie-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Vizyon Tarihi: 2016 Tür: Biyografi, Drama Yapım: ABD Süre: 100 Dakika IMDb Puanı: 6.7 Oyuncular: Natalie Portman, Peter Sarsgaard, Greta Gerwig Yönetmen: Pablo Larrain Film, Amerika’nın en ikonik başkanlarından olan John Fitzgerald Kennedy’nin 1963 yılında uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdiği günü ve sonrasında eşi Jacqueline Lee Bouvier Kennedy’nin yaşadıklarını konu edinmekte. Bu yazı spoiler "Pablo Larrain'in yönettiği 'Jackie', John F. Kennedy suikastinin ardından Jacqueline Kennedy'nin yaşadığı yas sürecine odaklanarak, izleyiciye alışılmışın dışında bir biyografi deneyimi sunuyor. Film, Natalie Portman'ın etkileyici performansıyla, bir ikonun ardındaki insanı ve onun duygusal karmaşasını derinlemesine inceliyor." - [INSTANT FAMILY - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/instant-family-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 12 Nisan 2019 Tür: Komedi, Dram Yapım: ABD Süre: 118 dakika İmdb Puanı: 7,3 Oyuncular: Mark Wahlberg, Rose Byrne, Isabela Moner Yönetmen: Sean Anders Film, eski evleri yenileyip satan Ellie ve Pete çiftinin çocuk sahibi olmak istediklerini fark etmeleri sonucu bir çocuk evlat edinmeye karar vermeleri ile başlar. Bir çocuğun hayatını yeniden Film, Ellie ve Pete çiftinin üç kardeşi evlat edinme kararıyla başlayan ve güvensiz bağlanma, terk edilme korkusu gibi psikolojik temaları işleyen bir hikaye sunuyor. Yazar, filmin hem güldüren hem de duygulandıran sahneleriyle gerçek bir hikayeyi etkileyici bir şekilde anlattığını belirtiyor ve izleyicilere dokunaklı bir deneyim vaat ediyor." - [LOUDER THAN BOMBS - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/louder-than-bombs-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2015 Tür: Dram Yapım: Norveç Süre: 109 dk Imdb Puanı: 6.6 Oyuncular: Isabelle Huppert, Gabriel Byrne, Jesse Eisenberg Yönetmen: Joachim Trier Joachim Trier’in Reprise ve Oslo 31 August filmlerinden sonra Eskil Vogt ile kaleme aldığı üçüncü filmidir. Film, 2015 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülü için yarışmıştır. Isabelle’nin ölümünden bu yana Film, aile içi iletişimsizlik, yalnızlık ve yasın bireyler üzerindeki etkilerini derinlemesine inceliyor. Yazar, filmin sessiz çığlıklar aracılığıyla iletişimin ve aile içi desteğin önemini vurguladığını belirtiyor ve izleyicilere duygusal bir deneyim sunuyor." - [ELLE - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/elle-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Vizyon Tarihi: 2016 Tür: Gerilim, Dram Yapım: Fransa, Almanya, Belçika Süre: 2 saat 10 dakika Imdb Puanı: 7.1 Oyuncular: Isabelle Huppert , Laurent Lafitte , Anne Consigny Yönetmen: Paul Verhoeven Yazı spoiler içermektedir. Philippe Dijan’ın “Oh” adlı kitabından uyarlanan Elle filminin başkahramanı Michele arkadaşıyla birlikte sanal bir oyun şirketinin yöneticiliğini yapan bir iş kadını ve "Joachim Trier'in yönettiği 'Sessiz Çığlık', bir annenin intiharının ardından dağılan bir ailenin yas sürecini ve iletişim kurma çabalarını anlatıyor. Film, derin psikolojik temaları işleyerek, aile içi ilişkilerin karmaşıklığını ve kayıpla yüzleşmenin zorluğunu etkileyici bir şekilde sunuyor." - [AYLAK ADAM - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/aylak-adam-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Yazar: Yusuf Atılgan Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları Yayınlanma Tarihi: 1959 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Kasım 2015 Sayfa Sayısı: 155 Bu inceleme yazısına, Yusuf Atılgan’ın “aylak” olarak nitelendirdiği, görünüşteki aylaklığının tersine zihninde sürekli bir şeylerle meşgul olan C. olarak tanıttığı karakterinin iç dünyası konu olacaktır. Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam romanının, Oğuz Atay’ın en bilinen ve "Yusuf Atılgan'ın 'Aylak Adam' romanı, görünürdeki aylaklığına rağmen zihinsel olarak sürekli meşgul olan C. karakterinin iç dünyasına odaklanıyor. Roman, çocukluk travmaları ve çözülmemiş duygusal meselelerin yetişkinlik yaşamına yansımalarını derinlemesine inceliyor. Yazar, C.'nin yalnızlık, yabancılaşma ve anlam arayışını, hem dışsal gözlemlerle hem de içsel monologlarla ustalıkla aktararak, okuyucuya psikolojik bir yolculuk sunuyor." - [Pozitif Psikoloji - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/pozitif-psikoloji-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Yazarın Adı: Alan Carr Çevirmen: Ümit Şendilek Yayınevi: Kaknüs Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2016 Sayfa Sayısı: 471 Profesör Alan Carr, Dublin City Üniversitesinde klinik psikoloji doktora program direktörüdür ve aynı dalda kürsü sahibidir. Aynı zamanda Dublin Clanwilliam Enstitüsü’nde aile terapisi klinik uygulamaları yapmaktadır. Klinik psikoloji, aile terapisi ve pozitif psikoloji alanlarında 21 kitap, 241 "Alan Carr'ın 'Pozitif Psikoloji' eseri, klinik psikoloji ve aile terapisi alanlarında uzman bir akademisyen tarafından kaleme alınmış olup, pozitif psikolojinin temel kavramlarını ve güncel araştırmalarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Mutluluk, iyimserlik, duygusal zeka gibi konuları bilimsel bir yaklaşımla inceleyen kitap, okuyucuya hem teorik bilgi sunmakta hem de pratik uygulamalarla kişisel gelişimine katkıda bulunma imkanı sağlamaktadır." - [MINDFULNESS: FARKINDALIK TEMELLİ PSİKOTERAPİ BECERİLERİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/mindfulness-farkindalik-temelli-psikoterapi-becerileri-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Yazar: Susan M. Pollak, Thomas Pedulla, Ronald D. Siegel Çevirmen: Sena Gürdoğan Çeviri Editörü: Doç. Dr. Bilge Uzun Yayınevi: APAMER Psikoloji Kitapları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2019 Sayfa Sayısı: 319 Mindfulness kitabının üç yazarı Susan M. Pollak, Thomas Pedulla ve Ronald D. Siegel, psikoterapi hizmeti veren uzmanların klinik uygulamalarında mindfulness becerilerini nasıl kullanacaklarına rehber "Susan M. Pollak, Thomas Pedulla ve Ronald D. Siegel'in yazdığı 'Mindfulness', psikoterapi uzmanlarına yönelik bir rehber niteliğinde olup, mindfulness becerilerinin klinik uygulamalarda nasıl kullanılacağını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Kitap, mindfulness'ın ne olduğunu, çeşitli uygulama ve tekniklerini, farklı psikolojik bozukluklara olan etkilerini ve terapistlerin kendi kişisel gelişimlerinde nasıl kullanabileceklerini kapsamlı bir şekilde sunmaktadır." - [İçerdekiler - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/icerdekiler-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Oyunun Yazarı: Melih Cevdet ANDAY Yöneten: Tarık ŞENOCAK Oyuncular: Çetin ALTINDAL, Ekim HANİŞOĞLU, Suat Oktay ŞENOCAK Oyun Süresi: 1 saat 29 dakika Sahne Yeri: Uğur Mumcu Sahnesi Sezon: 2019-2020 Benliğimizi en yalın haliyle en çok ne durumda görür ve hissederiz? Veyahut hangi halimizle özgürleşiriz? Dört duvarla kaplı bir hücrede mi, yoksa gökyüzünün altında derin bir "Melih Cevdet Anday'ın 'İçerdekiler' oyunu, tutuklu bir öğretmenin hapishane sürecinde yaşadığı psikolojik gerilimleri ve toplumla, cinsellikle olan çatışmalarını otorite, özgürlük ve etik gibi kavramlar üzerinden inceliyor. Oyun, Milgram ve Kohlberg gibi psikolojik deney ve teorilere göndermeler yaparak, iktidarın insan üzerindeki etkisini ve bireyin iç dünyasındaki karmaşayı etkileyici bir şekilde sahneye taşıyor." - [444 - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/444-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Yiğit Sertdemir Yöneten: İbrahim Gürsoy Oyuncular: Adnan Akyüz, Gülşah Canbakal Oyunun Süresi – Perde Sayısı: 70 dakika, tek perde Yer: Denizli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sahnesi Sezon: 2018-2019 Oyun bir çağrı merkezinin gece vardiyasında, bir kadın ve bir erkek müşteri temsilcisi arasında geçer. Bu çağrı merkezi bir hatırlatma servisine aittir. Müşteriler "Yiğit Sertdemir'in yazdığı '444' oyunu, bir çağrı merkezinin gece vardiyasında geçen ve iki müşteri temsilcisinin diyalogları üzerinden çağdaş insanın unutkanlığına, toplumsal duyarsızlığa ve modern yaşamın bireyler üzerindeki etkilerine odaklanıyor. Oyun, çağrı merkezi çalışanlarının zorlu ruh halini ve iş dinamiklerini yansıtırken, izleyiciyi insan psikolojisi ve toplumsal meseleler üzerine düşündürmeye davet ediyor." - [DENİZ SEVİYESİ - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 10](https://psikolektif.com/psikolektif/deniz-seviyesi-film-inceleme-psikolektif-sayi-10/) - Vizyon Tarihi: 2014 Tür: Dram Yapım:Türkiye Süre: 105 dakika İmdb Puanı: 6,3 Oyuncular: Damla Sönmez, Ahmet Rıfat Sungar, Jacob Fishel Yönetmenler: Nisan Dağ, Esra Saydam Deniz seviyesi “Yeryüzündeki tüm yüksekliklerin ve denizaltındaki tüm derinliklerin tanımlanmasında kullanılan referans seviyedir. Deniz seviyeleri birçok faktörden etkilenebilir ve jeolojik zamanlar içerisinde büyük farklılıklar gösterdiği bilinmektedir.” olarak tanımlanmaktadır. Yaşadığımız olaylar, "Nisan Dağ ve Esra Saydam'ın yönettiği 'Deniz Seviyesi', geçmişiyle yüzleşmekten kaçan hamile bir kadının, memleketine dönerek eski sevgilisiyle hesaplaşmasını ve kendi içsel yolculuğunu konu alıyor. Film, psikolojik derinlikleri olan bir karakterin, kayıp bağlarını yeniden kurma ve kendini bulma sürecini etkileyici bir atmosferle anlatıyor." - [CEP HERKÜLÜ: NAİM SÜLEYMANOĞLU - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/cep-herkulu-naim-suleymanoglu-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 22 Kasım 2019 Tür: Biyografi, Dram Yapım: Türkiye Süre: 141 dakika İmdb Puanı: 7,3 Oyuncular: Hayat Van Eck, Selen Öztürk, Yetkin Dikinciler Yönetmen: Özer Feyzioğlu Film, milli halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayatını konu almaktadır. Cep Herkülü; Naim Süleymanoğlu, bir hayatın, bir devri nasıl etkileyebileceğini gözler önüne sermiştir. Naim, kazanmak için verdiği "Film, bir tek Naim’in “Cep Herkülü” olma yolundaki çalışkanlığını ve azmini değil, bir dönemin acısının sesini nasıl duyurduğunu da anlatmaktadır.""Sahip olduğumuz kimlik bir tek öznel iyi oluşumuzun yanında bulunduğumuz konumdaki iyi oluşların bir parçası olmamızı da sağlar." - [Duvara Karşı - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/duvara-karsi-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2004 Tür: Dram Yapım: Almanya Süre: 121 dk Imdb Puanı: 7.9 Oyuncular: Birol Ünel, Sibel Kekilli, Güven Kıraç Yönetmen: Fatih Akın Fatih Akın’ın yazıp yönettiği film, Gegen Die Wand orijinal adıyla gösterime girmiştir. Berlin Film Festivali’nde en iyi film ödülü olan Altın Ayı’yı almıştır. Film, daha sonra tiyatro ve operaya uyarlanmıştır. "Kayboluşlar, vazgeçmeler ve hayata yeniden tutunma çabaları ile kendilerini var etmeye çalışan iki insanın değişimlerini çok net bir şekilde görmemizi sağlıyor Fatih Akın." "Acıların ortak paydada kişileri birleştirmesini iyi bir şekilde ele aldığını düşünüyorum." - [THE FIRST GRADER - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/the-first-grader-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2010 Tür: Biyografi / Dram Yapım : İngiltere / ABD / Kenya Süre: 103 dk Imdb Puanı: 7.4 Oyuncular: Oliver Litondo, Emily Njoki, Hannah Wacera Yönetmen: Justin Chadwick “Eğitim, sen toprak olana kadar devam eder.” “Öğrenmek, eğlenmek demektir. O yüzden buraya eğlenmek için geldik.” Justin Chadwick’in yönetmenliğinden izlediğimiz The First Grader, "Eğitim-öğretim ve bağımsızlık kavramlarının bir toplum için önemi filmde oldukça etkileyici bir şekilde işlenmiştir." "Farkındalığımız için izleyelim, izletelim." - [SWALLOW - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/swallow-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - FİLM KÜNYESİ Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Dram, Gerilim Yapım: ABD Süre: 1 saat 35 dakika Imdb Puanı: 6.5 Oyuncular: Haley Bennett, Austin Stowell, Denis O'Hare Yönetmen: Carlo Mirabella-Davis Yazı spoiler içermektedir. Hunter, zengin bir ailenin oğlu ile evlenmiş, evlendiği kişinin ailesi tarafından zengin bir eş bulmaktan başka hiçbir vasfı olmadığı düşünülen, lüks bir evde kapana "Anne ve bebek ilişkisini genellikle doğum sonrası bir durum gibi anlatan filmlerin aksine Smallow bu bağlanmanın doğum öncesinden başladığını dikkat çekmesi yönüyle değerli bir film olarak karşımıza çıkmaktadır.""Kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet rolleri annelik ve iyi bir eş olma yönündeki görevleri ön plana çıkarmaktadır. Fakat Hunter etrafındaki insanları mutlu edebilmek için ne kadar çabalasa da bu rollere girememekte ve kendini mutlu hissedememektedir." - [Vavien - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/vavien-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Vavien Vizyon Tarihi: 2009 Tür: Drama, Komedi, Gerilim Yapım: Türkiye Süre: 100 Dakika IMDb Puanı: 7.5 Oyuncular: Engin Günaydın, Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen Yönetmen: Durul Taylan, Yağmur Taylan Taylan Biraderler olarak tanınan yönetmenlerin bu filminde Celal, karısı Sevilay ve ergenlik dönemindeki oğullarından oluşan, düşünce ve duygu paylaşımı olmayan, mutsuz bir ailenin portresini görmekteyiz. Her karakterin "Türk sinemasında adını sıkça duyuran Vavien, içerdiği metaforlar ve psikolojik öğeler bakımından oldukça zengin bir yapıt." "Köken ailelerimizden getirdiğimiz özelliklerin kendi ilişkilerimize yansımasını ve bunun bazen patolojiye yol açtığını aktarmakta." - [MELANCHOLİA - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/melancholia-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Vizyon Tarihi: 2011 Tür: Dram, Bilim Kurgu Yapım: Danimarka Süre: 2 saat 15 dakika IMDb: 7,2 / 10 Oyuncular: Kirsten Dunst, Charlotte Gainsbourg, Kiefer Sutherland Yönetmen: Lars von Trier Sıra dışı yönetmen Lars von Trier tarafından yazılıp yönetilen filmde Claire ve Justine adlı iki kız kardeş anlatılmaktadır. Hayat tarzları birbirine zıt iki kardeşten Justine depresyona, "Lars von Trier’in "Bu bir düğün, melankoli ve psikolojik bir felaket filmi." olarak tanımladığı film sahiden de yönetmenin kendine has kasvetli tarzını bana derinden hissettirdi." "İzlerken sanki yaşam enerjimin çekildiğini hissetmiş olsam da film derinleştikçe derinleşiyor, bu yönünden etkilendiğimi itiraf etmeliyim." - [Kardeşini Doğurmak: Türkiye’de Ensest Gerçeği - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/kardesini-dogurmak-turkiyede-ensest-gercegi-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Yazar Adı: Büşra Sanay Yayınevi: Doğan Kitap Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2018 Sayfa Sayısı: 369 “İnsan her şeyi anlatamaz. Zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.” Anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği gerçeklerin anlatıldığı kitabına, Cengiz Aytmatov’a ait bu sözlerle başlamış Büşra Sanay. “Türkiye’nin en mahrem yerinde görülmeyen, görmezden gelinen bir yara: ensest.” diyor. Zaten kitabın "Türkiye’nin en mahrem yerinde görülmeyen, görmezden gelinen bir yara: ensest." "Okurken gözlerinizin dolacağı, nefesinizin kesileceği, devam etmekte zorlanacağınız o kadar çok bölüm var ki." - [Aşkın Celladı - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/askin-celladi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Yazar Adı: Irwin D. Yalom Yayınevi: Remzi Kitapevi Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2016 Sayfa Sayısı: 303 Çevirmen: Handan Saraç Şöyle bir sahne düşünün: birbirlerini tanımayan dört yüz kişiye çift çift ayrılmaları ve eşlerine şu bir tek soruyu tekrar tekrar sormaları söyleniyor. “Ne istiyorsun?” Çoğu kez birkaç dakika içinde oda yoğun bir heyecanla sarsılır. Erkekler kadınlar "Ne zaman ki ulaşılmaz istekler tüm yaşamımıza egemen olur, o zaman yardım almaya yöneliriz." "Hayattaki varlığımızı, yaşamımızın amacını sorguladığımız zaman daha anlamlı ve verimli bir yaşam sürebiliriz." - [MÜLKSÜZLER - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/mulksuzler-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Yazar adı: Ursula K. Le Guin Çevirmen adı: Levent Mollamustafaoğlu Yayınevi: Metis Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ağustos 2020 Sayfa Sayısı: 335 Ursula Kroeber Le Guin 1929 yılında dünyaya gelmiş ve 22 Ocak 2018’de hayata gözlerini yummuş Amerikalı yazardır. 1950’li yıllarda fantastik romanlar yazmaya başlayan Guin, Hain ve Yerdeniz kurgusal evrenlerinde geçen seri kitapları "Kitaplarında cinsiyet kimlikleri ve siyasal sistemler eleştirel bir biçimde yer aldığından kendisine bilimkurgunun feminist sesi denmektedir." "Mülksüzler beni hem edebi hem de felsefi açıdan tatmin etti. Bu kitabı okuduktan sonra herkesin bir süre üstünde düşünmeyi bırakamayacağına inanıyorum." - [BENLİĞİNİ ARAYAN ÇOCUK - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/benligini-arayan-cocuk-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Kitap Künyesi Yazarın Adı: Virginia M. AXLINE Yayınevi: Panama Yayıncılık Yayınlanma Tarihi: 1964 Basım Yeri ve Tarihi: Ankara, Mart 2020 Sayfa Sayısı: 268 Bu inceleme yazısı; zekâ geriliği olduğu düşünülen, iletişim kuramayan ve oyun terapisi sayesinde benliğini keşfedip onu büyüten bir çocuğun hikâyesini konu alan “Benliğini Arayan Çocuk” kitabı hakkında olacaktır. Kitabın yazarı Virginia M. "Benliğini Arayan Çocuk” bir çocuğun sadece benliğini keşfedip onu geliştirmesine izin vermenin gelişimde bir bütün olarak ne denli etkili olduğunu somut olarak sunan bir eserdir.""Bu eser; ruh sağlığı, eğitim ve çocuk gelişimi gibi birçok uzmanlık alanına rehberlik edebileceği gibi aynı zamanda bir ebeveyn kaynak kitabı olarak da görülebilir." - [Merhaba ve Hoşça Kal - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/merhaba-ve-hosca-kal-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Oyunun Yazarı: Athol Fugard Çeviren: Ayşım Tanlı Yöneten: Diren özdoğal Oyuncular: Ulaş Öğüç, Suzan Polat Oyun Süresi: 1 saat, 49 dakika Sahne Yeri: Lefkoşa Sanat Tiyatrosu Sezon: 2017-2018 Geçmiş…Kaçmamız gereken mi yoksa yüzleşmemiz gereken bir gerçek mi? Kaçımız bütün gücüyle onunla yüzleşmek ister? Ya da hangimiz daha cesaretlidir gerçekler denizinde kulaç atma konusunda? Belki "Geçmiş…Kaçmamız gereken mi yoksa yüzleşmemiz gereken bir gerçek mi?" "Bireyin hem iç hesaplaşmasını hem de ailevi çatışmalarını gözler önüne sererken, bu hayattan göçmüş insanlara ait olan anıların nasıl duygular yaşattığını da gerçekçi bir şekilde yansıtan bu oyunu izlemenizi tavsiye ederim." - [Hizmetçiler - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/hizmetciler-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Jean Genet Çeviren: Salah Birsel Yöneten: Can Ali Çalışandemir Oyuncular: Çiğdem Yıldız, Saliha Cansu Saka, Can Ali Çalışandemir Oyunun Süresi – Perde Sayısı: Tek perde – 70 dakika Yer: Projeno 2 Sezon: 2018-2019 Oyun Özeti: Hanımlarının dayanılmaz “var”lığı karşısında kendi “yok”luklarında kaybolan; dayatılan sınıfsal kimliklerinde hapsolmuş iki kız kardeş... Sefaletlerini nefret "Hanımlarının dayanılmaz “var”lığı karşısında kendi “yok”luklarında kaybolan; dayatılan sınıfsal kimliklerinde hapsolmuş iki kız kardeş..." "Sosyolojiye ilgi duyuyor; insan davranışlarını belirlemede statünün önemli olduğunu düşünüyorsanız bu oyun tam da size göre." - [HAYALLERİM AŞKIM VE SEN - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 11](https://psikolektif.com/psikolektif/hayallerim-askim-ve-sen-film-inceleme-psikolektif-sayi-11/) - Vizyon Tarihi: 1987 Tür: Dram, tutku Yapım: Türkiye Süre: 93 dakika İmdb Puanı: 7,1 Oyuncular: Türkan Şoray, Oğuz Tunç Yönetmen: Atıf Yılmaz Freud’a göre, gerçeklik ilkesinin çalışmaya başlamasıyla zihin, bölünür, ayrılır, gerçeklik sınamasından uzaklaştırılarak yalnızca haz ilkesinin boyunduruğu altına sokulur. Bu faaliyete düşlemleme (phantasying) denir. Sinemanın da olgun savunma mekanizmalarının bir gelişimi sonucunda tüm düşlemlerin "Düşlemlerimiz yaşadıklarımız aracılığıyla açığa çıkar ve evrimleşir." "Birinin düşlerinin son bulduğu noktada bir diğerinin düşlemi başlamaktadır belki de." - [Bir Evlenme Teklifi - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/bir-evlenme-teklifi-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Anton Çehov Çeviren: Yılmaz Gruda Yöneten: Gamze Karababa Oyuncular: Celal Murat Usanmaz, Hasan Erten, Mehtap Maman Oyunun Süresi – Perde Sayısı: Tek perde – 35 dakika Yer: Başkent Tiyatroları Sezon: 2020-2021 Oyun özeti: Stepan Stepanovich Tschubukov‘un uzun süredir komşusu olan Ivan Vassiliyitch Lomov, Tschubukov‘un 25 yaşındaki kızı Natalia’ya evlenme teklif edecektir. "Oyunun merkezinde evlenme teklifi ya da bir türlü yapılamayan evlilik teklifi yer alıyor gibi görünse de iletişim çatışmaları ile sınıf eleştirisi oyunun bizler açısından değerli görünen kısmı olarak dikkat çekmektedir.""İletişim çatışmaları, günlük yaşamda karşılaştığımız ve kaynağını etkili dinlemenin bulunmamasından alan bir durumdur. İletişim çatışmasının olduğu yerde diyalog yerine monolog ön plana çıkar ve birbiriyle konuşuyor gibi görünen ancak aslında sadece kendi söylediğine odaklanan kişiler görünür." - [YETİŞKİN OLMAK: BÜYÜMEK VE DUYGUSAL OLGUNLUĞA ERİŞMEK - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/yetiskin-olmak-buyumek-ve-duygusal-olgunluga-erismek-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Kitap Künyesi Yazar adı: Lara E. Fielding Çevirmen adı: Ebru Kılıç Yayınevi: Aganta Kitap Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Kasım 2020 Sayfa Sayısı: 240 Kitabın yazarı Dr. Lara Fielding, mindfulness temelli Bilişsel Davranışçı Terapi uygulayan bir klinik psikologdur. Araştırma odaklı bir yaklaşım benimseyen Fielding, danışanlarıyla duygu düzenleme, strese dayanıklılık ve etkili başa çıkma yöntemleri üzerine "Kitapta zihnimizi ve bedenimizi betimlemek için araba metaforu kullanılmaktadır. Bu metaforda duygularımız arabanın motoruna, düşüncelerimiz direksiyona, yaptığımız eylemlerse tekerleklere benzetilmektedir." "Kitap boyunca durup düşünmemizi sağlayan sorular soran 'ara' bölümleri ve öğrendiğimiz şeyleri uygulamamıza yardımcı olacak pratikleri içeren 'pratik yapalım' bölümleri bulunmaktadır." - [Kişi Olmaya Dair - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/kisi-olmaya-dair-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Kitap Künyesi Yazarın Adı: Carl R. Rogers Yayınevi: Okuyan Us Yayınevi Yayınlanma Tarihi: 1961 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Aralık 2020 Sayfa Sayısı: 578 Bu inceleme yazısına, bulunduğu çağda psikoterapiye hasta (danışan) odaklı olarak tanımladığı yaklaşımı ile yeni bir ses getiren Carl Rogers’ın kendi yazılarından derleyerek oluşturduğu “Kişi Olmaya Dair” adlı eseri konu olacaktır. Hümanist "Bir ilişkide gerçekten olduğun kişi olmanın, kendini kabul edebilmenin, karşıdaki kişiyi anlayabilmek için kendine izin vermenin değerini ve iyileştirici gücünü vurgulamıştır.""Yaşamın amacını kişinin gerçekten sahip olduğu benliğini gösterebilmesi olarak tanımlamıştır." - [Vejetaryen - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/vejetaryen-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Kitabın Adı: Vejetaryen Yazar Adı: Han Kang Çevirmen: Göksel Türközü Yayınevi: APRIL Yayıncılık Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul/2020 Sayfa Sayısı: 158 2016 yılında Uluslararası Man Booker ödülüne layık görülen Vejetaryen kitabının yazarı Han Kang, 1970 yılında Güney Kore’de dünyaya gelmiştir. Yonsei Üniversitesi’ni bitiren yazar, yazım sürecini “Gözyaşı bile dökemeyecek kadar bitap düşmüş” olarak nitelendirmektedir. Çünkü "Rüyanın etkisiyle o gece evinde bulunan hayvansal tüm ürünleri siyah bir çöp poşetine doldurup atan kadının değişimi, sadece et ürünlerinden uzak kalmakla bitmemiştir." "Son bölümde Yonğhe’nin doğayla yoğun şekilde özdeşim kurduğu ve buna bağlı olarak toprakla buluşmak adına beslenmeyi tamamen bıraktığı görülmektedir." - [Piraye - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/piraye-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Kitabın Adı: Piraye Yazarın Adı: Canan Tan Yayınevi: Doğan Kitap Yeri ve Tarihi: İstanbul/ Ocak 2016 “Diyarbakır… Dar bir eşikten geçip geldim sana. Huzurundayım. Hoşgörü kapını açık tut. Bil ki direnmem sana değildi. Altın tepside sunulan acı şerbetti beni ürküten.’’ İz, Hasret, Yüreğim Seni Çok Sevdi, En Son Yürekler "Aile dinamikleri, kültür, ilişkiler ve evlilik üzerine birçok öge barındıran romanda büyük bir aşkla başlayan bir ilişkinin mutsuz bir evlilikle devam ettiğini ve kötü bir sonla bittiğini görüyoruz." "Roman, Diyarbakır’ın tarihini, insanlarını, yemeklerini en ince ayrıntısına kadar çok sürükleyici bir şekilde anlatmış." - [Unutursam Fısılda - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/unutursam-fisilda-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - FİLM KÜNYESİ Vizyon Tarihi: 2014 Tür: Dram/Müzikal Yapım: Türkiye Süre: 1 saat 58 dakika Imdb Puanı: 7.5 Oyuncular: Farah Zeynep Abdullah, Hümeyra, Mehmet Günsür, Işıl Yücesoy Yönetmen: Çağan Irmak Yazı spoiler içermektedir. Ayperi ve Hatice… İki farklı isim ve iki farklı yaşam arasında gidip gelen bir kadının hikayesini anlatmakta Unutursam Fısılda. Filmin hikayesi Hatice’nin Ayperi "Unutursam Fısılda, iki kız kardeşin, Hatice ve Hanife'nin, farklı yaşamları ve birbirleriyle olan karmaşık ilişkilerini, özellikle Hatice'nin Ayperi olma serüvenini ve şöhret basamaklarını tırmanışını anlatıyor." "Film, aile içi dinamikler, bireysel özgürlük arayışı, aşk, kayıp ve affetme gibi temaları işlerken, aynı zamanda müzik ve nostaljiyle harmanlanmış duygusal bir hikaye sunuyor." - [Atlıkarınca - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/atlikarinca-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2011 Tür: Dram Yapım : Türkiye Süre: 93 dk Imdb Puanı: 6.6 Oyuncular: Mert Fırat, Nergis Öztürk, Zeynep Oral Yönetmen: İlksen Başarır İlksen Başarır ve aynı zamanda filmin oyuncusu Mert Fırat’ın senaristliğini üstlendiği film, gerçek bir yaşam hikâyesinden değil gerçek binlerce yaşam hikâyesinden yola çıkılarak beyaz perdeye uyarlanmıştır. Filmde, toplumun "Gerçek yaşam hikâyelerinden esinlenen 'Atlıkarınca', küçük bir kasabada yaşayan bir ailenin, İstanbul'a taşınmalarıyla birlikte su yüzüne çıkan karanlık sırlarını ve aile içi ensest gerçeğini gözler önüne seriyor." "Film, toplumsal tabuları yıkarak, aile içi dinamiklerin karmaşıklığını ve bireylerin ruhsal mücadelelerini derinlemesine inceliyor, izleyiciyi rahatsız edici bir gerçeklikle yüzleştiriyor." - [L’avenir - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/lavenir-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Vizyon Tarihi: 2016 Tür: Drama Yapım: Fransa, Almanya Süre: 102 Dakika IMDb Puanı: 7.0 Oyuncular: Isabelle Huppert, Roman Kolinka Yönetmen: Mia Hansen-Løve Isabelle Huppert’ın etkileyici oyunculuğuyla hayat bulan Nathalie, 50’li yaşlarında, işini çok seven bir felsefe öğretmenidir. Güçlü bir kadın portresi sunarken Fransa kültürünü de özümsememizi sağlayan filmin yönetmeni Mia Hansen-Løve’dır. Bu yazı spoiler içermektedir. "L'avenir, 50'li yaşlarındaki felsefe öğretmeni Nathalie'nin, ani değişimlerle dolu hayatında kendini yeniden keşfetme sürecini, kayıpların ardından gelen özgürlüğü ve bireysel varoluşun sorgulanmasını derinlemesine inceliyor.""Film, Isabelle Huppert'in etkileyici performansıyla, entelektüel bir kadının duygusal yolculuğunu ve modern dünyada yeniden yapılanma çabasını, felsefi bir bakış açısıyla sunuyor." - [Marshall - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/marshall-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 20 Eylül 2017 Tür: Biyografi, Dram Yapım: ABD Süre: 118 dakika İmdb Puanı: 7,3 Oyuncular: Chadwick Boseman, Josh Gad, Kate Hudson Yönetmen: Reginald Hudlin Film, The National Association for the Advancement of Colored People (NAACP) yani Renkli İnsanların Gelişimi Ulusal Derneğinde, ırk ayrımcılığına dayalı ön yargı nedeni ile haksız yere suçlanan renkli "Marshall, ırk ayrımcılığına karşı mücadele eden avukat Thurgood Marshall'ın, haksız yere suçlanan bir siyahi adamı savunmak için verdiği hukuk mücadelesini ve ırkçılıkla yüzleşmesini konu alıyor." "Film, gerçek bir olaydan esinlenerek, adaletin ırkçılıkla nasıl sınandığını ve bireylerin toplumsal önyargılara karşı nasıl durduğunu güçlü bir şekilde anlatıyor." - [AQUARİUS - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/aquarius-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Vizyon Tarihi: 2017 Tür: Dram Yapım: Brezilya Süre: 2 saat 26 dakika IMDb: 7,5 / 10 Oyuncular: Sonia Braga, Humberto Carrao, Maeve Jinkings Yönetmen: Kleber Mendonça Filho Filmde; kentsel dönüşümler, toplumsal değişimler, zenginlerin kendi halinde yaşayan insanların hayatlarına etkileri, istediklerini elde edebilmek için sahip oldukları gücü kullanış şekilleri, eleştirel bakışla 60lı yaşlarında güçlü bir kadının "Aquarius, 60'lı yaşlarındaki Clara'nın, kentsel dönüşümün ortasında, nesillerdir yaşadığı apartman dairesini koruma mücadelesini ve bireysel direnişini, toplumsal değişimlerin arka planında güçlü bir kadın portresi çizerek anlatıyor." "Film, Clara'nın kararlılığı, özgürlüğü ve geçmişine olan bağlılığı üzerinden, kişisel alanın korunması, yaşlılık, aile ilişkileri ve toplumsal baskılara karşı duruş gibi temaları derinlemesine işliyor." - [Sorry We Missed You - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 12](https://psikolektif.com/psikolektif/sorry-we-missed-you-film-inceleme-psikolektif-sayi-12/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2019 Tür: Dram Yapım: Birleşik Krallık Süre: 102 dk Imdb Puanı: 7.6 Oyuncular: Kris Hitchen, Debbie Honeywood, Rhys Stone Yönetmen: Ken Loach Altın Palmiye ödülü için yarışan Ken Loach’ın son filminde Ricky ve Abbie, ekonomik krizden sonra toparlanamamış ve iki çocuklu - Seb ve Liza - bir ailenin ebeveynleri olarak karşımıza "Üzgünüz, Kaybettik, ekonomik krizin ardından ayakta kalmaya çalışan bir ailenin, modern iş dünyasının zorlukları ve aile içi dinamiklerin karmaşıklığı içinde verdiği mücadeleyi, Ken Loach'un gerçekçi ve dokunaklı anlatımıyla gözler önüne seriyor." "Film, işçi sınıfının yaşadığı zorlukları, aile bağlarının gücünü ve bireylerin sistem karşısındaki çaresizliğini, sosyal gerçekçi bir bakış açısıyla ele alarak izleyiciye derin bir empati duygusu yaşatıyor." - [Korkuyu Beklerken - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/korkuyu-beklerken-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Oyunun yazarı: Oğuz ATAY Yöneten: Doğukan ULUDAĞ Oyuncular: Doğukan ULUDAĞ Oyun süresi: 2 saat, 2 perde Sahne yeri: Selami Çeşme Özgürlük Parkı Tepe Sahnesi Sezon: 2021-2022 Herkesten ve her şeyden kaçıp yalnızlığa sığındığınız oldu mu hiç? Yalnızlık içinde birileri tarafından kurtarılmayı beklediğiniz? Korkuların yaşanma ihtimalini beklerken yalnızlığa daha çok itilen birine şahit "Oyun baştan sona ana karakterin, yaşadıklarını seyirciye anlatması ile sürmektedir. Ana karakterimiz yalnız kalabilmek için herkesten uzak bir yerde hayatını sürdürmektedir." "Varoluş krizlerini, hiçbir yere ait olamamanın verdiği duyguyu çok güzel bir şekilde bizlere yansıtan bir oyun olduğunu düşünüyorum." - [Hamlet - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/hamlet-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: William Shakespeare Çeviren: Bülent Bozkurt Yöneten: Ali Düşenkalkar Oyuncular: Selçuk Yöntem, Tülay Bursa, Murat Şen Oyunun süresi – Perde sayısı: 13 Bölüm (3.5 Saat) Yer: Radyo Tiyatrosu Hamlet; Ünlü İngiliz şairi William Shakespeare‘in dünyaca tanınmış trajedisidir. Eser intikam alma teması üzerine kuruludur. Şair, Hamlet’i çok eskiden yazılmış bir İskandinav piyesinden fikir "Hamlet; Ünlü İngiliz şairi William Shakespeare‘in dünyaca tanınmış trajedisidir. Eser intikam alma teması üzerine kuruludur." "Oyun prens Hamlet’in öldürülen babasının intikamını alması ana çerçevesinde aşkı, ayrılığı, arkadaşlığı, öfkeyi, güveni kısacası insan olmanın her parçasına değen noktalarının olmasıyla özel bir eser." - [Kıskançlık: Sevginin En Çok Düştüğü Tuzak - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/kiskanclik-sevginin-en-cok-dustugu-tuzak-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Yazar adı: Marcianne Blévis Çeviren: Işıl Aydın Yayınevi: Sel Yayıncılık Basım yeri ve tarihi: İstanbul, 2010 Sayfa sayısı: 158 Hepimizin yakından tanıdığı bir duygu: kıskançlık. Oxford English Dictionary sözlüğünün tanımına göre kıskançlık; şüphe, kurgu ya da mevcut bir rekabetin farkında olmaktan doğan, sonradan öğrenilen ve birçok insanı etkileyen rahatsız edici bir ruh halidir. Psikiyatrist/Psikanalist Marcianne "Psikiyatrist/Psikanalist Marcianne Blévis, Psikanalitik Yaklaşımı kullanarak gündelik hayatımızı ve ilişkilerimizi olumsuz etkileyen bu duygudan yola çıkmış ve “Kıskançlık: Sevginin En Çok Düştüğü Tuzak” kitabını yazmıştır." "Kitapta çoğunlukla ikili ilişkilerde yaşanan kıskançlık krizleri üzerinden analizler yapılsa da aynı zamanda kardeş kıskançlığı, ebeveyn kıskançlığı ve bağlanma sorunlarının kıskançlığa etkisi gibi, kıskançlığın farklı yüzleri ve kaynak noktaları üzerinde durulmuştur." - [Hayli Duyarlı Kişi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/hayli-duyarli-kisi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Kitap Künyesi Yazar adı: Elaine N. Aron Yayınevi: Epsilon Yayınevi Yayınlanma tarihi: 1996 Basım yeri ve tarihi: İstanbul, Temmuz 2021 Sayfa sayısı: 342 Bu inceleme yazısı; kitabın yazarı Elaine N. Aron tarafından Hayli Duyarlı Kişi(HDK) olarak tanımlanan bireylerin ve bu bireylerle ilişkide olan kişilerin kılavuz olarak kullanabileceği Hayli Duyarlı Kişi kitabı hakkında olacaktır. Elaine N. "Hayli Duyarlı Kişi; toplumun belli bir yüzdeliğini oluşturan ve sıradan bir bireyden daha yüksek duyarlılığa sahip olduğu için belli konularda bu özelliğine dair farkındalık oluşturmaya ve bazı dengeleyici yaşam becerilerini edinmeye ihtiyaç duyan kişidir." "Aron, ilerleyen sayfalarda bir HDK olarak okurlara; duyarlılık özelliğinin yalnızca fazladan zamana ve temkinli olmaya ihtiyacı olduğunu, bu özelliğin duyarlı olmayan kişiler tarafından çekingenlik, utangaçlık ve zayıflık olarak etiketlenebileceğini söylemiştir." - [Ölümün Toplumsal Tarihi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/olumun-toplumsal-tarihi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Kitap Künyesi Yazar adı: Allan Kellehear Yayınevi: Phoenix - Sosyoloji Dizisi Basım yeri ve tarihi: Ankara, 2012 Sayfa sayısı: 400 Ölümün Toplumsal Tarihi, toplum sağlığı alanında çalışan akademisyen Allan Kellehear tarafından yazılmıştır. Yazarın çalışmaları ölüm, ölme deneyimi ve yaşlı/hasta bakımı konularına yoğunlaşmaktadır. Kitap, ölüm üzerine yazılanlardaki ortak noktaları geçmişten günümüze tarihsel bir süreç içerisinde incelemekte, öte "Kitap, ölüm üzerine yazılanlardaki ortak noktaları geçmişten günümüze tarihsel bir süreç içerisinde incelemekte, öte yandan örneğin mağaralardaki resimlerin gerçekleri yansıtıp yansıtmadığını sorgulayarak yönteminin sınırlılıklarını sorgulamaktadır.""Günümüz insanı artık ölümle yüzleşebilme fırsatına sahiptir, öte yandan giderek artan şekilde anlamsızlıkla karşı karşıya kalmaktadır." - [THE SKELETON TWİNS - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/the-skeleton-twins-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2014 Tür: Dram/Komedi Yapım: ABD Süre: 1 saat 33 dakika İmdb puanı: 6.8 Oyuncular: Bill Hader, Kristen Wiig, Luke Wilson, Ty Burrel Yönetmen: Craig Johnson Birbiriyle iletişimi koparmış ve on yıldır görüşmeyen ikiz kardeşlerin hayatını anlatmakta olan film aile bağlarını ve benliğine yabancı bir hayat yaşamanın getirdiği ağır yükleri ele almaktadır. "Birbiriyle iletişimi koparmış ve on yıldır görüşmeyen ikiz kardeşlerin hayatını anlatmakta olan film aile bağlarını ve benliğine yabancı bir hayat yaşamanın getirdiği ağır yükleri ele almaktadır." "The Skeleton Twins, zorluklar karşısında sosyal desteğin önemini anlatırken kişilerin benliğine uygun bir hayat yaşamamalarının oluşturabileceği zararları gözler önüne seriyor." - [KEFERNAHUM - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/kefernahum-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2019 Tür: Dram Yapım : Lübnan Süre: 126 dk Imdb puanı: 8.4 Oyuncular: Zain Al Rafeea, Cedra Izam, Nadine Labaki Yönetmen: Nadine Labaki Nadine Labaki’nin hem senaristliğini hem yönetmenliğini hem de başrolün avukatı olarak oyunculuğunu üstlendiği film, Lübnanlı yoksul bir ailenin 12 yaşındaki çocuğu Zain’in yaşamını konu edinmektedir. Filmde kadınlar, çocuklar ve mülteciler "Filmde kadınlar, çocuklar ve mülteciler aynı küme içerisinde kesişim noktasında verilmektedir." "Film, ıslahevi doktorunun Zain’in dişlerine bakarak yaşını tahmin etmesiyle başlamaktadır." - [Ray - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/ray-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 25 Şubat 2005 Tür: Biyografi, Dram, Müzikal Yapım: ABD Süre: 178 dakika İmdb puanı: 7,7 Oyuncular: Jamie Foxx, Regina King, Kerry Washington Yönetmen: Taylor Hackford Müzikal bir film olan Ray, yaptığı müzikler ve müzik tutkusu ile dönemine damga vurmuş Ray Charles Robinson’un hayatını anlatmaktadır. Ray’in hayattaki en büyük motivasyonu müzik "Müzikal bir film olan Ray, yaptığı müzikler ve müzik tutkusu ile dönemine damga vurmuş Ray Charles Robinson’un hayatını anlatmaktadır." "Ray, bir insanın sahip olduğu tutkunun insanı nasıl güçlendirdiğini gösterirken o güce sahip bir insanın içten içe bir travmanın tutsağı oluşunu ve savaşını gözler önüne sermektedir." - [TAKE MY EYES - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/take-my-eyes-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2003 Tür: Dram Yapım: İspanya Süre: 109 dk Imdb puanı: 7.5 Oyuncular: Laia Marull, Luis Tosar, Candela Pena Yönetmen: Iciar Bollain Iciar Bollain’in üçüncü uzun metrajı olan film, Pilar’ın bir gece yarısı eşyalarını hızlı bir şekilde toplaması ve oğlu Juan’ı uyandırıp kocası Antonio’yu terk etmesiyle başlamaktadır. Kız kardeşi Ana’nın desteği ile "İciar Bollain’in üçüncü uzun metrajı olan film, Pilar’ın bir gece yarısı eşyalarını hızlı bir şekilde toplaması ve oğlu Juan’ı uyandırıp kocası Antonio’yu terk etmesiyle başlamaktadır." "Film, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında kadına sadece kadın olduğu için şiddet göstermenin normalleştirilmesi ve roller üzerine bir eleştiri olarak karşımıza çıkmaktadır." - [BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA - FİLM İNCELEME - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/bir-zamanlar-anadoluda-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2011 Tür: Dram, Suç Yapım: Türkiye Süre: 157 dakika İmdb puanı : 7,9 Oyuncular: Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan Nuri Bilge Ceylan’ın hem senaristliğini hem yönetmenliğini üstlendiği film, zanlısından savcısına, doktorundan jandarmasına, komiserinden şoförüne farklı profil ve temsiliyetleri barındıran kalabalık bir ekibin bir gece vakti bozkırın "Bir cinayetin aydınlatılması yolunda, karakterlerin yaklaşık 12 saatine ışık tutan film; 2011 yılında 64. Cannes Film Festivalinde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülmüştür." "Film boyunca kurulan bütün ilişki ve iletişimlerde güç hiyerarşisi dikkat çekmektedir. Her bir karakterin statü olarak kendinden aşağıda olduğunu düşündüğü karakter üstünde baskı kurma eğiliminde olduğu görülmektedir." - [Köksüz - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 13](https://psikolektif.com/psikolektif/koksuz-film-inceleme-psikolektif-sayi-13/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2013 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 80 İmdb puanı: 6.6 Oyuncular: Lale Başar, Ahu Türkpençe, Sekvan Serinkaya Yönetmen: Deniz Akçay Köksüz, bir kaybın ardından yeniden aile olmayı başaramayan, gün geçtikçe kendini yok eden dört kişinin kaybolma hikâyesidir. Nurcan, kocasının kaybından sonra üç çocuğu ile baş başa kalır; büyük kızları Feride, ailede "Köksüz, bir kaybın ardından yeniden aile olmayı başaramayan, gün geçtikçe kendini yok eden dört kişinin kaybolma hikâyesidir." "Yönetmeninin tabiriyle; ‘arada kalmış, kendine rol biçememiş insanların başkalarınca giydirilen rolleri beceriksizce taşıma çabalarının hikâyesini’ beyaz perdeye taşıyor." - [KENDİ YAŞAMINA SON VERMEK: ÖZKIYIM](https://psikolektif.com/serbest-kursu/kendi-yasamina-son-vermek-ozkiyim/) - Hangi sebeple temel amacı yaşamak, temel içgüdüsü var olmaya yönelik olan bir canlı, kendi isteği ile yaşamına son verebilir? Dünya Sağlık Örgütü 1974 yılında intiharı şöyle tanımlamıştır; “kişinin amacının bilincinde ve değişik derecelerde ölümcül amaçlı olarak kendine zarar vermesi”. Aynı zamanda intiharı, intihar eylemi ve intihar girişimi olarak ikiye ayırmıştır. İntihar eylemi gerçek intihardır ve - [Uyku Kitabı ile Uyku Üzerine](https://psikolektif.com/serbest-kursu/uyku-kitabi-ile-uyku-uzerine/) - Hayatın bir parçası olan uykunun insan sağlığı için önemli olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Yapılacak işlerin çokluğunun yanında zamanı yetirememekten yakınılan bu günlerde, uykudan kısarak kar etme düşüncesi pek çoğumuzda vardır. Daha az uyuyup daha çok uyanık kalarak zamandan kar ettiğimizi zannederiz. Peki gerçekte de böyle midir? Neden, nasıl, ne zaman ve ne kadar uyumak doğrudur? Kapağında - [TEKNOLOJİNİN ZARARLARINDAN ÇOCUĞUMU NASIL KORURUM?](https://psikolektif.com/serbest-kursu/teknolojinin-zararlarindan-cocugumu-nasil-korurum/) - Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelere kolay erişilebilirlik, kişiler arası ilişkileri şekillendirmekte, aile ve toplum yapısına etki etmektedir. Geçmişten günümüze farklılaşan bu gelişmeler anne-baba tutumlarını da değiştirmiştir (Çetinkaya ve Sütçü, 2016). Dijital teknoloji ile büyüyen çocuklarını gören ebeveynler bazı kaygılar yaşamaktadırlar. Hatta çocuğunun bağımlı olduğunu düşünen ebeveynler onlara nasıl yaklaşacağını, neler yapması gerektiğini bazen bilememektedirler. Anne-babaların - [Kendiliğinden Olmak](https://psikolektif.com/serbest-kursu/kendiliginden-olmak/) - “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.” Mevlana’nın bu anlamlı sözünü hepimiz duymuşuzdur. Mevlana’nın bu cümlesi aslında içinde pek çok anlam barındırmaktadır. Peki, biz Mevlana’nın bu öğretisini psikoloji biliminde nasıl değerlendirebiliriz? Psikoloji alanında özellikle psikolojik danışma süreçleri için önemsenen ve Mevlana’nın bu sözüyle ilişkilendirilebilecek bir kavram vardır. Bu kavram Türk dilinde otantiklik olarak adlandırılmaktadır. - [MANİPÜLASYON](https://psikolektif.com/serbest-kursu/manipulasyon/) - Yeni bir ayda, yeni bir yazı ile sizlerleyim. Bu ay manipülasyona dair bir şeyler söylemek istedim. Zira hayatımız boyunca manipülatör kişilerle karşılaşma olasılığımız oldukça yüksek. Kişilerarası ilişkilerde verdiğimiz kararları etkileyerek benlik sunumumuzu değiştiren manipülasyon, toplumsal bir imha silahı olarak dahi kullanılabiliyor. Bu tehlikeli düşmanı tanımak onunla başa çıkabilmenin en etkili yolu.. Tanışma faslına başlayalım o - [YARDIM ETME DAVRANIŞI](https://psikolektif.com/serbest-kursu/yardim-etme-davranisi/) - İşe geç kaldığınız bir gündü. Alelacele evden çıktınız ve otobüs durağına yöneldiniz. Aklınızda patronunuza söyleyeceğiniz bahaneler varken bir yandan da iş yerine ulaşabilmek için geçecek süreyi hesaplıyorsunuz. Şehrin meydanına geldiğinizde durağın çok kalabalık olduğunu fark ettiniz. Otobüsün gelmesine yaklaşık beş dakika var. Bu sırada gözünüz, caddenin karşısında sendeleyerek yürüyen bir kadına takıldı. Kadın biraz sonra - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 8](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-8/) - Pedagojik değerler serimizin yedinci bölümünde bireylerin mutlu olma ihtimalleri ve huzur arayışları üzerinde etkili olan çok önemli iki değerden, hayal ve azim kavramlarından bahsetmiştik. Mutluluk ve huzura ulaşma serüveninde hayal ve azmin yanında değinmemiz gereken çok önemli iki değer daha vardır. Bunlar bu serüven boyunca bireye eşlik edecek vazgeçilmez değerlerdir. Bunlardan ilki bireylerin başarı, mutluluk - [BİR DÖNÜM NOKTASI: EŞ SEÇİMİ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/bir-donum-noktasi-es-secimi/) - Hayatımız, belirli seçimler doğrultusunda oluşan bir yoldur. İçinde doğacağımız ailemiz, dış görünüşümüz gibi bazı seçimler bize ait olmasa da hayat boyu belirli seçimler yaparak hayatımızı devam ettirmemiz beklenir. Lise kazanmak, iyi arkadaşlıklar kurmak, üniversiteye gidip istediğimiz bölümü okumak, iş sahibi olmak, eş seçmek gibi. Bu seçimlere insanın hayatındaki dönüm noktaları olarak bakabiliriz. Bu yazımda önemli - [YALNIZ DEĞİLSİN!](https://psikolektif.com/serbest-kursu/yalniz-degilsin/) - Yalnızlık, yaşamda bir an, Hep yeniden başlayan.. Dışından anlaşılmaz. Ya da kocaman bir yalan, Kovdukça kovalayan.. Paylaşılmaz. Bir düşün'de beni sana ayıran Yalnızlık paylaşılmaz Paylaşılsa yalnızlık olmaz. Özdemir Asaf Katıldığı bir programda yalnızlığı “her zaman çok şikâyet edebilecek ama ondan asla vazgeçemeyecek kadar büyük bir ruh hastalığı.” diye tanımlamıştı müzisyen Cem Adrian. Gerçekten de bir - [Hayat Balosu](https://psikolektif.com/serbest-kursu/hayat-balosu/) - Meşhur müzik gruplarından Yeni Türkü’nün seslendirdiği Maskeli Balo şarkısını pek çoğunuz duymuşsunuzdur. Sözleri Murathan Mungan’a ait olan şarkının bir kısmında “Tak etti canıma bu maskeli balo/Bu maskeli balo/Ve onun sahte yüzleri.” sözleri yer alıyor. Sözlere genel olarak baktığımızda ya da sadece bu kısımdan anlaşılabileceği gibi aslında hayatın bir maskeli baloya benzetildiğini ve bu durumdan kaynaklanan - [İlkel Toplulukların Psikolojisi: Freud’un Kabilelerle Dansı](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ilkel-topluluklarin-psikolojisi-freudun-kabilelerle-dansi/) - Dikkat, bu yazının yazarın önerdiği şarkı dinlenirken okunması tavsiye edilir: Öneri Şarkı: Leo Rojas - Der Einsame Yaşadığımız modern dünyadan biraz uzaklaşmak, balta girmemiş bir ormanda sessizliğin tadını çıkarmak ister miydiniz? O halde sizi Güney Amerika’nın Amazon ormanlarına götürelim. Amazon, Brezilya ve Peru’ya uzanan adeta yeşil bir sonsuzluktur. Biz sizinle Amazon’un Peru sınırına doğru uzanan - [EĞİTİMDE CEZA](https://psikolektif.com/serbest-kursu/egitimde-ceza/) - Ülkemizde yıllardır farklı eğitim politikaları uygulanmaktadır. Geçmişte fiziksel veya psikolojik cezaya yer verilirken artık cezaların çoğu okullarda yasaklanmıştır. Bu durum, eğitimciler arasında bazı ayrılıklara sebep olmuştur. Bazı eğitimciler cezanın eğitimde yeri olmayacağını savunurken bazı eğitimcilerse otoritenin özellikle cezayla sağlanabileceğini savunmuşlardır. Böylece okullarda uygulanan cezanın disipline etkisi gerek günlük yaşamda gerekse akademik boyutta sorgulanmıştır. Ceza, istenilmeyen - [ÖZGÜVENİN TEMELLERİ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ozguvenin-temelleri/) - Özgüven kelimesine baktığımızda karşımıza çıkan ilk kavram aslında öz’dür yani benlik. Benlik kavramı, bireyin kişiliğine ilişkin düşünceleri, kendini algılayış biçimi, kişiliği yönlendiren, biçimlendiren bir öğedir (Aslan, 1992). Benlik bireyin doğuştan getirilen gizil güçlerinin çevrenin de etkisiyle oluşan dinamik bir yapıdır. Yani doğumla başlar ve bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişmelerin etkisiyle devam eder. Birey, doğduğu andan - [Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/sayi-15/) - Sinema, Edebiyat ve Tiyatro’yu; Ruh sağlığı ve eğitim alanıyla buluşturan, Psikolektif + derginin 15. Sayısında 6 film, 3 kitap ve 2 tiyatro incelemesi yer almaktadır. Yaz mevsimini karşıladığımız bugünlerde sizlerle buluşan dergimizin kapağında edebiyatımızın güçlü kalemlerinden Sabahattin Ali yer almaktadır. - [Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/sayi-14/) - Psikolektif + dergisinin merakla beklenen 14. sayısı çıktı. Kapağında yazar Nihan Kaya'nın yer aldığı, 5 film, 4 kitap ve 2 tiyatro oyunu incelemesinin içeriğini oluşturduğu dergimizle kültür-sanatı, ruh sağlığı ve eğitim alanıyla buluşturduk. - [Bir İdam Mahkûmunun Son Günü - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/bir-idam-mahkumunun-son-gunu-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Yazan: Victor Hugo Yöneten: Mehmet Köseoğlu Uyarlayan: Tayfun Türkili, Beyza Kara Oyuncular: Sezai Aydın, İskender Bağcılar, Murat Şen, Naci Taşdöğen Oyunun süresi – Perde sayısı: 57 dk. - (Perde yoktur.) Yer: TGRT- Radyo Tiyatrosu Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, bir hapishanede hayatının son altı haftasını geçiren bir idam mahkûmunun korku ve acılarının öyküsüdür. Tiyatro boyunca Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkûmunun Son Günü" adlı radyo tiyatrosu, idam cezası almış bir mahkumun son altı haftasını, içsel çatışmalarını ve umutsuz bekleyişini duygusal bir derinlikle ele alıyor. Oyun, idam cezasının insanlık dışı yönünü ve mahkumun ailesi üzerindeki yıkıcı etkisini hümanist bir bakış açısıyla sorgularken, dinleyiciyi de ölüm, umut ve adalet kavramları üzerine düşünmeye sevk ediyor. - [Sığıntılar - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/sigintilar-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Slawomir Mrozek Çeviren: Zihni Küçümen Yöneten: Mehmet Yıldız Oyuncular: Nusret Baltacı, Hasan Ergün Oyunun süresi – Perde sayısı: 65 dakika / 1 perde Yer: Diyarbakır DT Sezon: 2021/2022 Polonyalı iki adam, biri köylü diğeri bir yazar. Yazar siyasi nedenlerle, köylü ise para kazanmak için Paris’e gelmiş. Bir apartmanın bodrumunda fareler gibi Slawomir Mrozek'in yazdığı "Sığıntılar" adlı tiyatro oyunu, Paris'te bir apartman bodrumunda hayatta kalmaya çalışan iki Polonyalı adamın, bir yazar ve bir köylünün, sınıfsal ayrım, yoksulluk ve insanlık onuru üzerine derinlemesine bir sorgulama sunuyor. Oyun, zorlu yaşam koşullarının insan psikolojisi üzerindeki etkilerini ve sosyal destek eksikliğinin bireyleri nasıl yalnızlaştırabileceğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. - [AİLE OKULU VE EVLİLİK - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/aile-okulu-ve-evlilik-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Nevzat Tarhan Yayınevi: Timaş Yayın Grubu Basım yeri ve tarihi: İstanbul, 2017 Sayfa Sayısı: 192 Psikiyatrist ve nöropsikolog olan Nevzat Tarhan’ın kaleme aldığı “Aile Okulu ve Evlilik” adlı kitabın birinci bölümünde detaylı olarak ebeveyn-çocuk ilişkisi ele alınırken ikinci bölümünde evlilik kapsamında eşler arasındaki ilişkiler okuyucuya sunulmaktadır. Yazar, ebeveyn-çocuk ilişkisini işlediği Nevzat Tarhan'ın "Aile Okulu ve Evlilik" kitabı, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve eşler arasındaki ilişkileri ele alarak, aile içi huzur ve mutluluğun nasıl sağlanabileceğine dair öneriler sunuyor. Kitap, özellikle evlilik yolunda olanlar ve aile içinde sorunlar yaşayanlar için yol gösterici nitelikte bilgiler içeriyor. - [Işığın Yolu - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/isigin-yolu-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Kitap Künyesi Yazarın Adı: Nilüfer Devecigil Yayınevi: Doğan Kitap Yayınlanma Tarihi: Mart 2017 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Haziran 2020 Sayfa Sayısı:233 Bu inceleme yazısı bir bağlanma hikayesini konu alan, ebeveynlik ve ilişkiler üzerinde satır aralarında kıymetli bilgiler sunan Işığın Yolu isimli eser hakkında olacaktır. Kitabın yazarı Nilüfer Devecigil, 1967 yılında Ankara’da doğmuştur. Saint-Benoit Lisesi’nden Nilüfer Devecigil'in "Işığın Yolu" adlı eseri, kaçıngan bağlanan Ayşenur'un terapist eşi Micheal ile ilişkisi ve ebeveynlik deneyimleri üzerinden bağlanma, ilişkiler ve kişisel farkındalık konularını ele alıyor. Kitap, Ayşenur'un kendi ebeveynlerinin tutumlarının ilişkilerine etkisini, güvenli bağlanmanın önemini ve içsel farkındalık yolculuğunu samimi bir dille anlatırken, okuyucuya hem kişisel gelişim hem de ilişkiler üzerine değerli içgörüler sunuyor. - [İyi Aile Yoktur - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/iyi-aile-yoktur-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Nihan Kaya Yayınevi: İthaki Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2018 Sayfa Sayısı: 288 İyi Aile Yoktur kitabının yazarı Nihan Kaya; Türkçede 21 kitabı bulunan, psikoloji alanında dersler ve seminerler veren bir isimdir. Doktora tezini psikanalist Winnicott’un çalışmaları üzerine yazmayı planlamaktadır. Yazarın kitaplarında Alice Miller’dan da etkilendiği görülmektedir. Yazarın incelenen kitabında Nihan Kaya'nın "İyi Aile Yoktur" adlı kitabı, çocuk yetiştirme pratiklerini sorgulayarak, en iyi niyetli ebeveynlerin bile çocuklarına zarar verebileceği gerçeğini vurguluyor. Kitap, toplumun "normal" olarak kabul ettiği davranışları ve çocukluk travmalarının yetişkinlikteki etkilerini psikanalitik bir bakış açısıyla ele alıyor, saygı, sorumluluk ve eğitim gibi kavramları yeniden düşünmeye davet ediyor. - [Beden Asla Yalan Söylemez - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/beden-asla-yalan-soylemez-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - KİTAP KÜNYESİ Yazar adı: Alice Miller Yayınevi: Okuyan Us Yayınları Basım yeri ve tarihi: İstanbul/2014 Sayfa sayısı: 224 Basel’de felsefe, psikoloji ve sosyoloji eğitimi gördükten sonra aldığı Psikanaliz eğitimiyle 20 yıl boyunca terapiler ve eğitimler veren Alice Miller, 1980 yılında yazı yazmak için mesleğini bırakmıştır. Bu süreçten sonra kamuoyu tarafından çokça eleştirilen bazı teorilerinin de Alice Miller'ın "Beden Asla Yalan Söylemez" adlı eseri, çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki etkilerini ve ebeveyn-çocuk ilişkilerindeki istismarın bireyin bedensel ve ruhsal sağlığı üzerindeki yıkıcı sonuçlarını ele alıyor. Kitap, geleneksel ebeveynlik anlayışını sorgulayarak, çocuklukta yaşanan travmaların bireyin hayatı boyunca süren etkilerini ve bu etkilerin nasıl farklı savunma mekanizmalarıyla bastırıldığını inceliyor. - [Penceredeki Kadın - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/penceredeki-kadin-film-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2021 Tür: Gerilim Yapım: Amerika Süre: 100 dk Imdb: 5.7 Oyuncular: Amy Adams, Gary Oldman, Anthony Mackie Yönetmen: Joe Wright Çocuk psikoloğu Anna Fox (Amy Adams), agorafobi hastasıdır. Bu hastalığı dolayısıyla dışarı çıkamaz ve günlerini New York’taki dairesinde içki içerek, komşularını gözetleyerek ve film izleyerek geçirir. Karşıdaki daireye yeni taşınan ve Joe Wright'ın yönettiği "The Woman in the Window", agorafobik bir çocuk psikoloğu olan Anna'nın, komşularını gözetlerken tanık olduğu olaylar sonucu gerçeklik ve sanrı arasında gidip gelmesini konu alıyor. Film, Anna'nın travmatik geçmişi ve hastalığı üzerinden bir gerilim atmosferi yaratırken, izleyiciyi de gördüklerinin gerçekliği konusunda şüpheye düşürüyor. - [Pieces Of A Woman - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/pieces-of-a-woman-film-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2020 Tür: Dram Yapım: ABD Süre: 2 saat 8 dakika Imdb Puanı: 7.1 Oyuncular: Vanessa Kirby, Shia LaBeouf, Sarah Snook Yönetmen: Kornél Mundruczó ‘‘Yazı spoiler içermektedir.’’ Pieces of a Woman bebeklerini evde doğum yoluyla dünyaya getirmeye çalışan bir çiftin parçalanan hikayesini anlatmaktadır. Doğum esnasında bebeklerinin hayatını kaybetmesiyle büyük bir travmayla karşılaşan Kornél Mundruczó'nun yönettiği "Pieces of a Woman", evde doğum sırasında bebeklerini kaybeden bir çiftin yaşadığı travmayı ve bu travmanın ilişkilerini nasıl parçaladığını derinlemesine inceliyor. Film, yas sürecinin karmaşıklığını ve bireylerin bu süreçte nasıl farklı yollar izleyebileceğini çarpıcı bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. - [THE LOST DAUGHTER - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/the-lost-daughter-film-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 2021 Tür: Dram Yapım : ABD, Yunanistan Süre: 122 dk Imdb Puanı: 6.7 Oyuncular: Olivia Colman, Jessie Buckley, Dakota Johnson Yönetmen: Maggie Gyllenhaal Elena Ferrante’nin aynı isimli romanından beyaz perdeye uyarlanan film, üniversitede profesör olan Leda’nın bir sahil kasabasına tatile gelmesiyle birlikte yaşamını sorgulaması üzerine kurulmuştur. Filmde, Leda üzerinden bir dişi bireyin taşıdığı; Maggie Gyllenhaal'ın yönettiği "The Lost Daughter", bir sahil kasabasında tatil yapan Leda'nın, annelik deneyimlerini ve geçmiş travmalarını yeniden sorgulamasını konu alıyor. Film, bir kadının annelik, eşlik ve bireysellik gibi roller arasında sıkışıp kalmasının yarattığı içsel çatışmaları ve toplumsal beklentilerle yüzleşmesini derinlemesine inceliyor. - [İtiraf - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/itiraf-film-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Film Künyesi Vizyon Tarihi: 3 Mayıs 2002 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 100 dakika İmdb Puanı: 7,1 Oyuncular: Taner Birsel, Başak Köklükaya Yönetmen: Zeki Demirkubuz Film, Harun ve Nilgün çiftinin travma üzerine kurulu evliliklerinin artık son noktaya gelindiğinde yaşanılanları ele almaktadır. İlişkilerinde, şüphe ve bastırılan suçluluk duygusunun birbirleri ile olan iletişimlerine yansımaları gözler önüne Zeki Demirkubuz'un yönettiği "İtiraf", travmatik bir geçmiş üzerine kurulan evliliklerinde şüphe ve suçluluk duygularıyla yüzleşen Harun ve Nilgün'ün çıkmazını derinlemesine inceliyor. Film, bastırılmış duyguların ve çözülmemiş hesapların bir ilişkiyi nasıl zehirleyebileceğini, psikolojik gerilim ve çarpıcı diyaloglarla gözler önüne seriyor. - [Kış Uykusu - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 14](https://psikolektif.com/psikolektif/kis-uykusu-film-inceleme-psikolektif-sayi-14/) - Film Künyesi Vizyon tarihi: 2014 Tür: Dram Yapım: Türkiye Süre: 196 dk Imdb Puanı: 8.1 Oyuncular: Haluk Bilginer, Melisa Sözen, Demet Akbağ Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan Nuri Bilge Ceylan’ın hem senaristliğini hem yönetmenliğini üstlendiği Altın Palmiye ödüllü film, Aydın’ın tek başına yürüyüş yapmasıyla başlamaktadır. Yıllarca tiyatro oyunculuğu yaptıktan sonra babasından kalan oteli işletmek için Kapadokya’ya Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği "Kış Uykusu", Kapadokya'da bir otel işleten eski tiyatrocu Aydın'ın eşi ve kız kardeşiyle yaşadığı iç hesaplaşmaları ve çatışmaları derinlemesine inceliyor. Film, Aydın'ın karmaşık kişiliği ve ilişkileri üzerinden insan doğasının derinliklerine inen, psikolojik ve felsefi sorgulamalarla dolu bir yapım olarak öne çıkıyor. - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ -1](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-1/) - İnsanların sağlıklı bir ruh durumuna sahip olmasında, hayatında meydana gelen olaylara ve durumlara bakış açısı, onları yorumlama biçimi ve çevresindeki insanlarla kurduğu iletişim çok etkilidir. Bütün bunlar bireyin, toplum içerisinde daha çok informal öğrenmelerini kapsayan, değer kavramının önemini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda düşünüldüğünde ruh sağlığı ve eğitim alanında yazı yazarken pedagojik değerlerimizden bahsetmemek olmazdı. Bu - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 7](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-7/) - Pedagojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan yazısında bireylerin üretkenliğini, topluma katkı sağlayabilmelerini ve bir arada iş yapabilme yeterliliklerini artıran değerlerden bahsetmiştik. Bu ay da bireylerin yaşamsal amaçlarını ifade eden iki önemli değerden, mutluluktan ve huzurdan; ayrıca bu amaçlara ulaşmada en etkili içsel güdüleyicilerden, hayal ve azim değerlerinden bahsedeceğiz. Freud (2015), ‘İnsan mutlu olmak ister, bu - [Dahilerin Psikolojisi: Nikola Tesla](https://psikolektif.com/serbest-kursu/dahilerin-psikolojisi-nikola-tesla/) - Yaşadıkları zamanın ötesinde fikirleriyle tarihin dönüm noktalarında imzaları bulunan birçok kişiyi dahi olarak nitelendiririz. Bu nitelendirmelerin yanında “dahilikle delilik arasındaki ince çizgi”yi tanımlamaktan da geri durmayız. Deha, mevcut dönemdeki alışılmış fikirleri aşan çalışmalar üretir. Bu çalışmalar insanlığın mevcut bakış açısından farklılaştıkça bıraktığı izler derinleşir ve sahibini deha olarak ünlendirir (Cloud, 2009). Dehalar yalnızca ürettikleriyle değil - [SEVGİNİN DİLİ VAR MIDIR?](https://psikolektif.com/serbest-kursu/sevginin-dili-var-midir/) - Aile, bir birey için çok önemli bir ortamdır. Çünkü burada kişi tüm ihtiyaçlarını karşılar; buna sevme-sevilme ve ait olma da dahil. Sevgi duygusu, insanlık kadar eskidir ve temelini aile ortamından alır. Kişinin sağlıklı bir sevgi ortamında büyümesi ileri yaşamında da sağlıklı ve mutlu bir birey olarak hayatını sürdürmesini sağlar. Türk Dil Kurumu(2011) sevgiyi, “İnsanı bir - [ERGENLERDE MADDE KULLANIMI VE SUÇ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ergenlerde-madde-kullanimi-ve-suc/) - Ergenlik, çocukluk ve yetişkinlik arasında duygusal ve fiziksel olarak kendine has problemleri içeren bir dönemdir (Ögel, 2014). Ergen, bahsedilen problemlerle baş edemeyince belirli çözüm yollarına başvurur. Bu çözüm yollarından biri de madde kullanımıdır. Bu nedenle ergenlik döneminde bireyin zararlı alışkanlıklara başlama ihtimali çok yüksektir (Çağlayan, 2008). Peki, ergenleri madde kullanmaya teşvik eden bu nedenler nelerdir? - [OTORİTEYE İTAAT VE MILGRAM DENEYİ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/otoriteye-itaat-ve-milgram-deneyi/) - “En son ne zaman otoriteye itaat ettik?” , “ Bu itaatin bizim için ve başkaları için getirisi ne oldu?”. Günlük hayatta bu soruları genellikle kendimize sormayız. İtaat ettiğimizin farkında bile değilizdir çoğunlukla. Aslında çok önemli sonuçları olan otoriteye itaat, öğretilmiştir ve sorgulanmaz. Peki bu farkında olmadığımız kavramın sonuçları olumlu mudur olumsuz mu? Bir sosyal psikoloji - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 6](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-6/) - Pedagojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan yazısında bireylerin sağlıklı bir etkileşim kurabilmeleri için gereken birtakım içsel yönelimlerden ve kişilik özelliklerinden bahsetmiştik. Bu ay da, bireylerin üretkenliğini, topluma katkı sağlayabilmelerini ve bir arada iş yapabilme yeterliliklerini artıran değerlerden bahsedeceğiz. Bu değerlerin ilki ve en önemlisi şüphesiz sorumluluk ve görev bilincidir. Sorumluluklarını sonuçlarıyla birlikte üstlenebilen ve bunu - [Zamanı Etkili Şekilde Yönetmek](https://psikolektif.com/serbest-kursu/zamani-etkili-sekilde-yonetmek/) - Zaman yönetiminin net olarak tanımlanmasının zor olduğu görülmektedir. Ancak literatür incelendiğinde zaman yönetiminin “Hedefe dönük aktiviteleri gerçekleştirirken zamanı etkili kullanmayı başarmayı amaçlayan davranışlardır.” şeklinde tanımlandığı görülmüştür (Claessens, Eerde, Rutte, ve Roe, 2005). Zamanın önemli olması kadar zaman yönetimi becerilerinin de çok önemli olduğu bilinmektedir (Trueman, ve Hartley, 1996). Zaman yönetimi kişinin kendini yönetmesiyle birlikte düşünülebilir. - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 5](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-5/) - Pedagojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan yazısında toplumu oluşturan her bireyin sağlıklı bir ruhsal işleyişe ve kendini gerçekleştirme yetisine sahip olması için gereken birtakım değerlerden bahsetmiştik. Bu ay da bireylerin sağlıklı bir etkileşim kurabilmeleri için gereken birtakım içsel yönelimlerden ve kişilik özelliklerinden bahsedeceğiz. Bir arada yaşayan bireylerin sağlıklı bir birliktelik ve olumlu bir iletişim kurabilmelerinde - [HİSTRİONİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU](https://psikolektif.com/serbest-kursu/histrionik-kisilik-bozuklugu/) - Bazı yörelerde yüksek sesle bağıran, ağlayan, aşırı tepki veren kadınlara “isterik” deniliyor. Bu tür kadınlar, çok fazla cinsellik isteyen kadınlarmış gibi düşünülür. Aslında olan ise kelimenin isteri değil histeri olması ve sadece kadınlarda görülmemesidir. Histeron kelimesi eski Yunanda “rahim” anlamına gelirdi. Buradan yola çıkarak histerinin, artmış kadın cinselliği olduğu düşünülürdü. Ancak histeride söz konusu olan - [Çocuğum Neden Kitap Okumuyor?](https://psikolektif.com/serbest-kursu/cocugum-neden-kitap-okumuyor/) - Pek çok ebeveyn çocuğunun bazı davranışlarının azalmasını bazılarının ise artmasını ister. Ebeveynlerin çocuklarında artmasını istedikleri davranışların başında ise çocuğun kitap okuma alışkanlığı gelir. Çocuğunun kitap okumamasından şikayet eden ve çocuğunun kitap okuma davranışının artmasını isteyen pek çok ebeveyn buna örnek verilebilir. Peki söz konusu ebeveynlerin çocukları neden kitap okumamaktadır ve ne olursa kitap okumaya başlayacaklardır? - [ÇOCUK VE YALAN](https://psikolektif.com/serbest-kursu/cocuk-ve-yalan/) - Yalan söylemek, bir yanlışın açığa çıkmaması amacıyla sözle ya da davranışla uygun olmayan bir girişimde bulunmaktır. Yanlışın açığa çıkmaması için başkalarını yanıltma şeklinde kendini gösterir (Yavuzer, 2015). Böyle olunca da sevdiklerimizin bize karşı dürüst olmasını isteriz. Her şeye rağmen bize doğruları anlatmalarını, bizden bir şeyleri gizlememelerini bekleriz. Özellikle de konu çocuklarımız olunca bu konuda titiz - [Günümüzdeki En Büyük İhtiyaç: Koşulsuz Kabul ve Saygı](https://psikolektif.com/serbest-kursu/gunumuzdeki-en-buyuk-ihtiyac-kosulsuz-kabul-ve-saygi/) - Günümüzde diğerinin dili, ırkı, etnik kökeni, ten rengi, dini, ideolojisi farklı olduğu için diğerini yargılayan, diğerinin kötülüğünü talep eden ve haklarını yok sayan insanların varlığını görüyoruz. Oysa toplumlar farklı kültürlerden ve sosyal yapılardan oluşur ve farklı özellikteki insan aynı toplumda bir arada yaşar. Varsayalım ki bir toplumda sadece beyaz insanlar yaşıyor. Bu durum o toplumdaki - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 4](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-4/) - Pedagojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan yazısında toplumsal düzenin işleyişinde, gerek toplumsal kuruluşların ve gerekse bireylerin sahip olması gereken bazı değerlerden ve sorumluluklardan bahsetmiştik. Bu ay da toplumu oluşturan her bireyin sağlıklı bir ruhsal işleyişe ve kendini gerçekleştirme yetisine sahip olması için gereken birtakım değerlere değineceğiz. İnsanoğlu var olduğu günden beri hep bir arayış, sorgulama - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 3](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-3/) - Pedagojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan yazısında bireylerin birbirleriyle ve toplumla daha uyumlu olmasını sağlayabilmek için ihtiyaç duyduğu bazı olmazsa olmaz değerlerimizden bahsetmiştik. Bu ay da toplumsal düzenin işleyişinde, gerek toplumsal kuruluşların ve gerekse bireylerin sahip olması gereken bazı değerlerden ve sorumluluklardan bahsetmek istedik. Toplumsal düzen ifadesini başlı başına bir olgu olarak kabul edebiliriz. Bu - [NE HİSSETTİĞİMİ BİLMİYORUM!](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ne-hissettigimi-bilmiyorum/) - İnsan, psiko-sosyal açıdan bütün bir varlıktır. Varlığını sürdürebilmek için de etkileşime ihtiyaç duymaktadır. Bu etkileşimde en önemli etkenlerden biri de duygularıdır. Kişinin ruh sağlığı açısından duygu ve düşüncelerinin farkında olması ve bunu rahatlıkla ifade edebilmesi gerekir. Geçmişten günümüze hatta M.Ö. bile duygunun birçok farklı tanımlaması yapılmıştır. Ancak burada duygunun değil de ‘duyguda kelime yokluğundan’ bahsetmek - [ÖFKEYE ESİR DÜŞMEMEK](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ofkeye-esir-dusmemek/) - Bir günümüzü yakından incelediğimizde günün başlaması ve bitmesi arasında geçen sürede bir defadan fazla sinirlendiğimizi görebiliriz. Belki geç gelen bir taksiye, trafiğin sıkışıklığına, öğrencilerimizin bizi anlamıyor oluşuna, patronumuzun bize gereksiz işler yüklemesine belki de pişman olduğumuz bir şeyi yaptığımızdan dolayı kendimize… Bazen işlerin kendi kontrolümüzden çıktığını, hiç de söylemek istemediğimiz şeyleri söylediğimizi fark ederiz. Öfkemiz - [PEDAGOJİK DEĞERLER SERİSİ – 2](https://psikolektif.com/serbest-kursu/pedagojik-degerler-serisi-2/) - Pedogojik değerler serisinin geçen ay yayınlanan ilk yazısında bizi biz yapan, insan olarak bizleri kıymetli kılan en önemli olgulardan birinin değerlerimiz olduğunu ifade etmiştik. Bu ay ise her birimizin üyesi olduğumuz topluma ve diğer birçok toplumlara bakış açılarımızı ve uyumumuzu etkilediğini düşündüğümüz bazı değerlerden bahsetmekte fayda var. Bireylerin birbirleriyle etkileşime girebilmesi, paylaşımda bulunabilmesi ve ortak - [EVDE BİR DAHİ VAARRR!!!](https://psikolektif.com/serbest-kursu/evde-bir-dahi-vaarrr/) - Geçmişten günümüze zekâ ve yetenek üzerinde birçok farklı tanımlamalar ve araştırmalar yapılmıştır ve hala yapılmaya devam etmektedir. Burada, zekanın ve yeteneğin ne olduğundan bahsetmek istemiyorum. Üstün yetenekli bireylerin yaşadıkları problemlerden bahsedeceğim. Yazıma şöyle bir soruyla başlamak istiyorum: Üstün yetenekli bir çocuğa sahip olmak ister miydiniz? Evet’leri duyar gibi oluyor insan. Hem kim istemez ki zeka - [ŞU ANI KAÇIRDIM!](https://psikolektif.com/serbest-kursu/su-ani-kacirdim/) - İlginçtir ki doğduktan birkaç yıl sonra başlar hayat telaşı. Sürekli bir adım sonrasını düşler, geçmişe özlem duyarız. Bir lise öğrencisi için en önemli şey üniversiteyi kazanmakken, üniversiteden mezun birisine sorarsanız iş bulmak onun için en önemli şey haline gelmiştir. Kendimiz için önemli olan şey her ne ise onun için yaşarız. Yaşarız yaşamasına da birisi çıkıp - [ÇOCUKLARDA YOĞUN ÖFKE ve SALDIRGANLIK](https://psikolektif.com/serbest-kursu/cocuklarda-yogun-ofke-ve-saldirganlik/) - Yaşıtlarıyla olumlu ilişkiler geliştirebilen çocuklar gelişim görevlerini yerine getirmekte zorluk çekmezler. Akranları tarafından kabul gören ve sosyal onay ihtiyacını karşılayabilen çocukların gelecek planları ve akademik başarıları da olumlu bir seyir gösterecektir. Ancak ne yazık ki bunu her çocuk başaramamaktadır. Çocuklar yaşamlarının belli evrelerinde, çevresel faktörlerin de etkisiyle birtakım ruhsal problemlerle karşılaşırlar. Bu ruhsal problemlere depresyon, - [SEVGİNİN EN BÜYÜK BELİRTİSİ KISKANÇLIK (MI?)](https://psikolektif.com/serbest-kursu/sevginin-en-buyuk-belirtisi-kiskanclik-mi/) - Toplumumuzda romantik ilişkilerden bahsedilirken çok sık duyduğumuz bir kalıp cümledir “seven kıskanır” cümlesi. Peki gerçekten kıskançlık bir sevgi belirtisi midir yoksa romantik ilişkiyi bitirme sebebi de olabilir mi? Gerçekten sevgi, kıskançlığı da gerektiriyorsa ve bu durum normal bir ilişkide olması gereken bir durumsa haberlerde sık rastladığımız “kıskançlık kavgası kanlı bitti” , “kıskançlık krizine girdi sevgilisini - [Çocuğun İlk Rehberi: Anne - Baba](https://psikolektif.com/serbest-kursu/cocugun-ilk-rehberi-anne-baba/) - Çocuk doğduğu andan itibaren en çok anne babası ile etkileşim içerisindedir. Bu yüzden bireyler küçük yaşlarda anne-babalarının kendisine benimsetmiş olduğu birtakım duygu ve davranış öğretileriyle büyürler. Bu durumla ilgili olarak Forward ve Buck (2016), düşüncelerini şu ifadelerle dile getirmişlerdir; “Anne-babalarımız her birimizin içine zihinsel ve duygusal tohumlar ekiyorlar -biz büyüdükçe filizlenen tohumlar. Bazı ailelerde bu - [Bu Hayatı Ben Seçmedim](https://psikolektif.com/serbest-kursu/bu-hayati-ben-secmedim/) - “Annem tıp okumamı istemeseydi kendime ayırabilecek zaman bulabilirdim” , “Bu yaşadığım her şey eski sevgilim yüzünden” , “Derse başka bir hoca girseydi üniversiteyi kazanabilirim” gibi suçlayıcı cümleleri sıklıkla duyarız. İnsan, yaşadığı olumsuz olayları ve bu olayların sonuçlarını başka bir nesne veya insana yükleyerek kaygıdan ve sorumluluktan kaçmaya çalışır. Fakat bu kaçış bir yerde son bulur - [Akran Zorbalığı ve Yaratıcı Drama](https://psikolektif.com/serbest-kursu/akran-zorbaligi-ve-yaratici-drama/) - Akran zorbalığı, fiziksel ve psikolojik yönden güçlü olan öğrencilerin, kendisinden daha güçsüz olan öğrencilere karşı gösterdikleri tekrarlayıcı ve sürekli bir örüntü oluşturan fiziksel, sözel ve sosyal saldırgan davranışlar bütünüdür (Ertan, 2012). Okullarda oldukça sık bir şekilde gözlemlenen akran zorbalığı okul ortamını çeşitli şekillerde etkilemektedir. Fiziksel, sözel, ilişkisel, sanal zorbalık olarak görülebilen akran zorbalığı gelişim çağındaki - [İyimserlik vs. Polyannacılık](https://psikolektif.com/serbest-kursu/iyimserlik-vs-polyannacilik/) - İyimserlik ve Polyannacılık kavramları günlük hayatta sık sık birbirinin yerine kullanılır. Olumsuz bir olayla karşılaştığımızda kendimizi iyi hissetmek için bardağın dolu tarafından bakmamız öğütlenir. Bunun iyimserlik olduğu düşünülür. Bardağın dolu tarafından baktığımız bazı zamanlarsa “Biraz gerçekçi ol, Polyannacılık yapma” gibi uyarılar alırız. Aslında bu iki önemli kavramın farklarını ve tanımlarını bilirsek içinde bulunduğumuz durumu daha - [İnfertilitenin Psikolojik Etkileri](https://psikolektif.com/serbest-kursu/infetilitenin-psikolojik-etkileri/) - Çocuk sahibi olmak pek çok kişi için istenen bir durumdur. Genelde kadın ve erkek doğal olarak çocuk sahibi olabileceğine inanır. Çocuk sahibi olamama durumu bu nedenle bireyler için şaşırtıcı bir durumdur. Bu durumla ilgili olarak infertilite on iki ay ya da daha uzun süre, korunmaksızın düzenli şekilde cinsel birleşmeye rağmen çocuk sahibi olunamayan üreme sistemi - [Bir Çocuğun Hayatı: Oyun](https://psikolektif.com/serbest-kursu/bir-cocugun-hayati-oyun/) - Çocuk denilince aklımıza gelen ilk ifade nedir? Çoğunlukla oyun, öyle değil mi! Peki bir çocuk için oyun ne anlam ifade ediyor dersiniz? Bu soru çocuklara yönlendirildiğinde “eğlenmek “ yanıtını verdikleri görülmüştür. Çünkü çocuklar için oyun; kuralların olmadığı, zorlamanın olmadığı, kendi isteği ile yapılan, zevk aldığı, kendi dünyalarını rahatça yaşayabilecekleri bir yerdir ( Aksoy ve Dere-Çiftçi, - [Agorafobi](https://psikolektif.com/serbest-kursu/agorafobi/) - Korku ve kaygı duygularını gelişim süreci içerisinde değerlendirdiğimizde korkunun yaşla birlikte azalan doğal bir duygu olduğunu söyleyebiliriz. Bebeklikte daha çok yabancı kişilere ya da hayvanlara yönelik olan korku, çocuklukta hayaletlerden korkma, ergenlikte ise sosyal konulardan korkma ya da agorafobi şeklini alabilmektedir. Çocukluk çağı korkularının on yaş sonrasında azaldığı bilinmektedir. Bu nedenle belli bir dönemde korkuların - [Çalışan Anne Olmak!](https://psikolektif.com/serbest-kursu/calisan-anne-olmak/) - Değişen yaşam koşulları, artan ihtiyaçlar, yaşanan ekonomik zorluklar, kariyer sahibi olma ve daha iyi şartlarda yaşam sürme isteği gibi ihtiyaçlar kadınları iş hayatına itmiştir. Kadının çalışması, hele ki çocuklu bir kadınsa, bu durum beraberinde bazı zorlukları da getirmiştir. Bu zorluklar; annenin çalıştığı saatlerde çocuğun bakımı, işten yorgun ve gergin gelen annenin çocuğuna ayırdığı vaktin süresi - [DOSTOYEVSKİ İLE RULET OYNAMAK: KUMAR OYNAMA BOZUKLUĞU](https://psikolektif.com/serbest-kursu/dostoyevski-ile-rulet-oynamak-kumar-oynama-bozuklugu/) - Bu yazı eser miktarda Dostoyevski ve Rus edebiyatı içerdiğinden önerilen şarkı dinlenirken okunması tavsiye edilir: Ilya Alekseevich Shatrov - On The Hills Of Manchuria https://www.youtube.com/watch?v=Sfhp1-69Y8U Bu yazımızda 19.yüzyıl Rusya’sından Avrupa’ya uzanan bir yolculuğa çıkacağız. Fakat bu yolculuk bizim için biraz pahalıya patlayabilir. Çünkü uğrak noktalarımız kumar salonları olacak. Bu gezintimiz esnasında kendinizi bu ışıltılı dünyaya - [CORONA MI PARANOYA MI?](https://psikolektif.com/serbest-kursu/corona-mi-paranoya-mi/) - 31 Aralık 2019’da Çin’in Wuhan şehrinden bildirilen bir olgu ile birlikte tüm dünya yeni bir mikroskobik canlı ile tanıştı: Coronavirüs. Bu tanışma, dünyada kırmızı alarm etkisi yaratırken 1 aylık bir süre içerisinde 19 ülkeye yayılan virüs ana haber bültenlerimizin depremlerle birlikte en çok bahsedilen konusu oldu. Ülkemizde de Corona şüphesi ile hastaneye kaldırılan kişiler olduğunu - [SOSYAL MEDYAYA AKSEDEN BEN İLE NARSİZMİ FARKETMEK](https://psikolektif.com/serbest-kursu/sosyal-medyaya-akseden-ben-ile-narsizmi-farketmek/) - “Gösteri, mutsuzluğun dingin merkezindeki yıkım ve korkuyla çevrili mutlu bir birleşme imajından başka bir şey değildir.” (Debord, 2014). Neredeyse uyandığımız her gün yenilikleriyle karşımıza çıkan iletişim teknolojilerinin en büyük devrimlerinden biri şüphesiz ki interneti kullanıcılar arası etkileşime açık hale getiren web 2.0 teknolojileridir. O güne dek adminler tarafından yüklenen içeriklere ulaşabilmeyi ve tek yönlü içerik - [DÜNYA DÜZ, AY’A GİDİLMEDİ, KANDIRILIYORUZ(!)](https://psikolektif.com/serbest-kursu/dunya-duz-aya-gidilmedi-kandiriliyoruz/) - “Karanlık bir dünyada bilim mum ışığıdır.” Carl Sagan Bugün 12 Mayıs 2060. Dünya’nın düz olduğu birkaç ay önce otoritelerce kabul edilmiş ve insanlık henüz bunun şokunu atlatamamışken yeni bir bilimsel gerçek daha gün yüzüne çıkmaya hazır. Bugün yapılacak olan farklı uluslardan bilim insanlarını bir araya getiren zirvede ortaya çıkacak olan bu gerçek, twitter gündemine sızmış - [ZAMANIN GÖRECELİ AKIŞI (FİZİK VE PSİKOLOJİ İÇERİR!)](https://psikolektif.com/serbest-kursu/zamanin-goreceli-akisi-fizik-ve-psikoloji-icerir/) - “Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpâre, geniş bir ânın Parçalanmaz akışında.” Uykunuzun en güzel yerindesiniz. Çalan alarmları sıcak yatağınızın size verdiği uyumaya devam etme yetkisine dayanarak üst üste erteliyorsunuz. Ta ki derin uykunuzdan bir anlığına ayılıp bu sabah önemli bir sınavınızın olduğunu hatırlayana kadar. Saniyeler içerisinde yorganınıza savurduğunuz bir uçan tekme hamlesiyle - [UZAKTAN EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİNE YAKINDAN BAKIŞ](https://psikolektif.com/serbest-kursu/uzaktan-egitimde-firsat-esitsizligine-yakindan-bakis/) - 2019 yılının son demleriyle birlikte kendini gösteren ve maske, sosyal mesafe, dezenfekte kavramlarıyla hayatımıza hızlı bir giriş yapan COVID-19 salgını, başta sağlık, eğitim ve ticaret sektörleri olmak üzere birçok sektörde alışagelmiş düzeni bozarak alışkanlıkları ve uygulamaları kökten denilebilecek kadar güçlü bir biçimde değiştirdi. Yalnızca sektörler bazında değil toplumsal boyutta da doğaya, kişilerarası ilişkilere ve yaşam - [NE OLDU SENİN ATAMA İŞİ?](https://psikolektif.com/serbest-kursu/ne-oldu-senin-atama-isi/) - Küçükken büyüyünce ne olmak istiyorsun sorusuna verilen cevapların yoğunlaştığı bazı meslekler vardır. Bu meslekler arasında -geçmişte daha fazla yer alsa da -günümüz çocuklarının “Youtuber olma” hevesi sonrasında doktorlukla birlikte hala yerini korumayı başaran öğretmenlik yer almaktadır. Çocukların gözünde hala konumunu koruduğunu söyleyebilsek de toplumun öğretmen olmak ile ilgili algısının büyük oranda değiştiğini söyleyebiliriz. Zira etrafımızdaki - [ÇOCUKLUĞUNUZA DÖNELİM…](https://psikolektif.com/serbest-kursu/cocuklugunuza-donelim/) - Hepimiz yaşamımızın sıkıntısız, stressiz, güllük gülistanlık geçmesini umarız. Ancak durum her zaman böyle olmaz. Zaman zaman bizi strese sokacak olaylarla karşılaşırız. Kimilerimiz çocukluk kimilerimiz yetişkinlik kimilerimiz ise yaşlılık döneminde zorlu yaşam olaylarıyla karşı karşıya kalabiliriz. Çocukluk döneminde karşılaşılan zorlu yaşam olaylarından bazılarının üzerinden uzun zaman geçmiş olsa da izleri sürmeye devam edebilir. Bu yazıda çocuklukta - [Bir Kimya Meselesi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 22](https://psikolektif.com/psikolektif/bir-kimya-meselesi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-22/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Bonnie Garmus Yayınevi: Altın Kitaplar Yayınevi Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul-2023 Sayfa Sayısı: 416 Elizabeth Zott, 1960’lı yıllarda bir araştırma merkezinde kimyager olarak çalışmaktadır. Tamamı erkeklerden oluşan bu merkezde fiziksel güzelliğiyle ön plana çıkarken o ise yalnızca becerileri ile anılmak ve herkesle eşit koşullarda yaşamayı istemektedir. Elizabeth Zott’ın hayatı Calvin Evans "Bonnie Garmus'in 'Bir Kimya Meselesi', 1960'ların bilim dünyasında kadın olmanın zorluklarını Elizabeth Zott'un sıra dışı hikayesiyle anlatıyor. Altın Kitaplar'ın Türkçe baskısıyla sunduğu bu feminist roman, bilim tutkusuyla toplumsal normlar arasında sıkışan bir kadının mücadelesini mizahi ve dokunaklı bir dille aktarıyor. 416 sayfalık bu sürükleyici eser, günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan eşitsizliklere keskin bir bakış sunuyor." - [BAŞKASININ YÜZÜ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif/baskasinin-yuzu-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-21/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Kobo Abe Yayınevi: Monokl Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2021 Sayfa Sayısı: 216 ‘’Yazı spoiler içermektedir.’’ ‘’O mu beni yendi, yoksa ben mi onu? Her halükarda maskeli oyunun perdesi artık kapandı. Onu öldürdüm ve kendimi suçlu ilan ettim. Hiçbir ayrıntıyı atlamadan, her şeyi itiraf edeceğim. Yargılama hakkına sahip olan kişi, sanığın "Kobo Abe'nin 'Yüzü Yok Edilen Adam'ı (The Face of Another), insan kimliğinin kırılgan doğasını sarsıcı bir metaforla sorgulayan felsefi bir başyapıt. Bir kaza sonucu yüzünü kaybeden kahramanımızın tasarladığı mükemmel maskeyle yeniden topluma karışma çabası, Jung'un 'persona' kavramını fiziksel bir nesneye dönüştürürken, 'gerçek benlik' ile 'toplumsal benlik' arasındaki uçurumu derinleştiriyor. Eser, bedensel belirti bozukluğundan depersonalizasyona uzanan psikolojik çözülmeleri, Carl Rogers'ın ideal benlik teorisi eşliğinde irdeliyor. Maskenin altında saklanan sadistik arzular ve yabancılaşma, modern insanın 'kabul görme' açlığının karanlık yüzünü ortaya seriyor. Japon edebiyatının Kafka'sı Abe, bu distopyada yüzümüzün bir kimlik mi yoksa hapishane mi olduğunu sorgulatıyor." - [Suzan Defter - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 21](https://psikolektif.com/psikolektif/suzan-defter-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-21/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Ayfer Tunç Yayınevi: Can Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul - 2005 Sayfa Sayısı: 127 Eser, ‘’Yaşamak, her şeye rağmen iz bırakmaktır yeryüzünde. Ben de yaşadım, sizin kadar’’ diyen iki karakterin birbirinden habersiz aynı günlerde tuttukları günlüklerden oluşmaktadır. Kitap, sayfa düzenlemesi olarak alışılagelmiş tasarımlardan farklı bir yapıya sahip... Eserin sol tarafı - [Bu Hikâye Senden Uzun Osman - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 20](https://psikolektif.com/psikolektif/bu-hikaye-senden-uzun-osman-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-20/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Aylin Balboa Yayınevi: İletişim Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul-2022 Sayfa Sayısı: 126 Aşk acısının içinden otobüslerle geçiyorum. Aktara aktara bir düzlüğe çıkacağımı umuyorum diyor kahramanımız. Bu eserde biten bir ilişkiden sonra yeniden kendini ve dengesini bulmaya çalışan bir kadına ve biten ilişkisine veda etme sürecine eşlik edilmektedir. “Yazı spoiler içermektedir.” Osman'la biten ilişkisinin ardından, bir kadının Kübler-Ross'un yas evrelerinde savruluşunu ve nihayetinde kendini keşfedişini anlatan samimi mektuplar. İnkârdan kabullenişe uzanan yolculukta, her durak bir içsel hesaplaşma. - [GECE YARISI KÜTÜPHANESİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 19](https://psikolektif.com/psikolektif/gece-yarisi-kutuphanesi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-19/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Matt Haig Yayınevi: Domingo Yayınevi Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul - 2022 Sayfa Sayısı: 296 ‘’… Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın? ‘’ diye başlıyor eserine Matt Haig. Sahi kaçımızın yaşamında keşkeleri yoktur ki? Her birimizin yaşamının bir noktasında keşkeleri, pişmanlıkları vardır muhakkak. Romandaki ana karakterimiz Nora "Matt Haig'in Gece Yarısı Kütüphanesi, Nora Seed'in intihar girişimi sonrasında keşfettiği 'pişmanlıklar kitabı'yla açılan paralel evrenlerde, hayatın seçimlerimizle nasıl sonsuz olasılıklara dallandığını şiirsel bir dille anlatıyor. 'Yaşasaydım nasıl bir hayatım olurdu?' sorusuna yanıt ararken, varoluşçu terapiyi hatırlatan bir gerçekle yüzleşiyoruz: Mutluluğun formülü başkalarının beklentilerine göre değil, kendi anlamımızı keşfetmekten geçiyor. Nora'nın deneyimlediği her alternatif yaşam, Gestalt terapisinin 'farkındalık' vurgusunu yansıtıyor: Gerçek kurtuluş, pişmanlıkları silmekte değil, 'yaşıyorum' diyebilmekte gizli. Bu kitap, karanlık bir tünelin sonundaki ışığı görmek isteyen herkese bir manifesto sunuyor: Hayat, tercihlerinizin toplamıdır – ve her an yeni bir sayfa açabilirsiniz." - [KENDİN OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 18](https://psikolektif.com/psikolektif/kendin-olmanin-dayanilmaz-hafifligi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-18/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Ferhat Jak İÇÖZ Yayınevi: Doğan Novus Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Kasım 2022 Sayfa Sayısı: 233 Bu inceleme yazısına Varoluşçu Terapi üzerine felsefi bakışla yorumlar getirmiş Ferhat Jak İçöz’ün “Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği” kitabı konu olacaktır. Ferhat Jak İçöz klinik psikolog ve varoluşçu psikoterapisttir. Psikanaliz, Gestalt Terapisi, psikodrama, logoterapi hatta yoga "Ferhat Jak İçöz'ün 'Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği', varoluşçu felsefe ve terapinin ışığında 'yaşamı anlamlandırma' yolculuğuna davet eden bir rehber. Kierkegaard'dan Frankl'a uzanan bir perspektifle, fiziksel, sosyal, bireysel ve tinsel varoluş katmanlarını sorgulayan yazar, 'otantik benlik' arayışını 'hesap verebilir bir yaşam'la ilişkilendiriyor. Bağımlılıktan travmaya, ölüm kaygısından anlam arayışına dek insanı 'özgürlüğün yükü'yle yüzleştiren bu kitap, soyut kavramları akıcı bir dille harmanlıyor. İçöz'ün formülü net: Varoluşun tüm çelişkilerini kucaklayarak 'hafiflemek' mümkün!" - [Kayıtsız - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif/kayitsiz-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-17/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Özay ÖZGÜLER Yöneten: Özay ÖZGÜLER Oyuncular: Seda OĞUZ, İhsan İLHAN Oyunun süresi – Perde sayısı: 61 dk.- 1 perde Yer: Entropi Sahne Sezon: 2019-2020 Gündelik kaygılar içinde yaşayıp giden bir adam ve içinde yaşadığı toplumda karşılaştıklarına kayıtsız kalamayan bir kadının yolları beklemedikleri bir yerde kesişir. Bundan sonrası bazen öfke, bazen acıma Özay Özgüler'in yazdığı ve yönettiği "Kayıtsız" adlı tiyatro oyunu, bir partide yolları kesişen Ahsen ve Cenk'in karşılaşmasını konu alıyor. Oyun, kadına yönelik şiddet, hayvan hakları, taciz ve mobbing gibi toplumsal sorunları ele alırken, karakterlerin geçmişleri ve iç dünyaları üzerinden insan psikolojisine dair derinlemesine bir bakış sunuyor. Ahsen'in travmatik deneyimleri ve Cenk'in idealize edilmiş geçmişi arasındaki zıtlık, çevresel koşulların birey üzerindeki etkisini ve toplumsal duyarlılığın önemini vurguluyor. - [BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 17](https://psikolektif.com/psikolektif/bulbulu-oldurmek-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-17/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Harper Lee Yayınevi: Epsilon Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul 2020 Sayfa Sayısı: 232 “Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.” 28 Nisan 1926 yılında ABD'nin güneydoğusundaki Alabama eyaletinde doğan Harper Lee, 1960 yılında yayımlanan "Bülbülü Öldürmek" adlı ilk kitabı ile "Harper Lee'nin 'Bülbülü Öldürmek' adlı eseri, 1960'ta yayımlandığından beri ırkçılık, adalet ve vicdan temalarıyla edebiyat tarihinde derin bir iz bırakmıştır. Alabama'nın kurgusal Maycomb kasabasında, avukat Atticus Finch'in bir siyahi savunması üzerinden şekillenen hikâye, toplumsal önyargıların yıkıcılığını çocuk bakış açısıyla sorgular. Pulitzer ödüllü bu roman, 'insanın vicdanının çoğunluğa bağlı olmadığı' vurgusuyla evrensel bir mesaj sunar." - [O Kız Buraya Gelecek - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif/o-kiz-buraya-gelecek-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-16/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Evren ERSAN Yöneten: Omad DARVİSHİ Oyuncular: Evren ERSAN, Sanaz NAZARİ, Mehmet ULUSOY Oyunun süresi – Perde sayısı: 95 dk.- 1 perde Yer: Düş Kapanı Sanat Merkezi Sezon: 2019-2020 Ah bir o zamana geri dönsem hayıflanmasını pek çok kişinin yaşadığı söylenebilir. O kız buraya gelecek oyunu; kendisinden ayrılan sevgilisiyle arasındaki problemleri, geçmişe "Evren Ersan'ın yazıp oynadığı O Kız Buraya Gelecek, geçmişi değiştirme arzusuyla kıvranan bir adamın varoluşsal yolculuğunu mizah ve psikolojik derinlikle sahneye taşıyor. Başaran karakterinin annesi ve ev sahibiyle ilişkisindeki 'süperego' baskısı, Freudyen psikanalizle okumaya davet ederken; cinin 'Değişim kendinden başlar' mesajı, Sartre'ın 'seçimlerimizle var oluruz' felsefesini yansıtıyor. Oyun, ilişkilerde sorumluluk almaktan kaçmanın bedelini, üç zaman yolculuğu deneyimiyle teatral bir laboratuvara dönüştürüyor. Düş Kapanı Sanat Merkezi'nin minimal sahnesinde, insanın değişmeyen kaçış reflekslerini yüzümüze vuran bu yapım, 'keşke'lerin aslında 'şimdi'lerin kılık değiştirmiş hali olduğunu hatırlatıyor." - [KESİNTİYE UĞRAYAN ÇOCUKLUK - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif/kesintiye-ugrayan-cocukluk-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-16/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Donna Jackson Nakazawa Yayınevi: Diyojen Yayıncılık Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2022 Sayfa Sayısı: 335 "Hadi şimdi çocukluğuna inelim!" Son zamanlarda psikoloji temelli dizi ve filmlerde sıklıkla karşılaştığımız bu ifade aslında psikoterapinin önemli yapıtaşlarından birini oluşturmaktadır. Çünkü çocukluk dönemindeki yaşantılar psikolojik ve fiziksel anlamda tüm hayatımızı etkilemektedir. Yani hayat boyu duygusal "Donna Jackson Nakazawa'nın Kesintiye Uğrayan Çocukluk'u, çocukluk travmalarının yetişkin bedeninde bıraktığı biyolojik ve psikolojik izleri nörobilimsel bir mercekle inceleyen çığır açıcı bir eser. ACE (Olumsuz Çocukluk Deneyimleri) çalışmasını temel alarak, kronik stresin kortizol dengesizliğinden otoimmün hastalıklara uzanan fizyolojik etkilerini ve 'savaş-kaç' mekanizmasının çöküşünü ortaya koyuyor. Kitap, travmanın nesiller arası aktarımını, cinsiyete özgü tepkileri (kadınlarda otoimmün hastalıklar, erkeklerde dürtü kontrol bozuklukları) ve 'biyolojik paradoks' yaşayan çocukların nasıl sınır sorunlu yetişkinlere dönüştüğünü açıklıyor. İyileşme için somatik terapi, EMDR ve mindfulness gibi kanıta dayalı yöntemler önerirken, 'Duygusal biyografimiz fiziksel biyolojimiz olur' teziyle psikoterapinin önemini vurguluyor." - [SATRANÇ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 16](https://psikolektif.com/psikolektif/satranc-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-16/) - KİTAP KÜNYESİ Yazarın Adı: Stefan ZWEIG Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Yayınlanma Tarihi: Ocak 2013 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2020 Sayfa Sayısı:83 Bu inceleme yazısı son dönemlerde “Modern Klasikler” dizisinde ülkemizde en çok okunan yazarlardan Stefan Zweıg’ın “Satranç” isimli eseri hakkında olacaktır. Stefan Zweıg 20 Ekim 1881’de Viyana’da doğmuştur. 1920-1928 yılları arasında "Stefan Zweig'ın Satranç'ı, Nazi zulmünün psikolojik yıkımını bir satranç tahtasının metaforik sınırlarına sığdıran distopik bir başyapıttır. İki anti-kahramanın (dâhi ama duygusal kör Mirko Czentovic ve travmatik hafızasını satrançla dizginlemeye çalışan Dr. B.) karşılaşması, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinden Adler'in üstünlük çabasına uzanan klinik bir okumaya davet eder. Zweig'ın intiharından aylar önce kaleme aldığı bu novella, 'halo etkisi' gibi bilişsel çarpıtmaları yüzleştirirken, izolasyonun yarattığı psikotik ruminasyonları satrancın kurallı evreninde teşrih masasına yatırır. Savaşın insan ruhunda açtığı yarıkları, 83 sayfaya sığdırdığı bu yoğunlukla edebiyat tarihine kazımıştır." - [Kürk Mantolu Madonna - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/kurk-mantolu-madonna-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-15/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: Sabahattin Ali Oyunlaştıran: Nilbanu Engindeniz Yöneten: Uğur Çınar Oyuncular: Mustafa Murat Latifoğlu, Eylül Aldanmaz, Semih Algül Oyunun süresi: 70 dakika, 1 perde Yer: Diyarbakır DT Sezon: 2021/2022 ‘‘Hayatı boyunca içine kapanık, Sessiz bir adam olan Raif sevmediği bir kadınla evlenmiş ailesinin istediği gibi biri olarak yaşamıştır. Gerçekten yaşadığını hissettiği sadece bir Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna" romanından uyarlanan tiyatro oyunu, Raif Efendi ve Maria Puder'in aşk hikayesi üzerinden içe dönük kişilik özellikleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve önyargıları ele alan, kitap, film ve tiyatro unsurlarını harmanlayan bir eserdir. - [5. Frank - Tiyatro Oyunu İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/5-frank-tiyatro-oyunu-inceleme-psikolektif-sayi-15/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan: F. Dürrenmatt Çeviren: Tahsin Saraç Yöneten: Yunus Emre Bozdoğan Oyuncular: Ercüment Yılmaz, Özlem Boyacı, Sinan Demirer Oyunun süresi – Perde sayısı: 2 Saat - 2 Perde Yer: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Sezon: 2021-2022 Oyun, para ve güç tutkusunun, en temel insani duyguları nasıl yok ettiğini, trajikomik bir üslupla anlatmaktadır. Oyunda tema Friedrich Dürrenmatt'ın "Beşinci Frank" adlı tiyatro oyunu, para ve güç hırsının insanları nasıl yozlaştırdığını trajikomik bir üslupla ele alan, mizahi unsurlarla zenginleştirilmiş düşündürücü bir eserdir. - [Spinoza Problemi - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/spinoza-problemi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-15/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Irvin D. Yalom Yayınevi: Pegasus Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2019 Sayfa Sayısı: 434 Irvin Yalom, varoluşçu psikoloji alanında çağımızın önemli isimlerdendir. Yazar, kitaplarında psikanalitik birikimiyle hikâye anlatma yeteneğini ustaca bir araya getirmektedir. Spinoza Problemi, edebi yönüyle de takdir toplamış psikolojik bir romandır. Romanın önsözüne göre Spinoza’nın yirmi üç yaşında Irvin D. Yalom'un "Spinoza Problemi" adlı romanı, filozof Spinoza'nın yaşamı ile Nazi ideologu Rosenberg'in hayatını paralel kurgulayarak, varoluşçu psikoloji, felsefe ve tarihi iç içe geçiren bir eserdir. - [KADINLAR ÜLKESİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/kadinlar-ulkesi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-15/) - Kitap Künyesi Yazar Adı: Charlotte Perkins Gilman Yayınevi: İthaki Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul-2018 Sayfa Sayısı: 209 1860-1935 yılları arasında yaşamış olan Gilman, sosyolog ve yazar olmasının yanı sıra döneminin önde gelen kadın hakları savunucularındandır. Kadınlar Ülkesi, Feminist bilim kurgunun da gelişmesi ile birlikte yeniden keşfedilmiş ve ilk kez 1979 yılında kitap olarak yayımlanmıştır. Charlotte Perkins Gilman'ın "Kadınlar Ülkesi" adlı romanı, ataerkilliği eleştiren, feminist bilim kurgu unsurlarıyla harmanlanmış, sadece kadınlardan oluşan ütopik bir toplumu konu alan bir eserdir. - [İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 15](https://psikolektif.com/psikolektif/icimizdeki-seytan-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-15/) - KİTAP KÜNYESİ Yazarın Adı: Sabahattin Ali Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları Yayınlanma Tarihi: Mart 2017 Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ocak 2022 Sayfa Sayısı: 255 Sabahattin Ali, 29 Nisan 1907’de Gümülcine’de doğmuştur. İstanbul’da İlköğretmen Okulu’nu bitirip bir yıl Yozgat’ta öğretmenlik yapmıştır. 1928 yılında Milli Eğitim Bakanlığınca Almanya’ya gönderilmiştir. 1930’da Almanya’dan döndükten sonra Almanca öğretmenliği, memurluk ve Sabahattin Ali'nin 1940 yılında yayımlanan "İçimizdeki Şeytan" romanı, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli eserlerinden biridir. Roman, Ömer ve Macide'nin ilişkisi üzerinden bireylerin içsel çatışmalarını, varoluşsal kaygılarını ve toplumsal eleştirileri ele alır. Ömer, hayata anlam veremeyen, duygu düzenleme becerisi zayıf, varoluşsal sorgulamalar yapan bir karakterdir. Macide ise içedönük, sakin ve tutarlı biridir. İkilinin ilişkisi, farklı karakterleri ve yaşam tarzları nedeniyle zamanla zorlaşır. Romanda, varoluşçu terapi, ego savunma mekanizmaları ve yakın ilişkiler gibi psikolojik kavramlar üzerinden karakterlerin davranışları ve iç dünyaları analiz edilir. Ömer'in "İçimdeki Şeytan" olarak adlandırdığı olumsuz eylemleri, onun sorumluluktan kaçışını ve dışsallaştırma eğilimini yansıtır. Macide'nin güvende ve ait olma ihtiyacı, ilişkilerinde önemli bir rol oynar. Roman, bireylerin içsel çatışmalarını ve toplumsal eleştirileri derinlemesine işleyen, okuyucuda duygu ve tesir bırakan bir eserdir. - [Karar - Tiyatro Oyunu - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/karar-tiyatro-oyunu-psikolektif-sayi-7/) - Tiyatro Oyunu Künyesi Yazan : Ferdinand Von Schirach Çeviren : Haldun Ulvi Alacakaptan Yöneten : Umut Çağdaş Tanyolu Oyuncular : Caner Karabenli, Şamil Kankut, Eylül Aldanmaz Oyun Süresi : 1 saat 35 dakika Perde Sayısı : 2 Perde Sahne Yeri : Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Sezon : 2019-2020 Sanık pilot Lars Koch, 164 kişilik yolcu uçağını "Ferdinand von Schirach'ın 'Terror'u, seyirciyi etik bir labirentin merkezine fırlatan ve 'adalet' kavramını yeniden tanımlamaya zorlayan interaktif bir tiyatro deneyimi. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nun sahnelediği bu çarpıcı mahkeme dramasında, pilot Lars Koch'un 164 kişiyi feda ederek 70 bin insanı kurtarma kararı, Kohlberg'in ahlak gelişim evrelerinden hümanizmin sınırlarına uzanan bir tartışmaya dönüşüyor. Seyircinin jüri rolünü üstlendiği oyun, yasalara mı yoksa vicdana mı güveneceğimizi sorgulatırken, 'yaşamın yaşamla tartılıp tartılamayacağı' sorusuna verdiğimiz yanıtla bizi yüzleştiriyor. Savcı ve sanık arasındaki gerilim, izleyiciyi 'kanun-düzen' ile 'evrensel ahlak' ikilemine sürükleyerek tiyatronun gücünü hatırlatıyor: Sanat, yalnızca seyretmek değil, aynı zamanda karar vermektir." - [Beden Kayıt Tutar - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/beden-kayit-tutar-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-7/) - Kitabın Adı: Beden Kayıt Tutar Yazarın Adı: Bessel A. Van Der Kolk Çevirmen: Nurdan Cihanşümül Maral Yayınevi: Nobel Yaşam Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2014 Sayfa Sayısı: 445 Bessel van der Kolk 1943 doğumlu Hollandalı psikiyatrist, yazar ve eğitimcidir. 1970’lerden bu yana çalışmaları travma sonrası stres bozukluğuna yönelik olmuştur. Travmayla ilgili çalışmaları bu alanın gelişmesine "Bessel van der Kolk’un 'Beden Kayıt Tutar'ı, travmanın yalnızca zihinde değil, bedenin her hücresinde nasıl iz bıraktığını nörobilimsel verilerle destekleyen çığır açıcı bir eser. Travma sonrası stres bozukluğunu (TSSB) 'geçmişte kalmış bir anı' olmaktan çıkarıp, beyin kimyasından bağlanma modellerine, disosiyasyondan aleksitimiyeye uzanan bir yelpazede ele alan yazar, iyileşmenin ancak 'beden-zihin bütünlüğünün yeniden sağlanmasıyla' mümkün olduğunu savunuyor. EMDR’dan nörofeedback’e, yogadan psikodramaya kadar yenilikçi terapötik yöntemlerin umut vaat ettiğini vurgularken, özellikle çocukluk travmalarının tanı kriterlerindeki boşluğa dikkat çekerek 'Gelişimsel Travma Bozukluğu' kavramını tartışmaya açıyor. Bu kitap, travmayla mücadelede geleneksel psikiyatri yaklaşımlarını sorgulayan ve iyileşmeyi 'güvenli bir yüzleşme' süreci olarak tanımlayan devrim niteliğinde bir rehber." - [Yaşlı Adam ve Deniz - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/yasli-adam-ve-deniz-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-7/) - Kitabın Adı: Yaşlı Adam ve Deniz Yazar Adı: Ernest Hemingway Yayınevi: Bilgi Basım Yeri ve Tarihi: Ankara, 2019 Sayfa Sayısı: 147 …Her gün yeni bir gündür. Şanslı olmak daha iyidir. Ama ben titiz olmayı yeğlerim. O zaman şans yüzüne güldüğünde hazır olursun. İhtiyar balıkçı Santiago’nun bu sözü, şansa sığınmak ya da şanssızlığı suçlamak yerine özenli "Hemingway'in 'Yaşlı Adam ve Deniz'i, insan ruhunun direncini ve mücadelenin şiirsel yalınlığıyla anlatan evrensel bir başyapıt. İhtiyar balıkçı Santiago'nun Gulf Stream'deki epik mücadelesi, yalnızca fiziksel bir sınav değil; aynı zamanda Pozitif Psikoloji'nin 'dayanıklılık' ve 'umut' kavramlarıyla örtüşen bilişsel bir manifesto niteliğinde. Hemingway, karakterinin iç monologlarıyla Gerçeklik Terapisi'nin temel ilkelerini sahnelemiş adeta: Kontrol edebileceğimiz tek şey, koşullar değil, onlara verdiğimiz yanıttır. Rüyalarındaki aslan imgeleriyle beslenen Santiago, şanssızlığı bir mazerete dönüştürmek yerine, 'titizlikle hazırlanmanın' şansı yaratacağına dair sarsılmaz bir inancın simgesidir. Nobel ödüllü bu kısa ama yoğun metin, okura yalnızca edebi bir şölen sunmaz; insanın kaderle dansında 'neyle savaşılacağını' ve 'neye teslim olunacağını' öğreten felsefi bir pusuladır." - [ÖZ ŞEFKATLİ FARKINDALIK UYGULAMA REHBERİ - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/oz-sefkatli-farkindalik-uygulama-rehberi-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-7/) - Yazarın Adı: Dr. Christopher K. Germer, Dr. Kristin Neff Yayınevi: Diyojen Yayıncılık Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2019 Sayfa Sayısı: 285  Klinik Psikolog Dr. Christopher Germer Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde psikiyatri alanında öğretim üyesidir. Psikoterapi ve Meditasyon Enstitüsü ile Şefkat ve Farkındalık Merkezi’nin kurucularındandır. Doç. Dr. Kristin Neff, Texas Üniversitesi’nde Eğitim Psikoloji bölümünde ders vermesinin "Dr. Christopher Germer ve Dr. Kristin Neff'in 'Öz Şefkatli Farkındalık'ı, bilimsel titizlikle pratik rehberliği birleştiren devrim niteliğinde bir çalışma. Öz şefkatin üç temel bileşeni (öz nezaket, ortak insanlık hali, farkındalık) üzerine inşa edilen bu sekiz haftalık program, klinik araştırmalarla desteklenmiş tekniklerle bireyleri 'iç düşman'dan 'iç müttefik'e dönüşmeye davet ediyor. Zorlu duygularla baş etmede 'yumuşat-yatıştır-izin ver' stratejilerinden sevgi dolu nezaket meditasyonlarına kadar somut araçlar sunan kitap, yalnızca kişisel iyileşmeyi değil, ilişkilerdeki dönüşümü de kapsayan bütüncül bir yaklaşım öneriyor. Okuru, 'kendine bir arkadaş gibi davranmanın' bilimsel temelleriyle tanıştırırken, tekrarlayan egzersizlerle bu pratiği yaşam tarzına dönüştürme konusunda cesaretlendiriyor." - [Boş Zaman - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/bos-zaman-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-7/) - Kitabın Adı: Boş Zaman Yazar adı: Hakan Bıçakcı Yayınevi: İletişim Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2011 Sayfa Sayısı: 147 Hakan Bıçakcı 1978 yılında İstanbul’da doğdu. Üniversite eğitimini Ankara’da tamamlayan Bıçakcı Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra İstanbul’a döndü. Bazı dergilerde düzenli yayımlanan öyküleri dışında çeşitli dergi ve gazetelerde sinema, popüler kültür, edebiyat konulu yazıları yayımlandı. "Hakan Bıçakcı'nın 'Boş Zaman'ı, hafızanın sınırlarında gezinen bir karakter üzerinden unutuşun trajedisini ve belirsizliğin yarattığı varoluşsal krizi incelikle işliyor. Bellek türlerinin klinik ayrıntılarıyla beslenen kurgu, okuyucuyu 'hatırladığım her şey gerçek mi?' sorusuyla baş başa bırakıyor." - [El Hoyo/Platform - Film İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 7](https://psikolektif.com/psikolektif/el-hoyo-platform-film-inceleme-psikolektif-sayi-7/) - Vizyon Tarihi: 2019 Tür: Bilim Kurgu, Korku Yapım: İspanya Süre: 94 dakika Imdb Puanı: 7.0 Oyuncular: Ivan Massagué, Zorion Eguileor, Emilio Buale Yönetmen: Galder Gaztelu-Urrutia Platform alışılmışın dışında, üst üste katlardan oluşan ve her katı iki kişinin paylaştığı bir hapishane. Her katın orta kısmında bulunan delikten platform adı verilen üzeri yiyeceklerle dolu bir masa geçiyor - [Altıncı Koğuş - Kitap İnceleme - Psikolektif + - Sayı - 6](https://psikolektif.com/psikolektif/altinci-kogus-kitap-inceleme-psikolektif-sayi-6/) - Kitabın Adı: Altıncı Koğuş Yazarın Adı: Anton Çehov Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, 2017 Sayfa Sayısı: 68 Anton Pavloviç Çehov, Rus tiyatro, roman ve oyun yazarıdır. Üniversitede tıp okurken mizah dergilerine yolladığı yazılarla tanınmaya başlamıştır. En ünlü yapıtları; Martı, Vanya Dayı, Üç Kız Kardeş, Düello, Altıncı Koğuş’tur. Aynı ## Sayfalar - [Ana Sayfa](https://psikolektif.com/) - Psikolektif, ruh sağlığı alanında takipçilerine nitelikli içerik sunmaya çalışan bir sosyal medya platformudur. - [Psikolektif Dergisi](https://psikolektif.com/psikolektif-dergisi/) - Psikolektif Dergisi – Sayı – 29: Anlam ve Arayış 26/01/2025 Psikolektif Dergisi Sayı – 28: SINIR 07/07/2024 Psikolektif Dergisi – Sayı – 27: TUTKU 28/04/2024 Psikolektif Dergisi – Sayı – 26 : Psikososyal 11/02/2024 Psikolektif Dergisi – Sayı – 25 : Kimlik 31/12/2023 Psikolektif Dergisi – Sayı – 24 : Zorbalık 26/11/2023 Psikolektif Dergisi – - [Psikolektif+](https://psikolektif.com/psikolektif/) - Psikolektif + – Sayı – 25 23/03/2025 Psikolektif + – Sayı – 24 15/12/2024 Psikolektif+ – Sayı – 23 29/09/2024 Psikolektif + – Sayı – 22 25/06/2024 Psikolektif + – Sayı – 21 17/03/2024 Psikolektif + – Sayı – 20 24/12/2023 Psikolektif + – Sayı – 19 30/09/2023 Psikolektif + – Sayı – 18 18/06/2023 - [Mucahit Akkaya](https://psikolektif.com/mucahit-akkaya/) - Psikolektif’in kurucusu ve psikolojik danışmandır. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlayarak ruh sağlığı alanında çalışmalarını sürdürmektedir. - [Muhammed Özkan](https://psikolektif.com/muhammed-ozkan/) - Muhammed Özkan Psikolojik Danışman Psikolektif+ Yazarı Özgeçmiş Bitlis ilininin Güroymak ilçesinde yaşamaktayım. Doğup büyüdüğüm Güroymak ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda yönetici olarak görev yapmaktayım. Lisans eğitimimi İnönü Üniveritesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında 2013-2017 yılları arasında tamamladım. Psikolektif+ dergisinde kitap inceleme ekibinin bir parçasıyım. Güncel Yazılar 14/06/2026 Bavulumdaki Umut – Kitap - [Hacer Talak](https://psikolektif.com/hacer-talak/) - Hacer Talak Psikolojik Danışman Linkedin Instagram Özgeçmiş 2017 yılında Uşak Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Meslek hayatıma özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışarak başladım ve burada görev aldığım iki yıl boyunca özel gereksinimli bireyler ve ebeveynler ile birebir görüşmeler gerçekleştirip, aile eğitimleri ve hizmet içi eğitimler düzenledim. Ardından yaklaşık bir sene özel - [Zeynep Ünal](https://psikolektif.com/zeynep-unal/) - Zeynep Ünal Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif+ Yazarı Instagram Özgeçmiş 2016 yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2020 yılında Kırıkkale Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tezli yüksek lisansımı tamamladım.2019 yılında ilkokul kademesinde bir devlet okulunda Psikolojik Danışman olarak göreve başladım. Yaklaşık 2 yıl kadar burada görevime devam ettikten sonra - [Nurbanu Gündoğ](https://psikolektif.com/nurbanu-gundog/) - Erciyes Üniversitesi PDR lisans, Kırıkkale Üniversitesi PDR yüksek lisans mezunuyum. Hacettepe’de ikinci yüksek lisansımı yapıyorum, Özel Arı Okulları’nda çalışıyorum. - [Elif Gök](https://psikolektif.com/elif-gok/) - Elif Gök Uzman Psikolojik Danışman X-twitter Instagram Özgeçmiş Merhaba,Ben Uzman Psikolojik Danışman Elif GÖK,Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü lisans (2018) ve yüksek lisans (2022) mezunuyum. Akdeniz Üniversitesinde doktora yapıyorum, tez önerisi verme aşamasındayım. İş hayatımda TED Üniversitesinde yarı zamanlı araştırma görevlisi olarak 2019 senesinde yarım dönem çalıştım. 2019 Ekim’den itibaren MEB bünyesinde İstanbul - [Feyza Kılınç Tayfun](https://psikolektif.com/feyza-kilinc-tayfun/) - Feyza Kılınç Tayfun Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif + Yazarı Linkedin Özgeçmiş İnönü Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programından mezun olduktan sonra, UNICEF ve Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Sosyal Uyum ve Gençlik Katılımı Projesi kapsamında Kahramanmaraş Gençlik Merkezi’nde psikososyal destek personeli olarak görev yapmaya başladım. 2018 yılında Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik - [Özlem Tekin](https://psikolektif.com/ozlem-tekin-3/) - Özlem tekin Psikolojik Danışman Psikolektif + Dergisi Yazarı / Film Ekibi Yöneticisi X-twitter Instagram Instagram Özgeçmiş 2016 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2019 yılında Şanlıurfa’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ilkokulda psikolojik danışman olarak çalışmaya başladım ve hala aynı kurumda çalışmaktayım. 8 yıldır Psikolektif’te film incelemeleri yazıyorum. Psikoloji ile - [Tuğçe Uysal](https://psikolektif.com/tugce-uysal/) - Tuğçe Uysal Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif + Genel Yayın Yönetmeni X-twitter Instagram Özgeçmiş Ben Tuğçe, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde lisans eğitimimi 2016 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde, yüksek lisans eğitimimi ise 2021 yılında Kırıkkale Üniversitesi’nde tamamladım. 2017 Mart ayından beri Psikolektif bünyesinde film incelemeleri yazmaktayım. 2023 yılından beri de Psikolektif+’ın Genel Yayın Yönetmenliğini üstlenmekteyim. - [Ozan Atamış](https://psikolektif.com/ozan-atamis/) - Ozan Atamış Psikolojik Danışman Özgeçmiş 2017 yılında Sakarya Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. Aktif olarak MEB’de okul psikolojik danışman ve rehber öğretmeni olarak çalışmaktayım. Yaklaşık 2 yıldır Psikolektif+ ta içerik üretmekteyim. Güncel Yazılar 14/06/2026 Ordinary People – Film İnceleme – Psikolektif + – Sayı – 29 Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 2 - [Fatma Batık Şimşek](https://psikolektif.com/fatma-batik-simsek/) - Fatma Batık Şimşek Psikolojik Danışman Psikolektif+ Yazarı Instagram Instagram Özgeçmiş 2015 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünden mezun oldum. 2016 yılında Psikolojik Danışman olarak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir lisede görevime başladım. Ardından ortaokul kademesinde bulunan çocuklar ve ebeveynleri ile Psikolojik Danışman olarak çalışmayı deneyimledim. Şuanda bir Rehberlik ve Araştırma Merkezinde Rehberlik - [Ferhat Yıldız](https://psikolektif.com/ferhat-yildiz-2/) - Ferhat Yıldız Psikolojik Danışman Psikolektif TV’den Sorumlu Yönetici X-twitter Instagram Özgeçmiş İlk ve orta öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. 2019 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programından Yüksek Şeref Öğrencisi olarak mezun oldum. Akabinde yüksek lisans eğitimini 2021 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinde Psikolojik Danışma ve Rehberlik programında tamamladım. Yüksek lisans eğitimi kapsamında “Üniversite - [Şafak Atay](https://psikolektif.com/safak-atay-3/) - Şafak Atay Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif'te Genel Sekreter Instagram Özgeçmiş Uzman Psikolojik Danışman Şafak Atay lisans derecesini TED Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı’ndan, yüksek lisans derecesini ise Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Programı’ndan aldı. 2017-2022 yılları arasında TED Ankara Koleji Vakfı Okulunda Uzman Psikolojik Danışman olarak görev aldı. Kapadokya Üniversitesi’nde 2023-2024 - [Şükrü Can Özüak](https://psikolektif.com/sukru-can-ozuak/) - Şükrü Can Özüak Uzman Psikolojik Danışman ve Doktora Öğrencisi Psikolektif'ten Yazarı Instagram Özgeçmiş 2020 yılında Başkent Üniversitesi PDR Bölümünden Onur Öğrencisi olarak mezun oldum. Aynı yıl Başkent Üniversitesi PDR Tezli Yüksek Lisans Programına %100 burslu olarak kabul aldım. 2023 yılında alanında birincilikle mezun olduğu yüksek lisans eğitiminin ardından aynı yıl Anadolu Üniversitesi PDR Doktora Programına - [Metin Pulat](https://psikolektif.com/metin-pulat/) - Metin Pulat Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif'ten Yazarı Linkedin Instagram Özgeçmiş 2018 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kuzey Kıbrıs Kampüsü Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. 2022 yılında ise Ankara ODTÜ’de aynı anabilim dalında yüksek lisansımı tamamladım. Akademik ilgi alanlarım arasında yaratıcılık, yaşam geçişleri, afet ve travmalar, göç, psikolojik danışma süreçleri, çevrim içi psikolojik danışma - [Burak Gencer](https://psikolektif.com/burak-gencer/) - Burak Gencer Psikolojik Danışman Psikolektif+ Dergisi Tasarımcısı Instagram Özgeçmiş 2017 yılında TED Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Bölümünden mezun oldum. Ankara’da bir devlet kurumunda görev yapıyorum.İleri düzeyde İngilizce ve giriş seviyesinde Almanca biliyorum.2021 Yılından beri Psikolektif + dergisinin tasarımcılığı üstleniyorum.Boş zamanlarımda tasarım faaliyetlerinin yanı sıra fotoğrafçılık yapıyor ve elektro gitar çalıyorum. - [Ebrar Albayrak](https://psikolektif.com/ebrar-albayrak/) - Ebrar Albayrak Psikolojik Danışman Psikolektiften Yazarı Instagram Özgeçmiş Ebrar Albayrak 24 yaşında, Konya’da doğup büyüdü. 2023 yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldu ve aynı yıl aynı üniversitede psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanında tezli yüksek lisans eğitimine başladı. Halen bu eğitimine devam ediyor. Şu anda Konya Büyükşehir Belediyesi Kariyer Destek Eğitim - [Başak Kılınç](https://psikolektif.com/basak-kilinc/) - Başak Kılınç Uzman Psikolojik Danışman Psikolektiften Yazarı Instagram Özgeçmiş 2020 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde 2023 yılında ‘’Ortaokul öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin sosyal ilişkiler, okula aidiyet ve özyeterlik açısından incelenmesi’’ başlıklı tez çalışması ile tamamladım. Aynı yıl doktora öğrenimime başladım ve devam etmekteyim. Çalışma alanlarım arasında - [Yusuf Bingöl](https://psikolektif.com/yusuf-bingol/) - Yusuf Bingöl Psikolojik Danışman Linkedin X-twitter Instagram Özgeçmiş Erzurumluyum, Kocaeli de yaşıyorum. 2024 yılında Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2024 Eylül ayından beri Aile bakanlığına bağlı bir kurumda satın alma memuru olarak çalışıyorum. Çalışma alanlarım arasında Çocuk Psikolojisi, kayıp-yas ve ölüm süreci ve sınav kaygısı yer alıyor. Online olarak - [Ayşegül Ayhan](https://psikolektif.com/aysegul-ayhan/) - Ayşegül Ayhan Psikolojik Danışman Psikolektiften Yazarı X-twitter Instagram Özgeçmiş 2017 yılında Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2018 yılında UNFPA işbirliğinde Toplum Gönüllüleri Vakfı Diyarbakır ofisinde Doğu ve Güneydoğu bölgesinde üniversite öğrencileriyle saha çalışmaları yaptım . 2020 yılından beri İstanbul’da nitelikli okullar statüsünde bir proje lisesinde görev yapmaktayım. 2020 yılında Mimar Sinan - [Mine Tekin Ergin](https://psikolektif.com/mine-tekin-ergin/) - Mine Tekin ergin Psikolojik Danışman Psikolektif + Dergisi Film Ekibi Üyesi X-twitter Instagram Özgeçmiş 2019 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. Mezun olmamın ardından bir süre Eskişehir’de özel kurumda ortaokul seviyesinde çalıştım. 2022 yılında İstanbul’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ilkokulda psikolojik danışman olarak çalışmaya başladım, 3 farklı ilkokulda çalışma - [Kadriye Ulus](https://psikolektif.com/kadriye-ulus-2/) - Kadriye Ulus Uzman Psikolojik Danışman Grafik Tasarımcı Psikolektif Dergisi Editörü Özgeçmiş 2019 yılında Çukurova Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programından mezun oldum. 2017 yılında PDR Öğrenci Dayanışması adlı toplulukla tanıştım ve bu topluluğun bir parçası oldum. Bu süreçte sosyal medya yönetimi ve grafik tasarımına ilgi duymaya başladım ve cesaretlendirilerek topluluğun tasarım ekibine katıldım. İlk - [Elif Keskin](https://psikolektif.com/elif-keskin/) - Elif Keskin Okul Öncesi Öğretmeni Psikolektiften Yazarı Instagram Özgeçmiş 2019 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Şu anda Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak öğretmenlik yapıyorum.Türkiye’de konum olarak dezavantajlı bir bölgede çalıştığım için eğitimde fırsat eşitliğinin önemini her gün daha iyi anlıyorum. Bu nedenle, her çocuğun kaliteli eğitime - [Onur İbrahim Atay](https://psikolektif.com/onur-ibrahim-atay/) - Onur İbrahim Atay Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif’ten Ekibi Yazarı Linkedin Instagram Özgeçmiş 2021 yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Bilim Dalı’nda lisans öğrenimimi, 2024 yılında ise Çukurova Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı’nda yüksek lisansımı tamamladım. Çalışma alanlarım arasında akran zorbalığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sivil toplum çalışmaları, güvenli ilişkiler, sanat - [Fazilet Bektaş](https://psikolektif.com/fazilet-bektas/) - Fazilet Bektaş Psikolog Instagram Instagram Link Linkedin X-twitter Özgeçmiş Fazilet; sanatsever, ruh bilimci, kâşif, müşkülpesent, merdümgiriz ama esasında hepimiz gibi bir yolcu…Seyir defterinde en çok: sanat, çocuklar ve felsefe var şu aralar.Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Haziran 2022’de mezun oldum. 2023 Mayıs’tan beri üçüncü sektörde çalışmalarımı yürütmekteyim. Yaklaşık iki senedir gönüllü olarak pek çok sivil toplum - [Fatma Nur Özakça](https://psikolektif.com/fatma-nur-ozakca/) - Fatma Nur Özakça Çocuk Gelişimci / Sivil Toplum Çalışanı Psikolektif Dergisi Yazarı Linkedin Özgeçmiş Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi lisans Çocuk Gelişimi mezunu. Kendi bölümü ile alakalı ilgili kurumlarda gönüllü ve zorunlu stajlarını gerçekleştirmiştir. Eğitim Araştırma ve Şehir Hastaneleri, ASHB’a bağlı Islahlaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi, özel eğitim merkezleri ve anaokullarında stajlarını tamamlarken aynı - [Merve Şahin Duran](https://psikolektif.com/merve-sahin-duran/) - Merve Şahin Duran Psikolojik Danışman – Oyun Terapisti Psikolektiften Yazarı Instagram Instagram Özgeçmiş Çocuk, ergen ve aile psikolojisi üzerine çıktığım öğrenme yolculuğunda, TED Üniversitesi İngilizce Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden tam burslu olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca çocuk ve ergen psikolojisi alanında kendimi geliştirmek için stajlar, gönüllülük çalışmaları ve araştırma projelerinde yer aldım. TÜBİTAK - [Semih Ülker](https://psikolektif.com/semih-ulker/) - Semih Ülker Psikolojik Danışman Psikolektif Dergisi Yazarı Linkedin Whatsapp Instagram Özgeçmiş 2018 yılında Pamukkale Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisans sürecimi tamamlamak üzereyim. Kaygı, depresyon, travmatik yaşantılar, kayıp ve yas süreci gibi alanlarda çalışmalarımı yürütüyorum.İstanbul’da yaşıyorum ve 7 yıldır aktif olarak hem - [Berk Çeşmeli](https://psikolektif.com/berk-cesmeli/) - Berk Çeşmeli Uzman Psikolojik Danışman Psikolektif Dergisi Editörü X-twitter Instagram Özgeçmiş 1994 yılında Fethiye’de dünyaya geldim. Lisans eğitimimi 2016 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, yüksek lisans eğitimimi de 2023 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında tamamladım.Lisans eğitiminden bu yana yaklaşık 7 yıl boyunca eğitim kurumlarında çocuk, ergen ve ebeveynlere destek noktasında, öğretmenler ile de - [Muhammed Emir Akyol](https://psikolektif.com/muhammed-emir-akyol-3/) - Muhammed Emir Akyol Öğretim Görevlisi Psikolektif TV Linkedin Özgeçmiş 1997’de doğdu. İlköğrenimini Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde, ortaöğrenimini ise Samsun Atakum Huriye Süer Anadolu Lisesinde tamamladı. 2015 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi eğitim bilimleri bölümü rehberlik ve psikolojik danışmanlık programında lisans öğrenimine başladı. 2019’da ilgili programdan mezuniyeti sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi eğitim bilimleri enstitüsü rehberlik ve psikolojik danışmanlık - [İdil Sera Erfenek](https://psikolektif.com/idil-sera-erfenek/) - İdil Sera Erfenek Psikolojik Danışman Psikolektif Dergisi Yazarı Linkedin Instagram Özgeçmiş 2020 yılında Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Çalışma alanlarım arasında kaygı, depresyon, ilişki problemleri, travmatik yaşantılar, ölüm ve yas süreci, öfke kontrolü, sınav kaygısı ve göçmen psikolojisi yer alıyor.Şu anda Malta’da yaşıyor ve hem yurt dışında yaşayan Türk bireyler hem - [Zeynep Gürses](https://psikolektif.com/zeynep-gurses/) - Zeynep, Kanada’da yaşayan bir psikolog ve davranış terapistidir. Otizm okulunda çalışırken online terapi sunmakta ve azınlık grupları üzerine araştırmalar yapmaktadır. - [Ekibimiz](https://psikolektif.com/ekibimiz/) - Psikolektif ekibi, alanında uzman psikolojik danışmanlar, psikologlar ve ruh sağlığı profesyonellerinden oluşmaktadır. Bilimsel temelli içerikler üreterek psikolojiye dair güncel ve güvenilir bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. - [Biz Kimiz?](https://psikolektif.com/biz-kimiz/) - 2 Ağustos 2014 tarihinde PDR Öğrenci Dayanışması adı ile kurulan oluşumumuz, bir değişim süreci ardından 2017 yılından beri “Psikolektif” adı ile yoluna devam etmektedir. Ruh sağlığı ve eğitim alanındaki tüm paydaşlara hitap eden, ruh sağlığı alanındaki mesleklerin birlikteliğini savunan; psikolojik danışman, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, okul öncesi öğretmeni, aday psikolog, sosyal hizmet uzmanı, okul öncesi öğretmeni ve psikolojik danışmanlardan - [İletişim](https://psikolektif.com/iletisim/) - İletişim Formu Gönder Δ Sayfamız ve sayfamızda yayınlanan yazılar ile ilgili görüş ve önerilerinizi aşağıdaki adrese mail atarak gönderebilirsiniz. E-Mail psikolektif@gmail.com Facebook Instagram X-twitter Youtube ## Team - [Metin Pulat](https://psikolektif.com/takim/metin-pulat/) - [Fazilet Bektaş](https://psikolektif.com/takim/fazilet-bektas/) - Fazilet; sanatsever, ruh bilimci, kâşif, müşkülpesent, merdümgiriz ama esasında hepimiz gibi bir yolcu… Seyir defterinde en çok: sanat, çocuklar ve felsefe var şu aralar. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Haziran 2022’de mezun oldum. 2023 Mayıs’tan beri üçüncü sektörde çalışmalarımı yürütmekteyim. Yaklaşık iki senedir gönüllü olarak pek çok sivil toplum kurumunda - daha çok sosyal sorumluluk projelerinde - [Ozan Atamış](https://psikolektif.com/takim/ozan-atamis/) - 2017 yılında Sakarya Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. Aktif olarak MEB’de okul psikolojik danışman ve rehber öğretmeni olarak çalışmaktayım. Yaklaşık 2 yıldır Psikolektif+ ta içerik üretmekteyim. - [Yusuf Bingöl](https://psikolektif.com/takim/yusuf-bingol/) - [Muhammed Özkan](https://psikolektif.com/takim/muhammed-ozkan/) - Bitlis ilininin Güroymak ilçesinde yaşamaktayım. Doğup büyüdüğüm Güroymak ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir okulda yönetici olarak görev yapmaktayım. Lisans eğitimimi İnönü Üniveritesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Ana Bilim Dalında 2013-2017 yılları arasında tamamladım. Psikolektif+ dergisinde kitap inceleme ekibinin bir parçasıyım. - [Fatma Nur Özakça](https://psikolektif.com/takim/fatma-nur-ozakca/) - Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi lisans Çocuk Gelişimi mezunu. Kendi bölümü ile alakalı ilgili kurumlarda gönüllü ve zorunlu stajlarını gerçekleştirmiştir. Eğitim Araştırma ve Şehir Hastaneleri, ASHB’a bağlı Islahlaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi, özel eğitim merkezleri ve anaokullarında stajlarını tamamlarken aynı zamanda üniversite süreci boyunca sivil alanda gönüllü çalışmalar yürütmüş, projeler gerçekleştirmiş ve gerek kendi - [Elif Gök](https://psikolektif.com/takim/elif-gok/) - Merhaba, Ben Uzman Psikolojik Danışman Elif GÖK, Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü lisans (2018) ve yüksek lisans (2022) mezunuyum. Akdeniz Üniversitesinde doktora yapıyorum, tez önerisi verme aşamasındayım. İş hayatımda TED Üniversitesinde yarı zamanlı araştırma görevlisi olarak 2019 senesinde yarım dönem çalıştım. 2019 Ekim’den itibaren MEB bünyesinde İstanbul ve Antalya illerinde ortaokul ve lise - [Hacer Talak](https://psikolektif.com/takim/hacer-talak/) - 2017 yılında Uşak Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Meslek hayatıma özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışarak başladım ve burada görev aldığım iki yıl boyunca özel gereksinimli bireyler ve ebeveynler ile birebir görüşmeler gerçekleştirip, aile eğitimleri ve hizmet içi eğitimler düzenledim. Ardından yaklaşık bir sene özel bir sanat merkezinde bireyleri ilgi ve yetenekleri - [Nurbanu Gündoğ](https://psikolektif.com/takim/nurbanu-gundog/) - Erciyes Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisansımdan sonra Kırıkkale Üniversitesi PDR alanında yüksek lisansımı tamamladım. Hacettepe Üniversitesi Ölçme ve Değerlendirme alanında ise ikinci yüksek lisansımı yapmaktayım. Şu an Özel Arı Okullarında Uzman Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen olarak görev yapıyorum. Akademik Çalışmalar https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Eb5EkakJlp3olBdo_wNEGfAiQPln2r4VWs12x8fzcvycIoqhnZ8osLg_29-ZS-4C https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/stability-and-satisfaction-in-transition-to-adult-a-theoretical-evaluation-on-the-effect-of-action-and-social-interest.pdf - [Burak Gencer](https://psikolektif.com/takim/burak-gencer/) - [Fatma Batık Şimşek](https://psikolektif.com/takim/fatma-batik-simsek/) - [Mine Tekin Ergin](https://psikolektif.com/takim/mine-tekin/) - [Berivan Acet](https://psikolektif.com/takim/berivan-acet/) - [Semih Ülker](https://psikolektif.com/takim/semih-ulker/) - 2018 yılında Pamukkale Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Şu an Bahçeşehir Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde yüksek lisans sürecimi tamamlamak üzereyim. Kaygı, depresyon, travmatik yaşantılar, kayıp ve yas süreci gibi alanlarda çalışmalarımı yürütüyorum. İstanbul’da yaşıyorum ve 7 yıldır aktif olarak hem yetişkin hem de ergenlere yönelik online psikolojik danışmanlık hizmeti sunuyorum. - [Elif Keskin](https://psikolektif.com/takim/elif-keskin/) - 2019 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Şu anda Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak öğretmenlik yapıyorum. Türkiye’de konum olarak dezavantajlı bir bölgede çalıştığım için eğitimde fırsat eşitliğinin önemini her gün daha iyi anlıyorum. Bu nedenle, her çocuğun kaliteli eğitime erişebilmesi ve potansiyelini en iyi şekilde geliştirebilmesi için - [Münire Akyüz](https://psikolektif.com/takim/munire-akyuz/) - [Elif Köden](https://psikolektif.com/takim/elif-koden/) - [Ayşegül Ayhan](https://psikolektif.com/takim/aysegul-ayhan/) - [Ş. Can Özüak](https://psikolektif.com/takim/sukru-can-ozuak/) - [Başak Kılınç](https://psikolektif.com/takim/basak-kilinc-2/) - [Onur İbrahim Atay](https://psikolektif.com/takim/onur-ibrahim-atay/) - 2021 yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Bilim Dalı’nda lisans öğrenimimi, 2024 yılında ise Çukurova Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı’nda yüksek lisansımı tamamladım. Çalışma alanlarım arasında akran zorbalığı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sivil toplum çalışmaları, güvenli ilişkiler, sanat terapisi, özel eğitim, eğitim danışmanlığı, aile çalışmaları yer almaktadır. Şu an - [Ebrar Albayrak](https://psikolektif.com/takim/ebrar-albayrak/) - [Berk Çeşmeli](https://psikolektif.com/takim/berk-cesmeli/) - 1994 yılında Fethiye’de dünyaya geldim. Lisans eğitimimi 2016 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, yüksek lisans eğitimimi de 2023 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında tamamladım. Lisans eğitiminden bu yana yaklaşık 7 yıl boyunca eğitim kurumlarında çocuk, ergen ve ebeveynlere destek noktasında, öğretmenler ile de birçok konuda geliştirici proje ve çalışmalar içinde bulundum. Bu süre - [Kadriye Ulus](https://psikolektif.com/takim/kadriye-ulus/) - [Şafak Atay](https://psikolektif.com/takim/safak-atay/) - [Ferhat Yıldız](https://psikolektif.com/takim/ferhat-yildiz/) - [Özlem Tekin](https://psikolektif.com/takim/ozlem-tekin/) - 2016 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2019 yılında Şanlıurfa’da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir ilkokulda psikolojik danışman olarak çalışmaya başladım ve hala aynı kurumda çalışmaktayım. 8 yıldır Psikolektif’te film incelemeleri yazıyorum. Psikoloji ile filmi bütünleştirerek inceleme yazıyor olmak benim için çok keyifli. - [Tuğçe Uysal](https://psikolektif.com/takim/tugce-uysal/) - Ben Tuğçe, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde lisans eğitimimi 2016 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde, yüksek lisans eğitimimi ise 2021 yılında Kırıkkale Üniversitesi’nde tamamladım. 2017 Mart ayından beri Psikolektif bünyesinde film incelemeleri yazmaktayım. 2023 yılından beri de Psikolektif+’ın Genel Yayın Yönetmenliğini üstlenmekteyim. Şu an MEB’e bağlı bir okulda psikolojik danışman olarak çalışmaktayım. Akademik Çalışmalar: https://dergipark.org.tr/tr/pub/caless/issue/55941/829243 - [Zeynep Ünal](https://psikolektif.com/takim/zeynep-unal/) - 2016 yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. 2020 yılında Kırıkkale Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tezli yüksek lisansımı tamamladım. 2019 yılında ilkokul kademesinde bir devlet okulunda Psikolojik Danışman olarak göreve başladım. Yaklaşık 2 yıl kadar burada görevime devam ettikten sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü Dijital İçerik Geliştirme ve - [Merve Şahin Duran](https://psikolektif.com/takim/merve-sahin-duran/) - Çocuk, ergen ve aile psikolojisi üzerine çıktığım öğrenme yolculuğunda, TED Üniversitesi İngilizce Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden tam burslu olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca çocuk ve ergen psikolojisi alanında kendimi geliştirmek için stajlar, gönüllülük çalışmaları ve araştırma projelerinde yer aldım. TÜBİTAK destekli bir projede araştırma asistanı olarak görev alarak çocuk kitaplarındaki toplumsal cinsiyet rollerini - [Muhammed Emir Akyol](https://psikolektif.com/takim/muhammed-emir-akyol/) - 1997’de doğdu. İlköğrenimini Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde, ortaöğrenimini ise Samsun Atakum Huriye Süer Anadolu Lisesinde tamamladı. 2015 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi eğitim bilimleri bölümü rehberlik ve psikolojik danışmanlık programında lisans öğrenimine başladı. 2019'da ilgili programdan mezuniyeti sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi eğitim bilimleri enstitüsü rehberlik ve psikolojik danışmanlık yüksek lisans programına kabul hakkı kazandı. 2022'de ''Lise Öğrencilerinin - [Mücahit Akkaya](https://psikolektif.com/takim/mucahit-akkaya/) - 2014 yılında henüz genç bir PDR öğrencisi iken PDR Öğrenci Dayanışması adlı, PDR öğrencilerinin alan aidiyetlerini artırmayı hedefleyen, alan savunuculuğu yapan platformu kurdum. 2017 yılında üniversiteden mezun olmamın akabinde bugünkü Psikolektif’in dönüşüm sürecini başlattık. 2017 yılında İnönü Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık lisans programından mezun oldum. Mezuniyetimin ardından Lizbon Üniversitesi’nde bir araştırma ekibine dahil olarak - [Feyza Kılınç Tayfun](https://psikolektif.com/takim/feyza-kilinc-tayfun/) - İnönü Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programından mezun olduktan sonra, UNICEF ve Gençlik ve Spor Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen Sosyal Uyum ve Gençlik Katılımı Projesi kapsamında Kahramanmaraş Gençlik Merkezi’nde psikososyal destek personeli olarak görev yapmaya başladım. 2018 yılında Hacettepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümünde yüksek lisans eğitimime başladım ve 2019’da Ankara’ya taşındım. Burada - [Zeynep Gürses](https://psikolektif.com/takim/zeynep-gurses/) - Merhaba, Ben Zeynep, bir davranış terapisti ve psikologum. 7 yılı aşkın süredir Kanada'nın British Columbia bölgesinde yaşıyorum. Burada, otizm okulunda davranış terapisti olarak çalışırken aynı zamanda online terapi seansları vererek kariyerime devam ediyorum. Bunun yanı sıra, kriz hattı gönüllüsü olarak da görev almaktayım. Çok sayıda ilgi alanım olmakla birlikte, araştırmalarım genellikle azınlık statüsündeki grup süreçleri - [İdil Sera Erfenek](https://psikolektif.com/takim/idil-sera-erfenek/) - 2020 yılında Ege Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun oldum. Çalışma alanlarım arasında kaygı, depresyon, ilişki problemleri, travmatik yaşantılar, ölüm ve yas süreci, öfke kontrolü, sınav kaygısı ve göçmen psikolojisi yer alıyor. Şu anda Malta’da yaşıyor ve hem yurt dışında yaşayan Türk bireyler hem de Türkiye’deki danışanlar için online psikolojik danışmanlık hizmeti sunuyorum. Özellikle - [Furkan Çağrı Vurucu](https://psikolektif.com/takim/furkan-cagri-vurucu/) - [Kübra Şakrak](https://psikolektif.com/takim/kubra-sakrak/) - [Ayşegül Göktaş](https://psikolektif.com/takim/aysegul-goktas/) - [Ahmet Yaşar](https://psikolektif.com/takim/ahmet-yasar/) - [Muhammet Kiremitci](https://psikolektif.com/takim/muhammet-kiremitci/) ## Kategoriler - [Derinlemesine Analiz](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/derinlemesineanaliz/) - Ruh Sağlığı ve Eğitim Alanındaki her ay bir akademik konunun yazarlarımız tarafından çeşitli açılardan incelenmesini içerir. - [Film - Kitap İnceleme](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/film-kitap-incelemesi/) - Psikoloji ve eğitim içerikli çeşitli film ve kitapların incelemelerine buradan ulaşabilirsiniz. - [HERKES İÇİN PSİKOLOJİ](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/herkes-icin-psikoloji/) - Bu kategoride ebeveyn ve çocukları ilgilendiren konular çeşitli açılardan incelenecektir. - [Persona](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/persona/) - İki ayda bir yayımlanan dergimiz her sayıda farklı bir temayı ele alıyor. Yayın hayatına e-dergi formatında devam eden dergimizin tüm sayılarına bu kategoriden ulaşabilirsiniz. - [Psikogündem](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/psikogundem/) - Bu kategori, ruh sağlığı ve eğitim alanı ile ilgili haberlerin incelenip, yorumlanmasını içermektedir. - [Arşiv](https://psikolektif.com/kategori/arsiv/) - Psikolektifte geçmişte yayınlanan yazılara buradan ulaşabilirsiniz. - [ÜniPsikolektif](https://psikolektif.com/kategori/unipsikolektif/) - Aday psikolojik danışmanlar, psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları; ruh sağlığı ve eğitim alanı ile ilgili yazıları bu kategoride ele alıyorlar. - [Serbest Kürsü](https://psikolektif.com/kategori/serbest-kursu/) - Bu kategori, ağırlıklı olarak ruh sağlığı ve eğitim alanı ile ilgili konuların özgün bir bakış açısıyla incelenip yorumlanmasını içermektedir. - [Psikokuram](https://psikolektif.com/kategori/psikokuram/) - Bu kategori, başta psikolojik danışma ve rehberlik / psikoterapi alanındaki kuramlar olmak üzere ruh sağlığı alanını etkileyen kuramsal yaklaşımları tanıtmak, açıklamak ve aydınlatmak amacıyla yapılacak çalışmaları içermektedir. - [Psikolektif Dergisi](https://psikolektif.com/kategori/psikolektif-dergisi/) - Ruh sağlığı ve eğitim alanında, 2 ayda bir e-dergi formatında çıkan, farklı alanlardan mezun olmuş kişilerin yazar olarak bilimsel bakış açılarını yansıtmalarına olanak sağlayan akademik dergi. - [Psikolektif +](https://psikolektif.com/kategori/psikolektif/) - Ruh sağlığı ve eğitim alanı ile ilgili içerikler üreten üç farklı disiplin olan Sinema, Edebiyat ve Tiyatro’dan beslenerek içeriğini oluşturan e-dergimiz, üç farklı disiplinin sentezini barındırmaktadır. - [Psikolektif Çocuk](https://psikolektif.com/kategori/psikolektif-cocuk/) - Ağırlıklı olarak okul öncesi öğretmenliği ile psikolojik danışma ve rehberlik mezunlarından oluşan Psikolektif Çocuk ekibi, okul öncesi döneme ilişkin dikkat edilmesi gereken konuları incelemektedir. İçerik, çocuk kitaplarının incelenmesinden ve velileri çocuk eğitimi konusunda bilinçlendirme açısından özgün/akademik yazı üretmekten oluşmaktadır. - [Psikososyal](https://psikolektif.com/kategori/psikososyal/) - Sosyal Hizmet Uzmanlarının, Sosyal Hizmet bilimi ile ilgili özgün ve akademik yazılarını burada bulabilirsiniz. - [Psikolektif'ten](https://psikolektif.com/kategori/psikolektiften/) - Ünipsikolektif, Serbest Kürsü, Psikokuram, Psikososyal ve Psikolektif Çocuk ekiplerimizi tek bir çatı altında buluşturduğumuz yepyeni bültenimiz Psikolektif’ten ilk sayısıyla sizlerle! ## Etiketler - [#2.sayı](https://psikolektif.com/etiket/2-sayi/) - [#3.sayı](https://psikolektif.com/etiket/3-sayi/) - [#4.sayı](https://psikolektif.com/etiket/4-sayi/) - [#Ağladığında](https://psikolektif.com/etiket/agladiginda/) - [#aile](https://psikolektif.com/etiket/aile/) - [#Alzheimer #Alzheimerfilmi #filmanalizi #pdrfilmlistesi #pdrfilm #filmanalizi #filmtavsiyesi](https://psikolektif.com/etiket/alzheimer-alzheimerfilmi-filmanalizi-pdrfilmlistesi-pdrfilm-filmanalizi-filmtavsiyesi/) - [#analyzethis](https://psikolektif.com/etiket/analyzethis/) - [#askincelladi](https://psikolektif.com/etiket/askincelladi/) - [#august](https://psikolektif.com/etiket/august/) - [#bağımlılık](https://psikolektif.com/etiket/bagimlilik/) - [#benx](https://psikolektif.com/etiket/benx/) - [#bibliyoterapi](https://psikolektif.com/etiket/bibliyoterapi/) - [#carlgustavjung](https://psikolektif.com/etiket/carlgustavjung/) - [#çocuk](https://psikolektif.com/etiket/cocuk/) - [#dergi #pdrokuyor #edergi #psikoloji #pdrneokur](https://psikolektif.com/etiket/dergi-pdrokuyor-edergi-psikoloji-pdrneokur/) - [#detachment](https://psikolektif.com/etiket/detachment/) - [#dogancüceloglu](https://psikolektif.com/etiket/dogancuceloglu/) - [#dönüşüm](https://psikolektif.com/etiket/donusum/) - [#duygusalzeka](https://psikolektif.com/etiket/duygusalzeka/) - [#edergi](https://psikolektif.com/etiket/edergi/) - [#Eğitim](https://psikolektif.com/etiket/egitim/) - [#eq](https://psikolektif.com/etiket/eq/) - [#erichfromm](https://psikolektif.com/etiket/erichfromm/) - [#etik](https://psikolektif.com/etiket/etik/) - [#farklılık](https://psikolektif.com/etiket/farklilik/) - [#farklılıklarasaygı](https://psikolektif.com/etiket/farkliliklarasaygi/) - [#ferihabaymur](https://psikolektif.com/etiket/ferihabaymur/) - [#film #analiz #dalga #diewelle #pdr #psikoloji](https://psikolektif.com/etiket/film-analiz-dalga-diewelle-pdr-psikoloji/) - [#filmanalizi](https://psikolektif.com/etiket/filmanalizi/) - [#filmanalizi #filmincelemesi #pdrneizler #filmtavsiye #gönülyarasıfilmi](https://psikolektif.com/etiket/filmanalizi-filmincelemesi-pdrneizler-filmtavsiye-gonulyarasifilmi/) - [#filmincelemesi](https://psikolektif.com/etiket/filmincelemesi/) - [#filmlistesi](https://psikolektif.com/etiket/filmlistesi/) - [#filmtavsiye](https://psikolektif.com/etiket/filmtavsiye/) - [#filmtavsiyeleri](https://psikolektif.com/etiket/filmtavsiyeleri/) - [#filmtavyesi](https://psikolektif.com/etiket/filmtavyesi/) - [#fromm](https://psikolektif.com/etiket/fromm/) - [#içimizdekibiz](https://psikolektif.com/etiket/icimizdekibiz/) - [#iletişim](https://psikolektif.com/etiket/iletisim/) - [#intihar](https://psikolektif.com/etiket/intihar/) - [#IQ](https://psikolektif.com/etiket/iq/) - [#irvinyalom](https://psikolektif.com/etiket/irvinyalom/) - [#iyileşme](https://psikolektif.com/etiket/iyilesme/) - [#ırvınyalom #kitapönerileri #pdrneokur #pdr](https://psikolektif.com/etiket/irvinyalom-kitaponerileri-pdrneokur-pdr/) - [#japonsineması](https://psikolektif.com/etiket/japonsinemasi/) - [#kiitapanalizi](https://psikolektif.com/etiket/kiitapanalizi/) - [#kirazıntadı](https://psikolektif.com/etiket/kirazintadi/) - [#kitap](https://psikolektif.com/etiket/kitap/) - [#kitapanalizi](https://psikolektif.com/etiket/kitapanalizi/) - [#kitapanalizi #pdrneokur #pdrkitaplistesi #okunacakkitaplar #annebabalaratavsiye #kitapanalizi](https://psikolektif.com/etiket/kitapanalizi-pdrneokur-pdrkitaplistesi-okunacakkitaplar-annebabalaratavsiye-kitapanalizi/) - [#kitaplistesi](https://psikolektif.com/etiket/kitaplistesi/) - [#kitaptavsiyeleri](https://psikolektif.com/etiket/kitaptavsiyeleri/) - [#kopma](https://psikolektif.com/etiket/kopma/) - [#koruyucupsikoloji](https://psikolektif.com/etiket/koruyucupsikoloji/) - [#MartıJonathanLivingston](https://psikolektif.com/etiket/martijonathanlivingston/) - [#mucizekitabı](https://psikolektif.com/etiket/mucizekitabi/) - [#mucizekitabıanalizi](https://psikolektif.com/etiket/mucizekitabianalizi/) - [#Nietzsche](https://psikolektif.com/etiket/nietzsche/) - [#öğretmen](https://psikolektif.com/etiket/ogretmen/) - [#okb](https://psikolektif.com/etiket/okb/) - [#oveadındabiradam](https://psikolektif.com/etiket/oveadindabiradam/) - [#oyun](https://psikolektif.com/etiket/oyun/) - [#özeleğitim](https://psikolektif.com/etiket/ozelegitim/) - [#özgürlük](https://psikolektif.com/etiket/ozgurluk/) - [#paprika](https://psikolektif.com/etiket/paprika/) - [#parçalanmış](https://psikolektif.com/etiket/parcalanmis/) - [#pdr](https://psikolektif.com/etiket/pdr/) - [#pdrfilm](https://psikolektif.com/etiket/pdrfilm/) - [#pdrkitap](https://psikolektif.com/etiket/pdrkitap/) - [#pdrkitaptavsiyesi](https://psikolektif.com/etiket/pdrkitaptavsiyesi/) - [#pdrneizler](https://psikolektif.com/etiket/pdrneizler/) - [#pdrneokur](https://psikolektif.com/etiket/pdrneokur/) - [#persona](https://psikolektif.com/etiket/persona/) - [#pöd](https://psikolektif.com/etiket/pod/) - [#psikofilm](https://psikolektif.com/etiket/psikofilm/) - [#psikokitap](https://psikolektif.com/etiket/psikokitap/) - [#psikoloji](https://psikolektif.com/etiket/psikoloji/) - [#psikoloji #pdr #kitaplistesi #psikolojikkitaplar](https://psikolektif.com/etiket/psikoloji-pdr-kitaplistesi-psikolojikkitaplar/) - [#psikolojikdanışma](https://psikolektif.com/etiket/psikolojikdanisma/) - [#psikolojikfilmler](https://psikolektif.com/etiket/psikolojikfilmler/) - [#sevmesanatı](https://psikolektif.com/etiket/sevmesanati/) - [#sinemadapsikoloji](https://psikolektif.com/etiket/sinemadapsikoloji/) - [#Sınırlar](https://psikolektif.com/etiket/sinirlar/) - [#Sorara'yı](https://psikolektif.com/etiket/sorarayi/) - [#split](https://psikolektif.com/etiket/split/) - [#splitparçalanmış](https://psikolektif.com/etiket/splitparcalanmis/) - [#starwars](https://psikolektif.com/etiket/starwars/) - [#Taşlamak](https://psikolektif.com/etiket/taslamak/) - [#tasteofcherry](https://psikolektif.com/etiket/tasteofcherry/) - [#televizyon](https://psikolektif.com/etiket/televizyon/) - [#terapi](https://psikolektif.com/etiket/terapi/) - [#thedouble](https://psikolektif.com/etiket/thedouble/) - [#travma](https://psikolektif.com/etiket/travma/) - [#Uçmak](https://psikolektif.com/etiket/ucmak/) - [#yabancı](https://psikolektif.com/etiket/yabanci/) - [#Zincirlerimiz](https://psikolektif.com/etiket/zincirlerimiz/) - [28Gün](https://psikolektif.com/etiket/28gun/) - [Analiz](https://psikolektif.com/etiket/analiz/) - [AzizeNilgünCANER](https://psikolektif.com/etiket/azizenilguncaner/) - [başparmak](https://psikolektif.com/etiket/basparmak/) - [BenliğiniArayanÇocuk](https://psikolektif.com/etiket/benliginiarayancocuk/) - [benlik](https://psikolektif.com/etiket/benlik/) - [blackswan](https://psikolektif.com/etiket/blackswan/) - [cinsiyetdeğiştirme](https://psikolektif.com/etiket/cinsiyetdegistirme/) - [danimarkalı kız](https://psikolektif.com/etiket/danimarkali-kiz/) - [dinleküçükadam](https://psikolektif.com/etiket/dinlekucukadam/) - [e-dergi](https://psikolektif.com/etiket/e-dergi/) - [EkimDüşü](https://psikolektif.com/etiket/ekimdusu/) - [Film](https://psikolektif.com/etiket/film/) - [film analizi](https://psikolektif.com/etiket/film-analizi/) - [film incelemesi](https://psikolektif.com/etiket/film-incelemesi/) - [film tavsiyeleri](https://psikolektif.com/etiket/film-tavsiyeleri/) - [gizlidünya](https://psikolektif.com/etiket/gizlidunya/) - [hırsız kız](https://psikolektif.com/etiket/hirsiz-kiz/) - [inceleme](https://psikolektif.com/etiket/inceleme/) - [KadınKokusu](https://psikolektif.com/etiket/kadinkokusu/) - [kendilik](https://psikolektif.com/etiket/kendilik/) - [kitap analizi](https://psikolektif.com/etiket/kitap-analizi/) - [kızlarbağırmaz](https://psikolektif.com/etiket/kizlarbagirmaz/) - [MitchAlbom](https://psikolektif.com/etiket/mitchalbom/) - [mutluluk](https://psikolektif.com/etiket/mutluluk/) - [obsesifkompulsif](https://psikolektif.com/etiket/obsesifkompulsif/) - [OctoberSky](https://psikolektif.com/etiket/octobersky/) - [ÖğretmenimMoriyleSalıBuluşmaları](https://psikolektif.com/etiket/ogretmenimmoriylesalibulusmalari/) - [Okul Danışmanları İçin Çözüm Odaklı Kısa Süreli Psikolojik Danışma](https://psikolektif.com/etiket/okul-danismanlari-icin-cozum-odakli-kisa-sureli-psikolojik-danisma/) - [ölüozanlarderneği](https://psikolektif.com/etiket/oluozanlardernegi/) - [önerileri](https://psikolektif.com/etiket/onerileri/) - [pdr kitap tavsiyeleri](https://psikolektif.com/etiket/pdr-kitap-tavsiyeleri/) - [PSİKOLEKTİF](https://psikolektif.com/etiket/psikolektif/) - [room](https://psikolektif.com/etiket/room/) - [ruh sağlığı](https://psikolektif.com/etiket/ruh-sagligi/) - [Savaş](https://psikolektif.com/etiket/savas/) - [ScentofaWoman](https://psikolektif.com/etiket/scentofawoman/) - [self](https://psikolektif.com/etiket/self/) - [siyahkuğu](https://psikolektif.com/etiket/siyahkugu/) - [sling blade analiiz](https://psikolektif.com/etiket/sling-blade-analiiz/) - [takıntı](https://psikolektif.com/etiket/takinti/) - [Taxisürücüsü](https://psikolektif.com/etiket/taxisurucusu/) - [TerapideYeniUfuklar](https://psikolektif.com/etiket/terapideyeniufuklar/) - [thedanishgirl](https://psikolektif.com/etiket/thedanishgirl/) - [thegame](https://psikolektif.com/etiket/thegame/) - [Tırmanış](https://psikolektif.com/etiket/tirmanis/) - [VirginiaMAxline](https://psikolektif.com/etiket/virginiamaxline/) - [wilhelmreich](https://psikolektif.com/etiket/wilhelmreich/) - [yaşamın kıyısında film analizi](https://psikolektif.com/etiket/yasamin-kiyisinda-film-analizi/) - [kardeş](https://psikolektif.com/etiket/kardes/) - [#nevroz #psikoz #psikolektif #psikoloji #pdr #ruhbilimi #derinlemesineanaliz](https://psikolektif.com/etiket/nevroz-psikoz-psikolektif-psikoloji-pdr-ruhbilimi-derinlemesineanaliz/) - [#tersyüz #insideout #animasyon #duygular #filmanalizi #filmtavsiye #pdr #psikoloji #ruhbilimi](https://psikolektif.com/etiket/tersyuz-insideout-animasyon-duygular-filmanalizi-filmtavsiye-pdr-psikoloji-ruhbilimi/) - [#derinlemesineanaliz #ruhsağlığı #eğitim #psikoloji #akademikinceleme #psikolektif](https://psikolektif.com/etiket/derinlemesineanaliz-ruhsagligi-egitim-psikoloji-akademikinceleme-psikolektif/) - [#ebeveyn #çocuk #aile #herkesiçinpsikoloji #ruhsağlığı #eğitim #psikoloji #psikolektif](https://psikolektif.com/etiket/ebeveyn-cocuk-aile-herkesicinpsikoloji-ruhsagligi-egitim-psikoloji-psikolektif/) - [#psikoloji #eğitim #haberler #psikogündem #psikolektif](https://psikolektif.com/etiket/psikoloji-egitim-haberler-psikogundem-psikolektif/) - [#kitaptavsiyeleri #pdrneokur #psikokitap #kitaplistesi #ruhsağlığı #eğitim #psikolektif](https://psikolektif.com/etiket/kitaptavsiyeleri-pdrneokur-psikokitap-kitaplistesi-ruhsagligi-egitim-psikolektif/) - [#film #psikofilm #filmtavsiye #filmlisteleri #ruhsağlığı #eğitim #psikolektif](https://psikolektif.com/etiket/film-psikofilm-filmtavsiye-filmlisteleri-ruhsagligi-egitim-psikolektif/) - [#varoluş](https://psikolektif.com/etiket/varolus/) - [#6.sayı](https://psikolektif.com/etiket/6-sayi/) - [#ibrahimethemözgüven](https://psikolektif.com/etiket/ibrahimethemozguven/) - [#binnuryeşilyaprak](https://psikolektif.com/etiket/binnuryesilyaprak/) - [#çalışan](https://psikolektif.com/etiket/calisan/) - [#anne](https://psikolektif.com/etiket/anne/) - [#ilgi](https://psikolektif.com/etiket/ilgi/) - [#agorafobi](https://psikolektif.com/etiket/agorafobi/) - [#bdt](https://psikolektif.com/etiket/bdt/) - [#ruhsağlığı](https://psikolektif.com/etiket/ruhsagligi/) - [#hikaye](https://psikolektif.com/etiket/hikaye/) - [#psikanaliz](https://psikolektif.com/etiket/psikanaliz/) - [#infertilite](https://psikolektif.com/etiket/infertilite/) - [#kadın](https://psikolektif.com/etiket/kadin/) - [#erkek](https://psikolektif.com/etiket/erkek/) - [#kısırlık](https://psikolektif.com/etiket/kisirlik/) - [#iyimserlik](https://psikolektif.com/etiket/iyimserlik/) - [#polyannacılık](https://psikolektif.com/etiket/polyannacilik/) - [#öznel](https://psikolektif.com/etiket/oznel/) - [#iyioluş](https://psikolektif.com/etiket/iyiolus/) - [#yaratıcı](https://psikolektif.com/etiket/yaratici/) - [#drama](https://psikolektif.com/etiket/drama/) - [#akran](https://psikolektif.com/etiket/akran/) - [#zorbalığı](https://psikolektif.com/etiket/zorbaligi/) - [#psikolektifdergisi](https://psikolektif.com/etiket/psikolektifdergisi/) - [#istismar](https://psikolektif.com/etiket/istismar/) - [#1.sayı](https://psikolektif.com/etiket/1-sayi/) - [#sayı2](https://psikolektif.com/etiket/sayi2/) - [#romantik](https://psikolektif.com/etiket/romantik/) - [#ilişkiler](https://psikolektif.com/etiket/iliskiler/) - [#sayı3](https://psikolektif.com/etiket/sayi3/) - [#mükemmeliyetçilik](https://psikolektif.com/etiket/mukemmeliyetcilik/) - [#sayı4](https://psikolektif.com/etiket/sayi4/) - [#psikolojiksağlamlık](https://psikolektif.com/etiket/psikolojiksaglamlik/) - [#sayı5](https://psikolektif.com/etiket/sayi5/) - [#şiddet](https://psikolektif.com/etiket/siddet/) - [#tiyatro](https://psikolektif.com/etiket/tiyatro/) - [#edebiyat](https://psikolektif.com/etiket/edebiyat/) - [#sayı6](https://psikolektif.com/etiket/sayi6/) - [#lokum](https://psikolektif.com/etiket/lokum/) - [#testi](https://psikolektif.com/etiket/testi/) - [#hazzı](https://psikolektif.com/etiket/hazzi/) - [#erteleme](https://psikolektif.com/etiket/erteleme/) - [#stres](https://psikolektif.com/etiket/stres/) - [#başaçıkma](https://psikolektif.com/etiket/basacikma/) - [#strateji](https://psikolektif.com/etiket/strateji/) - [#hobi](https://psikolektif.com/etiket/hobi/) - [#affetmek](https://psikolektif.com/etiket/affetmek/) - [#kendini](https://psikolektif.com/etiket/kendini/) - [#başkalarını](https://psikolektif.com/etiket/baskalarini/) - [#özşefkat](https://psikolektif.com/etiket/ozsefkat/) - [#hayır](https://psikolektif.com/etiket/hayir/) - [#diyebilme](https://psikolektif.com/etiket/diyebilme/) - [#hayat](https://psikolektif.com/etiket/hayat/) - [#kontrol](https://psikolektif.com/etiket/kontrol/) - [#pozitif](https://psikolektif.com/etiket/pozitif/) - [#akış](https://psikolektif.com/etiket/akis/) - [#kuramı](https://psikolektif.com/etiket/kurami/) - [#ışık](https://psikolektif.com/etiket/isik/) - [#kutusu](https://psikolektif.com/etiket/kutusu/) - [#tedavi](https://psikolektif.com/etiket/tedavi/) - [#kıskançlık](https://psikolektif.com/etiket/kiskanclik/) - [#zihin](https://psikolektif.com/etiket/zihin/) - [#otizm](https://psikolektif.com/etiket/otizm/) - [#reddedilme](https://psikolektif.com/etiket/reddedilme/) - [#duyarlılığı](https://psikolektif.com/etiket/duyarliligi/) - [#otokontrol](https://psikolektif.com/etiket/otokontrol/) - [#kişilik](https://psikolektif.com/etiket/kisilik/) - [#denetimodağı](https://psikolektif.com/etiket/denetimodagi/) - [#içten](https://psikolektif.com/etiket/icten/) - [#dıştan](https://psikolektif.com/etiket/distan/) - [#iyi](https://psikolektif.com/etiket/iyi/) - [#davranma](https://psikolektif.com/etiket/davranma/) - [#esnekolma](https://psikolektif.com/etiket/esnekolma/) - [#özfarkındalık](https://psikolektif.com/etiket/ozfarkindalik/) - [#benliksaygısı](https://psikolektif.com/etiket/benliksaygisi/) - [#etkili](https://psikolektif.com/etiket/etkili/) - [#empati](https://psikolektif.com/etiket/empati/) - [#öfke](https://psikolektif.com/etiket/ofke/) - [#dışavurma](https://psikolektif.com/etiket/disavurma/) - [#ifade](https://psikolektif.com/etiket/ifade/) - [#etme](https://psikolektif.com/etiket/etme/) - [#medya](https://psikolektif.com/etiket/medya/) - [#okuryazarlık](https://psikolektif.com/etiket/okuryazarlik/) - [#psikolojik](https://psikolektif.com/etiket/psikolojik/) - [#esneklik](https://psikolektif.com/etiket/esneklik/) - [#şema](https://psikolektif.com/etiket/sema/) - [#sosyal](https://psikolektif.com/etiket/sosyal/) - [#onay](https://psikolektif.com/etiket/onay/) - [#topluluk](https://psikolektif.com/etiket/topluluk/) - [#destek](https://psikolektif.com/etiket/destek/) - [#sınırlarını](https://psikolektif.com/etiket/sinirlarini/) - [#koruyabilme](https://psikolektif.com/etiket/koruyabilme/) - [#kişisel](https://psikolektif.com/etiket/kisisel/) - [#alan](https://psikolektif.com/etiket/alan/) - [#duygusal](https://psikolektif.com/etiket/duygusal/) - [#zeka](https://psikolektif.com/etiket/zeka/) - [#kişiler](https://psikolektif.com/etiket/kisiler/) - [#arası](https://psikolektif.com/etiket/arasi/) - [#rasyonel](https://psikolektif.com/etiket/rasyonel/) - [#irrasyonel](https://psikolektif.com/etiket/irrasyonel/) - [#düşünce](https://psikolektif.com/etiket/dusunce/) - [#adler](https://psikolektif.com/etiket/adler/) - [#doğumsırası](https://psikolektif.com/etiket/dogumsirasi/) - [#epilepsi](https://psikolektif.com/etiket/epilepsi/) - [#sinir](https://psikolektif.com/etiket/sinir/) - [#sistemi](https://psikolektif.com/etiket/sistemi/) - [#özsaygı](https://psikolektif.com/etiket/ozsaygi/) - [#kendini kabul](https://psikolektif.com/etiket/kendini-kabul/) - [#kişiler arası](https://psikolektif.com/etiket/kisiler-arasi/) - [#sosyalkaygı](https://psikolektif.com/etiket/sosyalkaygi/) - [#teşhis](https://psikolektif.com/etiket/teshis/) - [#sosyaldeney](https://psikolektif.com/etiket/sosyaldeney/) - [#rosenhan](https://psikolektif.com/etiket/rosenhan/) - [#çoklu](https://psikolektif.com/etiket/coklu/) - [#dissosiyatif](https://psikolektif.com/etiket/dissosiyatif/) - [#hayalkırıklığı](https://psikolektif.com/etiket/hayalkirikligi/) - [#yaşam](https://psikolektif.com/etiket/yasam/) - [#kültürel](https://psikolektif.com/etiket/kulturel/) - [#benlikkurgusu](https://psikolektif.com/etiket/benlikkurgusu/) - [#kabul](https://psikolektif.com/etiket/kabul/) - [#kararlılık](https://psikolektif.com/etiket/kararlilik/) - [#üçüncüdalga](https://psikolektif.com/etiket/ucuncudalga/) - [#tersine](https://psikolektif.com/etiket/tersine/) - [#alışkanlık](https://psikolektif.com/etiket/aliskanlik/) - [#kazandırma](https://psikolektif.com/etiket/kazandirma/) - [#davranış](https://psikolektif.com/etiket/davranis/) - [#değişikliği](https://psikolektif.com/etiket/degisikligi/) - [#psikoz](https://psikolektif.com/etiket/psikoz/) - [#semptom](https://psikolektif.com/etiket/semptom/) - [#belirti](https://psikolektif.com/etiket/belirti/) - [#varoluşçuluk](https://psikolektif.com/etiket/varolusculuk/) - [#insan](https://psikolektif.com/etiket/insan/) - [#çocukgelişim](https://psikolektif.com/etiket/cocukgelisim/) - [#ebeveyn](https://psikolektif.com/etiket/ebeveyn/) - [#baba](https://psikolektif.com/etiket/baba/) - [#özgüven](https://psikolektif.com/etiket/ozguven/) - [#üniversite](https://psikolektif.com/etiket/universite/) - [#ruh](https://psikolektif.com/etiket/ruh/) - [#sağlığı](https://psikolektif.com/etiket/sagligi/) - [#somatizasyon](https://psikolektif.com/etiket/somatizasyon/) - [#diyalektik](https://psikolektif.com/etiket/diyalektik/) - [#davranışçı](https://psikolektif.com/etiket/davranisci/) - [#arkadaş](https://psikolektif.com/etiket/arkadas/) - [#pasif](https://psikolektif.com/etiket/pasif/) - [#agresif](https://psikolektif.com/etiket/agresif/) - [#logoterapi](https://psikolektif.com/etiket/logoterapi/) - [#anlamyoluyla](https://psikolektif.com/etiket/anlamyoluyla/) - [#manipülasyon](https://psikolektif.com/etiket/manipulasyon/) - [#gaslighting](https://psikolektif.com/etiket/gaslighting/) - [#hayali](https://psikolektif.com/etiket/hayali/) - [#bilungual](https://psikolektif.com/etiket/bilungual/) - [#ikidil](https://psikolektif.com/etiket/ikidil/) - [#okulöncesi](https://psikolektif.com/etiket/okuloncesi/) - [#akademikbaşarı](https://psikolektif.com/etiket/akademikbasari/) - [#dilgelişimi](https://psikolektif.com/etiket/dilgelisimi/) - [#ödül](https://psikolektif.com/etiket/odul/) - [#ceza](https://psikolektif.com/etiket/ceza/) - [#ters](https://psikolektif.com/etiket/ters/) - [#yüzü](https://psikolektif.com/etiket/yuzu/) - [#alfa](https://psikolektif.com/etiket/alfa/) - [#kuşağı](https://psikolektif.com/etiket/kusagi/) - [#ykuşağı](https://psikolektif.com/etiket/ykusagi/) - [#bağlanma](https://psikolektif.com/etiket/baglanma/) - [#yetişkinlik](https://psikolektif.com/etiket/yetiskinlik/) - [#doğru](https://psikolektif.com/etiket/dogru/) - [#ebeveynçocuk](https://psikolektif.com/etiket/ebeveyncocuk/) - [#ilişkisi](https://psikolektif.com/etiket/iliskisi/) - [#işbirliği](https://psikolektif.com/etiket/isbirligi/) - [#ilişki](https://psikolektif.com/etiket/iliski/) - [#yakınlık](https://psikolektif.com/etiket/yakinlik/) - [#çizgi](https://psikolektif.com/etiket/cizgi/) - [#okul](https://psikolektif.com/etiket/okul/) - [#okulabaşlangıç](https://psikolektif.com/etiket/okulabaslangic/) - [#uyum](https://psikolektif.com/etiket/uyum/) - [#beceri](https://psikolektif.com/etiket/beceri/) - [#gelişim](https://psikolektif.com/etiket/gelisim/) - [#farkındalık](https://psikolektif.com/etiket/farkindalik/) - [#çocukluk](https://psikolektif.com/etiket/cocukluk/) - [#mastürbasyon](https://psikolektif.com/etiket/masturbasyon/) - [#cinsel](https://psikolektif.com/etiket/cinsel/) - [#özel](https://psikolektif.com/etiket/ozel/) - [#kaynaştırma](https://psikolektif.com/etiket/kaynastirma/) - [#boşanma](https://psikolektif.com/etiket/bosanma/) - [#etkileri](https://psikolektif.com/etiket/etkileri/) - [#uyku](https://psikolektif.com/etiket/uyku/) - [#mental](https://psikolektif.com/etiket/mental/) - [#psikanalitik](https://psikolektif.com/etiket/psikanalitik/) - [#yaklaşım](https://psikolektif.com/etiket/yaklasim/) - [#freud](https://psikolektif.com/etiket/freud/) - [#psikokuram](https://psikolektif.com/etiket/psikokuram/) - [#yapısal](https://psikolektif.com/etiket/yapisal/) - [#topografik](https://psikolektif.com/etiket/topografik/) - [#sevgi](https://psikolektif.com/etiket/sevgi/) - [#romantikilişkiler](https://psikolektif.com/etiket/romantikiliskiler/) - [#davranışbozukluğu](https://psikolektif.com/etiket/davranisbozuklugu/) - [#Gestalt](https://psikolektif.com/etiket/gestalt/) - [#anıyaşamak](https://psikolektif.com/etiket/aniyasamak/) - [#şimdi](https://psikolektif.com/etiket/simdi/) - [#pedagojik](https://psikolektif.com/etiket/pedagojik/) - [#değerler](https://psikolektif.com/etiket/degerler/) - [#dostluk](https://psikolektif.com/etiket/dostluk/) - [#kültür](https://psikolektif.com/etiket/kultur/) - [#dahi](https://psikolektif.com/etiket/dahi/) - [#mükemmelliyetçilik](https://psikolektif.com/etiket/mukemmelliyetcilik/) - [#yetenek](https://psikolektif.com/etiket/yetenek/) - [#kötümserlik](https://psikolektif.com/etiket/kotumserlik/) - [#pedagojikdeğerler](https://psikolektif.com/etiket/pedagojikdegerler/) - [#dil](https://psikolektif.com/etiket/dil/) - [#sosyalleşme](https://psikolektif.com/etiket/sosyallesme/) - [#sosyalsorumluluk](https://psikolektif.com/etiket/sosyalsorumluluk/) - [#evrensellik](https://psikolektif.com/etiket/evrensellik/) - [#değişim](https://psikolektif.com/etiket/degisim/) - [#aleksitimi](https://psikolektif.com/etiket/aleksitimi/) - [#duygudakelimeyokluğu](https://psikolektif.com/etiket/duygudakelimeyoklugu/) - [#duygu](https://psikolektif.com/etiket/duygu/) - [#kontrolü](https://psikolektif.com/etiket/kontrolu/) - [#saldırganlık](https://psikolektif.com/etiket/saldirganlik/) - [#eşitlik](https://psikolektif.com/etiket/esitlik/) - [#adalet](https://psikolektif.com/etiket/adalet/) - [#demokrasi](https://psikolektif.com/etiket/demokrasi/) - [#vicdan](https://psikolektif.com/etiket/vicdan/) - [#yardımlaşma](https://psikolektif.com/etiket/yardimlasma/) - [#dayanışma](https://psikolektif.com/etiket/dayanisma/) - [#koşulsuzkabul](https://psikolektif.com/etiket/kosulsuzkabul/) - [#saygı](https://psikolektif.com/etiket/saygi/) - [#hoşgörü](https://psikolektif.com/etiket/hosgoru/) - [#yalan](https://psikolektif.com/etiket/yalan/) - [#pinokyo](https://psikolektif.com/etiket/pinokyo/) - [#bilgi](https://psikolektif.com/etiket/bilgi/) - [#deneyim](https://psikolektif.com/etiket/deneyim/) - [#sınav](https://psikolektif.com/etiket/sinav/) - [#bilgelik](https://psikolektif.com/etiket/bilgelik/) - [#cesaret](https://psikolektif.com/etiket/cesaret/) - [#araştırma](https://psikolektif.com/etiket/arastirma/) - [#kişilikbozukluğu](https://psikolektif.com/etiket/kisilikbozuklugu/) - [#histrionik](https://psikolektif.com/etiket/histrionik/) - [#histeri](https://psikolektif.com/etiket/histeri/) - [#dsm](https://psikolektif.com/etiket/dsm/) - [#nezaket](https://psikolektif.com/etiket/nezaket/) - [#paylaşım](https://psikolektif.com/etiket/paylasim/) - [#iyilik](https://psikolektif.com/etiket/iyilik/) - [#duyarlılık](https://psikolektif.com/etiket/duyarlilik/) - [#özkıyım](https://psikolektif.com/etiket/ozkiyim/) - [#depresyon](https://psikolektif.com/etiket/depresyon/) - [#ruhsalbozukluk](https://psikolektif.com/etiket/ruhsalbozukluk/) - [#zaman](https://psikolektif.com/etiket/zaman/) - [#yönetimi](https://psikolektif.com/etiket/yonetimi/) - [#plan](https://psikolektif.com/etiket/plan/) - [#program](https://psikolektif.com/etiket/program/) - [#otorite](https://psikolektif.com/etiket/otorite/) - [#itaat](https://psikolektif.com/etiket/itaat/) - [#milgram](https://psikolektif.com/etiket/milgram/) - [#sorumluluk](https://psikolektif.com/etiket/sorumluluk/) - [#rekabet](https://psikolektif.com/etiket/rekabet/) - [#disiplin](https://psikolektif.com/etiket/disiplin/) - [#proje](https://psikolektif.com/etiket/proje/) - [#girişimci](https://psikolektif.com/etiket/girisimci/) - [#itibar](https://psikolektif.com/etiket/itibar/) - [#evlilik](https://psikolektif.com/etiket/evlilik/) - [#ergenlik](https://psikolektif.com/etiket/ergenlik/) - [#madde](https://psikolektif.com/etiket/madde/) - [#nikolatesla](https://psikolektif.com/etiket/nikolatesla/) - [#alternatifakım](https://psikolektif.com/etiket/alternatifakim/) - [#huzur](https://psikolektif.com/etiket/huzur/) - [#hayal](https://psikolektif.com/etiket/hayal/) - [#azim](https://psikolektif.com/etiket/azim/) - [#sağlık](https://psikolektif.com/etiket/saglik/) - [#melatonin](https://psikolektif.com/etiket/melatonin/) - [#teknoloji](https://psikolektif.com/etiket/teknoloji/) - [#internet](https://psikolektif.com/etiket/internet/) - [#güvenlik](https://psikolektif.com/etiket/guvenlik/) - [#otantiklik](https://psikolektif.com/etiket/otantiklik/) - [#mevlana](https://psikolektif.com/etiket/mevlana/) - [#kendiliğindenolmak](https://psikolektif.com/etiket/kendiligindenolmak/) - [#suskunluksarmalı](https://psikolektif.com/etiket/suskunluksarmali/) - [#kitleselmanipülasyon](https://psikolektif.com/etiket/kitleselmanipulasyon/) - [#umut](https://psikolektif.com/etiket/umut/) - [#vefa](https://psikolektif.com/etiket/vefa/) - [#heyecan](https://psikolektif.com/etiket/heyecan/) - [#yalnızlık](https://psikolektif.com/etiket/yalnizlik/) - [#aitlik](https://psikolektif.com/etiket/aitlik/) - [#maslow](https://psikolektif.com/etiket/maslow/) - [#saydamlık](https://psikolektif.com/etiket/saydamlik/) - [#maske](https://psikolektif.com/etiket/maske/) - [#arketip](https://psikolektif.com/etiket/arketip/) - [#SigmundFreud](https://psikolektif.com/etiket/sigmundfreud/) - [#kabile](https://psikolektif.com/etiket/kabile/) - [#oedipus](https://psikolektif.com/etiket/oedipus/) - [#cinsellik](https://psikolektif.com/etiket/cinsellik/) - [#fallik](https://psikolektif.com/etiket/fallik/) - [#yabancılaşma](https://psikolektif.com/etiket/yabancilasma/) - [#kumar](https://psikolektif.com/etiket/kumar/) - [#kumarbaz](https://psikolektif.com/etiket/kumarbaz/) - [#Dostoyevski](https://psikolektif.com/etiket/dostoyevski/) - [#çift](https://psikolektif.com/etiket/cift/) - [#eş](https://psikolektif.com/etiket/es/) - [#atılganlık](https://psikolektif.com/etiket/atilganlik/) - [#kişilerarasıilişkiler](https://psikolektif.com/etiket/kisilerarasiiliskiler/) - [#çekingen](https://psikolektif.com/etiket/cekingen/) - [#girişken](https://psikolektif.com/etiket/girisken/) - [#gündem](https://psikolektif.com/etiket/gundem/) - [#sosyalmedya](https://psikolektif.com/etiket/sosyalmedya/) - [#Coronavirüs](https://psikolektif.com/etiket/coronavirus/) - [#Covid-19](https://psikolektif.com/etiket/covid-19/) - [#paranoya](https://psikolektif.com/etiket/paranoya/) - [#Çin](https://psikolektif.com/etiket/cin/) - [#korku](https://psikolektif.com/etiket/korku/) - [#salgın](https://psikolektif.com/etiket/salgin/) - [#hastalık](https://psikolektif.com/etiket/hastalik/) - [#virüs](https://psikolektif.com/etiket/virus/) - [#algılama](https://psikolektif.com/etiket/algilama/) - [#yanılgısı](https://psikolektif.com/etiket/yanilgisi/) - [#kişiselleştirme](https://psikolektif.com/etiket/kisisellestirme/) - [kaydırak](https://psikolektif.com/etiket/kaydirak/) - [#psikoseksüel](https://psikolektif.com/etiket/psikoseksuel/) - [#psikodinamik](https://psikolektif.com/etiket/psikodinamik/) - [slider](https://psikolektif.com/etiket/slider/) - [#filmanalizi #filmincelemesi #pdrneizler #filmtavsiye](https://psikolektif.com/etiket/filmanalizi-filmincelemesi-pdrneizler-filmtavsiye/) - [#kıskançlığı](https://psikolektif.com/etiket/kiskancligi/) - [#tutumu](https://psikolektif.com/etiket/tutumu/) - [#Dergisi](https://psikolektif.com/etiket/dergisi/) - [#Sayı7](https://psikolektif.com/etiket/sayi7/) - [#psikososyal](https://psikolektif.com/etiket/psikososyal/) - [#ego](https://psikolektif.com/etiket/ego/) - [#savunma](https://psikolektif.com/etiket/savunma/) - [#mekanizmaları](https://psikolektif.com/etiket/mekanizmalari/) - [#doğalafet](https://psikolektif.com/etiket/dogalafet/) - [#kriz](https://psikolektif.com/etiket/kriz/) - [#deprem](https://psikolektif.com/etiket/deprem/) - [#sel](https://psikolektif.com/etiket/sel/) - [#yangın](https://psikolektif.com/etiket/yangin/) - [#çığ](https://psikolektif.com/etiket/cig/) - [#heyelan](https://psikolektif.com/etiket/heyelan/) - [#çevre](https://psikolektif.com/etiket/cevre/) - [#kuraklık](https://psikolektif.com/etiket/kuraklik/) - [#bilinci](https://psikolektif.com/etiket/bilinci/) - [#çocukyetiştirme](https://psikolektif.com/etiket/cocukyetistirme/) - [#genogram](https://psikolektif.com/etiket/genogram/) - [#köken](https://psikolektif.com/etiket/koken/) - [#teknik](https://psikolektif.com/etiket/teknik/) - [#etkin](https://psikolektif.com/etiket/etkin/) - [#edilgin](https://psikolektif.com/etiket/edilgin/) - [#dinleme](https://psikolektif.com/etiket/dinleme/) - [#konuşma](https://psikolektif.com/etiket/konusma/) - [#jung](https://psikolektif.com/etiket/jung/) - [#analitik](https://psikolektif.com/etiket/analitik/) - [#kolektifbilinçdışı](https://psikolektif.com/etiket/kolektifbilincdisi/) - [#tutum](https://psikolektif.com/etiket/tutum/) - [#Göç](https://psikolektif.com/etiket/goc/) - [#gelişimi](https://psikolektif.com/etiket/gelisimi/) - [#bilişsel](https://psikolektif.com/etiket/bilissel/) - [#şefkatyorgunluğu](https://psikolektif.com/etiket/sefkatyorgunlugu/) - [#eşduyum](https://psikolektif.com/etiket/esduyum/) - [#merhamet](https://psikolektif.com/etiket/merhamet/) - [#özgecilik](https://psikolektif.com/etiket/ozgecilik/) - [#bebeklik](https://psikolektif.com/etiket/bebeklik/) - [#seratonin](https://psikolektif.com/etiket/seratonin/) - [#zevk](https://psikolektif.com/etiket/zevk/) - [#anima](https://psikolektif.com/etiket/anima/) - [#animus](https://psikolektif.com/etiket/animus/) - [#gölge](https://psikolektif.com/etiket/golge/) - [#narsizm](https://psikolektif.com/etiket/narsizm/) - [#bencillik](https://psikolektif.com/etiket/bencillik/) - [#narsist](https://psikolektif.com/etiket/narsist/) - [#egosantrik](https://psikolektif.com/etiket/egosantrik/) - [#üstün](https://psikolektif.com/etiket/ustun/) - [#bireysel](https://psikolektif.com/etiket/bireysel/) - [#yaşamstili](https://psikolektif.com/etiket/yasamstili/) - [#psikolektifçocuk](https://psikolektif.com/etiket/psikolektifcocuk/) - [#egzersiz](https://psikolektif.com/etiket/egzersiz/) - [#korona](https://psikolektif.com/etiket/korona/) - [#günlükleri](https://psikolektif.com/etiket/gunlukleri/) - [#beden](https://psikolektif.com/etiket/beden/) - [#hareket](https://psikolektif.com/etiket/hareket/) - [#yaşambiçimi](https://psikolektif.com/etiket/yasambicimi/) - [#Büşra](https://psikolektif.com/etiket/busra/) - [#Kaygı](https://psikolektif.com/etiket/kaygi/) - [#Bebek](https://psikolektif.com/etiket/bebek/) - [#Arzu](https://psikolektif.com/etiket/arzu/) - [#Bastırma](https://psikolektif.com/etiket/bastirma/) - [#Uslu](https://psikolektif.com/etiket/uslu/) - [#yönetmelik](https://psikolektif.com/etiket/yonetmelik/) - [#tuvalet](https://psikolektif.com/etiket/tuvalet/) - [#eğitimi](https://psikolektif.com/etiket/egitimi/) - [#sorun](https://psikolektif.com/etiket/sorun/) - [#çözüm](https://psikolektif.com/etiket/cozum/) - [#sağlamlık](https://psikolektif.com/etiket/saglamlik/) - [#üretkenlik](https://psikolektif.com/etiket/uretkenlik/) - [#bilgikirliliği](https://psikolektif.com/etiket/bilgikirliligi/) - [#grupdinamikleri](https://psikolektif.com/etiket/grupdinamikleri/) - [#grup](https://psikolektif.com/etiket/grup/) - [#toplulukpsikolojisi](https://psikolektif.com/etiket/toplulukpsikolojisi/) - [#kimliksizleşme](https://psikolektif.com/etiket/kimliksizlesme/) - [#bireysellik](https://psikolektif.com/etiket/bireysellik/) - [#watson](https://psikolektif.com/etiket/watson/) - [#helikopter](https://psikolektif.com/etiket/helikopter/) - [#beklenti](https://psikolektif.com/etiket/beklenti/) - [#millieğitim](https://psikolektif.com/etiket/milliegitim/) - [#okulpsikolojikdanışmanları](https://psikolektif.com/etiket/okulpsikolojikdanismanlari/) - [#psikolojikdanışman](https://psikolektif.com/etiket/psikolojikdanisman/) - [#klasik](https://psikolektif.com/etiket/klasik/) - [#edimsel](https://psikolektif.com/etiket/edimsel/) - [#koşullanma](https://psikolektif.com/etiket/kosullanma/) - [#güçlü](https://psikolektif.com/etiket/guclu/) - [#durmak](https://psikolektif.com/etiket/durmak/) - [#tükenmişlik](https://psikolektif.com/etiket/tukenmislik/) - [#yaygın](https://psikolektif.com/etiket/yaygin/) - [#gelişimsel](https://psikolektif.com/etiket/gelisimsel/) - [#bozukluk](https://psikolektif.com/etiket/bozukluk/) - [#öğretme](https://psikolektif.com/etiket/ogretme/) - [#öğrenme](https://psikolektif.com/etiket/ogrenme/) - [#resim](https://psikolektif.com/etiket/resim/) - [#sanat](https://psikolektif.com/etiket/sanat/) - [#dergi](https://psikolektif.com/etiket/dergi/) - [belirsizlik](https://psikolektif.com/etiket/belirsizlik/) - [belirsizliğiyönetmek](https://psikolektif.com/etiket/belirsizligiyonetmek/) - [kendinikeşfetme](https://psikolektif.com/etiket/kendinikesfetme/) - [uyumsağlama](https://psikolektif.com/etiket/uyumsaglama/) - [#Test](https://psikolektif.com/etiket/test/) - [#Mavi](https://psikolektif.com/etiket/mavi/) - [#Balina](https://psikolektif.com/etiket/balina/) - [#mavibalina](https://psikolektif.com/etiket/mavibalina/) - [#öğreticilik](https://psikolektif.com/etiket/ogreticilik/) - [#danışmauygulamaları](https://psikolektif.com/etiket/danismauygulamalari/) - [#etkinlik](https://psikolektif.com/etiket/etkinlik/) - [#paylaşımı](https://psikolektif.com/etiket/paylasimi/) - [bilişselönyargılar](https://psikolektif.com/etiket/bilisselonyargilar/) - [bilişselsüreçler](https://psikolektif.com/etiket/bilisselsurecler/) - [bilim](https://psikolektif.com/etiket/bilim/) - [bilimkarşıtlığı](https://psikolektif.com/etiket/bilimkarsitligi/) - [komploteorisi](https://psikolektif.com/etiket/komploteorisi/) - [#dokunma](https://psikolektif.com/etiket/dokunma/) - [#iyileştiri](https://psikolektif.com/etiket/iyilestiri/) - [#terapötik](https://psikolektif.com/etiket/terapotik/) - [#güç](https://psikolektif.com/etiket/guc/) - [#bowlby](https://psikolektif.com/etiket/bowlby/) - [#ben](https://psikolektif.com/etiket/ben/) - [#dili](https://psikolektif.com/etiket/dili/) - [#sendili](https://psikolektif.com/etiket/sendili/) - [#çatışma](https://psikolektif.com/etiket/catisma/) - [#mevsimsel](https://psikolektif.com/etiket/mevsimsel/) - [#duygudurum](https://psikolektif.com/etiket/duygudurum/) - [#bozukluğu](https://psikolektif.com/etiket/bozuklugu/) - [#büyükanne](https://psikolektif.com/etiket/buyukanne/) - [#büyükbaba](https://psikolektif.com/etiket/buyukbaba/) - [#utangaçlık](https://psikolektif.com/etiket/utangaclik/) - [#birey](https://psikolektif.com/etiket/birey/) - [#merkezli](https://psikolektif.com/etiket/merkezli/) - [#carl](https://psikolektif.com/etiket/carl/) - [#rogers](https://psikolektif.com/etiket/rogers/) - [#danışandan](https://psikolektif.com/etiket/danisandan/) - [#hızalan](https://psikolektif.com/etiket/hizalan/) - [#cinseleğitim](https://psikolektif.com/etiket/cinselegitim/) - [#cinselsağlık](https://psikolektif.com/etiket/cinselsaglik/) - [boyuneğicidavranış](https://psikolektif.com/etiket/boyunegicidavranis/) - [boyuneğme](https://psikolektif.com/etiket/boyunegme/) - [bilişselçarpıtma](https://psikolektif.com/etiket/bilisselcarpitma/) - [#sayı8](https://psikolektif.com/etiket/sayi8/) - [#beslenme](https://psikolektif.com/etiket/beslenme/) - [#evdekal](https://psikolektif.com/etiket/evdekal/) - [#yemebozuklukları](https://psikolektif.com/etiket/yemebozukluklari/) - [#bedenalgısı](https://psikolektif.com/etiket/bedenalgisi/) - [#bireymerkezli](https://psikolektif.com/etiket/bireymerkezli/) - [#danışanodaklı](https://psikolektif.com/etiket/danisanodakli/) - [#doğa](https://psikolektif.com/etiket/doga/) - [#temizhava](https://psikolektif.com/etiket/temizhava/) - [#enerji](https://psikolektif.com/etiket/enerji/) - [#programlanmamış](https://psikolektif.com/etiket/programlanmamis/) - [#çocuklar](https://psikolektif.com/etiket/cocuklar/) - [#danışmasüreci](https://psikolektif.com/etiket/danismasureci/) - [#ruminasyon](https://psikolektif.com/etiket/ruminasyon/) - [#düşünmek](https://psikolektif.com/etiket/dusunmek/) - [#anksiyete](https://psikolektif.com/etiket/anksiyete/) - [#ötenazi](https://psikolektif.com/etiket/otenazi/) - [#ölüm](https://psikolektif.com/etiket/olum/) - [#felsefe](https://psikolektif.com/etiket/felsefe/) - [#irade](https://psikolektif.com/etiket/irade/) - [#ahlak](https://psikolektif.com/etiket/ahlak/) - [#ABC](https://psikolektif.com/etiket/abc/) - [#bİliş](https://psikolektif.com/etiket/bilis/) - [#yeme](https://psikolektif.com/etiket/yeme/) - [#sağlıklıbeslenme](https://psikolektif.com/etiket/sagliklibeslenme/) - [#bilgisayar](https://psikolektif.com/etiket/bilgisayar/) - [#game](https://psikolektif.com/etiket/game/) - [#sosyal medya](https://psikolektif.com/etiket/sosyal-medya/) - [#toplumsal cinsiyet](https://psikolektif.com/etiket/toplumsal-cinsiyet/) - [#cinayet](https://psikolektif.com/etiket/cinayet/) - [#mindfull](https://psikolektif.com/etiket/mindfull/) - [#bilinç](https://psikolektif.com/etiket/bilinc/) - [#önleme](https://psikolektif.com/etiket/onleme/) - [#ihmal](https://psikolektif.com/etiket/ihmal/) - [#bildirim](https://psikolektif.com/etiket/bildirim/) - [#mobbing](https://psikolektif.com/etiket/mobbing/) - [#sarılmak](https://psikolektif.com/etiket/sarilmak/) - [#çocuk işçiliği](https://psikolektif.com/etiket/cocuk-isciligi/) - [#iş](https://psikolektif.com/etiket/is/) - [#sömürü](https://psikolektif.com/etiket/somuru/) - [#hayvan](https://psikolektif.com/etiket/hayvan/) - [#hayvan terapi](https://psikolektif.com/etiket/hayvan-terapi/) - [#zoo](https://psikolektif.com/etiket/zoo/) - [#nomofobi](https://psikolektif.com/etiket/nomofobi/) - [#selfie](https://psikolektif.com/etiket/selfie/) - [#psikogündem](https://psikolektif.com/etiket/psikogundem/) - [#masal](https://psikolektif.com/etiket/masal/) - [#meeto](https://psikolektif.com/etiket/meeto/) - [#kölelik](https://psikolektif.com/etiket/kolelik/) - [#harry potter](https://psikolektif.com/etiket/harry-potter/) - [#antidepresan](https://psikolektif.com/etiket/antidepresan/) - [#otokinetik](https://psikolektif.com/etiket/otokinetik/) - [#sosyal hizmet](https://psikolektif.com/etiket/sosyal-hizmet/) - [#sosyal çalışmacı](https://psikolektif.com/etiket/sosyal-calismaci/) - [#shm](https://psikolektif.com/etiket/shm/) - [#zorbalık](https://psikolektif.com/etiket/zorbalik/) - [#siber zorbalık](https://psikolektif.com/etiket/siber-zorbalik/) - [#bullying](https://psikolektif.com/etiket/bullying/) - [#iş yeri](https://psikolektif.com/etiket/is-yeri/) - [#meslektaş](https://psikolektif.com/etiket/meslektas/) - [#beyin](https://psikolektif.com/etiket/beyin/) - [#karşılaştırma](https://psikolektif.com/etiket/karsilastirma/) - [#kıyas](https://psikolektif.com/etiket/kiyas/) - [#özgenur](https://psikolektif.com/etiket/ozgenur/) - [#tüketim](https://psikolektif.com/etiket/tuketim/) - [#id](https://psikolektif.com/etiket/id/) - [#süperego](https://psikolektif.com/etiket/superego/) - [#dna](https://psikolektif.com/etiket/dna/) - [#Dilenmek](https://psikolektif.com/etiket/dilenmek/) - [#çocuk hakları](https://psikolektif.com/etiket/cocuk-haklari/) - [#nesneleştirme](https://psikolektif.com/etiket/nesnelestirme/) - [#yapay zeka](https://psikolektif.com/etiket/yapay-zeka/) - [#rehber öğretmen](https://psikolektif.com/etiket/rehber-ogretmen/) - [#kodlama](https://psikolektif.com/etiket/kodlama/) - [#reklam](https://psikolektif.com/etiket/reklam/) - [#mesleki yeterlik](https://psikolektif.com/etiket/mesleki-yeterlik/) - [#mülteci](https://psikolektif.com/etiket/multeci/) - [#psikogü](https://psikolektif.com/etiket/psikogu/) - [#kitap okuma](https://psikolektif.com/etiket/kitap-okuma/) - [#engelli](https://psikolektif.com/etiket/engelli/) - [#engel](https://psikolektif.com/etiket/engel/) - [#veli](https://psikolektif.com/etiket/veli/) - [#sanal](https://psikolektif.com/etiket/sanal/) - [#online terapi](https://psikolektif.com/etiket/online-terapi/) - [#abdullah](https://psikolektif.com/etiket/abdullah/) - [#karaca](https://psikolektif.com/etiket/karaca/) - [#mindfulness](https://psikolektif.com/etiket/mindfulness/) - [#an](https://psikolektif.com/etiket/an/) - [#tetris](https://psikolektif.com/etiket/tetris/) - [#inanç](https://psikolektif.com/etiket/inanc/) - [#kandemir](https://psikolektif.com/etiket/kandemir/) - [#black friday](https://psikolektif.com/etiket/black-friday/) - [#alışveriş](https://psikolektif.com/etiket/alisveris/) - [#reddetme](https://psikolektif.com/etiket/reddetme/) - [#kırık](https://psikolektif.com/etiket/kirik/) - [#kalp](https://psikolektif.com/etiket/kalp/) - [#aşk](https://psikolektif.com/etiket/ask/) - [#iyi oluş](https://psikolektif.com/etiket/iyi-olus/) - [#mevsim](https://psikolektif.com/etiket/mevsim/) - [#hatice](https://psikolektif.com/etiket/hatice/) - [#karaoğlan](https://psikolektif.com/etiket/karaoglan/) - [#koku](https://psikolektif.com/etiket/koku/) - [#tik tok](https://psikolektif.com/etiket/tik-tok/) - [#twitter](https://psikolektif.com/etiket/twitter/) - [#dans](https://psikolektif.com/etiket/dans/) - [#ruhsal](https://psikolektif.com/etiket/ruhsal/) - [#ünipsikolektif](https://psikolektif.com/etiket/unipsikolektif/) - [#işsiz](https://psikolektif.com/etiket/issiz/) - [#meslek](https://psikolektif.com/etiket/meslek/) - [#kariyer](https://psikolektif.com/etiket/kariyer/) - [#oyuncak](https://psikolektif.com/etiket/oyuncak/) - [#öz anlayış](https://psikolektif.com/etiket/oz-anlayis/) - [#şefkat](https://psikolektif.com/etiket/sefkat/) - [#insancıl](https://psikolektif.com/etiket/insancil/) - [#kuram](https://psikolektif.com/etiket/kuram/) - [#ihtiyaçlar](https://psikolektif.com/etiket/ihtiyaclar/) - [#hiyerarşisi](https://psikolektif.com/etiket/hiyerarsisi/) - [#kendiniifadeetme](https://psikolektif.com/etiket/kendiniifadeetme/) - [#çizim](https://psikolektif.com/etiket/cizim/) - [#varoluşçuyaklaşım](https://psikolektif.com/etiket/varoluscuyaklasim/) - [#dasein](https://psikolektif.com/etiket/dasein/) - [#eigenwelt](https://psikolektif.com/etiket/eigenwelt/) - [#may](https://psikolektif.com/etiket/may/) - [#yalom](https://psikolektif.com/etiket/yalom/) - [#heidegger](https://psikolektif.com/etiket/heidegger/) - [#benmerkezcilik](https://psikolektif.com/etiket/benmerkezcilik/) - [#bilme](https://psikolektif.com/etiket/bilme/) - [#diyalog](https://psikolektif.com/etiket/diyalog/) - [#monolog](https://psikolektif.com/etiket/monolog/) - [#hayatınanlamı](https://psikolektif.com/etiket/hayatinanlami/) - [#inatçılık](https://psikolektif.com/etiket/inatcilik/) - [#ebeveyntutumu](https://psikolektif.com/etiket/ebeveyntutumu/) - [#teorisi](https://psikolektif.com/etiket/teorisi/) - [#önyargı](https://psikolektif.com/etiket/onyargi/) - [#karar](https://psikolektif.com/etiket/karar/) - [#yargılama](https://psikolektif.com/etiket/yargilama/) - [#yargı](https://psikolektif.com/etiket/yargi/) - [#frankl](https://psikolektif.com/etiket/frankl/) - [#sünnet](https://psikolektif.com/etiket/sunnet/) - [#kastrasyon](https://psikolektif.com/etiket/kastrasyon/) - [#korkusu](https://psikolektif.com/etiket/korkusu/) - [#reklamlar](https://psikolektif.com/etiket/reklamlar/) - [#reklamcılık](https://psikolektif.com/etiket/reklamcilik/) - [#seçim](https://psikolektif.com/etiket/secim/) - [#bilinçaltı](https://psikolektif.com/etiket/bilincalti/) - [#sosyalpsikoloji](https://psikolektif.com/etiket/sosyalpsikoloji/) - [#8mart](https://psikolektif.com/etiket/8mart/) - [#otto](https://psikolektif.com/etiket/otto/) - [#rank](https://psikolektif.com/etiket/rank/) - [#ortalamainsan](https://psikolektif.com/etiket/ortalamainsan/) - [#nevrotiktip](https://psikolektif.com/etiket/nevrotiktip/) - [#yenidoğan](https://psikolektif.com/etiket/yenidogan/) - [#modern](https://psikolektif.com/etiket/modern/) - [#moderninsan](https://psikolektif.com/etiket/moderninsan/) - [#kokuhafızası](https://psikolektif.com/etiket/kokuhafizasi/) - [#anılar](https://psikolektif.com/etiket/anilar/) - [#hafıza](https://psikolektif.com/etiket/hafiza/) - [#amigdala](https://psikolektif.com/etiket/amigdala/) - [#hipokampus](https://psikolektif.com/etiket/hipokampus/) - [#anosmi](https://psikolektif.com/etiket/anosmi/) - [#geçmiş](https://psikolektif.com/etiket/gecmis/) - [#kokubelleği](https://psikolektif.com/etiket/kokubellegi/) - [#hatırlama](https://psikolektif.com/etiket/hatirlama/) - [#bütün](https://psikolektif.com/etiket/butun/) - [#parça](https://psikolektif.com/etiket/parca/) - [#bitirilmemiş](https://psikolektif.com/etiket/bitirilmemis/) - [#işler](https://psikolektif.com/etiket/isler/) - [#bilinçliebeveyn](https://psikolektif.com/etiket/bilincliebeveyn/) - [#bilinçliçocuk](https://psikolektif.com/etiket/bilinclicocuk/) - [#ruhsağlığıyasası](https://psikolektif.com/etiket/ruhsagligiyasasi/) - [#siberzorbalık](https://psikolektif.com/etiket/siberzorbalik/) - [#şarlatanlık](https://psikolektif.com/etiket/sarlatanlik/) - [#sınavkaygısı](https://psikolektif.com/etiket/sinavkaygisi/) - [#eğitselrehberlik](https://psikolektif.com/etiket/egitselrehberlik/) - [#rehberlik](https://psikolektif.com/etiket/rehberlik/) - [#zıtlık](https://psikolektif.com/etiket/zitlik/) - [#perls](https://psikolektif.com/etiket/perls/) - [#depresyonu](https://psikolektif.com/etiket/depresyonu/) - [meslekseçimi](https://psikolektif.com/etiket/mesleksecimi/) - [#öncesi](https://psikolektif.com/etiket/oncesi/) - [#temeleğitim](https://psikolektif.com/etiket/temelegitim/) - [maddiyat](https://psikolektif.com/etiket/maddiyat/) - [maneviyat](https://psikolektif.com/etiket/maneviyat/) - [#danışma](https://psikolektif.com/etiket/danisma/) - [#duyguları](https://psikolektif.com/etiket/duygulari/) - [#anlama](https://psikolektif.com/etiket/anlama/) - [#hakan](https://psikolektif.com/etiket/hakan/) - [#bıçakcı](https://psikolektif.com/etiket/bicakci/) - [#resmi gazete](https://psikolektif.com/etiket/resmi-gazete/) - [#psikolojik danışman](https://psikolektif.com/etiket/psikolojik-danisman/) - [#nöbet](https://psikolektif.com/etiket/nobet/) - [#haksavunuculuğu](https://psikolektif.com/etiket/haksavunuculugu/) - [#şovenizm](https://psikolektif.com/etiket/sovenizm/) - [#ölçü](https://psikolektif.com/etiket/olcu/) - [#sosyalhizmet](https://psikolektif.com/etiket/sosyalhizmet/) - [#pandemi](https://psikolektif.com/etiket/pandemi/) - [#bireyselsorumluluk](https://psikolektif.com/etiket/bireyselsorumluluk/) - [#kolektifsorumluluk](https://psikolektif.com/etiket/kolektifsorumluluk/) - [uzaktaneğitim](https://psikolektif.com/etiket/uzaktanegitim/) - [#oryantasyon](https://psikolektif.com/etiket/oryantasyon/) - [#okulauyum](https://psikolektif.com/etiket/okulauyum/) - [#uzaktaneğitimdeoryantasyon](https://psikolektif.com/etiket/uzaktanegitimdeoryantasyon/) - [#beck](https://psikolektif.com/etiket/beck/) - [#otomatikdüşünceler](https://psikolektif.com/etiket/otomatikdusunceler/) - [#arainançlar](https://psikolektif.com/etiket/arainanclar/) - [#temelinançlar](https://psikolektif.com/etiket/temelinanclar/) - [#bilişselterapiyegiriş](https://psikolektif.com/etiket/bilisselterapiyegiris/) - [#unvansorunu](https://psikolektif.com/etiket/unvansorunu/) - [#sosyalçalışmacı](https://psikolektif.com/etiket/sosyalcalismaci/) - [#sağlıklıgelişim](https://psikolektif.com/etiket/saglikligelisim/) - [#ifadeetme](https://psikolektif.com/etiket/ifadeetme/) - [#koronavirüs](https://psikolektif.com/etiket/koronavirus/) - [#plasebo](https://psikolektif.com/etiket/plasebo/) - [#plaseboetkisi #psikedelikmadde](https://psikolektif.com/etiket/plaseboetkisi-psikedelikmadde/) - [#psikedelik](https://psikolektif.com/etiket/psikedelik/) - [#halüsinasyon](https://psikolektif.com/etiket/halusinasyon/) - [#bilişselterapi](https://psikolektif.com/etiket/bilisselterapi/) - [#bilişselçarpıtmalar](https://psikolektif.com/etiket/bilisselcarpitmalar/) - [#ilkeler](https://psikolektif.com/etiket/ilkeler/) - [#teknikler](https://psikolektif.com/etiket/teknikler/) - [#yaşlılık](https://psikolektif.com/etiket/yaslilik/) - [#yaşlanma](https://psikolektif.com/etiket/yaslanma/) - [#gerçeklik](https://psikolektif.com/etiket/gerceklik/) - [#yas #](https://psikolektif.com/etiket/yas/) - [#flört](https://psikolektif.com/etiket/flort/) - [#flörtşiddeti](https://psikolektif.com/etiket/flortsiddeti/) - [#romantikilişki](https://psikolektif.com/etiket/romantikiliski/) - [#müzikterapi](https://psikolektif.com/etiket/muzikterapi/) - [#müzik](https://psikolektif.com/etiket/muzik/) - [#bilişselyaklaşım](https://psikolektif.com/etiket/bilisselyaklasim/) - [#jeanpiaget](https://psikolektif.com/etiket/jeanpiaget/) - [#denge](https://psikolektif.com/etiket/denge/) - [#dengesizlik](https://psikolektif.com/etiket/dengesizlik/) - [#yardım](https://psikolektif.com/etiket/yardim/) - [#insaniyardım](https://psikolektif.com/etiket/insaniyardim/) - [#uluslararasıkuruluşlar](https://psikolektif.com/etiket/uluslararasikuruluslar/) - [#kaliteliuyku](https://psikolektif.com/etiket/kaliteliuyku/) - [#gelişimdönemi](https://psikolektif.com/etiket/gelisimdonemi/) - [#yaslabaşetme](https://psikolektif.com/etiket/yaslabasetme/) - [#kayıp](https://psikolektif.com/etiket/kayip/) - [#atasözleri](https://psikolektif.com/etiket/atasozleri/) - [#kültürelözellikler](https://psikolektif.com/etiket/kulturelozellikler/) - [#olgu](https://psikolektif.com/etiket/olgu/) - [#kavram](https://psikolektif.com/etiket/kavram/) - [#psikiyatriksosyalhizmet](https://psikolektif.com/etiket/psikiyatriksosyalhizmet/) - [#farketme](https://psikolektif.com/etiket/farketme/) - [#öneriler](https://psikolektif.com/etiket/oneriler/) - [#zamanalgısı](https://psikolektif.com/etiket/zamanalgisi/) - [#zamanıalgılama](https://psikolektif.com/etiket/zamanialgilama/) - [#algı](https://psikolektif.com/etiket/algi/) - [#einstein](https://psikolektif.com/etiket/einstein/) - [#görelilik](https://psikolektif.com/etiket/gorelilik/) - [#fizik](https://psikolektif.com/etiket/fizik/) - [#nörobiyoloji](https://psikolektif.com/etiket/norobiyoloji/) - [#mitler](https://psikolektif.com/etiket/mitler/) - [#toplum](https://psikolektif.com/etiket/toplum/) - [#ellis](https://psikolektif.com/etiket/ellis/) - [#teknikyönelimli](https://psikolektif.com/etiket/teknikyonelimli/) - [#özkontrol](https://psikolektif.com/etiket/ozkontrol/) - [#vefagrubu](https://psikolektif.com/etiket/vefagrubu/) - [#yaşlılar](https://psikolektif.com/etiket/yaslilar/) - [#gerontoloji](https://psikolektif.com/etiket/gerontoloji/) - [#psikososyaldestek](https://psikolektif.com/etiket/psikososyaldestek/) - [#sayı9](https://psikolektif.com/etiket/sayi9/) - [#küfür](https://psikolektif.com/etiket/kufur/) - [#sövmek](https://psikolektif.com/etiket/sovmek/) - [#katarsis](https://psikolektif.com/etiket/katarsis/) - [#yetiştirmeyurtları](https://psikolektif.com/etiket/yetistirmeyurtlari/) - [#kognitif](https://psikolektif.com/etiket/kognitif/) - [#ortakhareket](https://psikolektif.com/etiket/ortakhareket/) - [#kenetlenme](https://psikolektif.com/etiket/kenetlenme/) - [#olumsuzatakılma](https://psikolektif.com/etiket/olumsuzatakilma/) - [#farkındalıktemelliterapiler](https://psikolektif.com/etiket/farkindaliktemelliterapiler/) - [#üçüncüdalgaterapiler](https://psikolektif.com/etiket/ucuncudalgaterapiler/) - [#ruminatiftepki](https://psikolektif.com/etiket/ruminatiftepki/) - [#tepkistillerikuramı](https://psikolektif.com/etiket/tepkistillerikurami/) - [#aidiyet](https://psikolektif.com/etiket/aidiyet/) - [#aitolma](https://psikolektif.com/etiket/aitolma/) - [#bilişseldavranışçıterapi](https://psikolektif.com/etiket/bilisseldavranisciterapi/) - [#sosyalfobi](https://psikolektif.com/etiket/sosyalfobi/) - [#ilke](https://psikolektif.com/etiket/ilke/) - [#Türkiye](https://psikolektif.com/etiket/turkiye/) - [#kekemelik](https://psikolektif.com/etiket/kekemelik/) - [#johari](https://psikolektif.com/etiket/johari/) - [#bilgiler](https://psikolektif.com/etiket/bilgiler/) - [#sahteanı](https://psikolektif.com/etiket/sahteani/) - [#bellek](https://psikolektif.com/etiket/bellek/) - [#bdtuygulamaları](https://psikolektif.com/etiket/bdtuygulamalari/) - [#dehb](https://psikolektif.com/etiket/dehb/) - [#sinema](https://psikolektif.com/etiket/sinema/) - [#psikolojikilkyardım](https://psikolektif.com/etiket/psikolojikilkyardim/) - [#müdahale](https://psikolektif.com/etiket/mudahale/) - [#bireyesaygı](https://psikolektif.com/etiket/bireyesaygi/) - [#biyoritm](https://psikolektif.com/etiket/biyoritm/) - [#ruhhali](https://psikolektif.com/etiket/ruhhali/) - [#intihardavranışı](https://psikolektif.com/etiket/intihardavranisi/) - [#intihargirişimi](https://psikolektif.com/etiket/intihargirisimi/) - [#korkmak](https://psikolektif.com/etiket/korkmak/) - [#canavar](https://psikolektif.com/etiket/canavar/) - [#yaratık](https://psikolektif.com/etiket/yaratik/) - [#karanlık](https://psikolektif.com/etiket/karanlik/) - [#hayalet](https://psikolektif.com/etiket/hayalet/) - [#cadı](https://psikolektif.com/etiket/cadi/) - [#gökgürültüsü](https://psikolektif.com/etiket/gokgurultusu/) - [#şimşek](https://psikolektif.com/etiket/simsek/) - [#kaza](https://psikolektif.com/etiket/kaza/) - [#kabus](https://psikolektif.com/etiket/kabus/) - [#fanatizm](https://psikolektif.com/etiket/fanatizm/) - [#ötekileştirme](https://psikolektif.com/etiket/otekilestirme/) - [#savunmabiçimi](https://psikolektif.com/etiket/savunmabicimi/) - [#onlineeğitim](https://psikolektif.com/etiket/onlineegitim/) - [#covid19](https://psikolektif.com/etiket/covid19/) - [#ebatv](https://psikolektif.com/etiket/ebatv/) - [#eba](https://psikolektif.com/etiket/eba/) - [#eğitimdefırsateşitliği](https://psikolektif.com/etiket/egitimdefirsatesitligi/) - [#fırsateşitliği](https://psikolektif.com/etiket/firsatesitligi/) - [#özelgereksinimliçocuklar](https://psikolektif.com/etiket/ozelgereksinimlicocuklar/) - [#erişilebilirlik](https://psikolektif.com/etiket/erisilebilirlik/) - [#william](https://psikolektif.com/etiket/william/) - [#glasser](https://psikolektif.com/etiket/glasser/) - [#gerçeklikterapisi](https://psikolektif.com/etiket/gerceklikterapisi/) - [#sosyalpolitika](https://psikolektif.com/etiket/sosyalpolitika/) - [#devletler](https://psikolektif.com/etiket/devletler/) - [#sosyalhizmetler](https://psikolektif.com/etiket/sosyalhizmetler/) - [#refah](https://psikolektif.com/etiket/refah/) - [#alışverişbağımlılığı](https://psikolektif.com/etiket/alisverisbagimliligi/) - [#blackfriday](https://psikolektif.com/etiket/blackfriday/) - [#efsanekasım](https://psikolektif.com/etiket/efsanekasim/) - [#muhteşemcuma](https://psikolektif.com/etiket/muhtesemcuma/) - [#tüketimalışkanlığı](https://psikolektif.com/etiket/tuketimaliskanligi/) - [#popülistakım](https://psikolektif.com/etiket/populistakim/) - [#olumlama](https://psikolektif.com/etiket/olumlama/) - [#hareketi](https://psikolektif.com/etiket/hareketi/) - [#estetikalgısı](https://psikolektif.com/etiket/estetikalgisi/) - [#yemeileilişkilibozukluklar](https://psikolektif.com/etiket/yemeileiliskilibozukluklar/) - [#duyguregülasyonu](https://psikolektif.com/etiket/duyguregulasyonu/) - [#duygudüzenleme](https://psikolektif.com/etiket/duyguduzenleme/) - [#kalitedünyası](https://psikolektif.com/etiket/kalitedunyasi/) - [#seçimkuramı](https://psikolektif.com/etiket/secimkurami/) - [#sorumluluğuüstlenme](https://psikolektif.com/etiket/sorumluluguustlenme/) - [#çocukevlerisitesi](https://psikolektif.com/etiket/cocukevlerisitesi/) - [#koruma](https://psikolektif.com/etiket/koruma/) - [#SHÇEK](https://psikolektif.com/etiket/shcek/) - [#kimsesizçocuklar](https://psikolektif.com/etiket/kimsesizcocuklar/) - [#bakım](https://psikolektif.com/etiket/bakim/) - [#lisans](https://psikolektif.com/etiket/lisans/) - [#lisansüstüeğitim](https://psikolektif.com/etiket/lisansustuegitim/) - [#ödev](https://psikolektif.com/etiket/odev/) - [#rapor](https://psikolektif.com/etiket/rapor/) - [#değerlendirme](https://psikolektif.com/etiket/degerlendirme/) - [#memnuniyetsizlik](https://psikolektif.com/etiket/memnuniyetsizlik/) - [#anlaşılmama](https://psikolektif.com/etiket/anlasilmama/) - [#öğretmenlergünü](https://psikolektif.com/etiket/ogretmenlergunu/) - [#öğretmenadayları](https://psikolektif.com/etiket/ogretmenadaylari/) - [#öğretmenyetiştirme](https://psikolektif.com/etiket/ogretmenyetistirme/) - [#terapisi](https://psikolektif.com/etiket/terapisi/) - [#yaklaşımı](https://psikolektif.com/etiket/yaklasimi/) - [#akademikçalışmalar](https://psikolektif.com/etiket/akademikcalismalar/) - [#psikoeğitim](https://psikolektif.com/etiket/psikoegitim/) - [#intihar           #intihargirişimi          #sosyalhizmet             #intihardavranışı](https://psikolektif.com/etiket/intihar-intihargirisimi-sosyalhizmet/) - [#entelektüel](https://psikolektif.com/etiket/entelektuel/) - [#dünya](https://psikolektif.com/etiket/dunya/) - [#öğrenci](https://psikolektif.com/etiket/ogrenci/) - [#düşünme](https://psikolektif.com/etiket/dusunme/) - [#ev](https://psikolektif.com/etiket/ev/) - [#mitoloji](https://psikolektif.com/etiket/mitoloji/) - [#yüzkörlüğü](https://psikolektif.com/etiket/yuzkorlugu/) - [#prosopagnozi](https://psikolektif.com/etiket/prosopagnozi/) - [#nöropsikoloji](https://psikolektif.com/etiket/noropsikoloji/) - [#danışan](https://psikolektif.com/etiket/danisan/) - [#özelbakımmerkezi](https://psikolektif.com/etiket/ozelbakimmerkezi/) - [#sosyalhizmetuzmanı](https://psikolektif.com/etiket/sosyalhizmetuzmani/) - [#3aralık](https://psikolektif.com/etiket/3aralik/) - [#psikosyalhizmetler](https://psikolektif.com/etiket/psikosyalhizmetler/) - [#korunma](https://psikolektif.com/etiket/korunma/) - [#sayı10](https://psikolektif.com/etiket/sayi10/) - [#ihtiyaçfazlası](https://psikolektif.com/etiket/ihtiyacfazlasi/) - [#bilişeuygundavranma](https://psikolektif.com/etiket/biliseuygundavranma/) - [#satınalmadavranışı](https://psikolektif.com/etiket/satinalmadavranisi/) - [#benlikkavramı](https://psikolektif.com/etiket/benlikkavrami/) - [#savunmacıkötümserlik](https://psikolektif.com/etiket/savunmacikotumserlik/) - [#başarı](https://psikolektif.com/etiket/basari/) - [#motivasyon](https://psikolektif.com/etiket/motivasyon/) - [#çözümodaklı](https://psikolektif.com/etiket/cozumodakli/) - [#kısasüreli](https://psikolektif.com/etiket/kisasureli/) - [#mucizesoru](https://psikolektif.com/etiket/mucizesoru/) - [#istisnaidurum](https://psikolektif.com/etiket/istisnaidurum/) - [#teknolojikaynaklıstres](https://psikolektif.com/etiket/teknolojikaynaklistres/) - [#mağduriyet](https://psikolektif.com/etiket/magduriyet/) - [#afet](https://psikolektif.com/etiket/afet/) ## Department - [Yönetim](https://psikolektif.com/team_department/yonetim/) - [Psikolektif'ten](https://psikolektif.com/team_department/psikolektiften/) - [Psikolektif +](https://psikolektif.com/team_department/psikolektif/) - [Psikolektif Dergisi](https://psikolektif.com/team_department/psikolektif-dergisi/) - [Psikolektif TV](https://psikolektif.com/team_department/psikolektif-tv/)