Yalıtılmışlığın modern biçimi: Tek kişilik İmparatorluk

Yazının başlığı çelişkili bir durumu ifade ediyor. İmparatorluk gibi bir şey nasıl tek kişiden oluşur ? Nasıl oluştuğunu tartışalım bakalım. Yalnızlık sözcüğü ingilizcede, tek başına olmakla (alone), tek başına bırakılmış olma (lonely) anlamına gelen iki farklı şekilde ifade edilir. İlk sözcüğün kökeni biraz eskilere dayanırken, ikinci sözcük ise tam da modern dünyanın yalnızlarını ifade eder.

(Yalnızlık, tek başına olmak değildir; kimsenin kendisini umursamadığı hissidir)

Günümüzde ise genç yetişkinlik dönemindeki birçok ‘yalnız’ gence yalnızlıklarının nedenini sorsak ve psikoloji literatüründeki yalnızlıkla ilgili bu ayrımdan söz etsek, muhtemelen  kendi yalnızlıklarını ‘lonely’ sözcüğü çerçevesinde açıklayacaklardır. Peki ülkemiz gençliğinin yalnızlığını ‘lonely’ sözcüğü çerçevesinde açıklamamız ne kadar doğru ? Açıkçası gençlerimizin yalnızlığını ‘lonely’ sözcüğü çerçevesinde açıklamamızın pek doğru olmadığı kanaatine sahibim. Sosyal medya adı verilen, bireyin yalnızlığına yalnızlık katan bir düzene sahip, yüz yüze etkileşimi en aza indirgeyen dinamiklere sahip platformları yoğun bir şekilde kullanan ya da çevrim içi (online) oyunlarda ‘krallıklar’ kuran ‘çiftçilik’ yapan gençlerimizin yalnızlıklarını ‘kimsenin kendini umursamadığı hissi’ çerçevesinde yorumlamamız pek doğru olmayacaktır.  Telefon, tablet ya da diz üstü bilgisayarlarının başından ayrılmayarak; sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yapan ya da yapılan paylaşımları takip eden, oyun oynayan, videolar izlemekten başka pek bir şey yapmayan gençlerimizin yalnızlıklarını ‘kimsenin kendisini umursamadığı hissi’ olarak yorumlayamayız. Bir yandan kimsenin kendisini umursamadığı hissini yaşayan; bir yandan da ‘yalıtılmışlığın modern sahnesi’ haline gelen sosyal medya platformlarında ‘mutluluklarını’ sergileyen gençlerimiz, tek kişilik imparatorluklarında göründükleri kadar mutlular mı sahiden? İmparatorluklarının dışındaki dünyadan ne kadar haberdarlar? Yüz yüze etkileşimin nasıl kurulacağını pek bilmeyen, haksızlığa uğradığında hakkını başkasına zarar vermeden savunmayı doğru düzgün bilmeyen, bunun nasıl yapılacağı ile ilgili yeteri kadar bilgi ve yaşantıya sahip olmayan gençlerimizin yalnızlıklarını mı ‘kimsenin kendisini umursamadığı hissi’ olarak göreceğiz? Böylesi bir yalnızlığa ‘kimsenin kendisini umursamadığı hissi’ mi demek doğru olan; ‘kendi kendini mahkum etmiş’ mi demek? Bence gerçekçi olmalı ve genç yetişkinlik (18-30 yaş)  çağındaki üniversite gençliğimizin yalnızlıklarının pek de ‘kimsenin kendisini umursamadığı hissi’ ile yeterince bağlantılı olmadığını,  öz-yalıtılmışlığın tam da karşılığı olduğunu kabul etmeliyiz.

Tekillik çağına doğru gittiğimiz bu yolda ‘sanal gerçeklik’ olarak adlandırılan gerçeklikle ilgisi olmayan kurgunun; insan beynini uyuşturmayla birleştiği bu dünyaya gençlerimizi teslim etmeden, uygun çözüm yollarını bulmaya koyulmamız gerekiyor.

Unutmayalım ki gençlik bir defa yaşanır; onu da ‘yalıtılmış’ bir şekilde yaşamamak, çevremizdeki güzelliklerin farkına vararak yaşamamız dileğiyle…

Mücahit AKKAYA

Psikolojik Danışman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir