Whiplash

2014 I ABD I 107’ I Dram, Müzikal I IMDb:8,5

Yönetmen: Damien Chazelle

Oyuncular: Miles Teller, J.K. Simmons

Ödüller: Oscar Ödülleri (En iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi film kurgusu, en iyi ses miksajı), BAFTA (En iyi ses ve kurgu,  En iyi yardımcı erkek oyuncu)

 

Üniversitede müzik bölümünde birinci sınıf öğrencisi Andrew Neiman ve okulun en iyi eğitmenlerinden, caz duayeni Terence Fletcher’ın arasındaki gerilim dolu ilişki temelinde, jazz müziğiyle iç içe bir film.

 

Neiman, ülkenin hatta dünyanın en iyi jazz bateristlerinden olma arzusunda ülkenin en iyi müzik eğitimi veren okuluna gider. Çocukluğundan beri bateri çalmaktadır ve yoğun bir şekilde antrenman yapar. Antrenman yaptığı bir gün caz duayeni Fletcher tarafından fark edilir, keşfedilir. Fletcher yarışmalara hazırlanan grubunda Andrew’a baterist olmak için şans tanır.

Psikolojik Açıdan İncelenmesi  -spoiler içermektedir-

 

Andrew Neiman:

Andrew’un okul dışındaki hayatı babasıyla sinemaya gitmek ve akrabasındaki akşam yemeği ziyaretinden ibarettir. Hiç arkadaşı yoktur. Müzik grubuna alınmanın verdiği özgüven ile sinemada gördüğü kızla ilişkileri başlar ancak daha sonra kariyerinden başka bir şeye zaman ayıramayacağı gerekçesi ve kızı sıradanlıkla itham eden cümlelerle bu ilişkiye de son verir. Akşam yemeğinde ise anlarız ki çevresindeki kimse yeteneğinin farkında değildir ve hiç takdir edilmemekte aksine mesleği üzerinden küçük görülmektedir.

 

Ailesi hakkında fazla bilgi sahibi değiliz. Annesi bebekken terk etmiştir ve babasıyla derin bir ilişki kuramamışlardır. Birbirlerini küçük görmekte ve başarılı bulmamaktadırlar. Annesinin yokluğu psikanalitik açıdan oral ve anal fiksasyonları düşündürürken, aynı zamanda temel güven duygusunun yokluğuna işaret ediyor. Meme yerine bateriyi koyma ve sosyal ilişkilerden uzak durma tutumu bununla ilişkilendirilebilir. Bateri seçimi ise saldırganlık güdüsünü dışa vurabileceği bir alet olarak dikkat çekiyor. Özerklik, girişimcilik ve başarı duygularının desteklenmediğini babasıyla olan ilişkisinde seziyoruz; bunun yanında film boyunca kuşku, suçluluk, aşağılık duygularını bastırmaya çalıştığını görebiliyoruz. Aynı zamanda sosyal ilişkilerindeki eksikliğini Adleriyan psikoloji açısından Andrew’un tek çocuk olmasıyla da ilişkilendirebiliriz. Müzik ile başarı sağlamaya yoğun saplantısı ise tek işlevsel savunma mekanizması olan yüceltmenin timsali diyebiliriz. Andrew sosyal olarak sevgi ve güvene dayalı bir ilişki nasıl kurulur bilmiyor. Müzik kariyerinde başarılı olması Andrew’un başarı, onay ihtiyacını karşılaması yanında baterisinden başka kimseyle ilişki kurmadan sevgi ihtiyacını karşılayacak bir araç olacaktır. O da baterisine sıkı sıkı tutunarak en iyisi olmak için her şeyini ortaya koyar.

 

Terence Fletcher:    

“İngilizce’de ‘aferin’den daha zararlı bir kelime yoktur.”

Özel hayatıyla ilgili hiçbir bilgimiz olmadan sadece öğretmen rolünde izliyoruz. Öğretmen olarak ise sert, disiplinli, hata kabul etmeyen bir mükemmelliyetçidir. Okulun en iyilerinden seçtiği öğrencilerle birlikte yarışmalara katılmaktadır. Her öğrenci bu gruba girmek ister çünkü buraya girmek hem iyi olduğunun kanıtıdır hem de yarışmalar keşfedilip kariyer basamağında yükselmek için fırsattır.

 

Fletcher öğrencilerinin üst potansiyellerine ulaşmaları için onları psikolojik ve fiziksel şiddete varacak boyutta zorlamaktadır. Bunun dahileri ortaya çıkarmak için geçilmesi gereken bir yol olduğunu yoksa üstün yeteneklerin yitip gideceğini savunmaktadır.

 

Andrew’la tanışma anlarından itibaren son sahneye kadar Fletcher’ın üstünlük ve otoritesini üzerimizde hissederiz. O en doğrusunu bilir, hata yapmaz, geç kalmaz, en iyisidir gözümüzde. Andrew için tam bir otorite simgesidir, ondan olumlu bir şey duymak çok zordur, en iyisini başarmış olmak demektir ve Andrew ondan takdir almak için çok uğraşmaktadır. Fletcher Andrew’u grubun önünde ağlatmak, ‘annenin seni terk etmesine şaşmamalı’ demek, ekstra rakip çıkartmak gibi sadistik düzeyde psikolojik olarak zorlayacak her türlü imkanı kullanır. Andrew da bundan teşvik olur, yerini kaybetmemek için daha çok çalışır, sadece çalışır. Duvarında en iyi müzisyen resimleri, yolda kulaklığında çalan bateri sesi, evde ve okulda sadece baterisi vardır. Ellerinden kanlar akarken buza batırıp çıkarır, yara bandı takar, zillerde ter damlaları titrerken çalmaya devam eder. Trafik kazası geçirdiğinde bile baterinin başına geçer. Çünkü baterinin başında kendisini tanıtabileceğini, sevileceğini, özellikle babası, Fletcher ve eski kız arkadaşı Nicole’dan takdir alacağını, sevgi göreceğini düşünür. Fletcher tarafından görülmeye devam etmek istiyorsa, saygı duyulmak, sevilmek yani var olmak istiyorsa Andrew mükemmel olmak zorundadır.

 

Peki Fletcher öğrencilerini neden bu kadar zorlar? Kendisi en iyisi olamamıştır ama en iyi müzisyeni yetiştiren öğretmen olmak istemektedir. O öğrenciler olmadan kendini kanıtlayabileceği üstün bir başarısı yoktur. Öğrencileri üzerinden mükemmel olmaya çalışmaktadır. Son sahnedeki gülümsemesi ise Andrew’un varlığını, kusursuzluğunu kabul ettiğinin göstergesidir.

 

İzleyici: Film gergin bir ruh haline hakim. Müzikalden beklenmeyecek derecede gözyaşı, kan, ter, mücadele görüyoruz. İki erkek arasındaki güç mücadelesine tanıklık ediyoruz. Her zaman kafamıza inecek bir nota darbesi, bir aşağılanma beklentisi hissi gitmiyor. Ana karakter Andrew olduğu için onunla daha çok özdeşim kuruyoruz. Bunun bir sebebi sosyal varlıklar olarak toplumun içerisinde ailede, okulda, iş hayatında, vatandaş olarak alenen ve gizli mesajlarla örtülü sürekli olarak maruz kaldığımız baskıdan, daha iyisi ve en iyisinin beklentisinden kaynaklı diye düşünüyorum. Andrew aşağılanırken, ağlarken, ikinci plana itilip önüne rakip çıkartılırken, otorite tarafından görmezden gelinirken, reddedilirken yaşadığımız anılarda aynı duyguların izini hatırlayabiliyoruz. Aynı zamanda toplumun parçası olarak Fletcher gibi sadist, acımasız, zorlayan, baskıcı yanımızı da yadsıyamıyoruz. Aralarındaki mücadelede ikisinden de korkuyoruz, çünkü ikisinin de sınırları yok. İkisi de kendini kabul ettirmeye, var olmaya ve güçlü kalmaya çabalıyor. Bu yüzden film ruhsal açıdan içsel bir mücadele de içeriyor. Baş kaldırı, öfke, şiddet, emek, baskı üzerimizden gitmiyor. Son sahnede Andrew ve Neiman’ın karşılıklı gülümsemesi sayesinde bu mücadeleyi uzlaşarak bitiriyoruz.

 

Genel olarak iki mükemmel oyuncu, muhteşem müzikler, kan-ter-gözyaşı, bol psikolojik gerilim içeren bir film. Psikolojik açıdan başarı, mükemmellik, eğitim açısından bazı soru ve farkındalıklar sağlayacak bir film diyebilirim. Ayrıca baterideki zillerin üzerinde İstanbul yazdığını da görebileceğinizi ekleyerek bitiriyorum.

 

Sehile KURT

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir