Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Bireyler her şeyin hızla değiştiği dünyada çevreleri ile etkileşimlerini sürdürürken aynı zamanda duyuşsal, sosyal ve fizyolojik birtakım ihtiyaçlarını gidermek mecburiyetindedir. Bireyin davranışlarının temelinde bu ihtiyaçlar vardır. Birey bu ihtiyaçlarını gidermek için diğer insanlarla etkileşim halindedir. Bu etkileşim yaşamımızı zenginleştirdiği gibi fakirleştirebilir de (Yüksel, 1997). Hauck’a (1997) göre bir münzevi olmadığınız müddetçe, insanlardan hoşlanmayı öğrenmek zorundayızdır. Çocukluktan yetişkinliğe dek gelişim süresi boyunca çeşitli şekillerde olumsuz ilişki tecrübelerine maruz kalma ya da ebeyvenlerden çekingen davranışların öğrenilmesi gibi sebeplerle kişilerarası etkileşimde engeller meydana gelmektedir (Şahin, 2013). Kuzucu’ya (2008) göre yeni bir şey denemek genellikle stresli bir durumdur. Cüceloğlu’na (1993) göre insanın gerçekle ilişkisini sürdürebilmesi için iç ve dış dünyasındaki uyum oldukça önemlidir. Bu ilişkinin sürdürülmesi için birey kendisini olduğu haliyle, doğal olarak kabul etmelidir. Bireyin kendisini olduğu gibi kabul etmesini için kendisiyle sağlıklı bir iletişim içinde olmalıdır. Bireyin kendisiyle bu sağlıklı iletişimi kuramamasının en temel sebeplerinden biri utanç duygusudur. Utanç duygusu insanların elini kolunu bağlar ve ne iç dünyalarıyla ne de dış dünyalarıyla sağlıklı ve gerçekçi bir iletişim kurmasını engeller. Eğer arkadaşlar edinmek ve bunları sürdürmek istiyorsak utangaçlık üstesinden gelmemiz üç psikolojik sorundan biridir (Hauck, 1997).

Sözlükte ‘utanç’ kelimesi için birçok tanım bulunmaktadır. Utanç deneyimi, gururun ya da kendine saygının kaybı; gülünç, ahlaksız ya da değersiz olma duygusu olarak tanımlanabilir (Clein, 1975). Utangaçlık için çok sayıda tanım mevcut olsa da tüm kültürlerde ortak olan bir kavramdır ve kişiler arası etkileşimi engelleyip insan hayatında büyük sorunlara sebebiyet veren bir yaşantıdır. Kişilerin eğitim hayatını, mesleki hayatını ve yakınlarıyla olan ilişkilerini etkileyen bir değişkendir. Birçok insan için utangaçlık, kişiler arası etkileşim gibi temel ihtiyaçların önündeki bir engeldir. Bu sebepten dolayı günümüzde üzerine durulan önemli konulardan birisi olmuştur (Carducci, Ragains, Kee, Johnson ve Duncan, 1998; Akt., Gökmenoğlu, 2011).

Kimmel ve Weiner (1985, akt.Yılmaz, 2011)’a göre utangaçlık insanlarla etkileşimde olmaktan uzak durmak, korkmak ve sosyal yerlerde sıkılgan olmaktır. Utangaç kişiler diğer insanlar tarafından gülünç bulunacaklarını ve bu yüzden insanların onları küçümseyeceğini düşündüklerinden üzerlerine ilgi ve dikkat toplayacak davranışlardan sakınırlar.

Utangaçlık bireyin sadece kişiler arası ilişki ve tutumlarını etkilemekle kalmaz, bireyin öz saygısını, olaylara ve kişilere yönelik bilişsel açıklamalarını da etkiler. Utangaç insanlar diğerlerinin sergilemiş olduğu olumsuz davranışlardan kolaylıkla etkilenirler ve bu durum düşük benlik saygısı geliştirmelerine sebep olabilir (Henderson ve Zimbardo, 1998; Akt., Yılmaz, 2011). Page’e (1990, Akt., Yılmaz, 2011) göre her utangaç birey için olumsuz yargıların etkisi farklı şekilde ortaya çıkar. Utangaçlık bireylerde düşük benlik saygısına, endişe ve yalnızlığa neden olur.

Utangaç bireyler, kendilerine gülünmesinden, kendileriyle ilgili kötü şekilde düşünülmesinden, küçük düşürülmekten, aşağı olduklarının hissettirilmesinden ve dışlanmaktan korkarlar. Değersiz oldukları hissine o denli fazla kendilerini inandırmışlardır ki, diğer herkesin de buna kendileri kadar inanacağı fikrinden oldukça emindirler. Kişiler arası ilişkilerde otomatik olarak diğerlerini üstün, tehditkar ve onları dışlamaya hazır insanlar olarak görürler. Yeni insanlarla tanışmak, diyalog kurmak, sosyal ortamlarda birçok kişiyle tanışma fırsatları olsa bile reddedilmek korkusu sebebiyle bunu oldukça az yaparlar (Hauck, 1997).

Genel olarak ifade edecek olursak utangaçlığın, bireylerin sosyal ilişkiler kurmasını engelleyip düşük öz saygı geliştirmelerine ve kendilerini yalnız hissetmelerine neden olduğu ifade edilebilir.

Kaynakça

Cüceloğlu, D. (1993). İçimizdeki Çocuk. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Clein, C. (1975). The Myth of the Happy Child. New York: Harper & Row.

Gökmenoğlu, E. (2011). Üniversite Öğrencilerinin Utangaçlık Düzeyleri İle Algıladıkları Anne-Baba Tutumları Arasındaki İlişki (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Üniversitesi, İstanbul. YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından elde edildi. (Tez no :296652).

Hauck, D. (1997). Nasıl Kendinizin En İyi Arkadaşı Olabilirsiniz? İstanbul: Rota Yayınları.

Kuzucu, Y. (2008). Küçükler İçin Büyüklere. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.

Şahin, E. E. (2013). Cinsiyete Göre Üniversite Öğrencilerinde Utangaçlık: Benlik Saygısı, İlişki Başlatma, Kendini Açma, Etki Bırakma, Duygusal Destek ve Çatışma Yönetimi Değişkenlerinin Rolü (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Mersin Üniversitesi, Mersin.

Yılmaz, A. S. (2011). Üniversite Öğrencilerinin Karar Vermede Özsaygı ve Karar Verme Stillerinin Benlik Saygısı Ve Utangaçlık Açısından İncelenmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi, Konya. YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından elde edilmiştir. (Tez no:280677).

Yüksel, G. (1997). Sosyal Beceri Eğitiminin Üniversite Öğrencilerinin Sosyal Beceri Düzeyine Etkisi (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Gazi Üniversitesi, Ankara. YÖK Ulusal Tez Merkezi veritabanından elde edildi. (Tez no: 63173).

                                                                                         Sultan Yaşar

                                            Aday Psikolojik Danışman/Ege Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 280 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme