TRAJEDİ YARATMAYA KARARLI MIYIZ?

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Çin’de meydana gelen bir olumsuzluğun sizin hayatınızı bu denli etkilemesinin haksızlık olduğunu mu düşünüyorsunuz? Ne yazık ki ve aynı zamanda ne şans ki dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen herhangi bir şeyden kolaylıkla etkilenme ihtimalimizin olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bizler istediğimiz kadar bireysel ve birbirimizden kopuk bir yaşam tarzına doğru yol alalım, içinde bulunduğumuz hem doğal hem beşerî sistem bize bir toplum olduğumuzu ve ne kadar denesek de birbirimizden fazla uzaklaşamayacağımızı hatırlatıyor. Kulak vermedikçe bu ses yükseliyor ve yeteri kadar duymazdan gelirsek sağır edici bir hal alacak gibi görünüyor.

Isaac Asimov’un (2020) bir konuşmasında söylediği gibi artık insanların karşı karşıya olduğu tehlikeler münferit olaylar değil, doğrudan tüm toplumu ilgilendiren meselelerdir. İnsanlar aynı sorunlarla karşı karşıyadır ve bunlar birer ölüm kalım meselesidir. Biraz düşündüğümüzde içinde yaşamakta olduğumuz ancak yavaşça ısınmakta olan bir kurbağa gibi kanıksadığımız hava/su/gürültü kirliliği, aşırı ve uygunsuz avlanma, kuraklık, salgın hastalıklar gibi problemlerin tüm dünyayı bir şekilde tehdit etmekte olduğunu görebiliriz. Kısa vadede herkes eşit derecede olumsuz etkilenmese de uzun vadede herkes için büyük tehditlerin olduğu tahmin edilmektedir. Uzun vadede dehşet verici olaylar yaşanmasına sebebiyet verecek olan ise kısa vadeli düşünerek bilinç ve sorumluluktan uzak hareket edilmesidir. Zira Garret Hardin’e (1968) göre, kısa vadede vicdanlı davranılmaması, uzun vadede vicdanın toptan yok olmasını getirir.

Hardin, bu yorumu ‘‘müşterekler (ortaklar/ortak kaynaklar) trajedisi’’ olarak tanımladığı duruma yol açan bir davranış eğilimi sebebiyle dile getirir. Hardin, tüm bireyler sadece kendi çıkarını gözeterek tüketimde bulunursa ortak kullanıma açık olan (su, hava, otlaklar gibi) kaynakların sonunun bir trajedi olacağını söyler. Bunu açıklamak için en sık verilen örnek, eşit sayıda hayvanı olan bir grup çobanın ortak kullanımına açık ve ücretsiz bir otlaktır. Çobanlardan biri daha fazla ürün elde etmek için sadece kendi çıkarını gözeterek ve otlağın ortak bir kaynak olduğunu göz ardı ederek sürüsüne bir hayvan daha ekleyebilir. Buna şahit olan bir başka çoban da aynı şekilde hayvan sayısını arttırır ve tüm çobanlar sürülerine birer hayvan eklerler. Burada sürüye bir hayvan eklemek, çobana bireysel bir fayda sağlarken bu durumun otlakta yarattığı zarar herkes tarafından paylaşılır. Dolayısıyla çoban faydasını arttırdığını düşünerek uzun vadedeki sonuçları göz ardı edebilir. Ardından ikinci, üçüncü eklenir ve otlak aşırı otlatma sorunu yüzünden verimsizleşinceye dek bu devam eder. Kısa vadede faydalarını arttırmaya çalışan çobanlar, uzun vadede kendi elleriyle bir trajedi yaratmışlardır. Müştereklerden doğan bu trajedi elbette yine müşterek olarak, yani tüm çobanlar tarafından ortak olarak yaşanacaktır. Özetle Hardin, herkesin kendi çıkarının peşinde koştuğu ve ortak malların tamamen özgürce kullanılmasının savunulduğu durumlarda bir yıkımın gerçekleşmesinin kaçınılmaz olduğunu söyler. Örnek olarak son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz kuraklık tehlikesi karşısında bireysel su tüketimimizi kısıtlama tercihinde bulunmazsak kayda değer bir trajedide katkımız olabilir gibi görünüyor.

Hardin, tanımladığı trajedinin önlenmesi için özel mülkiyetin yeterli olmayacağını zira sözgelimi hava için özel mülkiyetin söz konusu olamayacağını söyler. Burada yasal birtakım düzenlemelerin yanında eğitimin yanlış şeyi yapma eğilimine karşı koyabileceğini, bunun başarısının daimî olmasının da bu bilginin sürekli olarak yenilenmesi koşulu ile gerçekleşebileceğini dile getirir.

İnsanın içinde bulunduğu toplumun bir parçası olduğu ve davranışlarında toplumsal bir bilincin olması gerektiği düşünceleri, elbette ilk olarak akla ruhsal sağlığın bir belirtisi olarak sosyal ilgi kavramını ortaya atan Alfred Adler’i getirmektedir. Adler (2019), insanların bir arada yaşamaya eğilimli bir şekilde doğduğunu ve hatta ancak bu şekilde hayatta kalabileceklerini söyler. İnsanın sosyal bir canlı olduğunu söyleyen Adler’e göre aklı başında hiçbir insan toplumsallıktan uzakta kalmayı tercih ederek gelişimini sürdüremez.

Tek bir kişi olarak toplum içerisindeki nicel varlığımızın küçüklüğü karşısında bunu göz ardı etme riskine sahip olabiliriz ancak görüldüğü üzere her birimiz toplumun birer parçası olarak belki tahmin etmediğimiz kadar birbirimizi etkiliyor ve birbirimizden etkileniyoruz. Bu etki, sadece yaptıklarımızda değil, yapmadıklarımızda da kendini gösteriyor. Gerçekleştirdiğimiz her fazladan tüketim, gerçekleştirmediğimiz her geri dönüşüm buna örnek verilebilir. Bunlar, toplumsal sonuçları olan bireysel davranışlarımızdır. Fazladan tükettiğimiz her ürün, sözgelimi hiç ihtiyaç duymadığımız halde aldığımız bir parça kıyafet, bize fayda sağlamış gibi görünebilir veya kısa vadede haz vererek iyi bir şey yaptığımız yanılgısını doğurabilir. Uzun vadede ise üretiminde gerektirdiği kaynaklar [mesela bir kot pantolon üretimi için 15. 000 litreden fazla suya ihtiyaç duyulmaktadır ve Aral Gölü’nün 2018 yılında bu sebeple kuruduğu söylenmektedir (Vatan, 2018)] ve tüketim sonrasında meydana gelen atıklar (her bir kıyafet veya elektronik eşya ömrünü tamamladığında doğaya atık olarak dönmektedir) sebebiyle yarattığı zarar gözler önündedir. Marcus Aurelius’un söylediği gibi (2020, s. 64) ‘‘Kovana yararlı olmayan, arıya da yararlı değildir.’’ Bireysel davranışlarımızın sonuçlarını hem toplumsal olarak hem de toplumun birer üyesi olmamız sebebiyle bireysel olarak yaşamaktayız ve yaşayacağız. Dolayısıyla yapıp etmelerimizde toplumsal bir bilinç ve vicdanın olmasının özellikle uzun vadede hayati önem taşıdığı söylenebilir.

KAYNAKÇA

Adler, D., (2019). İnsanı tanıma sanatı. İstanbul: Say Yayınları.

Asimov, I., (29 Ocak 2020). Isaac Asimov: Küresel Isınma Üzerine (1989) | Türkçe Altyazılı [Video]. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=cj0kY5VcVdw

Hardin, G., (1968). Tragedy of the commons. Science. 162, 1243-1248. https://doi.org/10.1126/science.162.3859.1243

Marcus Aurelius, (2020). Kendime düşünceler. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.

Vatan, (8 Ekim 2018). Aral Gölü kot pantolon yüzünden çöle döndü. Erişim adresi: http://www.gazetevatan.com/aral-golu-kot-pantolon-yuzunden-cole-dondu–1207406-dunya/

Ece Nur BORANLI

Aday Psikolojik Danışman

Hacettepe Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 261 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme