TANRIM KÖTÜ KULLARINI SEN AFFETSEN BEN AFFETMEM

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Hayatın olağan akışı içerisinde her birimizin başına bazı olumsuz yaşam deneyimleri gelebilmektedir. Yaşanılan bu deneyimler, başımızdan geçen sıradan öykülerden çok daha fazlasını içermektedir. Bu deneyimler belli yaşanmışlıklara, kokulara, seslere, duygulara ve hareketlere sahiptir; çoğu zaman bizleri üzebilir, kızdırabilir hatta küstürebilir. Bu tür deneyimler kimilerimiz için değişim ve dönüşüm aracı olurken kimilerimiz için acının kaynağı haline bürünebilir. Böyle zamanlarda yaşanılanları anlamak, algılamak, kabullenmek, affetmek ve/veya bunlarla yaşamayı öğrenmek zor olabilir veya zaman alabilir. Her nedense küsmek, acı çekmek, kabuğumuza çekilmek; küskünlüğün veya acının kaynağı olan problemi görmekten ve o problemi çözmekten daha kolaydır. Gel gelelim, yaşanılan şeylerin öznesi ‘ben’ olsam da, kaynağın ben olmadığını -olayın/durumun benden kaynaklanmadığını- kabul etmek ve sürecin dışına çıkabilmek; direncin kırılması bakımından gerekli görülmektedir.

Bir eylem olarak affetmek, insanın zarar gördüğü kişi, durum veya olay sebebiyle sahip olduğu intikam, öfke, kırgınlık, nefret gibi tüm negatif duygularda bilinçli ve gönüllü olarak değişiklik yapma gayretidir (Küçüker, 2016). Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’e göre ‘affetmek’ kelimesi: “Bağışlamak, hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek, herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek.” gibi anlamlara karşılık gelmektedir. Botcharova (2007) affetmeyi, bireyin acının, utancın ve mağduriyetin yıkıcı etkisinden kurtulmak istemesi ve geçmişi değiştirme arzusundan vazgeçmesi olarak nitelendirmektedir. Enright’a göre affetmek, bireyin öfkesini ve negatif kararlarını sineye çekerek, kendisini haksız bir şekilde incitmiş kişilere karşı tüm olumsuz duygularından gönüllü bir şekilde vazgeçmesi; bunu yaparken aynı zamanda o kişilere karşı şefkat, cömertlik ve sevgi gibi olumlu duygular geliştirmesidir (Enright ve Group, 1996). Melanie Klein ve Donald W. Winnicott; kişinin affetme kapasitesindeki artışı, ruhsal sağlığın önemli bir göstergesi olarak kabul etmektedir. Klein, “Aşk, Suç ve Özür” başlıklı çalışmasında, affetme sürecini duygulardaki olumlu değişim olarak nitelendirmektedir (Yeğin, 2018). Tanımlardan da anlaşılacağı üzere affetmek, bizi üzen kişilere veya durumlara karşı beslediğimiz olumsuz duyguları; merhamet, sevgi, empati gibi olumlu duygularla değiştirebilmek için verdiğimiz bilinçli çabanın ta kendisidir.

Jacinto ve Edwards’a göre affetmek, dört terapötik evreden meydana gelmektedir. Bu evrelerden ilki “kabul etme” evresidir. Bu evrede birey, yapılan hatanın kendisi ve başkaları için ne ifade ettiğini anlar; duyduğu öfke ve yaptığı olumsuz kabuller konusunda farkındalık geliştirir. İkinci evre “sorumluluk” evresidir. Kişi bu evrede affetme kavramın ne olduğunu ve yararını anlamaya başlar, eylemlerinin sorumluluğunu üstlenir. Üçüncü evre yeni bir bakışın kazanıldığı “ifade etme” evresidir. Son evre olan “yeniden yaratma” evresinde ise birey, kazanmış olduğu yeni bakış açısı sayesinde yaşanan olumsuz yaşantı ve duygulardan anlamlı, olumlu sonuçlar çıkarmakta ve benlik imajını yeniden şekillendirmektedir (Edwards ve Jacinto, 2011).

Affetmek bir durum, davranış değişikliği ve en önemlisi de bir süreçtir. Affetmek, karşılığında bir şey beklemeden gerçekleştirilir ve anda sıkışıp kalmamak için tercih edilir. Duygu ve düşüncelerimizde reddedici olmak, benliğimizi baskılamak, öfkeyi içimizde tutmak ancak bize zarar verir; dolayısıyla bize zarar veren kişinin, olayın ya da durumun affedilmeyi hak edip etmediğinden bağımsız olarak, affetmek tümüyle insanın kendi iyilik halini arttırmak için yaptığı bir eylemdir. Affetmek, hayatımıza devam etmek ve geçmişteki kötü şeylerin bugünümüzü etkilemesine izin vermemektir; çünkü huzursuzluk veya öfkemizin asıl sebebi başımıza gelmiş bir olay/durum veya bizi üzen kişi/kişiler değil; olayın/durumun gerçekleştiği anda veremediğimiz tepkiler, zihnimizde büyüttüğümüz düşünceler, küskünlükler ve bu tüm bunların sonucunda oluşan fiziksel düzensizliklerdir.

Buddhae: “Öfkeyi ve küslüğü içinde taşımak, yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. İşin sonunda sadece kendini yakarsın.” sözleriyle af kavramını felsefi açıdan incelemiştir. Marwan ise: “Kendinizi bulmaktan ve ister haklı ister haksız olsun, diğer kişiyi affetmekten güzel bir şey yoktur.” sözleri ile Buddhae’yi desteklemiş ve eklemiştir: “Çünkü canınızı yakan kişi, o anda daha iyi bir şey yapamadığı için, korktuğu için ya da başka bir nedenle böyle yapmıştır. Gerçekten bağışlamak, harika bir şeydir.” Kişi, önce kendisini sonra kendisine zarar veren kişiyi, olayı veya durumu affettiğinde; yaşamış olduğu olumsuz deneyim ile ilgili zihinsel meşguliyeti ve bu meşguliyet sebebiyle maruz kaldığı duygusal hırpalanma sona erecektir. Yaptığımız eylemlerin -sonucu iyi veya kötü ne olursa olsun- sorumluluğunu alabilmek, olgunluk göstergesidir. Ancak eklemek gerekir ki, affetmek bir mecburiyet ve mutlak kurtuluş kaynağı değil; iç huzurumuzu yakalamak konusunda bize yardımcı olan küçük bir etmendir. Affetmek elbette güzeldir ama barışmak demek de değildir. “Affetmek seni hafifletecek, yükünden kurtulacaksın.” türü söylemler, duygusal zorbalığa girmekte ve birey için işleri daha karmaşık bir hale sokabilmektedir. Affetmek bir süreçtir ve dışarıdan gelen bir baskı ya da yönlendirme ile değil ancak kişinin iradesi ile içinden geldiği zaman gerçekleşebilir. Kimileri küs kalmayı seçebilir; bu durum, yalnızca kişinin kendisini ilgilendirir. O hâlde bırakalım dileyen öfkesi veya kırgınlığı ile yaşamayı seçsin, dileyen affetsin. Ama işin sonunda herkes iyileşsin.

Kaynakça

Botcharova, O. (2007). Justice or Forgiveness? In Search of a Solution. Cardozo Journal of Conflict Resolution (8), 623-649.

Edwards, B., & Jacinto, G. (2011). Therapeutic Stages of Forgiveness and Self-Forgiveness. Journal of Human Behavior in the Social Environment, 21 (4), 423-437.

Enright, R., & Group, T. H. (1996). Counseling within the Forgiveness Triad: On Forgiving, Receiving Forgiveness and Self-Forgiveness. Counseling and Values (40), 107-126.

Küçüker, D. (2016). Affetme, Affetmeme, Bilişsel Esneklik, Duygu Düzenleme ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Pamukkale Üniversitesi, Denizli.

Yeğin, H. İ. (2018). Affedicilik İlişkisel Bir Süreç: Araştırma ve Yansımalar. Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (30), 211-234.

   Görsel Kaynakça

  1. “Golden Tears or Freya’s Tears” – Sanatçı: Gustav Klimt
  2. “Love” – Sanatçı: Alexander Milov

 Münire AKYÜZ

Necmettin Erbakan Üniversitesi / Aday Sosyal Hizmet Uzmanı

Bugüne Kadar Toplam 360 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme