Şimdi Daha Fazlasını Bilme Zamanı!

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

İlk olarak Çin’in Wuhan kentinde görülen ve uluslararası bir yayılım göstererek pandemi haline gelen COVID-19 salgını tüm dünyayı derinden etkilemeye devam etmekte. COVID-19 pandemisi dünyanın dört bir yanında insanların fiziksel sağlığını tehdit etmekle kalmadı; panik bozukluk, anksiyete ve depresyon gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıkları da tetikledi (Qiu, Shen, Zhao, Wang, Xie ve Yu, 2020). Çin’de yürütülen bir çalışmada katılımcıların %53,8’inin salgının psikolojik etkisini orta ile şiddetli düzeyde hissettiği ayrıca  %16,5’inin orta ile şiddetli depresif belirti; %28,8’inin orta ile şiddetli anksiyete belirtileri ve %8,1’inin orta ile şiddetli stres seviyeleri bildirdiği görüldü (Wang, Pan, Wan, Tan, Xu, Ho ve Ho, 2020). Salgın, Türkiye’de henüz Çin’deki kadar ağır seyretmese de hala daha ileride neler olacağına dair belirsizlik sürüyor.

Pandeminin sebep olduğu psikolojik problemler sadece hasta olma korkusu ile açıklanabilir mi?

COVID-19 pandemisinin ruhsal sağlığımızı en çok tehdit eden yönü belki de hakkında oldukça az bilgiye sahip oluşumuz. İlk defa karşılaştığımız ve sürekli değişmekte olan bir virüs karşısında doğru olduğunu düşündüğümüz şeyler de sıklıkla değişiyor. Bu durum ise özellikle bilişsel tamamlanma ihtiyacı yüksek olan kişilerde büyük bir kaygı yaratıyor. Bilişsel tamamlanma ihtiyacı, bireyin bir konuda kesin bilgiye sahip olma isteği ve belirsizliktense kesin cevapları tercih etmesi olarak açıklanabilir (Kruglanski ve Webster, 1996). İlk defa duyulduğunda kulağa pek olumsuz bir istek gibi gelmese de kesin bilgilere ulaşmanın her zaman mümkün olmadığı düşünüldüğünde kişinin işlevselliğini kısıtlayacak bir istek olduğu anlaşılabilir. Tamamlanma ihtiyacının ögelerinden biri belirsizliğe tahammülsüzlüktür; çünkü belirsizlik, bilişsel tamamlanmayı tehdit eden bir unsurdur (Webster ve Kruglanski, 1994). Dugas, Gosselin ve Ladouceur tarafından 2001’de gerçekleştirilen çalışmada belirsizliğe tahammülsüzlük ile endişenin de oldukça ilişkili olduğu görülmüştür. İçinde bulunduğumuz belirsizliğin kaygı verici ve psikolojik olarak zorlayıcı boyutu da bu şekilde açıklanabilir.

Kişiler, bilişsel tamamlanmışlığını tehdit eden durumlarda mümkün olduğunca çabuk bilişsel tamamlanma isteğine sahip olabilir veya bilişsel tamamlanmışlığını tehdit eden durumdan kaçınma eğiliminde olabilir (Kruglanski ve Webster, 1996). Bir an önce tamamlanma arzusunda olan kişi kendisine en kısa yoldan bilgi sağlayacak herhangi bir kaynağa yönelerek yanlış, geçersiz veya saptırılmış bir bilgiye inanabilir. Kişi kendini tamamlanmış hissetse de gerçek olmayan bilgiye maruz kalmanın da getirdiği tehlikeler bulunmaktadır.  Çin’de yürütülen bir araştırma, sosyal medyadan büyük miktarda bilgi edinen gençlerin kolaylıkla stres içine girebileceğini gösteren önceki araştırmaların sonuçları ile paralel olarak genç yetişkin grupta daha yüksek stres seviyesi göstermiştir (Qiu, Shen, Zhao, Wang, Xie ve Yu, 2020). Benzer şekilde Türkiye’de pandemi döneminde yapılan bir çalışmada da sosyal medya üzerinden bilgilenen kişilerin psikolojik sağlamlıklarının resmi kurumlardan bilgilenenlere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Bu durumun, gerçek olmayan bilgilere maruz kalmaktan kaynaklandığı düşünülmektedir (Tönbül, 2020).

Bilişsel tamamlanma ihtiyacının karşıtı olan bilişsel tamamlanmadan kaçınma ihtiyacı, tamamlanmanın algılanan maliyetleri ve tamamlanmama durumunun faydalarından kaynaklanabilir (Webster ve Kruglanski, 1994). Kişi, yeni bir bilgi edindiğinde ona uygun davranmak durumunda hissedecek ve bunu yapmadığı takdirde rahatsızlık duyacaktır. Sözgelimi pandemi hakkında bilgi edinen kişi, sorumluluk sahibi bir birey gibi davranarak hayatında birçok değişiklik yapmak zorunda kalacaktır. Daha çok evde kalmalı, maske takmalı ve hijyene daha çok önem vermelidir. Tüm bunlarla uğraşmak istemeyen kişi ise içinde bulunduğu gerçekliği yadsıyarak ve tamamlanmadan kaçınarak eski hayatına devam edebilmektedir. Görüldüğü üzere kısa vadede bilişsel tamamlanmadan kaçınan bir kişi gününü istediği gibi geçirebilmekte, kaygısızca tatile gidebilmekte ve herhangi bir sorumluluk hissetmemektedir. Uzun vadede ise bu durumun tahmin edilebileceği gibi hem kişi hem içinde bulunduğu toplum adına tehdit edici olacağı, bireysel ve toplumsal bilincin oluşmasını engelleyeceği aşikârdır.

Görüldüğü üzere erişilmesi en kolay bilgiye sarılmak da gerçekliği yadsımak kadar tehlikelidir. Bu durumda sadece içinde bulunduğumuz belirsizlik ile barışık olarak elimizden gelenin en fazlasını yapmaya çabalayabiliriz. Yine Çin’de yürütülen bir çalışmada önlem alma davranışı ile psikolojik etki, depresyon, kaygı ve stres arasında negatif bir ilişki olduğu görülmüştür (Wang, Pan, Wan, Tan, Xu, Ho ve Ho, 2020). ‘‘Korkan, korkmaz.’’ atasözümüz bu durumu açıklamaktadır. Zira korkan kişi, içinde bulunduğu durumun farkındadır ve çoktan önlemini almıştır.

Marie Curie’nin de dediği gibi: ‘‘Hayatta hiçbir şey korkmak için değildir. Her şey anlaşılmak içindir. Şimdi daha fazlasını bilme zamanı. Böylece daha az korkabiliriz.’’

Kaynakça

Dugas, M. J., Gosselin, P., & Ladouceur, R. (2001). Intolerance of uncertainty and worry: Investigating specificity in a nonclinical sample. Cognitive therapy and Research25(5), 551-558.

Kruglanski, A. W., & Webster, D. M. (1996). Motivated closing of the mind:” Seizing” and” freezing.”. Psychological review103(2), 263.

Tönbül, Ö. (2020). Koronavirüs (Covid-19) Salgını Sonrası 20-60 Yaş Arası Bireylerin Psikolojik Dayanıklılıklarının Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi. Humanistic Perspective, 2(2), 159-174.

Qiu, J., Shen, B., Zhao, M., Wang, Z., Xie, B., & Xu, Y. (2020). A nationwide survey of psychological distress among Chinese people in the COVID-19 epidemic: implications and policy recommendations. General psychiatry33(2), e100213. https://doi.org/10.1136/gpsych-2020-100213

Wang, C., Pan, R., Wan, X., Tan, Y., Xu, L., Ho, C. S., & Ho, R. C. (2020). Immediate Psychological Responses and Associated Factors during the Initial Stage of the 2019 Coronavirus Disease (COVID-19) Epidemic among the General Population in China. International journal of environmental research and public health17(5), 1729. https://doi.org/10.3390/ijerph17051729

Webster, D. M., & Kruglanski, A. W. (1994). Individual differences in need for cognitive closure. Journal of personality and social psychology67(6), 1049-1062.

Ece Nur Boranlı

Aday Psikolojik Danışman/ Hacettepe Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 219 Görüntülenme, (Bugün) 2 Görüntülenme