REGLİN HABERCİSİ: PREMENSTRÜEL SENDROM

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 4 Dakikadır.

Regl, periyot, adet veya mentrüasyon; bir sağlık sorunu olmadığı müddetçe kadınların her ay yaşadığı normal ve doğal bir durumdur. Menstrüasyon öncesi anlamına gelen premenstrüel dönem, reglden önceki bir haftayı ifade etmektedir ki bu dönem kimi kadınlar için biraz daha zorlu geçmektedir. Çoğu kadının her ay bu bir haftalık dönemde neler deneyimlediğini öğrenmek isterseniz belki bu yazıda birkaç cevap bulabilirsiniz.

Aylık döngü içerisinde regl olmadan önceki bir haftada ortaya çıkan ve menstrüasyon başladığında hızla azalan duygusal, bilişsel, davranışsal ve bedensel belirtiler Premenstrüel Sendrom (PMS) kavramı ile açıklanır (Parker, 1993; Akt. Tanrıverdi, Selçuk ve Okanlı, 2009). Türkiye’de PMS’nin yaygınlığını saptamaya dönük çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bunların önemli bir kısmının örneklemini de üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Buna göre çeşitli çalışmalarda üniversite öğrencilerinde PMS yaygınlığı %56 ile %68 arasında bulunmuştur (Tanrıverdi, Selçuk ve Okanlı, 2009; Yücel ve diğerleri, 2009; Babacan-Gümüş, Bayram, Can ve Kader, 2012; Kırcan, Ergin, Adana ve Arslantaş, 2012; Kısa, Zeyneloğlu ve Güler, 2012; Ölçer, Bakır ve Aslan, 2017). Kalan %32 ile %44 oranındaki kadının ise PMS denecek kadar yoğun olmasa da bu dönemde çeşitli belirtiler yaşıyor olabileceğini söylemekte fayda var. Peki bu denli çok sayıdaki kadının yaşadığı PMS nelere sebep olur?

Türkiye’de yapılan iki farklı çalışma premenstrüel dönemde kadınların en çok gösterdiği belirtinin iştah değişimi olduğu konusunda hemfikirdir. Bunu sırasıyla sinirlilik, ağrı, şişkinlik, yorgunluk, depresif duygulanım, uyku değişimi, depresif düşünceler takip eder ve son olarak anksiyete gelir (Tanrıverdi, Selçuk ve Okanlı, 2009; Ölçer, Bakır ve Aslan, 2017). Çalışmalarda verilen oranlar ise dikkat çekicidir: Premenstrüel dönemde iştah değişimi yaşayan kadınların oranı %82’ye, sinirlilik yaşayanların %78’e ve son olarak ağrı yaşayan kadınların oranı %73’e varabilmektedir. Bu dönemde en sık karşılaşılan fiziksel problemin ise karın ve kasık ağrısı olduğu söylenmektedir. Ardından gelen ciltte sivilcelenme, memelerde hassasiyet, halsizlik ve yorgunluk da bu dönemde yaygın görülen diğer fiziksel değişimlerdir (Kırcan, Ergin, Adana ve Arslantaş, 2012). Sonuç olarak bu dönemde hem fizyolojik hem psikolojik pek çok değişiklik meydana gelebilmektedir.

Premenstrüel dönemde pek çok kadının bazı zorluklar yaşadığı ortada. Kimi kadınlar için ise durum biraz daha zor. Sebebi ise PMS’nin ötesinde güçlüklere yol açan Premenstrüel Disforik Bozukluk. Mental bozuklukları tanılamada kullanılan DSM-5’te de yer bulan Premenstrüel Disforik Bozukluk (PMDB), PMS’de olduğu gibi reglden önceki hafta başlayan ve reglin başlamasından birkaç gün sonra çok azalan belirtiler ile seyreder. Bu belirtiler ise genellikle duygusal değişkenlik (labilite), huzursuzluk, çökkün duygu durumu, kaygı, her zamanki aktivitelere azalan ilgi, odaklanmada güçlük, enerji eksikliği, iştahta değişme, memelerde şişlik veya eklemlerde/kaslarda ağrı olarak kendini gösterir. Belirtiler en az bir yıl kadar her ay görülür ve gündelik hayatta işlevsellikte bozulmaya veya aşırı strese yol açar (Kring, Johnson, Davison & Neale, 2019). PMS’ye göre daha nadir görülen PMDB’nin Türkiye’de yapılan bir araştırmada katılımcılar arasındaki oranı %8 olarak saptanmıştır (Müderris, Gönül, Sofuoğlu, Taşcı ve Bayatlı, 1999).

Peki PMS deneyimleyen kadınlar bu dönemlerde romantik komedi filmlerinin klişelerine uyarak tüm sorumluluklarını bir kenara bırakıp evde çikolata mı yemek zorundadır? Elbette hayır.

Menstrüasyona ilişkin bilgisinin yeterli olduğunu düşünen kadınların PMS puanlarının daha az olduğu bulunmuştur (Kısa, Zeyneloğlu ve Güler, 2012). İlgili bir eğitimin PMS puanlarını düşürdüğü de görülmüştür (Arıöz ve Ege, 2009). Bu sebeple menstrüasyona dair bilgilendirme çalışmaları oldukça basit ama etkili bir çözüm önerisi olabilir. Bu; okullarda, üniversitelerde, sağlık merkezlerinde, iş yerlerinde veya kadınlara toplu olarak ulaşılabilecek pek çok yerde gerçekleştirilebilir.

Regl dönemini ağrılı geçiren, menstrüasyona ilişkin olumsuz tepkileri olan ve annesi de regl öncesi şikayetlere sahip kadınların PMS puanları daha yüksek bulunmuştur (Kırcan, Ergin, Adana, Arslantaş, 2012; Kısa, Zeyneloğlu ve Güler, 2012; Ölçer, Bakır ve Aslan, 2017). Kadınların bu risk faktörlerinin farkında olması ve bunlara sahiplerse sağlık çalışanlarından ve ruh sağlığı uzmanlarından destek alması faydalı olabilir.

PMS, depresyon ve depresyon riski ile ilişkili bulunduğu için çeşitli baş etme yöntemleri, stres yönetimi ve gevşeme teknikleri öğretilebilir, egzersiz ve beslenme düzenlemesine gidilebilir (Erci, Okanlı ve Kılıç, 1999; Yücel ve diğerleri, 2009). Kişinin bu dönemde kendisine nelerin iyi geldiğini keşfetmesi de yarar sağlayabilir.

Görüldüğü gibi PMS ile baş etmek için çeşitli adımlar atmak mümkündür. En başta ise bunun doğal bir durum olduğu gözden çıkarılmamalıdır. Eğer kişinin deneyimlediği belirtiler günlük hayatını ve işlevselliğini kısıtlayacak düzeyde ise bir uzmana başvurması faydalı olabilir.

KAYNAKÇA

Arıöz, A. ve Ege, E. (2013). Premenstrüel sendrom sorunu olan üniversite öğrencilerinde, semptomların kontrolü ve yaşam kalitesinin artırılmasında eğitimin etkinliği. Genel Tıp Dergisi23(3), 63-69.

Babacan-Gümüş, A., Bayram, N., Can, N. ve Kader, E. (2012). Üniversite öğrencilerinde premenstruel sendrom ve somatizasyon: İlişkisel bir inceleme. Anatolian Journal of Psychiatry/Anadolu Psikiyatri Dergisi13(1), 32-38.

Erci, B., Okanlı, A. ve Kılıç, D. (1999). Premenstruel sendromun sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve depresyon düzeyi ile ilişkisi. Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 2(2), 14-26.

Kırcan, N., Ergin, F., Adana, F. ve Arslantaş, H. (2012). Hemşirelik öğrencilerinde premenstrüel sendrom prevalansı ve yaşam kalitesi ile ilişkisi. ADÜ Tıp Fakültesi Dergisi, 13(1), 19-25.

Kısa, S., Zeyneloğlu, S. ve Güler, N. (2012). Üniversite öğrencilerinde premenstrual sendrom görülme sıklığı ve etkileyen faktörler. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi1(4), 284-297.

Kring, A.M., Johnson, S.L., Davison, G.C. & Neale, J.M., (2019). Anormal psikolojisi. Ankara: Nobel yayınevi.

Müderris, İ. İ., Gönül, A. S., Sofuoğlu, S., Taşçı, S. ve Bayatlı, M. (1999). Genç kadınlarda premenstrüel disforik bozukluk prevalansı. Klinik Psikiyatri2(3), 197-201.

Ölçer, Z., Bakır, N. ve Aslan, E. (2017). Üniversite öğrencilerinde kişilik özelliklerinin premenstrual şikâyetlere etkisi. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi7(1), 30-37.

Tanrıverdi, G., Selçuk, E. ve Okanlı, A. (2010). Üniversite öğrencilerinde premenstrual sendrom prevelansı. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi13(1), 52-57.

Yücel, U., Bilge, A., Oran, N., Ersoy, M. A., Gençdoğan, B. ve Özveren, Ö. (2009). Adolesanlarda premenstruel sendrom yaygınlığı ve depresyon riski arasındaki ilişki. Anadolu Psikiyatri Dergisi10(1), 55-61.

Ece Nur Boranlı

Aday Psikolojik Danışman / Hacettepe Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 978 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme