Narsisizm ve Nergis Çiçeği

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

“Öncesi hiçlikti. Sonra, varlık peyda oldu. Canlandı bir zaman; günü geldi ayaklandı, insan oldu. Söylenmeye başladı. Kendini ve dünyasını anlamak için öyküler uydurdu, anlatmaya koyuldu. Masallar anlattı, mitler yarattı, destanlar söyledi. Şüphesiz inandı. Tutkulu ideolojilere kapıldı. Yazı yazdı, sayı saydı, kuram kurdu. Baktı, düşündü, felsefe yaptı. Varlığın ardındaki mutlak hiçliği, sözün gerisindeki derin sessizliği fark ettiği vakit ise her şeyden kuşkuya düştü.”

Masallar, destanlar, mitler, efsaneler, halk öyküleri bilincin bilinçdışı ile karşılıklı etkileşim içinde yapılandırdığı ortak ürünlerdir. Kuşaktan kuşağa aktarılarak, aktarıldıkça değişerek gelen bu öyküler dünya ve insan hakkındaki asıl bilgilerin taşıyıcısıdır (Kızıltan ve Saydam, 2018). Peki mitolojide tanrıların, dağların, ırmakların yeri olur da çiçeklerin olmaz mı hiç? Tabii ki olur. Eski yunanda yaşayanlar o çiçeklere bakıp öyküler uydurmuş; nasıl yaratıldıklarını, neden öyle güzel olduklarını uzun uzun anlatmış; Freud ise bu mitolojik terimleri psikolojide kullanmaktan vazgeçmemiştir. Günlük hayatımızda da sık kullandığımız narsist kelimesinin dokunaklı hikayesini ve nergis çiçeğinin de bu hikayenin baş kahramanı olduğunu biliyor muydunuz? Bilmiyorsanız gelin narsist nergis’in hikayesine birlikte göz atalım.

Narsis nehirler tanrısı Cephissus’un oğludur. Yakışıklı, herkesi kendine aşık eden, yürekleri yakan bir delikanlıdır. Echo ise güzel sesli bir dağ-su perisidir. Narsis’e aşık olan Echo hep onun peşinde dolaşıyor ancak ağzını açıp da tek bir kelime söylemiyordu. Bir gün eline bir fırsat geçti. Echo “Gel” dedi ve kollarını açarak ağaçların arasından çıktı. Periyi görünce pek şaşırdı Narsis, “Bana dokunmana izin vermektense ölürüm daha iyi” dedi ve kaçıp gitti. Echo, karşılık göremediği bu aşkın kederleri ile her geçen gün tükenerek ancak zorla duyulabilen bir ses, bir yankı (eko) halini aldı. Bu kırdığı ilk kalp değildi Narsis’in, daha evvel de ona âşık pek çok periyi reddetmişti. Bunun üzerine beddua ettiler periler ve yakararak tanrılara, Narsis’in cezalandırılmasını istediler:

“Narsis de düşsün aşka

Ve acı çeksin, aynı bize çektirdiği gibi

O da bizim gibi, âşık olsun

Ve görsün umutsuzluğu”

Yakarışları duyan yüce tanrılar “Başkalarını sevmeyen kendini sevsin!” dediler ve katı yürekli delikanlının cezalandırılması için kendi kendine aşık olmasına sebep oldular. Avdan dönen Narsis susayıp da duru bir pınara eğilince kendini gördü. Yansımasını görünce aşık oldu kendisine. Fakat yansıması dilediği karşılığı veremediği için karşılıksız kalan bu aşkı sonucunda tükenip eridi Narsis. Ancak, eridiği yerde güzel, yepyeni sarı bir çiçek açtırdı tanrılar. Sevdiklerinin adıyla adlandırdılar onu, bugün de onun adını taşıyan “Nergis” dediler (Kızıltan, 2017).

Narsisizm, kişinin imajına yüklediği aşk olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda narsist ya da narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler; kendilerine aşık, hep en gözde olmak isteyen, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Bu hedeflerine ulaşamadıklarında ya da gereken ilgiyi göremediklerinde tıpkı Narsis gibi çökmektedirler (Gürel ve Mutel, 2007). Bu kendine hayran olup büyülenme hali, büyüklük tutkusu, “kendine” kavuşmak için duyulan yıpratıcı özlem bize çok da yabancı değil sanki? Etrafımızda kimi insanlar vardır ki kendine aşıktır, kendinden başkasını görmez gözü. Kendine duyduğu tutkulu hayranlığı hem başkalarını sevmesine hem de bütünüyle taptığı tek varlık olan kendini sevmesine engel olur. İşte Narsis de güzelliğinden başka hiçbir şeyi görmemiş, kendi benliğini tümüyle inkar etmiş ve yalnızca yansımasıyla bir bütün olmayı istemiştir. Bu da onu kendinden vazgeçmeye, ölüme götürmüştür. Ancak bize can veren, yaşamımıza anlam katan yalnızca “iyi” ve “güzel” olanlar mıdır? Bence asıl bizi biz yapan, hayatın gerçekleri ile yüzleştiren çoğu zaman o kaçmaya çalıştığımız, uyumsuz duygularımızdır. O duyguların hepsi kişiliğimizin bir parçası ve iç dünyamızın aynası. Çaresizlik, utanç, kıskançlık, öfke…

Kaynakça

Erhat, A. (1996). Mitoloji Sözlüğü. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Gürel, E., Muter, C. (2007). Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(1), 537-570.

Hamilton E.(1996). Mitologya. (Çev.Ülkü Tamer). İstanbul: Varlık Yayınları. (Orijinal yayın tarihi, 1942)

Kızıltan, H. (2017). Narsisizm nedir? Libido Dergisi, 25-26, 6-9.

Miller, A. (2020). Yetenekli Çocuğun Dramı (Çev. Emine Avşar). İstanbul: Profil Kitap. (Orijinal yayın tarihi, 1979)

Görsel Kaynakça

https://steemit.com/greek-mythology/@yohann/echo-and-narcissus

https://tr.wikipedia.org/wiki/Narsisistik_ki%C5%9Filik_bozuklu%C4%9Fu

Elif CEYLAN

Aday Psikolojik Danışman/Ege Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 560 Görüntülenme, (Bugün) 5 Görüntülenme