Küfrederken Bunları Düşündünüz mü?

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Türk Dil Kurumunun çevrimiçi sözlüğüne bakıldığında ‘‘küfretmek’’ tabirinin karşısında ‘‘sövmek’’ kelimesi görülür ve ‘‘sövmek’’ tabirinin anlamına bakıldığında ise ‘‘onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek’’ tanımı ile karşılaşılır. Cambridge sözlüğünde ‘‘swearing’’ kelimesi aratıldığında da ‘‘özellikle öfkeliyken kullanılan kaba ve saldırgan dil’’ tanımı görülür.

Küfretmek; biyolojik, psikolojik ve sosyal girdi ve çıktıları olan çok yönlü bir davranıştır. Küfretmek,  genellikle öfkeliyken gösterilen bir davranış olmakla birlikte (Jay ve Janschewitz, 2008) küfretmenin farklı kullanımlarını da görmek mümkündür. Beyindeki ‘‘öfke devresi’’nin aniden tetiklenmesinin bir sonucu olarak kişinin küfredebildiğini belirten Pinker (2007; Akt., Vingerhoets, Bylsma ve Vlam, 2013), küfür kullanımının en azından beş farklı kategoriye ayrılabileceğini de söylemiştir: (1) betimsel olarak, (2) deyimsel olarak, (3) tacizkar bir şekilde, (4) anlamın etkisini artırma amaçlı ve (5) katartik olarak, yani güçlü duyguların serbest bırakılması amacına hizmet ederek.

Stephens, Atkins ve Kingston’ın 2009’da gerçekleştirdikleri küfretmenin etkilerini inceleyen çalışmada, katılımcıların küfrettikleri durumda nötr bir sözcük söyledikleri duruma göre ellerini buzlu suda daha uzun süre tutabildikleri ve algılanan acı puanlarının daha düşük olduğu görülmüştür. Stephens ve Umland’ın (2011) çalışmasında ise önceki çalışmanın verileri replike edilmiş olup, günlük hayatta daha fazla küfretmenin küfrün hipoaljezik (acıyı azaltıcı) etkisini azalttığı da görülmüştür. Küfretmenin sebep olduğu bu algılanan acıyı azaltan etkinin temelinde ne olduğu daha fazla araştırmayı hak eden bir konu gibi gözükmektedir. Küfretme davranışının biyolojik ve psikolojik boyutları ile ilgili çeşitli çalışma ve yorumların bir kısmı bunlardır, ancak küfretme davranışını daha iyi anlayabilmek için sosyal boyutunu irdelemek de gereklidir.

Van Sterkenburg’un 2001’de gerçekleştirdiği çalışmada 600’den fazla katılımcıya küfrün en yaygın olduğu yerler/durumlar sorulduğunda gelen en popüler dört cevaptan üçünün spor bağlamına işaret ettiği görülmüştür  (Akt., Vingerhoets, Bylsma ve Vlam, 2013). Türkiye’de de futbol maçları bağlamında küfür ve hakaretin 1950’li yıllarda kendini göstermeye başladığı ve 60’lara yaklaşıldığında bu durumun sporseverlerin ve özellikle kadınların tribünlerden uzaklaşmasına sebep olduğu görüşü ileri sürülmüştür (Orta, 2020). Hakemlerin bu durum karşısında boykotta bulunacaklarını bildirmeleri sonucunda 1958 yılında alınan önlemler bireysel küfür davranışının önüne geçemediği gibi futbol maçlarında küfür, kitlesel bir harekete dönüşmüştür. Formalarla ve hep bir ağızdan söylenen marşlarla kişinin içinde bulunduğu gruba büyük bir bağlılık geliştirmesine ve uyum göstermesine sağlam bir zemin oluşturan futbol maçlarında bireysel davranışların uzun sürmeden kitlesel bir harekete dönüşebilmesi şaşırtıcı değildir.  Yakın tarihe gelindiğinde 2011 yılında 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun kabul edilmiştir. Spor alanlarının küfretmek için müsait ve taraftarların ‘‘stres attıkları’’ yerler olduğuna dair inanışın değiştirilmesinin gerekli olduğu söylenmektedir ki bu da küfretmenin sosyal anlamda istendik bir davranış olmayışının bir örneğidir. Zira burada küfretmek, rahatlamak amacıyla gerçekleştirilen ancak başkalarının rahatsız olmasına sebebiyet veren ve onların özgürlüklerini kısıtlayan bir davranış olarak karşımıza çıkmaktadır.

Küfretmenin biyopsikososyal olarak incelendiği bir derleme makalesinde küfretme davranışındaki cinsiyet farklılıklarına da değinilmiştir (Vingerhoets, Bylsma ve Vlam, 2013). Bir görüşe göre kadınlar, sosyal durumlar ve sosyal sonuçlar hakkında daha fazla farkındalığa sahip oldukları için daha az küfretmektedirler. Diğer bir görüşe göre ise bu durum toplumsal cinsiyet normları ile ilgilidir. Çünkü topluma göre erkekler duygularını ifade ederken öfkeli görünebilir, küfür ve hakaret edebilir ancak kadınların benzer durumlarda ağlaması normal karşılanır. Toplumdaki bu beklenti gerçekten kadınların daha az küfretmesine veya kadınların daha az küfrettiği yönünde doğru olmayan bir inanç oluşmasına sebep olmuş olabilir.

Küfretmenin sosyal olarak istenmeyen bir davranış olmasının sebeplerinden biri toplumda kabul görmeyen tabu sözcükler içermesi ve kimilerince kaba bir söyleme sahip olmasıdır. Bu algı, bağlama göre değişebilmektedir. Küfretmesi halinde kişinin kaba bir insan olarak algılanmayacağı durumlar mevcut olabilir (Jay ve Janschewitz, 2008). Ancak küfürler üzerine düşünüp derine inildiğinde toplumda sıkça edilen küfürlerin büyük bir kısmında bir cinsiyetin, bir milletin, bir grubun veya hayvanların aşağılama figürü olarak kullanıldığı veya tacizkar bir söylem içerdiği görülmektedir ki bunun, ilgili kişiler için rahatsızlık verici olması muhtemeldir. Kişi küfrettiğinde, sadece küfrettiği kişiye değil, küfürde aşağılama nesnesi olarak kullandığı gruba da hakaret etmektedir. Özellikle dillere yerleşmiş olan eril söylem, küfürlerde de kendini göstermekte, öyle ki bazen kişinin cinsel erki küfürlerin teması olabilmektedir.

Küfretmek, belki de iddialı genellemeleri kabul etmeyecek kadar geniş ve içinde çeşitlilik arz eden bir konudur. Küfretmenin biyolojik ve psikolojik arka planının ne kadar belirleyici olduğu görülmekle birlikte sosyal boyutunun da göz ardı edilmemesi gerektiği aşikârdır.

Kaynaklar

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun. (2011, 31 Mart). Resmi Gazete. Erişim Tarihi: 29.09.2020 https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6222.pdf

Cambridge Dictionary. Swearing. Erişim Tarihi: 29.09.2020

Orta, L. (2020). Türkiye’de futbolun küfür tarihi. OPUS Uluslararası Toplum Araştırmaları Dergisi15(21), 713-724.

Stephens, R., Atkins, J., & Kingston, A. (2009). Swearing as a response to pain. Neuroreport20(12), 1056-1060.

Stephens, R., & Umland, C. (2011). Swearing as a response to pain—Effect of daily swearing frequency. The Journal of Pain12(12), 1274-1281.

Türk Dil Kurumu. Küfretmek. Erişim Tarihi: 29.09.2020 https://sozluk.gov.tr/

Türk Dil Kurumu. Sövmek. Erişim Tarihi: 29.09.2020 https://sozluk.gov.tr/

Vingerhoets, A. J., Bylsma, L. M., & De Vlam, C. (2013). Swearing: A biopsychosocial perspective. Psihologijske teme22(2), 287-304.

Ece Nur Boranlı

Aday Psikolojik Danışman

Hacettepe Üniversitesi

Bugüne Kadar Toplam 345 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme