Köken Ailenin Önemi ve Genogram Tekniği

Bu Yazıyı Tahmini Okuma Süresi: 3 Dakikadır.

Her birey, ilk öğrenmelerini edindiği ve yaşamında belirleyiciliği olan bir aileye sahip olarak dünyaya gelmektedir.

Hellinger (2010), anne-babaların ilk ve en önemli verici, çocukların ise alıcı olduğunu ve anne-babaların da çocuklarından bir şeyler aldığını belirtmektedir. Ancak bu durumun eşitsizliği ortadan kaldırmadığını sadece biraz yumuşattığını belirterek anne-babaların da bir zamanlar çocuk olduğu için buradaki dengenin, kişilerin aldıklarını bir sonraki nesle aktarmalarıyla kurulduğunu savunmaktadır. Böylelikle sonraki nesil de zamanı geldiğinde benzer davranış örüntüleri sergileyecektir.

Miller (2017), kitabında annesinin davranışını kendi evliliğinde yansıtan Paula’nın hayatıyla ilgili bir örnek vermektedir: “Paula, annesinin babasına son derece bağımlı olduğu ataerkil yapıdaki ailesinden kopmak istiyordu.  Kendisine tümü ile boyun eğen bir erkekle evlendi ve görünüşte her açıdan annesinden farklı davrandı. Kocası başka erkeklerle kendi evlerinde ilişkiye girmesine bile katlandı; kıskançlık, sadakat, sevecenlik gibi duyguları kendisine yasaklayarak duygusal bağlar kurmamak koşuluyla birçok erkekle birlikte olmaya ve kendini bu yoldan bir erkek gibi özerk hissetmeye çalışıyordu. Ancak çağdaş ve bağımsız olma ihtiyacı o kadar aşırıya vardı ki, birlikte olduğu erkekler kendisini aşağılamak istedikleri zaman -bu şekilde çağdaş bir kadın olacağını sanarak- tüm isyan ve öfke duygularını bastırıp karşı koymamayı yeğledi… Böyle davranmakla aslında bir gün bilincinde olmadan çocukken gösterdiği itaati yetişkinliğine taşımış ve annesinin erkeğe boyun eğen tavrını kendi de üstlenmiş oluyordu. Ağır depresyonlar geçirdiği ve alkole de bağımlı olduğu için terapiye başvurdu, bilinçdışındaki olguları ortaya çıkaran bir terapi sonucunda annesinin bağımlılığının kendisi üzerindeki etkilerini yaşayıp anlayabildi. İç hesaplaşmalarda annesi ile birçok kez yüzleşmesi, zamanla annesinin tavrını bilmeden ve içinden gelen baskıların zoruyla ilişkilerine taşımaktan kurtulmasını ve sonunda sevgisini hak eden insanları sevebilmesini sağladı.”

Bu örnekten de yola çıkarak bireyin ailesindeki kişilerin birbirlerine yönelik davranışını, tavrını farkında olmadan kendi ilişkilerine de aktardığı anlaşılmaktadır. “Bowen’ın savına göre; bireyler kendilerine bir önceki kuşaktan geçen tutum ve davranış kalıplarını inceleyip düzenlemedikleri sürece, bu kalıpları yeni kurdukları ailelerinde de tekrar etme eğiliminde olacaklardır” (Özburun, 2018). Buna bağlı olarak Bowen; aile sistemi içindeki rollerin, ilişkilerin, davranış örüntülerinin analizini yapmak için bireylerin en az üç kuşak aile bilgilerini kullandığı “genogram” terimini psikoloji alanına kazandırmıştır.

Bowen Aile Sistemi Kuramı’nda geçmiş bağlantıların haritasını çıkarmak amacıyla kullanılan tekniğin adı “genogram”dır. Terapi sürecinde genogram oluşturabilmek için toplanan bilgiler, terapistin ilişkiler ve sorunlar hakkında hipotezler oluşturması ve daha sonra da bunları düzeltmesi için fırsat oluşturur. Sorunlu davranışın altında yatan aile örüntüleri tanımlandığında, daha ileri düzey terapötik müdahalelere gerek kalmadan davranış değişiklikleri gerçekleşebilmektedir (Karakuş ve Erkan, 2019).

Genogram tekniğinin kullanıldığı epidemiyolojik bir çalışmada; kliniğe hastalık nedeniyle başvuran kişinin aile hikayesinden yola çıkılarak soy ağacının çıkarılması sonucunda alkol bağımlılığı bulunması, akrabalarda alkol bağımlılığı bulunması ile ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde hem sosyal anksiyete bozukluğu hem de panik bozukluk için ailesel risk saptanmıştır. Daha ileri analizde panik bozukluğunun alkol bağımlılığı geliştirme için bazı genetik riski paylaştığı gösterilmiştir (Evren, 2010).

Bu çalışmada, genetik özelliklerle gelen ve aile hikayesinin analiziyle çözümlenen ruhsal hastalığın bir örneği görülmektedir. Ön görülen risk durumları için erkenden yapılan çalışmalar, daha ileri düzey müdahalelere gerek kalmadığını göstermektedir. Köken ailenin bireyin yaşam akışında ciddi oranda etkisi olduğu görülmektedir; yaşam dönemlerinin geçişi, gelişim görevlerinin sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi, ruhsal hastalıkların ve iletişim problemlerinin çözümlenmesi gibi konularda kuşaklar arası sağlıksız bir aktarımın olup olmadığını çözümleyebilmek adına genogram tekniği önem kazanmaktadır.

Kaynakça

Evren, C. (2010). Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Alkol Kullanım Bozuklukları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2(4), 473-515.

Hellinger, B. (2010). Sevgiyle Yükselmek. (İ. D. Erguvan, Çev.) İstanbul: Kaknüs Yayınları.

Karakuş, S. ve Erkan, Z. (2019). Genogram Kullanımına Yönelik Çalışmaların İncelenmesi. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 3(15), 815-830.

Miller, A. (2017). Yetenekli Çocuğun Dramı. (E. Avşar, Çev.) İstanbul: Profil Kitap Yayıncılık.

Özburun, N. (2018). Genel Sistem Teorisinden Etkilenen Aile Terapisi Modellerinin Karşılaştırılması. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 1(2), 172-188.

Görsel Kaynakça

http://adagelisim.blogspot.com/2014/09/aile-dizimi-kokeni.html adresinden alındı.

https://tuba-aydin.com/genogram-nedir/ adresinden alındı.

Özge ÇANKAYA

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Aday Psikolojik Danışman

Bugüne Kadar Toplam 795 Görüntülenme, (Bugün) 1 Görüntülenme